geri dönüşü olmayan salaklıklar
ölen biriyle ölmeden önce edilen son kavga...
bir de kutlanmayan doğum günü...
bir de kutlanmayan doğum günü...
devamını gör...
normal sözlük'e giriş serüveni
gülmeyin sakın haa, çok tuhaf başlıyorum:
buruk bir sonbahar akşamıydı. herhangi bir meyve olma potasiyeline olabildiğince uzak, kendi iç dünyamda epey karmaşık bir haldeydim. yazma yeteğinin kendimi ifade edebilecek kadar bile yerinde olmadığı daha çok okuma ile haşır neşir olduğum gözlemleme dönemindeydim. kasım ayının soğuk, kasvetli ve çeşitli buhranlara vesile olan atmosferini nasıl yük olarak sırtımdan atabilirimin telaşındaydım. doğduğum ayın hayati ruhiyesini içimde taşıyarak izlediğim bir video da bu sözlüğün ismini duydum.* izlediğim kız benim yaşlarımda, reklamın adını çok ağzına almayan, sade hayatının tatlı melankoliğini yaşayanlardan. avusturya'daki yeni hayatının zorluklarını anlatırken arada hafif yüzü kızarır, samimiyeti ekrandan bana geçer. o bıcır bıcır konuşmasının ve kitaplarının arasında o zamanlar normal olmayan sözlüğün adı geçince, bu ince düşünceli kız öneriyorsa bir şey vardır diye gelmiş bulundum giriş ekranına. o vakte kadar ne bir yer belirttim, ne bir meyve.. kullanıcı adını girdiğimde ise bir haller oldu. sonbahar yapraklarını ayağıma doladığım, hava bozmadan bir boğaz havası alayım dedim yer ve o yerlerde yaşamış bir şairin ekşili, tatlılı sözünün bir kısmı ile adım müsamma oldu. yönüm boğaz suları olurken yazdıklarım bana da vişne tadı vermeye başladı. böyle girdik efenim küfürsüz diye geldik ama iki hafta sonra çıkarız dedik. zaten ben bir ortamı öyle hemen sahiplenemem. bir yere ilk gittiğimde, ilk gördüğüm insanlarla çok kaynaşamam ilk fırsatta ortamı terk etmek isterim. kalıyorsam da öyle otururum baş köşe de, abartırım. öyle uçlarda yaşadığım bir giriş serüveni oldu. sonrası malum oradan, buradan ve şuradan yazıyorum.
ne yazdık ama..
(bkz: buralar hep dutluktu) hikayesindeki diğer meyve.
buruk bir sonbahar akşamıydı. herhangi bir meyve olma potasiyeline olabildiğince uzak, kendi iç dünyamda epey karmaşık bir haldeydim. yazma yeteğinin kendimi ifade edebilecek kadar bile yerinde olmadığı daha çok okuma ile haşır neşir olduğum gözlemleme dönemindeydim. kasım ayının soğuk, kasvetli ve çeşitli buhranlara vesile olan atmosferini nasıl yük olarak sırtımdan atabilirimin telaşındaydım. doğduğum ayın hayati ruhiyesini içimde taşıyarak izlediğim bir video da bu sözlüğün ismini duydum.* izlediğim kız benim yaşlarımda, reklamın adını çok ağzına almayan, sade hayatının tatlı melankoliğini yaşayanlardan. avusturya'daki yeni hayatının zorluklarını anlatırken arada hafif yüzü kızarır, samimiyeti ekrandan bana geçer. o bıcır bıcır konuşmasının ve kitaplarının arasında o zamanlar normal olmayan sözlüğün adı geçince, bu ince düşünceli kız öneriyorsa bir şey vardır diye gelmiş bulundum giriş ekranına. o vakte kadar ne bir yer belirttim, ne bir meyve.. kullanıcı adını girdiğimde ise bir haller oldu. sonbahar yapraklarını ayağıma doladığım, hava bozmadan bir boğaz havası alayım dedim yer ve o yerlerde yaşamış bir şairin ekşili, tatlılı sözünün bir kısmı ile adım müsamma oldu. yönüm boğaz suları olurken yazdıklarım bana da vişne tadı vermeye başladı. böyle girdik efenim küfürsüz diye geldik ama iki hafta sonra çıkarız dedik. zaten ben bir ortamı öyle hemen sahiplenemem. bir yere ilk gittiğimde, ilk gördüğüm insanlarla çok kaynaşamam ilk fırsatta ortamı terk etmek isterim. kalıyorsam da öyle otururum baş köşe de, abartırım. öyle uçlarda yaşadığım bir giriş serüveni oldu. sonrası malum oradan, buradan ve şuradan yazıyorum.
ne yazdık ama..
(bkz: buralar hep dutluktu) hikayesindeki diğer meyve.
devamını gör...
disleksi
disleksi dehb ile paket halinde gelen (bkz: dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) bilinenin aksine ogrenme guclugu degil bir cesididir. disleksi okuma guclugudur. diskalkuli matematik ogrenmede gucluktur. disgrafi yazma guclugudur. dispraksi koordinasyon guclugudur. dehb'li bireylerde birkaci bir arada gorulebilirken bazen sadece biri de gorulebilir.
burada ele alinan kavram aslinda dehb'dir. bu paketin icinden disleksi, diskalkuli, disgrafi, dispraksi artik hangisi veya hangileri cikarsa. tanida bireyin iyi gozlemlenmesi gerekir. burada sinif ogretmenlerine, ebeveynlere buyuk rol dusmektedir.
gunumuzde gecmiste tanisi koyulmayip yillar boyu 'aptal, tembel' olarak nitelendirilmis 20 yasin uzerinde bircok dehbli birey var. bu yuzden kucuklukten itibaren cocugun cok cok iyi izlenmesi gerekir.
tedaviye gelinecek olursa, aslinda bunu tamamen ortadan kaldiracak bir tedavi yok. semptomlar bastirilabilir yada bilissel davranranisci terapi ile bireyin toplumla uyum saglamasi saglanabilir. ilac tedavisinde uyarici ilaclar recete edilir. en unlusu (bkz: concerta)(bkz: risperdal) gibi. ancak bildigim kadariyla 24-25 yaslarindan sonra devlet bu ilaclari karsilamamakta. evet dehb taniniz olsa dahi. ve de pahali ilaclar.
burada ele alinan kavram aslinda dehb'dir. bu paketin icinden disleksi, diskalkuli, disgrafi, dispraksi artik hangisi veya hangileri cikarsa. tanida bireyin iyi gozlemlenmesi gerekir. burada sinif ogretmenlerine, ebeveynlere buyuk rol dusmektedir.
gunumuzde gecmiste tanisi koyulmayip yillar boyu 'aptal, tembel' olarak nitelendirilmis 20 yasin uzerinde bircok dehbli birey var. bu yuzden kucuklukten itibaren cocugun cok cok iyi izlenmesi gerekir.
tedaviye gelinecek olursa, aslinda bunu tamamen ortadan kaldiracak bir tedavi yok. semptomlar bastirilabilir yada bilissel davranranisci terapi ile bireyin toplumla uyum saglamasi saglanabilir. ilac tedavisinde uyarici ilaclar recete edilir. en unlusu (bkz: concerta)(bkz: risperdal) gibi. ancak bildigim kadariyla 24-25 yaslarindan sonra devlet bu ilaclari karsilamamakta. evet dehb taniniz olsa dahi. ve de pahali ilaclar.
devamını gör...
posta kutusundaki mızıka
üniversiteye hazırlık döneminde arkadaşımın ödünç vermesiyle tanıştım kitap.
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
ne kadar doğru bilmiyorum ama kitapla ilgili duyduğum bir hikaye beni okumaya teşvik etmişti. yazar iyi bir arkadaşından aldığı mektubu okumadan cebine atıyor ve daha sonrasında arkadaşının intihar ettiğini öğreniyor. bu olaydan sonra mektubun varlığını hatırlayıp o mektubu okuduğunda arkadaşının artık yorulduğunu yaşamak istemediğini paylaştığını görüyor ve bir pişmanlık duyuyor. belki o mektubu zamanında açıp okusaydı arkadaşına mani olabilirdi.
sonrasında da bu gönderilmeyen mektupları oluşturuyor ve bir kitap haline getiriyor ki zaten son mektupta da unutulan mektubun kefareti şeklinde bir ifadesi mevcut.
okuyan herkes sevmek zorunda değil tabii ki her kitap herkese hitap etmez ama nedense bu kitabı her okuduğumda benim için farklı bir anlam ifade ediyor ve bazen rastgele bir mektubu açıp okurum ve çok ilginç bir şekilde o anki ruh halime ifade eden yazıları bulurum.
bana hissettirdikleri ve arkasındaki hikayeden kaynaklı beni her zaman etkileyen bir kitap.
“seni seçtiğime pişman değilim. sen de pişman olmayacağın seçimler yap.”
“bana bencilce hareket ettiğimi söyleme sakın. insanlara güvenimi kaybettim.”
devamını gör...
iz sürmek
yaşar kemal'in ince memed romanında adı geçen topal ali isimli vatandaşın ustası olduğu iştir.
devamını gör...
mesaj atsam mı atmasam mı tereddütü
genellikle atılır ve pişmanlıkla sonuçlanır. yine de atılmalıdır. yaptıklarından çok yapamadıkları bitirir insanı.
devamını gör...
haç
türkçe’ye ermenice’den geçmiş kelimedir. batı dillerinde latince crux köküne dayanan cross*, croix * ve kreuz * kelimeleri kullanılır. grekçe’si stavrosdur. dilimizde istavroz olarak anılır. grekçe’de 'direk, sivri uçlu kazık, sırık' anlamlarına gelen stavros sonradan haç anlamında kullanılmaya başlanmıştır. kelimenin ibranice’si talah, arapça’sı salib, farsça’sı çehar mihtır. bunların hepsi 'dört çivi' anlamına gelir. bu anlamdan dolayı dilimize çarmıh olarak yerleşmiştir.
hristiyanlar 4. yüzyıldan günümüze kadar haça inanç ve fedakarlığın bir sembolü olarak saygı göstermişlerdir. bizans imparatoru konstantin'in hristiyanlığı kabul etmesinden sonra hristiyanlara yapılan zulüm ve işkenceler bitmiş, geniş halk kitleleri arasında dinsel bir sembol olarak yaygınlık kazanmaya başlamıştır. tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar bir çok din ve öğretide sembol halinde gelen haç bir çok şekilde tasvir edilmiştir.
grek haçı*; dört kolu da bir birisine eşit olan haçtır.
latin haçı*; üç kolu eşit, alt kolu diğerlerinden uzun olan haçtır.
tau haçı*; aziz antony haçı da denilmektedir. büyük 't' harfi şeklinde olan haçtır.
aziz andrew haçı*; bir birini çapraz kesen iki koldan oluşan haçtır.
kulplu haç*; latin haçına benzer fakat üst kısmı oval olan haçtır.
gamalı haç*; grek haçına benzemektedir ancak uç kısımları grek alfabesindeki gama harfine benzer.
malta haçı*; dört kolu eşit nacak uç kısımlar çentikli olan haçtır.
lorraine haçı*; yatayda iki kolu bulunan haçtır.
kelt haçı; latin haçı şeklindedir fakat kolların kesiştiği yer bir daire ile çevrilmiştir.
peter haçı; latin haçının tersi şeklinde olan haçtır.
papalık haçı*; yatayda üç kolu bulunan haçtır.
hristiyanlar 4. yüzyıldan günümüze kadar haça inanç ve fedakarlığın bir sembolü olarak saygı göstermişlerdir. bizans imparatoru konstantin'in hristiyanlığı kabul etmesinden sonra hristiyanlara yapılan zulüm ve işkenceler bitmiş, geniş halk kitleleri arasında dinsel bir sembol olarak yaygınlık kazanmaya başlamıştır. tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar bir çok din ve öğretide sembol halinde gelen haç bir çok şekilde tasvir edilmiştir.
grek haçı*; dört kolu da bir birisine eşit olan haçtır.
latin haçı*; üç kolu eşit, alt kolu diğerlerinden uzun olan haçtır.
tau haçı*; aziz antony haçı da denilmektedir. büyük 't' harfi şeklinde olan haçtır.
aziz andrew haçı*; bir birini çapraz kesen iki koldan oluşan haçtır.
kulplu haç*; latin haçına benzer fakat üst kısmı oval olan haçtır.
gamalı haç*; grek haçına benzemektedir ancak uç kısımları grek alfabesindeki gama harfine benzer.
malta haçı*; dört kolu eşit nacak uç kısımlar çentikli olan haçtır.
lorraine haçı*; yatayda iki kolu bulunan haçtır.
kelt haçı; latin haçı şeklindedir fakat kolların kesiştiği yer bir daire ile çevrilmiştir.
peter haçı; latin haçının tersi şeklinde olan haçtır.
papalık haçı*; yatayda üç kolu bulunan haçtır.
devamını gör...
simya
temel amacı felsefe taşı aracılığıyla değersiz maddeleri altına çevirmek ve ölümsüzlük iksirini bulmak olan bir araştırma alanı. ünlü bilim insanı isaac newton'dan deneysel bilimin temellerini atmış olan roger bacon'a, kimyanın temellerini atmış ünlü islam alimi cabir bin hayyan'dan orta çağın önemli düşünürlerinden albertus magnus'a kadar birçok önemli insanın ilgilendiğj bir alan olmuştur aynı zamanda. her ne kadar ortaya attığı fikirler çağ dışı ve bilimsellikten uzak olsa da o dönemde simya alanında yapılan çalışmalar kimya biliminin ortaya çıkmasında önemli bir rol oynamıştır. aynı zamanda deneysel araştırmalarda kullanılan birçok yöntemin ve bilimsel ekipmanların kökeni simya bilimine dayanır. simyacılar damıtma, kireç haline getirme, ısıtma, katılaştırma, çürütme gibi birçok yöntem; beher, flakon, pota, havan, süzgeç, filtre gibi birçok ekipman kullanmışlardır. yani bir nevi ilkel bir kimya laboratuvarları vardı diyebiliriz. bu çalışmalar sonucu elde ettikleri bilgileri çözülmesi oldukça zor ve karmaşık olan el yazmaları ve simya kitaplarıyla aktarmaya çalışıyorlardı. bu aktarma olayı antik mısır ve antik yunan devrinden başlayıp modern çağın başlangıcına kadar sürdü. böyle bakınca simyanın tıpkı felsefe gibi oldukça uzun bir tarihi var diyebiliriz, fakat eski çağlardan günümüze kadar gelmeyi başaran felsefenin aksine, simya pozitif bilimlerin ortaya çıktığı ve ışığının dünyamızı aydınlatmaya başladığı yıllarda etkisini kaybetmiş ve tarihin tozlu sayfalarının yerini almıştır. gene de pozitif bilimlere yaptığı katkılar bence yadsınmamalıdır.
devamını gör...
kargo
evde beni bulurlar mı korkusunu çoktan geçtiğim olay.yanlış şehre gitmesin gerisi önemli değil.birde telefonu zinhar açmıyor kargo şirketleri.öüşteri hizmetlerine bağlanmaya çalışıyosunuz oda hayal.mail atıyosun umarım sorununuz çözülmüştür diye geri cevap geliyor 1 ay sonra sjsjsjsjs.umarım çözülmüştür ne lan sjsjsjjs.
devamını gör...
geççek
ahahahahah buraya kardeşimin yorumunu bırakıyorum,
karşımda ismailyk ve emir karışımı biri var.
bence daha çok ismailyk gibi biri var.
tarkan hacı hâlâ hayranınım ama hayal kırıklığı yaşatmayaydın iyiydi.
umarım bu düşüşün çıkışı olur. geççek demek istiyorum.
en iyisi bi yolla açmak.
karşımda ismailyk ve emir karışımı biri var.
bence daha çok ismailyk gibi biri var.
tarkan hacı hâlâ hayranınım ama hayal kırıklığı yaşatmayaydın iyiydi.
umarım bu düşüşün çıkışı olur. geççek demek istiyorum.
en iyisi bi yolla açmak.
devamını gör...
komik ad soyad kombinasyonları
dilimize göre düşünürsek, kesinlikle hint vatandaşı network uzmanı rahat ibne mushfique kardeşimiz bu konuda başlara oynar.
devamını gör...
insan sevmezse ölür
bir şükrü erbaş şiiri. şöyledir efenim. insan sevmezse eve gelir demiş şair. insan sevmezse mezarını küçük düşürür demiş.
insan sevmezse ölür gider acıda durur sinema afişlerindeki çocuk eve küfürler büyütür bitmez cümledir kızlar tezgâhlarda hayal, berber aynalarının kartpostal dili yokluk, yatışmaz dışarılardır yenik bir akşam yürür şehre karakalem evlerden ara sokaklarda her gün bir cinayet kurulur babalar bastırılmış bir ihtilâl; olağan sularda anneler bedensiz nilüferlerdir insan sevmezse eve gelir gider aktarlara bakar yarasına biraz uzaklık basar küçük dükkânlarda uzun konuşur bin çeşit önlem geliştirir gökyüzü çoktan inmiştir yere zamansızdır seslerden üşür insan sevmezse mezarını küçük düşürür.
insan sevmezse ölür gider acıda durur sinema afişlerindeki çocuk eve küfürler büyütür bitmez cümledir kızlar tezgâhlarda hayal, berber aynalarının kartpostal dili yokluk, yatışmaz dışarılardır yenik bir akşam yürür şehre karakalem evlerden ara sokaklarda her gün bir cinayet kurulur babalar bastırılmış bir ihtilâl; olağan sularda anneler bedensiz nilüferlerdir insan sevmezse eve gelir gider aktarlara bakar yarasına biraz uzaklık basar küçük dükkânlarda uzun konuşur bin çeşit önlem geliştirir gökyüzü çoktan inmiştir yere zamansızdır seslerden üşür insan sevmezse mezarını küçük düşürür.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
bu gün işten çıkarıldım. son zamanlarda motivasyonum çok düşmüştü evet ama en azından bir yıl daha çalışmam gerekiyordu orada. çok korkuyorum sözlük, kendi ayaklarımın üstünde durmaya çalışmayı becerememekten, her şeyin daha da kötü olacağından. sorumluluklarımın ve borçlarımın altında eziliyorum. kafam bomboş ama aynı zamanda çok da dolu. aslında kurtulduğum için derin bir oh çekmek istiyorum ama türkiye'de yaşadığımı hatırlıyorum sonra. emek sömürücüleri ve liyakatsiz iş ortamlarını biliyorum. bunlarla birlikte yeni bir iş bulsam bile muhtemelen daha kötü şartları olacak. bana biraz daha zaman lazım. ama çok yoruldum sözlük. çok zorlanıyorum.
devamını gör...
yılmaz özdil
'atatürk üzerinden para kazanan yazar ' tanımına nail olmuş, cesur , cumhuriyetçi, özgürlükçü yazarımız.
ne demek atatürk üzerinden para kazanmak, anlamış değilim.
geçen yıllarda çıkardığı bir kitap üzerinden yaftalanan yazarın bu kitabı,
farklı bir anlam katmak için 1881 adeti koleksiyon kategorisinde dizayn edip piyasaya sürüldü. fiyatı 2500 lira idi.
bu ülkede 1881 tane atatürk sevgisi, atatürk hayranı, bunu farklı biçimde gösterme arzusunda olan kişi olamaz mı? eğer param olsaydı, kağıdı, baskısı, dizaynı, her şeyi farklı ve özel olan bu kitabı ben de alıp kitaplığımda sergilemekten mutlu olurdum doğrusu.
ıçerik olarak aynı kitap, normal baskı haliyle 22 lira şu anda hala satılıyor piyasada .gittim ondan aldım, bu kadar basit.
haa, tüm kitap o şekilde çıkar ve piyasaya sürülürdü, tüm eleştirilere ben de katılırdım .
ayrıca kitabın çıktığı andan iki aylık süre içinde rekor kirarak 1 milyon 150 bin adet sattığını da dikkatlere sunmak isterim .
adam milyonlarca satan bir kitaba imza atti, sembolik 1881 tanesi olay oldu.
ayrıca bu kitabın ozel serisinden elde edilen gelirle, köy okullarına çocuk kitapları gönderileceğini de söylemesine rağmen,
yapılanı sırf karalamak adına yola çıkanların, kulaktan dolma dedikodularla yorum yaptığı başlık.
buradan
ne demek atatürk üzerinden para kazanmak, anlamış değilim.
geçen yıllarda çıkardığı bir kitap üzerinden yaftalanan yazarın bu kitabı,
farklı bir anlam katmak için 1881 adeti koleksiyon kategorisinde dizayn edip piyasaya sürüldü. fiyatı 2500 lira idi.
bu ülkede 1881 tane atatürk sevgisi, atatürk hayranı, bunu farklı biçimde gösterme arzusunda olan kişi olamaz mı? eğer param olsaydı, kağıdı, baskısı, dizaynı, her şeyi farklı ve özel olan bu kitabı ben de alıp kitaplığımda sergilemekten mutlu olurdum doğrusu.
ıçerik olarak aynı kitap, normal baskı haliyle 22 lira şu anda hala satılıyor piyasada .gittim ondan aldım, bu kadar basit.
haa, tüm kitap o şekilde çıkar ve piyasaya sürülürdü, tüm eleştirilere ben de katılırdım .
ayrıca kitabın çıktığı andan iki aylık süre içinde rekor kirarak 1 milyon 150 bin adet sattığını da dikkatlere sunmak isterim .
adam milyonlarca satan bir kitaba imza atti, sembolik 1881 tanesi olay oldu.
ayrıca bu kitabın ozel serisinden elde edilen gelirle, köy okullarına çocuk kitapları gönderileceğini de söylemesine rağmen,
yapılanı sırf karalamak adına yola çıkanların, kulaktan dolma dedikodularla yorum yaptığı başlık.
buradan
devamını gör...
bir erkeğin sizinle ilgilendiğini anlamanın yolu
dört senelik arkadaşımın benden hoşlandığını anlamayan biri olarak ne yazsam hadi lan diyeceksiniz, usulca terk ediyorum o yüzden.
devamını gör...
sabahattin ali sözleri
"bir kitabı okurken geçen iki saatin ömrümün birçok seneletinden daha dolu, daha ehemmiyetli olduğunu farkedince insan hayatının ürkütücü hicligini düşünür ve yeis içinde kalırdım."
"yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: dünyada neler gördünüz' dese herhalde verecek cevap bulamayız. koşmaktan görmeye vaktimiz mi oluyor?...
... doğru değil mi ama? su dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?"
daha birçok alıntı ve söz yazabilirim buraya ama ne yazmakla biter, ne de okumakla. şimdilik bu kadar yeter dostlar. sabahattin ali'yi okuyun, okutun.
"yarın öldüğümüz zaman birisi bize sorsa: dünyada neler gördünüz' dese herhalde verecek cevap bulamayız. koşmaktan görmeye vaktimiz mi oluyor?...
... doğru değil mi ama? su dünyayı adamakıllı görmeden, dünyanın ne olduğunu adamakıllı anlamadan buradan gidecek olduktan sonra ne diye buraya geldik sanki? yaşadığımızın farkına varmayacak olduktan sonra ne diye yaşıyoruz?"
daha birçok alıntı ve söz yazabilirim buraya ama ne yazmakla biter, ne de okumakla. şimdilik bu kadar yeter dostlar. sabahattin ali'yi okuyun, okutun.
devamını gör...



