samsun’da sokak ortasında eşi tarafından şiddete uğrayan kadın
anne diye ağlıyor orda küçücük ve çaresiz.
neden ya neden hiçbir şey olmaz bu insanlara neden.
bunca kötülük neden karşılıksız kalır neden.
o kadar üzüldüm ki anlatacak kelime yok.
neden ya neden hiçbir şey olmaz bu insanlara neden.
bunca kötülük neden karşılıksız kalır neden.
o kadar üzüldüm ki anlatacak kelime yok.
devamını gör...
yalnız yaşayanların nedense delirmemesi
8 yıldır yalnız yaşayan biri olarak kimsenin normal olmadığını düşünüyorum. kendinle başbaşa kalmanın tek olumsuz yanı, kendine daha fazla değer veren, kibirli birine dönüşmenizdir. ego'nuzun bir çok olayda belirgin şekilde öne çıkmasıdır.
normaldir bu ama.
kimse olmadan hayatı sırtında taşıyan biri olmuşsunuzdur. birilerine ihtiyaç duymadan yapılan şey eğer -bir hayatı çekip çevirip yaşamaksa- yalnızlık sizi bu konuda yücelten yegane dayanaktır bana göre.
her zaman yalnız kalmak ile yalnız olmayı birbirine karıştırırız, doğrudur. fakat kişi hangi sebeple olursa olsun kendini yalnızlıkta bulup, içgüdüsel olarak yaşamını devam ettirdikçe daha da güçlenecektir.
kafka - mavi oktav defterleri'nde şöyle der;
''odandan çıkman gerekmez, masanda oturmaya devam et ve dinle. dinleme bile, sadece bekle. bekleme bile, gerçekten sakin ve yalnız ol. dünya özgürce sunacaktır kendini sana.''
şimdi bu formda delirmediğimizi idda edebilir miyiz?
belki. en azından benim için.
normaldir bu ama.
kimse olmadan hayatı sırtında taşıyan biri olmuşsunuzdur. birilerine ihtiyaç duymadan yapılan şey eğer -bir hayatı çekip çevirip yaşamaksa- yalnızlık sizi bu konuda yücelten yegane dayanaktır bana göre.
her zaman yalnız kalmak ile yalnız olmayı birbirine karıştırırız, doğrudur. fakat kişi hangi sebeple olursa olsun kendini yalnızlıkta bulup, içgüdüsel olarak yaşamını devam ettirdikçe daha da güçlenecektir.
kafka - mavi oktav defterleri'nde şöyle der;
''odandan çıkman gerekmez, masanda oturmaya devam et ve dinle. dinleme bile, sadece bekle. bekleme bile, gerçekten sakin ve yalnız ol. dünya özgürce sunacaktır kendini sana.''
şimdi bu formda delirmediğimizi idda edebilir miyiz?
belki. en azından benim için.
devamını gör...
bir tarz belirtisi olarak imla kurallarına dikkat etmemek
ben bu konuya çok takılanların abarttığını düşünüyordum, ta ki serdar kuzuloğlu nun zihnimin kıvrımları nda bu konuyu izleyene kadar, (aradım ama hangi bölümde olduğunu bulamadım)
google da arama yapanların istatistiğinden bahsediyordu, bu istatistiğe göre, imla kurallarına hiç uymayanlardan, bütün kurallara uyanlara kadar bir liste var, ve kelime de çok enteresan "islam"
konular ise, imla kurallarına hiç uymayanların aramaları, islam da cinsellik, islam da kadın ve bu minvalde devam eden şeyler, yazım kurallarına uyuldukça, konular da değişiyor, kurallara %100 uyan kişiler islam da akıl, zeka, teknoloji, bilim, "adalet" gibi konuları merak ediyor,
aslında biraz şaşırdım, çünkü bu kadar belirgin sonuçlar beklemezdim, tabi bu kuralları uygulamayan insanlar, bilmeyen insanlar aynı zamanda, bu sonuçlar da aslında, eğitim seviyesi düşük insanların yaptığı aramalar, ve eğilimleri, buna şaşırmıyor insan,
ama ben şunu düşündüm bu islami aramaları görünce, bir şekilde eğitim imkanı olanlar ve olmayanlar da, mecburen içine doğdukları coğrafyanın, bilinçaltına işlediği şeyleri öğreniyor, bilinçaltımızın ne olduğunu öğrenene kadar da geçmiş olsun, bilinçaltını korumayı da bilmediğimizden, yine geldikmi "coğrafya kaderdir"e, bu konu hakkında da hep kararsız kalmışımdır ama, galiba gerçekten coğrafya kader...
google da arama yapanların istatistiğinden bahsediyordu, bu istatistiğe göre, imla kurallarına hiç uymayanlardan, bütün kurallara uyanlara kadar bir liste var, ve kelime de çok enteresan "islam"
konular ise, imla kurallarına hiç uymayanların aramaları, islam da cinsellik, islam da kadın ve bu minvalde devam eden şeyler, yazım kurallarına uyuldukça, konular da değişiyor, kurallara %100 uyan kişiler islam da akıl, zeka, teknoloji, bilim, "adalet" gibi konuları merak ediyor,
aslında biraz şaşırdım, çünkü bu kadar belirgin sonuçlar beklemezdim, tabi bu kuralları uygulamayan insanlar, bilmeyen insanlar aynı zamanda, bu sonuçlar da aslında, eğitim seviyesi düşük insanların yaptığı aramalar, ve eğilimleri, buna şaşırmıyor insan,
ama ben şunu düşündüm bu islami aramaları görünce, bir şekilde eğitim imkanı olanlar ve olmayanlar da, mecburen içine doğdukları coğrafyanın, bilinçaltına işlediği şeyleri öğreniyor, bilinçaltımızın ne olduğunu öğrenene kadar da geçmiş olsun, bilinçaltını korumayı da bilmediğimizden, yine geldikmi "coğrafya kaderdir"e, bu konu hakkında da hep kararsız kalmışımdır ama, galiba gerçekten coğrafya kader...
devamını gör...
11.22.63
çok beğendiğimi söylemem gerek. film'in sonu için bile izlenir diyorum. o ne güzel sondu.. bilim kurgu diye girip duygu yoğunluğu ile çıkmama vesile oldu.
dizi bir stephen king kitabı uyarlamasıydı. bu yazar'ın dokunduğu her iş benim için her zaman hep okunabilir ve izlenebilir nitelikte oldu. başrol james franco'ya hem en iyi oyunculuk hemde en iyi gülüş ödülü verilmeli bence.tatlı tatlı gülümsedi her bölümde insafsız. sarah gadon'un muazzam güzelliğinden bahsetmiyorum bile. konusu itibariyle dikkat çekici 1960'lar,suikast,aşk,macera derken dikkatinizin dağılmasına fırsat kalmıyor. hızlı ilerliyor,merak uyandırıyor hikaye akıyor. son sözler hayata dair güzel mesajlar veriyor.
bu odayı ve müziği biz istemedik ama madem buradayız dans edelim.
dizi bir stephen king kitabı uyarlamasıydı. bu yazar'ın dokunduğu her iş benim için her zaman hep okunabilir ve izlenebilir nitelikte oldu. başrol james franco'ya hem en iyi oyunculuk hemde en iyi gülüş ödülü verilmeli bence.tatlı tatlı gülümsedi her bölümde insafsız. sarah gadon'un muazzam güzelliğinden bahsetmiyorum bile. konusu itibariyle dikkat çekici 1960'lar,suikast,aşk,macera derken dikkatinizin dağılmasına fırsat kalmıyor. hızlı ilerliyor,merak uyandırıyor hikaye akıyor. son sözler hayata dair güzel mesajlar veriyor.
bu odayı ve müziği biz istemedik ama madem buradayız dans edelim.
devamını gör...
kafa sözlük diye bir yer varmış üye olucam lan
salonda uyuyakalinca ustu basi acik kalan, bu yuzden de olmadik ruyalar goren yazar. kalk yerine yat*.
devamını gör...
15 yaşında çocukların evlenmesine insan hakkı demek
15 yaşında ki bir çocuğun (altını çizmemiz gerekli 'çocuk') vücudu yetişkin bir insan görünümü verebilir lakin düşünceleri ve karakteri tam yerine oturmamış hala kendisini bir arayış içerisindeyken evlilik kurumuna dahil olması bunun bide isteği üzerine olarak savunmaya geçilmesi. gerçekten iğrenç insanlar başımızda çok üzülüyorum.
devamını gör...
suit up
ayak uydurmak, uyum sağlamak, bulunulan ortama uymak anlamına gelen ingilizce bir phrasal verb’dür. bunun dışında bir spor müsabakasına katılmak için forma giymek ya da üniforma giymek anlamlarında da kullanılır.
ama tabii ki dünyaya bu anlamıyla yapılmadı bu söz. dil yaşayan, hatta insandan daha büyük bir coşku ile yaşayan bir şey olduğu için anlam değişiklikleri de kaçınılmaz oluyor.

bu kaçınılmaz anlam değişikliğine neden olan şey ise benim de sevdiğim ama tuhaf bir abartı ile sarılmış olan how i met your mother dizisi oldu.
dizinin çoğu bölümden üzerinde birbirinden şık takım elbiselerle gördüğümüz barney stinson genelde en yakın arkadaşı olan ted mosby’nin eğitiminin bir parçası olarak kurar bu cümleyi.
ted mosby asla iflah olmayacak bir romantik olduğu için bu dış görünüş ile ilgili öneriyi asla dinlemese de tam bir womanizer olan barney ona suit up diyerek yol göstermek için çaba harcamaya devam etmektedir.
ancak dizinin beşinci sezonun on ikinci bölümü girls vs. suits‘de barney listesinde bulunmayan bir kızı tavlamakla vazgeçilmezi olan takım elbise arasında seçim yapmak zorunda kalınca olaylar harika bir müzikale de dönüşür.

velhasılı efendim bu yazıyı okurken you’d better suit up.
ama tabii ki dünyaya bu anlamıyla yapılmadı bu söz. dil yaşayan, hatta insandan daha büyük bir coşku ile yaşayan bir şey olduğu için anlam değişiklikleri de kaçınılmaz oluyor.

bu kaçınılmaz anlam değişikliğine neden olan şey ise benim de sevdiğim ama tuhaf bir abartı ile sarılmış olan how i met your mother dizisi oldu.
dizinin çoğu bölümden üzerinde birbirinden şık takım elbiselerle gördüğümüz barney stinson genelde en yakın arkadaşı olan ted mosby’nin eğitiminin bir parçası olarak kurar bu cümleyi.
ted mosby asla iflah olmayacak bir romantik olduğu için bu dış görünüş ile ilgili öneriyi asla dinlemese de tam bir womanizer olan barney ona suit up diyerek yol göstermek için çaba harcamaya devam etmektedir.
ancak dizinin beşinci sezonun on ikinci bölümü girls vs. suits‘de barney listesinde bulunmayan bir kızı tavlamakla vazgeçilmezi olan takım elbise arasında seçim yapmak zorunda kalınca olaylar harika bir müzikale de dönüşür.

velhasılı efendim bu yazıyı okurken you’d better suit up.
devamını gör...
kill bill
quentin tarantino gibi kendine has stili olan bir ustanın çıtayı arşa çıkarttığı filmdir.
giriş sekansından son saniyesine kadar bir film ancak bu kadar özenle çalışılmış ve estetik olabilirdi.her sahne kendi başına ayrı bir olay.
tabii ki tarantino her filminde bolca çizgi roman ,anime ,uzak doğu dövüş sporları ve her zamanki gibi western kalıplarını kullanıyor.kısacası b film olmayan b film yapıyor.zaten adam kendi tarzının herkese hitap etmesini beklemiyor.öyle filmler yapıyor ki bir kesim hiç sevmezken bir kesim de hayranı oluyor filmlerinin.
filmde sevmediğim veya sıkıcı bulduğum hiç bir yer yoktu. vol 1'de özellikle o-ren ıshii ve bride'nin vs yaptığı sahne efsaneydi . tokyo'ya gelip gogo yubari ve crazy 88 ile dövüştüğü sahneler bir sinema şöleniydi. o-ren ıshii gibi bir karakterin hikayesinin de anime şeklinde anlatılması ayrıca güzel bir detaydı.
("that really was a hattori hanzo sword.'')
vol2'de daha çok bride'nin flashbacklerini ve bill ile yüzleşmesini izliyoruz.
elle driver'in budd'a parayı götürüp yılanın onu soktuktan sonra ölmesini beklerken black mamba yılanının özelliklerini okuduğu sahneler kan dondurucuydu ama bir o kadar estetikti. tiksindiğim tek sahne bride'ın driver'ın diğer gözünü çıkartıp ezdiği sahne olabilir.böyle yaparak driver'i öldürmekten beter ediyor ablamız.
en sonunda ise filmin adı olan eylemi gerçekleştiriyor bride fakat bu yaptığı şeyden dolayı mutlu olmuyor.sadece intikamını alıyor.
kill bill filmi gerek akla kazınan sahneleri, oyunculukları ve konusuyla bir efsane olmuştur. yıllar geçse de hiç bir sahnesini unutamazsınız.
özellikle ölüm sahnelerinin hepsi çok yaratıcıdır.(five point palm exploding heart technique)
soundtrackleri zaten bir tarantino filminden bekleyeceğiniz gibi efsanedir.
anlamadığım iki şey var; 1. si bride buck'ı öldürdükten sonra 12 saat boyunca otoparktaki arabasında kalıyor ama hiç kimse buck'ın öldüğünü fark etmiyor mu?
2. si b.b nasıl bir çocuksun ananla baban birbirini öldürmeye çalışıyor o kadar ses çıkıyor insan bi dışarı çıkmaz mı ?
ve son olarak...intikam hiçbir zaman düz bir çizgi değildir... bir ormandır... ve ormanda olduğu gibi yolunu kaybetmek kolaydır. kaybolmak geldiğin yolu unutmaktır...
giriş sekansından son saniyesine kadar bir film ancak bu kadar özenle çalışılmış ve estetik olabilirdi.her sahne kendi başına ayrı bir olay.
tabii ki tarantino her filminde bolca çizgi roman ,anime ,uzak doğu dövüş sporları ve her zamanki gibi western kalıplarını kullanıyor.kısacası b film olmayan b film yapıyor.zaten adam kendi tarzının herkese hitap etmesini beklemiyor.öyle filmler yapıyor ki bir kesim hiç sevmezken bir kesim de hayranı oluyor filmlerinin.
filmde sevmediğim veya sıkıcı bulduğum hiç bir yer yoktu. vol 1'de özellikle o-ren ıshii ve bride'nin vs yaptığı sahne efsaneydi . tokyo'ya gelip gogo yubari ve crazy 88 ile dövüştüğü sahneler bir sinema şöleniydi. o-ren ıshii gibi bir karakterin hikayesinin de anime şeklinde anlatılması ayrıca güzel bir detaydı.
("that really was a hattori hanzo sword.'')
vol2'de daha çok bride'nin flashbacklerini ve bill ile yüzleşmesini izliyoruz.
elle driver'in budd'a parayı götürüp yılanın onu soktuktan sonra ölmesini beklerken black mamba yılanının özelliklerini okuduğu sahneler kan dondurucuydu ama bir o kadar estetikti. tiksindiğim tek sahne bride'ın driver'ın diğer gözünü çıkartıp ezdiği sahne olabilir.böyle yaparak driver'i öldürmekten beter ediyor ablamız.
en sonunda ise filmin adı olan eylemi gerçekleştiriyor bride fakat bu yaptığı şeyden dolayı mutlu olmuyor.sadece intikamını alıyor.
kill bill filmi gerek akla kazınan sahneleri, oyunculukları ve konusuyla bir efsane olmuştur. yıllar geçse de hiç bir sahnesini unutamazsınız.
özellikle ölüm sahnelerinin hepsi çok yaratıcıdır.(five point palm exploding heart technique)
soundtrackleri zaten bir tarantino filminden bekleyeceğiniz gibi efsanedir.
anlamadığım iki şey var; 1. si bride buck'ı öldürdükten sonra 12 saat boyunca otoparktaki arabasında kalıyor ama hiç kimse buck'ın öldüğünü fark etmiyor mu?
2. si b.b nasıl bir çocuksun ananla baban birbirini öldürmeye çalışıyor o kadar ses çıkıyor insan bi dışarı çıkmaz mı ?
ve son olarak...intikam hiçbir zaman düz bir çizgi değildir... bir ormandır... ve ormanda olduğu gibi yolunu kaybetmek kolaydır. kaybolmak geldiğin yolu unutmaktır...
devamını gör...
19 haziran 2021 istanbul depremi
bazı semtleri baya sallamış olan bir deprem. ben hiç hissetmedim umarım daha büyük depremler yaşanmaz. herkese çok geçmiş olsun diliyorum, iyisinizdir umarım.
devamını gör...
gidince anlaşılacağını sanan yazar
aslında ben sözlükten çok sıkıldım gider ayak kıskananları da çatlatayım demek isteyen yazardır o. *
kendini yok ederek anlaşılmanın insana ne faydası olur? olsa öyle bir fayda vincent van gogh köşe olurdu.
genelde bir süre sonra yeni bir nick ile yeni bir yazar gibi geri geliyorlar. bir tür nerde hareket orda bereket.
her yeni gelen bir eski giden olabilir.
büyük konuşmayayım da bana göre değil.
kendini yok ederek anlaşılmanın insana ne faydası olur? olsa öyle bir fayda vincent van gogh köşe olurdu.
genelde bir süre sonra yeni bir nick ile yeni bir yazar gibi geri geliyorlar. bir tür nerde hareket orda bereket.
her yeni gelen bir eski giden olabilir.
büyük konuşmayayım da bana göre değil.
devamını gör...
köylülerin depresyona girmemesi
tüm gün, köydeki on kişiyle kavga ettikleri için, kalan zamanlarda kızdıkları köylülerin dedikodusunu yaptıkları için, içlerine bir şey atmadıkları için olan durum.
annem köyde şu an, bezdi oradaki dedikodulardan kavgalardan, küslüklerden. küçük yerlerde insanlar birbirlerini yemekten depresyona mepresyona girmeye gerek kalmıyor.
ayşe teyze diyesi yiyin gari.
köyün doğal seleksiyon hali.
annem köyde şu an, bezdi oradaki dedikodulardan kavgalardan, küslüklerden. küçük yerlerde insanlar birbirlerini yemekten depresyona mepresyona girmeye gerek kalmıyor.
ayşe teyze diyesi yiyin gari.
köyün doğal seleksiyon hali.
devamını gör...
13 nisan 2021 kabine sonrası cumhurbaşkanlığı açıklamaları
- fransız ihtilalinin sorumlusu cehape zihniyeti dir.
- aşıda, sağlık alanında felan çok, off, taaa arşa kadar mükemmeliz.
- bir buçuk metre kareden ufak işletmelere buzdolabı kredisi vercez.
- ben faiz demedim, caiz dedim.
- merkel bana yürüyo.
eeeöööeeh.
- aşıda, sağlık alanında felan çok, off, taaa arşa kadar mükemmeliz.
- bir buçuk metre kareden ufak işletmelere buzdolabı kredisi vercez.
- ben faiz demedim, caiz dedim.
- merkel bana yürüyo.
eeeöööeeh.
devamını gör...
i want you for u.s. army
sam amcanın parmağını bize tutarak “seni istiyorum” dediği ikonik posterdir.
abd , 1917 de almanya'ya savaş ilan edince amerikalı sanatçı james montgomery flagg, orjinali olan ingiliz alfred leete’nin bkz : your country needs you afişinden esinlenerek çizmiştir. kısa sürede dört milyon kopya basılarak tüm ülkede duvarlara yapıştırılmış böylece haftalar içerisinde tüm abd halkı tarafından görülmesi sağlanmış.
abd , 1917 de almanya'ya savaş ilan edince amerikalı sanatçı james montgomery flagg, orjinali olan ingiliz alfred leete’nin bkz : your country needs you afişinden esinlenerek çizmiştir. kısa sürede dört milyon kopya basılarak tüm ülkede duvarlara yapıştırılmış böylece haftalar içerisinde tüm abd halkı tarafından görülmesi sağlanmış.
devamını gör...
yazarlar ilkokulda olsa açılacak başlıklar
5-d sınıfından berke'nin yolda bulduğu monami kutusuna dandik pastel boya koyması.
devamını gör...
jean paul sartre
egzistansiyalist ne ahlaki değerlere ne de tanrıya inanır; fakat insanın vicdanının olduğunu, iyi bir iş yaparsa onu güzelleştirdiğini, teskin edip huzurlu kıldığını ancak kötü işin vicdanı sızlattığını söylüyor. burada bir soru gündeme geliyor: vicdan varlığın mı yoksa mahiyetin, özün, niteliğin, sıfatın mı bir parçasıdır? açıktır ki özün,mahiyetin bir parçası. insan mahiyet ve sıfatlarda değil varlıkta müşterektir...
ali şeriati'ye göre albert camus teslim oluyor; fakat hayatı kötü bilen sartre acıklı bir tarzda hayata bir anlam vermek için çabalıyor, âlemde olmayan mefhumu oluşturmak istiyor, ama olmuyor
neden başarılı olamıyor: çünkü kendi hayatından daha yüksek ve daha kutsal bir merkeze ve mutlak bir hakikate inanan insan kendini feda eder. fakat kendi mutlak özgürlüğüne ve benmerkezciliğe, kendini ölçü almaya inanan -kendini hiç bilen- bir insan, acaba başkaları -onları da hiç biliyor- için böyle bir fedakarlık yapar mı?
ideolojilerde dert, aşk, eylem üçlüsü olmak mecburiyetindedir. zira olmazlarsa başarı elde edemezler. kalıcılık yakalayamazlar.
dert insanın veya ideolojinin aklına takılan herhangi bir sorun, yeryüzündeki bir bozukluktur.
aşk ise bu sorunu ve bozukluğu gidermek için insanın yapıştığı ideoloji veya felsefe akımıdır veya ideolojinin bunu gidermek için ortaya attığı düzeltme teklifidir.
eylem ise senin bu ideolojiye yapışarak o bozukluğu gidermek için harekete geçmek "ben" kavramını "biz" kavramına feda etmen veya ideolojinin insanı buna itmesi, insanı gönüllü olarak kendini fedaya davet etmesidir.
dinin dışında hiçbir ideoloji eylemi gerçekleştiremez ve eylem olmadan dert ve aşk aynı kalpte huzur ve uyum içinde yaşayamaz, bulunamaz.
neden din?
çünkü din dışı ideolojilerde gaye zevktir, ana hedeftir. dinlerde ise kutsal ideye erişmek için çekilen acı ve ızdırap zevktir. dinlerde kutsal bir ideye erişmek için ızdıraba tahammül eden bir kimse zevk alıyor; bu ızdırap dine inanan kimse için bir hedefe varma yolunda zevk veya lezzetttir. oysa diğer akımlarda zevkin bizatihi kendisi hedeftir. bu ise "biz" kavramını "ben" kavramına feda eder ve işin sonunda sartre çıkıp der ki
"özgürlükten kastım bu değildir"*
kısacası (bkz: çok yüce olan ahlâkı hiçlik üzerine inşa etmek)
(ahiret)
#605802
(bkz: psikolojik egoizm)
ali şeriati'ye göre albert camus teslim oluyor; fakat hayatı kötü bilen sartre acıklı bir tarzda hayata bir anlam vermek için çabalıyor, âlemde olmayan mefhumu oluşturmak istiyor, ama olmuyor
neden başarılı olamıyor: çünkü kendi hayatından daha yüksek ve daha kutsal bir merkeze ve mutlak bir hakikate inanan insan kendini feda eder. fakat kendi mutlak özgürlüğüne ve benmerkezciliğe, kendini ölçü almaya inanan -kendini hiç bilen- bir insan, acaba başkaları -onları da hiç biliyor- için böyle bir fedakarlık yapar mı?
ideolojilerde dert, aşk, eylem üçlüsü olmak mecburiyetindedir. zira olmazlarsa başarı elde edemezler. kalıcılık yakalayamazlar.
dert insanın veya ideolojinin aklına takılan herhangi bir sorun, yeryüzündeki bir bozukluktur.
aşk ise bu sorunu ve bozukluğu gidermek için insanın yapıştığı ideoloji veya felsefe akımıdır veya ideolojinin bunu gidermek için ortaya attığı düzeltme teklifidir.
eylem ise senin bu ideolojiye yapışarak o bozukluğu gidermek için harekete geçmek "ben" kavramını "biz" kavramına feda etmen veya ideolojinin insanı buna itmesi, insanı gönüllü olarak kendini fedaya davet etmesidir.
dinin dışında hiçbir ideoloji eylemi gerçekleştiremez ve eylem olmadan dert ve aşk aynı kalpte huzur ve uyum içinde yaşayamaz, bulunamaz.
neden din?
çünkü din dışı ideolojilerde gaye zevktir, ana hedeftir. dinlerde ise kutsal ideye erişmek için çekilen acı ve ızdırap zevktir. dinlerde kutsal bir ideye erişmek için ızdıraba tahammül eden bir kimse zevk alıyor; bu ızdırap dine inanan kimse için bir hedefe varma yolunda zevk veya lezzetttir. oysa diğer akımlarda zevkin bizatihi kendisi hedeftir. bu ise "biz" kavramını "ben" kavramına feda eder ve işin sonunda sartre çıkıp der ki
"özgürlükten kastım bu değildir"*
kısacası (bkz: çok yüce olan ahlâkı hiçlik üzerine inşa etmek)
(ahiret)
#605802
(bkz: psikolojik egoizm)
devamını gör...
cumhurbaşkanı'nın marmaris'te de çay dağıtması
aklımıza mukayyet olmalıyız
mukayyet olmalıyız aklımıza
mukayyet olmalıyız aklımıza
devamını gör...
kurucu
kurma işini yapan kişi.
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı etkinliği olarak; bütün yazarların profiline yazılmış ibaredir.
seneye, ondan sonraki seneye ve sonra yine, her sene konması, gelenek olması temennisiyle.
yaşasın 23 nisan!
23 nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı etkinliği olarak; bütün yazarların profiline yazılmış ibaredir.
seneye, ondan sonraki seneye ve sonra yine, her sene konması, gelenek olması temennisiyle.
yaşasın 23 nisan!
devamını gör...


