ekin beril
çok tatlı bir ben nasıl büyük adam olucam cover'ı vardır. sanırım pek çok insan da böyle tanımıştır. dinleyelim:
devamını gör...
planlı yaşamak
yaptığınız bir planın herhangi bir sebeple aksaması sonucu kafanızı duvarlara vuracak raddeye gelmiyorsanız uygulanabilir bir şey. öte yandan ben akışına bırakmayı daha çok seviyorum. o gün bana neyi getirirse onu yaşarım.
devamını gör...
taksicilerle konuşurken kimlik değiştirmek
taksiye normal binilir, gidilecek yer tarif edilir, sonra malum taksici tüm gün direksiyon sallamaktan sıkılmıştır muhabbet açmaya kalkar, siz de taksici muhabbetinden sıkılmış olduğunuzdan oracıkta yeni bir kimlik uydurursunuz kendinize sırf geyik olsun diye.
şöyle bir konuşma geçebilir:
+okuyor musun?
-yok.
+iş güç?
-internet kafe işletiyorum ben.
+hadi ya! para var mı o işte?
-ne diyorsun emmi darphane resmen.
+bizim yeğen de vs vs vs
şahsen ben bazen galeri sahibinin oğlu, amerika doğumlu moda tasarımcısı, konserine geç kalmış müzisyen taklidi falan yapıyorum, çok eğleniyorum, tavsiye edilir.
şöyle bir konuşma geçebilir:
+okuyor musun?
-yok.
+iş güç?
-internet kafe işletiyorum ben.
+hadi ya! para var mı o işte?
-ne diyorsun emmi darphane resmen.
+bizim yeğen de vs vs vs
şahsen ben bazen galeri sahibinin oğlu, amerika doğumlu moda tasarımcısı, konserine geç kalmış müzisyen taklidi falan yapıyorum, çok eğleniyorum, tavsiye edilir.
devamını gör...
the men with no name
bir kee ramsorrun kısa filmidir.

izlediğim en komik ve en çok güldüğüm kısa filmlerden biri oldu bu. gerçekten eğlendim izlerken ve yaşananlar ergenlik dönemlerine has alınganlık hikayelerini hatırlattı bana.
herkes kendine bir rol biçer ve ona göre davranırken birisi sizin alamet-i farikanız olan bir şeye göz koyunca bu size karşı yapılmış en büyük hakaret sayılırdı. çocukken ikimiz de ninja kaplumbağalardan leanardo’yu sevdiğimiz için en yakın arkadaşımla küsmüştüm mesela.
bir kez de izmir’e atletizm turnuvası için gittiğimizde üç arkadaş forma almaya karar verdik kendimize. ben hemen juventus formamı alıp çıktım ama diğer iki arkadaşım barcelona forması almaya karar verdi. biri daha büyük barcelona hayranı olduğu için aldı formayı, diğeri trabzonlu olduğu için. ikisi de aynı formayı alınca barcelona hayranı olan arkadaşım trabzonlu arkadaşıma küsmüştü. o kadar bayrak yarışında yer değiştirmek zorunda kalmıştık ikisi birbirinden bayrak almasın diye.
elbette bunlar belli bir yaşta anlam verilebilen şeyler. peki ya bunu yapanlar koca koca adamlarsa? selam olsun sergio leone ve clint eastwood’a.
the men with no name

izlediğim en komik ve en çok güldüğüm kısa filmlerden biri oldu bu. gerçekten eğlendim izlerken ve yaşananlar ergenlik dönemlerine has alınganlık hikayelerini hatırlattı bana.
herkes kendine bir rol biçer ve ona göre davranırken birisi sizin alamet-i farikanız olan bir şeye göz koyunca bu size karşı yapılmış en büyük hakaret sayılırdı. çocukken ikimiz de ninja kaplumbağalardan leanardo’yu sevdiğimiz için en yakın arkadaşımla küsmüştüm mesela.
bir kez de izmir’e atletizm turnuvası için gittiğimizde üç arkadaş forma almaya karar verdik kendimize. ben hemen juventus formamı alıp çıktım ama diğer iki arkadaşım barcelona forması almaya karar verdi. biri daha büyük barcelona hayranı olduğu için aldı formayı, diğeri trabzonlu olduğu için. ikisi de aynı formayı alınca barcelona hayranı olan arkadaşım trabzonlu arkadaşıma küsmüştü. o kadar bayrak yarışında yer değiştirmek zorunda kalmıştık ikisi birbirinden bayrak almasın diye.
elbette bunlar belli bir yaşta anlam verilebilen şeyler. peki ya bunu yapanlar koca koca adamlarsa? selam olsun sergio leone ve clint eastwood’a.
the men with no name
devamını gör...
ezberlenen en saçma şey
ilkokul öğretmenimin aracının plakası. 20 senedir aklımda ve bazen geceleri tekrar tekrar aklıma geliyor.
devamını gör...
annelerin erkek çocuklarına ev işi yaptırmaması
cinsiyet eşitsizliğinin ailede başladığının ve bu durumda kadınların da azımsanmayacak derecede payının olduğunun göstergesidir.
devamını gör...
yalak
türk dil kurumu sözlüğüne göre birinci anlamı “hayvanların su içtikleri taştan ya da ağaçtan oyma kap” olan yalak benim çocukluk travmalarımdan bir diğeridir.
daha önce dünyanın en gereksiz ve saçma travmalarından biri olan saman balyası’ndan ondan sonra yemek seçmeme neden olabilecek kadar ağır bir travmaya neden olan dolmalık biberden bahsetmiştim.
bu seferki travmatik eylemin diğerlerinden farkı biraz da gerçekleştiği mekan. genelde şehir merkezlerinde gerçekleşen travma nedeni eylem bu sefer canım köyümde meydana geldi.
köydeki evin zemin tahtaları değiştirilirken bu işi babam ve iki amcam büyük bir yetkinlikle yerine getiriyorlardı. yalnız o zamanlar iş güvenliği diye bir şey bilinmediği için ne kendilerini tam olarak koruyabiliyor ne de çocuklara göz kulak olabiliyorlardı.
sadece bir iskelet halindeki zeminde onlar çalışırken ben de her zamanki la la la la laaaay nidalarımla kalasların üzerinde yürüyordum. küçük amcam sakince, büyük amcam gülerek, babamsa sadece ters bir bakış atarak kişisel bir dalış felaketi yaşamamam için beni uyardılar ama tabii ki ben o an onları uyarılarını değil thunder cats’i düşünüyordum.
tabii ki tam onda uyarıların gereksiz olmadığını anladım ve kalasların üzerinde aşağıya düştüm.
sert bir iniş olmadı zira iki tane ineğin keyifler dinlendikleri ahıra düştüm ama sadece ahıra değil, ineklerin su içtikleri yalağın içine. yukarıdan bana bakarak gülen amcamları gördüm ama daha güzel bir manzaram vardı.
ağızlarını bana doğru uzatıp su içme umudu güden ineklerin yüzünü gördüm. yine söz dinlememenin cezasını vermek için gecikmeyen bir düşüş yaşamıştım.
dersimi aldım mı? hayır. ama ineği gördüm.
daha önce dünyanın en gereksiz ve saçma travmalarından biri olan saman balyası’ndan ondan sonra yemek seçmeme neden olabilecek kadar ağır bir travmaya neden olan dolmalık biberden bahsetmiştim.
bu seferki travmatik eylemin diğerlerinden farkı biraz da gerçekleştiği mekan. genelde şehir merkezlerinde gerçekleşen travma nedeni eylem bu sefer canım köyümde meydana geldi.
köydeki evin zemin tahtaları değiştirilirken bu işi babam ve iki amcam büyük bir yetkinlikle yerine getiriyorlardı. yalnız o zamanlar iş güvenliği diye bir şey bilinmediği için ne kendilerini tam olarak koruyabiliyor ne de çocuklara göz kulak olabiliyorlardı.
sadece bir iskelet halindeki zeminde onlar çalışırken ben de her zamanki la la la la laaaay nidalarımla kalasların üzerinde yürüyordum. küçük amcam sakince, büyük amcam gülerek, babamsa sadece ters bir bakış atarak kişisel bir dalış felaketi yaşamamam için beni uyardılar ama tabii ki ben o an onları uyarılarını değil thunder cats’i düşünüyordum.
tabii ki tam onda uyarıların gereksiz olmadığını anladım ve kalasların üzerinde aşağıya düştüm.
sert bir iniş olmadı zira iki tane ineğin keyifler dinlendikleri ahıra düştüm ama sadece ahıra değil, ineklerin su içtikleri yalağın içine. yukarıdan bana bakarak gülen amcamları gördüm ama daha güzel bir manzaram vardı.
ağızlarını bana doğru uzatıp su içme umudu güden ineklerin yüzünü gördüm. yine söz dinlememenin cezasını vermek için gecikmeyen bir düşüş yaşamıştım.
dersimi aldım mı? hayır. ama ineği gördüm.
devamını gör...
kafede yalnız başına oturan insan
eski kız arkadaşım, insanları gözlemlemeyi sevdiğini ayrıca kendine arada bir özel zaman ayırmaya ihtiyaç duyduğu için bunu uyguladığını anlatırdı.
bir kaç kez denemiş ve tat almıştım. tavsiye olunur eylem.
bir kaç kez denemiş ve tat almıştım. tavsiye olunur eylem.
devamını gör...
siyahın en çok yakıştığı şey
kıyafet.
devamını gör...
ah bir ataş ver
muhteşem bir ege türküsü, 9/4'lük ölçüsü olan zeybek havasıdır. dumlupınar denizaltısına gelen son emirin "konuşabilirler, türkü söyleyebilirler ve isterlerse sigara da içebilirler.'' olması üzerine söylenmiş türküdür. her dinlediğimde tüylerim diken diken olur.
sözleri
ah, bir ataş ver, cigaramı yakayım
sen sallan gel, ben boyuna bakayım (x2)
uzun olur gemilerin direği
çatal olur efelerin yüreği
ah, yanık olur anaların yüreği
ah, vur ataşı gavur sinem ko yansın
arkadaşlar uykulardan uyansın (x2)
uzun olur gemilerin direği
çatal olur efelerin yüreği
ah, yanık olur anaların yüreği
ah bir ataş ver
sözleri
ah, bir ataş ver, cigaramı yakayım
sen sallan gel, ben boyuna bakayım (x2)
uzun olur gemilerin direği
çatal olur efelerin yüreği
ah, yanık olur anaların yüreği
ah, vur ataşı gavur sinem ko yansın
arkadaşlar uykulardan uyansın (x2)
uzun olur gemilerin direği
çatal olur efelerin yüreği
ah, yanık olur anaların yüreği
ah bir ataş ver
devamını gör...
şarkılarla geçtim aranızdan radyo yayını
eveett, bu hafta pinhani dinliyormuşuz. * 3 sene önce hayatımda en özgür, en mutlu hissettiğim zaman diliminden birindeydim. bir masanın etrafında yeni tanıştığım birbirinden güzel insanlarla oturduğumuz o güne gidiyorum bu hafta da *. havanın o kadar çok soğuk olmasına inat sımsıcak bir ortam. "rüm" diye seslendiğimiz, tatlı mı tatlı, güzel insanla o masada tanışmıştık. "yıldızlar" parçasını onun sayesinde keşfetmiştim. gökyüzüne her bakıp "gökyüzünde ne çok yıldız var" dediğimde "biri parlak, biri ürkek, biri yalnız diğeri sanki burada" deyip bana bakan tek insandır. hala hayatımda. iyi ki varsın sevgili rüm. umarım hayatında her şey düzelir ve yan yana geldiğimizde yine gökyüzüne bakıp bu parçayı söyleriz. *
ve sevgili imperactus, iyi ki varsınız, koskocaman teşekkürler.
ve sevgili imperactus, iyi ki varsınız, koskocaman teşekkürler.
devamını gör...
lübnan
bu ülke ile ilgili şu bilgileri vermek istiyorum:
1) bulunduğu coğrafyaya rağmen dağları karlar ile kaplı olan bir ülke olduğu için beyaz anlamına gelen 'leben' sözcüğü bütün ülkenin adı olmuştur.
2) kahvaltılarda sıklıkla tükettiğimiz 'labne' peynirinin de anavatanı bu ülkedir.
3) bayrağında bulunan yeşil ağaçlar ve karlı dağlar ise ülkenin kar ile kaplı dağlarını ve bu dağlarda bulunan sedir ağaçlarını temsil eder.
1) bulunduğu coğrafyaya rağmen dağları karlar ile kaplı olan bir ülke olduğu için beyaz anlamına gelen 'leben' sözcüğü bütün ülkenin adı olmuştur.
2) kahvaltılarda sıklıkla tükettiğimiz 'labne' peynirinin de anavatanı bu ülkedir.
3) bayrağında bulunan yeşil ağaçlar ve karlı dağlar ise ülkenin kar ile kaplı dağlarını ve bu dağlarda bulunan sedir ağaçlarını temsil eder.
devamını gör...
inception
şuana kadar izlemediğim ve siyah beyaz olmasıyla hoşuma giden rozeti almamla birlikte izlemeyi kendime borç bildiğim filmdir kendisi.
beyin yakmak isteyenler için harika bir film olan bu film matematikte kümeler konusunu anımsattı bende.
evrensel küme ve bunun alt kümeleri olan birçok kümede aynı elemanlar var ancak en üst kümenin tam olarak hangisi olduğunu tam olarak anımsayamıyorsun.
leonardo dicaprio'yu beğenen bir insan olarak rol konusunda şahsi görüşümle yakıştığını düşünüyorum.
rüya'nın rüyası'nın rüyası'nın rüyası..... diye içimde hala fikirler uçuşuyor.
hatta 5 dakika göz gezdirip düşüncelere bakıp kendimce çok mantıklı bulduğum bir düşüncede başka bir yerde okudum,eğer isteyen olursa özelden mesaj atabilir, o yazının linkini atabilirim.
teşekkürler rozet
beyin yakmak isteyenler için harika bir film olan bu film matematikte kümeler konusunu anımsattı bende.
evrensel küme ve bunun alt kümeleri olan birçok kümede aynı elemanlar var ancak en üst kümenin tam olarak hangisi olduğunu tam olarak anımsayamıyorsun.
leonardo dicaprio'yu beğenen bir insan olarak rol konusunda şahsi görüşümle yakıştığını düşünüyorum.
rüya'nın rüyası'nın rüyası'nın rüyası..... diye içimde hala fikirler uçuşuyor.
hatta 5 dakika göz gezdirip düşüncelere bakıp kendimce çok mantıklı bulduğum bir düşüncede başka bir yerde okudum,eğer isteyen olursa özelden mesaj atabilir, o yazının linkini atabilirim.
teşekkürler rozet
devamını gör...
marketlik eğlence
pandemi döneminde alıştığım, maskeli halde reyonları dolaşırken, şarkı söylemelerim.
radyoda en son duyduğun şarkı ile başlarım, ordan başka bir şarkıya...
o yüzden farklı markete gitmem.
hiç ürün arayamam.
hiç sevmem.
şarkıya odaklanmam lazım çünkü.
bu şarkı mesela...
*
varsan var yoksan yokum
senden geçiyo benim yolum
insandan insana kaçarken
kendimi sende buldum
ağzımda adın, uykuya dalmışım
herkes köşesini kapmış ben ayakta kalmışım
seni gördüm dünya boşa dönüyo
bende ne cam ne çerçeve duruyo
çok kötü çarptın ah sen beni
aklım baksana bende mi duruyo
radyoda en son duyduğun şarkı ile başlarım, ordan başka bir şarkıya...
o yüzden farklı markete gitmem.
hiç ürün arayamam.
hiç sevmem.
şarkıya odaklanmam lazım çünkü.
bu şarkı mesela...
*
varsan var yoksan yokum
senden geçiyo benim yolum
insandan insana kaçarken
kendimi sende buldum
ağzımda adın, uykuya dalmışım
herkes köşesini kapmış ben ayakta kalmışım
seni gördüm dünya boşa dönüyo
bende ne cam ne çerçeve duruyo
çok kötü çarptın ah sen beni
aklım baksana bende mi duruyo
devamını gör...
deniz gezmiş
25 yaşında kendini vatan uğruna gözünü bile kırpmadan feda etmiş yiğit devrimcidir. kendisinin de söylediği gibi vatan, onu parsel parsel satanların değil, uğrunda darağacına gidenlerin vatanıdır.
devamını gör...
çocukluk dönemi sanrıları
ben denizlerin, mavi oluşunu mürekkep balığına bağlar dım ,ahtapotlar mürekkepleri ni denize boşaltıyor deniz ondan mas mavi oluyor,zannederdim.
devamını gör...
her önünüze gelene nickaltı girmeyin kampanyası
nick altı panayır alanına dönmüş yazar beyanı. yapma nelson din kardeşiyiz yahu! *
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
benden arkadaş falan olmaz. ne arayıp sormayı becerebiliyorum ne de konuşmayı.
kapkaranlık bir adamım işte. kime bahsetsem canı sıkılır, üzülür.
bahsedecek keyifli hiç bir anım yok gibi.
iki kelâm etmeye kalksam hemen saçmalamaya başlarım.
zaten normal biri olsaydım etrafımda insanlar olurdu.
annem bile istememiş benim dünyaya gelmemi.
kim ne yapsın beni, kim baksın bana?
benden ne köy olur ne de kasaba...
kapkaranlık bir adamım işte. kime bahsetsem canı sıkılır, üzülür.
bahsedecek keyifli hiç bir anım yok gibi.
iki kelâm etmeye kalksam hemen saçmalamaya başlarım.
zaten normal biri olsaydım etrafımda insanlar olurdu.
annem bile istememiş benim dünyaya gelmemi.
kim ne yapsın beni, kim baksın bana?
benden ne köy olur ne de kasaba...
devamını gör...

