annelik çok önemli.bir canlıya hayat vermek, sonrasında onu hayata hazırlamak gerçekten kutsal. ama insanlar kadınları sadece anneliğe indirgiyor. doğurduktan sonra bir kadınin kadın olma,evlat olma,çalışan olma vs tüm sıfatları elinden alınmaya calisilip sadece annelik bırakılıyor. hayır. bu kadar düz varlıklar değiliz, herşeyden önce anne değil kadınız. bir çocuk doğurduk diye bunu mahkûmiyet sayamayiz. aksine toplumda herseyimizle var olup çocuğumuza nasıl anne olunurun yanında nasıl öğrenci,nasıl çalışan, nasıl eş ve diğer bütün herşeyi canlı örnekle göstermeliyiz..
devamını gör...

hüseyin nihal atsız’ın ince ama dev romanıdır. ideolojik olarak yazara ve dolayısı ile bu esere önyargılı yaklaşanlar olacaktır. önyargılarını yıkıp okuyan türk edebiyat tarihinin en iyi psikolojik romanlarından birini okumuş olmanın hazzını duyacak, belki 2. kez okuyacak yada başucu kitabı yapacaktır. önyargılı olanlar ise okumadığı halde nihal atsız gibi dev bir yazara burun kıvıracaktır.

ayrıca romanda öyle güzel diyaloglar, öyle ince düşünce, fikir ve sözler yer almaktadır ki insan ezberlemek ister, arada aklına geldikçe açar okur.
selim pusat, güntülü, leyla mutlak gibi karakterlerin arasında, çevremde ki okurlardan gözlemlediğim kadarıyla geri planda kalan bir karakter var ki beni esas etkileyen karakter odur. ayşe pusat. yanımda öyle güçlü duracak bir kadın olduğunu düşünürüm de, ah ulan iradesiz selim derim, sen adam mısın diye kızarım.

+ niçin severiz güntülü.
- sevginin niçini olmaz ki efendim... düşünsem makul bir sebep bulabilirim. fakat bu hakiki sebep olmaz. çünkü biz önce severiz. sonra sevdiğimiz şeyin güzel taraflarını bulmaya çalışırız. bu da hodbinliğimizden doğar.




ummadık yerden gelen iyilik ve nezaket insanları daha çok sarar ve sarsar.





insanlar, babalarıyla analarının dağ gibi ümitleriyle dünyaya geldikten sonra denizler gibi ümitsizlikler içinde boğularak kaybolup gidiyorlardı.




-bazen bir sevgili için her şey bırakılır yüzbaşım.
insan bir öfke anında arkadaşını; bir buhran dakikasında kendini öldürebildiği gibi, aşk denen hastalığın şiddetlendiği bir sırada da istikbalini, halini, mazisini, her şeyini feda edebilir.
pusat doktora istihkarla baktı:
+bunları iradesiz, karaktersiz ve zayıf adamlar yapar.
doktor büsbütün hüzünlenen bakışlarını pencereden ta uzaklara çevirerek cevap verdi:
-en kuvvetli insanların da zayıf anları olur





bana insanlardan mı bahsediyorsun? insanlar mazide ve tarihin yaprakları arasında kaldılar. bu gördüklerin birer karikatürden başka bir şey değildir.





tiyatro bitti, beklemeye lüzum görmüyorum.



roman kısmen hüseyin nihal atsız’ın otobiyografisidir. baş kahramanımız yzb.selim pusat en iyi subayların krallık rejimlerinde yetiştiğini savunması nedeniyle kralcılıkla suçlanarak ordudan atılmış bir subaydır.(romanda tarih geçmez ancak anlatılan yıllar tahminimce 1940 lardır.) selim pusat’ın babası ve dedesi de subaydır.
hüseyin nihal atsız tıbbiyeden arap kökenli olduğu için bir teğmene selam vermemesi nedeniyle atılmış bir subay namzetidir. onun da babası ve dedesi subaydır.
devamını gör...

başarılı biri olmaya değil, değerli biri olmaya çalışın. başarı egoya yakındır. sevgi değere yakındır.
albert einstein
devamını gör...

günlük rutinimdir.

uykumu açsın diye değil keyif aldığım için içiyorum. bu arada sanırım artık kafein bana etki etmiyor. günde en az 6-7 kupa sade şekersiz üstüne, (tabi yapan olursa) türk kahvesi. ne uykumu kaçırıyor ne de uykumu açıyor...

hatıralar köşesi: sadece bir kahve türü beni mahvetmişti. onu da afganistan’da görev yapan bir dostum getirdi. özellikle “abi bak yarım çay bardağı kadar içeceksin fazlasını sakın tek seferde içme” dedi.

tabi ben ne yaptım? kahve bana dokunmaz diyerek bir kupa hazırladım içtim. sonucunda da aşırı kalp çarpıntısı ile birlikte 2,5 gün hiç uyumadan geçirdim. aşırı enerjiktim ama baş ağrısı dayanılmazdı. ilginç bir deneyimdi.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kendisi psikoloji romanlarının başlangıç ismidir.
ayrıca pek sever hırsız, katil, dedektif senaryolarını.
en meşhuru doğu eksperinde cinayet kitabıdır
zaten sonra ödüllü bir film olmuştur.
devamını gör...

fırında da yapılmaz. fırın ne ile çalışıyor; ya elektrik ya doğalgaz. en iyisi haşlamak. hatta yaz olsa, ince ince doğrayıp baharatlayıp güneşte kurutabiliriz bence.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

poetik sinemanın ve glasnost devrinin öncesinde ortaya çıkmış rus yönetmen. şair çocuğu olmasının verdiği kültürle oluşturduğu kendine has tarzı çok konuşulmuştur. ki şiir bilgisini zerkalo isimli filminde mükemmel bir şekilde kanıtlamıştır. sinema okumadan evvel arapça eğitimi almış, yönetmenliği mihail romm'dan öğrenmiştir. modern toplumun yarattığı hız kavramına tepki olarak yarattığı yavaşlığı, saykodelik tarzı hissederek yakalayabilirsiniz. arapça bilmesiyle birlikte doğu felsefesine merakını zaten evveli yıllardan göstermiş ve doğunun kültürünün odak noktası olan insanı, mükemmel incelemiştir. ki bunu da elleri, sosyalist bir devletin kordonunda hapisken yapmıştır. hiçbir zaman tutuklanmamış, yargılanmamış ve yasaklanmamış olmasından dolayı kira muratova gibi kurban olarak adlandırılması kira muratova'ya haksızlıktır. zerkalo ve stalker yapıtları cannes'da engellenmiştir. bu da benim gözümde sinema dünyasının kendi dalını kesmesidir ve yapılmış en büyük saygısızlıktır.
devamını gör...

hayatınızda var olduğu için mutlu olduğunuz, yokluğuna alışmak da zorlandığınız insanların ölümü sonucunda onlardan bahsederken yaptığınız eylemdir.

sürekli yanınızda olduğu zamanlar onun hakkında geniş zamanla konuşurken sanki birlikte geçirilen zamanlar çok doğal bir şeymiş gibi gelir. onunla yaşanan her şey düzenli olarak sürekli yapılan etkinlikler gibidir.

bazen onu gözünüzün önünden ayırmak istemediğiniz zamanlar ondan şimdiki zamanla bahsedersiniz. sanki başka bir zamana geçmek, onun yaptıklarına şahit olmamak gerçekliğin sonsuza dek yitmesi gibi bir şey olacaktır. yaptığı her şeyi izlemek ve bunları zihninizde şimdiki zaman ile çekmek istersiniz.

sonra onunla ilgili planlar yapmaya ya da onunla birlikte planlar yapmaya başladığınızı fark edip ufak bir manevra ile gelecek zamanla konuşmaya başlarsınız. her cümle sizin oluşturduğunuz çoğul bir özne ile başlar ve her cümlenin noktasının hemen öncesinde inançla kesinleştirilmiş bir gelecek zaman eki görünür. çok inanırsınız geleceğe ama içinizden bir his bir merdivenin altından geçen kara kedi gibi yoklar içinizi.

ve en nihayetinde beklenmedik - çünkü her ölüm erken ölümdür- geldiğinde artık tüm zamanlarınızı feda etmeye hazır olduğunuz insanı sadece geçmiş zamanla anmak zorunda kaldığınızı fark edersiniz. bu çok zordur. bu çok zor gelir insana. öyle bir andır ki o ilk aydınlanma anı insan sonsuz bir geçmiş zaman içinde kısıldığını hisseder. bütün zamanlar birleşip tek bir geçmiş zaman içinde anlamlarını yitirir.

bir insan hakkında geçmiş zamanla konuşmaya başlamak diğer tüm zamanları hükümsüz kılar.
devamını gör...

inanılmaz derecede gıcık eden insandır. suratına şöyle bi' tane patlatılmak istenir.

ulan madem o kadar meraklıydın ilk başta, iki saniye daha sabredip bir daha söylesene işte. insanın heyecanını ve enerjisini de sömürür bunlar. tam dayaklık...
devamını gör...

bir gün dönüp geçmişe baktığınızda, mücadelelerle geçen yılların hayatınızın en güzel yılları olduğunu fark edeceksiniz.
devamını gör...

kuyuya taş atılıyor, çıkarmayalım bence
devamını gör...

flaubert'in aşk tanımı:
"merak. birine karşı ansızın bir merak duymaya başlarsınız, korkunç bir merak. onu tanımak, onunla doğmak, dünyaya onunla yeniden gelmek tek amacınız haline gelir. aşka en uzak cümle; senden nefret ediyorum değil, bilmek istemiyorumdur."
devamını gör...

bakire yada bakire olmayan sevmişsem herşeyiyle onu kabul etmişim demektir. mutluysa bana huzur veriyorsa tabiki de evlenirim.
devamını gör...

yıllardır televizyon izlemem ama televizyon hep açıktır. ses kapalı ve trt 1 açık. sanki televizyon açıkken kendimi daha güvende hissediyorum.
devamını gör...

''bu maskenin altında bir fikir var ve fikirler kurşun geçirmez.''
devamını gör...

foton enerjisinin parçacığın enerjisinden düşük olduğu durumlarda, fotonun elektron tarafından saçılmaya uğramasına verilen isim. bu tür saçılmalarda fotondan elektrona enerji transferi gerçekleşmez.
devamını gör...

aslinda bu haber yeni degil, internette tesaduf eseri karsima cikti, sizinle de paylasmak istedim. cunku bir hayli dusundurucu bir haber. dunyada' da saglik sistemleri, devletler, merkez bankalari ciddi bir krizin esigindeyken, en tepedekilerin bundan gram etkilenmemesi bir hayli ironik... koronavirüs salgını döneminde dünyadaki milyarderlerin serveti yüzde 27,5 artış göstererek 10,2 trilyon dolara ulaştı. peki biz bu duruma ne diyorduk, kapitalizm? sahi kapitalizm neydi? kapitalizm sanki fakiri daha fakir, zengini daha zengin yapan bir sistemdi...



kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
buradan
devamını gör...

sözlükler ekşi nin sayesinde sözlük oldular ve tanindilar , ekşi nin kapatılma durumu olmaz demiyorum olabilir ama başka bir isim ile devam eder .
biz kafa için kafa yoralim nasıl daha aktif, daha faal, daha verimli yaparız, daha çok konuşulan bir sözlük yaparız , bunun için kafa yoralim bence.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim