merceği olmayan bir tür görüntüleme yöntemi.

çeşitli amaçlarla kullanılabilir ama özellikle, göze zarar vermeden güneş tutulmalarını izlemek için idealdir. bunu basitçe şu şekilde yapabiliriz:

2 adet beyaz karton alıyoruz. bir tanesine iğne ile ufacık bir delik açıyoruz. kendimiz güneşe doğrudan bakmıyoruz. tutulma esnasında güneşin ışığını, bu iğne deliğinden geçiriyoruz ve geçen ışığı diğer kartona yansıtıyoruz. böylece elimizdeki deliksiz kartonun üzerinde güneşin "ters dönmüş" bir görüntüsü oluşuyor. bu kadar basit.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

bilmeni isterim ki herkes seninle aynı fikirde olmak zorunda değil ve bir insan sadece senin söylediklerine katılmadı diye kötü biri olmaz. farklı düşüncelere saygı duymayı öğrenmen dileğiyle.
t: bir yazar.
devamını gör...

"alp dağları arasındaki köy"
charles euphrasie kuwasseg
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

soğanın merkezi olup en lezzetli yeridir. bir kıza verildiği takdirde seni çok seviyorum anlamı taşır.
devamını gör...


kule, boyu eninin en az iki katı olan, herhangi bir yapı malzemesinden yapılmış yapıdır. ilk ortaya çıkış nedenleri düşmanları önceden görüp, korunmak olan kuleler zamanla; alçakta bulunan yerler su dağıtımı, sanat eseri, yerleşim, gözetleme, turistik amaçlar ile de kullanılmıştır. demiş vikipedi amca kuleler için. tabii çeşitleri vardır. savunma kuleleri, hava kontrol kuleleri gibi.


dünya üzerinde yüzlerce kule vardır. ülkemizde çok yakın bir zamanda hizmete açılan çamlıca kulesi de bir radyo kulesidir aynı zamanda burada çeşitli yemek organizasyonlarının vs. da yapılabileceği söyleniyor tabii ki bizim gibi düşük bütçeye sahip, ay sonunu zar zor getiren insanlar için değil bu organizasyonlar, daha yüksek bütçeye sahip iş insanları, para babaları vs. düzenleyebilir ancak.

dünyanın en uzun kulesi olması beklenen cidde kulesinin ise inşaatı hala devam etmekte. planlamaya göre cidde kulesi tamamlandığında, 1 kilometrelik uzunluğuyla dünyanın en uzun kulesi olacak. bu kulenin, insanların barınması amacıyla kullanılacağı biliniyor. zaten kendisi bir ''gökdelen'' projesi.

şu anda dünyanın en uzun kulesi-gökdeleni ise 4 ocak 2010 tarihinde inşası tamamlanan burj khalifa (burc halife) kulesidir. bu kule-gökdelen ise 828 metrelik uzunluğa sahiptir ve 160 katı kullanılabilir durumdadır.

şu anda dünyanın en yüksek ikinci kulesi ise şubat 2012'de inşaatı tamamlanan tokyo skytree kulesi. aslında bu dünyanın en yüksek kulesi ve dünyanın en uzun ikinci yapıtı olarak geçiyor ama bu durum burj khalifa'yı kule olarak kabul edip etmemeye bağlı olarak değişebiliyor.

günümüzde avrupa'nın en yüksek kulesi ise rusya'nın moskova şehrinde bulunan ostankino kulesi. bu kule aynı zamanda 1967-1976 yılları arasında dünyanın en yüksek yapısı unvanını elinde bulundurmuş.

orta doğu olarak tanımlanan bölgenin en yüksek kulesi ise iran'ın tahran şehrinde bulunan milad kulesi.

afrika'nın en yüksek kulesi ise güney afrika'nın johannesburg şehrinde bulunan hillbrow kulesi.



kaynak: vikipedi.
devamını gör...

küçükken bütün kuzenlerimle anneannemin bahçesinde birleşip topladığımız, yüzümüzü türlü mimiklere sokan meyve.

(bkz: nostalji 101)
devamını gör...

nasa'da çalışan ve astromut nikiyle forumlarda yazan bir abd'li eleman, yaklaşık 20 saat sonra jüpiter ve satürn'ün kavuşmasını kendi teleskobundan canlı yayımlayacak.

izlemek isteyenler şimdiden önkoltukta yerini ayırtsın:

devamını gör...

tek lokmalık minik.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kahvaltılık, haşlama yumurta, patatesli,peynirli gözleme.*
devamını gör...

gerek olduğunu düşünmüyorum. zaten bir yere girerken karekod ile giriş yapılıyor. seyahat için tc kimlik numarası yazınca çıkıyor. ezberlemek boş iş.
devamını gör...

günaydı mı? bugün doğum günüm ve keyifsiz bi gün olacakmış gibi sözlük.
ve ben annemi çok özledim.
devamını gör...

bir evrenin iki yarısı: güneş ve ay

güneş ve ay hakkında geçmişten beri birçok düşünce ortaya atılmıştır. kimileri onları sürekli birbirlerini kovalayan, ezeli iki düşman kimileri de birbirlerine tutkun iki aşık olarak tasvir etmiştir. benim zihnimdeki hikayede de onlar iki aşık. asla kavuşamayan, hep bir arada olabilmek için çırpınan ama birbirlerinden de bir o kadar uzakta olan iki aşık... iki farklı hayata sahip olan. işte onların hikayesi de böyle başladı:

aşıklardan birisi olan güneş, günü açardı. tüm parlaklığıyla herkesin gözünü kamaştırırdı. gören herkes birkaç saniyeden daha fazla bakamazdı bu aşığa. güneşin tüm parlaklığı aşkında gelirdi. o'nun içindi hepsi. gün güzelse o'nun içindi. hava güzelse o'nun eseriydi. aşkından mest olmuş bir şekilde, yaptığı her şey aşkı içindi. kimi zaman özlemin buruk acısıyla kavururdu çölleri. kimi zaman da kışın dışarıda üşüyen yürekleri ısıtırdı kendi yüreğinin sıcaklığıyla. ona göre sevgisinin göstergesiydi ışığı. çünkü aşkı olmasaydı o ışığın bir anlamı da olmazdı. o hiç var olmamış olsaydı o zaman kendi varlığının ne önemi kalırdı ki? kendi mevcudiyeti aşkının varlığına bağlıydı...

diğer aşık ay ise gece gelirdi. karanlığı severdi. gecenin ortasında mağrur ve gururlu duruşuyla herkesi kendine hayran bırakırdı. aşkı ne kadar enerji doluysa o, o kadar sakin bir yapıya sahipti. içindeki fırtınaları sevdiğinden başka kimseye göstermezdi. nitekim ondan başka kimse de görmezdi yüreğindeki yangınları. belki de ona bu kadar bağlı olmasının sebebi buydu. onu bir tek sevdiği anlardı. bir tek onun sözleri değerliydi. çünkü her zaman söylenecek doğru kelimeleri hiç zorluk çekmeden bulurdu. kalbinde kendine bile söylemediği kelimeleri ne güzel de bir araya getirirdi. adeta 'iç sesinin dış sesi'ydi. bu evrende onun karanlığını aydınlatabilecek bir tek o vardı.

bu iki aşık çok farklı olmalarına rağmen birbirlerine o farklılıklar kadar bağlıydılar. hani "gün ve gece kadar ayrı olmak" tabiri vardır ya, bizim aşıklar bu tabire hiç anlam veremezlerdi. farklı olduklarını inkar ettikleri yoktu ama aşkın ve sevginin, ne kadar ayrı olurlarsa olsunlar birleştiremeyeceği kimse olmadığının en güzel kanıtıydılar. buna rağmen insanlar sevdikleri kişide kendilerinden farklı bir taraf görünce hemen karalar bağlarlardı. bunu gören güneş ve ay insanların sevinmesi gereken yerde neden üzüldüklerini de anlamazlardı. çünkü onlar birbirleri sayesinde hayata başka bir pencereden bakabilmeyi öğrenmişlerdi. mesela güneş aslında karanlıktan korkardı. ta ki zifiri karanlık bir gecede ay onun elinden tutana kadar. o karanlığın içinde ikisi yürürken güneş ilk defa kendini böyle bir anda çok güvende hissettiğini fark etti. karanlığın barındırdığı o belirsizlik onu korkutmuyordu artık. aksine canından çok sevdiği ay ile beraber o karanlığa adım atmak, orayı keşfe çıkmak ve aşklarıyla aydınlatmak istiyordu.

ay ise her zaman o karanlıkta yaşamıştı. ruhu geceye aitti. aydınlık yerlerde duramaz hemen gölgeye kaçardı. fakat güneşin elini tutunca ışığın o kadar da kötü olmadığını düşünmeye başladı. hatta alışabilirdi de aydınlığa. sevebilirdi bile... yanında sevdiği olduktan sonra geceyi aydınlatmak bir başka güzeldi neticede.

tabii bizim aşıkların yan yana gelebildikleri zamanlar çok azdı. özlem ve hasret onların hep yanındaydı. en iyi dostlarıydı hatta. az görüşebilmelerinden dolayı ikisinin de tek isteği birlikte olabilmekti. fakat yılda yalnızca birkaç kez bir araya gelebiliyorlardı.

insanlar buna güneş tutulması diyordu ve çok az kavuşabilen bu iki aşığın beraberlikleri herkesin gözlerini kamaştırıyordu.

onlar içinse bu anlar kalp tutulmasıydı. çünkü birbirlerine yavaş yavaş yaklaşırlarken kalplerinin son derece olan hızı bir anda, karşı karşıya olduklarında, dururdu. o an insanlar o karşılaşmayla mest olmuşken, onlar bu özel anın tadını çıkarırlardı.

güneş uzun uzun bakardı sevdiğine. ay da ona karşılık verirdi. gözlerini ayıramazlardı. o kısa anların bir saniyesini bile ziyan etmek istemezlerdi. zira ikisi içinde sevdiğine bakamadığı her saniye ziyan olmuş zamandı. o an konuşmayı unuturlardı. sadece birbirlerine bakarlar ve o anın tadını çıkarırlardı. ışıl ışıl olan bakışları sevinçlerini anlatmaya yetmezdi.

o kısa anlarda konuşacak pek vakit bulamadıklarından daha sonra okumak üzere birbirlerine yazdıkları mektupları verirlerdi. hatta bu yüzdendi göğün bazen renk değiştirmesi. ikisi de mektupları okurlarken kâh güler kâh ağlarlardı. göğün rengi değişirdi onların ruh haline göre. bazen bulutlanırdı hava, güneş yüzünü göstermek istemezdi. bazen ay hiç gelmezdi, hatta bütün ışığını yitirirdi. bazen de hava o kadar güzel olurdu ki güneş doğaya ve canlılara hayat verirdi. ay ise en güzel gülümsemesini o gecelere saklardı.

hep özlerlerdi birbirlerini hep uzaklardı... ve bu uzaklık onları asıl yakınlaştıran şeydi. hallerinde memnundular. özlem, aşkın en güzel haliydi çünkü. aşkın en güzel ve en saf olan hali... çektikleri tüm acılara ve üzüntülere değerdi onların sevgisi. her ayrıldıklarında da bilirlerdi, her ayrılık bir son değil, aksine her ayrılık yeni bir başlangıçtı onların yüreğinde. kısacası onlar bu evrenin en imkansız aşkına sahiptiler ama aynı zamanda da en imkanlı aşkına...

edit: uzun zamandır yoktum herkese merhabaaa. bu benim 300. gönderim ve özel bir yazı olsun istedim. bu yüzden de sanırım yazdığım hikayeler arasında en sevdiğim hikaye olmaya aday olan hikayeyi yani ay ve güneşin hikayesini benim bakışımdan olabildiğince anlatmaya çalıştım. onlara böyle güzel bir hikaye yazmak çok farklı ve özeldi. umarım sizlerde beğenmişsinizdir. güneş ve ayın birlikteliği benim ilişkime de benzediği için onların hikayesinin bende yeri ayrıdır. tüm benzerlik ve farklılıklarına rağmen sevmekten ve sevilmekten vazgeçmeyen herkese de umut olması dileğiyle...

bir sonraki hikayede görüşmek üzere. o zamana kadar da kendinize çok iyi bakın, aşkla bakın*.
devamını gör...

bir kavga sonucu kavga çıktığı için pişman olan insanlardan birinin kullandığı cümledir.

kavganın uzlaştırılması için önemli bir adımdır.
devamını gör...

öğretmenlik. bir kere vicdani bir sorumluluğu var. nesil yetiştiriyorsun.
devamını gör...

en güzel muğla türkülerini tolga çandar üstad söyler. aynı zamanda kendisi de muğlalıdır.

(bkz: tolga çandar)
devamını gör...

selam insanlar, günaydın canım takipçilerim.
farkındaysanız yine ayrımcı bir tavırla takipçilerimi el üstünde tutarak diğerlerini ayrı tuttum.
çünkü neden yapmayayım?
onlar benim yavru kurtlarım.

neyse asıl konumuza gelelim, artık bu başlığa aşina olan arkadaşlarımız biliyor ki ben güne her zaman eksi bakiyeyle mağma seviyesinden ancak başlayabiliyorum.
bugün de yine geleneksel motivasyon konuşmamla zorda olsa güne başladım.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

şimdi kahvaltıya gidiyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

hepinize hayırlı günler ama en çok takipçilerime, haydi rastgele.
devamını gör...

hiç bilmediğim bir insana hiç kimseye anlatmadığım şeyler anlatmak isterdim. tek başıma olmadığımı hissetmek, buna tüm kalbimle şahit olmak isterdim.
devamını gör...

şu an 27 yaşında olmama rağmen iki sene önce anladığım durumdur, hissedebildiğin insan karşına çıkmamıştır da söylenebilir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

güney afrikadaki beyazlar, bu grubun "bad moon rising" şarkısı çalarken, filmlerde gördüğümüz kovboyların dansını yapıyordu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim