normal sözlük yazarlarının karalama defteri
bazen yaşadıklarımız bedenen ve zihnen bizi zorlar..
tam o sınır işte soyutlandığım nokta.. bir dalga sesi duymak isterim, sıcak bir güneş son ışıklarını saçlarımda eritsin, mevsim farketmesin..sadece bir rüzgar essin en ılığından ve burnuma tuzlu bir deniz kokusu gelsin, hep tanıdığımı hissettiğim o ses küçük bir melodi mırıldansın günlerce sesi kulağımda kalsın uzun uzadıya çalsın o yumuşacık tınısı.. içimi ısıtan tebessüm. bir yağmur yağsın, delirmişçesine gökyüzünden düşen başıboş damlalar her gün insanların birbirine karışması gibi birbirlerini düşünmeden savrulsun, hiçbir damla bir diğerini düşünmeden dökülsün.. toprağı dövercesine yağan yağmurdan sonra süzülsün ince bir toprak kokusu havaya yükselsin.. kokuyu görmek olsun amacım gözlerimi kapatıp kokuyu hissedebilmek.. hiç tanımadığın birinin kokusunu..
şimdi bir kış günü olsun buz gibi bir ankara soğuğu yüzüklerimden başlasın dondurmaya ellerimi, içime çektiğim nefesin soğuğu göğüs kafesimi doldursun camın tuzla buz olması gibi .. eski bir sokakta küçücük bir dükkan..sıcacık bir salep kokusu tüm sokağa yayılmış, bir bardak salep üzerine serpilen tarçının kokusu beni alıp götürsün eski bir anıya.. her yudum ısıtsa içimi sakin bir heyecan duysam.. kimsenin olmadığı bu boş sokakta kirpiklerime düşse ilk kar tanesi.. kulağımda o hiç tanımadığım yıllardır içimde var olan tanıdık ses .. bir ses nasıl bu kadar tertemiz olabilir soyut ama bir o kadar gözlerimin önüne serilen o ses, tüm ihtimalleri sonlandırabilecek güzellikte ama asla olmayacak olanı beklemek gibi bir ses.. en sevdiğim şarkıyı en hüzünlü günümde dinlemek gibi sadece o ses var ötesi yok. yürüyorum kar taneleri birbiri ardına düşüyor bazıları bir kuş tüyü estetiğinde adeta süzülüyor. öyle çok yağıyor ki hepimiz dünya kar küresinde sallanmış ve bir yere oturtulmuş gibiyiz.. dönüyoruz. yürüyorum bu eski sokak beni cezbediyor en sevdiğim şey çıkıyor karşıma kokularını tarif edemediğim eski binlerce kitap binlerce anı..küçük bir zil sesiyle aralıyorum kapıyı sahafta tüm kitaplar bir şey fısıldıyor, elime hangisini alsam anlatacak çok şeyi var duyuyorum. sayfaları hızlıca karıştırırken o eski paha biçilmez anıların dokusunu hissediyorum bazen notlar ,bazen kurutulmuş bir çiçekle karşılıyor beni...sonsuz mutluyum başka hayatlarla buluştuğum bu noktada..
yazacak çok şeyim var ama bazen sadece susmak gerek bazen kör olmak bazen o sese kulağını kapamak.. onun farklı olduğunu düşündüğümüz o an aslında herkes gibi sıradan olduğunu görmek, herkes kadar kendine düşkün, bencilliğin tüm oluşan o güzel bağı yıkması. keşke bu kadar sığ olmasa gerçeklikler. ama bazen bu kadardır işte size gösterilenin altında yatan sadece bu kadar dahası yok.
tam o sınır işte soyutlandığım nokta.. bir dalga sesi duymak isterim, sıcak bir güneş son ışıklarını saçlarımda eritsin, mevsim farketmesin..sadece bir rüzgar essin en ılığından ve burnuma tuzlu bir deniz kokusu gelsin, hep tanıdığımı hissettiğim o ses küçük bir melodi mırıldansın günlerce sesi kulağımda kalsın uzun uzadıya çalsın o yumuşacık tınısı.. içimi ısıtan tebessüm. bir yağmur yağsın, delirmişçesine gökyüzünden düşen başıboş damlalar her gün insanların birbirine karışması gibi birbirlerini düşünmeden savrulsun, hiçbir damla bir diğerini düşünmeden dökülsün.. toprağı dövercesine yağan yağmurdan sonra süzülsün ince bir toprak kokusu havaya yükselsin.. kokuyu görmek olsun amacım gözlerimi kapatıp kokuyu hissedebilmek.. hiç tanımadığın birinin kokusunu..
şimdi bir kış günü olsun buz gibi bir ankara soğuğu yüzüklerimden başlasın dondurmaya ellerimi, içime çektiğim nefesin soğuğu göğüs kafesimi doldursun camın tuzla buz olması gibi .. eski bir sokakta küçücük bir dükkan..sıcacık bir salep kokusu tüm sokağa yayılmış, bir bardak salep üzerine serpilen tarçının kokusu beni alıp götürsün eski bir anıya.. her yudum ısıtsa içimi sakin bir heyecan duysam.. kimsenin olmadığı bu boş sokakta kirpiklerime düşse ilk kar tanesi.. kulağımda o hiç tanımadığım yıllardır içimde var olan tanıdık ses .. bir ses nasıl bu kadar tertemiz olabilir soyut ama bir o kadar gözlerimin önüne serilen o ses, tüm ihtimalleri sonlandırabilecek güzellikte ama asla olmayacak olanı beklemek gibi bir ses.. en sevdiğim şarkıyı en hüzünlü günümde dinlemek gibi sadece o ses var ötesi yok. yürüyorum kar taneleri birbiri ardına düşüyor bazıları bir kuş tüyü estetiğinde adeta süzülüyor. öyle çok yağıyor ki hepimiz dünya kar küresinde sallanmış ve bir yere oturtulmuş gibiyiz.. dönüyoruz. yürüyorum bu eski sokak beni cezbediyor en sevdiğim şey çıkıyor karşıma kokularını tarif edemediğim eski binlerce kitap binlerce anı..küçük bir zil sesiyle aralıyorum kapıyı sahafta tüm kitaplar bir şey fısıldıyor, elime hangisini alsam anlatacak çok şeyi var duyuyorum. sayfaları hızlıca karıştırırken o eski paha biçilmez anıların dokusunu hissediyorum bazen notlar ,bazen kurutulmuş bir çiçekle karşılıyor beni...sonsuz mutluyum başka hayatlarla buluştuğum bu noktada..
yazacak çok şeyim var ama bazen sadece susmak gerek bazen kör olmak bazen o sese kulağını kapamak.. onun farklı olduğunu düşündüğümüz o an aslında herkes gibi sıradan olduğunu görmek, herkes kadar kendine düşkün, bencilliğin tüm oluşan o güzel bağı yıkması. keşke bu kadar sığ olmasa gerçeklikler. ama bazen bu kadardır işte size gösterilenin altında yatan sadece bu kadar dahası yok.
devamını gör...
orhan boran
türkiye'nin ilk stand-up'çısı. rahmetli, televizyonun olmadığı dönemde insanları radyo başına toplayan, kusursuz konuştuğu türkçesi ile fıkralar anlatan, tam manada bir istanbul beyefendisi.
devamını gör...
ölmüş birini özlemek
cenazelerin ölenler için değil, kalanlar için olduğunun kanıtıdır.
devamını gör...
temizlikçi teyze temizlik yaparken merdivenlerden inmek
karşılaştıktan sonra birkaç saniye hareketsiz kalıyoruz da teyze yüzümüze "yürü git hadi devam edeyim" der gibi bakıyor ya? o an tekrar hareket etmek çok zor. mümkün olsa merdiven trabzanlarından kayarak zemin kata kadar ineceğim ama olmuyor işte.
devamını gör...
aklında olanı satırlara dökememe sorunsalı
bana da oluyor ama demek ki dökülmemeleri gerekiyormuş diye düşünüyorum.
devamını gör...
uyuyan kişiyi uyandırma yöntemleri
uyuyan kişiye göre değişen yöntemlerdir. sevgili kişiyi uyandırırken başını okşamak, yanağına bir buse kondurmak bazen en güzel uyandırma şekli olabilir.
devamını gör...
mitolojik bir bilgi bırak
vesta rahibeleri veya vesta bakireleri romada kutsal vesta ateşini korumakla görevli 6 kadından oluşurdu. bu rahibeler soylu ailelerin kızlarından seçilir, küçük yaşta eğitimine başlanırdı. tapınağa 30 yıl hizmet edeceğine yemin eden ,ateşin korucuları olan bu kadinlar ateşin sönmesine izin verirlerse cezalandırılır, bakireliklerini kaybeder iseler canlı bir şekilde kefene sarılıp mezara gömülürlerdi.
devamını gör...
eyluling
kendisini mutlaka bir yerlerde görebileceğiniz yazardır. girdiğiniz başlıkta tanımını göremezseniz bilin ki tanımları okuyup artı oyluyordur. bildirimlerde sıkça karşılaşırız kendisiyle.*
devamını gör...
sineklerin tanrısı
bir (bkz: william golding) kitabıdır.
bu kitapla ilgili değinmek istediğim birkaç nokta var. öncelikle rahmetli (bkz: mina urgan) … bugüne kadar okuduğum çeviri kitaplar arasındaki en güzel çeviriydi diyebilirim. hatta, rahmetli mina hanım öyle bir sonsöz yazmış ki kitaba, yani kitap ne anlatıyor, alt metin olarak içinde ne gizlemişse ‘şaaaaaak!’ diye koymuş önünüze… o yüzden kitabı okurken tahayyül ettiğiniz şeyleri unutmadan, kitap biter bitmez sonsözü de sıcağı sıcağına okumayı sakın ha atlamayın… kitabın birçok yerine bakış açınızı değiştirecektir ve sorguladığınız bazı şeylerin cevabını bulacaksınızdır…
bu kitapta bir uçak var... bir kaza sonucu bu uçak ıssız bir adaya düşmüş ve uçaktan sadece çocuklar sağ çıkabilmiştir. bu çocuklar, yasaların ve kuralların olmadığı ıssız bir adada, ilkel bir yaşamla hayatta kalmaya çalışırken masumiyetlerini ne kadar koruyabiliyorlar bunu okuyoruz…
insanın içinde iyilik mi vardır, kötülük mü vardır?
bunlar doğumla birlikte içimizde olan şeyler midir yoksa sonradan öğrenip tercih ettiğimiz kavramlar mıdır?
en saf, en temiz saydığımız çocukların doğasında da şiddet, vahşilik, kan dökme arzusu gibi dürtüler var mıdır?
gibi soruları okur zihninde uyandırıp, okura cevap aratan bir kitap…
abartıldığı kadar var mı demeyin, az bile söyleniyor bence…
15 yaşına giren her çocuğa okutulmalı da bence… siz de okuyun… çocuklarınıza da okutun. oturun sonra kitabı konuşun birkaç akşam… öyle bir kitap…
tavsiyemdir…
bu kitapla ilgili değinmek istediğim birkaç nokta var. öncelikle rahmetli (bkz: mina urgan) … bugüne kadar okuduğum çeviri kitaplar arasındaki en güzel çeviriydi diyebilirim. hatta, rahmetli mina hanım öyle bir sonsöz yazmış ki kitaba, yani kitap ne anlatıyor, alt metin olarak içinde ne gizlemişse ‘şaaaaaak!’ diye koymuş önünüze… o yüzden kitabı okurken tahayyül ettiğiniz şeyleri unutmadan, kitap biter bitmez sonsözü de sıcağı sıcağına okumayı sakın ha atlamayın… kitabın birçok yerine bakış açınızı değiştirecektir ve sorguladığınız bazı şeylerin cevabını bulacaksınızdır…
bu kitapta bir uçak var... bir kaza sonucu bu uçak ıssız bir adaya düşmüş ve uçaktan sadece çocuklar sağ çıkabilmiştir. bu çocuklar, yasaların ve kuralların olmadığı ıssız bir adada, ilkel bir yaşamla hayatta kalmaya çalışırken masumiyetlerini ne kadar koruyabiliyorlar bunu okuyoruz…
insanın içinde iyilik mi vardır, kötülük mü vardır?
bunlar doğumla birlikte içimizde olan şeyler midir yoksa sonradan öğrenip tercih ettiğimiz kavramlar mıdır?
en saf, en temiz saydığımız çocukların doğasında da şiddet, vahşilik, kan dökme arzusu gibi dürtüler var mıdır?
gibi soruları okur zihninde uyandırıp, okura cevap aratan bir kitap…
abartıldığı kadar var mı demeyin, az bile söyleniyor bence…
15 yaşına giren her çocuğa okutulmalı da bence… siz de okuyun… çocuklarınıza da okutun. oturun sonra kitabı konuşun birkaç akşam… öyle bir kitap…
tavsiyemdir…
devamını gör...
yazarların yazmayı tercih ettiği başlıklar
*konuların beğenilmemesi, çözüm
bulunabilecek birşey değildir, "bence"
*ilgilendiğimiz başlıkları yazabileceğimiz bir
başlığa ihtiyaç yoktur, burda yazıp, tartışıp
yine yapılacak şey, başlık açmak
olduğundan, vakit kaybıdır, "bence"
*sevgili yazar #işimbu
sürekli kendi ilgi alanlarınızı takip ederek
tek düze bir yaklaşımı körüklemiyorsunuz,
(aksine o konuyu okuyanlar için + oluyor)
bu yaptığınız şey sözlüğün renklerini
oluşturuyor zaten, "ben" benim zevk ve
renk tercihlerimi dikkate almadığınızı,
bunun bana "dikte etmek" olduğunu
düşünmedim
*fikir beyanı beklediğiniz şey, ilgi alanlarının
yazılması ise, yazılmış, ama bu tanımların
bir yere katkısı görünmüyor,
*sizin salt aynı konuları takip ettiğinizi, aynı
konuları aradığınızı ben şahsen
farketmedim, bu yüzden egoist
olamazsınız, çünkü özgürsünüz
bulunabilecek birşey değildir, "bence"
*ilgilendiğimiz başlıkları yazabileceğimiz bir
başlığa ihtiyaç yoktur, burda yazıp, tartışıp
yine yapılacak şey, başlık açmak
olduğundan, vakit kaybıdır, "bence"
*sevgili yazar #işimbu
sürekli kendi ilgi alanlarınızı takip ederek
tek düze bir yaklaşımı körüklemiyorsunuz,
(aksine o konuyu okuyanlar için + oluyor)
bu yaptığınız şey sözlüğün renklerini
oluşturuyor zaten, "ben" benim zevk ve
renk tercihlerimi dikkate almadığınızı,
bunun bana "dikte etmek" olduğunu
düşünmedim
*fikir beyanı beklediğiniz şey, ilgi alanlarının
yazılması ise, yazılmış, ama bu tanımların
bir yere katkısı görünmüyor,
*sizin salt aynı konuları takip ettiğinizi, aynı
konuları aradığınızı ben şahsen
farketmedim, bu yüzden egoist
olamazsınız, çünkü özgürsünüz
devamını gör...
bu kullanıcı sizi engellediği için mesaj gönderemezsiniz
başıma 2 ya da 3 kez yanlışlıkla gelen olayda kullanılan ikaz.
normal bir sohbetin ortasında küt diye gitti karşımdakiler. moderatörlerden rica ettim durumu anlatıp, onlar kendilerine mesaj atıp açtırdı çünkü yanlışlıkla yaptıklarından emindim.
bir de domestic'ciğim bir ara bana kızıp engellemişti beni. yanlışlıkla olmayan, ciddi ciddi başıma gelen versiyonu da buydu. sonra anlaştık hallettik aramızda*.
normal bir sohbetin ortasında küt diye gitti karşımdakiler. moderatörlerden rica ettim durumu anlatıp, onlar kendilerine mesaj atıp açtırdı çünkü yanlışlıkla yaptıklarından emindim.
bir de domestic'ciğim bir ara bana kızıp engellemişti beni. yanlışlıkla olmayan, ciddi ciddi başıma gelen versiyonu da buydu. sonra anlaştık hallettik aramızda*.
devamını gör...
(tematik)
okul geçidi
okul öncesi, ilk ve orta dereceli okulların çevresinde bulunan ve öğrenci ve yayaların güvenle yolun karşısına geçmesi için ayrılan alandır.
devamını gör...
sözlük yazarlarının çocuklarına vermek istedikleri isimler
erkek olursa deniz kız olursa deniz.
devamını gör...
yazarların en sevdiği diller
türkçe ve ingilizce.
devamını gör...
aynada kendine 3 dakika bakan insanın kendine anlamsız gelmeye başlaması
belki de anlamsızızdır dediğim başlık.
devamını gör...
küfür ve hakaret ifade özgürlüğü müdür sorunsalı
değildir. başkasının özgürlük alanına girince senin özgürlüğün orada biter, bitmeli.
devamını gör...
hasan cihat örter
ankara'da tunus caddesi'nde gezinirken karşı kaldırımda başında beresi, uzun saçlı, sırtında gitar kılıfı taşıyan birini gördüm. bu adama çok benziyordu, belki de kendisiydi.
devamını gör...
26 yaşında olmak
nasipse varmama daha 7 yıl olan durumdur.
devamını gör...
anlatılan senin hikayendir
latincesi de te fabula narratur olan horatiusa ait söz.
oysa her insanın ayrı bir hikayesi varken horatius neden böyle söylemiş?
aynı gökyüzüne bakmaktan başka neyimiz aynı ki diğer insanlarla.
zengin birine aç insanların hikayesini anlatıp bu senin hikayendir denir mi? soluduğumuz hava bile aynı değilken üstelik. neyse, öyle işte.
oysa her insanın ayrı bir hikayesi varken horatius neden böyle söylemiş?
aynı gökyüzüne bakmaktan başka neyimiz aynı ki diğer insanlarla.
zengin birine aç insanların hikayesini anlatıp bu senin hikayendir denir mi? soluduğumuz hava bile aynı değilken üstelik. neyse, öyle işte.
devamını gör...
heves kırmak için yaratılmış insan
bulunduğu ortamda her şeyi bildiğini düşünen, kibrinden dünyayı döndürdüğünü düşünen, gamsız, hayatı ciddiye alma yeteneği olmayan, duygusuz insan vasfındakiler bence.
devamını gör...