tool yazar profili

tool kapak fotoğrafı
tool profil fotoğrafı
rozet
tool (editör)
karma: 43029 tanım: 1390 başlık: 168 takipçi: 62
hey there i am using whatsapp

son tanımları | başucu eserleri


müzikte aralıklar

en basit tabirle iki ses arasındaki mesafedir. uzunluğun ölçüsü santimetre olduğu gibi, müzikte de iki nota arasındaki mesafe de aralıklarla ölçülür.

ingilizcede büyük aralıklar major (büyük m), küçük aralıklar minor (küçük m), eksik aralıklar diminished (d) artık aralıklar augmented (a) tam aralıklar ise perfect (p) olarak isimlendirilir. aşağıda aralıklarla ilgili başlıklarda cümle sonlarına aralıkların ingilizcelerini de ekleyeceğim.

piyano klavyesi üzerinde düşünülecek olursa, siyahlar dahil yan yana duran her tuşun arası yarım sestir. iki yarım sesin birleşmesiyle bir tam ses elde edilir.

birli aralık: iki aynı notanın aynı anda ya da peş peşe çalınmasıdır. yani fa-fa aralığı birli aralıktır. buna unison denir. aralık olup olmadığı kimi zaman tartışma konusudur fakat bir aralığın sıfır olması, matematiksel olarak bir büyüklük ifade ettiği gibi, müzikte de iki sesin birbirine göre konumunu belirlediği için bir aralık olarak kabul edilmesi gerekir.

ikili aralıklar: küçük, büyük, artık ve eksik olarak dört gruba ayrılırlar.

küçük ikili: yarım sestir. iki notanın birbirine en yakın halidir. do-reb, do#-re ve mi-fa gibi aralıklar küçük ikili aralıktır. gergin ve huzursuz bir hissiyatı vardır. minor second (m2)
büyük ikili: bir tam sestir. iki yarım sesin toplamıdır. do-re, fa#-sol# gibi aralıklar büyük ikili aralıktır. doğal ve akıcı bir hissiyatı vardır. major second (m2)
eksik ikili: adları farklı fakat yükseklikleri aynı olan aralıktır. yani işitsel olarak iki ses aynı duyulur fakat adları farklıdır. birli aralıktaki re-re veya fa-fa aralığı gibi duyulur fakat farklı olarak nota adlarının aynı olmaması gereklidir. do#-reb, mi-fab gibi enarmonik seslerin oluşturduğu aralıklardır. diminished second (d2)
artık ikili: 1,5 sestir. artık demek, aralığı olması gerekenden bir yarım ses daha açmak demektir. yani büyük ikiliye bir yarım ses daha ekleyerek artık ikiliyi elde ederiz. do - re# veya lab - si gibi aralıklardır. augmented second (a2)

üçlü aralıklar: yine ikili aralıklar gibi küçük, büyük, artık ve eksik olarak dört gruba ayrılırlar.

küçük üçlü: 1,5 sestir. do-mib veya la-do aralıkları küçük üçlüdür. minör şarkıların o hüzünlü hissiyatını veren aralıktır. minor third (m3)
büyük üçlü: 2 tam ses aralığındadır. do-mi, re-fa# aralıkları gibi. neşeli ve parlak birr hissiyatı olan majör akorun kalbidir. major third (m3)
artık üçlü: artığın ne demek olduğunu artık ikilide anlatmıştım. büyük üçlü aralığı yarım ses daha açarsak, artık üçlü elde edilir. yani 2,5 ses aralığındadır. do - mi# veya lab - do# gibi aralıklardır. augmented third (a3)
eksik üçlü: küçük üçlüyü yarım ses daha daraltırsak eksik üçlü aralığı elde ederiz. yani 1 tam sestir. diminished third (d3)

dörtlü aralıklar: tam, artık ve eksik olarak üç gruba ayrılırlar.

tam dörtlü: 2,5 ses aralığındadır. do-fa, sol-do aralıkları gibi. istiklal marşının girişindeki kork-ma sesleri tam dörtlü aralıktır. vakur bir hissiyatı vardır. bir boşluk hissi verir fakat güvenlidir. perfect fourth (p4)
artık dörtlü: 3 tam ses aralığındadır. do-fa#, fa-si, sib-mi aralıkları gibi. tekinsiz bir hissiyatı vardır. korku fili müziklerinde ve metal müzikte sıklıkla kullanılır. augmented fourth (a4)
eksik dörtlü: 2 tam sesdir. tam dörtlü aralığı yarım ses daha daralttığımızda eksik dörtlü elde ederiz. do - fab veya do# - fa gibi. diminished fourth (d4)

beşli aralıklar: tam, artık ve eksik olarak üç gruba ayrılırlar.

tam beşli: 3,5 ses aralığındadır. do-sol, re-la, mi-si gibi aralıklardır. kulağa oldukça güçlü ve uyumlu gelir. metal ve rock müziğin temel yapı taşıdır. power chord olarak bilinir. perfect fifth (p5)
artık beşli: tam beşliyi yarım ses daha açarsak, yani 4 tam ses haline getirirsek, artık beşliyi elde ederiz. do - sol# veya lab - mi gibi. augmented fifth (a5)
eksik beşli: tam beşliyi yarım ses daraltırsak, yani 3 tam ses yaparsak, eksik beşliyi elde ederiz. si - fa veya do - sol gibi. diminished fifth (d5)

altılı aralıklar: küçük, büyük, artık ve eksik olarak dört gruba ayrılırlar.

küçük altılı: 4 tam sestir. la-fa, mi-do gibi. içli ve dramatik bir hissiyatı vardır. minor sixth (m6)
büyük altılı: 4,5 sestir.do – la ve sol-mi gibi aralıklardır. nostaljik, umut dolu ve zarif bir hissiyatı vardır. major sixth (m6)
artık altılı: büyük altılıyı yarım ses daha açarsak, yani 5 tam ses yaparsak, artık altılı elde edilir. do - la# veya lab - fa# gibi. augmented sixth (a6)
eksik altılı: küçük altılıyı yarım ses daha daralttığımızda, yani 3,5 ses aralığına getirdiğimizde, do# - lab veya mi - dob gibi eksik altılı aralıklar elde ederiz. diminished sixth (d6)

yedili aralıklar: küçük, büyük ve eksik olmak üzere 3 gruba ayrılırlar.

küçük yedili: 5 tam sestir. do-sib, re – do aralıkları gibi. blues tınısının ana kahramanıdır. minor seventh (m7)
büyük yedili: 5,5 ses aralığındadır. do-si, fa-mi aralıkları gibi. iki ses birbirine çok uzaktır ancak üstteki nota, bir yarım ses daha çıkıp oktava varmaya çalışır. bu da özlem dolu bir gerginlik hissiyatı verir. major seventh (m7)
eksik yedili: 4,5 ses aralığındadır. si - lab veya sol# – fa örnekleri verilebilir. diminished seventh (d7) (müzikte genelde "diminished seventh" denince akla gelen çift eksilmiş yedilidir, ancak teorik olarak bu şekilde adlandırılır.)


oktav: 6 tam sestir. bir sesin kendisiyle aynı adı taşıyan ama daha tiz veya daha pes olan versiyonuyla arasındaki mesafedir. do-do, si-si, la-la aralıkları gibi. tamamlanmışlık hissiyatı verir.

pratikte çok kullanılmayan aralıklara da, adlarına rastlanıldığında anlaşılır olması adına yer verdim. şu konu kafa karıştırabilir, artık ikili de, küçük üçlü de 1,5 sestir. ya da büyük üçlü de, eksik dörtlü de iki tam sestir. aralarındaki fark nedir diye düşünülebilir. evet, duyum olarak ikisi de birbirinin aynısıdır yani enarmoniktir, fakat notanın kağıt üzerindeki isimi (derecesi) farklıdır.

örnek: artık ikili fa - sol# iken, küçük üçlü fa – lab dür. her ikisi de 1,5 ses aralığındadır. fakat işitirken sol diyez ve la bemol aynı duyulsa da, kağıt üzerindeki isimleri farklıdır.
devamını gör...

kötü espriler

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

yaratıcı mekan isimleri

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük yazarlarının sabah ayılmak için yaptıkları şeyler

1) yataktan kalkan bedenimin, ruhumu da söküp kaldırabilmesi için o sabahki ihtiyaca göre exodus, pantera, texas hippie coalition veya lamb of god gibi enerjisi yüksek gruplardan birini çalma listesine eklemek.

2) büyük bir bardak su içip salondaki koltuğa uzanarak bir süre müzik eşliğinde dinlenmek. *

3) yeterli gücü topladığımda, v60 ile kahve demlemek.

4) salondaki koltukta yarı yatar vaziyette, bir süre kahve içerek dinlenmek. *

5) salondaki koltukta bir süre dik oturmak.

6) salondaki koltuktan kalkmak ve hayali kılıcımı havaya kaldırarak gölgelerin gücü adına güç bende artık diye kükremek.
devamını gör...

ıhlamur gövdeli gitarlar

ıhlamur ağacı, ılıman iklimlerde yetişen, hoş kokulu çiçekleriyle bilinen bir ağaç türüdür. tilia familyasından, 20-40 metreye kadar uzayabilen bir ağaçtır. hafif, yumuşak, homojen dokulu ve kolay işlenebilir bir yapısı vardır. mobilya, müzik aletleri, kalem, kibrit gibi birçok şeyin yapımında kullanılır. ingilizce ismi basswood'tur.

gitar yapımında özellikle gövde malzemesi olarak yaygın şekilde kullanılan bir ağaç türüdür. hafifliği, homojen lif yapısı ve kolay işlenebilir olması nedeniyle hem üreticiler hem de luthierler tarafından tercih edilir. düşük yoğunluklu ve yumuşak bir sert ağaç türüdür. bu sayede gitar gövdeleri genellikle daha hafif olur, bu da uzun süreli çalımda müzisyene konfor sağlar. aynı zamanda lif yapısının düzgün ve gözeneksiz olması, ağacın titreşimleri dengeli bir şekilde iletmesine olanak tanır. bu durum, özellikle elektrik gitarlarda manyetiklerin algıladığı titreşim karakterini doğrudan etkiler.

ton açısından değerlendirildiğinde, ıhlamur ağacı genellikle dengeli bir frekans tepkisi sunar. bas frekanslar çok baskın değildir, tizler, aşırı parlak değildir, orta frekanslar ise belirgin ve kontrollüdür. bu nedenle ıhlamur gövdeli gitarlar, farklı müzik türlerine uyum sağlayabilen gitarlardır.

ibanez, ıhlamur ağacını sık kullanan markaların başında gelir. ibanez’in rg ve s serisi gibi modellerinde basswood gövdeler sıkça tercih edilir. bunun nedeni, hızlı çalım odaklı gitaristlere hitap eden bu serilerde hafiflik ve dengeli tonun büyük önem taşımasıdır. nadir de olsa fender bazı stratocaster modellerinde (özellikle japon üretimlerde) ve music man (özellikle ernie ball serilerinde) ıhlamur gövde kullanmıştır.

ıhlamur ağacının sağladığı kolaylıklar dışında bazı dezavantajları da vardır. örneğin yumuşak yapısı nedeniyle darbelere ve çizilmelere karşı hassaslardır. kızılağaç gövdeli gitarlar gibi karakterli ve sıcak tonlara sahip olmadığı gibi, maun gövdeli gitarlar gibi de belirgin alt ve üst frekans zenginliği de yoktur ki bunlar dezavantaj olarak düşünülmeyebilir. sustain (titreşim süresi) bazı sert ağaçlara göre daha kısa olabilir.

pop, rock, hard rock ve metal gibi birçok müzik türüne uyum sağlar. ibanez markasının ürettiği ıhlamur gövdeli modeller, steve vai, joe satriani, paul gilbert ve john petrucci gibi gitaristlerin tercihi olmuştur.

ıhlamur gövdeli bir ibanez fireman
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ıhlamur gövdeli bir ibanez jpm
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

maun gövdeli gitarlar

ingilizce mahogany olarak bilinen, tek bir ağaç türünü değil, benzer fiziksel ve görsel özelliklere sahip birkaç tropikal ağaç türünü kapsayan bir ticari isimdir. açık kırmızımsı kahverengi bir rengi vardır. orta sertlikte bir ağaçtır ve ağır kabul edilebilir. kolay işlem görür. düz lifli ve gözeneksizdir. cilayı ve verniği iyi tutar. hem mobilya hem de enstrüman yapımında üst segment bir malzeme olarak kabul edilir.

gitar yapımında en çok tercih edilen ağaçlardan biridir ve özellikle elektrik gitar gövdelerinde sağladığı tonal karakter nedeniyle öne çıkar. sıcak, dolgun ve sustain’i (ses uzaması) yüksek bir ses üretir. bu yüzden özellikle rock, blues ve caz gitaristleri tarafından sıklıkla tercih edilir. özellikle alt ve orta frekansları öne çıkarır. tizleri yumuşatır.

maun gövdeli gitar deyince ilk akla gelen marka gibson’dır. özellikle de gibson les paul modeli. genellikle maun gövde üstüne maple (akçaağaç) kaplama yapılır. bu model, jimmy page ve slash gibi rock figürleriyle özdeşleşmiştir. gibson sg model gitarlarda ise çoğunlukla tamamen maun gövde ve sap ile üretilir. gibson sg denince birçok kişinin aklına ilk başta angus young ve tony iommi gelir.

gibson’ın daha ulaşılabilir fiyatlı alt markası olan epiphone marka gitarlarda da genellikle maun gövde kullanılır ancak genellikle farklı türleri tercih edilir. kullanılan maun türü genellikle daha hafif veya daha az yoğun olabilir. işçilik ve kurutma süreçleri gibson’a göre daha farklıdır. fiyat farkını oluşturan temel sebepler de genellikle bunlar gibi daha uygun maliyetli üretim teknikleridir. yine de epiphone modelleri, maunun karakteristik sıcaklığını ve sustain’ini büyük ölçüde korur. bu yüzden başlangıç ve orta seviye gitaristler için oldukça iyi bir alternatiftir.

kızılağaç gövdeli gitarlar ile karşılaştırıldığında parlak, açık ve kristal netliğinde bir tonu olan kızılağaca göre gitara daha kalın, sıcak ve yoğun bir ton verir. akor içindeki notaları akçaağaçta daha tane tane ve net duyarsınız, maunda ise biraz daha birbirine geçmiş halde duyarsınız. midler maunda daha güçlüdür, akçaağaçta daha geri planda kalır. tizler akçaağaçta daha keskin ve netttir, maunda yumuşak duyulur. bas frekanslar ise maunda daha dolgun hissedilir, gövdeyi doldurur. akçaağaçta ise daha az hissedilir ama daha net ve kontrollüdür.

maun bir gibson les paul gövdesi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
maun bir gibson sg gövdesi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kızılağaç gövdeli gitarlar

nemli dere yataklarında yetişen, hızlı büyüyen ve 20-30 metreye kadar uzayabilen, huşgiller familyasından bir ağaç türüdür. işlenmesi kolaydır ve genellikle mobilya ve gitar gövdesi yapımında kullanılır. dünya genelindeki yaygın kullanılan ismi alder’dır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
gitar gövdesinde kullanımı oldukça yaygındır. özellikle leo fender'in kurduğu amerikan fender markası ile özdeşleşmiştir. orta ağırlıkta, ideal bir dengesi vardır. yani ne ibanez markasının sıkça kulladığı ıhlamur ağacı gibi çok hafif ne de gibson marka gitarlarda sıkça kullanılan maun ağacı gibi ağırdır. kapalı gözenekli bir yapısı vardır, cilayı ve boyayı iyi emer ve dolgu işlemine gerek kalmadan pürüzsüz bir görüntü oluşturur. ham rengi beyaza yakındır, eskidikçe ve havayla temas ettikçe sarı-kızıl bir renge döner.

karakterli bir sesi vardır. çamurlaşmaz. efektsiz tonlarda tane tane duyulur. ses birkaç efektten geçse bile ağaç son seste kendi karakterini yansıtır. frekansları dengelidir; baslar dolgun, midler belirgin, tizlerse oldukça parlak ancak kulak tırmalayıcı değildir. sustaini, yani ses uzaması oldukça tatmin edicidir. bu ağacın gövdesiyle yapılmış gitarlar genellikle blues, rock, pop ve funk müzik türlerinde kullanıma çok uygundur.

kızılağaç bir stratocaster gövdesi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
aslında biraz fender gitar gövdeleri üzerinden gidiyorum çünkü tecrübem bu yönde. zira çok uzun süre fender stratocaster kullandım. ilk gitarım kızılağaç gövdeli bir standart sratocaster idi, şimdiyse ash (dişbudak) gövdeli bir standart stratocaster’ım var.

aslında leo fender ilk zamanlarda kolay bulunabilirliiğinde ötürü ash gövdeli ağaçlar kullanmış, sonradan daha ucuz ve daha kolay işlenebilir olan alder gövdeli gitarlara dönmüştür. günümüzde de en çok kullandığı gitar gövdeleri alder ağacından yapılır. stratocaster ve telecaster modellerinin herhalde %90’ı kızılağaçtır.

kızılağaç bir telecaster gövdesi
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
hatta fender 2020 yılında üst segment (custom shop) özel üretim gitarlar dışındaki seri üretim modellerde ash gövdeli gitar üretmeyeceğini duyurmuştu. bir böcek türü amerika’daki tüm dişbudak ağaçlarına zarar vermiş ve kurumalarına sebep olmuş. bunun haricinde ayrıca yaşanan sel baskınları nedeniyle bataklık kenarlarındaki ağaçlar kullanılamaz hale gelmiş. ağırlıklı olarak kızılağaçtan devam ediyorlar.
devamını gör...

4 nisan c vitamini günü

c vitamininin önemini vurgulamak ve sağlıklı beslenme konusunda farkındalık oluşturmak amacıyla ortaya çıkmış, resmi olmayan bir farkındalık günüdür.

c vitamini deyip geçmemek lazım. küresel açıdan bakıldığında, bağışıklık sistemlerinin sürdürülebilirliği, adeta bu çilekeş vitaminin omuzlarına yüklenmiş durumdadır. ülkemiz özelinde ise, finike portakalının milli direncimize yaptığı katkı göz ardı edilemeyecek kadar büyüktür. kim bilir, belki de dünya dönüyorsa c vitamininin yüzü suyu hürmetine dönüyordur. bence bu mühim gün, ivedilikle resmi tatil ilan edilmeli ve yurt genelinde bardak bardak içilen kuşburnu çayları eşliğinde coşkuyla kutlanmalıdır.
devamını gör...

kuşların tüy değişim dönemi

kuşlarda tüy değişimi genellikle yılda bir kez gerçekleşir, ancak bazı türlerde yılda iki kez gerçekleşir.

en yaygın görülen tüy değişim dönemi, kış öncesi, ağustos ayında gerçekleşir. bahar döneminde çıkan yavrular yuvadan uçar, büyür ve kış öncesi yavru tüylerini dökerek, bir sonraki ağustos ayına kadar üzerinde taşıyacakları tüylerini çıkartır. aynı dönemde yetişkin kuşlar için de aynı döngü söz konusudur. bu, aynı zamanda göçmen kuşların kırılan-yıpranan tüylerini uzun uçuşlara dayanıklılık sağlamak amacıyla yenilemesini de sağlar.

bazı türler sadece vücut tüylerini dökerken, kanat ve kuyruk tüylerini muhafaza eder, bazıları ise uçuşunu engellemeyecek ölçüde kısmi dökülmelerle tüm tüylerini yeniler.

tüylerin yaklaşık %90'ı keratinden oluşur. yeni tüylerin sentezlenmesi için vücut, protein ve amino asit depolarını sonuna kadar kullanır. bu dönemde evde beslenen kafes kuşları için gerekli besin takviyelerini vermek ve bol bol banyo yapmalarını sağlamak gerekir. yeni çıkan tüyler tam anlamıyla uzayana kadar beslenebilmesi için aktif damarlara sahiptir. bu dönemde kuşların vücut ısısında bir artış olur. testosteronlarında da düşüş gerçekleşir; üremek istemezler ve pek ötmezler.

doğadaki kuşlar bu süreci kendi başlarına yönetebilir ancak evde beslenen evcil türler için yulaf, keten tohumu ve kenevir gibi protein yönünden zengin tohumlar verilmelidir. özellikle biyotin takviyesi, keratin yapımı ve tüylerin sağlıklı uzayabilmesi için elzemdir. havuç, ıspanak ve pazı gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler mineral desteği sağlar ancak kararında verilmediği sürece ishal sorunu yapabilir. mümkünse her gün banyoluk ile banyo verilmelidir. bu, yeni çıkan tüylerin kılıflarından daha rahat çıkmasını sağlar ve cildi nemlendirerek kaşıntıyı azaltır. bu dönemde yüksek ses, ani ısı değişimleri ve stres yaratacak faktörler kuş üzerinde ölümcül etkiler yaratabilir ya da en iyi ihtimalle tüy değişim dönemini olumsuz etkileyerek kuşun sağlıksız tüyler çıkartmasına sebep olabilir.

bir de kuşçuların “ara tüy” dedikleri, bu mevsimsel döngünün dışındaki tüy değişim durumları vardır ki bunlar genellikle stresten ve kötü bakım koşullarından kaynaklanır. zamansız tüy değişimi doğal döngüye ters ve hiç istenmeyen bir durumdur. ani ısı değişimleri, beslenme hataları, stres veya farklı hastalıklar nedeniyle tüy dökülmesi ve akabinde yeni tüylerin çıkması durumudur.
devamını gör...

pearl jam

1990 yılında seattle, washington’da kurulan amerikalı bir grunge rock grubudur.

tam 20 gündür 46 yaşındayım ve hayatımın yarısından fazlasında pearl jam dinledim. 1990’ların başında seattle grunge sahnesi yeni yeni patlamışken, pearl jam’in ilk albümü ten ile tanıştım. o albümdeki alive, even flow ve black parçalarını ilk defa dinlemem, kendimi okulun geri kalan bilmem kaç yüz kişisinden ayrıcalıklı hissetmeme sebep olmuştu. bunlar şu an bile isimlerini yazarken beni heyecanlandıran şarkılardır.

pearl jam’in kendine has duruşu, bana onların müzikten çok daha fazlası olduğunu hissettiriyordu. grup, hiçbir zaman popülerliğin peşinden koşmadı; mtv’yi ve büyük pazarlama oyunlarını eleştirdikleri, hatta ticketmaster’a karşı verdikleri mücadele, onların sahiciliğini gözler önüne seriyordu. tabii bu konuları o zamanlar bizden yaşça büyük abilerimizden dinliyorduk. grup, ticketmaster’ın bilet fiyatlarını yüksek tuttuğunu ve aracı ücretlerinin çok büyük olduğunu düşünüyor, hayranlarına karşı haksızlık ettiklerini düşünüyormuş.

grubun orijinal kadrosunda vokalde eddie vedder, ritim gitarda stone gossard, bass gitarda jeff ament, lead gitarda mike mccready ve davulda dave krusen yer alıyordu. zaman içinde davulcu değişiklikleri oldu ama vedder, gossard, ament ve mccready grubun çekirdek kadrosu olarak günümüze kadar kaldılar.

grubun 1991 tarihli çıkış albümü ten, özellikle alive, even flow ve jeremy gibi şarkılarla büyük bir başarı elde etti. bu yıl zaten grunge müziğin kırılma noktasıydı ve bu döneme adını altın harflerle yazdıran bir elin parmaklarından az grubun grunge müziğin mihenk taşları olarak kabul edilecek albümlerini yayımladığı yıldı.

grup 1990’ların sonlarından itibaren no code, yield ve binaural gibi albümlerle müzikal çeşitliliğini artırdı. deneysel yaklaşımları ve farklı sesleri bir araya getirerek her albümde yeni bir kimlik denemesi yaptılar. zaten bu dönemde grunge müziğin söndüğünü de söyleyebiliriz. yine de grup eski hayran kitlesini korurken yeni hayran kitlesi edinmeyi başarabilecek işlerin altına imza atabildi.

grup, dünya çapında milyonlarca albüm satışı ve sayısız konser deneyimiyle 30 yılı aşkın süredir aktif ve etkili bir şekilde müzik yapmaya devam ediyor. sonuncusu 2024 yılında yayımlanan toplam 12 stüdyo albümleri var.

rock ve metal müzik dinlemeye başladığım 90’ların ilk yıllarında tanıştığım, aynı türün öncüleri olan nirvana, alice in chains, soundgarden ve pearl jam gruplarının hiçbirini diğerinden üstün tutamam; ancak hayat şartları gereği (kalan sağlardan dolayı) bir müzik grubunun 30 yılı aşkın süredir bu kadar tutarlı ve aynı zamanda yaratıcı olabilmesi nazarımda takdire şayan bir durumdur.

aşağıdaki even flow şarkısı 17 ocak 1992'de seattle'daki moore theatre konserinde kada alınıyor. eddie vedder, çekimin başında klibin yönetmeni josh taft'a kameraların sahneye çok yakın olmasından, ışıkların bir konserden ziyade televizyon stüdyosu gibi çok parlak yanmasından rahatsız olduğunu belirtiyor.

this is not a tv studio, josh! turn these lights out, it's a fucking rock concert

devamını gör...

kuşların göç ederken türkiye'yi kullanma sebebi

türkiye göçmen kuşların zorunlu bir geçiş koridorudur; çünkü kuşlar göç ederken mümkün olduğunca enerji tasarrufu yapmaya çalışır.

büyük kuşlar, mesela leylekler, pelikanlar ve yırtıcı kuşlar, öyle sürekli kanat çırparak gitmez. daha çok havada yükselen sıcak hava akımlarına tutunup süzülerek ilerlerler. bu da onların daha az yorulmasını sağlar. bu yükselen hava akımları denizin üstünde pek oluşmaz, bu nedenle açık denizler onların pek tercih ettiği güzergahlar değildir. bu yüzden mümkün olduğunca karanın üzerinden gitmeye çalışırlar. işte tam burada türkiye devreye girer. çünkü kıtaların arasında adeta bir köprü gibidir. özellikle istanbul boğazı ve çanakkale boğazı gibi dar geçitler, kuşların denizi minimum riskle geçebileceği yerlerdir. bu yüzden kuşlar için en dar ve en güvenli kara geçişleri buradadır. bu bölge kuşların göç sırasında yoğunluk yaşadığı, adeta trafiğin sıkıştığı bir bölgedir.

marmara bölgesi'nin kuzeybatısından güney doğusuna doğru bir huni gibi daralan bu bölge sayesinde kuşlar minimum enerji kullanarak kıtalar arası geçiş sağlarlar. bu bölge göç zamanları kuş gözlemcilerinin adeta bayram yeridir. aynı zamanda beslenmesi, yakalanması ve ticareti kesinlikle yasak olan saka kuşu, florya kuşu, keten kuşu ve iskete kuşu gibi ötücü türlerin de en çok yakalandığı yerdir.

iki farklı zamanda göç gerçekleşir. biri sonbahar göçü, ikincisi ise ilkbahar göçüdür. sonbaharın gelişiyle birlikte kuşlar üremek için güneye, daha sıcak alanlara inerler. bu süreçte avrupa-istanbul-iç anadolu-hatay-afrika güzergahını izlerler. ilkbaharda ise afrika bölgesinden kuzeye doğru, afrika-hatay-anadolu-istanbul-avrupa güzergahını izleyerek avrupa ve asya’daki üreme alanlarına dönerler. her iki göç döneminin büyük bir kısmı türkiye üzerinden gerçekleşir. özellikle istanbul boğazı ve hatay üzerinden yoğun giriş-çıkış olur. tabii ki tüm türler türkiye’den geçmez. bunlar kuşların yoğun kullandığı kaba hatlardır. bazıları ispanya-fas hattını kullanır, bazıları ise kafkasya-orta doğu hattını.. fakat özellikle leylekler, yırtıcı kuşlar ve büyük süzülen türler türkiye üzerinden geçer.

aşağıdaki haritada eksik de olsa kuşların göç yolları gösteriliyor. örneğin çoruh vadisi göç yolu gösterilmemiş ancak yine de genel hatlarıyla ülkemizin kuşların göç yollarındaki önemini sunmak açısından faydalı bir harita.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

diko denilince akla gelenler

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bal şarabı

temelde balın su ve maya ile karıştırılıp fermente edilmesi sonucu ortaya çıkan, mitolojide bilinen ilk alkollü içkidir. farklı dillerde mjod ve mead olarak da karşınıza çıkar.

bal şarabının keşfinin muhtemelen bir tesadüf sonucu olduğu düşünülür. yağmur suyunun bir ağaç kovuğundaki yabani arı kovanına dolması ve buradaki balın doğal mayalarla fermente olması, ilk mead’i ortaya çıkarmıştır.

vikingler için bal şarabı, bir içki olmanın dışında savaşçılık ve bilgelikle bağdaştırılan kutsal bir içecektir. balayı kelimesi de buradan gelir. çünkü orta çağ avrupasında bal şarabının doğurganlığı artırdığına inanıldığı için yeni evli çiftler bir ay boyunca bal şarabı içerlermiş. (bkz: honeymoon)

yapımı basittir. bal, su ve maya yeterlidir, ancak maya besini eklemek de şarttır denebilir. zira balın içinde azot bulunmaz. mayaların sağlıklı çalışabilmesi içinse azota ihtiyacı vardır. işte bu açık maya besini ile kapatılır. eğer maya besini kullanılmazsa, mayalar strese girer ve istenmeyen yan ürünler salgılar. bal şarabında çürük yumurta benzeri kötü koku oluşabilir ve altı aylık sabrın sonu çöp olur.
yaparken bal, maya ve maya besini birbirine karıştırılır ve fermentasyon süresi başlar. ancak içebilmek için çok uzun süre (en az 6 ay) beklemek gerekir. bir yıldan fazla beklenirse, daha da güzelleşir. daha erken zamanda içenler de var tabii ancak iyi bir bal şarabının en az altı aylık bir bekleme süresinden geçmesi gerekir. daha fazla beklerse daha iyi olur. ortalama iki ay süren ana fermantasyon bittikten sonra, içki tortudan arındırılmak için başka bir kaba alınır. buna ikinci fermantasyon denir. daha sonra şişelenme aşamasına geçilir.

bal şarabının da çeşitleri vardır. yukarıda anlattığım karışım en sade olan mead’dir. meyvelerle fermente edilen çeşidine melomel denir. bitki ve baharatlarla aromalandırılmış haline ise metheglin denir. metheglin isminin ilaç kelimesi bağı vardır. galce meddyglyn olması gerekiyor. yani ingilizce medicine kelimesi. birkaç farklı çeşidi daha var. yani aslında biraz da sizin hayal gücünüze ve damak tadınıza bağlı. ben metheglin’i severim. fermantasyonun bitmesine yakın içine portakal, karanfil, zencefil, tarçın, vanilya, kuru üzüm gibi şeyler atarım. balın çiçeksi aroması ile birlikte uyumlu bir tat profili oluşturur. tabii en önemlisi de kullandığınız balın ve suyun kaliteli olması gerekiyor. ısıl işlem görmemiş, aromatik çiçek balları (kestane, narenciye veya çam gibi) en iyi sonucu verir. fakat marketten alacağınız herhangi bir balla da yapılabilir. suyunuz ve balınız ne kadar kaliteli olursa bal şarabınız da o kadar lezzetli olur.

iskandinav mitolojisinde tanrılar aralarındaki savaşı bitirdiklerinde bir kazana tükürürler ve bu tükürükten kvasir adında dünyanın en bilge varlığı yaratılır. kvasir öldürüldüğünde, kanı balla karıştırılır ve ortaya şairlik balı çıkar. (bkz: poetic mead) inanışa göre bu şaraptan bir yudum içen kişi bir şaire ya da bir bilgine dönüşür. baş tanrı odin, bu kutsal içkiyi devlerden çalarak asgard’a getirmiş ve onu sadece tanrılara ve layık gördüğü seçilmiş insanlara sunmuştur. yine mitolojiye göre valhalla’nın çatısında duran heidrun adlı efsanevi bir keçi, dünya ağacı yggdrasil'in yapraklarını yer ve memelerinden süt yerine tükenmez bir bal şarabı akar. bu şarap, her gece valhalla'daki savaşçıların kupalarına akar.

viking toplumunda bal şarabı, bira gibi günlük tüketilen bir içki değildir. ziyafet salonlarında, özel ve kutsal anlarda içilirmiş. kadeh olarak hayvan boynuzları kullanılırmış. velhasıl bal şarabı vikingler için şiirin, bilgeliğin ve tanrılarla kurulan bağın bir yöntemiymiş.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

babadan duyulan en güzel söz

fotoğraf albümüne bakarken duyduğum sözdür: "küçükken ne sevimliymişsin, keşke hep öyle kalsaydın. bir de şimdiki eşkaline bak. yüzünde nur kalmamış"
devamını gör...

kahve içmeden ayılamam sorunsalı

kahvenin bilişsel ve fiziksel etkileri bilimsel bir gerçektir. insanın göremediği her şeyi yok, hissedemediği her şeyi sahte sanması ise, maalesef sadece bir bilgi ve tecrübe fakirliğidir. hey gidi koca dünya dedikleri, herhangi birimizin idrak kapasitesi kadar küçük değildir. yani birilerinin biyokimyasının bir kahve çekirdeğindeki mucizeyi çözememiş olması o etkiyi imkansız kılmaz. sabahları kahve içemeden ayılamıyorum diyen insanların kendini ayrıcalıklı hissetme çabasında olduğunu düşünmek, başkasının gerçeğini kendi dar kalıbına hapsetme çabasının bir ürünüdür. elbette istisnalar vardır ve her zaman olduğu gibi yine kaideyi bozmayacaklardır.
-iced caramel macchiatocu tool efendi

"kahvenin etkileri vardır ve ilelebet payidar olacaktır. muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kafeinde mevcuttur."
-kuru kahveci mehmet efendi
devamını gör...

at yarışı oynayan erkek karizması

asıl keramet at yarışında değil, bu kalemlerdeydi. at yarışı da oynasan, spor toto da oynasan, kulak arkanda bu kalemden varsa karizmatiktin. mahallede bir ağırlığın vardı.

ben yıllar önce yeni camiye gidip tövbe ettiğim için şimdilerde durum nasıl, bilmiyorum. muhtemelen atlar bile dijital olmuştur. bu kalemleri kullanalar da karizmatik kumarbazlar da kalmamıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

at hırsızı tipinde olup sözlükte yazmak

bende 90'lardaki oto teybi hırsızı tipi olduğu için gönül rahatlığıyla yazıyorum.

ilgilenen olursa pioneer var, sony var, kenwood var, clarion var...
devamını gör...

ethica odini

norveçli viking/progressive black metal grubu enslaved'in 2010 tarihli axioma ethica odini albümünün açılış şarkısıdır. aslında bu albümün ismi 'axioma: ethica odini' şeklinde düşünülmüş, yani ethica odini bir alt başlıkmış ancak kapağı tasarlayan kişi bir arada yazmış ve daha sonra grup tarafından "neyse ya, böyle de iyi" denilerek değiştirilmemiştir.

ethica odini, latince odin’in ahlakı veya odin’e özgü etik anlayış gibi bir anlama gelir. yani 'ethica' kelimesi etik, 'odini' ise odin isminin latince tamlayan hali olan 'odin'in' anlamına karşılık geliyor.

parça, adından da anlaşılacağı üzere etik, inanç ve bireysel irade üzerine derin bir sorgulama içerir. körü körüne benimsenen dini inançlara ve dogmatik düşünceye eleştirel bir yaklaşım sunar. sözlerde ayrıca mitolojik ve sembolik öğeler önemli bir yer tutar. örneğin “pick up the runes” ve “the old and wind-cold tree” ifadeleri, yggdrasil üzerinden odin’in rünlerin bilgeliğine ulaşmak için kendini dokuz gece bpyunca asmasına ve kadim iskandinav bilgeliğine gönderme yapar.

şarkının temel fikri, dini ya da ideolojik sistemlerin insanları korku ve yargı üzerinden yönlendirebilmesine karşı, kişinin kendi yolunu bulması, sorgulaması ve gerçeği kendi deneyimleriyle keşfetmesi gerektiğini vurgulamasıdır.

devamını gör...

çay içerken bardağı kavramak

içine düşmemek için şarttır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük yazarlarının yetenekleri

saka kuşu gibi ötebilirim.

hatta bakın öteyim de görün : çipet pet pet pet pet, velis velis velis, şak şak şak, dücce, ti-şak şak, kıs kıs kıs, yav yav yav, tü tü tü, caf caf caf, viske, gurr, pin, hi hi, yaf yaf yaf... velis velis velis, şak şak şak, dücce, ti-şakşak, kıs kıs kıs, yav yav yav, tü tü tü, caf caf caf, viske, gurr, pin hi hi, yaf yaf yaf, vico!

bunlar benim makbul ve lezzetli nağmelerimdir; fakat tepem atarsa bozuk da ötebilirim. işte öyle zamanlarda anca amatörü eğlendiririm.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim