kızın başörtü takmak istememesi
kız dışında herkese dert olur. ben 8 yaşındaydım amcam babannemin eteğini başörtüsünü suratıma attığında. o güne kadar da büyüdüğüm zaman başörtü takmayı istiyordum. o hareket beni nefret ettirdi. çok şükür inat ettim. ne kadar akraba varsa üstüme geldi yine de geri adım atmadım. 4 kızı da askılı, şort giyen halam beni "dinden çıkmış" ilan etti yine de pes etmedim. sırf onların yüzünden namaz kılarken, kur'an okurken bile taktığım zaman nefesim daralıyor hemen çıkarıp atmak istiyorum.
devamını gör...
müziksiz bir hayat sürmek
"müziğin sesini duymayanlar dans edenleri deli sanırlar “
-nietzsche-
-nietzsche-
devamını gör...
atuan mezarları
yerdeniz'in ikinci kitabı bize doğduğu anda kaderi yazılmış olan bir kız çocuğunu anlatıyor. ilk başlarda annesi tarafından çok kısa bir zaman diliminde sevilen ve biricik olan tenar kaderi doğrultusunda onu alan karanlık dünyanın içinde korkusuz olmaya zorlanan ve bunu da kısa zamanda benimseyen bir kadına dönüşüyor. bu küçük kadın, kaderini kolayca kabul ediyor çünkü zorunda kalıyor. yapayalnız kaldığı bu karanlık yerde baş rahibe unvanı -ki bu unvana zaten sahip olduğu, reenkarnasyon ile ölen baş rahibenin yerine geldiği söyleniyor- alıyor.
bu kitapta da bir anda tenar-arha oluyorum. onunla birlikte yalnızlaşıyor, korksam bile belli etmiyor, ailemi özlüyor ama hatırlamıyorum. gideceğim bir yer yok, kaderime razı gelip üzerime düşen ne varsa onu yapıyorum. ama içimdeki çocuk bazen bana sesleniyor, kadınlığımı, unvanımı bırakıp çocuk olmak istiyorum.
tabii bu kitapta da kim olmazsa olmazdı, tabii ki çevik atmaca-ged. onunla tanışıyor küçük tenar ve hikayemiz yeniden yazılıyor. karanlıktan aydınlığa çıkan bir yolculuğa dönüşüyor.
bu kitap bana ne kadar karanlıkta, çaresiz ve yalnız olursam olayım bir gün mutlaka aydınlığa çıkacağımı hissettiriyor.
bu kitapta da bir anda tenar-arha oluyorum. onunla birlikte yalnızlaşıyor, korksam bile belli etmiyor, ailemi özlüyor ama hatırlamıyorum. gideceğim bir yer yok, kaderime razı gelip üzerime düşen ne varsa onu yapıyorum. ama içimdeki çocuk bazen bana sesleniyor, kadınlığımı, unvanımı bırakıp çocuk olmak istiyorum.
tabii bu kitapta da kim olmazsa olmazdı, tabii ki çevik atmaca-ged. onunla tanışıyor küçük tenar ve hikayemiz yeniden yazılıyor. karanlıktan aydınlığa çıkan bir yolculuğa dönüşüyor.
bu kitap bana ne kadar karanlıkta, çaresiz ve yalnız olursam olayım bir gün mutlaka aydınlığa çıkacağımı hissettiriyor.
devamını gör...
orkid'in 34 tl olması
regl yasaklansın!!!
devamını gör...
moderasyonun entryleri kafasına göre değiştirmesi
saçmalıktır. bunun daha saçması bu hareketi savunanlardır.
neymiş hanım arkadaşlar varmış. o hanım arkadaşlar 3 kişi bir araya geldiğinde senden benden daha çok küfür ediyor.
adam sanki mahallesinde takılıyor da küfürlü ibare kullanana 'burda aile var muamelesi' yapıyor. bir de 'burasi aile sözlüğü' diyor. hiçbiriniz benim ailem değilsiniz, sayfayı kapatınca hiçbiriniz yoksunuz. varoş romantizmi bu yani.
geçen sefer de dedim. birilerine, yazarlara küfür eden doğrudan uçurulsun. fakat kendisini ifade ederken küfürlü ve argo ifade kullananlara sansür uygulanmasin. behzat ç küfür ederken, cem yılmaz ederken hepiniz gülüyorsunuz ama sözlük yazarları küfürlü ibare kullanamaz. hadi oradan, yıl oldu 2021 aşın bunları.
neymiş hanım arkadaşlar varmış. o hanım arkadaşlar 3 kişi bir araya geldiğinde senden benden daha çok küfür ediyor.
adam sanki mahallesinde takılıyor da küfürlü ibare kullanana 'burda aile var muamelesi' yapıyor. bir de 'burasi aile sözlüğü' diyor. hiçbiriniz benim ailem değilsiniz, sayfayı kapatınca hiçbiriniz yoksunuz. varoş romantizmi bu yani.
geçen sefer de dedim. birilerine, yazarlara küfür eden doğrudan uçurulsun. fakat kendisini ifade ederken küfürlü ve argo ifade kullananlara sansür uygulanmasin. behzat ç küfür ederken, cem yılmaz ederken hepiniz gülüyorsunuz ama sözlük yazarları küfürlü ibare kullanamaz. hadi oradan, yıl oldu 2021 aşın bunları.
devamını gör...
normal sözlük seni seviyorum mesajı etkinliği
(bkz: sen de haklısın feridun abi)
devamını gör...
yazar engellemenin faşistlik olduğu gerçeği
olmayan gerçekliktir.
girmişiz şuraya iki gündem takip edip iki bi’ şey öğrenelim diye, adam gelmiş aptal saptal, mesnetsiz, zır gerzek yazıyor. bir tık vasıtasıyla akıl sağlığımı koruyabilme şansım varken bunu neden değerlendirmeyeyim? adamın istediğini söyleme özgürlüğü varsa benim de onu dinlememe, okumama, yok sayma özgürlüğüm var. asıl faşistlik “hayır bunu görmek zorundasın” dayatmasıdır.
edit: henüz kimseyi engellememişim bu arada.
girmişiz şuraya iki gündem takip edip iki bi’ şey öğrenelim diye, adam gelmiş aptal saptal, mesnetsiz, zır gerzek yazıyor. bir tık vasıtasıyla akıl sağlığımı koruyabilme şansım varken bunu neden değerlendirmeyeyim? adamın istediğini söyleme özgürlüğü varsa benim de onu dinlememe, okumama, yok sayma özgürlüğüm var. asıl faşistlik “hayır bunu görmek zorundasın” dayatmasıdır.
edit: henüz kimseyi engellememişim bu arada.
devamını gör...
huzur vs mutluluk
huzurlu olduğun anı farkedersin. yani bilinç huzuru algılar ve tadını çıkarır. mutluluk ise bambaşka bişey. mutlu olduğun anı çoğunlukla idrak edemezsin.
ancak o mutluluğu kaybettiğinde geçmişte kalan o duygunun mutluluk olduğuna kanaat getirirsin. mutluluk bir bakıma geçmişe duyulan özlemdir.
onun içindir ki; insan yaş aldıkça geçmişe duyduğu özlem artar. çünkü mutlu olduğu anları hatırlamak ve onları yadetmek güzeldir.
ancak o mutluluğu kaybettiğinde geçmişte kalan o duygunun mutluluk olduğuna kanaat getirirsin. mutluluk bir bakıma geçmişe duyulan özlemdir.
onun içindir ki; insan yaş aldıkça geçmişe duyduğu özlem artar. çünkü mutlu olduğu anları hatırlamak ve onları yadetmek güzeldir.
devamını gör...
masör006
ankara kızılaydaki kartvizitleri hatırlatan yazar.
devamını gör...
anlamak
oliver sacks, karısını şapka sanan adam kitabında bir hastasından bahsediyor. hasta, başına aldığı darbe sonucu görme yetisini kaybetmiş. daha doğrusu beyninin, görmeyle alakalı olan kısmı zarar gördüğü için görmekle ilgili hiçbir şeyi bilmiyormuş artık. görmekle ilgili kelimeleri, mesela renkleri anlamıyormuş. körmüş, ancak kör olduğunun da farkında değilmiş. böylece kendi körlüğünü göremeyen kör olmuş.
anlamak da aynı şekilde. bazı şeyleri anladığımızı iddia ediyoruz, lakin ya anlamayı anlamamışsak?
anlamak da aynı şekilde. bazı şeyleri anladığımızı iddia ediyoruz, lakin ya anlamayı anlamamışsak?
devamını gör...
kaçıngan bağlanma
0-3 yaş arası bakımından sorumlu ebeveyni ile tam güvenli olmayan, git gelli ilişkiler kurmuş insanların yaşamları boyunca üzerlerinde taşıdıkları yük. bu yükü hayatlarına giren insanların sırtına atar ve öyle yaşarlar.
devamını gör...
enes batur'un tbmm'de konuşma yapacak olması
takipçisi çok diye tbmm’ye vasıfsız bir insan çıkartılmamalı. *enes batur ne anlatacak tbmm’de allah aşkına? ayrıca siyasilerin ortak noktada buluştukları şeylerin manasız, salakça olmasından bıktım artık. esnaflar borçlarını ödeyemedikleri için intihar ediyor, bir sürü kadın her gün tecavüze uğruyor, öldürülüyor ve ülke duracak enes batur’u dinleyecek öyle mi? saçmalık.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
'' bir kitap önerir misin lutfen bana?'' çevremi baya baya daraltmadan önce daha sık duyduğum bir cümleydi bu. eskiden sevdiğim kitapları önerirdim de. hatta değer verdiğim bir insansa kütüphanemden o kitabı ödünç bile verirdim. bana geri vermiş, vermemiş de umrumda olmazdı. babil'in asma bahçeleri çağında yaşamıyoruz sonuçta, her kitabın tek bir baskısı yok. o kitabı tekrar okumaya ihtiyaç duyarsam başka bir baskısını alabilirim.
son zamanlarda epey tahamülsüz bir insan oldum. hala çok sık duyduğum bir rica ''memo bana bir kitap önerir misin?'' her defasında aynı iyimser aptallıkla öneriyorum hala. takıntı yapıyorum sonrasında ''aldı mı, okudu mu?'' çoğu alıyor ama kimsenin bir şey okuduğu ettiği yok.
rica ederim kimse benden kitap önerisi falan istemesin. dünyam yeterince karanlık. bir de bu tür paradoksların kağıt yaralarına hiç tahamülüm yok. okursanız ekime, okumazsanız aziz nesin'e.
son zamanlarda epey tahamülsüz bir insan oldum. hala çok sık duyduğum bir rica ''memo bana bir kitap önerir misin?'' her defasında aynı iyimser aptallıkla öneriyorum hala. takıntı yapıyorum sonrasında ''aldı mı, okudu mu?'' çoğu alıyor ama kimsenin bir şey okuduğu ettiği yok.
rica ederim kimse benden kitap önerisi falan istemesin. dünyam yeterince karanlık. bir de bu tür paradoksların kağıt yaralarına hiç tahamülüm yok. okursanız ekime, okumazsanız aziz nesin'e.
devamını gör...
russell paradoksu
türkiye ve russel paradoksu:
russel paradoksunu kısaca şu şekilde ifade edebiliriz: “bir şey ne ise o değildir, ne değilse odur.” * bizler de aslında ne isek öyle değiliz ne değilsek oyuz.
biz ile russel paradoksu ilişkisine girmeden önce daha iyi anlaşılması için russel paradoksunu şöyle bir örnekle açıklamak uygun olur:
bir berber düşünün ki sadece kendi sakal tıraşını yapamayan insanları tıraş ediyor. kendini tıraş edenleri berber dükkanına almıyor bile. bu adam “kendini tıraş edemeyenlerin berberi.” şimdi paradoks burda başlıyor. peki bu berber kendini tıraş ediyor mu? eğer etmiyorsa kendini tıraş etmesi lazım çünkü o kendini tıraş etmeyenleri tıraş ediyor. eğer kendini tıraş ediyorsa bu durum hiç olmaz çünkü o kendi kendini traş edenleri traş etmez. sonuç olarak bu adam kendisinin berberiyse kendisinin berberi değil, kendisinin berberi değilse kendisinin berberi.
bu durumun bir örneğini kendi toplum yapımızda; sosyal ve siyasi oluşumumuzda da görüyoruz: osmanlı batılılaşmasının artık kaçınılmaz olduğu dönemde uygulanan iradi baskının doğurduğu netice nur topu gibi bir russel paradoksu dünyaya getirmiştir. esasında batılaşmanın amacı geleneği sürdürmekti. ne var ki batılılaşmak için islami gelenekten biraz olsun ayrılmak gerekirdi. yeni bir düzen istiyorsak yeni bir düzen istemiyorduk, eskiyle devam etmek istiyorsak eski düzeni devam ettirmek istemiyorduk.
bu olgu cumhuriyet dönemine de sirayet etti. türkiye, laik olmak istiyorsa islamlaşmaktan uzaklaşmalıydı. ancak kendi özgün yapısı içinde ayakta kalması için gelenekten kopmaması gerekiyordu. modernleştiği ölçüde islamlaşmaya devam etti. laik olduk ama islamlaştık. bu durumda yine paradoks bizi çağırdı: “türkiye laik bir ülkeyse laik değildir, eğer bir islam ülkesiyse bir islam ülkesi değildir.”*
russel paradoksunu kısaca şu şekilde ifade edebiliriz: “bir şey ne ise o değildir, ne değilse odur.” * bizler de aslında ne isek öyle değiliz ne değilsek oyuz.
biz ile russel paradoksu ilişkisine girmeden önce daha iyi anlaşılması için russel paradoksunu şöyle bir örnekle açıklamak uygun olur:
bir berber düşünün ki sadece kendi sakal tıraşını yapamayan insanları tıraş ediyor. kendini tıraş edenleri berber dükkanına almıyor bile. bu adam “kendini tıraş edemeyenlerin berberi.” şimdi paradoks burda başlıyor. peki bu berber kendini tıraş ediyor mu? eğer etmiyorsa kendini tıraş etmesi lazım çünkü o kendini tıraş etmeyenleri tıraş ediyor. eğer kendini tıraş ediyorsa bu durum hiç olmaz çünkü o kendi kendini traş edenleri traş etmez. sonuç olarak bu adam kendisinin berberiyse kendisinin berberi değil, kendisinin berberi değilse kendisinin berberi.
bu durumun bir örneğini kendi toplum yapımızda; sosyal ve siyasi oluşumumuzda da görüyoruz: osmanlı batılılaşmasının artık kaçınılmaz olduğu dönemde uygulanan iradi baskının doğurduğu netice nur topu gibi bir russel paradoksu dünyaya getirmiştir. esasında batılaşmanın amacı geleneği sürdürmekti. ne var ki batılılaşmak için islami gelenekten biraz olsun ayrılmak gerekirdi. yeni bir düzen istiyorsak yeni bir düzen istemiyorduk, eskiyle devam etmek istiyorsak eski düzeni devam ettirmek istemiyorduk.
bu olgu cumhuriyet dönemine de sirayet etti. türkiye, laik olmak istiyorsa islamlaşmaktan uzaklaşmalıydı. ancak kendi özgün yapısı içinde ayakta kalması için gelenekten kopmaması gerekiyordu. modernleştiği ölçüde islamlaşmaya devam etti. laik olduk ama islamlaştık. bu durumda yine paradoks bizi çağırdı: “türkiye laik bir ülkeyse laik değildir, eğer bir islam ülkesiyse bir islam ülkesi değildir.”*
devamını gör...
evli çiftlerin itici davranışları
çekilinnnn ben evliyim *
önce ciddi ciddi yazdım, yazdım; sonra bir şarkı ile cevap vermek istedim bu başlığa...
beni kategorize etme
şaka bir yana iticiliğin evli olmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum ben, kendi başına da zaten itici olan insanlardır onlar.
ciddiye alırsak yazacak gerçekten çok şey var, bunun temeli insanların çocuk yetiştirme tarzına-tavrına, bizim toplulumuzun insana-evliliğe bakışına, örf-adetlere kadar gider, tespitler de yaparız ama gerek var mı? bence yok...
itici ve evli * insanlardan uzak, mutlu günler dilerim hepinize sözlük ahalisi *
önce ciddi ciddi yazdım, yazdım; sonra bir şarkı ile cevap vermek istedim bu başlığa...
beni kategorize etme
şaka bir yana iticiliğin evli olmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum ben, kendi başına da zaten itici olan insanlardır onlar.
ciddiye alırsak yazacak gerçekten çok şey var, bunun temeli insanların çocuk yetiştirme tarzına-tavrına, bizim toplulumuzun insana-evliliğe bakışına, örf-adetlere kadar gider, tespitler de yaparız ama gerek var mı? bence yok...
itici ve evli * insanlardan uzak, mutlu günler dilerim hepinize sözlük ahalisi *
devamını gör...
şarkılarda sorulan en zor soru
bahar geldiğinde mi ben böyle olurum?
yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar?
yoksa böyle olduğumda mı gelir bahar?
devamını gör...
yoldaş yoldaşa yürümez
sözlükten birine yürümeyi düşünen yazarların önüne duvar engeli koyan yoldaş sözü.
devamını gör...
danimarka'da kuran yakan aşırı sağcı
mushaf yakınca islam'ın bittiğini sanan zihniyet ile kola dökünce doların düştüğünü sanan zihniyet arasında fark var mı cidden? sorusunu sorduran olaydır.
devamını gör...
