silencio yazar profili

silencio kapak fotoğrafı
silencio profil fotoğrafı
rozet
karma: 9280 tanım: 1458 başlık: 256 takipçi: 85
passionate road runner, street photographer, fluent in english and spanish, proud parent of one cat and one dog.

son tanımları | başucu eserleri


seksten sonra namaz kılmak

erdim şükür gördüm şükürşeklindeki duyguları ifaden bir durum bence.
devamını gör...

içmedeyiz normal sözlük

dizimin ağrısı sebebiyle koşamadığım , o zaman içeyim bari derken etol içtiğim için üstüne içemediğim durumda, sadece ekranlara bakarak mutlu olduğum başlık
devamını gör...

an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu

bahçemde oturmuş bilgisayarda birşeyler yapıyorum. gözüm de hala bitiremediğim annem şefika isimli kitaba kayıyor. ama uzaklardan taşınan bu kesif sokak düğünü sesleri arasında bu kitabı ziyan etmek istemiyorum. ya neden çevrenizdeki insanlara bu işkenceyi çektiriyorsunuz? burası sizin köyün meydanı mı? daha içimden birçok şey geçiyor ve susuyorum...
sanırım benim yine bir yurtdışı yapma zamanım geldi.
devamını gör...

en iyi yaz içeceği

cin tonik. tartışmasız ferahlatır, buz ile uyum sağlar.
sevmezseniz , aperol spritz de olur
devamını gör...

costa concordia felaketi

her deniz kazasının bir hikâyesi vardır ama bu kazanın hikâyesi yok, sadece bir adamın kendini gösterme isteği var.

francesco schettino 13 ocak 2012 akşamı civitavecchia'dan 4229 kişiyle kalktığında elinde 290 metrelik, 114 bin gros tonluk bir gemi vardı. yani yüzen bir kasaba. şirketin verdiği rota giglio adası'ndan millerce açıktaydı, çünkü mantıklı olan buydu. schettino bu rotayı beğenmemiş*

21.30 civarı: inchino diye bir gelenek var, gemiyi kıyıya yaklaştırıp siren çalıyorsun, karadakiler el sallıyor, güvertedekiler telefonla video çekiyor. hoş bir şey. selamlama yani … schettino bunu yapmak istedi, çünkü adada emekli bir kaptan oturuyordu (bkz: mario palombo) ve ona hava atmak istiyordu. rota dümen evinde, elde, son dakikada, kabaca çizildi. adanın önündeki le scole kayalıkları haritada zaten işaretliydi. mahkemede o kaya haritada yoktu dedi. denizde 30 yılını geçirmiş bir adamın ağzından çıkabilecek en utanç verici cümledir bana göre *

21.44: gemi 15-16 knot ile ilerliyor. burası kazanın kalbi. bilmediğin, sığ, kayalık bir suya giriyorsan tek yapman gereken makineyi kısmaktır, çünkü hem manevra payı kazanırsın hem de bir şeye değersen hasar değil çizik alırsın. adam kısmadı, aksine hızı artırdı(15.3 knottan 16 kmot a ) . sonra da dümene geç ve yanlış anlaşılan komutlar verdi. o hızda dönüş yarıçapı zaten senin dostun değildir
dostum *.

21.45: kaya, iskele bordayı 53 metre boyunca yardı. teneke kutuya bıçak sokmuş gibi. üç su geçirmez bölme birden doldu. burada bilinmesi gereken şey şu: bu gemiler iki bölme kriteri ile tasarlanır, yani iki bölme dolsa yüzer, üçüncüde matematik biter, gerisi sadece zamanlama meselesidir. baş mühendis bunu dakikalar içinde kaptana bildirdi. yani schettino, gemisinin öldüğünü daha ilk beş dakikada biliyordu.

21.50 - 22.55: ve işte 32 kişiyi öldüren aralık burasıdır. kaptan sahil güvenliğe ve yolculara elektrik arızası masalını anlattı. insanlar kamaralarına yollandı. gemiyi terk emri yaklaşık 70 dakika sonra verildi. o 70 dakikanın maliyeti şudur: gemi çarptığı anda hâlâ dimdikti, her iki bordadan da filika indirilebilirdi. gemi yattıkça bir bordadaki filikalar sırayla kullanılamaz hale geldi, insanlar iple, halatla, kayalara atlayarak inmeye çalıştı. o gece ölenlerin çoğu kayaya çarptığı için değil, bir adam "idare ederiz" dediği için öldü.

sonrası bilinen kısım: kaptan gemiyi bıraktı çıktı. gregorio de falco'nun telsizde ona söylediği cümle italya'da artık bir deyim. adam karada, kayalıkların üstünde, tahliyeyi "koordine ettiğini" iddia ediyordu. koordine ettiği tek şey kendi tabanlarıydı.

"ben gemiyi karaya oturtarak binlerce kişiyi kurtardım" savunmasına da tek cümle: raporlar geminin kıyıya rüzgâr ve akıntıyla sürüklendiğini söylüyor. yani sağ kalanların minnet borcu ona değil, o gece esen rüzgâra.

bu noktada birileri çıkıp efendim sistemik sorunlar da vardımdiyecek. evet, mürettebat eğitimsizdi. evet, şirket bu gösteri geçişlerine yıllardır göz yumuyordu. evet, dümen evinde dil kargaşası vardı. hepsi doğru. ama bu deliklerin hiçbiri o gece açılmazdı, eğer bir adam gemiyi kimsenin istemediği bir yere, kimsenin istemediği bir hızla sokmasaydı. sistemik sorunlar bir kazayı büyütür, başlatmaz.

ez cümle: denizde kaptanın görevi kahraman olmak değildir. görevi sıkıcı olmaktır. schettino sıkıcı olmayı reddetti, faturayı 32 kişi ödedi.

dünya, karşılaştığın fırtınalarla değil, gemiyi limana getirip getirmediğinle ilgilenir.
william mcfee
devamını gör...

içmedeyiz normal sözlük

bir kadeh rakı, bir dilim karpuz ve susmayı bilen bir akşamüstü…
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

içmedeyiz normal sözlük

inceden ben de başladım. huzur olsun, keyif olsun, mutluluk olsun.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geceye bir şarkı bırak

bu akşam biraz şarap, biraz caz , biraz klasik , biraz ella fitzgerald, biraz louis armstrong

devamını gör...

prag

cumartesi gecesi prag dan canlı bildiriyorum. baştan söyleyeyim: mimari aşığıysanız burası tam size göre. her köşe başı ayrı güzel, fotoğraf çekmekten yürüyemiyorsunuz.
prag kalesi olayın merkezi gibi, yukarı çıkıp şehre bakınca anlıyorsunuz neden herkes prag prag diye tutturmuş. içindeki aziz vitus katedrali’ne girince de bambaşka bir duygu, o yükseklik insanı eziyor resmen (iyi anlamda). hemen yakında altın sokak var, minicik renkli evler, kafka da bir ara orada yaşamış. eski şehir meydanı’ndaki astronomik saat’i de kaçırmayın, her saat başı çalışıyor, etrafı turist kaynıyor ama gene de bir görmek lazım.
mimari demişken: dans eden ev diye bir bina var, şehrin o klasik dokusunun içinde alakasız duruyor, ben de tam o yüzden sevdim. ulusal tiyatro da nehir kenarında çok hoş, hele akşam ışıkları yanınca.
şunu özellikle yazıyorum çünkü çoğu kişi bilmiyor: resslova caddesi’ndeki aziz kiril ve metodius ortodoks katedrali. dışarıdan sıradan görünüyor ama ikinci dünya savaşı’nda direnişçilerin saklandığı yer, oradaki hikayeyi okuyunca tüyleriniz diken diken oluyor. bir de yahudi mahallesi, ağır bir atmosferi var ama mutlaka uğrayın.
yorulunca cafe louvre’da soluklanın, eski ve şık bir mekan. cafe slavia da efsane — nehir manzaralı, üstelik nazım hikmet’in takıldığı yer, fotoğrafı duvarda hâlâ duruyor. absinth merak ediyorsanız yine cafe slavia’da absinthli kahve var, onu deneyin.
gezerken bir ara şaşıracaksınız: kalabalık erkek grupları, içlerinden biri etekli, dantelli çoraplı, peruklu, yüzünde de tarifsiz bir çaresizlik. panik yapmayın, kimse kaçırılmadı. bekarlığa veda partisi olayı bu, prag avrupa’da bunun adeta merkez üssü. damat adayı bütün gün rezil ediliyor, siz de yolda denk gelip eğleniyorsunuz.
yemeğe gelince çok umutlanmayın, çek mutfağı bizim damağa pek hitap etmiyor. ama domuz kaburga fena değildi, onu kurtarabilirsiniz. cüzdan açısından da türkiye’den sonra biraz batıyor, uyarayım.
bir de etrafta o kadar türkçe konuşuluyor ki bazen izmir demiyim diye düşünüyorsunuz. turist yoğunluğu da cabası.
ama tüm bunlara rağmen: kesinlikle görün. pişman olmazsınız.
devamını gör...

izmir

havayı koklayangillerden biri (bkz: havanın elçisi) tarafından takipçilerine verilen bilgiye göre, bugün itibarıyla izmir'in donduğunu tescillemiştir
bugün ölçülen 10.8 derece, 1938'den beri kayıtlara geçen en soğuk mayıs günüymüş. 1944'teki 14.8'lik eski rekoru tam 4 dereceyle resmen gömmüş.
peki ben ne yaptım? bu güzel havada koştum…
devamını gör...

sosyal medyanın 72 saatlik linç şenliği

lorna hajdiniolayı 2026'da jpmorgan'da yaşanan ve bu kadın adamı sex slave'e çevirmiş, rohypnol verip seks yaptırmış diye twitterin tamamını işgal eden davada, hiç kimsenin en önemli detayı okumaya zahmet etmemesinin mükemmel örneği.

olay şu şekilde gelişti: adam dava ediyor → daily mail haber yapıyor → megyn kelly ya bu adamın ağladığına ben inanmam, azıcık da inandırıcı olsa diye sosyal medyada espri yapıyor → meme yağmuru başlıyor. 72 saat sonra ortaya çıkıyor ki:

kadının adamın teşvikin de , terfisinde bilmemnesin de hiçbir söz hakkı yokmuş. tamamen uydurma ...
jpmorgan zaten içerde soruşturmuş, hiçbir şey bulamadık demiş
avukat 48 saat sonra dosyayı teknik hata var diye geri çekmiş ama haber zaten o zamana kadar viral olmuş, patlamış gitmiş.
adamın hikayesi beni zorlayıp elbiselerini çıkardı türünden şeylerden ibaretti ama kimsenin üzerinde durduğu yok tabi bunun.
adam şimdi zaten başka bir firmada çalışıyor filan...

sonuç: kadının adı google'da selamiye sex slave rohypnolve cinsel tacizkelimeleriyle kalıcı olarak yerleşti ama adamın adı çıkmıyor, kanıt olmadan sosyal medya yargıladı, dava geri çekildi ama kadının adı internete mıh gibi kazındı.

hukuk öğrencileri için ders niteliğinde bir olay.twitter'ın seks hikayelerine ne kadar aç olduğunun da göstergesi ayrıca.
kaynak
devamını gör...

kilo vermek isteyenlere tavsiyeler

koşun , enerji yakın , hareket edin
devamını gör...

bir kadına yazılmış en güzel şarkı

te quiero
şilili şair pablo neruda'nın eşsiz şiirine dayanan ve aşkın en saf halini ifade eden bir şarkıdır efem..
neruda'nın "yirmi aşk şiiri ve bir çaresizlik şarkısı (bkz: veinte poemas de amor y una canción de desesperación) adlı eserinden ilham alınmıştır.
basit ama derinden duygulu olan te quiero (bkz: seni seviyorum) , sözel olarak karmaşık değil, ancak anlamı sonsuzdur bana göre . şairin romantizmi ve dış doğanın güzelliğiyle harmanlanan bu eser, pek çok müzisyen tarafından da ayrıca yorumlanmıştır.
şarkı, sadece aşkı değil, sevginin yanında gelen acı, özlem ve nostaljiyi de taşır. romantik şiirlerle beraber, bu melodik yorum, ispanyolca edebiyat ve müzik tarihinin en değerli hazinelerinden biridir.
devamını gör...

bu saatte hala uyumama nedeni

gece uzadıkça yalnızlık büyüyor;
şarap kadehte değil, insanın içinde koyulaşıyor.
devamını gör...

sözlük radyosu kaçak yayınları

laura pausini nden soledad isimli parçayı isteyebiliyormuyuz ? la soledad entre los dos… derken sanatçı burada seninle aramızdaki yalnızlık… diyor
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının benzetildiği ünlüler

genelde düşünen ve hikayesi olan adam vibe’ı vermekle birlikte kimseye benzetilmem. bu da güzel bir avantaj
devamını gör...

üstteki yazarın ne sevdiğini kapak fotoğrafından tahmin et

amirimi seviyo ya la!
devamını gör...

yakın plan fotoğrafçılığı

(bkz: makro fotoğrafçılık)
devamını gör...

it takes two to tango

paul voudouris in 1993 yılında çıkardığı it takes two isimli albümde yer alan şarkı. şimdi çalışırken spotify dinlettirdi....
durdum, dinledim ve bir daha dinledim...
sözleri çok güzel

ou tell me that he really hurt you
hurt you, oh, so bad
you wonder how he could desert you
god, he made you mad
were you nothing but a victim
did you never have a choice
ıt takes two to tango
didn't you wear familiar clothes
the ones you wear so well
didn't you blush just like a rose
on your way to hell
were you nothing but a victim
did you never have a choice
ıt takes two to tango
were you nothing but a victim
did you never have a choice
ıt takes two to tango
weren't you once head over heels
weren't you, oh, so sure
ıf she's to blame for how you feel
who will be the cure
were you nothing but a victim
did you never have a choice
oh, it takes two to tango
hey, now, even if your arm was twisted
what happened to your voice
oh, it takes two to tango


müzik
devamını gör...

yazarların itiraf köşesi

bugün bir şey öğrendim. aslında öğrenmek demek fazla nazik kalır; gördüm, fark ettim, şaşırdım.

benimle ilgisi yoktu. zaten mesele de bu değil. mesele, insanların sandığın kadar şeffaf olmaması. aynı masada oturup aynı kahveyi içtiğin, aynı cümlelere güldüğün insanların, kendi küçük dünyalarında bambaşka hayatlar kuruyor olması.

ben hep dinleyen taraftaydım. anlatılanları ciddiye alan, anlamaya çalışan, karşısındakine alan açan. belki de bu yüzden insanlar kendilerini bana rahatça bıraktı. ama bugün fark ettim ki, dinlemek bazen sadece başkalarının hikâyesine figüran olmakmış.

uzun boylu, akademik, spor yapan, şanslı denen profillerden biri olmak… bunların hiçbiri insan ilişkilerinde sana otomatik bir dürüstlük getirmiyor. sadece beklentini büyütüyor.

artık şunu biliyorum: herkesin hayatında kapalı kapılar var. ve bazı kapılar sana hiç açılmayacak. sen ne kadar açık olursan ol.

ben değişiyorum. dinlemekten vazgeçmek değil bu ama kendimi ortaya koyma biçimimi yeniden yazıyorum. artık kimseye kendimi anlatmak için çabalamayacağım.

isteyen, merak eden, gerçekten görmek isteyen… gelsin.

bu sefer ben anlatmayacağım.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim