saman balyası
başaklarından ayrılan tahıllardan geriye kalanların bir makine aracılığıyla sıkıştırılması ile elde edilen dikdörtgen ya da silindirik balyadır. ve oldukça sert ve ağır olurlar.
peki bunun benimle ne ilgisi var firdevs hanım? daha önce çocukluk travmalarımdan biri olan dolmalık biber hikayemi bir tanımla anlatmıştım. evet, travma nesnelerim paylaş benimle programına katılıp psikoloğu benimle ağlatacak kadar ağır olmayabilir ama herkesin travması kendine güzel.
benim saman balyası ile ilgili travmam ise tamamen annemin sözünü dinlememekten kaynaklanıyor.
bir gün geç bir kahvaltı öncesi annem evin en büyük çocuğu olarak beni bakkala yolladığında “başıma” geleceklerden habersizdim. her zaman olduğu gibi 3 ekmek on yumurta almak için dışarı çıktığımda annem bana araba yolunun kenarından değil evin arkasından dolaşan ve insanların yürüye yürüye küçük bir patikaya çevirdiği bahçe içi yoldan gitmemi tembihledi.
her zaman söz dinleyen bir çocuk olduğum için annemin dediğini yaptım ama zeka seviyem bir ayakkabı çekeceği ile eşit olduğu için annemin aynı yoldan dönmemi söylememesini fırsat bilerek arabaların geçtiği ve dükkanların olduğu yoldan kolumun altında ekmekler, poşette yumurtalarla heidi’nin saçma iyimserliğini giyinmiş bir halde ve tabii ki etrafı izleyerek lay la lay la lay laaaa diye yürüdüm.
şarkımın nakarat bölümünü söyleyip etraftaki arabalardan herhangi birinin bumblebee’ye dönüşüp dönüşmeyeceğini düşünürken bir kamyondan indirilen saman balyalarından birinin optimus prime’ın tükürüğü gibi kafama doğru gelmekte olduğunu fark ettim. ama bunun için yapabileceğim pek bir şey yoktu artık. fakir sümüğü gibi yere yapıştığımda üzerimde nur topu gibi bir saman balyası vardı.
etrafıma toplanan evrenin askerleri hemen beni balyanın altından çıkardı ve biri elimi yüzümü yıkadı. bir tanesi gözlerime baktı ve gördüğü salaklığın doğuştan olduğunu anlayıp bir şeyim olmadığına karar verip beni eve doğru kışkışladı. tabii biraz tozlanan ekmeklerimi ve ne hikmetse bir tanesi bile kırılmamış olan kozmik yumurtalarımı elime tutuşturarak.
eve gittiğimde annemin gözlerinde “ senin yüzüne nolmuş!” bakışı vardı. zira yüzüm mor bahar çiçekleri ile bezenmiş gibiydi. bu söz dinlememenin dayağını bir hafta sonra iyileşince yedim. annemde kimsenin hakkı kalmaz.
o günden bana kalan ise bir saman balyası korkusu ve kozmik yumurtalara duyduğum sarsılmaz inanç oldu.
peki bunun benimle ne ilgisi var firdevs hanım? daha önce çocukluk travmalarımdan biri olan dolmalık biber hikayemi bir tanımla anlatmıştım. evet, travma nesnelerim paylaş benimle programına katılıp psikoloğu benimle ağlatacak kadar ağır olmayabilir ama herkesin travması kendine güzel.
benim saman balyası ile ilgili travmam ise tamamen annemin sözünü dinlememekten kaynaklanıyor.
bir gün geç bir kahvaltı öncesi annem evin en büyük çocuğu olarak beni bakkala yolladığında “başıma” geleceklerden habersizdim. her zaman olduğu gibi 3 ekmek on yumurta almak için dışarı çıktığımda annem bana araba yolunun kenarından değil evin arkasından dolaşan ve insanların yürüye yürüye küçük bir patikaya çevirdiği bahçe içi yoldan gitmemi tembihledi.
her zaman söz dinleyen bir çocuk olduğum için annemin dediğini yaptım ama zeka seviyem bir ayakkabı çekeceği ile eşit olduğu için annemin aynı yoldan dönmemi söylememesini fırsat bilerek arabaların geçtiği ve dükkanların olduğu yoldan kolumun altında ekmekler, poşette yumurtalarla heidi’nin saçma iyimserliğini giyinmiş bir halde ve tabii ki etrafı izleyerek lay la lay la lay laaaa diye yürüdüm.
şarkımın nakarat bölümünü söyleyip etraftaki arabalardan herhangi birinin bumblebee’ye dönüşüp dönüşmeyeceğini düşünürken bir kamyondan indirilen saman balyalarından birinin optimus prime’ın tükürüğü gibi kafama doğru gelmekte olduğunu fark ettim. ama bunun için yapabileceğim pek bir şey yoktu artık. fakir sümüğü gibi yere yapıştığımda üzerimde nur topu gibi bir saman balyası vardı.
etrafıma toplanan evrenin askerleri hemen beni balyanın altından çıkardı ve biri elimi yüzümü yıkadı. bir tanesi gözlerime baktı ve gördüğü salaklığın doğuştan olduğunu anlayıp bir şeyim olmadığına karar verip beni eve doğru kışkışladı. tabii biraz tozlanan ekmeklerimi ve ne hikmetse bir tanesi bile kırılmamış olan kozmik yumurtalarımı elime tutuşturarak.
eve gittiğimde annemin gözlerinde “ senin yüzüne nolmuş!” bakışı vardı. zira yüzüm mor bahar çiçekleri ile bezenmiş gibiydi. bu söz dinlememenin dayağını bir hafta sonra iyileşince yedim. annemde kimsenin hakkı kalmaz.
o günden bana kalan ise bir saman balyası korkusu ve kozmik yumurtalara duyduğum sarsılmaz inanç oldu.
devamını gör...
kabullenmenin verdiği huzur
bunu yaptığımdan beri o kadar huzurluyum ki anlatamam size.. hayatın verdiklerine teşekkür edip, geri çekiliyorum. mutluluğu yakalamak daha da kolay oldu benim için. her zaman kötü şeyler olacaktır ama önemli olan en az hasarla atlatmak. yaşayın ya, ne olursa olsun. bir daha mı geleceğiz dünyaya? üzülmek için çok kısa bir hayatımız var arkadaşlar..
devamını gör...
birine kıyamamak
kendine kıymaktır.
devamını gör...
tebessüm ettiren sözlük nickleri
devamını gör...
yazarların uğraştığı sanat dalları
egolu, ünvanına sığınan ama boş insanlara sabrediyorum. icraa ettiğim sanat dalı budur, evet.
devamını gör...
liberalizm
ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı, çoğulcu demokrasi, sivil haklar, inanç özgürlüğü, serbest ticaret, basın özgürlüğü ve özel mülkiyet gibi fikirleri benimseyen siyasi ideoloji.
devamını gör...
cinnet geçirten yazım yanlışları
gereksiz tribe girilen durum.
devamını gör...
yolu yarılayan adam
tanımlarını çok beğendiğim ve takibe aldığım yazar arkadaşımızdır kendileri.
sağ olsunlar artılarını da hiç esirgemezler.
sağ olsunlar artılarını da hiç esirgemezler.
devamını gör...
burçlarla ilgili az bilinenler
her aslan burcu insanı egoist değildir.
devamını gör...
vajina
hakkında sadece erkeklerin entry girdiği kadın organı.
devamını gör...
letal doz
ilacın ölüme neden olan dozu.
devamını gör...
bana bir aşk borçlusun
mehmet coşkundeniz kitabı.
“insanlar inanmak istedikleri şeye inanır. gördüklerine değil...”
“insanlar inanmak istedikleri şeye inanır. gördüklerine değil...”
devamını gör...
suç ve ceza
sayfalarca sürebilen son derece başarılı ve etkileyici betimlemeler içeren, fyodor dostoyevski eseri.
devamını gör...
sözlüğü terk ediyoruz kampanyası
güle güle de bu hesap kapatma neden bu kadar mevzu oluyor ben anlamadım. yani edepsiz siteye kaydolmuş da hesabını silemiyormuş şeklini.
devamını gör...
nefret edilen kelimeler
nefret ettiğim kelime yok. sadece, hoşlanmadığım insanlar tarafından teleffuz edilen sözcükler kulağımı tırmalar.
devamını gör...
ikinci el kitap almak
istanbul (bkz: sahaflar çarşısı)'nda oldukça uygun fiyata temiz kitaplar bulunarak yapılabilecek eylem. ayrıca okunmuş bir kitap, hiç okunmayacak bir kitaptan daha değerlidir..
devamını gör...
beni bir tek aşk aldatmadı
mehmet coşkundeniz kitabı.
“bir gülümseme yayılacak yüzüne, oturduğun o köşeden kalkacaksın ve baharın kokusunu içine çeke çeke güneşin ve sıcağın keyfini çıkaracaksın. bir başka kışa kadar...”
“bir gülümseme yayılacak yüzüne, oturduğun o köşeden kalkacaksın ve baharın kokusunu içine çeke çeke güneşin ve sıcağın keyfini çıkaracaksın. bir başka kışa kadar...”
devamını gör...
lise arkadaşlığı vs üniversite arkadaşlığı
üniversitede herkes kendi çıkarlarının peşinde oluyor o yüzden lise arkadaşlığı.
devamını gör...
mide volvulusu
karın ağrısı, öğürme fakat kusamama, nazogastrik tüpün ilerletilirken kırılması triadıyla karakterize tablodur.
bu triada özel isim olarak borchardt triadı adı verilir.
bu triada özel isim olarak borchardt triadı adı verilir.
devamını gör...

