yazarların çocukken en sevdiği oyuncakları
bir kız çocuğu olarak kamyonum ve kepçem desem.
ailede hatta aile dışından bile herkes bebek alırdı. peluş ayılar, tavşanlar, ördekler...
benim gözümse komşunun oğlunun kamyonundaydı hep. bir gün balkonda onları izlerken abim geldi yanıma 'ne oldu yine neden astın suratını?' dedi. 'ben de kamyon istiyorum' dedim. 'ama banucum biliyorsun çok fazla erkek çocuğu gibi davrandığın için babam artık o tarz şeylere izin vermiyor' dedi. içime ağladım ben de peki dedim.
sonra abim salona geçti. içeriden minik minik sesler duyulmaya başladı. babamın 'iyi madem alın' dediğini duydum.
kalbim nasıl güm güm olabilir miydi acaba izin vermiş olabilir miydi?
kafasını uzattı kapıdan iki gözümün çiçeği 'hadi kaptan gidiyoruz' dedi. kocaman kırmızı kasalı bir kamyon ve sarı bir kepçe aldık. uça uça geldim eve. sokaktaki oğlanlarda bile yok böylesi. nasıl mutluyum nasıl.
çocukken top oynar, çete kurar ona buna sataşır (o zaman için hak ettiklerini düşünüyordum. sıkıntılı çocuklardı hep.), inşaat tepelerinden kumlara atlar, ağaçlara tırmanır oramı buramı yırtardım... mahalleden minik minik şikayetler geliyor babam da çok dikkat çekiyorum, sürekli şikayet alıyorum diye bana erkeklerle ve erkek oyuncaklarıyla oynamayı yasaklamıştı. ilk direnişimi o zaman gerçekleştirmiş ne sokağa çıkmış ne evde gülmüş ne huzur vermiştim. adamcağız napsın kıyamamış 15 gün dayanabilmişti. kendi gibi asi, dik başlı bir çocuğu olunca başını eğdiremeyeceğini biliyordu sanırım.
abimin katkısı büyük gerçi. her zaman her koşulda beni koruyup, kollamıştı. ne yaparsam yapayım 'çocuk yahu hem bizle büyüdü erkek gibi yetişti. napalım bırakın o da böyle olsun' derdi.
hiç unutmam 16 yaşındayım saçlarımı gidip saçma sapan bir şekilde kestirmiştim. kısacık bazı yerleri uzun abidik gubidik bir şey. babam gördüğünde yüreğine inecekti adamın. 'napmış bu hayır napmış yani' bu nidalarını duydum sonra kaçtım odama. akşama kadar çıkmadım odamdan. akşam abim geldi vne yaptın yine sen?' dedi.' 'napmışım hayır napmışım hemen asıyor kesiyor' diye efelendim 'sakin ol küçük hanım bu ne hal? babamı bilmiyor musun? niye üzüyorsun adamı' dedi. biliyordum ama işte kafam nereye ben oraya.
annem anlettı sonra abim gidip bırak baba bu bizim gibi değil kime çektiyse işte dediğim dedik çaldığım düdük havalarında boşver biraz daha büyüsün toparlar demiş. babam da homurdanmış tabi.
bir iki gün gözükmedim gözüne gördüğü yerde ters ters baktı. sonra ona bile alıştı canım adam. imtihanı mıydım neydim adamın? 6 çocuğu misler gibi yetiştir en küçüğü çamur çıksın.
ailede hatta aile dışından bile herkes bebek alırdı. peluş ayılar, tavşanlar, ördekler...
benim gözümse komşunun oğlunun kamyonundaydı hep. bir gün balkonda onları izlerken abim geldi yanıma 'ne oldu yine neden astın suratını?' dedi. 'ben de kamyon istiyorum' dedim. 'ama banucum biliyorsun çok fazla erkek çocuğu gibi davrandığın için babam artık o tarz şeylere izin vermiyor' dedi. içime ağladım ben de peki dedim.
sonra abim salona geçti. içeriden minik minik sesler duyulmaya başladı. babamın 'iyi madem alın' dediğini duydum.
kalbim nasıl güm güm olabilir miydi acaba izin vermiş olabilir miydi?
kafasını uzattı kapıdan iki gözümün çiçeği 'hadi kaptan gidiyoruz' dedi. kocaman kırmızı kasalı bir kamyon ve sarı bir kepçe aldık. uça uça geldim eve. sokaktaki oğlanlarda bile yok böylesi. nasıl mutluyum nasıl.
çocukken top oynar, çete kurar ona buna sataşır (o zaman için hak ettiklerini düşünüyordum. sıkıntılı çocuklardı hep.), inşaat tepelerinden kumlara atlar, ağaçlara tırmanır oramı buramı yırtardım... mahalleden minik minik şikayetler geliyor babam da çok dikkat çekiyorum, sürekli şikayet alıyorum diye bana erkeklerle ve erkek oyuncaklarıyla oynamayı yasaklamıştı. ilk direnişimi o zaman gerçekleştirmiş ne sokağa çıkmış ne evde gülmüş ne huzur vermiştim. adamcağız napsın kıyamamış 15 gün dayanabilmişti. kendi gibi asi, dik başlı bir çocuğu olunca başını eğdiremeyeceğini biliyordu sanırım.
abimin katkısı büyük gerçi. her zaman her koşulda beni koruyup, kollamıştı. ne yaparsam yapayım 'çocuk yahu hem bizle büyüdü erkek gibi yetişti. napalım bırakın o da böyle olsun' derdi.
hiç unutmam 16 yaşındayım saçlarımı gidip saçma sapan bir şekilde kestirmiştim. kısacık bazı yerleri uzun abidik gubidik bir şey. babam gördüğünde yüreğine inecekti adamın. 'napmış bu hayır napmış yani' bu nidalarını duydum sonra kaçtım odama. akşama kadar çıkmadım odamdan. akşam abim geldi vne yaptın yine sen?' dedi.' 'napmışım hayır napmışım hemen asıyor kesiyor' diye efelendim 'sakin ol küçük hanım bu ne hal? babamı bilmiyor musun? niye üzüyorsun adamı' dedi. biliyordum ama işte kafam nereye ben oraya.
annem anlettı sonra abim gidip bırak baba bu bizim gibi değil kime çektiyse işte dediğim dedik çaldığım düdük havalarında boşver biraz daha büyüsün toparlar demiş. babam da homurdanmış tabi.
bir iki gün gözükmedim gözüne gördüğü yerde ters ters baktı. sonra ona bile alıştı canım adam. imtihanı mıydım neydim adamın? 6 çocuğu misler gibi yetiştir en küçüğü çamur çıksın.
devamını gör...
kuran kursu anıları
hiç unutamıyorum kadınların kapanması gerektiğini söyleyen hocaya biz niye kapanalım erkekler bakmasın demiştim hoca da senin önünde çilekli pasta olsa canın çekmez mi demişti....wait... what....
devamını gör...
içimden şu zalim şüpheyi kaldır
gölgede kalmış bir ismet özel eseri. bugün ismet özel neden ismet özel'dir diye sordukları zaman gösterilmesi gereken en güzel şiirlerinden biri.
--- alıntı ---
ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
dünya. çıplak omuzlar üzerinde duran.
herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
--- alıntı ---
--- alıntı ---
ağzının bir kıvrımından cesaret bularak
ter yürekte susayışlar yaratan yağmurlara açıldım
kalmışsa tomurcuklar önünde sendeleyen çocuklar
kalmışsa bir kaç ısrar ölümle yarışacak
onların yardımıyla dünyamıza acıdım.
dünya. çıplak omuzlar üzerinde duran.
herkes alışkın dölyatağı bersalarla ağulanmış bir dünyaya
benimse dar
çünkü dargın havsalamın
gücü yok bazı şeyleri taşımaya.
önce kalbim lanete çarpa çarpa gümrah
sonra kalbim gümrah ırmakları tanımaktan kaygulu
sakın styks sularının heyulası sanmayın
er gövdesinde dolaşan bulutun simyası bu,
biraz üzgün ve ömer öfkesinde biraz
öyle hisab katındayım ki katlim savcılardan sorulmaz
ne kireç badanalı evlerde doğmuş olmak
ne ellerin hırsla yaban tutuşu
ne fabrikalarda biteviye üretilmekte olan kahır
dev iştihasıyla bende kabaran aşkı
yetmez karşılamaya.
insanlar
hangi dünyaya kulak kesilmişse öbürüne sağır
o ferah ve delişmen birçok alınlarda
betondan tanrılara kulluğun zırhı vardır
çelik teller ve baruttan çatılınca iskeletim
şakaklarıma dayanınca güneş
can çekişen bir sansar edasıyla
uğultudan farkedilmez olunca konuştuğum
kadınların sahiden doğurduğuna
toprağın da sürüldüğüne inanmıyorum
nicedir kavrayamam haller içinde halim
demiri bir hecenin sıcağında eriyor iken gördüm
bir somunu bölünce silkinen gökyüzünü
su içtiğim tas bana merhaba dedi, duydum
duydum yağmurların gövdemden ağdığını.
sen ol küçük bir kıvrımdan, bir heceden
aşk için bir vaha değil aşka otağ yaratan
sen ol zihnimde yüzen dağınık şarkıları
bir harfin başlattığı yangın ile söndür
beni bir ses sahibi kıl, kefarete hazırım
öyle mahzun
ki hüzün ciltlerinde adına rastlanmasın.
--- alıntı ---
devamını gör...
bal porsuğu (yazar)
bir şey yazmış mı diye bakmaktan profilini eskittim.
devamını gör...
film önerileri
film önerisi isteyenler yazabilir. her türlü film önerisi yapabilirim. kıyıda köşede kalmış filmler dahil. yüzeysel bir kaç öneri yapayım.
kumar konulu:21
polisiye erotik gerilim: dream lover ve (bkz: basic instinct)
komedi: superbad , zack and miri make a p**** , knocked up , long shot , accepted.
korku: the conjuring serisi , amityville house , julia'nın gözleri , shutter (2004 tayland) (aşırı korkunç gece izlemeyin)
gizem: the bedroom window , forgotten , (bkz: el cuerpo)
salt gerilim : buried
kumar konulu:21
polisiye erotik gerilim: dream lover ve (bkz: basic instinct)
komedi: superbad , zack and miri make a p**** , knocked up , long shot , accepted.
korku: the conjuring serisi , amityville house , julia'nın gözleri , shutter (2004 tayland) (aşırı korkunç gece izlemeyin)
gizem: the bedroom window , forgotten , (bkz: el cuerpo)
salt gerilim : buried
devamını gör...
recep tayyip erdoğan'ın bokunu yiyin
söylemin çirkinliğini geçtim dininiz bir hayvanı dışkısını yediği için haram kılıyor ama siz başkalarından bir insanın bokunu yemesini istiyorsanız bu durum ne oluyor ben anlamlandıramıyorum.
devamını gör...
türkiye'de inançsızlığın artması
doğru bir tespittir. ancak ne götürür, ne getirir bilinmez.
özgürlük gibi algılanıyor olabilir. bu noktada insanların değer yargısının değişmesi bir çok sorunu da beraberinde getirecektir.
herhangi bir hassasiyeti olmayan toplumun nasıl bir toplum olacağını, ne getireceğini, ne götüreceğini bilemeyiz.
belki de bu hassasiyet kaybolduğu için, milliyetçi damar ön plana çıkarılıyordur.
şimdi asıl soru şu;
milliyetçi damar mı toplumun gelişmesi için gereklidir?
yoksa dini bağlayıcılık mı?
özgürlük gibi algılanıyor olabilir. bu noktada insanların değer yargısının değişmesi bir çok sorunu da beraberinde getirecektir.
herhangi bir hassasiyeti olmayan toplumun nasıl bir toplum olacağını, ne getireceğini, ne götüreceğini bilemeyiz.
belki de bu hassasiyet kaybolduğu için, milliyetçi damar ön plana çıkarılıyordur.
şimdi asıl soru şu;
milliyetçi damar mı toplumun gelişmesi için gereklidir?
yoksa dini bağlayıcılık mı?
devamını gör...
aniden gelen şimdi ne bok yiyeceğim hissi
tüm duygu ve hislerin üstünde fantastik bir boyut. o an geldiğinde tek gerçek o bok hissi oluyor ve tüm bedeni , ruhu ele geçiriyor.
devamını gör...
ilkokulda birinden hoşlanınca yapılan saçmalıklar
montumu onun montunun üstüne asardım.ya da hemen yanına.
devamını gör...
akademisyen egosu
eğer yarın öbür gün akademisyen olursam öğrencilerime hep üst perdeden bakacağım. sınavlarda kolay sorup herkese düşük puan vereceğim. çünkü neden yapmayayım?
devamını gör...
alternatif prezervatif sloganları
bugün takmazsan yarın kafana takarsın
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının çizimleri
bence kadınlar onun fotoğraf makinesinde bir başka güzel..natalia arantseva ya ait bir fotoğrafı kopya etmeye çalışmıştık bir zamanlar...2018 yılı yağlı boya kopya çalışması.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ben hep önemserim. benim asıl problemim de bu.
devamını gör...
elmalı çocuk istismarı davası
aklı başında reşit birisinin istediği kişi ile cinsellik yaşamasını, çocuklara yapılan istismar ile kıyaslayan aşağılık insanlar sebebi ile bu hale geldik.
devamını gör...
sözlükçülerin yaz tatili planları
alanya ' da yaşıyorum canim ya ...
devamını gör...
siyasilerin unutulmayan sözleri
allah’ı size emanet ediyorum. *
(tansu çiller)
(tansu çiller)
devamını gör...
josef stalin
şeytanın ta kendisidir. hatta şeytan önünde diz çökmüştür. sadece türkleri değil, başka milletleri de kıymıştır. milyonlarca insanın katilidir. işkencelere tabi tutmuştur. stalin dönemindeki meşhur kızıl dönemde, iki milyondan fazla kişi tutuklanmış, yarım milyondan fazla insan idama çarptırılmıştır. tüm bunların dışında sürgün edilen milyonlarca insan.. açlıktan ve soğuktan milyonlarca ölüm..
türk birçok sanatçı-aydın, bilim ve fikir insanlarını öldürmüştür.* mesela; salman mümtaz, yusuf vezir çemenzeminli, magcan cumabay, bekir sıtkı çobanzade, ahmet baytursun ve çurmit şirioğlu..
türk birçok sanatçı-aydın, bilim ve fikir insanlarını öldürmüştür.* mesela; salman mümtaz, yusuf vezir çemenzeminli, magcan cumabay, bekir sıtkı çobanzade, ahmet baytursun ve çurmit şirioğlu..
devamını gör...
yolda yürürken kız arkadaşlarına dönüp zıplayarak konuşan kız
ne konuştuğunu merak ettiğim kızdır. anlattığından en çok kendi heyecanlandığı muhakkaktır.
devamını gör...
gizli gezinme
kapitalist sistemin bir oyunu olan kafa store ürünüdür.
gerçek yoldaşların gizlisi saklısı olmaz.
gerçek yoldaşların gizlisi saklısı olmaz.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
akp'nin ve akp'li cumhurbaşkanının ülkeye ve ülkedeki kadınlara yeni kötülüğü. ülkesinde hergün en az üç kadın öldürülen bir cumhurbaşkanının, kadına şiddete karşı eylem planında tarafını seçmesi. şaşırdık mı? elbette hayır.
bir dilek hakkım olsa, ülkedeki bu kadın düşmanı vasıfsız yöneticilerin hepsinin bu coğrafyada kadın olmasını dilerdim. bu zihniyette yaşamaya, hayatta kalmaya uğraşan bir kadın. mesela annem gibi, iki küçük kız çocuğuyla, gencecik yaşında ve bir kış günü, kocası tarafından sokağa atılmış bir kadın. . hem öyle çok da değil. bir hafta.
iktidarları boyunca yok canım bu kadarını da yapamazlar artık dediğimiz her şeyi yaptılar. yani bu ne ilk ne de son icraatları. o nedenle öyle karalar bağlayıp vazgeçmek yok. elbette bu karanlıkla mücadeleye devam edeceğiz. onlar gibi olmadan, tuzaklarına düşmeden, demokrasi yolundan ayrılmadan. onlar iktidardan düşmemek için daha da kötüleşecekler, daha da acımasızlaşacaklar. ve biz, daha da öleceğiz belki.
ama bu karanlık zihniyetle mücadelede biz haklıyız. ve tarih de bizi haklı olarak yazacak.
bir dilek hakkım olsa, ülkedeki bu kadın düşmanı vasıfsız yöneticilerin hepsinin bu coğrafyada kadın olmasını dilerdim. bu zihniyette yaşamaya, hayatta kalmaya uğraşan bir kadın. mesela annem gibi, iki küçük kız çocuğuyla, gencecik yaşında ve bir kış günü, kocası tarafından sokağa atılmış bir kadın. . hem öyle çok da değil. bir hafta.
iktidarları boyunca yok canım bu kadarını da yapamazlar artık dediğimiz her şeyi yaptılar. yani bu ne ilk ne de son icraatları. o nedenle öyle karalar bağlayıp vazgeçmek yok. elbette bu karanlıkla mücadeleye devam edeceğiz. onlar gibi olmadan, tuzaklarına düşmeden, demokrasi yolundan ayrılmadan. onlar iktidardan düşmemek için daha da kötüleşecekler, daha da acımasızlaşacaklar. ve biz, daha da öleceğiz belki.
ama bu karanlık zihniyetle mücadelede biz haklıyız. ve tarih de bizi haklı olarak yazacak.
devamını gör...