yatak odası sallanıyordu. uykulu gözlerle lambaya baktım. lamba da sallanıyordu. saate baktım 4 civarıydı. eşim de kaktı sarıldı bana. bir dakika kadar sürdü bu sallanma. beşinci kattaydık.
yozgat’ta deprem mi oluyordu! allah allah dedim. olamaz herhalde. haberlere baktım ve o an kanım dondu. maraş yerle bir olmuş olmalıydı. haber alınamıyor yazıyordu. allahım, nasıl bir deprem ki yüzlerce kilometre öteden yozgat da sallamıştı. bir gün sonra kızım ve annem uçakla deprem bölgesine gidecekti. ankara’da idiler. hemen aradım. kızım korkmuştu. annesi elazığdaydı(ilk eşim). sakin olmasını söyledim. sonra elazığ’daki eski eşim aradı beni. hıçkırarak ağlıyor. hakkını helal et diyor. kızım sana emanet diyor başka birmşey demiyordu. o an aradaki tüm kırgınlıklar kaybolmuştu neticede ortada bir can vardı. helal olsun dedim hakkım. iyi olacaksın merak etme deprem konutlarındasın dedim. am öyle bir sallamış ki ev yerinden oynadı yıkıldı sanmış.
o gece eşime maraş’a gitmem gerektiğini buna mecbur olduğumu insani bir sorumluluk olduğunu söyledim. lakin kendisi de hamileydi beni bırakma dedi. haklıydı da. ağladık o gece. deprem bölgesine gideceklere. battaniye elbise elektrikli ısıtıcı powerbank yiyecek vs hazırladık. anayoldan onlarca tır geçiyordu o sabah. bir kez daha ağladım. derken mesai saatinde bir daha sallandık. allahım o neydi öyle?! haberleri açmamla bir kez daha yıkıldım . artık birşeyler yapmalıydım. ama yapamadım. dua ettim. maddi manevi dualarımız oldu . inşallah yerlerine ulaşmıştır.
ekleme: benimle aynı hissi paylaşanlara çok teşekkür ediyorum. :(
devamını gör...