30'luk yazarlardan gençlere tavsiyeler
başlık "sallama kan icen vampir" tarafından 07.09.2022 22:58 tarihinde açılmıştır.
1.
masumiyetinizi koruyun! gösterişe, hırsınıza, taktiğinize, sahte ilişkilere, çıkarlara, yarışlara
veya yanlış insanlara karakterinizi satmayın.
bırakın kaybeden sizmişsiniz gibi gözüksün. kalbinizi dinlediğiniz sürece kendi hayatınızın kazananı olursunuz ki en önemli şey de bu. koruyun kendinizi. her şeye ve herkese rağmen.
veya yanlış insanlara karakterinizi satmayın.
bırakın kaybeden sizmişsiniz gibi gözüksün. kalbinizi dinlediğiniz sürece kendi hayatınızın kazananı olursunuz ki en önemli şey de bu. koruyun kendinizi. her şeye ve herkese rağmen.
devamını gör...
2.
çıplak el ile sıcak fırın tepsisine dokunmayın. çok pis acıyor allahsız!
edit 1: millet demiş ki nasihata gerek yok.* olum vallahi çok acıyor. acele etmeyin fırında bir şey pişirirken.
edit 1: millet demiş ki nasihata gerek yok.* olum vallahi çok acıyor. acele etmeyin fırında bir şey pişirirken.
devamını gör...
3.
başlık altında akıl dağıtanlar, tam tersini yapmıyorlarsa bir şey bilmiyorum.
resmen rakip eliyorlar.
şu yukarıda anlatılanlara kulak versen, holdingin olsa batarsın len.
evli olsan evin barkın dağılır ya.
aman diyim çocuklar.
resmen rakip eliyorlar.
şu yukarıda anlatılanlara kulak versen, holdingin olsa batarsın len.
evli olsan evin barkın dağılır ya.
aman diyim çocuklar.
devamını gör...
4.
30unda üzerinde biri olarak vereceğim tek tavsiyem. sakın bizleri dinlemeyin.
devamını gör...
5.
tavsiye dinleme ulan bak işine.
devamını gör...
6.
eğer şiir yazıyorsanız, yazmayın çünkü şiir yazılmaz şiir gelir…
devamını gör...
7.
30 lu yaşlar tavsiye vermek için erken bre. yeni dönem yaş klafikasyonunda genç yaşa tekabül ediyor. 40lık bir ablanız olarak yabancı dil öğrenin diyorum. bir de kimseyi yargılamayın ve bol bol aşık olup sevin, sevişin.
devamını gör...
8.
bir an önce 30 olun da bu başlıkta diğerlerine tavsiye verin.
devamını gör...
9.
gelmez sanıyorsun ama çok çabuk geliyor 30 lu yaşlar ona göre boşa vakit harcamayın hak etmeyen insanlara vaktinizi vermeyin sonu olmayan işler için zaman harcamayın gerçekçi olun ve geleceğinizi planlayın... zira 30 dan sonrası plan yapma değil plan uygulama yaşıdır ...
devamını gör...
10.
ruhum 35 yaşında olduğu için bende tavsiye vereyim;
sevdiklerinize seni seviyorum demekten çekinmeyin, fırsat buldukça sevdiklerinize sarılın .zaman geriye alınamıyor malesef.
allaha şükür ben bir yakınımı kaybetmedim,düşüncesi bile korkunç
sevdiklerinize seni seviyorum demekten çekinmeyin, fırsat buldukça sevdiklerinize sarılın .zaman geriye alınamıyor malesef.
allaha şükür ben bir yakınımı kaybetmedim,düşüncesi bile korkunç
devamını gör...
11.
bosverin buradaki tavsiyeleri nasıl biliyorsanız öyle yaşayın.
devamını gör...
12.
ben de gençlere tavsiye vermek isterdim ama benim aklım bana zor yetiyor kendi başınızın çaresine bakın.
devamını gör...
13.
ilk gençlik yıllarını yaşayan, o umut dolu ve hayalperest küçük arturo bandiniler için vermek istediğim tavsiyelerdir. hem içimizi dökeceğiz hem de daha genç dostlarımıza (biz de genciz, biz de güzeliz) birkaç farkındalık vermeye çalışacağız. öncelikle, (bkz: ölü bir evden hatıralar) romanında, dostoyevski'nin söylediği, cezaevindeki yoksul takımını anlatan şu sözleri kulağınıza küpe yapın:
"her iş, her girişim onlar için bir üzüntü kaynağı, bir yüktür. sanki kendiliklerinden bir işe başlamamak, yalnızca başkalarının dediğine boyun eğmek, kendi iradesi dışında bir yaşam sürmek, başkalarının kavalıyla dans etmek koşuluyla doğmuşlardır. görevleri yalnızca, başkalarının dediklerini yapmaktır. hiçbir koşulun gerçekleşmesi, hiçbir değişiklik onları zengin edemez. her zaman yoksul kalacaklardır. bu çeşit kişilerin yalnızca sade halk arasında değil, toplumun her sınıfında, her kuruluşta, her partide, her gazetede, her dergide bulunduğunu gördüm."
ben lise yıllarında tembel ama çok sevdiğim arkadaşlarıma kopyalar vererek sınıf geçirttim. kendilerine sürekli, kıçlarından bir psikolojik sorun uydurdukları meseleler için motive ettim, dertlerini dinledim. bir yerlerde saçma sapan içip kederleniyorduk. ben bu süreçte iyi bir okuldan mezun olarak çıktım. şahane insanlarla tanıştım, kültür seviyemi arttırmak için nerede işinde iyi adam var eteğine yapıştım. biri sosyolojiyi iyi biliyordu, diğeri dini, öteki tarihi. yıllar geçip giderken o zamanlar sağa sola yıkılan, bir türlü ayağa kalkamayan arkadaşlarım da kumar ve uyuşturucu meselelerine hayatlarını acayip yerlere çektiler. belli bir süre sonra aramızdaki iletişim uçuruma sürüklendi ve irtibatlarımız kesildi.
ben bir bok olmuş değilim. yaşadığım hayat, yalnızca şerefiyle, onuruyla para kazanıp, gündelik yaşamın gerçekliğiyle ve onun vasıflandırıldığı sıkıntılar ve endişeler ile mücadele etmekle geçiyor. lakin, yaşamda bana en çok vakit kaybettirmiş ve en çok üzüldüğüm zamanlar, asla iyileşmeyecek insanlara harcadığım o zamanlar oldu. gençlerin bilmesi gereken şey, dostoyevski'nin dediği gibi bazı insanların hep orada kalacaklarıdır. sevdiğiniz kadın ya da erkek, aşağılık bir insansa, aşağılık bir insan olarak kalma yönünde adımlayacak. onu çok yüksek ihtimalle değiştiremeyeceksiniz. size bugün falancanın, filanca arkadaşınızın dedikodusunu yapan, sizi kışkırtan sevdiceğiniz yarın sizi annenize ve sözgelimi kız kardeşinize karşı kışkırtacak. kumarbazsa kumara devam edecek, bencilse, artarak devam ettirecek bunu. "ben bunu düzeltirim, ben bunu adam ederim." gibi sözler çok büyük bir zaman kaybının yaşanacağını gösterir.
burayla da ilişkili olmak üzere, hayatta kendinize yapacağınız en büyük iyilik, okumak olacaktır. "ne okuyayım?" değil, ne bulursanız okuyacaksınız. yaşamınıza yön veren, din, sosyoloji, tarih, siyaset, ekonomi hepsiyle alakalı okuyacaksınız. çünkü okumak insanın hem zihnini doldurur hem de nefsini küçültür. insan kendini ve yaşadığı toplumu tanır, farklı yaşamları deneyimler ve ona yön verecek alıntıları yakalar. böylelikle, sözgelimi arkadaşınızın akşam evde çay kaşığını neden bardak altlığına değil de masaya koyup onu kirlettiğine dair dertlenmeleriniz olmaz. iş arkadaşınızın neden size kahve ısmalarlamadığı üzerine uzun uzun düşünüp nöbetler geçirmezsiniz. yaşamın her rengini görür, bir hikayeniz olduğunu ve oradan gelen ve geçen herkesin bir izinin olacağını bilirsiniz. böylece nerede idealist olunacağını, nerede yaşamın gerçekliğinin sıradanlığının yaşanıyor olduğunu bilirsiniz.
son olarak, buraya kadar okuyabildiyseniz, bugün sevdiğiniz insanlar, yarın yanınızda olmayabilir. sevginizi, merhametinizi, güven duygunuzu sınırsızmışçasına kullanmayın. o küçük küçük istismarlar sonrası, bir zaman sonra bir bakacaksınız ki çok kalın bir kabuğunuz var, her yere duvarlar örmüşsünüz. artık isteseniz de o duvarları yıkamıyor, güven duygunuzu geri getiremiyorsunuz. insanlara, sizi, duygularınızı, hayatınızı bütünüyle istismar etmek için hayatınıza girmeye çalışma yaftası vuruyorsunuz. "yalanlar söyleyecek, aldatacak, yıpratacak ve defolup gidecek." demeye başlıyorsunuz. soğuk bir yalnızlık, bu noktada yaşamınızın tek tanımı haline geliyor. dikkatli olun.
"her iş, her girişim onlar için bir üzüntü kaynağı, bir yüktür. sanki kendiliklerinden bir işe başlamamak, yalnızca başkalarının dediğine boyun eğmek, kendi iradesi dışında bir yaşam sürmek, başkalarının kavalıyla dans etmek koşuluyla doğmuşlardır. görevleri yalnızca, başkalarının dediklerini yapmaktır. hiçbir koşulun gerçekleşmesi, hiçbir değişiklik onları zengin edemez. her zaman yoksul kalacaklardır. bu çeşit kişilerin yalnızca sade halk arasında değil, toplumun her sınıfında, her kuruluşta, her partide, her gazetede, her dergide bulunduğunu gördüm."
ben lise yıllarında tembel ama çok sevdiğim arkadaşlarıma kopyalar vererek sınıf geçirttim. kendilerine sürekli, kıçlarından bir psikolojik sorun uydurdukları meseleler için motive ettim, dertlerini dinledim. bir yerlerde saçma sapan içip kederleniyorduk. ben bu süreçte iyi bir okuldan mezun olarak çıktım. şahane insanlarla tanıştım, kültür seviyemi arttırmak için nerede işinde iyi adam var eteğine yapıştım. biri sosyolojiyi iyi biliyordu, diğeri dini, öteki tarihi. yıllar geçip giderken o zamanlar sağa sola yıkılan, bir türlü ayağa kalkamayan arkadaşlarım da kumar ve uyuşturucu meselelerine hayatlarını acayip yerlere çektiler. belli bir süre sonra aramızdaki iletişim uçuruma sürüklendi ve irtibatlarımız kesildi.
ben bir bok olmuş değilim. yaşadığım hayat, yalnızca şerefiyle, onuruyla para kazanıp, gündelik yaşamın gerçekliğiyle ve onun vasıflandırıldığı sıkıntılar ve endişeler ile mücadele etmekle geçiyor. lakin, yaşamda bana en çok vakit kaybettirmiş ve en çok üzüldüğüm zamanlar, asla iyileşmeyecek insanlara harcadığım o zamanlar oldu. gençlerin bilmesi gereken şey, dostoyevski'nin dediği gibi bazı insanların hep orada kalacaklarıdır. sevdiğiniz kadın ya da erkek, aşağılık bir insansa, aşağılık bir insan olarak kalma yönünde adımlayacak. onu çok yüksek ihtimalle değiştiremeyeceksiniz. size bugün falancanın, filanca arkadaşınızın dedikodusunu yapan, sizi kışkırtan sevdiceğiniz yarın sizi annenize ve sözgelimi kız kardeşinize karşı kışkırtacak. kumarbazsa kumara devam edecek, bencilse, artarak devam ettirecek bunu. "ben bunu düzeltirim, ben bunu adam ederim." gibi sözler çok büyük bir zaman kaybının yaşanacağını gösterir.
burayla da ilişkili olmak üzere, hayatta kendinize yapacağınız en büyük iyilik, okumak olacaktır. "ne okuyayım?" değil, ne bulursanız okuyacaksınız. yaşamınıza yön veren, din, sosyoloji, tarih, siyaset, ekonomi hepsiyle alakalı okuyacaksınız. çünkü okumak insanın hem zihnini doldurur hem de nefsini küçültür. insan kendini ve yaşadığı toplumu tanır, farklı yaşamları deneyimler ve ona yön verecek alıntıları yakalar. böylelikle, sözgelimi arkadaşınızın akşam evde çay kaşığını neden bardak altlığına değil de masaya koyup onu kirlettiğine dair dertlenmeleriniz olmaz. iş arkadaşınızın neden size kahve ısmalarlamadığı üzerine uzun uzun düşünüp nöbetler geçirmezsiniz. yaşamın her rengini görür, bir hikayeniz olduğunu ve oradan gelen ve geçen herkesin bir izinin olacağını bilirsiniz. böylece nerede idealist olunacağını, nerede yaşamın gerçekliğinin sıradanlığının yaşanıyor olduğunu bilirsiniz.
son olarak, buraya kadar okuyabildiyseniz, bugün sevdiğiniz insanlar, yarın yanınızda olmayabilir. sevginizi, merhametinizi, güven duygunuzu sınırsızmışçasına kullanmayın. o küçük küçük istismarlar sonrası, bir zaman sonra bir bakacaksınız ki çok kalın bir kabuğunuz var, her yere duvarlar örmüşsünüz. artık isteseniz de o duvarları yıkamıyor, güven duygunuzu geri getiremiyorsunuz. insanlara, sizi, duygularınızı, hayatınızı bütünüyle istismar etmek için hayatınıza girmeye çalışma yaftası vuruyorsunuz. "yalanlar söyleyecek, aldatacak, yıpratacak ve defolup gidecek." demeye başlıyorsunuz. soğuk bir yalnızlık, bu noktada yaşamınızın tek tanımı haline geliyor. dikkatli olun.
devamını gör...
14.
30'luk yaşlar genç değil mi abi? o tuzluk çok küçük değil mi reis?
devamını gör...
15.
vay arkadaş dedirten tavsiyelerdir...
otuz yaş, ne tecrübe etti ki ne tavsiye verecek?
mezardan sesleniyorum, alooo?
buraya kulak verün...
duymuyorlar.
otuz yaş, ne tecrübe etti ki ne tavsiye verecek?
mezardan sesleniyorum, alooo?
buraya kulak verün...
duymuyorlar.
devamını gör...
16.
tavsiye mavsiye yok.
benim tek tavsiyem bu yaşlı zottirikleri dinlemeyin çocuklar, gelişine yaşayın pataküte.
zaten öyle yapılır.
benim tek tavsiyem bu yaşlı zottirikleri dinlemeyin çocuklar, gelişine yaşayın pataküte.
zaten öyle yapılır.
devamını gör...
17.
tavsiye kelimesini de hiç sevmiyom he eskiden büyükler bize tavsiye verirdi okuyun evladım okuyun yok memur olun yok sigortanız olsun yok bilmem ne
gördük verdikleri tavsiyeler hiçbir halta yaramadı onlar kendi yaşadığı döneme göre tavsiye verdiler şimdi ben kalkıp hiçbir şeyinden haberim olmayan bir gence ne tavsiye vereyim o gencin ne ihtiyacı var ne bileyim
o saçma sapan tavsiyeler olmasa güzel sanatlar okurdum size ne lan moruklar işinize bakın derdim
o yüzden kimseye tavsiye vermiyorum aşkoolar ayy ayrıca ben hâlâ çıtır mı çıtır bir kadınım tavsiye vermek için falan da çok gencim
herkesin hayatına kimse karışamaz aşkoo
gördük verdikleri tavsiyeler hiçbir halta yaramadı onlar kendi yaşadığı döneme göre tavsiye verdiler şimdi ben kalkıp hiçbir şeyinden haberim olmayan bir gence ne tavsiye vereyim o gencin ne ihtiyacı var ne bileyim
o saçma sapan tavsiyeler olmasa güzel sanatlar okurdum size ne lan moruklar işinize bakın derdim
o yüzden kimseye tavsiye vermiyorum aşkoolar ayy ayrıca ben hâlâ çıtır mı çıtır bir kadınım tavsiye vermek için falan da çok gencim
herkesin hayatına kimse karışamaz aşkoo
devamını gör...
18.
devamını gör...
19.
kafa yapıyoruz.
dikkate almayınız. ayılınca konuşuruz yine.
dikkate almayınız. ayılınca konuşuruz yine.
devamını gör...
20.
kafanıza göre takılın. hiç bir tavsiyeye kulak asmayın**
devamını gör...