suudi arabistan'ın türk okullarını kapatması
ne arabın yüzü ne şam'in şekeri.
devamını gör...
korona aşısı olmak istemeyen insan
canım vatan haini olmak istiyor belki!
devamını gör...
üniversitede yanlış bölümü tercih ettiğini anlamak
lise hayatım ve daha öncesinde hep başka bir meslek hayal ediyordum ama sevgili ailem sağolsun (özellikle babam) başka bir bölüm seçtim. şimdi de kendimi okyanusta kaybolmuş gibi hissediyorum ne yapacağımı bilmiyorum, kariyerim nereye varacak kestiremiyorum. istediğim bölümün hayalini kurarken kesin gözüyle bakıyordum. b planı eksikliğinden ötürü mahvoldum denilebilir.
devamını gör...
askerde eşini hamile karısıyla aldatmak
bu terste bir işlik var. hiçbir şey olmadığıysa bile mutlaka bir şey olmuştur diyebileceğim bir başlık.
devamını gör...
12 nisan 2021 bir grubun attığı tecavüz içerikli tweet rezaleti
gece telefonuma ardı ardına gelen bildirimler sayesinde öğrendiğim olay.
şehir dışındaki 17 yaşındaki oğlum dikkat edin annecim diye yazdı.
bir yanda sözümona şaka yapan kimliği saklı, aklı fikri ergen gençler, bir yanda annesi ve kızkardeşi için endişelenen genç.
hayırlı evlat, dünyaya hayrı dokunan evlat, nasip işi onu anladım.
her erkek doğan, erkek adam olamıyor bir yerlerde kalıyor. fıtratının cinsi zaaflarından öteye gidemiyor. yazık çok yazık.
şehir dışındaki 17 yaşındaki oğlum dikkat edin annecim diye yazdı.
bir yanda sözümona şaka yapan kimliği saklı, aklı fikri ergen gençler, bir yanda annesi ve kızkardeşi için endişelenen genç.
hayırlı evlat, dünyaya hayrı dokunan evlat, nasip işi onu anladım.
her erkek doğan, erkek adam olamıyor bir yerlerde kalıyor. fıtratının cinsi zaaflarından öteye gidemiyor. yazık çok yazık.
devamını gör...
boğaziçi üniversitesi
bu sıralar kültüründen ve değerlerinden uzağa götürülmeye çalışılan türkiye'nin sayılı üniversitelerinden.
ben bu can sıkıcı olaylar üzerine yazmak yerine hâlihazırda içinde olduğum doktora başvurusu sürecinden bahsetmek istiyorum. belki birilerinin işine yarar. efenim ben psikoloji bölümü özelinde yazacağım. en baştan belirtmeliyim ki yurt dışında top tier üniversitelere yapacağınız başvuruların neredeyse hiçbiri boün'e başvururken harcadığınız eforun yarısı kadar efor gerektirmiyor. bu durum başta çok saçma gelse de bunun oldukça iyi tarafları olduğunu düşünüyorum. gelelim sürece:
birçok üniversitenin lisansüstü başvurusunda standart olarak istediği motivasyon mektubu, referans mektupları, transkriptler, diplomalar, yabancı dil ve ales/gre sınav sonucu gibi belgelerin yanı sıra bir de araştırma önerisi istiyorlar. bu araştırma önerisinin elbette özgün ve yapılabilir olması gerektiğini özellikle belirtiyorlar. buna ek olarak muazzam bir bilim sınavı yapıyorlar. benim girdiğim sınavda üç buçuk saat içerisinde bir makale okuyup 4'ü makalenin metodolojisi ile ilgili olan 5 soruya cevap vermemiz gerekmekteydi. rahatlıkla, hayatımda girdiğim en zor ve en kaliteli sınavdı diyebilirim. günün sonunda bu bilim sınavını geçmeyi başarırsanız sözlü sınava davet edilmeye hak kazanıyorsunuz. sözlü sınav aşamasına geçebilirsem buraya da bir edit sözüm olsun.
sözlü sınav editi: eveeet, sözlü sınava da girmiş bulunmaktayım. sınav zoom üzerindendi ve yalnızca 10 dakika sürdü. baştaki bir merhaba haricinde sınavın tümü ingilizceydi. bölümde başvurduğum alandan olan tüm hocaların karşısına çıkıp hızlı, kısa ve net biçimde bana sorulan 4-5 soruyu cevaplamaya çalıştım. ardından benim de hocalara bir soru yöneltme fırsatım oldu. hayatımın en stresli anlarıydı sanırım, bu biraz benim karakterimle de ilgili bir durum elbette. alana dair epey kazık olan bir soruda çok bocalayıp ingilizceyi bile unuttum ama sonrasında çok gergin olduğumu belirterek ilerleyen sorularda toparladım diye düşünüyorum. bu bahsettiğim soru haricindeki sorular ne çalışmak istiyorsun, başka üniversitelere başvuru yaptın mı, doktora sürecinde çalışman gerekecek mi gibi beklendik sorulardı. yakın zamanda sonucu da öğrenip mutlu bir haberle son bir edit yapmayı diliyorum.
bu aşamaların sonunda size dair o kadar çok bilgiye ve veriye sahip oluyorlar ki boün'e kabul edilen bir öğrencinin * kötü bir öğrenci olmasının neredeyse ihtimali kalmıyor. en azından, bir adım uzaktan baktığımda bana görünenler böyle. dilerim en yakın zamanda üzerindeki kara bulutlar dağılır da üniversitenin gerçek potansiyelini göstermesinin önü açılır. dayanışmayla!
son edit: evet sevgili kafacı dostlarım. bugün itibariyle boğaziçi üniversitesi'nde doktora programına kabul edilmiş bulunmaktayım! darısı isteyen dostların başına.
ben bu can sıkıcı olaylar üzerine yazmak yerine hâlihazırda içinde olduğum doktora başvurusu sürecinden bahsetmek istiyorum. belki birilerinin işine yarar. efenim ben psikoloji bölümü özelinde yazacağım. en baştan belirtmeliyim ki yurt dışında top tier üniversitelere yapacağınız başvuruların neredeyse hiçbiri boün'e başvururken harcadığınız eforun yarısı kadar efor gerektirmiyor. bu durum başta çok saçma gelse de bunun oldukça iyi tarafları olduğunu düşünüyorum. gelelim sürece:
birçok üniversitenin lisansüstü başvurusunda standart olarak istediği motivasyon mektubu, referans mektupları, transkriptler, diplomalar, yabancı dil ve ales/gre sınav sonucu gibi belgelerin yanı sıra bir de araştırma önerisi istiyorlar. bu araştırma önerisinin elbette özgün ve yapılabilir olması gerektiğini özellikle belirtiyorlar. buna ek olarak muazzam bir bilim sınavı yapıyorlar. benim girdiğim sınavda üç buçuk saat içerisinde bir makale okuyup 4'ü makalenin metodolojisi ile ilgili olan 5 soruya cevap vermemiz gerekmekteydi. rahatlıkla, hayatımda girdiğim en zor ve en kaliteli sınavdı diyebilirim. günün sonunda bu bilim sınavını geçmeyi başarırsanız sözlü sınava davet edilmeye hak kazanıyorsunuz. sözlü sınav aşamasına geçebilirsem buraya da bir edit sözüm olsun.
sözlü sınav editi: eveeet, sözlü sınava da girmiş bulunmaktayım. sınav zoom üzerindendi ve yalnızca 10 dakika sürdü. baştaki bir merhaba haricinde sınavın tümü ingilizceydi. bölümde başvurduğum alandan olan tüm hocaların karşısına çıkıp hızlı, kısa ve net biçimde bana sorulan 4-5 soruyu cevaplamaya çalıştım. ardından benim de hocalara bir soru yöneltme fırsatım oldu. hayatımın en stresli anlarıydı sanırım, bu biraz benim karakterimle de ilgili bir durum elbette. alana dair epey kazık olan bir soruda çok bocalayıp ingilizceyi bile unuttum ama sonrasında çok gergin olduğumu belirterek ilerleyen sorularda toparladım diye düşünüyorum. bu bahsettiğim soru haricindeki sorular ne çalışmak istiyorsun, başka üniversitelere başvuru yaptın mı, doktora sürecinde çalışman gerekecek mi gibi beklendik sorulardı. yakın zamanda sonucu da öğrenip mutlu bir haberle son bir edit yapmayı diliyorum.
bu aşamaların sonunda size dair o kadar çok bilgiye ve veriye sahip oluyorlar ki boün'e kabul edilen bir öğrencinin * kötü bir öğrenci olmasının neredeyse ihtimali kalmıyor. en azından, bir adım uzaktan baktığımda bana görünenler böyle. dilerim en yakın zamanda üzerindeki kara bulutlar dağılır da üniversitenin gerçek potansiyelini göstermesinin önü açılır. dayanışmayla!
son edit: evet sevgili kafacı dostlarım. bugün itibariyle boğaziçi üniversitesi'nde doktora programına kabul edilmiş bulunmaktayım! darısı isteyen dostların başına.
devamını gör...
böyle buyurdu zerdüşt
(bkz: böyle söyledi zerdüşt)
friedrich nietzsche'nin übermensch'a (üstinsan) ulaşma çabasında bizlere gösterdiği yol haritasıdır. nietzsche aslında tanrıyı öldürmez, aksine çağdaşının ruhunda onu ölü bulur. onun yerine koyduğu şey ise üstinsandır. sadece en dibe inecek cesareti olanların en yukarı çıkabileceğini idda eder. herkes için ve hiç kimse için bir kitap.
- zerdüşt yalnız kaldığında şöyle söyledi yüreğine: " olacak iş mi bu? bu yaşlı ermiş, ormanında henüz duymamış tanrının öldüğünü,"... sy 6
- şimdiye dek tüm varlıklar kendilerinden üstün bir şey yarattılar: ama siz bu büyük taşkının cezri olmak ve insanı aşmak yerine hayvana geri dönmek mi istiyorsunuz? sy 6
- nedir yapabildiğiniz en büyük şey ? büyük aşağılamanın saatidir. mutluluğunuzdan bile tiksindiğiniz saat, aynı şekilde aklınızdan ve erdeminizden.
"ne önemi var ki benim mutluluğumun ? yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan ibarettir o. oysa benim mutluluğum, varoluşun kendisini haklı çıkarmalı!" dediğiniz vakit
" ne önemi var ki benim aklımın? bir aslanın yiyeceğini araması gibi arıyor mu ki bilgiyi? yoksulluktan, pislikten, sefil bir huzurdan başka bir şey değildir o!" dediğiniz vakit.
"ne önemi var ki benim erdemimin? henüz öfkelendirmedi beni. ne kadar usandım kendi iyimden ve kötümden. yoksulluktan, pislikten, sefil bir huzurdan başka bir şey değildir bütün bunlar!" dediğiniz vakit.
" ne önemi var ki benim adaletimin? bakıyorum da, ne közüm ben, ne de kömür. oysa köz ve kömürdür adil olan!" dediğiniz vakit
" ne önemi var ki benim merhametimin! merhamet, insanları sevenin gerileceği çarmıh değil midir? oysa benim merhametim çarmıha germe değildir!" dediğiniz vakit.
hiç böyle konuştunuz mu ? hiç böyle haykırdınız mı? ah, bir kez duysaydım böyle haykırdığınızı!
günahınız değil-kanaatkarlığınız haykırıyor göklere, günah işlerken bile cimri oluşunuz haykırıyor göklere!
peki, sizi diliyle yalayacak yıldırım nerede? sizi aşılayacak çılgınlık nerede?
bakın üstinsanı öğretiyorum size: işte bu yıldırımdır o, bu çılgınlıktır o! sy 7-8
- " şerefim üzerine dostum," diye yanıtladı zerdüşt, " sözünü ettiklerinin hiçbiri yok: ne şeytan var, ne de cehennem. ruhun bedeninden önce ölmüş olacak, hiç korkma artık!"
adam kuşkulu gözlerle baktı." eğer hakikati söylüyorsan," dedi sonra," hiçbir şey yitiriyor sayılmam yaşamımı yitirmekle. dayak ve birkaç lokma yiyecekle dans etmeyi öğrenen bir hayvandan daha fazlası değilim ben." sy 13
- bak şu iyilere ve adilere! kimden nefret ederler en çok? onların değer levhalarını yere çalandan, parçalayandan, yasaları çiğneyenden:- oysaki yaratandır o. sy17
- onların bilgeliği şu: iyi uyumak ve iyi uyanık olmak. yaşamın bir anlamı olmasaydı da anlamsızlığı seçmek zorunda kalsaydım eğer, anlamsızlıkların arasında en iyi seçenek bu olurdu doğrusu. insanlar bir zamanlar erdem öğretmenleri ararken, aslında aradıkları neydi, şimdi anlıyorum açıkça. iyi bir uyku ve üstüne afyonlu erdemlermiş aradıkları. tüm bu övülen kürsü bilgelerinin gözünde bilgelik düş görülmeyen bir uykuydu: yaşamın daha iyi bir anlamını bilmiyorlardı. sy 23
- böyle hayaletlere inanmak artık acı verir bana, bir eziyet olur iyileşene: artık bana acı verir ve beni küçük düşürür. böyle söylüyorum öte dünyacılara. acı ve yeteneksizlik- buydu tüm ötedünyacıları yaratan; ve mutluluğun o kısa cinneti, sadece en çok acı çekenlerin yaşadığı. bir sıçrayışta, bir ölüm sıçrayışıyla, sona ulaşmak isteyen yorgunluk, yoksul ve cahil bir yorgunluk, daha fazlasını istemek bile istemeyen o yarattı tüm tanrıları ve ötedünyaları. inan bana kardeşlerim! bedendi bedenden ümidi kesen - baştan çıkmış tinin parmaklarıyla yokladı son duvarları. inan bana kardeşlerim! bedendi yeryüzünden ümidi kesen - varlığın karnının kendisine seslendiğini duydu. bunun üzerine başını son duvarlardan öteye uzatmak istedi- sadece başını da değil- " öbür dünyaya " geçmek istedi. ne ki insanlardan iyi gizlenmiştir " öbür dünya" , insansızlaştırılmış ve insanlıktan çıkarılmış, göksel bir hiç olan o dünya; ve varlığın karnı asla konuşmaz insanla, meğer ki kendisi de insan olmaya! sy 25
- iyi bir dava, savaşı bile kutsallaştırandır diyorsunuz öyle mi? bende diyorum ki size: iyi bir savaş her davayı kutsallaştırır. sy 41
- devlet tüm soğuk canavarların en soğuğudur. soğuktur söylediği yalanlar da; ve şu yalan dökülür dudaklarından: " ben, devlet, halkın ta kendisiydim." yalandır bu! yaratıcılardı halkları yaratanlar ve onların üzerlerine birer inanç ve sevgi astılar: böylece, hizmet ettiler yaşama. birçokları için tuzaklar kuranlar ve bu tuzağı devlet diye adlandıranlar yok edicilerdir: bir kılıç ve yüzlerce hırs asarlar onların üzerine. nerede hala halk varsa, orada anlaşılmaz devlet ve uğursuzluk gözüyle bakılır ona, törelere ve yasalara yönelik bir günah olarak nefret edilir ondan. sy 43
- devlet diyorum, herkesin, iyilerin ve kötülerin zehir içtiği o yere: devlet, herkesin iyilerin ve kötülerin kendini kaybettiği yer: devlet herkesin yavaş yavaş intihar etmesine - "yaşam" adı verilen yer. sy 44
- bir köle misin? o halde bir dost olamazsın. bir tiran mısın? o halde dostların olamaz. çok uzun süredir bir köle ve bir tiran gizliydi kadında. bu yüzden kadın henüz yatkın değildir dostluğa: sadece aşkı bilir o. sy 51
- kendini yakmak istemelisin kendi ateşinde: nasıl yeniden doğmak isteyebilirsin ki önce kül olmadan? sy 59
- ahlakı yok edenler benim gözümde iyiler ve adillerdir: ahlak içermez benim öyküm. bir düşmanınız varsa, iyilikle karşılık vermeyin onun kötülüğüne: çünkü bu tavrınız onu utandırır. aksine ; onun da size iyi bir şey yapmış olduğunu kanıtlayın. utandıracağınıza öfkelenin! ve birisi size küfür ettiğinde hoşuma gitmez onun için dua etmeniz. siz de küfür edin biraz, daha iyi ! size büyük bir haksızlık yapıldığında derhal beş küçük haksızlık da siz yapın! korkunçtur haksızlığın altında yalnız ezileni görmek. bunu biliyor muydunuz? haksızlığı bölüşmek, haklılığı yarılamak demektir. ve ancak taşıyabilen almalı haksızlığı üzerine! küçük bir intikam daha insancadır hiç intikam alınmamasından. ve ceza, çiğneyip geçenler için bir hak ve bir onur olmadıkça, hoşlanmıyorum sizin cezanızdan da! haklılığını korumaktansa, kendini haksız görmek daha asildir, özellikle de haklı olunduğunda. ancak, yeterince zengin olmak gerekir bunun için.
- saygı duyuyorsunuz bana; ya günün birinde değişirse saygınız? dikkat edin de bir heykel devrilmesin üstünüze! zerdüşt'e inandığınızı söylüyorsunuz, öyle mi? ne önemi var ki zerdüşt'ün? siz benim müminlerimsiniz: ama ne önemi var ki, tüm müminlerin? henüz kendinizi aramamıştınız: bu sırada beni buldunuz. böyle yapar tüm müminler; bu yüzden değersizdir tüm inanışlar.
şimdi beni kaybetmenizi ve kendinizi bulmanızı istiyorum sizden; ancak hepiniz beni yadsıdığınızda yeniden döneceğim aranıza. sahiden, kardeşlerim, o zaman başka gözlerle arayacağım kaybolan çocuklarımı; başka bir sevgiyle seveceğim o zaman sizi. ve bir kez daha dostlarım olacaksınız benim; bir umudun çocukları olacaksınız: o zaman büyük öğle vaktini sizinle birlikte kutlamak için üçüncü kez aranızda olacağım. bu büyük öğle vaktinde, hayvan ile üstinsan arasındaki yolunun ortasında yer alır insan ve akşama giden yolunda en büyük umudunu kutlar: çünkü yeni bir sabaha giden yoldur bu. işte o zaman, batmakta olan kendini kutsayacaktır, öteye geçendir diye; ve bilgisinin güneşi tam tepededir o zaman.
"tüm tanrılar öldü: şimdi üstinsanın yaşamasını istiyoruz" - bu olsun büyük öğlede son dileğimiz! böyle buyurdu zerdüşt sy 73
- büyük iyilikler şükran borcu değil, intikam duygusu yaratırlar; ve küçük bir iyilik unutulmadığında kurt gibi kemirmeye başlar iyilik görenin içini. sy 84
- sonunda kendilerine karşı sahteleşene dek, güçlü sözlere, göstermelik erdemlere, parıltılı sahte başarılara bürünmüş bu şaşılar, bu gizlenmiş kurt yenikleri. çok dikkatli olun onlara karşı, ey siz daha yüce insanlar! çünkü dürüstlükten daha değerli ve daha az bulunur bir şey yoktur bugün benim gözümde. günümüz ayaktakımının günü değil mi ? ama ayaktakımı bilmez neyin büyük, neyin küçük, neyin doğru ve neyin dürüst olduğunu; masum bir eğrilik içindedir o: hep yalan söyler. sy 294
friedrich nietzsche'nin übermensch'a (üstinsan) ulaşma çabasında bizlere gösterdiği yol haritasıdır. nietzsche aslında tanrıyı öldürmez, aksine çağdaşının ruhunda onu ölü bulur. onun yerine koyduğu şey ise üstinsandır. sadece en dibe inecek cesareti olanların en yukarı çıkabileceğini idda eder. herkes için ve hiç kimse için bir kitap.
- zerdüşt yalnız kaldığında şöyle söyledi yüreğine: " olacak iş mi bu? bu yaşlı ermiş, ormanında henüz duymamış tanrının öldüğünü,"... sy 6
- şimdiye dek tüm varlıklar kendilerinden üstün bir şey yarattılar: ama siz bu büyük taşkının cezri olmak ve insanı aşmak yerine hayvana geri dönmek mi istiyorsunuz? sy 6
- nedir yapabildiğiniz en büyük şey ? büyük aşağılamanın saatidir. mutluluğunuzdan bile tiksindiğiniz saat, aynı şekilde aklınızdan ve erdeminizden.
"ne önemi var ki benim mutluluğumun ? yoksulluktan, pislikten ve sefil bir huzurdan ibarettir o. oysa benim mutluluğum, varoluşun kendisini haklı çıkarmalı!" dediğiniz vakit
" ne önemi var ki benim aklımın? bir aslanın yiyeceğini araması gibi arıyor mu ki bilgiyi? yoksulluktan, pislikten, sefil bir huzurdan başka bir şey değildir o!" dediğiniz vakit.
"ne önemi var ki benim erdemimin? henüz öfkelendirmedi beni. ne kadar usandım kendi iyimden ve kötümden. yoksulluktan, pislikten, sefil bir huzurdan başka bir şey değildir bütün bunlar!" dediğiniz vakit.
" ne önemi var ki benim adaletimin? bakıyorum da, ne közüm ben, ne de kömür. oysa köz ve kömürdür adil olan!" dediğiniz vakit
" ne önemi var ki benim merhametimin! merhamet, insanları sevenin gerileceği çarmıh değil midir? oysa benim merhametim çarmıha germe değildir!" dediğiniz vakit.
hiç böyle konuştunuz mu ? hiç böyle haykırdınız mı? ah, bir kez duysaydım böyle haykırdığınızı!
günahınız değil-kanaatkarlığınız haykırıyor göklere, günah işlerken bile cimri oluşunuz haykırıyor göklere!
peki, sizi diliyle yalayacak yıldırım nerede? sizi aşılayacak çılgınlık nerede?
bakın üstinsanı öğretiyorum size: işte bu yıldırımdır o, bu çılgınlıktır o! sy 7-8
- " şerefim üzerine dostum," diye yanıtladı zerdüşt, " sözünü ettiklerinin hiçbiri yok: ne şeytan var, ne de cehennem. ruhun bedeninden önce ölmüş olacak, hiç korkma artık!"
adam kuşkulu gözlerle baktı." eğer hakikati söylüyorsan," dedi sonra," hiçbir şey yitiriyor sayılmam yaşamımı yitirmekle. dayak ve birkaç lokma yiyecekle dans etmeyi öğrenen bir hayvandan daha fazlası değilim ben." sy 13
- bak şu iyilere ve adilere! kimden nefret ederler en çok? onların değer levhalarını yere çalandan, parçalayandan, yasaları çiğneyenden:- oysaki yaratandır o. sy17
- onların bilgeliği şu: iyi uyumak ve iyi uyanık olmak. yaşamın bir anlamı olmasaydı da anlamsızlığı seçmek zorunda kalsaydım eğer, anlamsızlıkların arasında en iyi seçenek bu olurdu doğrusu. insanlar bir zamanlar erdem öğretmenleri ararken, aslında aradıkları neydi, şimdi anlıyorum açıkça. iyi bir uyku ve üstüne afyonlu erdemlermiş aradıkları. tüm bu övülen kürsü bilgelerinin gözünde bilgelik düş görülmeyen bir uykuydu: yaşamın daha iyi bir anlamını bilmiyorlardı. sy 23
- böyle hayaletlere inanmak artık acı verir bana, bir eziyet olur iyileşene: artık bana acı verir ve beni küçük düşürür. böyle söylüyorum öte dünyacılara. acı ve yeteneksizlik- buydu tüm ötedünyacıları yaratan; ve mutluluğun o kısa cinneti, sadece en çok acı çekenlerin yaşadığı. bir sıçrayışta, bir ölüm sıçrayışıyla, sona ulaşmak isteyen yorgunluk, yoksul ve cahil bir yorgunluk, daha fazlasını istemek bile istemeyen o yarattı tüm tanrıları ve ötedünyaları. inan bana kardeşlerim! bedendi bedenden ümidi kesen - baştan çıkmış tinin parmaklarıyla yokladı son duvarları. inan bana kardeşlerim! bedendi yeryüzünden ümidi kesen - varlığın karnının kendisine seslendiğini duydu. bunun üzerine başını son duvarlardan öteye uzatmak istedi- sadece başını da değil- " öbür dünyaya " geçmek istedi. ne ki insanlardan iyi gizlenmiştir " öbür dünya" , insansızlaştırılmış ve insanlıktan çıkarılmış, göksel bir hiç olan o dünya; ve varlığın karnı asla konuşmaz insanla, meğer ki kendisi de insan olmaya! sy 25
- iyi bir dava, savaşı bile kutsallaştırandır diyorsunuz öyle mi? bende diyorum ki size: iyi bir savaş her davayı kutsallaştırır. sy 41
- devlet tüm soğuk canavarların en soğuğudur. soğuktur söylediği yalanlar da; ve şu yalan dökülür dudaklarından: " ben, devlet, halkın ta kendisiydim." yalandır bu! yaratıcılardı halkları yaratanlar ve onların üzerlerine birer inanç ve sevgi astılar: böylece, hizmet ettiler yaşama. birçokları için tuzaklar kuranlar ve bu tuzağı devlet diye adlandıranlar yok edicilerdir: bir kılıç ve yüzlerce hırs asarlar onların üzerine. nerede hala halk varsa, orada anlaşılmaz devlet ve uğursuzluk gözüyle bakılır ona, törelere ve yasalara yönelik bir günah olarak nefret edilir ondan. sy 43
- devlet diyorum, herkesin, iyilerin ve kötülerin zehir içtiği o yere: devlet, herkesin iyilerin ve kötülerin kendini kaybettiği yer: devlet herkesin yavaş yavaş intihar etmesine - "yaşam" adı verilen yer. sy 44
- bir köle misin? o halde bir dost olamazsın. bir tiran mısın? o halde dostların olamaz. çok uzun süredir bir köle ve bir tiran gizliydi kadında. bu yüzden kadın henüz yatkın değildir dostluğa: sadece aşkı bilir o. sy 51
- kendini yakmak istemelisin kendi ateşinde: nasıl yeniden doğmak isteyebilirsin ki önce kül olmadan? sy 59
- ahlakı yok edenler benim gözümde iyiler ve adillerdir: ahlak içermez benim öyküm. bir düşmanınız varsa, iyilikle karşılık vermeyin onun kötülüğüne: çünkü bu tavrınız onu utandırır. aksine ; onun da size iyi bir şey yapmış olduğunu kanıtlayın. utandıracağınıza öfkelenin! ve birisi size küfür ettiğinde hoşuma gitmez onun için dua etmeniz. siz de küfür edin biraz, daha iyi ! size büyük bir haksızlık yapıldığında derhal beş küçük haksızlık da siz yapın! korkunçtur haksızlığın altında yalnız ezileni görmek. bunu biliyor muydunuz? haksızlığı bölüşmek, haklılığı yarılamak demektir. ve ancak taşıyabilen almalı haksızlığı üzerine! küçük bir intikam daha insancadır hiç intikam alınmamasından. ve ceza, çiğneyip geçenler için bir hak ve bir onur olmadıkça, hoşlanmıyorum sizin cezanızdan da! haklılığını korumaktansa, kendini haksız görmek daha asildir, özellikle de haklı olunduğunda. ancak, yeterince zengin olmak gerekir bunun için.
- saygı duyuyorsunuz bana; ya günün birinde değişirse saygınız? dikkat edin de bir heykel devrilmesin üstünüze! zerdüşt'e inandığınızı söylüyorsunuz, öyle mi? ne önemi var ki zerdüşt'ün? siz benim müminlerimsiniz: ama ne önemi var ki, tüm müminlerin? henüz kendinizi aramamıştınız: bu sırada beni buldunuz. böyle yapar tüm müminler; bu yüzden değersizdir tüm inanışlar.
şimdi beni kaybetmenizi ve kendinizi bulmanızı istiyorum sizden; ancak hepiniz beni yadsıdığınızda yeniden döneceğim aranıza. sahiden, kardeşlerim, o zaman başka gözlerle arayacağım kaybolan çocuklarımı; başka bir sevgiyle seveceğim o zaman sizi. ve bir kez daha dostlarım olacaksınız benim; bir umudun çocukları olacaksınız: o zaman büyük öğle vaktini sizinle birlikte kutlamak için üçüncü kez aranızda olacağım. bu büyük öğle vaktinde, hayvan ile üstinsan arasındaki yolunun ortasında yer alır insan ve akşama giden yolunda en büyük umudunu kutlar: çünkü yeni bir sabaha giden yoldur bu. işte o zaman, batmakta olan kendini kutsayacaktır, öteye geçendir diye; ve bilgisinin güneşi tam tepededir o zaman.
"tüm tanrılar öldü: şimdi üstinsanın yaşamasını istiyoruz" - bu olsun büyük öğlede son dileğimiz! böyle buyurdu zerdüşt sy 73
- büyük iyilikler şükran borcu değil, intikam duygusu yaratırlar; ve küçük bir iyilik unutulmadığında kurt gibi kemirmeye başlar iyilik görenin içini. sy 84
- sonunda kendilerine karşı sahteleşene dek, güçlü sözlere, göstermelik erdemlere, parıltılı sahte başarılara bürünmüş bu şaşılar, bu gizlenmiş kurt yenikleri. çok dikkatli olun onlara karşı, ey siz daha yüce insanlar! çünkü dürüstlükten daha değerli ve daha az bulunur bir şey yoktur bugün benim gözümde. günümüz ayaktakımının günü değil mi ? ama ayaktakımı bilmez neyin büyük, neyin küçük, neyin doğru ve neyin dürüst olduğunu; masum bir eğrilik içindedir o: hep yalan söyler. sy 294
devamını gör...
normal sözlük'e eksileme butonu gelsin kampanyası
bir seri eksici olarak başlattığım kampanyadır. eksileme butonu olmayan sözlük olmaz. niye yok?
devamını gör...
van gogh'u van goh diye okumak
ne diyem mahmut mu diyem?
devamını gör...
kalbinizi en çok kıran cümle
sana güvenim kalmadı.
devamını gör...
kendime not
kendine engel olma. akışına bırak.
olanı yaşa. isyan etme artık .
olanı yaşa. isyan etme artık .
devamını gör...
e
arkadaş bu nasıl ucu açık bir başlık dediğim harf.
devamını gör...
acının tatlı tebessümü
açıklanamayan derin duyguların yüze vurmuş ifadesidir.
devamını gör...
alternatif prezervatif sloganları
bir salam markasından kopya çekmiş olsam da adını aç bitir tak bitir koyacağım markadır.
devamını gör...
şişeyi kafaya dikmek
içi cos eden bünyelere özgü durum. aman tikkat!
devamını gör...
kola içerken ağlamak
genelde burnuma asit kaçtığı için gözüm yaşarır. ama ağlamam.
devamını gör...
introsunu geçemediğiniz diziler
biriniz de çıkıp sherlock demedi mi be? ayıptır.
devamını gör...
kafein bağımlılığı
yeryüzündeki en yaygın bağımlılıklardan biridir.
kahve ve çay, ucuz ve rahat ulaşılabilirliği, üstüne legal oluşuyla bugün hemen herkesin hayatında. eşsiz kokusu, kıvamı ve çeşitli işlenme türleriyle bizi içine çeken, rahatlamamızı sağlayan içecekler bunlar. öyle ki sigarasını kahvesiz/çaysız içemeyen, bir fincan kahve olmadan güne başlayamayan milyonlarca insan var. her ne kadar bu örnekler size çok masum gelse de, yüzünüzü güldürse de bu çay ve kahve çılgınlığı, kafein bağımlılığını da beraberinde getiriyor.
sadece çay ve kahveden örnek vermiş olsam da meşrubat olarak içtiğimiz hemen her içecekte kafein bulunuyor (çikolatalı her şey, soğuk çay ve kola gibi çeşitli endüstriyel içecekler). öyle ki kafeinsiz diye satılan kahvelerin dahi bir fincanında 4 mg kadar kafein bulunduğu söyleniyor. bir bardak çayda 40-80 mg, bir fincan kahvede ise 70-100 mg kafein bulunduğu su götürmez bir gerçek (tabi ki çayın demliliği ve kahvenin sertliği, işleme biçimine göre kafein miktarları değişebilir).
kafein bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?
bir gün içinde ortalama ne kadar kahve, çay ve endüstriyel içecek tükettiğinizi hesaplayabilirsiniz. günde ortalama 7-8 bardak çayla birlikte 2-3 fincan kahve içen hemen her insanda kafein bağımlılığı baş gösteriyor. ilk başlarda günde 300 mg ile temelleri atılır, daha sonraları bu miktar 700 mg'ın üstüne çıkar. kafein bağımlılarının günlük aldıkları kafein miktarı 700 mg civarlarında dolaşıyor.
bununla birlikte vücuduna yeterli miktarda kafein almayan bağımlılar, belli bir noktadan sonra uyku problemleri, halsizlik, konsantrasyon eksikliği, motivasyon düşüklüğü, düşünsel aktivitede yavaşlama ve asabiyet gibi belli başlı belirtiler gösteriyor.
günde 4-5 fincan kahve içen ve 10 bardak çayın altına düşmeyen bir bağımlı olarak tanımımı yazdım, kahve-sigara yapmaya gidiyorum... *
kahve ve çay, ucuz ve rahat ulaşılabilirliği, üstüne legal oluşuyla bugün hemen herkesin hayatında. eşsiz kokusu, kıvamı ve çeşitli işlenme türleriyle bizi içine çeken, rahatlamamızı sağlayan içecekler bunlar. öyle ki sigarasını kahvesiz/çaysız içemeyen, bir fincan kahve olmadan güne başlayamayan milyonlarca insan var. her ne kadar bu örnekler size çok masum gelse de, yüzünüzü güldürse de bu çay ve kahve çılgınlığı, kafein bağımlılığını da beraberinde getiriyor.
sadece çay ve kahveden örnek vermiş olsam da meşrubat olarak içtiğimiz hemen her içecekte kafein bulunuyor (çikolatalı her şey, soğuk çay ve kola gibi çeşitli endüstriyel içecekler). öyle ki kafeinsiz diye satılan kahvelerin dahi bir fincanında 4 mg kadar kafein bulunduğu söyleniyor. bir bardak çayda 40-80 mg, bir fincan kahvede ise 70-100 mg kafein bulunduğu su götürmez bir gerçek (tabi ki çayın demliliği ve kahvenin sertliği, işleme biçimine göre kafein miktarları değişebilir).
kafein bağımlısı olduğumuzu nasıl anlarız?
bir gün içinde ortalama ne kadar kahve, çay ve endüstriyel içecek tükettiğinizi hesaplayabilirsiniz. günde ortalama 7-8 bardak çayla birlikte 2-3 fincan kahve içen hemen her insanda kafein bağımlılığı baş gösteriyor. ilk başlarda günde 300 mg ile temelleri atılır, daha sonraları bu miktar 700 mg'ın üstüne çıkar. kafein bağımlılarının günlük aldıkları kafein miktarı 700 mg civarlarında dolaşıyor.
bununla birlikte vücuduna yeterli miktarda kafein almayan bağımlılar, belli bir noktadan sonra uyku problemleri, halsizlik, konsantrasyon eksikliği, motivasyon düşüklüğü, düşünsel aktivitede yavaşlama ve asabiyet gibi belli başlı belirtiler gösteriyor.
günde 4-5 fincan kahve içen ve 10 bardak çayın altına düşmeyen bir bağımlı olarak tanımımı yazdım, kahve-sigara yapmaya gidiyorum... *
devamını gör...

