nasıl gülelim? kihkihkih diye mi?
devamını gör...

oğlu ali nesin’in izmir selçuk’da bir matematik köyü bulunmaktadır.
bu köyde bütün işler, (yemek,bulaşık,temizlik vb.) imece usulü yapılmaktadır.
devamını gör...

antik yunan mitolojisine de konu olmuş, izmir'in yarımada şekilli, nergiz çiçeğiyle ve doğasıyla ünlenmiş, bakir güzelliğe sahip sahil ilçesi. rivayetler odur ki, zeus'un kıskanç karısı hera, zeus'un çapkınlıklarına dayanamayıp karaburun dağlarına gözcüler yerleştirmiştir. ayrıca kimi kişilerce narcissos(veya narkissos) olarak tanınan mitolojik figürün de bu coğrafyaya ait olduğu öne sürülür. yazları çok sıcak, kışları çok soğuk geçer. gece hayatı isteyenler için tavsiye edilmez. sessizlikte, yüzünü dalgalara dönüp, iyi pişmiş kalamarını birayla götürmek isteyen dinozor ruhlu kişilikler ziyaret etmeyi düşünebilirler.

ayrıca spartaküs'den sonra dünyanın en eski ve en büyük isyanlarından biri olan börklüce mustafa isyanı bu topraklarda gerçekleştirilmiştir. bu isyan, nazım hikmet'in şeyh bedrettin destanı isimli şiirinden coşkusuyla okunabilir. ve yahut cem karaca'dan dinlenebilir
devamını gör...

2017 yılından beri içmediğim asitsiz içecektir.

aslında çok severdim özellikle lipton markasını ama çok fazla şekerli gelmeye başladı ben de bıraktım.
devamını gör...

1960'lı yıllarda reklamcılığın gerek gizli gerek açık rekabetçi çocuklarının hayatlarını türlü baharat ve meze çeşitleriyle önümüze getiren dahice yapım. bu dizide her şey vardır. aşk vardır, para vardır, puro vardır, seks vardır, kızılı vardır, sarışını vardır, kötüsü vardır, masumu vardır vardır. tıpkı sıradan bir hayat gibi. bu arada herkes don draper'a bayılır durur ancak mahallemizin roger sterling'tir, her neyse... isminin mad men olduğuna bakmayın dizide her ne kadar olaylar bu adamların iş hayatları ve karmaşık ilişkileri etrafında dönüyor olsa da arka planda ya da hayır hayır direkt ön planda kadın karakterlerin de gelişimlerini bu divane adamlar karşısında süratle tamamladıkları görülmekte ve izlerken bu durum bana haz vermektedir. çıkarcı insanlar, dedikodular, ahlaksız ve sıra dışı ilişkiler, karşı konulamaz arzular tüm gerçekliğiyle sebepli sebepsiz göze sokulur. şimdi bunun nesi güzel ablacığım diyebilirsiniz, her insan evladının hakkıdır bunu demek; ama burada gerçek ile yalan arasındaki kırmızı çizgide gidip gelmektedir karakterlerimiz. çok önemsiz gibi görünen sahneler aslında çok şey anlatmaktadır. bilinçaltındaki her bir düşünce ve görünenin ardındaki gerçek hisler çok güzel aktarılır. gerçekleri ana hatlar değil detaylar şekillendirir. bu deli adamlar ve aynı oranda kaçık kadınların yemişş oldukları her bir haltın aslında dile getirilenden çok daha başka sebepleri, istekleri vardır bir yerlerde.

bu arada hemen hemen her bölümün diğer dizilerdeki gibi ciddi bir olay olmaksızın gayet sıradan bir biçimde bitivermesi ayırt edici özelliklerinden biridir. müzikler başarılıdır, kostümler başarılıdır, oyuncular harikadır
devamını gör...

kız sevinmiş, neden hevesini kursağında bırakıyorsunuz canım! tebrik ederim tarhanamı. cv ne de koy istediğin yere de yapıştır. dinleme kimseyi sen.
devamını gör...

''uzun zaman önce, xu ailesinin ataları sadece bir tavuk beslerdi. o tavuk büyüyünce kaz oldu, kaz kuzuya döndü ve o kuzu öküz oldu. ailemiz böyle zenginleşti." babamın sesi fısıltıya dönmüştü. bir kaç dakika sustu ve sonra tekrar devam etti: "sıra bana geldiğinde, xu ailesinin öküzü kuzuya döndü, sonra kuzu eridi kaza döndü. sıra sana geldiğinde, kaz tavuğa döndü ve şimdi bir tavuğumuz bile yok."
devamını gör...

son yaşananlar yeni gelişmeler üzerine toplumun büyük bir kesiminin düşüncesi bana göre istanbul sözleşmesinin çok abartıldığı yönündedir.

yani ben modern ve laik bir vatandaş olarak kopan fırtınanın sebebini anlamıyorum. bayanlar bana göre bir çiçektir ve asla ve asla dalından koparılmaması gerekiyor. sanki bu sözleşme olmasa kadınların hak ve özgürlükleri ellerinden alınmış gibi hava yaratılmaya çalışılıyor. açıkcası burada insanları provoke etmek isteyenlerin bu sözleşmeyi okuduklarını da düşünmüyorum.

noldu şimdi bayanlar seçme ve seçilme hakkını mı kaybetti? ya da bayanlar ikinci sınıf bir vatandaş haline mi geldi?
yooo aksine bayanlarımız yine baş tacımız. evet bayan cinayetleri toplumsal bir problem ama bu vahşet bir sözleşmeyle giderilmez.

benim devletimize güvenim tamdır. kim devletin başında olursa olsun bayanların haklarını sonuna kadar koruyacağına inancım tamdır. istanbul sözleşmesi bu bağlamda benim gözümde bir hiçtir.
devamını gör...

hacettepe üniversitesi grafik bölümü mezunu olur kendisi. mesleğini bu denli güzel icra etmesinden dolayı takdir edilesidir. zekası, mizah anlayışı ve şahsi kişiliği ile gelmiş geçmiş en iyi karikatürist olduğu konusunda bence ülkece hemfikiriz. leman dergisi ile doğmuş, penguen dergisi ile büyümüş ve uykusuz dergisi ile kariyerinde zirve yapmıştır.

güldürmekle kalmayıp zihninize yer eden çizimleri vardır. sohbet ederken ansızın aklınıza gelip kullanma isteği uyandırır. takip etmeseniz bile mutlaka bir yerde karikatürlerine denk gelmişsinizdir, bundan emin olabilirsiniz.
(bkz: o zaman dans)
(bkz: tişikkirlir sipirmin)
(bkz: hunili karikatürler)
devamını gör...

döner bıçaklarını çeken yazarlar görüyorum hepsi gaza gelmiş “yoldaş bizi zirveye götür” diye bağırıyorlar.
2021 yılı mutluluk sağlık bol artı oy getirsin.
devamını gör...

sebebi ekşi sözlük'te yıllardır staj görmüş olmalarıdır.
devamını gör...

beğeni denen şey kişiden kişiye değiştiği için ortaya çıkan kitap grubu. bize harika gelen bir şey, bir başkasına çok sönük gelebilir, normaldir.

kendi adıma konuşacağım çünkü yukarıda da söylediğim gibi, bu işler göreceli. bana göre simyacı, sofi'nin dünyası, yeni hayat, tavuk suyuna çorba gibi birkaç kitap ve kişisel gelişim kitapları bu grupta. tabii ki bunlardan kendi hayatına göre birtakım sonuçlar çıkaran, bunların faydasını gören insanlar vardır ama yine kendi adıma konuşuyorum, benim için tamamen vakit kaybıydı bu kitaplar. yine de okumayı seven biri olarak çok büyük bir pişmanlık saymıyorum hiçbirini.
devamını gör...

tarot mısır rahipleri tarafından kullanılmaya başlamıştır.
simya ile ilk olarak mezopotamya, antik mısır, iran, hindistan ve çin'de uğraşılmıştır.
mistisizm, tarihin farklı aralıklarında farklı anlamlara sahip olmuştur ve antik yunanlara kadar uzanmaktadır.
genel olarak tüm insanlar yüzyıllar boyunca ruhsal bağ kurma ve ruhani olaylara ilgili duyma durumundan kaynaklı bir yönelimde bulunmuştur.gizemli olan her şey insanın dikkatini çekmeyi başarmıştır.
devamını gör...

bugün yaşadığım bir olaydan dolayı bu başlığı açma eyleminde bulunuyorum. liseden beri yakın olduğum bir arkadasımla şehir değiştireceği için buluştuk(kadın) bana 2 tane erkek olan arkadaşının da geleceğini söyledi okey dedim. planım onlar gelince biraz oturup kalkmaktı sosyal anksiyetesi olanlar beni anlar. neyse geldiler kahve aldilar oturdular ya sürekli küfür ediyorlar ve çocuk2 dediki bana "küfürden rahatsız oluyor musun? eğer oluyorsan daha çok ediyim." ya böyle bi şey var mı biz tanışalı 3 sn olmuş bu nasıl bir hadsizlik. neyse arkadaşım çocuk1 in ne dediğini anlamadı arkadaşım başıörtülü bu arada çocuk1 bi anda "şu türbanını çıkarda duy ,küfürler vs vs" ben o an kafamı çevirdim artık duymamak için. sonra çocuk2 bu kız kendi aleminde kafasında bizim ne kadar ..... olduğumuzu falan düsünuyordur. tıp okuyo ya bizi s*klemiyor falan. arkadasim ve bunlar müh. okuyor bu arada. yani elim ayağım titredi 5 dk durdum ve sonra kalktım. hayatımda hiç bu kadar kaba ve kendini bilmez erkek görmedim. neymiş light erkek degilmis bunlar dün içmişler düşünün yani. kendimi o kadar kötü hissetim ki.. en yakın arkadaşımdan soğudum bu çocuklarla arkadaş olduğu için. kızlar siz siz olun lütfen bu tarz insanlarla arkadaşlık etmeyin. ve lütfen derslerinize iyi calisin ve kendi kalitenizle insanlarla muhatap olun. her ne kadar lisedeki erkek arkadaşlarımı begenmesem de mumla aradim. fakültede ki arkadaşlarıma da kibar insanlar oldukları için teşekkür ederim. yaşadiklarimin şokunu hala atlatamadim kusura bakmayin. ayrica etrafinizdaki 5 kisinin ortalamasi oldugunuzu unutmayin. velhasil lütfen tanımadiginiz kadinların yanında magara adamı gibi kufur edip alkol almanizla övünmeyin.
devamını gör...

(bkz: z raporu)

gece uykuya dalmadan önce günlük ne kadar ciro karma puan yaptığını deftere işleyen yazardır.işini ciddiyetle yapar.vergisini verir.

bugün 500'e yakin karma puan.allah bereket versin. iyi iş yaptik. bu kankacılık lobisinin kaymağını yiyorum çok şükür. hadi iyi geceler.

böyle böyle 2 haftaya oğlanın nişanını yaparız.
devamını gör...

kalabalık otobüste g*tüm kızın birinin g*tüne değdi diye napıyosun falan demisti. ulan mal ne yapayım nefes alacak yer yok yanlış anlaşılmasın diye arkamı dönmüşüm hala laf yapıyor. neyse çok utanmıştım o zaman. özür dileyip kotu bi niyetim olmadığını söyledim. indim sonra da.
devamını gör...

cesare pavese’nin yalnız kadınlar arasında isimli romanında geçen ve çok isabetli bir tespit içeren cümlesidir.

bahsi geçen cümle herhangi bir şekilde bir çıplak kadın teni gördüğü anda kurt adama dönüşüp ulumaya başlayan erkeklerin anlayabileceği bir cümle değil.

soyunan bir kadının sanat eserine dönüşmesini izleyebilecek kadar sanat zevki gelişmiş olan insanların anlam verebileceği bir cümle bu.

kadın bedeninin içinde bütün sanat dallarını barındırabileceğini anlayacak zekaya sahip olmak gerekir öncelikle. ve bu ince zevki destekleyebilecek bir sanat zevkine. ve her şeyin sosu olacak, bu sanatsallığa tatlı bir lezzet katacak olan şehvete.

gördüğü güzelliğe hemen sahip olmaktan başka bir şey düşünemeyecek kadar gözü dönmüş yarı evrilmiş insansılar anlatmak istediklerimi anlayamayacaklardır. çünkü bu insansılar sanata düşkün entelektüellerin cinsellikle mesafeli tavırları olduğunu düşünen varlıklardır. onların varlığı kağıt mendiller içinde yok olmaya mahkûmdur.

soyunan bir kadın izlenmeye değer, insanın sanata olan aşkını pekiştiren, dünyanın varoluş amacını anlamlandıran bir tablodur.

ben bu tanımı yazarken biraz cesare pavese’nin etkisi altında kalmış olabilirim. ama yetkin fırça darbeleri ile yapılmış gamzeler birçok rönesans ressamına fırça kırdıracak kadar sanatsaldır.
devamını gör...

bu entry çokça spoiler içerebilir!

orhan pamuk’un mükemmel eseri. bir renk çığlığı, eski istanbul’un daracak sokaklarına sığınan nakkaşların asırlar sonrasına seslenişi, polisiye roman, tarihi roman.

açıkcası orhan pamuk’u ilk kez okumaya başladığımda (kar ile başlamıştım) beklentilerim çok yüksekti. beklentilerimi karşıladı mı ? bir konu hariç evet, beklentilerimi sonuna kadar karşıladı. bu kitapta da aynısı oldu. orhan pamuk’un kitaplarında beklentilerimi karşılamayan tek konu karakter derinliği oldu, oluyor. hiçbir romanında karakterlerin derinine inemedim, onlar gibi düşünemedim. çünkü o kadar çok fikir değiştiriyorlar, o kadar arada kalıyorlar ki, hızlarına yetişemiyorum, bu da onları anlamamı zorlaştırdığı gibi, onlar gibi düşünmemi de zorlaştırıyor. örneğin bu romandaki şeküre’yi ele alalım. şeküre kimi tercih edeceği konusunda öylesine kararsız kalıyor ki, bir paragrafta o kadar çok fikir değiştiriyor ki onun ne yapmaya çalıştığını anlamıyorum. şeküre’ye tamam, dul bir kadın ikinci evliliğinde daha güvende olmak istiyor diyelim ancak diğer karakterlerde de aynı tadı alıyorum. uzatmayayım, orhan pamuk’un romanlarının karakterlerini pek özümseyemediğimi söyleyebilirim.

artılarına gelirsek.

orhan pamuk, romanlarını gerçekten inanılmaz kurguluyor. romanın geçeceği tarihleri öylesine iyi araştırıyor, öylesine iyi özümsüyor ki, yazdığı eserlerin kurgusunda hiçbir eksik kalmıyor. bu kitap içinde aynısı geçerli. kitabın geçeceği dönemi, nakkaşları o kadar iyi biliyor ki, romanı kurgulamakta hiç mi hiç zorlanmadığını düşünüyorum. orhan pamuk yalnızca romanlarının kurgusu için bile okunur.

dil konusuna gelirsek.
açıkcası kitabın dilini çok zor, anlaşılmaz bulduğumu söyleyemeceğim. yer yer nokta koyulmadan bitirilen sayfalar sıksa da orhan pamuk gayet anlaşılır bir dille yazmış bence. (dil bilgisi bilgimin biraz kıt olduğu gerçeğini bilmenizi isterim.)
dil konusunda kara kitap’ın sanırım biraz önünde, onu da belirteyim. (ruh halimin berbat olduğu bir dönemde okumaya çalıştığım kara kitap’ı 50. sayfaya gelmeden bırakmamın nedeni dilidir, bunun bilinmesini isterim. o yüzden kara kitap’a bir şans daha vereceğimi bilmenizi istiyorum.)

uzatmayayım efenim, karakter derinliği pek sevemedim, kurgusuna ve karınca misali üzerine çalışması, işlenmesine hayran kaldım, dili de fena bulmadım.
devamını gör...

sigarayı şak diye bırakan arkadaşımla diyaloglarım;

-şu meredi nasıl içiyorsun ya iğrenç bir şey.

-ulan sen daha bi hafta olmadı bırakalı.

-leş gibi kokuyo hiç içmemiş gibi hissediyorum sende bırak.

-iraden zayıf olum senin.

-ne alaka lan bıraktık ya

-ondan işte, zayıf.. devam edemedin yarım bıraktın olayı.

-he sen içmeye devam ediyosun diye iraden güçlü mü dışarda sigara içicem diye ötün donuyor soğukta

- direniyorum işte, soğuğa karşı koyuyorum sigarayıda bırakmayacağım.

- 20 yıl sonra doktor kanser olduğunu söyleyince ne yapacaksın.

- 80'i görmek gibi bir niyetim yok. zaten kanserim varmış gibi yaşıyorum.

- ne cins adamsın be.

- madem sigara içmiyorsun bu soğukta ne diye dışardasın lan içeri gitsene.

- müdürü bekliyorum, parana yazık ayda 400 kağıt duman oluyor.

- ulan bıraktın tamam aferim, de bana niye bulaşıyorsun ben seni geri sigaraya başlatıyor muyum?

- amaan ne halin varsa gör. bana ne arkadaş ya...
devamını gör...

nevzat çelik şiiri. ayrıca hakan günday; az(kitap)'ını nevzat çelik'e ithaf ederken bu şiirden alıntı yapmıştır.


çok olmadığımız kesin
çok olan tarafta değiliz
çok olan tarafta olmayacağız...
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim