aslında aradan abartılacak kadar zaman geçmedi, ama ilk yayınlara dönüp bakınca duygulanıyorum... sözlükte iki satır yazamaya gelmişken hiç tanımadığımız insanların sesini duymak bile çok ilginç değil miydi? ilginçti. ve tuhaf bir şekilde bununla mutlu oluyorduk. teknoloji almış başını giderken radyo yayınıyla ve sözlükte iki satır tanımını okuduğumuz insanların sesiyle mutlu olmak öyle tuhaf, öyle güzel ki... bu da yayıncının ve yayının büyüsü işte.
t: eşi benzeri bulunmayan türden, zaman yolculuğu gibi güzel mi güzel yayın.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dünyada meydana gelen kuraklık sonucu bir ihtiyar ve kör köpeğinin tek başlarına kalmasını ve onların başından geçen olayları anlatır. içinde bana göre en iyi yalnızlık tanımlarımdan birini bulundurur.

yetmiş iki yaşında ihtiyar bir adam olarak geriye kalan tek kişi olduğunun farkına varmıştı birden. kalbinde yerden göğe kadar uzanan bir boşluk oluştu, ölümcül bir sessizlik ile perişanlık birdenbire tüm vücuduna kök saldı.
devamını gör...

benim için guilty pleasure'ın tanımı bu adamlardır.

kendimi bildim bileli seksist insanlara karşı çıktım. "kadınla erkek nasıl eşit olacakmış yav" diyen hödüklere karşı mücadele verdim. o çok övündükleri fiziksel niteliklerin kendisini bu alanda yetiştirmiş kadınlarda da pek tabii olacağını, bunun cinsiyetle gelen bir meziyet olmadığını savundum. eril dile karşı oldum; kullanmadım, kullandırmadım. özellikle güzide dilimizin güzide küfürlerini bundan olabildiğince arındırmamız taraftarı oldum. erkeklerin de feminizmi savunabileceklerini anlatmaya çalıştım. yeri geldi bütün bunları bir erkek olarak düşündüğüm için meriç dediler, kılıbık dediler; yeri geldi kalıbım hakkında çeşitli cinsel saldırılara maruz kaldım.*

fakat gel gelelim, bu adamların videolarından çıkamıyorum arkadaş. bayağı bildiğin her küfürde kahkaha atıyorum mesela. tutamıyorum kendimi. özellikle nuri berber videoları çok iğrenç ya hani, bütün benliğimle bunu kabullendim ama gene deli gibi güldüm. yok, engel olamadım kendime. sonra bir de durup dururken kendimi sorguladım, "lan ben bunca zamandır bunca şeyi koftiden mi böyle düşünüyorum acaba?" diye. derken hemen aklıma kampüs cadıları isimli kofti feministlerin veet standını basıp üç kuruşa orada çalışmak zorunda kalan emekçi kızcağızı da aşağılaması olayı geldi. "yok," dedim kendi kendime, "benden daha koftileri de var."

değerli deep turkish web, sinirimi bozuyorsunuz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu kadar şeyi okuduktan sonra aklıma şu dizeler geldi; hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.
devamını gör...

wikipedia'dan kopyala-yapıştır şeklinde intihal günahına girmedikleri takdirde, bunda sorun olan nedir ki? illa hep boş mu konuşacağız yahu?

edit: ayrıca akışın kahir ekseriyeti geyik başlıklardan oluşmakta. direkt birilerinin profiline girmeden nasıl buluyorsanız bilgi başlıklarını, bana da söyleyin hemen. hiç de öyle söylenildiği gibi bir durum yok.
devamını gör...

sherlock holmes'un bir tane kitabı adını hatırlamıyorum.
devamını gör...

+ buralardan yazar geçti mi?
nasıl bi yazar?
+fark etmez.
devamını gör...

diyarbakır dicle üniversitesi almanca bölümü öğretim üyesi ibrahim halil demir, cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan’a 'sana ömrümden ömür vermek isterim' başlıklı 100 kıtalık şiir yazdı.buradan
devamını gör...

belki de değilizdir de kendimizi öyle atfediyoruzdur.
belki de yanımızda olmasını istediğimiz kişiler yok diye yalnız hissediyoruzdur oysa daha çokları vardır belki de onları görmezden geliyoruzdur bilinmez.
devamını gör...

naziler'in imha politikası.
alman tarihi kültüründe martin luther'den beri yahudilere suçlu olarak bakan bir yaklaşım söz konusudur. bundan dolayı da antisemit örgütlenme en barbar haliyle almanya'da gerçekleşti ve benzerine rastlanmayacak bir imha siyaseti izlendi. bu tahribat, çingenelere de yönelmiştir. en nihayetinde işgal edilen ülkelerde, hiç rastlamadıkları, hayatlarında görmedikleri yahudi ve çingene topluluklarını kamplarda toplayacak derecede raydan çıkmışlardır.
devamını gör...

bir john hughes filmidir.

1987 yapımı bu komedi filminin senaristliğini de yönetmenliğini de john hughes yapmıştır ve film 2000 yılında gelmiş geçmiş en iyi komedi filmleri arasında yer almaktadır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

filmin başrollerinde iki dev komedyen var. biri çektiği her filmde anlatmak istediği bir derdi olan steve martin, diğeri ise hiçbir şey yapmadan bile komik olmayı başarabilen john candy.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

yol hikayeleri her zaman iş yapar. ve bu hikayeler genelde eğlence dozu yüksek olan filmlerdir ancak kantarın topuzunun kaçması her şeyi berbat edebilir. bunun kötü örneklerini sinema perdesinde defalarca gördük ama bu film en iyi yol filmlerinden biri.

daha sonra benzerleri çok çekilmiş bir film hikayesi. iki adamın birlikte yolculuk yapması ve birinin diğerini sinir etmesi temalı bir klişe muhteşem işlendiğinde karşımıza neler çıkabileceğini görüyoruz filmde.

çok benzer bir film robert downey jr. ve zach galifianakis tarafından çok yakın zamanda çekildi. due date filmini izlediyseniz ve beğendiyseniz bu filmde daha iyisini ve daha fazlasını bulacaksınız. arayıp bulmanız ve bir an önce izlemeniz gereken harika bir film.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kurtlar vadisinin zararları konulu kısa bir başlık.
devamını gör...

sistemin şifrelerini çözerek savaşın akışını değiştiren kişi alan turing’dir.
devamını gör...

annemin arkasından annemi övmek.
annenim yüzüne onu üzmek.
babamı aradım bu gün,
-babalar günüm kutlu olsun dedim. annemi sordum,
-mutfakta bir şeyler yapıyor, dedi.
-oyalanıyor demi, dedim
-yok kızım o orda iş görmese bu evde işler yürümez, dedi.
vay arkadaş dedim, neredeyse 50 yıllık evli olunca, böyle oluyor herhalde dedim.
sonra annem aradı
-ne çok oyalanıyorsun mutfakta, demiş ona.
kadının morali bozuldu.
-üzülme annecim bana seni övdü, dedim
-ne edeyim ben arkamdan övülmeyi, dedi.
kendimi bildim bileli aynı olan işler.
devamını gör...

bilimsel makalelere ücretsiz olarak ulaşılmasını amaçlayan web sitesi. alexandra elbakyan isimli kazakistan vatandaşı bilgisayar programcısı tarafından kurulmuştur.

site şöyle çalışır; normalde ulaşamadığınız ücretli bir makale vardır bu makaleye erişim için en ucuz 40-50 € gibi bir ücret talep edilir. kimi üniversitelerin büyük yayın evleri ile yaptığı anlaşmalarla (aylık binlerce dolar aidat ücreti alırlar tabi ki) üniversite personeli ücretli makalelere kurum hesapları ile ücretsiz olarak erişebilirler. burada bu kurumlardan bir arkadaşınız yoksa sci-hub kullanmak kaçınılmazdır.

makalenin sci-hub'da aratılabilmesi için doi numarası, makale adı veya linki yeterlidir. aramayı yaptığımızda sci-hub makaleyi bir başka korsan içerik sağlayıcı libgen.is sitesinde aratır. eğer aradığımız makale bu serviste mevcut değilse daha önceden "sözde bağışlanmış" kurumsal akademisyen hesaplarından makaleye ulaşarak kullanıcıya sunar. sistem ilk defa bulunan makalenin bir kopyasını otomatik olarak libgen.is serverlarına kaydettiğinden artık o makale için bir daha kurumsal hesaplara ihtiyaç kalmaz.

burada kurumsal akademisyen hesapları için özellikle "sözde bağışlanmış" dedim çünkü bu hesap bilgilerinin büyük çoğunlukla .edu uzantılı maillere yapılan phinising saldırılarıyla elde edildiği iddia ediliyor.

bu servisten özellikle akademik yayıncılıkta neredeyse tekelleşmiş olan elsevier en büyük zararı görmektedir.
devamını gör...

nam-ı diğer logical investigations ya da mantık araştırmaları. fenomenolojinin kutsal kitabıdır. iki cilttir.

birinci ciltte sövüp saydığı psikolojizme ikinci ciltte boyun eğmiştir.
felsefede ilerleme problemine de değinir. bugün fizikteki ilerleme sahip olduğu kuvvetli dil sebebiyledir. bugün aristo fiziğinin bi kıymeti yoktur mesela. çünkü fizik gelişmektedir*. felsefe için böyle bi progress yoktur. aynı kavramlar belli bir dil olmaksızın tartışırlar. wittgenstein için gerekli ortam da hazırlanır bu kitapta aslında. felsefenin bir dil problemi haline gelmesinin temelleri açısından bu söylenebilir. husserl bu sorun için, modern mantığa olan ihtiyacı vurgular. modern mantık gibi bi araçla felsefe ‘ilerleme’ imkanına kavuşabiliriz düşüncesindedir*. aslında bu kitabın ikincil mesajı denilebilir. ilk hedefi nesnel bir bilim için gerekli temeli bulmaktır. bi güzel pozitivizm ve natüralizm eleştirişi yapar size. hiç husserl okumamış bi adam o kısımları okuduğunda septik zannedebilir. halbuki ikinci ciltte daha farklı bi husserl vardır. fenomenolojik olanı psikolojik olandan ayırma çabası içinde bir ‘parantez’e alma işleminden bahsederker ki bu evlere şenlik bi öneridir. psikolojizmi dışarıda bırakıcam derken, felsefesi komple psikolojizmin içinde yüzmeye başlamıştır.
devamını gör...

içimizdeki bilmem nelere güzide bir örnektir. zaten ilk çıktığı günden beri bir tiksinti uyandırıyordu bu karı bende.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

trajik ve dramatik biçimde yaşamına son vermiş kumpas mağduru yarbay. insanın kendi özgürlüğü uğruna yaşam özgürlüğüne son vermesi, cidden buruk bir duygu.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim