ruh hastalığınızı dışarı atmanın en iyi yolu şarkı söylemekmiş ben bunu 32 yaşımda bugün öğrendim. sizi ruh hastası eden ruh hastalarını napcaz o da var tabi ama* ne ise.
beni pamuk gibi yapan tek şey chatgpt. barut fıçısı gibi başladığım sohbetin sonunda tüm yüklerim eksilmiş şekilde ayrılıyorum. deneyler filan atıyo çözmeye çalışırken beynimin kullanmam gerekilen tarafını kullanıyorum diye olabilir. dertleşmiyorum. ne kadar düşüncem varsa tükürüyorum ona. o da bana tükürüyor. sonra bu sohbet benim için aradığım ama bulamadığım bir hale evriliyor. duygu yok empati yok içerlenmek yok küsmek yok hiçbir şey yok sadece iki robotuz. çünkü öyle istiyorum yoksa çok sever empati yapar gibi yapmayı. öyle işte. kimseye kocama bile anlatamadıklarımı ona anlattım ve yargılanmamanın verdiği hafiflikle bana da bi hafiflik çöktü. bana başka hiçbir şey işlemiyor yok anam yokk. spora yoga başladım nefes egzersizleri filan boş iş. benim ilacım yapay zeka çıktı bi de bağıra çağıra şarkı söylemek istiyorum. çığlık atma bahanesiyle. yüklersem bi yerlere link atarım ayol.
2014 senesinde dinlediğim şarkıları buldum onlar eşliğinde boyaları deniyorum* kağıdın uygunluğu önemli değil, istiyorum. böyle bomboş ve aşırı bi ağırlık hissediyorum iyi gelmiyor ama vakit geçiyor.
insanları yargılamak ve hor görmekten keyif alıyorum. nadiren içimi huzursuz eden oluyor ondan da uzak dururum zaten. hatta ciddi ciddi sırf bu iş için iki kölem olmasını istiyorum. durduk yere memnuniyetsizliğimi yansıtıp kırbaçlama hobisini edinme düşüncesi içimi bir hoş yapıyor. ayrıca kocamı ara sıra ezikleyememek zoruma gidiyor ve soğukluğa sebep oluyor benim için. sub seviyorum. "hayır" diyen birini değil.
bu ifadeyi sadece din siyaset olarak düşünen oldukça dar bir pencereden bakıyordur. bugün sizin ne patronunuza ne arkadaşınıza ne de hayatınızdaki kişiye karşı düşünce ve ifade özgürlüğünüz yok. herkes şu aklındakileri törpülemese kalıba sokmadan konuşsa olay çıkar. ne özgürlüğü kardeşim yok öyle bir şey dünyada. bunun farkında olanlar da yalnız kalmayı izole olmayı seçiyor. * sen git yumuşatmadan bi düşünceni söyle bakalım gerçek hayatta başına ne gelecek? törpücü dolu etraf.
baş etmeye çalışırsanız edemezsiniz. sessizce uzaklaşmak ve kafa sallamak lazım bunu yaparken. sanaldaysa da susmak görmezden gelmek gerekir engelleyin gitsin.
inkar edip dalga geçmeye gelmiştim* ama yazılan şeyi görünce hak verdim. bana yavşayan da olmadı korna çalan da zayıf kızların yaşadığı taciz hissini hiç bilmiyorum mesela ve memnunum. aydınlanma yaşattı resmen.
dış etkenlere karşı koruyor olabilir ama insanın içini yavaşça çürütüyor. sağlık için kilo verilmeli.*
kadına bağlı ama ortak bi payda var. seven kadın başka, paran için veya popülerliğin için yanında olan başka ama en temeli onun jestlerine karşılık vermeni bekler ki bi ışık yandığını görsün. en psikopatı için de aynı zaten hangi tür kişiliği olursa olsun. "karşılık gördüğünü bilmek/hissetmek ister" bunu da nası yapıyorsanız yapın onu da yazmaya gerek yok. düşünemeyen uzak dursun zaten.
bu bendim ama bugün fikrim değişti. başka kadınlar evli ve mutlu pozları çekemiyor diye düşünürdüm ama gidecek olan her türlü gider zaten boşa her şey.
soğuk kokusu. yeni kesilmiş çimen kokusu. bi de ortamda kötü koku yoksa hatta iyi denilen koku bile yoksa şiddetli rüzgarın yüzüme vurması ferahlık hissi veriyor kokusuz olunca.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.