1.
tool
(editör)
hey there i am using whatsapp
son tanımları | başucu eserleri
2.
içip içip hoşlaşılan yazarın profiline bakmak
bir sonraki aşama: içip içip hoşlanılan yazarın profil fotoğrafını mouse ile okşamak
devamını gör...
3.
turan ateş
cideliler turizm ve nakliman köfte gibi akıllara zarar jingle’ların mimarı, büyük hüstad’ın imzasını taşıyan bir diğer şahane eserdir.
bu üç eser, gece su içmeye kalktığınızda, ikinci el araç pazarlığı yaparken, hatta nikah masasında 'evet' derken bile zihninizde yankılanmasına engel olamadığınız büyülü sözlere ve melodilere sahiptir.
bu üç eser, gece su içmeye kalktığınızda, ikinci el araç pazarlığı yaparken, hatta nikah masasında 'evet' derken bile zihninizde yankılanmasına engel olamadığınız büyülü sözlere ve melodilere sahiptir.
devamını gör...
5.
cornell lab of ornithology
dünyanın en prestijli kuş bilimi (ornitoloji) merkezidir. new york'taki cornell üniversitesi bünyesinde yer alır.
kurumun web sitesi üzerinden kuşlar hakkında ücretsiz derslere veya eğitim videolarına ulaşılabilir. burada kuşlarla ilgili her türlü biyolojik bilgiye, fotoğraflara ve ses kayıtlarına erişebilir; dünyanın farklı yerlerindeki kuşları canlı kameralardan 7/24 izleyebilir ve kuş seslerini ezberlemek için eğlenceli oyunlar oynayabilirsiniz.
www.allaboutbirds.org/
kurumun web sitesi üzerinden kuşlar hakkında ücretsiz derslere veya eğitim videolarına ulaşılabilir. burada kuşlarla ilgili her türlü biyolojik bilgiye, fotoğraflara ve ses kayıtlarına erişebilir; dünyanın farklı yerlerindeki kuşları canlı kameralardan 7/24 izleyebilir ve kuş seslerini ezberlemek için eğlenceli oyunlar oynayabilirsiniz.
www.allaboutbirds.org/
devamını gör...
6.
merlin bird id
gördüğünüz veya duyduğunuz bir kuşun hangi tür olduğunu bulmanıza yardımcı olan bir telefon uygulamasıdır.
kuşların öttüğü bir ortamda uygulamanın dinleme özelliğini açtığınızda, ses dalgası grafiği üzerinden analiz ederek, o an öten kuşun/kuşların hangisi veya hangileri olduğunu saniyeler içinde ekranınıza getirir. kuşun fotoğrafını yükleyerek de aynı bilgilere erişebilirsiniz. cornell lab of ornithology tarafından geliştirilmiştir. ücretsizdir ve çevrimdışı da kullanılabilir.
bilhassa kuş gözlemcilerinin telefonunda olmazsa olmaz bir uygulamadır.
kuşların öttüğü bir ortamda uygulamanın dinleme özelliğini açtığınızda, ses dalgası grafiği üzerinden analiz ederek, o an öten kuşun/kuşların hangisi veya hangileri olduğunu saniyeler içinde ekranınıza getirir. kuşun fotoğrafını yükleyerek de aynı bilgilere erişebilirsiniz. cornell lab of ornithology tarafından geliştirilmiştir. ücretsizdir ve çevrimdışı da kullanılabilir.
bilhassa kuş gözlemcilerinin telefonunda olmazsa olmaz bir uygulamadır.
devamını gör...
8.
judas priest vs iron maiden
her ikisi de saygıyı hak eden, milyonlarca seveni olan, büyük gruplar; buna mukabil her ikisi de beni cezbeden gruplar değil. bruce dickinson'ın sesi hariç. (bkz: eşek oğlu eşek baban hariç)
iron maiden'a 30’lu yaşlarımın başındayken az da olsa ısındım. kırk yılda bir dinliyorum. ancak judas priest söz konusu olduğunda, ruhum hala onu dinleme gereksinimi duymuyor. fakat şimdi adını anmışken açıp dinleyeceğim. böyle ara ara yoklayıp "yok abi, hala ruhuma eşlik etmiyor" deyip sırasını savdığım onlarca dev grup var.
ezcümle, arpa boyu farkla maiden diyorum.
iron maiden'a 30’lu yaşlarımın başındayken az da olsa ısındım. kırk yılda bir dinliyorum. ancak judas priest söz konusu olduğunda, ruhum hala onu dinleme gereksinimi duymuyor. fakat şimdi adını anmışken açıp dinleyeceğim. böyle ara ara yoklayıp "yok abi, hala ruhuma eşlik etmiyor" deyip sırasını savdığım onlarca dev grup var.
ezcümle, arpa boyu farkla maiden diyorum.
devamını gör...
9.
ismet karababa
uluslararası fair play konseyi tarafından 1983 yılında verilen baron pierre de coubertin büyük ödülü'nü kazanan ilk türk sporcudur.
kendisi küme düşme tehlikesi olan derbent spor'un kalecisi olduğu dönemde, tartışmalı bir pozisyonda hakeme dürüstlükle topu çizginin içinden çıkardığını ve gol yediğini itiraf etmiş, o sezon takım küme düşmüş fakat kendisi bu prestijli ödüle layık görülmüştür.
ayrıca, 2022 yılında avrupa fair play birliği (efpm) tarafından bir kez daha fair play ödülü kazanmıştır.
kendisi küme düşme tehlikesi olan derbent spor'un kalecisi olduğu dönemde, tartışmalı bir pozisyonda hakeme dürüstlükle topu çizginin içinden çıkardığını ve gol yediğini itiraf etmiş, o sezon takım küme düşmüş fakat kendisi bu prestijli ödüle layık görülmüştür.
ayrıca, 2022 yılında avrupa fair play birliği (efpm) tarafından bir kez daha fair play ödülü kazanmıştır.
devamını gör...
10.
fair play ödülü
yalnızca futbolda değil, sporun her branşında etik değerleri ve dürüstlüğü, kazanma hırsının önüne koymayı hedefleyen ve bu doğrultudaki davranışları ödüllendiren prestijli bir ödüldür. örneğin türkiye'de verilen ilk ödülü alan sporcu, bir yelkencidir.
uluslararası fair play konseyi tarafından verilen baron pierre de coubertin büyük ödülü'nü kazanan ilk türk sporcu ise ismet karababa'dır.* kendisinin bay fair play isimli bir kitabı da vardır.
uluslararası fair play konseyi tarafından verilen baron pierre de coubertin büyük ödülü'nü kazanan ilk türk sporcu ise ismet karababa'dır.* kendisinin bay fair play isimli bir kitabı da vardır.
devamını gör...
11.
masumiyet müzesi (dizi)
diziyi beğendim.
kitap tam bir kafa hapsiydi. orhan pamuk, kemal'in acısının iliklerimize kadar işlediğine emin olana kadar bizi onun beyninin içine hapsedip kelimeleriyle işkence ediyordu. sayısını yanlış hatırlamıyorsam 4213 tane sigara izmaritiyle tek tek tanıştırılmış gibi hissetmiş ve bunalmıştım. okurken ben de kemal'le birlikte delirdim. hatta bir ara kemal'den de fazla delirdim. kitaba şiddete sonuna kadar karşıyım; hayatımda çok az sayıda kitap dövmüşümdür, döverken de başka bir cisim kullanmışlığım azdır. ama bu kitap, elime ilk gelen şey olan ahşap tütsülükle dövdüğüm bir kitap olarak anılarımdaki raflardan birinde tozlanmaktadır.
dizide gördüğümüz kemal'in ise gözünü seveyim. zira o uyuşuk, pasif, hayatın akıp gidişini çukurcuma'daki evinde oturup izleyen kemal'in yerine olaylara müdahale eden, aktif, dışa dönük bir kemal görüyoruz. kitapta birinci tekil anlatıcının iç monologları ile obsesyonunu, suçluluk duygusunu, monolog üzerinden deneyimliyoruz. rahatsız edici bir karakter olarak algılıyoruz onu. dizide ise anlatım diyaloglar üzerinden ilerliyor. karakter daha sadeleştirilmiş ve romantize edilmiş. seyircinin bu kemal’i sevme ihtimali daha fazla. aksi halde zaten reytingler düşer. olmaz yani.
füsun karakterine de değinmek isterim. dizide kendisini kanlı canlı görmek, ”kemal’in yıllarca öve öve bitiremediği, uğruna ömrünü ve tabii ki benim de sabrımı tükettiği o efsane meğer kanlı canlı bir insanmış” şaşkınlığı yaratıyor. “harbiden de güzel kızmış, seni hergele” deyip, kemal’e bıyık altından gülerken göz kırpmak istiyor insan. zira bu rol için çok güzel bir hanımefendi seçilmiş. ben de olsam hiç tereddüt etmeden delirirdim.
kitaptaki füsun’un bir insan olduğunu bazen unutuyoruz. zira canı neye sıkılır, neye üzülür, gerçekte ne düşünür, pek bilmiyoruz. kemal ne anlatırsa onu biliyoruz. kemal’de maşallah anlattıkça anlatıyor. fakat dizide bir füsun karakterinin gerçekte var olduğunu anlıyor, yeri geliyor onun bir bakışından, kemal'in sayfalarca anlatamadığı o yorgunluğu tek seferde görebiliyoruz. oyuncunun da rolünün hakkını veren, karakteri başarıyla canlandıran biri olduğunu düşünüyorum.
kitabı bitirenler, diziyi bitirdiğinde eminim ki uçağın inişini 'oh be sağ salim indik' sevinciyle alkışlayan yolcular gibi, televizyonda izleyicisini sıkıntıdan öldürmeye çalışmayan kemal’i alkışlıyordur. en azından ben alkışladım. kedimi korkutup kaçırma pahasına alkışladım. ellerim kızarana kadar alkışladım.
kitap tam bir kafa hapsiydi. orhan pamuk, kemal'in acısının iliklerimize kadar işlediğine emin olana kadar bizi onun beyninin içine hapsedip kelimeleriyle işkence ediyordu. sayısını yanlış hatırlamıyorsam 4213 tane sigara izmaritiyle tek tek tanıştırılmış gibi hissetmiş ve bunalmıştım. okurken ben de kemal'le birlikte delirdim. hatta bir ara kemal'den de fazla delirdim. kitaba şiddete sonuna kadar karşıyım; hayatımda çok az sayıda kitap dövmüşümdür, döverken de başka bir cisim kullanmışlığım azdır. ama bu kitap, elime ilk gelen şey olan ahşap tütsülükle dövdüğüm bir kitap olarak anılarımdaki raflardan birinde tozlanmaktadır.
dizide gördüğümüz kemal'in ise gözünü seveyim. zira o uyuşuk, pasif, hayatın akıp gidişini çukurcuma'daki evinde oturup izleyen kemal'in yerine olaylara müdahale eden, aktif, dışa dönük bir kemal görüyoruz. kitapta birinci tekil anlatıcının iç monologları ile obsesyonunu, suçluluk duygusunu, monolog üzerinden deneyimliyoruz. rahatsız edici bir karakter olarak algılıyoruz onu. dizide ise anlatım diyaloglar üzerinden ilerliyor. karakter daha sadeleştirilmiş ve romantize edilmiş. seyircinin bu kemal’i sevme ihtimali daha fazla. aksi halde zaten reytingler düşer. olmaz yani.
füsun karakterine de değinmek isterim. dizide kendisini kanlı canlı görmek, ”kemal’in yıllarca öve öve bitiremediği, uğruna ömrünü ve tabii ki benim de sabrımı tükettiği o efsane meğer kanlı canlı bir insanmış” şaşkınlığı yaratıyor. “harbiden de güzel kızmış, seni hergele” deyip, kemal’e bıyık altından gülerken göz kırpmak istiyor insan. zira bu rol için çok güzel bir hanımefendi seçilmiş. ben de olsam hiç tereddüt etmeden delirirdim.
kitaptaki füsun’un bir insan olduğunu bazen unutuyoruz. zira canı neye sıkılır, neye üzülür, gerçekte ne düşünür, pek bilmiyoruz. kemal ne anlatırsa onu biliyoruz. kemal’de maşallah anlattıkça anlatıyor. fakat dizide bir füsun karakterinin gerçekte var olduğunu anlıyor, yeri geliyor onun bir bakışından, kemal'in sayfalarca anlatamadığı o yorgunluğu tek seferde görebiliyoruz. oyuncunun da rolünün hakkını veren, karakteri başarıyla canlandıran biri olduğunu düşünüyorum.
kitabı bitirenler, diziyi bitirdiğinde eminim ki uçağın inişini 'oh be sağ salim indik' sevinciyle alkışlayan yolcular gibi, televizyonda izleyicisini sıkıntıdan öldürmeye çalışmayan kemal’i alkışlıyordur. en azından ben alkışladım. kedimi korkutup kaçırma pahasına alkışladım. ellerim kızarana kadar alkışladım.
devamını gör...
12.
davulcuların alacaklı gibi kapıya dayanmaları sorunsalı
kjetil-vidar haraldstad. kendisi satyricon ve 1349 gruplarında davul çalmaktadır. kapınıza dayanırsa açmayın. bahşiş vermeye de kalkmayın, dadanırsa her hafta uğrar. kapıyı açmadan "annemler evde yok" deyin. genelde ısrarcı olmaz, gider.
devamını gör...
13.
lauren hart
isveçli arch enemy grubunun yeni vokalisti.
eski grubu once human’dan sonra alissa white-gluz’un yerini alarak arch enemy’nin yeni şarkısı to the last breath ile ilk kayıtlı performansını gerçekleştirmiştir.
eski grubu once human’dan sonra alissa white-gluz’un yerini alarak arch enemy’nin yeni şarkısı to the last breath ile ilk kayıtlı performansını gerçekleştirmiştir.
devamını gör...
14.
berzan önen
amerikalı nevermore grubunun yeni türk vokalisti.
gitarda jeff loomis ve jack cattoi, davulda van williams, basta ise yine bir türk olan semir özerkan’ın yer aldığı ve ola englund’un 12 şubat 2026 tarihli videosuyla duyurulan güncel nevermore kadrosunda yer almaktadır.
berzan'ın, nevermore'un vokalist seçilme sürecindeki performanslarından birini aşağıdaki videoda seyredebilir ve grubun warrel dane'in mirası adına ne kadar doğru bir tercih vermiş olduğunu görebilirsiniz.
gitarda jeff loomis ve jack cattoi, davulda van williams, basta ise yine bir türk olan semir özerkan’ın yer aldığı ve ola englund’un 12 şubat 2026 tarihli videosuyla duyurulan güncel nevermore kadrosunda yer almaktadır.
berzan'ın, nevermore'un vokalist seçilme sürecindeki performanslarından birini aşağıdaki videoda seyredebilir ve grubun warrel dane'in mirası adına ne kadar doğru bir tercih vermiş olduğunu görebilirsiniz.
devamını gör...
16.
chris duarte
texas doğumlu blues rock gitaristi ve söz yazarıdır.
1994 yılında yayımlanan ilk albümü texas sugar/strat magik sonrası, texas blues geleneğini sürdürüyor olmasından mütevellit, müzik eleştirmenlerince stevie ray vaughan’ın mirasçısı olarak nitelendirilmiştir. bu albüm benim de en sevdiğim albümüdür. ancak sonraki albümlerde müzikal tarzını daha da genişletmiş, içine funk, fusion ve psikedelik ögeler de eklediği zengin bir tarza doğru evrilmiştir.
solo kariyerinden önce chris duarte and the bad boys adlı bir grupla yayımladığı, yine kendi adını taşıyan (self-titled) bir albümü vardır. ancak pek ses getirmiş bir grup değildir, bar projesi kıvamından öteye geçememişlerdir.
önceleri fender markasının, 2010’lardan sonra ise xotic markasının stratocaster model gitarlarını kullanmıştır.
trio formatında çalmak ona daha iyi bir gitar peformansı ve doğaçlama imkanı tanıdığından gitar, davul ve bas gitar üçlüsüyle çalmayı tercih eder. kariyerini yolda sürdürüyor denilebilecek denli yoğun bir konser ve turne programı vardır. yılda 100’ün üzerinde konser verdiği zamanlar olmuştur.
1987-2023 yılları arasında 15 civarında stüdyo albümü yayımlamıştır.
ilk albümden srv esintili bir parça.
1994 yılında yayımlanan ilk albümü texas sugar/strat magik sonrası, texas blues geleneğini sürdürüyor olmasından mütevellit, müzik eleştirmenlerince stevie ray vaughan’ın mirasçısı olarak nitelendirilmiştir. bu albüm benim de en sevdiğim albümüdür. ancak sonraki albümlerde müzikal tarzını daha da genişletmiş, içine funk, fusion ve psikedelik ögeler de eklediği zengin bir tarza doğru evrilmiştir.
solo kariyerinden önce chris duarte and the bad boys adlı bir grupla yayımladığı, yine kendi adını taşıyan (self-titled) bir albümü vardır. ancak pek ses getirmiş bir grup değildir, bar projesi kıvamından öteye geçememişlerdir.
önceleri fender markasının, 2010’lardan sonra ise xotic markasının stratocaster model gitarlarını kullanmıştır.
trio formatında çalmak ona daha iyi bir gitar peformansı ve doğaçlama imkanı tanıdığından gitar, davul ve bas gitar üçlüsüyle çalmayı tercih eder. kariyerini yolda sürdürüyor denilebilecek denli yoğun bir konser ve turne programı vardır. yılda 100’ün üzerinde konser verdiği zamanlar olmuştur.
1987-2023 yılları arasında 15 civarında stüdyo albümü yayımlamıştır.
ilk albümden srv esintili bir parça.
devamını gör...
17.
statcouner'ın istatistiklerinden anlaşılacağı üzere, facebook hala dünyadaki lider sosyal kitle iletişim aracı olma özelliğini koruyor; fakat bu bizi hiç ilgilendirmez. biz bitti diyorsak bitmiştir. herkes haddini bilsin. amerika, avrupa, ingiltere... hepsi işine baksın. biz daha iyi herhangi bir alternatifi olmadığı halde en çok işe yaradığı zamanda selfie çubuklarını bir kenara atmış, yola kendi kollarımızla devam etmiş bir milletiz. bizimle aşık atmaya kalkmayın, üzülürsünüz.
devamını gör...
18.
sözlük dayılarının ve teyzelerinin fotoğrafları
46 yaşında genç bir delikanlı olarak sözlüğün dayı ve teyzelerini görmeye geldim ve şimdi tekrar ait olduğum yere, sözlüğün genç yazarları başlığına dönüyorum. hatta giderken şu başlığı da engelleyeyim de bir daha karşıma çıkmasın. *
devamını gör...
19.
sevgililer günü
eş zamanlı romantik projelerde operasyon yürütenlerin, gönül trafiğini vardiyalı yönetenlerin, yatırımlarını tek bir enstrümana bağlamayanların stratejik planlama, zaman yönetimi ve kriz iletişimi becerilerinin test edildiği yıllık performans değerlendirme günüdür. bu kara günde allah yar ve yardımcınız olsun.
kamu spotu: çoklu gönül yönetimi, uzun vadede sistemsel çöküşe yol açabilir ve mevzuata aykırıdır.
kamu spotu: çoklu gönül yönetimi, uzun vadede sistemsel çöküşe yol açabilir ve mevzuata aykırıdır.
devamını gör...
20.
sabah kalkıyorsun yıl 1980 olmuş
sabah gözlerimi açıyorum. takvim 1980 yılının mart ayını gösteriyor. martın 14'ü. başımın üzerinde toplanmış kalabalığa mağrur bir edayla bakıyorum. dudaklarım aralanıyor; herkes heyecanla tarihe geçecek o sözü bekliyor. kaderin hükmü iki dudağımın arasında ve ben büyük harflerde haykırıyorum: ınga!
devamını gör...



