kapın her çalındıkça
devamını gör...
metin2
küçükken etrafımda hep metin2 muhabbetleri dönerdi. bir gün ben de indireyim şu oyunu dedim bir türlü kayıt olamadım. hayatımı kurtarmışım...
devamını gör...
mısır hiyeroglifleri
eski bir mısır alfabesi. bu alfabenin kullanıldığı dil de ara-sıra "hiyeroglif dili" olarak anılır. bu alfabenin diğerlerinden farkı, olayları harflerle anlatmak yerine sembollerle anlatmasıdır. yani bu alfabede harfler yerine semboller kullanılır. bugün hala hiyeroglif dili ve alfabesi tam çözülememiştir. hiyeroglif alfabesinin zor olmasının sebebi, sembollerle okunmasıdır ayrıca antik mısır zamanında bile okuma-yazma bilenlerin sayısı çok düşük olduğu için, kendileri bile bu alfabeyi "anlayamıyorlardı" dersek yanlış olmaz. antik mısırlıların çoğunun okuma-yazma bilmemelerinin sebebinin bazıları tarafından hiyeroglif alfabesi olduğu da söylenir. çünkü bu alfabeyi ve dili öğrenmek epey zor olsa gerek.
bu resimde, hiyeroglif alfabesinin sembolleri görülüyor, her sembolün üzerinde günümüz harflerini görüyorsunuz. böylelikle sembollerin hangi harf anlamına geldiği açıklanmış:

bu da başka bir örnek,

alfabenin ingilizce anlamlarının yazıldığı bir versiyonu daha var, bu sefer semboller renkli bir biçimde,

burda da, bir mısır hiyeroglif örneği görüyoruz,
bu resimde, hiyeroglif alfabesinin sembolleri görülüyor, her sembolün üzerinde günümüz harflerini görüyorsunuz. böylelikle sembollerin hangi harf anlamına geldiği açıklanmış:

bu da başka bir örnek,

alfabenin ingilizce anlamlarının yazıldığı bir versiyonu daha var, bu sefer semboller renkli bir biçimde,

burda da, bir mısır hiyeroglif örneği görüyoruz,
devamını gör...
ah muhsin ünlü
seviyoruz dedik işte
sorma, ne kadar
baya çok, aşırı şiddetli,
kuvvetli, heybetli, artı hiddetli.
kısaca söylersem, su kadar.
uzunca, mississippi kadar.
şirince, pisi pisi kadar
elimle, gösteriyim mi ?
nah bak, şu kadar
ah, huma kuşu kadar
vah, işçi maaşı kadar
tüh, az mı oldu bu kadar ?
uzatma işte...
seviyorum dedim,
o kadar
daha nasıl anlatayım
minare arkasına gizlenmiş ay kadar sobelenebilir aşkın.
ya sen ?
tahmini ne zaman bana aşık olursun ?
yazdığı bu güzel dizelerle ve o güzel sözlerle geç tanıştığım ve buna üzüldüğüm senarist, yönetmen, yapımcı, şair, müzisyen ve oyuncu onur ünlü'nün mahlası. okumayı çok sevdiğim şairlerden. tanışmadıysanız hemen bir araştırın derim. yazdıklarının en azından bir tanesinde kendinizden bir parça bulacağınıza inanıyorum. en azından ben çoğunda kendimi buluyorum.
devamını gör...
normal sözlük’te tanımlarını sevdiğiniz yazarlar
üst edit :son feci mars
yoldaş benjamin franklin
iko
ateş fırlatan deniz anası
bir bilen
different utopia
eyluling
hate
helios
hi my i run
homeros
paladin
pavlov un göbeği
piyanist
salyanski
yırttık abicim yırttık
"yönetim her zaman kazanır"
las kafa sözlük'ün altın kuralı.swh
yoldaş benjamin franklin
iko
ateş fırlatan deniz anası
bir bilen
different utopia
eyluling
hate
helios
hi my i run
homeros
paladin
pavlov un göbeği
piyanist
salyanski
yırttık abicim yırttık
"yönetim her zaman kazanır"
las kafa sözlük'ün altın kuralı.swh
devamını gör...
çocukluğunuzdaki bayram travmaları
5 yaşındaydım bayram için köye gitmiştik. ortanca amcam bayram hediyesi olarak tüm kuzenlerime ve bana kıyafet almıştı.
benimkiler şeker pembe bir pantolon ve sarı bir bluzdu.
o kadar sevmiştim ki onları...
neşeyle giyinip, koştur koştur anneannemlere gitmek için yola koyuldum.
yolu yarılamışken köy meydanında küçük amcam bana seslendi. yanında köyün gençleri vardı. meydanın hemen karşısı kahvehane ve cami...
sevinçle elini öpmek için yanına koştum. tam eğildim elini öpeyim diye yüzümde bir alev, gözümde şimşekler çaktı. attığı tokatla hızla yere yapıştım. ellerime yerdeki taşlar battı.
bana; 'çabuk eve git bir daha pantolon giydiğini görmeyeceğim!" diye çıkıştı.
oradaki herkesten o kadar utandım ki, yüzümün acısı ayrı o kadar kişinin bakması ayrı üzmüştü. ağlayarak eve gittim. yol boyunca, gözyaşlarımdan önümü göremediğimi hatırlıyorum.
o pantolon giydiğim ilk ve son pantolon oldu...
benimkiler şeker pembe bir pantolon ve sarı bir bluzdu.
o kadar sevmiştim ki onları...
neşeyle giyinip, koştur koştur anneannemlere gitmek için yola koyuldum.
yolu yarılamışken köy meydanında küçük amcam bana seslendi. yanında köyün gençleri vardı. meydanın hemen karşısı kahvehane ve cami...
sevinçle elini öpmek için yanına koştum. tam eğildim elini öpeyim diye yüzümde bir alev, gözümde şimşekler çaktı. attığı tokatla hızla yere yapıştım. ellerime yerdeki taşlar battı.
bana; 'çabuk eve git bir daha pantolon giydiğini görmeyeceğim!" diye çıkıştı.
oradaki herkesten o kadar utandım ki, yüzümün acısı ayrı o kadar kişinin bakması ayrı üzmüştü. ağlayarak eve gittim. yol boyunca, gözyaşlarımdan önümü göremediğimi hatırlıyorum.
o pantolon giydiğim ilk ve son pantolon oldu...
devamını gör...
müziksiz bir hayat sürmek
müziği dinleme amacına göre değişen durumdur. bazen mutlu, hüzünlü bir anı paylaşmak için dinlenir; bazen kendinden kaçmak için. ikincisi ağır basıyorsa biraz uzak kalıp kendini dinlemekte fayda var bence.
devamını gör...
hayatın bir kitap olsa konusu ne olurdu sorusu
garip bir polisiye. bir kaçan var bir kovalayan. kim bunlar? kaçan ben, peki ya kovalayan? sanırım o da ben. bir haklı var bir haksız. belki de haksız olan haklıdır. haklı olan da haksız olabilir bak şimdi.
kitap daha tamamlanmadı, bilemiyorum.
hayatta kalma çabası var, tüm haksızlıklara ve yok saymalara rağmen olan. okurken kaşların sürekli çatılıyor hissediyorsun. bir yandan kapatıp gidesin var kitabı bir yandan da sonunu merak ediyorsun. olur olmadık zamanlarda aklına geliyor açıp açıp okuyorsun. dram var sonra, büyük kayıplar. can acıtan yok oluşlar ve olmuşlar. dik durma çabaları var, düşerken bile ayakta kalma ihtiyacı/ zorunluluğu.
kısacası arka sokaklar tadında bir kitap olurdu benim kitabım*.*
kitap daha tamamlanmadı, bilemiyorum.
hayatta kalma çabası var, tüm haksızlıklara ve yok saymalara rağmen olan. okurken kaşların sürekli çatılıyor hissediyorsun. bir yandan kapatıp gidesin var kitabı bir yandan da sonunu merak ediyorsun. olur olmadık zamanlarda aklına geliyor açıp açıp okuyorsun. dram var sonra, büyük kayıplar. can acıtan yok oluşlar ve olmuşlar. dik durma çabaları var, düşerken bile ayakta kalma ihtiyacı/ zorunluluğu.
kısacası arka sokaklar tadında bir kitap olurdu benim kitabım*.*
devamını gör...
sağlam türk filmleri
eşkıya...
devamını gör...
kültürlü olmanın getirdiği zorluklar
kendinize kültürlü, entelektüel, zeki diyorsanız eminim ki değilsiniz. çünkü bunu belirtmeye gerek duymazsınız. yazılarınız nasıl konuştuğunuz seviyenizi belli eder zaten. hem kültürlü olmak zorluk, seviye indirme çıkarmayı da gerektirmez. sonuçta kimiz, kimsiniz ki seviye belirliyorsunuz. kaldı ki kültürsüz olun ama farkında olun bu durumdan daha iyidir. iyi bir ailede doğmak ve belirli imkanlara erişmek bir şanstır. ondan hayat derdinden kültürle felsefi konularla ilgilenememiş insanı küçümseyemem.
devamını gör...
oktay derelioğlu
6 sezon oynadığı beşiktaş takımının efsane karakterlerinden olan, yeteneği ile büyülemese de unutulmazlar arasına girmiş olan, oyuna girdiğinde rakibe korku salmasa da attığı muhteşem gollerle çok işler başarmış olan istikrarsızlık abidesi eski futbolcudur.

oktay derelioğlu futbol alemini aklında üç olayla yer etmiştir. yaptığı ondan fazla transferle konar göçer bir hayat yaşayan oktay, beşiktaş’ta adını duyursa da fenerbahçe ve trabzonspor’da oynayarak altın dörtlüyü oluşturmaya çok yaklaşmıştır ama olmamıştır.
oktay’ı unutulmaz yapan ilk olay 1997 yılında milli takımda oynarken belçika’ya attığı goldür. “slalom bebeğim” diyerek belçika’nın bizi şamar oğlanı etmek üzere olduğu maçta belçika savunmasını hallaç pamuğu gibi atarak ağlara gönderdiği gol hakiki futbolseverlerin hafızasından çıkmaz.

ikinci olay ise çok üzücü bir olaydır ve aynı yıl gerçekleşen bu olay herkesi çok yaralamıştır. oktay’ın eşi yeşim hanım maalesef ki doğum yaptıktan 5 ay sonra derin bir depresyona girip hayatına son vermiştir. doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon)’dan mustarip olduğu söylenen yeşim hanım silahla intihar ettiğinde oktay’ın takım otobüsünden göz yaşları içinde indiği görüntü herkesi üzmüştür.

üçüncü olay ise oktay futbolu bırakıp yorumculuk yapmaya başladığı zamanlara denk gelir. dünyaca ünlü futbolcu samuel etoo’nun futbol hayatının düşüşe geçiş soluğu antalyaspor’a transfer olmasına neden olan bu olay futbol camiasında “ etoo bitmiş” vakası olarak bilinir.

velhasılı güzel bir futbolcu, kötü bir yorumcu idi oktay derelioğlu.

oktay derelioğlu futbol alemini aklında üç olayla yer etmiştir. yaptığı ondan fazla transferle konar göçer bir hayat yaşayan oktay, beşiktaş’ta adını duyursa da fenerbahçe ve trabzonspor’da oynayarak altın dörtlüyü oluşturmaya çok yaklaşmıştır ama olmamıştır.
oktay’ı unutulmaz yapan ilk olay 1997 yılında milli takımda oynarken belçika’ya attığı goldür. “slalom bebeğim” diyerek belçika’nın bizi şamar oğlanı etmek üzere olduğu maçta belçika savunmasını hallaç pamuğu gibi atarak ağlara gönderdiği gol hakiki futbolseverlerin hafızasından çıkmaz.

ikinci olay ise çok üzücü bir olaydır ve aynı yıl gerçekleşen bu olay herkesi çok yaralamıştır. oktay’ın eşi yeşim hanım maalesef ki doğum yaptıktan 5 ay sonra derin bir depresyona girip hayatına son vermiştir. doğum sonrası depresyon (postpartum depresyon)’dan mustarip olduğu söylenen yeşim hanım silahla intihar ettiğinde oktay’ın takım otobüsünden göz yaşları içinde indiği görüntü herkesi üzmüştür.

üçüncü olay ise oktay futbolu bırakıp yorumculuk yapmaya başladığı zamanlara denk gelir. dünyaca ünlü futbolcu samuel etoo’nun futbol hayatının düşüşe geçiş soluğu antalyaspor’a transfer olmasına neden olan bu olay futbol camiasında “ etoo bitmiş” vakası olarak bilinir.

velhasılı güzel bir futbolcu, kötü bir yorumcu idi oktay derelioğlu.
devamını gör...
ocean's eleven
2001 yapımı las vegas'taki en büyük casinonun erişilmesi imkansız görünen kasasına yapılan ince plan ve alanında en iyi bir grup tarafından soygunun işlendiği film.
başrolde brad pitt,george clooney,matt damon bulunmakta.
son ana kadar heyecanlı ve eğlenceli olan bu film soygun filmlerini seven kişiler için çok zevkli olacaktır.
las vegas'a daha önceden gidenler içinse hafif bir anıları hatırlama şeklinde bir serüven olabilir.
soygun en lüks otellerden biri olan bellagio'da gerçekleşmekte.
keyifli seyirler.
başrolde brad pitt,george clooney,matt damon bulunmakta.
son ana kadar heyecanlı ve eğlenceli olan bu film soygun filmlerini seven kişiler için çok zevkli olacaktır.
las vegas'a daha önceden gidenler içinse hafif bir anıları hatırlama şeklinde bir serüven olabilir.
soygun en lüks otellerden biri olan bellagio'da gerçekleşmekte.
keyifli seyirler.
devamını gör...
bir kişiden anında soğutan detaylar
yalan söylemesi.
şu hayatta dayanamadığım şeylerin başında yalan gelir. siz de anlıyor musunuz bilmiyorum ama ben biri bana yalan söylediğinde seçtiği kelimelerden bile yalan söylediğini anlayabiliyorum. **
böyle bir durumda başta mesafe koyuyorum, yalanların devamı gelince de iletişimi kesiyorum.*
şu hayatta dayanamadığım şeylerin başında yalan gelir. siz de anlıyor musunuz bilmiyorum ama ben biri bana yalan söylediğinde seçtiği kelimelerden bile yalan söylediğini anlayabiliyorum. **
böyle bir durumda başta mesafe koyuyorum, yalanların devamı gelince de iletişimi kesiyorum.*
devamını gör...
hiçbir yere ait olamamak
benim bu dünyada bir yerim olmadı,
kuytu gövdemi saymazsak eğer.
gövdem ki varla yok arası,
hem varlığa, hem yokluğa değer.
ama yüreğim hiç solmadı.
bir gül koklayayım izin verin de.
ben yaşama da, ölüme de inandım;
tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
çarşıları hep birlikte gezerdik;
biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
ikisinin adını yan yana andım.
bir soluk alayım izin verin de.
anısına saygıyla.
metin altıok
kuytu gövdemi saymazsak eğer.
gövdem ki varla yok arası,
hem varlığa, hem yokluğa değer.
ama yüreğim hiç solmadı.
bir gül koklayayım izin verin de.
ben yaşama da, ölüme de inandım;
tamamlarlar sanırdım eksiklerimi.
çarşıları hep birlikte gezerdik;
biri dostumsa, sevgilimdi öteki.
ikisinin adını yan yana andım.
bir soluk alayım izin verin de.
anısına saygıyla.
metin altıok
devamını gör...
zenofobi
t: yabancı korkusu ve düşmanlığı anlamına gelen bir fobidir.
içerisinde zenofobik bireyler barındırmayan toplum yoktur herhalde. kişiler doğal olarak alıştıkları çevreye uyum sağlarlar yıllarca, dışarıdan gelen bir kimseyi tehdit olarak algılarlar bu yüzden. somutlaştırırsak, örneğin, günümüzde türkiye'de suriyeli, zamanında greklerin barbar düşmanlığını ve macarların anti mülteci tavırlarını söyleyebiliriz.
içerisinde zenofobik bireyler barındırmayan toplum yoktur herhalde. kişiler doğal olarak alıştıkları çevreye uyum sağlarlar yıllarca, dışarıdan gelen bir kimseyi tehdit olarak algılarlar bu yüzden. somutlaştırırsak, örneğin, günümüzde türkiye'de suriyeli, zamanında greklerin barbar düşmanlığını ve macarların anti mülteci tavırlarını söyleyebiliriz.
devamını gör...
sokak kedisi sahiplenmek
en mantıklı şeydir. bir gün apartmana girerken bir kedinin beni takip ederek daireye kadar çıkması ve kendi kendine evde kalmaya karar vermesiyle olan durum. ne zaman sokağa gitmek ister belki ya da sahibi vardır diye düşünsek şirinlikler yapıp özellikle babamı tuzağa düşüren norveç orman kedimiz.
devamını gör...
nirvana
1987 yılında seattle'da kurt cobain ve krist novoselic tarafından kurulan grunge grubudur. dönemin grunge / alternative müziğinin şekillenmesinde çok büyük etkileri olmuştur. 1994 nisan ayında cobain'in trajik kaybı sonrası grup dağılmıştır. grubu anlamak için "bleach" albümüyle başlamanızı öneririm. kapanışı da "in utero" ile yaparsınız. aradakiler de keyfinize kalmış. nirvana'yı klasik amerikan rock müziği olarak nitelemek doğru değildir. o gruba nickelback, kid rock gibi çakma oluşumlar dahildir. aradaki farkı anlamak istiyorsanız, anahtar kelime "grunge" olacaktır. oradan yürüyünüz. saygılar, sevgiler.
devamını gör...
daddy (yazar)
yukarıda yazılanların birçoğuna katıldığım, yazarları teşvik etmek için elini yormaktan çekinmeyen yazardır.
devamını gör...
23 ocak 2021 rusya'daki protestolar
geçen günlerde abd, şimdi rusya,
avrupa'da zaman zaman görülen halk eylemleri, ortadoğu'yu söylemeye bile gerek yok ,
bu durum, bütün dünya ülkelerinde yönetime sahip olanların diktatöryal yönetim anlayışının bir sonucu değil mi sizce de ?
ıktidar sahiplerinin bu konumlarını muhafaza etmek için her şeyi göze alabildikleri bir dönem yaşanıyor tüm dünyada. bu artık öyle olağan bir hale geldi ki , demokrasi havarisi olarak dünyaya yön veren abd'de bile yaşandı ve yaşanıyorsa, diğer ülkelerde olan ve olacaklara asla şaşırmamak gerektiğini gösteren durum...
avrupa'da zaman zaman görülen halk eylemleri, ortadoğu'yu söylemeye bile gerek yok ,
bu durum, bütün dünya ülkelerinde yönetime sahip olanların diktatöryal yönetim anlayışının bir sonucu değil mi sizce de ?
ıktidar sahiplerinin bu konumlarını muhafaza etmek için her şeyi göze alabildikleri bir dönem yaşanıyor tüm dünyada. bu artık öyle olağan bir hale geldi ki , demokrasi havarisi olarak dünyaya yön veren abd'de bile yaşandı ve yaşanıyorsa, diğer ülkelerde olan ve olacaklara asla şaşırmamak gerektiğini gösteren durum...
devamını gör...
