vardarovasıvardarovası.
devamını gör...

fotoğrafa neden özeneyim anlamadığım başlık, doldurmayın altını vıcık vıcık sosyal medya sahtelikleriyle dediğim başlık aynı zamanda.
devamını gör...

'64 doğumlu fransız oyuncu. sanatçı bir aileden geliyor. heykeltıraş ve yönetmen bir baba, yönetmen ve oyuncu bir anne. paris'te oyunculuk eğitimini tamamladıktan sonra henüz 23 yaşındayken philip kaufman yönetmenliğinde the unbearable lightness of being gibi kült olmuş bir filmde başrolü oynayabildi. evet oynayabilmek bu. kitabı okuduysanız ya da en azından filmi izlediyseniz anlıyorsunuz beni eminim. hikaye de karakterler de öyle zorlayıcı ki oyuncunun tek filmi bu olsaydı bile, altından hakkıyla kalktığı için adını sinemaseverler hiçbir zaman unutmazlardı. evet iddialıyım.
milan kundera'nın ünlü romanı varolmanın dayanılmaz hafifliği'nden uyarlanan ve otoritelerce iyi kitap uyarlamalarından biri olarak kabul edilen bu filmde daniel day lewis ile birlikte oynadıktan sonra kariyer basamaklarını tırmanmaya devam etti juliette binoche. üç renk üçlemesi'nin ilk filmi olan trois couleurs bleu'da psikanalitik bir kadın hikayesi ile karşımıza çıktı ve performansı ile öyle gözler doldurdu ki film gösterime girdikten çok kısa bir süre sonra kendisine alınabilecek tüm ödülleri kazandıracak the english patient filminin başrolü hanna teklif edildi. oscar, bafta, altın ayı ve daha birçok uluslararası ödülü kaptığı bu rolüyle tüm dünyada tanındıktan sonra da durmadı. juliette binoche en çok kazanan fransız oyunculardan biri olarak güzelliğinin ve kariyerinin zirvesinde olduğu dönemde bir mükemmel filmde daha oynayarak filmografisini taçlandırdı; chocolat.

ben bir de clouds of sils maria'daki performansından söz etmek istiyorum yalnız. filmi zaten çok severim ancak maria o kadar katmanlı bir karakter ki bu filmin kastında juliette binoche gibi çok yönlü bir oyuncunun tercih edilmiş olmasının asla rastlantı olmadığına inanıyorum.
böyle oyuncuları çok görmüyoruz. aslında çok da lazım değil. iyi oyuncu demek belli bir kalıba sahip olmamak, her filminde başka biri olabilmek veya "çok juliette olmamak" demek değil. ancak işte bazıları böyle. her bir hikayede, canlandırdığı her karakterde vücut dili, enerjisi, mimikleri bile farklı. seviyorum. başlığın ilk entrysini yazmış olmanın ve bu entrynin kadının güzelliği ile alakalı olmamasının haklı gururunu yaşıyorum. yalan yok benim de bahsedesim geldi bundan bir ara ama çaktırmayın.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

eğitime ve öğretime önem verilmesi, üretimin arttırılması ve yapılacak olan herhangi bir projenin dine uygunluğuna bakılmaksızın yapılması.. yani gerçekten de laik bir ulkeymiş gibi davranılması.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

önemli olan takipçilerimizin bizi görmesi diye düşünüyorum.
bir insan bir insanı tanımlarını beğendiği, fikirlerini kendisine yakın bulduğu için takip eder. yani en azından ben öyle yapıyorum. benim takip ettiğim kişi beni görse ne olur görmese ne olur, ben onu her türlü takip ederim zaten.*
devamını gör...

bu başlığı ilk gördüğümden beri, bunu hep yaptığımı farkedip, yapmak üzere olunca toparlanıp, dememeye çalışarak bir şey söylemeye çalışıyorum. travma yaşattınız yahu. hayır mantıklı başlık bir de.
mantıklı başlık.
devamını gör...

bağımlıdır.
devamını gör...

iyi insanlara tavsiye bırakma ihtiyacı duyduğum başlık.

sakın evden çıkma!
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
her manada sıkıntı ağa yine de sen bilirsin.
devamını gör...

son dönemde sözlükte, sosyal medyada, televizyonda sık sık karşımıza çıkan sözleşme. istanbul sözleşmesi yaşatır diyoruz ancak çok azımız sözleşmeyi yakından inceleyip okudu. hukukçu olmanın bir gereği olarak siz sayın sözlükçülere, kadınlara, çocuklara, şiddet gören erkeklere yardımcı olması adına sözleşme ile ilgili kısa kısa bilgiler verip, kendimce önemli gördüğüm birkaç maddesini yorumlamak istiyorum. biraz uzun bir yazı olacak ama okumanızda fayda var. şiddet gören erkekler ne alaka demeyin. sözleşmenin giriş kısmında; “kadınların ve genç kızların erkeklerden daha fazla oranda toplumsal cinsiyete dayalı şiddet riskine maruz kaldıklarının ve erkeklerin de aile içi şiddetin mağdurları olabileceğinin bilincinde olarak” sözleşmenin hazırlandığı ifade edilmiştir.

her ne kadar istanbul sözleşmesi olarak dillendirilse de, metnin asıl ismi kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadeleye dair avrupa konseyi sözleşmesi’dir. avrupa konseyi’nin 11 mayıs 2011 tarihli istanbul toplantısında imzaya açıldığı için istanbul sözleşmesi olarak adlandırılmaktadır. bu husus sözleşmenin 81 inci maddesinde; “istanbul’da, 2011 yılı mayıs ayının 11. günü, ingilizce ve fransızca olarak, her iki dildeki metin de aynı derecede geçerli olmak üzere, tek nüsha halinde hazırlanan bu belge, avrupa konseyi arşivinde saklanacaktır. avrupa konseyi genel sekreteri bu belgenin onaylı kopyalarını avrupa konseyine üye her devlete, bu sözleşmenin hazırlanma sürecine katılmış üye olmayan devletlere, avrupa birliğine ve bu sözleşmeye katılmak üzere davet edilmiş bütün devletlere gönderecektir.” şeklinde ifade edilmiştir. ülkemiz 11 mayıs 2011 tarihinde bu sözleşmeyi imzalamış, 14 mart 2012 yılında onaylamış, 01 ağustos 2014 tarihinde ise yürürlüğe sokmuştur. sözleşme 81 maddeden müteşekkil olup 30 sayfadan ibarettir. merak edenler için söyleyelim; ülkemiz 1949 yılından beridir avrupa konseyine üye bir devlettir.

bu sözleşmenin, iç hukuk kuralları karşısındaki durumu nedir? herhangi bir yargılamada iç hukuk kurallarına mı yoksa sözleşmeye mi öncelik verilecektir? anayasamızın 90 ıncı maddesine göre; “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. bunlar hakkında anayasaya aykırılık iddiası ile anayasa mahkemesine başvurulamaz. (ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." istanbul sözleşmesi temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir metin olduğundan anayasamıza göre kanundan önce uygulanma alanı bulur. yine anayasamıza göre; eğer meclis bir konuda kanun çıkarmışsa, cumhurbaşkanlığı artık o konuda kararname ile düzenleme yapamaz. bu amir hükümler uyarınca, kanundan bile güçlü olan bir metnin, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile ortadan kaldırılıp kaldırılamayacağı yönündeki yorumu, siz değerli romalılara bırakıyorum. sözleşmenin feshine gerekçe olarak sunulan eşcinsellik konusuna ben sözleşme kapsamında rastlamadım, ancak aşağıda dikkat çeken birkaç sözleşme maddesini belirtmekte fayda görüyorum.

devletin yükümlülükleri ve titizlikle yapması gereken inceleme ve araştırmalar başlıklı 5. madde;

“1-taraflar kadınlara karşı herhangi bir şiddet eylemine girişmekten imtina edecek ve devlet yetkililerinin, görevlilerinin, organlarının, kurumlarının ve devlet adına hareket eden diğer aktörlerin bu yükümlülüğe uygun bir biçimde hareket etmelerini temin edeceklerdir.

2-taraflar, devlet dışı aktörlerce gerçekleştirilen ve bu sözleşmenin kapsamı dahilindeki şiddet eylemlerinin önlenmesi, soruşturulması, cezalandırılması, ve bu eylemler nedeniyle tazminat verilmesi konusunda azami dikkat ve özenin sarfedilmesi için gerekli yasal ve diğer tedbirleri alacaklardır.” bu maddeyi okurken benim aklıma direkt musa orhan, ümitcan uygun ve aydın’da 92 yaşında kadına tecavüz edip öldüren cani geldi. hatırlarsanız aydın’da yaşanan olayda failin elindeki dövmenin görünmesi nedeniyle müfettiş görevlendirilmişti. yani sorun kadına şiddet veya tecavüz değil, sorun bir siyasi parti ambleminin görülmesi.

genel yükümlülükler başlıklı 12 nci maddede; “taraflar kültür, töre, din, gelenek veya sözde “namus” gibi kavramların bu sözleşme kapsamındaki herhangi bir şiddet eylemine gerekçe olarak kullanılmamasını temin edeceklerdir.” düzenlemesine yer verilmiştir. namusumu temizledim deyip indirim alanların memleketinde, böyle bir madde hayatta kalır mı sevgili sözlükçüler?

eğitim başlıklı 14 üncü maddede; “ taraflar, yerine göre, tüm eğitim seviyelerinde resmi müfredata, kadın erkek eşitliği, toplumsal klişelerden arındırılmış toplumsal cinsiyet rolleri, karşılıklı saygı, kişisel ilişkilerde çatışmaların şiddete başvurmadan çözüme kavuşturulması, kadınlara karşı toplumsal cinsiyete dayalı şiddet ve kişilik bütünlüğüne saygı gibi konuların, öğrencilerin zaman içinde değişen öğrenme kapasitelerine uyarlanmış bir biçimde dahil edilmesi için gerekli tedbirleri alacaklardır.” hükmüne yer verilmiştir. kindar ve dindar bir toplum yetiştirme amacıyla faaliyet gösteren imam hatiplerin, bu maddeyi kabul etmesi olacak şey midir?

tazminat başlıklı 30 uncu madde düzenlemesi; “hasarın fail, sigorta şirketi veya finansmanı devletçe sağlanan sağlık ve sosyal sigorta hükümlerince karşılanmaması halinde, ciddi bedensel yaralanma veya sağlık bozukluğuna uğrayanlara yeterli devlet tazminatı sağlanacaktır. bu durum, mağdurun emniyetine gereken dikkat sarfedilmesi koşuluyla, tarafların, söz konusu tazminatın, fail tarafından verilen tazminat kadar azaltılması talep etmesini ihtimal dışı bırakmaz.” kadınları hayatta tutalım yeter tazminat isteyen yok.

velayet altına alma, ziyaret hakları ve emniyet başlıklı 31 inci madde; “taraflar çocukların velayetinin ve ziyaret haklarının belirlenmesinde, bu sözleşme kapsamındaki şiddet olaylarının göz önüne alınmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde, eline geçen her fırsatta mustafa kemal atatürk’e hakaret eden fatih tezcan isimli şahsın da, çocuğumu göremiyorum diye yakındığı maddedir.

taciz amaçlı takip başlıklı 34 üncü madde; “taraflar başka bir şahsa yönelik olarak gerçekleştirilen ve bu şahsı, şahsın kendisini güvende hissetmesini önleyecek şekilde korkutacak, kasıtlı bir biçimde tekrarlanan tehditkar davranışların cezalandırılmasını temin edecek gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” daha bugün sözlükte takip edip pantolonunu indiren sapık başlığı açıldı. bu tür davranışlar maalesef iç hukukta cinsel taciz yerine, kişilerin huzur ve sükununu bozmak olarak adlandırılıyor.

ırza geçme de dahil olmak üzere cinsel şiddet eylemleri başlıklı 36 ncı madde:

“taraflar aşağıdaki kasten gerçekleştirilen eylemlerin cezalandırılmasını sağlamak üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır:

a) başka bir insanla, rızası olmaksızın, herhangi bir vücut parçasını veya cismi kullanarak, cinsel nitelikli bir vajinal, anal veya oral penetrasyon gerçekleştirmek;

b) bir insanla, rızası olmaksızın, cinsel nitelikli diğer eylemlere girişmek;

c) başka bir insanın, rızası olmaksızın, üçüncü bir insanla cinsel nitelikli eylemlere girmesine neden olmak.

rıza, mevcut koşullar bağlamında değerlendirilmek üzere, şahsın özgür iradesi sonucunda gönüllü olarak verilmelidir.

taraflar 1. fıkrada yer alan hükümlerin aynı zamanda iç hukukta kabul edilmiş olan, eski veya mevcut eşlere veya birlikte yaşayan bireylere karşı gerçekleştirilmiş eylemler için de geçerli olmasının temin edilmesi için gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” islam fıkhında eşe karşı gerçekleştirilen bu rızasız ilişki, tecavüz olarak nitelendirilemez. aksine eşinin isteğini reddeden kadın, hoş görülmez.

soruşturmalar ve kanıtlar başlıklı 54 üncü madde; “taraflar herhangi bir hukuk veya ceza davasında mağdurun cinsel geçmişi ve davranışıyla ilgili var olan kanıtlara yalnızca davayla ilgili ve gerekliyse izin verilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer önlemleri alacaktır.” kadın mıdır kız mıdır bilmem diyenlerin ülkesinde ölü doğmuş bir madde daha.

toplumsal cinsiyete dayalı iltica talepleri başlıklı 60 ıncı madde; “taraflar kadına yönelik, toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin, mültecilerin statüsüne ilişkin 1951 sözleşmesi 1a(2) maddesi anlamında zulüm olarak ve tamamlayıcı/ ikincil korumayı gerektiren ciddi bir hasar biçimi olarak tanınabilmesini temin etmek üzere gerekli yasal veya diğer tedbirleri alacaklardır.” bu madde benim aklıma işid üyesi barbarların tecavüzüne uğrayan ezidi kadınlarını getirdi.

yukarıda dikkat çektiğim sözleşme hükümlerini okursanız, bu hükümlerin bizim gibi barbar ortadoğu toplumlarında karşılık bulmayacağını çabucak göreceksiniz. mesele eşcinsellik meselesi değil, ki öyle olması da başlı başına bir facia olurdu. azgın bir azınlığın rahatça at koşturması için hukuk devletinin engelleri birer birer bertaraf ediliyor. her ne kadar sevmesem de hani şu soma faciasında tutuklu kalan tek bir kişi var; mağdur ailelerin avukatı, selçuk kozağaçlı. o adamın güzel bir lafı var; "hukuk diye helvadan put yapmışsınız, acıkınca yiyorsunuz."
devamını gör...

meh, bananeh.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

(bkz: hasss ifşa olduk)
devamını gör...

şaun attığım karikatürde görünen erkek tiplemesinin doluştuğu başlık.*
tanım: ukrayna da kurulmuş olan ve seks turizmine karşı üstsüz şekilde yaptıkları eylemlerle bilinen feminist bir örgüt. bir muadili türkiye de kurulsa sloganı muhtemelen "kahrolsun sütyenler, memelere özgürlük" falan olabilirdi.*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

olmaz mı? herkes için gelsin

yaşar kurt - ruhum

astralseyahategider
devamını gör...

etrafın ne kadar kalabalık olursa olsun, daima yalnızsın!
bu yüzden kendini sev, değer ver, kendi özüne sahip çık.
ağzına terligin tersiyle de vururum bak güçsüz falan da değilsin, gayet güçlüsün. bunu unutma!
devamını gör...

aynı daldan düşüp ayrıldık.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
herkese selam, sana hasret.
devamını gör...

manisa mesir cami'nin hoparlöründen etrafa yayılan fantastik sözlerdir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

eski cumhuriyet halk partisi manisa milletvekili tur yıldız biçer, manisa mesir cami’nin hoparlöründen duyulan “oruç tutmayanın başı ağrısın” sözlerinin duyulduğu bir video paylaştı.

manisa mesir camisi’nde kaydedildiği belirtilen görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşan biçer, ”manisa mesir cami’mizde iki gündür cami hoparlöründen okunan duada “oruç tutmayanın başı ağrısın” cümlesi duyuluyor. yurttaşlarımızın ilettiği şikayeti manisa müftümüzle paylaştım, kendisi konuya dair inceleme ve soruşturma başlatacağını iletti. sonucu yine buradan paylaşacağım” ifadelerini kullandı.

tweet
haber
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim