değersizlik hissi
bugün fazlasıyla hissettiğim ürkünç hissiyat. ederim hepi topu hiçbir işe yaramayan bir kaç sayfa ve bir kalem kadarmış bu gün tekrar anladım, silgiyi kendime saklıyorum bir gün kendimi tamamen ortadan temizlemek istersem diye. kalem karası kadar da izim kalmaz sanıyorum.
devamını gör...
yediğinin içtiğinin fotoğrafını çekip paylaşan insanlar
bu da bir şey mi? insanlar yüzünün fotoğrafını çekip paylaşıyor. ayıp, olan var olmayan var. ülkede yüzsüz çok.
devamını gör...
yaşamın anlamı
toplumbilimci emre kongar'ın deneme kitabıdır. hoca kendisi için yaşamın anlamını iki kelimeyle özetliyor: sevmek ve üretmek. bu bakımdan tolstoy'un yaşam felsefesini de çağrıştıyor. büyük yazar da sevmek, sevilmek ve üretmek gerektiğini söylüyordu. emre kongar yakın tarihimizin önemli isimlerinden biri olması ve yaşı dolayısıyla da pek çok olayı bizzat yaşaması bakımından dikkate değer bir isim. kültür bakanlığı müsteşarlığı yaptığı günlere de değiniyor kitabında. aziz nesin öldüğünde bütün okullarda aziz nesin köşesi kurdurduğunu anlatıyor. aziz nesin yakın dostu zaten. aydınlar dilekçesinden de bahsediyor. 12 eylül faşizmine karşı kaleme alınan dilekçe. sonradan bu dilekçenin cılkı çıkıyor ama. ibrahim tatlıses filan imzalıyor dilekçeyi. sonra askerler tepki gösterinde ibrahim tatlıses şöyle çark ediyor: "biz kahvede oturuyorduk, getirip imzalattılar. okumadık. " emre kongar bu olaydan sonra bir daha toplu imzalanan hiçbir metne katılmadığını belirtiyor. yök'ün kuruluşuna ve ihsan doğramacı'nın yediği nanelere değiniyor. eski dostu ihsan doğramacı'nın ne menem bir insan olduğunu anlatıyor. üniversiteleri baskı altına almak için nasıl hevesli olduğunu ifade ediyor. yök-kondu profesörlerden bahsediyor. bu kavram gazeteci çetin emeç'e aitmiş. yök'ün dışarıdan insanlara profesörlük unvanı dağıttığı o karanlık dönemleri anlatıyor. sanatçılara, öğretmenlere, türkücülere filan verilen profesörlük unvanını alaylı bir serzenişle anlatıyor. kendi çocukluğunu ve gelişim sürecini anlatıyor. vahidettin'in köşkünü filan. yahya kemal'in masa arkadaşı olan felsefe öğretmeni babasından bahsediyor. pardayyanlar üzerine izlenimlerini paylaşıyor. sartre konuşuyor. meşhur top sakalına karışılmasından bahsediyor. bunun karısını ilgilendirdiğini ifade ediyor. profesörlük için haksız yere bekletilen insanların yazgısını anlatıyor. kitaplardan söz ediyor. velhasıl dolu dolu denemeler bunlar. tekrar tekrar okurum bazılarını.
devamını gör...
kinoa
oldukça yararlı, öve öve bitiremeyeceğimiz bir tahıl.
protein deposu maşallah.
yiyin ve yedirtin efendim.
protein deposu maşallah.
yiyin ve yedirtin efendim.
devamını gör...
kitap alıntıları
şunu öğrendim ki balıkların çoğu yaşlanınca ömürlerini boşuna geçirdiklerini söyleyip yakınırlar. sürekli sızlanıp herkesten şikayet ederler. ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?
samed behrengi - küçük kara balık
samed behrengi - küçük kara balık
devamını gör...
ankara deyince akla gelenler
pavyonlarıdır. birçok semtte birçok şekilde vardır. hatta bununla ilgili 6 bölümlük belgesel bile çekilmiştir.
devamını gör...
spontane radyo yayını
daha küçüğüm, anam bana "yakışıklı oğlum" diyor, inanıyorum, sonra büyüyorum, hala acıyor o yalanın izi kfkkflf.. böhü.......
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
bu sefer sesimden mahrum olacaksınız. oturup ağlamak için güzel bir sebep.
devamını gör...
herze
"şunun yediği herzeye bak" şeklinde söylenir genelde. b*k manasına da geldiğini duymuştum.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
içimden garip bir ses
vira demir git diyor.
denizden gelen bir ses
sen sabahı bekleme
geceden al demiri
gün doğmadan git diyor.
ferhan şensoy
“içimden garip bir ses,
bir daha dönmem diyor.”
ozgur1ey
vira demir git diyor.
denizden gelen bir ses
sen sabahı bekleme
geceden al demiri
gün doğmadan git diyor.
ferhan şensoy
“içimden garip bir ses,
bir daha dönmem diyor.”
ozgur1ey
devamını gör...
her başarılı kadının arkasında bir erkek var mıdır meselesi
az bir kısmının sen yaparsın diyerek çoğunluğunun yiyip tüketip kadını kendine iyi gelen meşgalelere gayri ihtiyari yönlendirerek mecburen başarılı kıldığı mesele.
her şerde bir hayır var durumu.
her şerde bir hayır var durumu.
devamını gör...
orgazmın ucundan dönen kadın
günün birinde orgazmın içine girecektir, eğer beynine izin verirse. zira her şey beyinde bitiyor...
kısa süreli ve yüzeysel klitoral orgazm yerine -partnerinin de emeği ile- vajinali keşfederse hayata bakış açısı bile değişir.
sabır her şeyin ilacıdır, tavuk döner ise düşmanı.
kısa süreli ve yüzeysel klitoral orgazm yerine -partnerinin de emeği ile- vajinali keşfederse hayata bakış açısı bile değişir.
sabır her şeyin ilacıdır, tavuk döner ise düşmanı.
devamını gör...
meth
tüm uyuşturucular ve keyif verici maddeler kötüdür. fakat meth sizi yaşayan birer cenazeye daha nefes alırken dönüştürür. hayatı ıskalamayın sevgili yazar kardeşlerim, bu yolların envai çeşidinden geçmiş biri olarak sizlere tavsiyemdir.
devamını gör...
öz saygın ve birine duyduğun sevgi arasında kalmak
bir ikilem. özsaygıyı seçen uzun vadede de kısa vadede de kazanır. taşıma suyuyla kendini kandıra kandıra değirmen döndürmeye kalkanın ayakları o yolda parçalanır.
devamını gör...
irene
stefan zweig'in korku isimli kitabında kocasını aldattığı ve de bunun ortaya çıkacak olması ihtimaliyle korkunun ufaktan ensesine üflendiği başkarakter kadının adı.
barış tanrıçası'nın ismini alması ironik olmuş.
barış tanrıçası'nın ismini alması ironik olmuş.
devamını gör...
duyunca mutlu olunan sesler
denizdeki dalga sesi.
devamını gör...
sosyokültürel referans içeren hakaretler
hakaret, aşağılama ve klişe tanımlamalar amacıyla kullanılmaması gereken kelimelerin toplandığı başlıktır.
sosyokültürel referans içeren kelimeler o kültürü tanımlayan, orijini o kültüre ait ya da o kültürle özdeşleşmiş kelimelerdir.
günümüz türkçesinde bu kelimelerin bir kısmının anlam değişikliğiyle, kimse ise gerçek anlamlarıyla hakaret ve aşağılama amacıyla kullanılmaktadır. kişiler bunu kimi zaman bilerek kimi zamansa bilmedikleri için kullanmaktalar.
farklı sosyokültürel grupların bulunduğu toplumda tüm grupların ve bireylerin kendilerini gururla o toplumun bir parçası olarak hissetmeleri ve toplumsal barış ve harmoninin sağlanabilmesi için bu kelimeleri aşağılama ya da klişe tanımlamalarda kullanmamak önemlidir.
bu kelimelere ve tanımlamalara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
cazgır tavırları tanımlamak için çingene ya da düşük seviyedeki şeyleri tanımlamak için varoş gibi belli bir sosyokültürel grubu tanımlayan kelimeler
farklı cinsel kimlikteki insanları aşağılamak için kullanılan homo ya da göt kelimesiyle başlayan ve farklı küfürlerle devam eden tanımlamalar, erkek fatma gibi tanımlamalar
fiziksel ya da zihinsel yetenekleri farklı kişilerin bu özelliklerini aşağılamak için kullanan ifadeler
orijini farklı bir dil olan ve o dildeki anlamından farklı olarak türkçede aşağılama amacıyla kullanılan kelimeler, kaba anlamında kürtçe oğlum anlamına gelen kur (sesleniş biçimi: kuro!), kıro, aptal, saf anlamında kürtçe ağabey anlamına gelen keko vb.
sosyokültürel referans içeren kelimeler o kültürü tanımlayan, orijini o kültüre ait ya da o kültürle özdeşleşmiş kelimelerdir.
günümüz türkçesinde bu kelimelerin bir kısmının anlam değişikliğiyle, kimse ise gerçek anlamlarıyla hakaret ve aşağılama amacıyla kullanılmaktadır. kişiler bunu kimi zaman bilerek kimi zamansa bilmedikleri için kullanmaktalar.
farklı sosyokültürel grupların bulunduğu toplumda tüm grupların ve bireylerin kendilerini gururla o toplumun bir parçası olarak hissetmeleri ve toplumsal barış ve harmoninin sağlanabilmesi için bu kelimeleri aşağılama ya da klişe tanımlamalarda kullanmamak önemlidir.
bu kelimelere ve tanımlamalara örnek olarak şunlar gösterilebilir:
cazgır tavırları tanımlamak için çingene ya da düşük seviyedeki şeyleri tanımlamak için varoş gibi belli bir sosyokültürel grubu tanımlayan kelimeler
farklı cinsel kimlikteki insanları aşağılamak için kullanılan homo ya da göt kelimesiyle başlayan ve farklı küfürlerle devam eden tanımlamalar, erkek fatma gibi tanımlamalar
fiziksel ya da zihinsel yetenekleri farklı kişilerin bu özelliklerini aşağılamak için kullanan ifadeler
orijini farklı bir dil olan ve o dildeki anlamından farklı olarak türkçede aşağılama amacıyla kullanılan kelimeler, kaba anlamında kürtçe oğlum anlamına gelen kur (sesleniş biçimi: kuro!), kıro, aptal, saf anlamında kürtçe ağabey anlamına gelen keko vb.
devamını gör...
makas böceği
kulağakaçanlar kulağınıza girer ve kulak zarınızı cart diye patlatırlar! neuzubillah, bunlardan bir tane gördünüz mü hemen bizi arayın. profesyonel ekibimizle gelelim ve evinizi ilaçlayalım. unutmayın, en iyi böcek, ölü böcektir! ( not : kredi kartına vade farksız dört taksit yapılır)
bir böcek ilaçlama şirketinin, insanları korkutup hizmet satabilmek için verdiği asparagas bir bilgi olduğunu hemen anlayacağımız bir ilan.
bir böcek ilaçlama şirketinin, insanları korkutup hizmet satabilmek için verdiği asparagas bir bilgi olduğunu hemen anlayacağımız bir ilan.
devamını gör...
imparator melek balığı
en görkemli balık türlerinden biri olan pomacanthus imperator balığı hint okyanusu, pasifik okyanusu ve kızıldeniz’de yaşar. neon sarısı ve neon mavisi şeritleriyle göze çarpar.
göz alıcı renkleri ve narin görüntüsü ile insanları kendilerine hayran bırakan emperor angelfish, melek balıklarının en güzelidir. harem balığı olarak da bilinen imparator melek balığının erkeği her gün dişilerini ziyaret edip onları mutlu eder. kıskanç olduğu için çevresindeki diğer erkeklere tahammülü yoktur.
"bu alemin tek imparatoru benim" diyerek diğer erkek imparator melek balıklarını kovalaması ile meşhurdur.
göz alıcı renkleri ve narin görüntüsü ile insanları kendilerine hayran bırakan emperor angelfish, melek balıklarının en güzelidir. harem balığı olarak da bilinen imparator melek balığının erkeği her gün dişilerini ziyaret edip onları mutlu eder. kıskanç olduğu için çevresindeki diğer erkeklere tahammülü yoktur.
"bu alemin tek imparatoru benim" diyerek diğer erkek imparator melek balıklarını kovalaması ile meşhurdur.
devamını gör...
