tahammül edilemeyen insan özellikleri
ben hariç herkes salak kafasında olan salaklar.
devamını gör...
hayvanlarda bilinç
2012 yılına kadar hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğuna dair dünya genelide yapılmış çalışma sayısı 2500'den fazla.
2012 yılında cambridge declaration on consciousness ( cambridge bilinç deklarasyonu) bu alanda araştırma yapan dünyaca ünlü 16 bilim insanının imzasıyla yayınlanmıştır.
" kanıtlar, insan olmayan hayvanların bilinçli durumların nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik alt tabakalarına ve kasıtlı davranışlar sergileme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. sonuç olarak, kanıtların ağırlığı, insanların bilinci oluşturan nörolojik alt tabakalara sahip olma konusunda benzersiz olmadığını gösteriyor. tüm memeliler ve kuşlar dahil olmak üzere insan olmayan hayvanlar ve ahtapotlar dahil diğer birçok canlı da bu nörolojik substratlara sahiptir. "
deklarasyon için buradan
bu deklarasyon evrensel bilinç deklarasyonunun temelini oluşturmuştur. hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğunun ifade edildiği evrensel bilinç deklarasyonu 2012 yılında kabul edilmiştir.
2012'den bu yana balıklar ve arılar üzerinde yapılan araştırmalar, balıkları ve arıları yine bilinçli duyan ve düşünen hayvanlar arasına eklemiştir. yine diğer hayvanlarla ilgili benzer çalışmaların sonunda bügün tüm hayvanların bilinçli, duyan ve düşünen canlılar olduğu kabul edilmektedir.
hayvan davranışları alanında çalışmaların bilişsel ve duyusal öğrenim (cognitive& emotional learning ) alanına yoğunlaşmasında bu çalışamaların etkisi büyük olmuştur.
bugün pek çok saygın üniversite çalışmalarını hayvanlarda bilinç ve duygular konusuna yoğunlaştırmıştır.
bugünün tartışması hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olup olmadığı değil, duyan, düşünen bilinçli canlılar olan hayvanların öğrenme, sosyal kuralların oluşması, psikoloji vb alanlardaki özel etkinliğine dairdir.
2012 yılında cambridge declaration on consciousness ( cambridge bilinç deklarasyonu) bu alanda araştırma yapan dünyaca ünlü 16 bilim insanının imzasıyla yayınlanmıştır.
" kanıtlar, insan olmayan hayvanların bilinçli durumların nöroanatomik, nörokimyasal ve nörofizyolojik alt tabakalarına ve kasıtlı davranışlar sergileme kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor. sonuç olarak, kanıtların ağırlığı, insanların bilinci oluşturan nörolojik alt tabakalara sahip olma konusunda benzersiz olmadığını gösteriyor. tüm memeliler ve kuşlar dahil olmak üzere insan olmayan hayvanlar ve ahtapotlar dahil diğer birçok canlı da bu nörolojik substratlara sahiptir. "
deklarasyon için buradan
bu deklarasyon evrensel bilinç deklarasyonunun temelini oluşturmuştur. hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olduğunun ifade edildiği evrensel bilinç deklarasyonu 2012 yılında kabul edilmiştir.
2012'den bu yana balıklar ve arılar üzerinde yapılan araştırmalar, balıkları ve arıları yine bilinçli duyan ve düşünen hayvanlar arasına eklemiştir. yine diğer hayvanlarla ilgili benzer çalışmaların sonunda bügün tüm hayvanların bilinçli, duyan ve düşünen canlılar olduğu kabul edilmektedir.
hayvan davranışları alanında çalışmaların bilişsel ve duyusal öğrenim (cognitive& emotional learning ) alanına yoğunlaşmasında bu çalışamaların etkisi büyük olmuştur.
bugün pek çok saygın üniversite çalışmalarını hayvanlarda bilinç ve duygular konusuna yoğunlaştırmıştır.
bugünün tartışması hayvanların duyan, düşünen bilinçli canlılar olup olmadığı değil, duyan, düşünen bilinçli canlılar olan hayvanların öğrenme, sosyal kuralların oluşması, psikoloji vb alanlardaki özel etkinliğine dairdir.
devamını gör...
yazım yanlışı ve anlatım bozukluğuna öfkelenen insan
ufak tefek hatalar olur illaki, insanız. ama bazıları bile isteye cahil modunda ya. insan yazarken yazdığını okumalı, gözden geçirmeli.
devamını gör...
tarihte bugün
ben doğdum.*
devamını gör...
tayyip adlı bir şahsın küfür ve hakaret hürriyetine sahip olması
yasalar önünde herkesin eşit sayıldığı demokratik hukuk devletimizde adı tayyip olan bir şahıs canı istediğinde, istediğine küfür ve hakaret edebiliyor. mesela bugün yine birine yüzsüz ve terbiyesiz demiş. lakin şimdiye kadar ki uygulamalardan anladığimiza göre yine herhangi bir tazminat ödemeyecek. sanirim bu arkadaş mahkemelerce her türlü yasadan azade, onlardan tümüyle muaf görünüyor. ben de buradan onlara diyorum ki sağda solda sorarlarsa sakın hakimim, savciyim, hukukcuyum diye yalan söylemeyin. çünkü değilsiniz. iyi günler.
edit: onun soylediklerinin yarısını ona söyleyen kaç kişi içeride ya da kaç tl tazminat ödemis bir bakın. kalkıp ama ona da şöyle diyorlar, böyle diyorlar diye gelmeyin.
edit: onun soylediklerinin yarısını ona söyleyen kaç kişi içeride ya da kaç tl tazminat ödemis bir bakın. kalkıp ama ona da şöyle diyorlar, böyle diyorlar diye gelmeyin.
devamını gör...
evlenmeyeceksek neden favladı
neyse bundan evlenmeyeceklerimi favlamayayim o zaman.
devamını gör...
pusulalı sesli seccade seti
üniversiteden beri en büyük tutkularımdan biri olan doğrudan satış reklamlarından birinde denk geldiğim çağ açıp çağ kapayan, akıllara durgunluk veren, gerekliliği tartışılmaz muhteşem üründür.

reklamda da vurgulu vurgulu söylendiği gibi namaz öğrenmede gelinen son noktadır bu ürün. ötesi yok. bu ürünü alınca namaz esnasında şaşırma, duaların sırasını karıştırma gibi bir sorun asla yaşanmayacak çünkü ürün size bir camide imamın arkasında namaz kılıyormuş duygusu yaşatıyor.
yine reklamda söylendiği gibi hd ses kalitesi ile namaz kılarken size eşlik edip yol gösteriyor bu inanılmaz seccade. isterseniz kulaklık imkanı da var. ben şahsen kulaklıla namaz kılmanın zor olacağına düşünsem de reklamdaki çekirdek aile hiç zorlanmıyor gibi görünüyordu. yine ben yanılıyor olmalıyım.
üstüne üstlük doğrudan satış reklamına göre bu seccade ile namaz kılındığında sevaplar da katlanarak çoğalıyormuş. bu bilgiyi hangi hadis ya da ayetten aldıklarını bilmiyorum ama bir umuttur yaşamak.
feyz ve muhabbetin doruklarında bir ibadet ziyafeti vaat eden ürün cennete gitmek için daha kolay bir yol sunmakla kalmıyor elbette. çünkü bu asla yeterli değildir.
güllü yasin kitabı ve gül kokulu tespih de hediye olarak inananlara sunuluyor. böylelikle muhteşem bir setle sırat köprüsündeki dar alanda yaşanacak bir denge sorununun üstesinden gelineceğine inanılıyor belli ki.
allah kabul etsin!

reklamda da vurgulu vurgulu söylendiği gibi namaz öğrenmede gelinen son noktadır bu ürün. ötesi yok. bu ürünü alınca namaz esnasında şaşırma, duaların sırasını karıştırma gibi bir sorun asla yaşanmayacak çünkü ürün size bir camide imamın arkasında namaz kılıyormuş duygusu yaşatıyor.
yine reklamda söylendiği gibi hd ses kalitesi ile namaz kılarken size eşlik edip yol gösteriyor bu inanılmaz seccade. isterseniz kulaklık imkanı da var. ben şahsen kulaklıla namaz kılmanın zor olacağına düşünsem de reklamdaki çekirdek aile hiç zorlanmıyor gibi görünüyordu. yine ben yanılıyor olmalıyım.
üstüne üstlük doğrudan satış reklamına göre bu seccade ile namaz kılındığında sevaplar da katlanarak çoğalıyormuş. bu bilgiyi hangi hadis ya da ayetten aldıklarını bilmiyorum ama bir umuttur yaşamak.
feyz ve muhabbetin doruklarında bir ibadet ziyafeti vaat eden ürün cennete gitmek için daha kolay bir yol sunmakla kalmıyor elbette. çünkü bu asla yeterli değildir.
güllü yasin kitabı ve gül kokulu tespih de hediye olarak inananlara sunuluyor. böylelikle muhteşem bir setle sırat köprüsündeki dar alanda yaşanacak bir denge sorununun üstesinden gelineceğine inanılıyor belli ki.
allah kabul etsin!
devamını gör...
akp gidince türkiye düzelecek sanmak
en azından tansiyonum düzelecek.
devamını gör...
sidney opera evi

sidney'in sembolü olan bu yapı danimarkalı mimar jørn utzon tarafından tasarlanmıştır. utzon bu eseri ile pritzker mimarlık ödülü'nü kazanmıştır. utzon binayı tasarlarken, kuş kanatlarından, bulutlardan, deniz kabuklarından, palmiye ağaçlarından ilham almıştır. ünlü eser, 2007'de unesco dünya kültür mirasları listesi'ne eklenmiştir. binanın inşasında on bin işçi çalışmıştır. 20 ekim 1973'te kraliçe ıı.elizabeth tarafından açılışı gerçekleştirilmiştir.

inşasına 1959 yılında başlanmış olan yapı, 1973 yılında resmi olarak açılmıştır. 7 milyon dolara mal olması beklenirken, tam olarak 102 milyon avustralya dolarına mal olmuştur.
devamını gör...
kişinin kendi gibi birisiyle birlikte olması
sağlıklı bir ilişki için olması gerekendir. eskiden kendinden tamamen farklı biriyle olmanın birbirinin tamamlayıcısı olduğunu düşünürdüm. (bkz: dikotomi) fakat benzer ideolojiye sahip olmadan aynı yol üzerinde ilerlemenin zor olduğunun farkına vardım. neticede o yolda birliktesiniz ve aynı pencereden bak(a)madığınızdan karşınıza en ufak bir engel çıktığında bile ortak bir noktada buluşamayıp düşüp kalmanız olası.
devamını gör...
dinelen ayı
1800'lerin ortasında ponca kabilesi önce açlıkla boğuşmak durumunda kaldı. av sahaları daralmış ve gerekli besin kaynaklarına ulaşamaz olmuşlardı. aynı zamanda bu durum amerikan hükümetinin planladığı bir baskı aygıtıydı. poncaları topraklarından çıkarmak istiyorlardı. poncalar bu sıkıntılı duruma bir süre direnmiş olsalar da en nihayetinde amerikan hükümeti ile bir antlaşma yapmayı kabul etmek zorunda kaldılar. tabi burada şeytanın aklına gelmeyecek şey beyaz şeytanın aklına gelmişti; dinelen ayı'ya halkını omaha rezervasyonuna yerleştirmesi konusunda söz verdiler. o da anlaşma metnini hiç tereddüt etmeden imzaladı. çünkü kendi topraklarından çok uzaklaşmış olmayacaklardı. ancak anlaşma metnindeki ifade farklıydı. poncalar oklahama'ya sürgün ediliyorlardı. amerikan ordusunda görev alarak kendi halkına ihanet eden, kızılderili tercümanların oyununa gelen dinelen ayı ve ponca halkı için eziyet dolu yıllar bu şekilde başlamış oldu. durumu öğrendikten sonra mukavemet göstermek istemişlerse de, amerikan ordusunun baskı, kötü muamele ve tacizleri neticesinde göç yollarına düştüler.
göç zor geçiyordu. salgın hastalıklar, açlık, yılgınlık ve benzeri zorluklar ponca kabilesini içten içe kemirmeye başlamıştı. önce yaşlılar ve çocuklar düşmeye başladı. göçü zorunlu kılan amerikan hükümeti hiç bir müdahalede bulunmuyordu. poncaları kaderlerine terk etmişlerdi. ölen ölsün kalan sağları rezervasyon alanına kapatırız gibi bir düşünceye sahiplerdi. ne yazık ki, göç sırasında ölenlerden birisi de dinelen ayının büyük oğlu ayı kalkanı oldu. dinelen ayı bu olay sonrası kaybettiği kabile üyelerini ve oğlunu kendi topraklarına defnetmek talebinde bulundu. oğluna ölmeden önce söz vermişti. ancak bu talep olumlu karşılanmayınca beraberindeki küçük bir grupla birlikte kendi topraklarına doğru yola koyuldu. omaha rezervasyon alanında büyük bir coşku ile karşılandı. aslında dinelen ayı kendilerine karşı gösterilen haksız ve acımasız tutuma karşı yine de belirli sınırlar içerisinde kalarak direniş göstermeye çalışıyordu. rezervasyon alanına gelmesi bunun kanıtıydı. ancak onun varlığının halkında farklı bir ruh hali yaratabileceği korkusunu taşıyan amerikalılar dinelen ayı'nın tutuklanmasına karar verdi. sonrasında ise rezervasyon alanına gönderilmeleri gerekirken keyfi olarak başka bölgelerde tutulmak sureti ile geciktirildiler. tabi dinlensinler, yesinler, içsinler güç toplasınlar diye yapılmıştı her şey (!) yoksa ortada bir kötü niyet yoktu. her şey poncaların iyiliği içindi.
işte bu noktadan sonra kızılderili tarihi açısından önemli bir hukuki mücadelenin temelleri atılmış oldu. dinelen ayı ve beraberindekiler tutuklama kararlarına itiraz için dava açtılar. çünkü ortada bir yargı kararı yoktu ve mahkeme kararı olmadan bu tutuklamanın yapılması keyfi ve hukuka aykırı bir tutumdu. * mahkeme tutuklanmanın gerekçelendirilmediği ve yasal olmadığı kararını alarak dinelen ayı ve beraberindekileri serbest bıraktı. bu aynı zamanda hukuki anlamda kızılderililerin kişi olduğu manasını taşıyordu. bunu bir milat olarak kabul etmek mümkün. sonrasında şef ve arkadaşları kendi topraklarına dönmek için yine yasal çerçevelerde kalarak mücadelelerini sürdüler. bir çok insan hakları savunucusunun da desteğini alarak en nihayetinde muratlarına erdiler. şef dinelen ayı son nefesini verene kadar kendi topraklarında çiftçilik yaparak yaşadı ve ölümünden sonra kendi topraklarına bakan bir tepeye gömüldü. sana bir tepeden baktım aziz niobrara...
thomas henry'nin yazdığı ve büyük oranda onun yaşamını konu alan biyografiyi konuya ilgisi olanlar okuyabilirler. joe starita'nın onunla ilgili yazdığı kitap ise işin hukuki boyutunu görmek ve anlamak noktasında değerlidir. yani işte hani olurda okunursa diye zikretmiş olalım.
1877 yılından renklendirilmiş karizmatik bir fotoğrafını da iliştirelim şuraya;
göç zor geçiyordu. salgın hastalıklar, açlık, yılgınlık ve benzeri zorluklar ponca kabilesini içten içe kemirmeye başlamıştı. önce yaşlılar ve çocuklar düşmeye başladı. göçü zorunlu kılan amerikan hükümeti hiç bir müdahalede bulunmuyordu. poncaları kaderlerine terk etmişlerdi. ölen ölsün kalan sağları rezervasyon alanına kapatırız gibi bir düşünceye sahiplerdi. ne yazık ki, göç sırasında ölenlerden birisi de dinelen ayının büyük oğlu ayı kalkanı oldu. dinelen ayı bu olay sonrası kaybettiği kabile üyelerini ve oğlunu kendi topraklarına defnetmek talebinde bulundu. oğluna ölmeden önce söz vermişti. ancak bu talep olumlu karşılanmayınca beraberindeki küçük bir grupla birlikte kendi topraklarına doğru yola koyuldu. omaha rezervasyon alanında büyük bir coşku ile karşılandı. aslında dinelen ayı kendilerine karşı gösterilen haksız ve acımasız tutuma karşı yine de belirli sınırlar içerisinde kalarak direniş göstermeye çalışıyordu. rezervasyon alanına gelmesi bunun kanıtıydı. ancak onun varlığının halkında farklı bir ruh hali yaratabileceği korkusunu taşıyan amerikalılar dinelen ayı'nın tutuklanmasına karar verdi. sonrasında ise rezervasyon alanına gönderilmeleri gerekirken keyfi olarak başka bölgelerde tutulmak sureti ile geciktirildiler. tabi dinlensinler, yesinler, içsinler güç toplasınlar diye yapılmıştı her şey (!) yoksa ortada bir kötü niyet yoktu. her şey poncaların iyiliği içindi.
işte bu noktadan sonra kızılderili tarihi açısından önemli bir hukuki mücadelenin temelleri atılmış oldu. dinelen ayı ve beraberindekiler tutuklama kararlarına itiraz için dava açtılar. çünkü ortada bir yargı kararı yoktu ve mahkeme kararı olmadan bu tutuklamanın yapılması keyfi ve hukuka aykırı bir tutumdu. * mahkeme tutuklanmanın gerekçelendirilmediği ve yasal olmadığı kararını alarak dinelen ayı ve beraberindekileri serbest bıraktı. bu aynı zamanda hukuki anlamda kızılderililerin kişi olduğu manasını taşıyordu. bunu bir milat olarak kabul etmek mümkün. sonrasında şef ve arkadaşları kendi topraklarına dönmek için yine yasal çerçevelerde kalarak mücadelelerini sürdüler. bir çok insan hakları savunucusunun da desteğini alarak en nihayetinde muratlarına erdiler. şef dinelen ayı son nefesini verene kadar kendi topraklarında çiftçilik yaparak yaşadı ve ölümünden sonra kendi topraklarına bakan bir tepeye gömüldü. sana bir tepeden baktım aziz niobrara...
thomas henry'nin yazdığı ve büyük oranda onun yaşamını konu alan biyografiyi konuya ilgisi olanlar okuyabilirler. joe starita'nın onunla ilgili yazdığı kitap ise işin hukuki boyutunu görmek ve anlamak noktasında değerlidir. yani işte hani olurda okunursa diye zikretmiş olalım.
1877 yılından renklendirilmiş karizmatik bir fotoğrafını da iliştirelim şuraya;
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
bu akşam 19:30'da sizlerle buluşmayı beklediğimiz yayındır efendimisss.
görüşmek üzere!*
ekleme: efsane şarkılar sizi bekliyoooor! yapay zekanın yaptığı bir şarkı da olacak!*
görüşmek üzere!*
ekleme: efsane şarkılar sizi bekliyoooor! yapay zekanın yaptığı bir şarkı da olacak!*
devamını gör...
geceye bir söz bırak
ve denize bir dakika durup bakmaya vakitleri olmadığını söyleyen bu insanlar ne zevksiz mahluklardı...
(bkz: sait faik abasıyanık)
(bkz: sait faik abasıyanık)
devamını gör...
üzerine gök taşı düşen kadın
uzaydan gelen bir taşla yaralanan ilk kişi olan ann hodges.
30 kasım 1954 tarihinde gerçekleşen olayda, gök taşı üzerine düştüğü sırada hodges kanepeye uzanmış yatmaktaydı. 3,8 kiloluk taş çatıyı kırarak eve girdi ve odadaki konsoldan sekerek şanssız kadının vücuduna çarptı.
gök taşı atmosferde ikiye ayrılmıştı, düşmeden önce. diğer parça kilometrelerce uzakta bulundu ve 10,3 gramlık bir parçası da müzayedede 7500 dolardan satıldı.

görselin kaynağı
edit: kırık link düzeltildi.
30 kasım 1954 tarihinde gerçekleşen olayda, gök taşı üzerine düştüğü sırada hodges kanepeye uzanmış yatmaktaydı. 3,8 kiloluk taş çatıyı kırarak eve girdi ve odadaki konsoldan sekerek şanssız kadının vücuduna çarptı.
gök taşı atmosferde ikiye ayrılmıştı, düşmeden önce. diğer parça kilometrelerce uzakta bulundu ve 10,3 gramlık bir parçası da müzayedede 7500 dolardan satıldı.

görselin kaynağı
edit: kırık link düzeltildi.
devamını gör...
bayram kelimesinin etimolojik anlamı
"bayram" kelimesi pek çok farklı dilde farklı anlam ve köklerle kullanılmıştır. paδrām kaynaklarında "ofa" olarak geçer. anlamı ise "sogd patrām" yani ; neşe, huzur, mutluluk, sükûn' dir.
günümüzdeki bayram sözcüğüne (anlam olarak) en yakın halini mısır kaynaklarında görürüz, iki kelimenin birleşiminden oluşur.
ir *pati- geri, tekrar + ir *rāma- sükûn, barış ve mutluluk (= sans rāma)
bu sözcük sanskritçe aynı anlama gelen rāma sözcüğü ile eş kökenlidir.
ram hepimizin bildiği gibi bir mısır tanrısıdır. ancak mısırlılar özel gün ve geceleri "ram geceleri" olarak nitelendirip kaynaklara geçirmişler.
gelelim orta asyada bayram sözcüğünün kullanımına;
bu sözcük proto-iranca (ana-iranca) yazılı örneği bulunmayan *pati- "geri, tekrar (önek)" ve proto-iranca (ana-iranca) yazılı örneği bulunmayan *rāma- "sükûn, barış ve mutluluk" sözcüklerinin bileşiğidir.
türk tarihinde en eski yazılı kaynak kullanımları şunlardır;
badram [ divan-i lugat-it türk ]
beyrem [ divan-i lugat-it türk ]
bayram [ mukaddimetü'l-edeb]
1300 yılından önce yazılan eserde cümle içinde şu sekilde geçer;
( bayramḳa ḥāzır boldılar...)
bu kaynak, kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.
o zaman burada şunu da belirtmeden geçmeyelim, iran yazıtları (bu kelime söz konusu olunca) mısır yazıtlarını solluyor ve tarihe bayram kelimesini, ilk yazılı olarak bırakan irani kökenli "badram" kelimesi, damgasını vuruyor.
arapçasını biliyorsunuz “ıyd”. “iyd”, adet kelimesi ve dönmek anlamına gelen avdet kelimesi ile aynı kökten.
bayramların tekrar tekrar gelen bir yapısı ağırlık basıyor ki, allah gerçekten de tekrarına kavuştursun.
yeri gelmişken değinelim, bayram kutlamalarında ķültleşmiş bir dua olan “allah tekrarına kavuştursun” duası kelimenin aslına uygun bir duadır. bayram zaten gelecek. onda bir problem yok da; o geldiğinde biz burada olabilecek miyiz, manasında bir mesajla gün yüzüne çıkıyor. aslında yine kendimize dua etmiş bulunuyoruz dostlar.
kisaca arapca عيد kelimesi için "esenlik icinde dönüp duran gün" açıklanmasını yapsak, hatalı bir tanım olmaz diye düşünüyorum.
son olarak yakın tarih sözlükler “bayram” hakkında ne demiş bakalım ve sizi çok sıkmadan bitirelim.
bayram kelimesi tüm türk lehçelerinde “bayram” olarak, kazak ve kırgızlarda “maryam” olarak da geçiyor.
kubbealtı lügati’nde eski türkçede badram- bayram şeklinde geçtiği belirtildikten sonra “kökü kesin olarak belli değildir” denilmiş.
haydaaaa o kadar yazdın yazdın, kökü belli değildir deyip nasıl biteceksiniz demeyin. adamlar bulamamış ben ne yapayım?
kucağınıza tatlı bir belirsizlik bırakıyor, hepinizin her dilde bayramını kutluyorum. bir gün de "kutlu" kelimesini inceleriz...
günümüzdeki bayram sözcüğüne (anlam olarak) en yakın halini mısır kaynaklarında görürüz, iki kelimenin birleşiminden oluşur.
ir *pati- geri, tekrar + ir *rāma- sükûn, barış ve mutluluk (= sans rāma)
bu sözcük sanskritçe aynı anlama gelen rāma sözcüğü ile eş kökenlidir.
ram hepimizin bildiği gibi bir mısır tanrısıdır. ancak mısırlılar özel gün ve geceleri "ram geceleri" olarak nitelendirip kaynaklara geçirmişler.
gelelim orta asyada bayram sözcüğünün kullanımına;
bu sözcük proto-iranca (ana-iranca) yazılı örneği bulunmayan *pati- "geri, tekrar (önek)" ve proto-iranca (ana-iranca) yazılı örneği bulunmayan *rāma- "sükûn, barış ve mutluluk" sözcüklerinin bileşiğidir.
türk tarihinde en eski yazılı kaynak kullanımları şunlardır;
badram [ divan-i lugat-it türk ]
beyrem [ divan-i lugat-it türk ]
bayram [ mukaddimetü'l-edeb]
1300 yılından önce yazılan eserde cümle içinde şu sekilde geçer;
( bayramḳa ḥāzır boldılar...)
bu kaynak, kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır. kullanımı daha öncesinde sözlü olarak veya günlük hayatta yaygın olabilir.
o zaman burada şunu da belirtmeden geçmeyelim, iran yazıtları (bu kelime söz konusu olunca) mısır yazıtlarını solluyor ve tarihe bayram kelimesini, ilk yazılı olarak bırakan irani kökenli "badram" kelimesi, damgasını vuruyor.
arapçasını biliyorsunuz “ıyd”. “iyd”, adet kelimesi ve dönmek anlamına gelen avdet kelimesi ile aynı kökten.
bayramların tekrar tekrar gelen bir yapısı ağırlık basıyor ki, allah gerçekten de tekrarına kavuştursun.
yeri gelmişken değinelim, bayram kutlamalarında ķültleşmiş bir dua olan “allah tekrarına kavuştursun” duası kelimenin aslına uygun bir duadır. bayram zaten gelecek. onda bir problem yok da; o geldiğinde biz burada olabilecek miyiz, manasında bir mesajla gün yüzüne çıkıyor. aslında yine kendimize dua etmiş bulunuyoruz dostlar.
kisaca arapca عيد kelimesi için "esenlik icinde dönüp duran gün" açıklanmasını yapsak, hatalı bir tanım olmaz diye düşünüyorum.
son olarak yakın tarih sözlükler “bayram” hakkında ne demiş bakalım ve sizi çok sıkmadan bitirelim.
bayram kelimesi tüm türk lehçelerinde “bayram” olarak, kazak ve kırgızlarda “maryam” olarak da geçiyor.
kubbealtı lügati’nde eski türkçede badram- bayram şeklinde geçtiği belirtildikten sonra “kökü kesin olarak belli değildir” denilmiş.
haydaaaa o kadar yazdın yazdın, kökü belli değildir deyip nasıl biteceksiniz demeyin. adamlar bulamamış ben ne yapayım?
kucağınıza tatlı bir belirsizlik bırakıyor, hepinizin her dilde bayramını kutluyorum. bir gün de "kutlu" kelimesini inceleriz...
devamını gör...
yks 2022
sınav zor değil de bu dönemde uğraşacağınız dış etkenler için allah yardımcınız olsun arkadaşlar.
devamlı kendi bebesini öven bir yenge, devamlı size ne yapmanız gerektiğini söyleyen büyükleriniz, devamlı sizi bir şeyleri doğru yapmadığınız için suçlayan hocalarınız, "o bölümü yazma, bu bölümü yazma, işsiz kalırsın, güçsüz kalırsın" diye darlayan çevreniz, kendi iç duygu yoğunluğunuz, size asıl sınav olacak. maalesef yks'den daha zor olacak bunlar.
devamlı kendi bebesini öven bir yenge, devamlı size ne yapmanız gerektiğini söyleyen büyükleriniz, devamlı sizi bir şeyleri doğru yapmadığınız için suçlayan hocalarınız, "o bölümü yazma, bu bölümü yazma, işsiz kalırsın, güçsüz kalırsın" diye darlayan çevreniz, kendi iç duygu yoğunluğunuz, size asıl sınav olacak. maalesef yks'den daha zor olacak bunlar.
devamını gör...
sözlük yazarlarının yetenekli olduğu konular
diplomasız mezun olabilirim.
devamını gör...
sen kimsin radyo yayını
aaaaa canım ablam canım canımm. ya mikoo yaa. yine yaptın yapacağını. tanımlarını görünce bile mutlu oluyorum, kim bilir sesini duysam neler olacak? siz iki güzel kadın bir araya gelip benim moralimi mi düzelteceksiniz hıhmm?* hemen kendime de pay çıkarayım ki dünyayı daha yaşanılabilir bir hale getireyim.
iyi yayınlar şimdiden.
iyi yayınlar şimdiden.
devamını gör...




