hep birlikte yoldaş benjamin'in ocağına incir ağacı dikiyoruz. beğen butonu çöksün sevgili yazar kardeşlerim.
devamını gör...

eve varınca haber et, seversin diye aldım ve daha niceleri.
devamını gör...

otel transilvanya 2, genndy tartakovsky yönetmenliğinde 2015 yılında çekilmiştir. fantastik, çocuk, komedi türlerinde animasyon filmidir.

robert smigel, adam sandler senaristliğini yapmıştır.

canavarlar oteli insanlara kapılarını açmışa benziyor. kont drakula damadı jonathan'ı otelde görevlendiriyor ve bir takım değişiklikler yapmasına izin veriyor. neden mi? tabi ki mavis ve dünyalar tatlısı dennis otelde kalmaya devam etsin diye.

dennis'in vampir özelliklerinin olmayışı drakula'yı biraz endişelendiriyor. torunuyla hayal ettiği gibi bir ilişki kurabilmek ve vampir soyunu devam ettirebilmek için dennis'in vampir olması şart. ama nasıl?

mavis babasının baskılarından bıktığı ve dennis'in başka bir dünyayı da görüp içe kapalı olmadan yaşamasını da istediği için jonathan'ın ailesinin yanına taşınmayı düşünüyor.

bir yandan drakula'nın planlarını işletebilmesi için dennis'le yalnız kalması gerekiriyor ve jonathanla bir anlaşma yapıp mavis'i otelden uzaklaştırıyorlar.

maviş bunu bir ön keşif olarak görürken drakula bunu torunun vampir özelliklerinin ortaya çıkması için bir fırsat olarak değerlendirmeye çalışıyor. ekipi frankenstein, kurt adam, görünmez adam, jöle adam ve mumyayla vampir kampına doğru yola koyuluyorlar.

filmde bolca kuşak çatışması ve yine ön yargının getirdiği anlaşmazlıklar işlenmiş. sevdiklerimizi olduğu gibi kabul edemeyişimizin sonuçları sokulmuş gözümüze.

dennis'in 5. yaş gününe drakula'nın insan sevmeyen babası vlad ve insanlardan nefret eden arkadaşı bela da geliyor ve sular iyice ısınıyor.

kalıplaşmış ön yargılar, kalıplaşmış inanışlar ve kuşaklar arası farkları bir çatışma haline gelmesi eğlenceli bir şekilde aktarılıyor izlenenlere.

aslına bakarsanız 1. film nasıl eleştirildiyse 2. film de aynı şekilde hatta daha fazla eleştiriliyor ama nasıl oluyorsa iki filmde gişede aksini gösteriyor ve izleyenlerin beğenisini kazanıyor.

bir önceki filmde dediğim gibi bu seri biraz çizgi film havasında yani bir oyuncak hikayesi ya da buz devri serileri gibi ultra animasyonlar değil. fakat verdiği vermeye çalıştığı mesajlar ve sıcak, samimi, şaşkın haliyle yine de izleyiciyi yakalamayı ve kendini izletmeyi başarabiliyor.

dublaj olarak zaten yine çok kaliteli ve güncel espriler diyalogların içine serpiştirilmiş durumda.

benim kanaatim bu film eleştirmenler tarafından biraz fazlaca dibe çekilmeye çalışılıyor gibi. aile içinde izlenebilecek çocukların ve yetişkinlerin dikkatini çekebilecek bir film. hala izlemeyen varsa keyifle izleyebilir.

seslendirme ekibi yine efsane.
drakula aydoğan temel
mavis hazal erdal
jonathan harun can
dennis engin deniz kazancı
frankenstein engin alkan
eunice-frankenstein gelini şebnem ünaldı
wayne-kurt adam cüneyt cakova
wanda-kurt kadın şemsay çankara
winnie-kurt kız idil kuner
griffin-mumya rıza karaağaçlı
murray fatih özacun
grandma linda tülay bekret (jonathan annesi)
grandpa mike ender yiğit (jonathan babası)
dana oğuz özoğul
vlad mazlum kiper
bela sefa zengin
kakie sercan gidişoğlu
pandragora arda aydın
caren ayça koptur
troy cem deniz arıca
shrunken heads elif erdal

iyi seyirler...
devamını gör...

(bkz: basit makineler) hakkında konuşan ilk bilim insanı ve düşünür. ona çok şey borçluyuz.
devamını gör...

genellikle şiirsel ve edebi girdileri ile sözlüğe farklı bir soluk getiren sevdiğimiz bir yazar arkadaş.
devamını gör...

amazon.com.tr üzerinden kitap siparişi vererek katkıda bulunduğum kampanya. 30 haziran - 5 temmuz tarihleri arasında teslim edileceği yazıyor. bu vatanın pırıl pırıl evlatlarına ayırmak istedim çok az olan bütçemin bir kısmını. az çok demeden sadece bu köy okulunu değil, zor durumda olan köy okullarını tespit ederek desteklemeye devam edersek bu tam da bize yakışan bir hareket olur. evet devletin yapmadığını biz yapacağız buna mecburuz. babası yıllarca köy okullarında öğretmenlik yapmış, harabe bir toprak barakanın ortasına tahtalar cakıp bir tarafını okul bir tarafını ev olarak kullanmış babasıyla o toprakların havasını solumuş biri olarak siparişi oluştururken gözlerim doldu. canım babam, canım çocuklar. keşke imkanım daha fazla olsaydı.
yardım eden elleriniz dert görmesin arkadaşlar.
devamını gör...

lozan barış antlaşmasının gizli maddelerinin bir kısım memleketim insanı tarafından ifşa olacağına inanılan yıl.
devamını gör...

üst edit: konuyu anladığım şekilde yorum yapacağım, yanlış anlamışsam affola. *

x kuşağı diğer kuşaklara nazaran daha fazla sorgulayan bir kitleyi barındırıyor. tabii bu dediğim hepsi için geçerli değil, hâlâ olanı olduğu gibi kabullenenler var.

biriyle evlenmeden önce yapılması gereken en önemli şey; kalbi bir kenara koyup beyinle iletişime geçmektir. artılar, eksiler, olması veya olmaması gerekenler iyice düşünülmeli. kişilerin birbirine uyumu gözlemlenmeli. basit gibi görünüyor fakat sonuçta adı evlilik. iki ailenin birleşmesi, iki kişinin ayrılana/ölene kadar birlikte yaşaması. yabana atılacak şeyler mi bunlar? işte x kuşağı tüm bunları su yüzeyine çıkardı. birbirinize uygun değilseniz evlenmenin manası ne?

düşünüyorum mesela çocuklar duymasın (dizi) dizisindeki haluk gibi bir eşim olmasını asla istemezdim. mız mız, her şeye hayır, her şeye olmaz diyen bir tiple geçinemezdim muhtemelen. hal böyleyken neden sırf sevdiğim için böyle biriyle evleneyim ki? neden onu kendimle, kendimi onunla yorayım? x kuşağı olması gerekenin bu olduğunu gösterdi. eğer uygun değilseniz, kafalarınız uyuşmuyorsa evlenmeyin mesajını verdiler alttan alttan. bu yüzden de evliliklerde başarılılar.
devamını gör...

“şimdi sen kalkıp gidiyorsun, git.
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar, gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evvelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı

oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullar
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik

oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
sonrası iyilik güzellik.“

cemal süreya şiiri.
devamını gör...

1.keman
2.kanun
3.ud
4.ney.
bu dört enstrüman sesi olmazsa olmazımdır. gerçekten özelikle keman sesine hastayım, keşke her hangi bir enstrüman kullana bilseydim, gençlere öğütüm enstrüman kullanmayı muhakkak öğrenin, yeri gelir dert ortağınız olur, yeri gelir sizin yerinize dert anlatır, neşenize ortak olur.
devamını gör...

afedersiniz ama köy öyle masum bir yer değildir. köy yerinde adamı ayakta s..ler. ha bir de köy deyince herkezin aklına nedense ege, akdeniz sahilleri gelir. sizi çorum, yozgat, muş ' a alalım, köy hayatı görün.
devamını gör...

niye merak edildiğini merak ettiğim başlıktır.
devamını gör...

kitaba, hissettirdiklerine dair çok sözüm yok. 19. yüzyılda hala bunlar nasıl hissediliyor diyor, dostoyevski. 21. yüzyılda bile hala nasıl, diyor ve hayret ediyorum.

burak aşkın'ın sesinden 82 dakikada keyifle spotifydan dinleyebileceğiniz bir link de bırakıyorum. belki yapayalnız hissettiğiniz bir anda sizin gibi milyonlarcasının aynısını hissettiğini duyarak uzun bir yürüyüşe çıkarsınız belki uzun bir yolculukta zamanı doldurmak için.
birkaç da alıntı bırakıyorum tesir için.
keyifli olsun.


duygunun tüm içtenliğine inebilmek için daha çok gelişmeniz, üstün bir kavrama gücüne inebilmeniz gerekiyor.

tam olarak anlama gücüne sahip bir insan kendisine saygı duyabilir mi hiç?

kendisini aşağılamaktan hoşlanan bir insanın kendi özüne saygısı kalır mı?

kalbimin içinde kötülüğün özü vardı.

ben yaşadığımı anlamak için kendi kendime bir çeşit yaşam oyunu kurar serüvenler uydururdum. çoğu kez bir hiç yüzünden gücenmeyi bile denemişimdir. gücenecek hiçbir şey olmadığı için kendimi kandırdığımı bile bile işi öylesine büyütürdüm ve öyle bir noktaya getirirdim ki sonunda gerçekten gücenirdim.

iyi ama ben kendimi nasıl kandırabilirim?

her akıllı ve zeki insanın önce geveze olması yani havanda su dövmesi yazılmışsa alnına, elden ne gelir ki?

insanların kötülük yapmasının gerçek çıkarlarının nerede olduğunu bilmelerinden kaynaklandığını ilk söyleyen kimdi? sözde kafası aydın olan insan gerçek çıkarının nerede olduğunu görebilecek kadar kirli işlerden uzak ve kötülükten iyiliğe dönebilen soylu ruhlu birisi olacakmış. hiçkimse bilerek kendi çıkarları uğruna davranamayacağına göre tek çıkar yol iyilik yapmak olacakmış. hey gidi temiz yürekli çocuk, saf bebek.
devamını gör...

vebali itibardan tasarruf olmaz diyip saray yapan ahlaksız yöneticilerde olan insandır.
devamını gör...

#856622 no'lu tanımda görülebileceği üzere çalıntı tanım yaptığı açık bir biçimde ispatlanmıştır. bu olayın teşhir edilmesinden dolayı kafa sözlüğün bilgi içerikli tanım beğenme kriterleri ile alakalı şu paylaşımı yapmam yerinde olacaktır:

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kendileri şu ana kadar kafa sözlüğün en popüler ve en çok beğenilen yazarlarından birisiydi. ayrıca bazı yazarlarımız da kendisinin bilgi içerikli tanımlarını övmekteydi. kendisine; kendisini öven, yağlayan ve onun fedailiğini yapan yazarlara şunu hatırlatma ihtiyacı hissediyorum. eğer bu eylemi bir akademik metinde yapsaydı kanuni olarak bir suç işlemiş olacaktı.

bu olay ile birlikte kendisi, kafa sözlüğün düşen kalitesinin bir yansıması olmuştur. kafa sözlükte oluşan bu köhnemiş düzen neticesinde doğru alıntılama içeren bilgi tanımları girmek için emek gösteren yazarların, kaliteli içerik üretmeye çalışan enteller veya trollerin yeterli değeri görmesi* ve sesini duyurması gittikçe güçleşiyor. bu düzen ivedilikle değiştirilmelidir ve değişim için hepimizin elini taşın altına koyması gerekir. şunu da tekrar hatırlatmak gerekir. bu yazarımızı pohpohlayanlar da en az bu yazarımız kadar suçludur.

kişisel algılanacak herhangi bir şey yok. ben de çalıntı tanım yapsam eninde sonunda benim nickaltıma da böyle bir tanım yapılacaktı. zaten işin doğrusu ve olması gereken budur.

son söz olarak, intihal ile ilgili karikatürler vardır mutlaka değil mi?
devamını gör...

“her şeye kadir olan allah`a yemin ederim ki köle olmayacağız.”
-aliya izzetbegoviç-
devamını gör...

lgbti'nin din ile ne alakası var. hem dine ne oluyor da insanların davranışlarına karışıyor. din dediğiniz şey tanrılar tarafından gönderilmedi, insanların kendi elleriyle yarattığı bir kurallar, maddeler. tanrıların işi gücü yok da dünyaya din gönderecek, gel de gülme. insan yine kendi yarattığı din ile yine insana karşı. gülünç. 21. yüzyılda hâlâ din mi kaldı.
devamını gör...

(bkz: söylenecek söz bulunamayan durumlar)
(bkz: ne desem gg)
devamını gör...

gezegenimizde ender bulunabilecek, eşlikten ziyade baya lead gibi çalan ve inanılmaz bir tekniği olan bas gitaristlerden.

(bkz: mr. big)
(bkz: the winery dogs)
devamını gör...

kutsal kitabı (bkz: avesta)‘dır. dörtlük mısralar şeklinde yazılmıştır. istanbul’un küçük bir semtinde yaşayan kadar inananı kalmıştır. 150.000-200.000 kadar. moderatörümüzün de vurguladığı gibi ölülerini yakarak ya da gömerek degil, üstü açık yüksek kulelerin üzerinde bir başına bırakarak sonsuzluğa uğurluyorlar. akbaba, leş yiyen hayvanlar ve doğal yollardan çürüyerek beden ortadan yok oluyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim