ağlayan çocuğu susturma teknikleri
önce neden ağladığıni bilmeliyiz. cocuklar ilk olarak fiziksel ihtiyaçları karşılanmasi için ağlar. bazen çocuk fiziksel ihtiyacı farkedip istemek yerine başka bir şey için ağlamaya başlar ama özünde sebep fiziksel ihtiyaçların karşılanmamasidir. örneğin aşırı hareketli görünen bir çocuk uyku saati geçtiği dusunulmezse bir süre sonra sudan sebeplerle aglayacaktir. yetişkin onun ağlama sebebinin uykusuzluk olduğunu farketmezse ağlama davranışı başka sebeplere kaymaya devam edecektir. bu nedenle çocukların fiziksel ihtiyaçları rutin olarak karşılanmalıdır. düzenli bir hayat ağlama sayı ve süresini azaltır.
başka bir ağlama sebebi ise engellenmişlik hissidir. özellikle 1.5 yaş ile başlayip 3 yaşına kadar hatta belki biraz daha ötesine kadar devam eder. çünkü bu yaşta çocuk memeden emzikten bezden ayrılmak zorunda kalmaktadır ayni zamanda yürüme yemek yeme deneme yanılmalarda bulunmak isteyecek ve çoğu zaman engellenecektir. bu nedenle en çok ağlama bu surecte olur. bu dönemde yetişkin çocuğun çevresini düzenleme, deneme yanılmalarina fırsat vermelidir. memeden ve emzikten ayirma tuvalet eğitimi alanında doğru uygulamalar da ağlama süresini ve miktarını azaltir.
4 yaşından sonra çocukların aglama davranışında azalma beklenir. okula başlayan ve sosyalleşen çocuk eğer ağlıyorsa cogu zaman ağlama nedenini net ifade eder. bu noktada ağlama sebebi ilgi çekmek mi , sıraya veya kurala uymakta zorlanmak mi, isteklerini ağlayarak elde etme çabası mi olduğuna dikkat edilmelidir. haklı bir isteği ağlayarak elde etmeye çalışan çocuğa, kurallara uymak istemeyen , sıra beklemeyen çocuğa bu dönemde önce bir kaç kez uyararak ama sonunda tutarlı bir şekilde ağladığı için istediği şeyi haklı olsa da hı elde edemeyeceği gösterilmelidir.
ağlama anında konuşmak, ağlama demek, özellikle düştüğü icinn aglayan çocuğa kızmak , sen nasıl abla/abisin vb demek ağlamayı azaltmaz.
çocuklar ağlar. ağlamak onların duygularını ifade ediş şeklidir. her çocuğun fıtratı farklidir. bazı çocuğun ağlamasına izin verip şefkat gösterip "hadi biraz ağla, sakinlesince konuşalım" diyerek başını oksadiginiz zaman susabilir. bazı çocuk ise baslayinca dürtüsel olarak susmayı başaramaz. bu tip çocuklar için en kısa ve etkili yol dikkati başka yöne çekmektir.
sustirmak icin daha çok bağırmak , sarsmak, neden ağlıyorsun diye bağırmak o anda sustursa bile ileriki dönemlerde ağlama süresini artırır. çünkü her çocuğun ihtiyacı sakin ve güvenilir bir yetiskindir.
başka bir ağlama sebebi ise engellenmişlik hissidir. özellikle 1.5 yaş ile başlayip 3 yaşına kadar hatta belki biraz daha ötesine kadar devam eder. çünkü bu yaşta çocuk memeden emzikten bezden ayrılmak zorunda kalmaktadır ayni zamanda yürüme yemek yeme deneme yanılmalarda bulunmak isteyecek ve çoğu zaman engellenecektir. bu nedenle en çok ağlama bu surecte olur. bu dönemde yetişkin çocuğun çevresini düzenleme, deneme yanılmalarina fırsat vermelidir. memeden ve emzikten ayirma tuvalet eğitimi alanında doğru uygulamalar da ağlama süresini ve miktarını azaltir.
4 yaşından sonra çocukların aglama davranışında azalma beklenir. okula başlayan ve sosyalleşen çocuk eğer ağlıyorsa cogu zaman ağlama nedenini net ifade eder. bu noktada ağlama sebebi ilgi çekmek mi , sıraya veya kurala uymakta zorlanmak mi, isteklerini ağlayarak elde etme çabası mi olduğuna dikkat edilmelidir. haklı bir isteği ağlayarak elde etmeye çalışan çocuğa, kurallara uymak istemeyen , sıra beklemeyen çocuğa bu dönemde önce bir kaç kez uyararak ama sonunda tutarlı bir şekilde ağladığı için istediği şeyi haklı olsa da hı elde edemeyeceği gösterilmelidir.
ağlama anında konuşmak, ağlama demek, özellikle düştüğü icinn aglayan çocuğa kızmak , sen nasıl abla/abisin vb demek ağlamayı azaltmaz.
çocuklar ağlar. ağlamak onların duygularını ifade ediş şeklidir. her çocuğun fıtratı farklidir. bazı çocuğun ağlamasına izin verip şefkat gösterip "hadi biraz ağla, sakinlesince konuşalım" diyerek başını oksadiginiz zaman susabilir. bazı çocuk ise baslayinca dürtüsel olarak susmayı başaramaz. bu tip çocuklar için en kısa ve etkili yol dikkati başka yöne çekmektir.
sustirmak icin daha çok bağırmak , sarsmak, neden ağlıyorsun diye bağırmak o anda sustursa bile ileriki dönemlerde ağlama süresini artırır. çünkü her çocuğun ihtiyacı sakin ve güvenilir bir yetiskindir.
devamını gör...
okunması gereken kitaplar
reşat nuri güntekin - çalıkuşu
ferit edgü - hakkari'de bir mevsim
orhan pamuk - masumiyet müzesi
zülfü livaneli - son ada
nazım hikmet - 835 satır
harper lee - bülbülü öldürmek
ahmet ümit - istanbul hatırası
hasan ali toptaş - kuşlar yasına gider
paulo coelho - simyacı
halide edip adıvar -mor salkımlı ev
ferit edgü - hakkari'de bir mevsim
orhan pamuk - masumiyet müzesi
zülfü livaneli - son ada
nazım hikmet - 835 satır
harper lee - bülbülü öldürmek
ahmet ümit - istanbul hatırası
hasan ali toptaş - kuşlar yasına gider
paulo coelho - simyacı
halide edip adıvar -mor salkımlı ev
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
sözlükteki en iyi stalker.
devamını gör...
geceye büyük bir lider bırak
son peygamber hz muhammed.
büyük liderlerin, açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan vatandaşları olmayacağı için aklıma başka kimse de gelmiyor.
büyük liderlerin, açlık ve yoksulluk sınırının altında yaşayan vatandaşları olmayacağı için aklıma başka kimse de gelmiyor.
devamını gör...
keremyildiz
yaptığı tanım ve açtığı başlık sayısı karma puanından yüksek olan yazar. bu istatistik bile kalite sorunu olduğuna işaret.
devamını gör...
oksitosin
--- alıntı ---
son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir.
bu nedenle bu hormona bazen "aşk hormonu" da denmektedir. oksitosin salgılanmasındaki yetersizlik sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili bulunmuştur.
--- alıntı ---
son zamanlardaki çalışmalar oksitosin hormonunun davranışlar üzerine etkisini de ortaya koymaktadır. örneğin; orgazm, sosyal tanıma, eşler arasındaki bağ, anksiyete ve anne davranışları bu davranışlar arasında sayılabilir.
bu nedenle bu hormona bazen "aşk hormonu" da denmektedir. oksitosin salgılanmasındaki yetersizlik sosyopati, psikopati, narsisizm ve genel manipülasyon eğilimi ile ilişkili bulunmuştur.
--- alıntı ---
devamını gör...
hayvan besleme furyası
hayvanı beslemek daha az maliyetli değil. hatta sadece beslemek değil, rutin kontrolleri, bakım zımbırtıları vs benim kendime ayırdığım bütçeden oldukça fazlaya gelmekte. bu ona nasıl bakmak istediğinizle ilgili galiba,mesela ben istiyorum ki çiçek gibi olsun. genelde kendime alışveriş yaparken of ya buna o kadar para verilmez şimdi kafasına girerken, oğluma bişiler alırken fiyatına bile bakmıyorum,yeter ki mutlu ve huzurlu olsun.
devamını gör...
trip olarak sofrayı terk ettikten sonraki süreç
gece gizli gizli yemek yeme sebebidir.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sevgili yazarlar.
güneşli günler görünüz.
güneşli günler görünüz.
devamını gör...
sigara içmeyen insan
mantığıyla hareket eden kişidir.
devamını gör...
black sabbath
n.i.b. şarkısını sabah işe giderken arabada son ses açtığım, gençliğimde çok dinlediğim grup.
devamını gör...
mesaj atıp engel koymak
bazı sözlük yazarlarının 'en son en ben söyledim ben söyledim ahahaha' diye nanik yapma şeklidir. bildiğin cahil şeysi. madem karşındakine engel koyacaksın o zaman o kişiyle ya hiç muhatap olmayacaksın ya da sana cevap yazma hakkına saygı duyacaksın. duymuyorsan saygısız öküzün tekisin demektir. kimse kusura bakmasın.
devamını gör...
iş görüşmesi
görüşme sonunda size soru sormalarına izin verdiklerinde, "neden bu pozisyonda ilan açtıklarını" sorun. çünkü işyerinde problem yoksa personel alınmaz. bir ihtiyaçları vardır, sizi o ihtiyacı karşılayacağınızı düşündükleri için çağırmışlardır.
bu soru ile alacağınız cevap ile hangi işi yapacağınız hakkında daha net bir fikre sahip olabilirsiniz. insan kaynakları bu soruya cevap veremese bile teknik mülakatta kesin bir cevap alırsınız.
bu soru ile alacağınız cevap ile hangi işi yapacağınız hakkında daha net bir fikre sahip olabilirsiniz. insan kaynakları bu soruya cevap veremese bile teknik mülakatta kesin bir cevap alırsınız.
devamını gör...
normal sözlük seni seviyorum mesajı etkinliği
içimdeki realisti buraya salacağım etkinliktir. mesaj mı bekliyorsunuz? geleceğini sanmıyorum. boşuna beklemen guzuuum. sevmiyor, seviyor, sevmiyor. tükendi o papatyanın yaprakları. kulpunu koparman fayda etmez. hadi çıkın şimdi bu başlıktan.
devamını gör...
müşteriyi tezgahtar sanmak
koçtaş'ın bahçe bölümünde tek başıma dolanıyorum. canlı çiçek alıcam lakin bi sorun var, çiçek bakımından anlamıyorum pek. az buçuk fikrim varsa da yani bi kamer genç değilim en nihayetinde. ilk girdiğimde bölümde birkaç kişi varken, bi süre sonra tek kalıyorum. arkada da beyaz kıyafetli bir kadın çalışan var, biyerleri falan düzeltiyor çiçeklere bakıyor. normalde bahçe bölümüyle turuncu tulumlu abiler ilgileniyor, çiçek bakımı toprak bilmem ne her nevi soruyu yanıtlıyorlar. onlar yok herhalde diyorum kendi kendime, ya da onların görev tanımının yanında bi de bu ablanın yaptığı iş var.
biraz bakındıktan sonra bi çiçeği gözüme kestirdim. güzel de duruyor, adını da google'ladım bakımı çok zor gibi değil ama yine de emin olmak için görevliye sormak istedim. göz ucuyla baktım, beyaz kıyafetli bir kadın arkalarda biyerlerde dolanıyor. tamam.
- çok afedersiniz bişi sorucaktım, bakabilir misiniz.
+ buyrun?
- bunların bakımı hakkında bilginiz var mı nasıldır yani, kolay mıdır sizce?
şöylece bi gösterdiğim saksıya doğru bakar.
+ üzgünüm, bilmiyorum.
- nı. nı. nasıl?
+ nı. nı. n. nasıl?
- n.n.n. ...
+ ...
iki kişilik karşılıklı mavi ekran öncesi ben kadını çalışan, kadın beni koçtaş'tan hatun düşürmek için muhabbet kovalayan adam sanmıştır. ama bu bilgi açığa çıkmadan önce hanımefendinin beynini biraz daha yakmam gerekmektedir.
- peki bilen bir arkadaşınız var mı?
+ ...?
- -_^
benimki epey köşeliyse de, neyse ki onun jetonu sonunda düşer de mevzu anlaşılır. özürler mözürlerle çiçeği alıp yere bakarak kasaya giderim.
2 ayda soldu o çiçek.
biraz bakındıktan sonra bi çiçeği gözüme kestirdim. güzel de duruyor, adını da google'ladım bakımı çok zor gibi değil ama yine de emin olmak için görevliye sormak istedim. göz ucuyla baktım, beyaz kıyafetli bir kadın arkalarda biyerlerde dolanıyor. tamam.
- çok afedersiniz bişi sorucaktım, bakabilir misiniz.
+ buyrun?
- bunların bakımı hakkında bilginiz var mı nasıldır yani, kolay mıdır sizce?
şöylece bi gösterdiğim saksıya doğru bakar.
+ üzgünüm, bilmiyorum.
- nı. nı. nasıl?
+ nı. nı. n. nasıl?
- n.n.n. ...
+ ...
iki kişilik karşılıklı mavi ekran öncesi ben kadını çalışan, kadın beni koçtaş'tan hatun düşürmek için muhabbet kovalayan adam sanmıştır. ama bu bilgi açığa çıkmadan önce hanımefendinin beynini biraz daha yakmam gerekmektedir.
- peki bilen bir arkadaşınız var mı?
+ ...?
- -_^
benimki epey köşeliyse de, neyse ki onun jetonu sonunda düşer de mevzu anlaşılır. özürler mözürlerle çiçeği alıp yere bakarak kasaya giderim.
2 ayda soldu o çiçek.
devamını gör...
insanları tanıdıkça yalnızlığı sevmek
kalbi paramparça olan insanlar, yalnızlığı severler. çünkü insanları sevmek birçok kez hayal kırıklığına uğramalarına neden olmuştur. insanların kötü yüzünü defalarca tecrübe eden bir insan, kendinden başka kimseye ihtiyaç duymayacaktır.
devamını gör...
rüya
uyku içi ulaşılabilir türde bir hayat simülasyonu. öyle ki hem iyi hem kötüsü var. ikisinde de bazen başrollerdeyiz, bazen de araya kaynıyoruz. ikisinde de tanıdık tanımadık bir sürü insan, his, çevre ile cebelleşiyoruz. ikisinde de belki sadece rüyalar bize bir miktar özgürlük tanıyor yeni mekanlar yaratma konusunda. gerçi herkes aynı rüyayı görseydi kesin onun da topolojisi üzerine saatlerce ahkâm kesenlerimiz olurdu.
bana göre rüya bu hayatın ikinci kanalı. gün içinde alakalı alakasız hangi imge ya da düşünce yosun tutuyorsa aklımın sularında, hop kumandanın iki numaralı tuşunda yer buluyor kendine. artık özlediğim, beklediğim, kırıldığım, kavuşamayacağım, sevindiğim, üzüldüğüm, korktuğum ve hayıflandığım her ne varsa pat diye ekranda beliriyor. gerçek hayatta olmayan mekanlarda, olmadık denizlerin dibinde, olmadık kişiler arasında geçen diyalogların tam ortasında geçiyor olaylar. uyanmaya yakın en belirgin haliyle, uyandıktan birkaç dakika sonra fotoğraf halinde, gün içinde ise hislerle belirip kayboluyor zihnimden. "eee, nereye gitti o kadar tantana?" derken bir de bakıyorum ki, yosunlara yeniden öbekleşmiş, renk renk.
sahi, rüyaların yapıldığı madde neydi?
bana göre rüya bu hayatın ikinci kanalı. gün içinde alakalı alakasız hangi imge ya da düşünce yosun tutuyorsa aklımın sularında, hop kumandanın iki numaralı tuşunda yer buluyor kendine. artık özlediğim, beklediğim, kırıldığım, kavuşamayacağım, sevindiğim, üzüldüğüm, korktuğum ve hayıflandığım her ne varsa pat diye ekranda beliriyor. gerçek hayatta olmayan mekanlarda, olmadık denizlerin dibinde, olmadık kişiler arasında geçen diyalogların tam ortasında geçiyor olaylar. uyanmaya yakın en belirgin haliyle, uyandıktan birkaç dakika sonra fotoğraf halinde, gün içinde ise hislerle belirip kayboluyor zihnimden. "eee, nereye gitti o kadar tantana?" derken bir de bakıyorum ki, yosunlara yeniden öbekleşmiş, renk renk.
sahi, rüyaların yapıldığı madde neydi?
devamını gör...
katil can göktuğ boz'un avukat annesi
uzun yıllar bir şizofreni hastasıyla uğraştığım için kanaatimi rahatlıkla söyleyeyebilirim:
şizofreni hastaları birinci tedavi olarak en az 30 gün hastanede yatmalıdır. bunu ben değil, uzun yıllar bir devlet üniversitesinin psikiyatri bölümünün başkanlığını yapmış bir profesör söylemişti bana. ancak hasta sayısı çok (sadece şizofreni değil diğer hastalar da) yatak sayısı çok ama çok az olduğu için sadece 15 gün yatırıyorlar hastanede.
bunun dışında, annesinin babasının beyanlarından anlaşıldığı üzere ağızdan ilaçla tedavi etmeye çalışmışlar katili. ben size söyleyeyim, kullandığı ilaç büyük ihitmal leponex veya eşdeğeri bir ilaçtır. şizofren hastaları yakından gözleyen biri olarak söyleyebilirim ki, hasta, ilacı ağzına zorla koysanız bile sizi aldatır, o ilacı yutmaz. kaç gün ilacı verdikten sonra ğız içi kontrol yapabilirsiniz?
ben kendi hastamı bir tesadüf sonucu öğrendiğim ankara'da özel bir psikiyatri hastanesine götürdüm. oradaki doktor öykümüzü dinledikten sonra bize bir depo iğne denilen ilaç verdi. ilk dozu cebimden aldım, ikinci dozu devlet ödedi, üçüncü dozu gene cebimden ödedim, sonra ilaç raporu çıkarttırıp (ki yirmi takla attım, kavga ettim o ilacın rapora yazılması için) sürekli hale getirdim. bir süre sonra daha etkili bir ilaç çıktı. şimdi onu kulanıyoruz.
çalıştığım iş yerinde hem bir çalışanımın, hem çaycımızın kızkardeşleri de aynı hastalıktan muztariplermiş. ikisi de istismar edilen kadınlarmış. onlar da leponex kullanıyormuş. kendilerine bizim ilacın adını verdim. doktorların tepkisi "nereden öğrendiniz siz bu ilacı" olmuş. onlar da zorlayıp yazdırmışlar. aradan üç ay geçtikten sonra bana dua ediyorlardı.
burada da katil kişi sadece hapla tedavi ediliyorsa, kılıcın sapından yüce devletimiz de tutmuş demektir. çünkü yazılmasını pek istemiyorlar. çünkü bir doz ilaç 2000 liranın üstünde. böylece bin türlü kötü düşüncenin içinde yuvarlanan şizofreni hastası bir ya da birden fazla insanı, annesini, babasını, karısını, kardeşini, çocuğunu kesecek hale gelebiliyor.
şizofreni hastaları birinci tedavi olarak en az 30 gün hastanede yatmalıdır. bunu ben değil, uzun yıllar bir devlet üniversitesinin psikiyatri bölümünün başkanlığını yapmış bir profesör söylemişti bana. ancak hasta sayısı çok (sadece şizofreni değil diğer hastalar da) yatak sayısı çok ama çok az olduğu için sadece 15 gün yatırıyorlar hastanede.
bunun dışında, annesinin babasının beyanlarından anlaşıldığı üzere ağızdan ilaçla tedavi etmeye çalışmışlar katili. ben size söyleyeyim, kullandığı ilaç büyük ihitmal leponex veya eşdeğeri bir ilaçtır. şizofren hastaları yakından gözleyen biri olarak söyleyebilirim ki, hasta, ilacı ağzına zorla koysanız bile sizi aldatır, o ilacı yutmaz. kaç gün ilacı verdikten sonra ğız içi kontrol yapabilirsiniz?
ben kendi hastamı bir tesadüf sonucu öğrendiğim ankara'da özel bir psikiyatri hastanesine götürdüm. oradaki doktor öykümüzü dinledikten sonra bize bir depo iğne denilen ilaç verdi. ilk dozu cebimden aldım, ikinci dozu devlet ödedi, üçüncü dozu gene cebimden ödedim, sonra ilaç raporu çıkarttırıp (ki yirmi takla attım, kavga ettim o ilacın rapora yazılması için) sürekli hale getirdim. bir süre sonra daha etkili bir ilaç çıktı. şimdi onu kulanıyoruz.
çalıştığım iş yerinde hem bir çalışanımın, hem çaycımızın kızkardeşleri de aynı hastalıktan muztariplermiş. ikisi de istismar edilen kadınlarmış. onlar da leponex kullanıyormuş. kendilerine bizim ilacın adını verdim. doktorların tepkisi "nereden öğrendiniz siz bu ilacı" olmuş. onlar da zorlayıp yazdırmışlar. aradan üç ay geçtikten sonra bana dua ediyorlardı.
burada da katil kişi sadece hapla tedavi ediliyorsa, kılıcın sapından yüce devletimiz de tutmuş demektir. çünkü yazılmasını pek istemiyorlar. çünkü bir doz ilaç 2000 liranın üstünde. böylece bin türlü kötü düşüncenin içinde yuvarlanan şizofreni hastası bir ya da birden fazla insanı, annesini, babasını, karısını, kardeşini, çocuğunu kesecek hale gelebiliyor.
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
mutlu mu yoksa sinirli mi olduğumu anlayamadığım bir güne 'merhaba' dedim. haremlik selamlik diye karate kursuna kaydettiren babama ne desem kifayetsiz.
bari aikidoya kaydımı yaptırsaydın. aikido 2. seviye kahverengi kuşağım vardı. *
bu kursu tavsiye eden de bayburtlu bir komşumuz. kızları çarşaflı falan...
'baba onlar ninja kategorisinden direkt girmişlerdir' deyince; yarıla yarıla güldü bir de...
mutlu mu yoksa sinirli mi olduğumu anlayamadığım bir güne 'merhaba' dedim. haremlik selamlik diye karate kursuna kaydettiren babama ne desem kifayetsiz.
bari aikidoya kaydımı yaptırsaydın. aikido 2. seviye kahverengi kuşağım vardı. *
bu kursu tavsiye eden de bayburtlu bir komşumuz. kızları çarşaflı falan...
'baba onlar ninja kategorisinden direkt girmişlerdir' deyince; yarıla yarıla güldü bir de...
devamını gör...
