1.
çok delikanlı bir abimizdir. tek derdi hak, hukuk adalet kovalamak olmuş. afrika'da kölesi olduğu validen kaçıp, roma imparatorluğunun başkentine doğru yol almış. peki amacı neymiş? sezar'la görüşmek. umuyormuş ki, sezar'la görüşürse bu işleri düzeltecek, zorba valinin yediği herzeleri burnundan getirecek. firarı başarılı olmuş ama sezar'la görüşme işi biraz çetrefilli bir hal almış. valinin adamlarından dere, tepe, çöl, bayır kaçacağım derken tabiri caizse imanı gevremiş. sonrada yakalanıp, başkentte isyankarlık suçlaması ile damnatio ad
bestias yani aslanların önüne atılarak öldürülme cezasına çarptırılmış. garibim hak hukuk adalet derken, kendisini arenanın ortasında buluvermiş. kendisine ulaşabilmek için 3846 takla attığı sezar'da arenadaymış bu esnada. işin daha ironik kısmı ise aslanların kaldığı bölmenin kapısı sezar'ın emri ile açılmış. bahtsız eskimo'yu kutupta aslan yakalar misali bir durum işte.
neyse efendim androklus dehlizden çıkan aslanı görünce titreyerek üç kulhü bir elham okumaya başlamış. yalnız aslan'da aslan ha! arena'da bulunan aslanların takriben iki katı. zebellah gibi bir şey. yeleleri ahenkle dans ediyor, gözleri delici bir şekilde parlıyormuş. aslan, androklus'a doğru ilerlemeye başlayınca, seyirciler feryat figan bağrışlarla birazdan dökülecek olan kanı ve sergilenecek olan vahşeti kutlamaya başlamış bile. yalnız aslanda bir enteresanlık varmış. bizim hacı androklus'a doğru ağır ağır ilerliyormuş. en nihayetinde adamın yanına vardığında, adamı sadece kafası ile dürttükten sonra, ellerini, yüzünü yalamaya başlamış. seyirciler şaşkınlık içerisinde. sezar şokta. var bu işte bir çapanoğlu demiş ve köleyi yanına çağırtmış; ''anlat hele bakalım nedir bu mevzunun aslı astarı, bu aslan kankasını görmüş gibi niye sarıldı sana ? nedir bu ponçikliğin sırrı? yoksa nickaltı yalakalığı mı yapıyorsunuz?'' demiş.
zaten bütün amacı sezar'a derdini anlatmak olan hacı androklus'u durdurabilene aşk olsun! validen, haksızlıklardan, kaçışından her şeyden bahsetmiş sezara. kaçış esnasında soluklanmak için bir mağaraya sığındığını, kendisinden sonra o mağaraya bir aslanın geldiğini, üç kulhü bir elham okuyup, kendini yere bırakacağı sırada, aslanın önüne düşüp, yığılıp kaldığından bahsetmiş. meğer aslan yaralıymış. pençesi'ne delici ve kesici alet girmiş. bizim hacı da, aslanı tedavi edip iyileştirmiş. sezar hacının anlattığı öyküden çok etkilenmiş. başkentin sokaklarında anlattırmış hikâyeyi, tüm halk duysun istemiş. bizim hacıyı da azat etmiş. halk ''yaşasın özgür androklus!'' diye inletmiş sokakları. bu hikâyede burada bitmiş...
ha spartaküs kadar sansasyonel bir hikâyesi olmasa da, hacının özgürlük hikâyesi de fena değildir. tabi vali'ye ne olmuş o kısım muamma. ama aslanını yanına almış diyorlar. iyi de yapmış. boşuna dememişler iyilik yap denize at diye. aslan'da olsa kıymetini biliyor. yalnız insan konusunda çekincelerim var. tabi o bambaşka bir mevzu. hayvanlara karşı lütufkar olunuz. insan konusu sizin bileceğiniz iş...
bestias yani aslanların önüne atılarak öldürülme cezasına çarptırılmış. garibim hak hukuk adalet derken, kendisini arenanın ortasında buluvermiş. kendisine ulaşabilmek için 3846 takla attığı sezar'da arenadaymış bu esnada. işin daha ironik kısmı ise aslanların kaldığı bölmenin kapısı sezar'ın emri ile açılmış. bahtsız eskimo'yu kutupta aslan yakalar misali bir durum işte.
neyse efendim androklus dehlizden çıkan aslanı görünce titreyerek üç kulhü bir elham okumaya başlamış. yalnız aslan'da aslan ha! arena'da bulunan aslanların takriben iki katı. zebellah gibi bir şey. yeleleri ahenkle dans ediyor, gözleri delici bir şekilde parlıyormuş. aslan, androklus'a doğru ilerlemeye başlayınca, seyirciler feryat figan bağrışlarla birazdan dökülecek olan kanı ve sergilenecek olan vahşeti kutlamaya başlamış bile. yalnız aslanda bir enteresanlık varmış. bizim hacı androklus'a doğru ağır ağır ilerliyormuş. en nihayetinde adamın yanına vardığında, adamı sadece kafası ile dürttükten sonra, ellerini, yüzünü yalamaya başlamış. seyirciler şaşkınlık içerisinde. sezar şokta. var bu işte bir çapanoğlu demiş ve köleyi yanına çağırtmış; ''anlat hele bakalım nedir bu mevzunun aslı astarı, bu aslan kankasını görmüş gibi niye sarıldı sana ? nedir bu ponçikliğin sırrı? yoksa nickaltı yalakalığı mı yapıyorsunuz?'' demiş.
zaten bütün amacı sezar'a derdini anlatmak olan hacı androklus'u durdurabilene aşk olsun! validen, haksızlıklardan, kaçışından her şeyden bahsetmiş sezara. kaçış esnasında soluklanmak için bir mağaraya sığındığını, kendisinden sonra o mağaraya bir aslanın geldiğini, üç kulhü bir elham okuyup, kendini yere bırakacağı sırada, aslanın önüne düşüp, yığılıp kaldığından bahsetmiş. meğer aslan yaralıymış. pençesi'ne delici ve kesici alet girmiş. bizim hacı da, aslanı tedavi edip iyileştirmiş. sezar hacının anlattığı öyküden çok etkilenmiş. başkentin sokaklarında anlattırmış hikâyeyi, tüm halk duysun istemiş. bizim hacıyı da azat etmiş. halk ''yaşasın özgür androklus!'' diye inletmiş sokakları. bu hikâyede burada bitmiş...
ha spartaküs kadar sansasyonel bir hikâyesi olmasa da, hacının özgürlük hikâyesi de fena değildir. tabi vali'ye ne olmuş o kısım muamma. ama aslanını yanına almış diyorlar. iyi de yapmış. boşuna dememişler iyilik yap denize at diye. aslan'da olsa kıymetini biliyor. yalnız insan konusunda çekincelerim var. tabi o bambaşka bir mevzu. hayvanlara karşı lütufkar olunuz. insan konusu sizin bileceğiniz iş...
devamını gör...