ben yaşlanmaktan çok korkuyorum. cildimin kırışmasından, lekelenmekten, göz altlarımın çökmesinden ve artık hayatımın belli bir kısmını geride bıraktığımı zamanı geldiğinde aynada bana söyleyecek olan yer çekimine yenik düşmüş olacak olan yüzümden. her gün deli gibi yüzümü temizliyorum, serumlar kullanıyorum ve evde olsam bile tazelyerek güneş kremi kullanıyorum. belki geciktirebilirim bir nebze de olsa yaşlanmayı ama geciktirmek istediğim şey fiziksel olarak yaşlanmak değil de hayata geç kalmışlık hissini bastırmak ve mümkün olduğunca görmezden gelmek aslında. bunu da kendime o kadar zor itiraf ettim ki buraya bile çekinerek yazıyorum. çok mutlu bir insan olmadım hiç hayatımda. mutsuzluğa sürüklenmeye ve kendimi insanlarla kıyaslamaya çok meyilliyim, çoğu zaman da mecalim olmuyor kendim için bir şeyler yapmaya. yaşıtlarıma bakıyorum o kadar ama o kadar mutlu gözüküyorlar ki. tamam belki onların da dört dörtlük değil hayatları ama inançları var. bir şeyler için çabalıyorlar, istedikleri uğruna kendilerinden fedakarlık yapıyorlar ve bundan hiç mi hiç gocunmuyorlar. güzel dostlukları var :) fotoğraf çekiliyorlar, kahve içmeye çıkıyorlar. beraber zaman geçiriyorlar ve ve hayatın bir dönemlerini paylaşıyorlar belki de ileriki yıllara da bu iletişimlerini de birbirlerine olan güzel katkılarını da taşımak için. bense oturmuş mutsuzluğumu kendimden çıkarmaya devam ediyorum. çoğu zaman da etrafımdakileri suçluyorum, kendimle yüzleşmek o kadar zor geliyor ki. hepsi hayatlarını ya eline aldı ya da kurma aşamasındalar. bazılarının güzel bir işi ve kazançları olacak. kimileri kendilerini maddi olarak yükseltme aşamasında. ilişkileri olanlar var ve nişanlanmayı, evlenmeyi düşünüyorlar. kimi yüzük bile taktı. onlara bakıp da başarmak için çok geç kaldığım şeyleri ve kendim için çaba göstermeyişimi bedensel sağlığımı mümkün olduğunca korumaya çabalayarak, kendime iyi bakarak telafi etmeye çalışıyorum ama artık patlak vermeye başladı bu durum. 5-6 yıl sonra bedensel olarak belki iyi görünsem bile mutlu olmayacağım. hiç olmayacağım hem de. dışım ne kadar parlak gözükürse gözüksün içimdeki çürük kokusu dışarı taşacak çünkü biliyorum. gençlik takıntımın altında kendime hala geç kaldığımı düşündüğüm şeyler için zaman yaratmak istemem ve “bu yaşına gelmiş ama hiçbir şey başaramamış.” demelerinden korkmam yatıyor. kaçırdığım fırsatları, zamanında yapmadıklarımı, hatalı davranışlarımı, problematik biri olduğumu ve mutsuzluğumu gizleyemiyor işin ironik tarafı asla bu bakım ve fiziksel olarak bedenimi koruma hali. napacağımı hiç bilmiyorum. aklımdaki düşünceler o kadar olumsuz ve çirkin ki bu çirkinlik bedenime de yansıyacak diye ödüm kopuyor, insanlar anlayacak dışımdan da içimin ne kadar pis olduğunu artık diye. ben kendimi sevmek istiyorum, gülmek eğlenmek, yaşıtlarımın yaptıkları gibi kendim için; geleceğim ve hayatım için çabalamak istiyorum ama yapamıyorum bunu. saçmalıyorum ama olmuyor ya. bir yığın şey yazdım buraya da ama kafayı yemek istemiyorum. kendimi güzel bulmak istiyorum başkaları gibi. güzel olduğuma inanmak ve sevilmeye değer olduğumu gerçekten görmek istiyorum.
canım çok acıyor sözlük. çok acıyor. ben ölecek gibi hissediyorum. allah’ım eğer duyuyorsan bu içimdeki konuşmayı, okuyorsan aklımdakileri lütfen yardım et bana. çıkar beni aydınlığa. götür başkaları gibi mutluluğa, yardım et bana ne olursun ben kafayı yemeden; hayatı boyunca mutsuzluğa mahkum bir insan olmadan.
devamını gör...