türk insanının ömrünü mahveden üç şey
akrabalar, âdetler, siyasiler.
devamını gör...
canaşırılık
yarı yeşilevham ukdesi.
iki gün yoktum, taaa diplerdeki sandık lekeleri gitsin, bi hava alsın içim diye dolaşmaya çıktım yarımadamda, güzel de oldu. neyse;
döndüm, o iki günde ve daha öncesinde gözümden kaçanları okumaya başladım, yeşilevham'ın bir yazısında denk geldim bu kelimeye, o zaten her zaman olduğu gibi kelimeleri harika kullanıp içini yarı dökmüş, kazak türkçesinde şefkatlilik, merhamet anlamına geldiğini de yazısının en başına iliştirmiş, de?
yazısında bir şey yazmış, ben de katılıyorum buna, bu kelimenin ardında başka bir şey var, kelime anlamı yetmiyor, kelime anlamı tam karşılamıyor içini, içimi.
üfleseler sönüverecek gibi bir kelime bu, hani bir saniye bakmasan yok olacak, o merhamet ve şefkat sahipsiz kalacak, aniden bitecek.
ne zor kelime tanrım ve bazen içinde olan biteni yansıtıp kelimelere dökmek ne kadar zor?
bazen sadece kullanmak gerekiyor ama böyle kelimeleri, anlamını anlamlandırmaya çalışmadan, insanın içinde yansıttığı boşluk ve hoşluk kıvamına uydurarak öylece kullanmak.
mesela ben gidenim için şöyle derim gönül rahatlığı içinde, ne cümle içinde sırıtır ne de kendi içimde.
bir canaşırılık nefesim vardı, o da yokluğunla soldu.
evet, bazı kelimeler çok güzel ve çok zor ve teşekkürler tanrım!
iki gün yoktum, taaa diplerdeki sandık lekeleri gitsin, bi hava alsın içim diye dolaşmaya çıktım yarımadamda, güzel de oldu. neyse;
döndüm, o iki günde ve daha öncesinde gözümden kaçanları okumaya başladım, yeşilevham'ın bir yazısında denk geldim bu kelimeye, o zaten her zaman olduğu gibi kelimeleri harika kullanıp içini yarı dökmüş, kazak türkçesinde şefkatlilik, merhamet anlamına geldiğini de yazısının en başına iliştirmiş, de?
yazısında bir şey yazmış, ben de katılıyorum buna, bu kelimenin ardında başka bir şey var, kelime anlamı yetmiyor, kelime anlamı tam karşılamıyor içini, içimi.
üfleseler sönüverecek gibi bir kelime bu, hani bir saniye bakmasan yok olacak, o merhamet ve şefkat sahipsiz kalacak, aniden bitecek.
ne zor kelime tanrım ve bazen içinde olan biteni yansıtıp kelimelere dökmek ne kadar zor?
bazen sadece kullanmak gerekiyor ama böyle kelimeleri, anlamını anlamlandırmaya çalışmadan, insanın içinde yansıttığı boşluk ve hoşluk kıvamına uydurarak öylece kullanmak.
mesela ben gidenim için şöyle derim gönül rahatlığı içinde, ne cümle içinde sırıtır ne de kendi içimde.
bir canaşırılık nefesim vardı, o da yokluğunla soldu.
evet, bazı kelimeler çok güzel ve çok zor ve teşekkürler tanrım!
devamını gör...
bir erkeğin tehlikeli olduğunu gösteren detaylar
kafa sözlük mahlasının lucifer olmasıdır.
devamını gör...
gençlerimize 3 mümkünse daha fazla çocuk öneriyoruz
kafasına çay fırlattığı insan sayısı reisi tatmin etmemiş olsa gerek. kendisi görevlerini düzgünce ve dürüstçe yerine getirsin, halk da insan onuruna yakışan bir yaşam standardına ulaşsın da çocuk sayısı çiftlerin bileceği iş.
devamını gör...
düğün çorbası
adını özel bir günden almış olan, et, un ve yoğurt katılarak yapılan, üzerine kızgın yağ dökülerek servis edilen sulu yemek.
devamını gör...
ölmüş insanların sosyal medya hesapları
iç burkan bir durum. boş boş ekrana bakmaya sebep oluyor.
devamını gör...
depresyon belirtileri
durup dururken ağlamak, boş boş etrafa bakmak, yataktan çıkmak istememek, kalabalığa tahammül edememek, yalnız kalmak istemek.
devamını gör...
sözlüklerdeki nickaltı sorunu
nicaltında kin kusmayı bende yanlış buluyorum. benimle olan sorununu neden herkese mâl ediyorsun? burada başıma birkaç kez geldi bu durum ve gerçekten saçma. kaostan beslenenlerin hoşuna gidiyor sadece. ben nickaltı yazarım eğer gerçekten sevdiğim ya da tanımlarını beğendiğim biriyse. kimsenin nickaltına gidip karalama yapmam. başkalarının bilmesine gerek yok. saçma bulmuyorum, sevgimi de dile getiririm ama benimle bir husumeti olan varsa gelsin bana söylesin. benim kimseyle sorunum yok çünkü. *
devamını gör...
incesaz
incesaz 1997 yılında murat aydemir (tanbur), derya türkan (kemençe) ve cengiz onural (gitar) tarafından kurulan, şarkıları ile ruhumuzu doyuran, dizi müzikleri ile hafızamıza kazınan adı kadar naif müzikler yapan güzide grubumuz.
"çok aşığın var diyorlar" şarkısı ile tanınırlar daha çok.
benimse bu aralar dinlemekten bıkmadığım:
amme hizmeti olarak sözleri de yazalım.
tıkırdar eski saat, duvarda yankılar
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
ne tuhaf uzaktan seyre dalıp maziye son kez el sallamak
hayat kimi zaman bir sigara yakıp sonra yarım bırakmak
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı
doldu yüreğime gam
nasıl istiyorsan öyle yap
bir yan eflatun, öbür yanım kara bir imtihan
bir bir boşaldı garlar
ıssız, sessiz sokaklar
şimdi yalnız o adam
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı.
"çok aşığın var diyorlar" şarkısı ile tanınırlar daha çok.
benimse bu aralar dinlemekten bıkmadığım:
amme hizmeti olarak sözleri de yazalım.
tıkırdar eski saat, duvarda yankılar
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
ne tuhaf uzaktan seyre dalıp maziye son kez el sallamak
hayat kimi zaman bir sigara yakıp sonra yarım bırakmak
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı
doldu yüreğime gam
nasıl istiyorsan öyle yap
bir yan eflatun, öbür yanım kara bir imtihan
bir bir boşaldı garlar
ıssız, sessiz sokaklar
şimdi yalnız o adam
bir nefes, bir ses, tükendi heves
tahta bavulda kalan
yolların günahı mı var
suçlu boş kalan o koltuklar
ellerin yalnızken titrerse
tutacak elbet biri çıkar
kızamam ki deli rüzgara
şimdi sen kokar dışarısı
ne kadar unuturum desemde
geçmiyor ilk göz ağrısı.
devamını gör...
tarihi şahsiyetler yazar olsa açacağı başlıklar
distopyanın gerçek olması sorunsalı
george orwell
george orwell
devamını gör...
yazarların kötü olduklarında aradıkları ilk kişi
kötü olduğumu kabul etmişsem gerçekten kötüyüm demektir. genelde dilime "iyiyim"ler yamalayıp kandırırım herkesi, hatta kendimi bile. eğer iyi olduğuma kendimi bile ikna edemiyorsam ilk tercihim kimseyi aramamaktır. ama son zamanlarda bana iyi gelen tek kişi olan dostuma mesaj atmak da fena fikir değil. *
devamını gör...
biden'den putin'e gözdağı
üzerine uzun uzun tanımlar girmek, analizler kasmak için henüz erken olduğunu düşündüğüm söylem. lafa değil icraatlara bakalım. uluslararası anlaşmalardaki ve kuruluşlardaki pozisyonu, ortadoğu'da kuracağı ittifaklar, iran konusunda alacağı aksiyonlar, çin'e yaklaşımı, avrupa birliği ile işbirliği çerçevesi vs. herşey icraatlar başlayınca ortaya çıkar.
devamını gör...
geceye acı ama gerçek bir cümle bırak
“siz birini çok sevmiş olabilirsiniz, hatta karşınızdaki insan da sizi çok sevmiş olabilir ama her şeye rağmen yapamamışsınızdır. olmaz bazen, yaz mevsiminin ortasında yağmur yağar ve siz o pikniğe gidemezsiniz. belki zorlarsınız ama bu kez de her yeriniz çamur olur.”*
devamını gör...
kitap okumak
alışkanlıktır. açıkcasi eskiden çocukken edinildiğine inanıyordum ama babam 60 yaşında okumaya başladı ve şu an haftada en az iki kitap bitiriyor. okudukça benim tabirimle kitaplara yönelik damak zevki de gelişti ve bu resmen zaten hoşgörülü ancak disiplinli bir yapıya sahip olan babamın kendi kurallarını esneterek daha duyarli ve anlayışlı olmasına sebep oldu. şu an kendisi de zamanında olaylara verdiği tepkilere inanamıyor. ki bu adam o zaman 4 yıllık fakülte okumuş. neyse geç olsun da güç olmasın.
kendi adıma benim hayattaki ibadetimdir diyebilirim. okudum, hep okudum çok okudum. eskiden liste tutardım, çünkü okuduğum kitaplarla övünmek isterdim. bir edebiyat hocamız ben ömrüm boyunca iki binden fazla roman okudum derdi eh ben onu geçeli çok oldu. hatta yapı itibarıyla kendini ön plana koyabilen bir insan olmadığım için okuyup öğrendiklerimi de argo tabirle millete satamadığım için hep böyle bir burukluk duyardım. benim çok detaylı bildiğim konularda başkalarının karşımda saatlerce konuştuğu ve beni kendi gözünde bilgisiz ya da cahil gördüğü çok zaman oldu. baktım böyle olmuyor ben de insanlara karşı bildiklerimi savunmaya anlatmaya başladım. bu sefer hiç arkadaşım dostum kalmadı. kimse kendini yetersiz hissetmek istemiyor ya da eleştirilmekten nefret ediyor. hatta çoğu insanın emek verip sağda solda anlatmak için öğrendiği şeyin sizin tarafınızdan çok daha derinlemesine bilinmesi ve bunun bir ortamda dile getirilmesi baya baya düşmanlık sebebi oluyor. işte hayatta zamanla bunları öğrendim.
şimdi ne mi yapıyorum. susuyorum, birisi sorarsa kısa cevaplar veriyorum ya da aa evet ben de okudum ama senin bakış açın çok daha değişik tebrikler diyorum. insanlar mutlu olsun mutsuz olacak çok sebep varken bir de ben kendi egom için insanları üzmeyeyim değil mi? ha sonuç, düşünsel anlamda yalnızlık. okuduk da ne oldu. cidden okudum, okuyorum ama ne için ya da kim için? bunun bu toplum içerisinde yeri ve cevabı yok. sadece kendi merakım için. ama bu noktada her okuma eyleminin de hem kişi bazlı hem de kümülatif toplamda toplumsal açıdan etkili olması gerektiği kanaatindeyim. ama zor iş.
kendi adıma benim hayattaki ibadetimdir diyebilirim. okudum, hep okudum çok okudum. eskiden liste tutardım, çünkü okuduğum kitaplarla övünmek isterdim. bir edebiyat hocamız ben ömrüm boyunca iki binden fazla roman okudum derdi eh ben onu geçeli çok oldu. hatta yapı itibarıyla kendini ön plana koyabilen bir insan olmadığım için okuyup öğrendiklerimi de argo tabirle millete satamadığım için hep böyle bir burukluk duyardım. benim çok detaylı bildiğim konularda başkalarının karşımda saatlerce konuştuğu ve beni kendi gözünde bilgisiz ya da cahil gördüğü çok zaman oldu. baktım böyle olmuyor ben de insanlara karşı bildiklerimi savunmaya anlatmaya başladım. bu sefer hiç arkadaşım dostum kalmadı. kimse kendini yetersiz hissetmek istemiyor ya da eleştirilmekten nefret ediyor. hatta çoğu insanın emek verip sağda solda anlatmak için öğrendiği şeyin sizin tarafınızdan çok daha derinlemesine bilinmesi ve bunun bir ortamda dile getirilmesi baya baya düşmanlık sebebi oluyor. işte hayatta zamanla bunları öğrendim.
şimdi ne mi yapıyorum. susuyorum, birisi sorarsa kısa cevaplar veriyorum ya da aa evet ben de okudum ama senin bakış açın çok daha değişik tebrikler diyorum. insanlar mutlu olsun mutsuz olacak çok sebep varken bir de ben kendi egom için insanları üzmeyeyim değil mi? ha sonuç, düşünsel anlamda yalnızlık. okuduk da ne oldu. cidden okudum, okuyorum ama ne için ya da kim için? bunun bu toplum içerisinde yeri ve cevabı yok. sadece kendi merakım için. ama bu noktada her okuma eyleminin de hem kişi bazlı hem de kümülatif toplamda toplumsal açıdan etkili olması gerektiği kanaatindeyim. ama zor iş.
devamını gör...
where are they now (kısa film)
bir steve cutts kısa animasyon filmidir.

çocukluğumuzun çizgi film karakterleri hayatımıza belli bir zaman boyunca çok önemli yerler tutmuştur. teenage mutant ninja turtles izlediğim dönemler raphael olurdum mesela ben. ya da ne bileyim işte thunder cats izlerken tigera. herkesin de böyle çocuksu roleplayleri mutlaka vardır, olmuştur.
sonra 2018 yılında çekilen başrolünde ewan mcgregor’un oynadığı christopher robin filminde olduğu gibi o eski dostları unutup büyüyoruz. ve biz büyüdükçe her sabah uyanmamızı bekleyen çizgi film karakterleri kendi dünyaları içinde kayboluyor teker teker.
işte bu filmde ünlerini kaybeden çizgi film karakterlerinin yıllar sonraki hikayeleri ağırlıklı olarak robert zemeckis’in yönettiği who framed rogger rabbit? filminin kadın kahramanı jessica rabbit’in ağzından anlatılıyor. tabii ki yan koltukta rogger rabbit. ama sadece bu ikili değil filmde olan. şirinlerden he-man’e, super mario’dan charlie brown’a, inspector gadget’tan garfiled’a kadar herkes var bu kısa filmde ama bizim hatırladığımızdan çok farklı şekilde.
zaman herkese karşı acımasız ister zengin olan ister fakir, ister ünlü olan ister sıradan, ister insan olun ister çizgi film karakteri. zaman size istediğini yapacaktır.
where are they now?

çocukluğumuzun çizgi film karakterleri hayatımıza belli bir zaman boyunca çok önemli yerler tutmuştur. teenage mutant ninja turtles izlediğim dönemler raphael olurdum mesela ben. ya da ne bileyim işte thunder cats izlerken tigera. herkesin de böyle çocuksu roleplayleri mutlaka vardır, olmuştur.
sonra 2018 yılında çekilen başrolünde ewan mcgregor’un oynadığı christopher robin filminde olduğu gibi o eski dostları unutup büyüyoruz. ve biz büyüdükçe her sabah uyanmamızı bekleyen çizgi film karakterleri kendi dünyaları içinde kayboluyor teker teker.
işte bu filmde ünlerini kaybeden çizgi film karakterlerinin yıllar sonraki hikayeleri ağırlıklı olarak robert zemeckis’in yönettiği who framed rogger rabbit? filminin kadın kahramanı jessica rabbit’in ağzından anlatılıyor. tabii ki yan koltukta rogger rabbit. ama sadece bu ikili değil filmde olan. şirinlerden he-man’e, super mario’dan charlie brown’a, inspector gadget’tan garfiled’a kadar herkes var bu kısa filmde ama bizim hatırladığımızdan çok farklı şekilde.
zaman herkese karşı acımasız ister zengin olan ister fakir, ister ünlü olan ister sıradan, ister insan olun ister çizgi film karakteri. zaman size istediğini yapacaktır.
where are they now?
devamını gör...
vasıfsız olup aşırı ilgi ve alaka beklemek
birine ilgi ve alaka göstermek için o kişide aradığınız kriterler zeka, kültür ve vasıfsa ortada bir sorun var demektir. bir insan iyi kalpli olduğu müddetçe hayatta hiçbir şeyi başaramamış olsa dahi o ilgiyi hakeder ve bekler
devamını gör...
dışarlak
kelime anlamı, "dışarı doğru çıkıntılı" olsa da, dışarıya meyilli olan insanlar için de kullanılan bir sıfattır.
"senin bu çocuk dışarlak oldu iyice, eve geldiği yok." denirdi eskiden... şimdi pek bu kelimeyi kullanan yok.. ya çocuklar eskisi gibi dışarlak değil, ya bu kelime demode oldu ya da her ikisi de olmuş olabilir.
"senin bu çocuk dışarlak oldu iyice, eve geldiği yok." denirdi eskiden... şimdi pek bu kelimeyi kullanan yok.. ya çocuklar eskisi gibi dışarlak değil, ya bu kelime demode oldu ya da her ikisi de olmuş olabilir.
devamını gör...
türkiye'nin en iyi dizisi
behzat ç.
devamını gör...

