(tematik)

afrika'da bulunan çad ülkesinin başkentidir.
devamını gör...

asla yapamayacağım kadar güzel olan defter kullanım tarzı. defter ya da ajanda almak gerçekten alışkanlık gibi bi şey bende ama bullet journal hazırlayabilmek çok fazla çizim yeteneği gerektiriyor bana göre. umarım bi gün o tarz bi hediye alır/hazırlar birisi ya da hazır olarak satan bi yer bulabilirim.*
devamını gör...

görülen rüya ya da kâbuslara bağlı uykunun non rem evresinde gelişen durum.
(bkz: uykunun evreleri)

parasomnia (gece terörü) denilen uyku bozukluğundan kaynaklanır. sebebinin psikolojik mi ya da dış etmenler mi olduğunu anlayamadım ama benim de başıma bazen gelir. hatta genellikle rüyalarımda ağlarım ve durum uyandığımda da devam eder. ayrıca uyku düzenini altüst eder.
devamını gör...

önce haberi verelim; salgın kontrolden çıktı.
ttb'nin düzenlediği basın açıklamasına 81 ili temsil eden 65 tabip odası başkanları ve yönetim üyeleri katıldı. tablonun 'korkunç' olduğunu söyleyen hekimler 15 nisan'da uyarı eylemi yapacak.

kaynağıda ekleyelim;



buradan
devamını gör...

olması gerekeni yapan insandır.

yahu kardeşim memleket dediğin ilk buluşmada sorulur. son buluşmada mı soracaksın.

birini tanıyorsun ilk buluşmadasın. agam memleket nere deyip muhabbete gireceksin.

sadece ilk buluşmada değil ilk temasta soranlar var. haklılar. lafın lafı açması için anahtar söylem memleket sormaktır.
devamını gör...

fransızcası système ınternational d'unités olan uluslararası birimler sistemi (kısaltması sı) tarafından belirlenmiş fiziksel nicelikleri ölçmek için olan yedi tane temel birimdir. bunlar:

uzunluk
sembolü : x veya r
birimi : metre
kısaltması : m

kütle
sembolü : m
birimi : kilogram
kısaltması : kg

zaman
sembolü : t
birimi : saniye
kısaltması : s

sıcaklık
sembolü : büyük t
birimi : kelvin
kısaltması : büyük k

ışık şiddeti
sembolü : lv
birimi : kandela
kısaltması : cd

elektrik akımı
sembolü : büyük ı veya i
birimi : amper
kısaltması : büyük a

madde miktarı
sembolü : n
birimi : mol
kısaltması : mol

diğer tüm birimler bu yedi temel birimden türetilmiştir. örnek vermek gerekirse (temel büyüklükler kalın harf ile gösterilmektedir):

hız:
v = x / t
yol yani uzunluk / zaman yani metre / saniye

ivme:
a = delta v / delta t
yukarıdaki (metre / saniye ) bölü saniye yani metre / saniye kare

kuvvet:
f = m . a
kütle çarpı ivme yani kilogram çarpı metre / saniye kare ( yani newton)
devamını gör...

önceliklendirme

hayatlarımızdaki olayları önceliklendiremiyoruz. öncelik olan sağlık, huzur ya da yatırım konularını es geçip güne odaklanıyoruz.

örnek: pazar sabağı 8'de müşteri hizmetlerini arayıp "10 kuruş fazla gelmiş, neden" insanı.
bu bir sorun, kabul edilmesi gereken bir sorun. 10 kuruşumuzun peşine düşmeliyiz, zira önemli olan miktar değil, durum.
ama arkadaşım, pazar günü insan sevdikleriyle kahvaltı yapar, kahvesini alır, gazete okur, haber okur, pazar günü bu, zaten tüm hafta iş güçle uğraşıyorsun.

ihtiyaç dışı harcama

bayılıyoruz. üf hem de o biçim. gardıropta giyilmemiş tonla kıyafet, 10-15 çift ayakkabı, ama yenisi olmalı. bir tane daha alalım. ya da elindeki telefonun hiçbir sorunu yokken, sadece "masaya koymak"* için en yeni telefonu almak. gereksiz harcama.

burada gözden kaçan nokta şu. diyelim ki 3000 lira net maaş alan biri, haftada 45 * saat çalışsın. bu durumda bu kişi saatliğine 16.7 tl kazanıyor. daha güzel bir hesap için kira, fatura ve sabit giderleri çıkarıp bu hesaplamayı yapmak daha mantıklı. bu gider kalemlerini çıkarıp saatliği 10 lira kazanıyor diyelim.

500 liraya bir ayakkabı alırken o kişi aslında sadece o ayakkabı için hayatının 50 saatini harcıyor. ya da 10000'lik bir bilgisayar, 1000 iş saatini gömüyor. elindeki bilgisayar çalışıyor ama, sorun yok. *

saygı duymak

doğruya doğru, çoğu zaman kendimize de saygımız yok ve başkasına saygı duymayı beceremiyoruz.

devamlı bir ötekileştirme, "bizden değil" durumu ve başkasını aşağılamanın kendini yücelteceğini düşünen kişiler. hepimiz üç beş bu tür insanları tanıyoruz.

para kazanmak

bu durum her ne kadar günümüzdeki torpil ve tanıdık konusu nedeniyle biraz da bizim elimizde olmasa da, 2 sokak öteden dönüp 2 lira ile zengin olacağını sanan, ya da tarihi geçmiş malın etiketini değiştirip halk sağlığı ile oynarken üç beş kuruşla kârâ geçtiğini zanneden tatlı su çakallarının yanında, biraz da suç bizde.

"abi özel sektörde çok işten çıkarma oluyor"un alt metni: bende o kadar göt yok, başkası gibi çok çalışamam.
"memur olarak atanmak istiyorum"un alt metni: kovulma riskim olmasın, 10-20 sene kendimi geliştirmeden hesap makinesi gibi aynı işi yaparım, sırtı devlete dayayım da.

genelde kendini geliştirmeyen, geliştirmeyen ya da 2-3 lira için müşteri kaybedip o günü geçirmeye bakan kişiler yine para kazanamıyor.

kişisel bakım

sanıyorum diş hekimliğinin en güzel para kazanabildiği ülkelerden türkiye. ya da toplu taşımadaki o default kokuyu hemen hemen hepimiz biliyoruzdur. çorabın temizliğini kokusuna bağlayan, dişçiye gitmek için çürük bekleyenlerin ülkesi. kulak çubuğu, roll-on, dış fırçası yolunu bilmeyen "beni seven böyle sevsin" insanları. "abi tamam sen kendi kokunu duymadığın için katlanabiliyorsun da bizim suçumuz ne?" dedirtenler.

çocuk yetiştirmek

"yapma, etme, düşersin, bir tarafını acıtacaksın"la korku içinde büyütülen çocukların neden büyüdükleri zaman risk almayan ve korkak insanlar olduğunu çok araştırmaya gerek yok.

"bak polis amca geliyor" ile polisin kötü biri olduğu düşüncesi aşılatan, "iğneci amca geliyor" diye doktordan soğutulan bir çocukluktan bahsediyorum.

bebekken kafası sabit kalacak şekilde sarmalanmış çocukların, kafatasının arkasının düz olmasından bahsediyorum.

her gün yatağı toplanan, sofra kurulum kaldırımına bile etkisi olmayan çocukların ileride her işi başkalarından beklemesinden bahsediyorum.

bu çocuklar da büyüyüp kendi çocuklarına bu şekilde bakacak, ve döngü olarak bu düzen birçok nesil devam edecek.
devamını gör...

kitabı bitirdiğinizde etkilendiğiniz yerlerin cümlelerin olduğu sayfaları kenarından hafif kıvırıyorsanız kitap kıvır kıvır kalıyor. her sayfada müthiş betimlemeler ve şiirsel ifadeler var. ınanilmaz güzel yazılan yazarı ile ilgili "bu nasıl bir deha?" diye okurken 40 kere düşündüğünüz bir kitap.

kitap jean-baptiste'in doğumu ile baslar. ismi ile hiç çekilmeyen bakım gördüğü kişiler tarafından eziyet gibi görülen bu bebeğin en tuhaf özelliği kokusunun olmamasıdır. bunu ilk okuduğumda aklıma annemin teninin kokusu geldi. ya da derin bir sevgi beslediğim, güvendiğim insanları düşündüm (ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim) onların çoğunluğunun kokuları ama kendi kokuları ni aldığım an hep bana diğer insanlardan farklı ve huzur verici gelmiştir. neyse işte bunları düşündükten sonra jean baptiste'in bebek iken ilk başta sebepsiz yere ilgi görmemesinin ve sevilememesinin nedenini anladım.

jean-baptiste kokusunun olmamasına rağmen müthiş bir koku duyusuna sahip ve kokulardan tahrik olurcasina delicesine bir haz duyan bir genç adam olur. hikâyenin bu kısmından sonra kitap artık sizi rahatsız eder. bir yandan da çok etkiler ve sürükler. kitabın son sahnesi ise gözde canlandırılması zor bir şekilde yazılır. yani betimleme, akış her şey tamam ama o anı kafanda canlandırmak çok zor gelmişti bana.
devamını gör...

(bkz: pazartesi sabahına uyanmak istememek)
devamını gör...

yazdığı şiirleri okumak cidden büyük keyif. çok kuvvetli bir kalemi var. o kalem benim elimde olsa, yüksek dağları ben yarattım der, ortalıkta arzı endam ederdim. kalemi daim olsun.
devamını gör...

"ilk yorum" sanki ilk yorumu yazınca madalya takıyorlar. en nefret ettiğim klişe yorumdur.
devamını gör...

püskevitlerini saklayan, aburunu cuburunu çolukla çocukla paylaşmayan sözlük radyosu editörü, moderatör.
devamını gör...

buyuk buyuk buyuk dedelerden/ninelerden miras birakilan, korkunca -genellikle bas- parmakla kafayi yukari itme hareketi.
bir diger deyisle, refleks adi altinda öğrenilmiş çaresizlik.*

oyle yerlesmis ki icimize; en olmadik anda, en beklenilmeyen kisi bile bu klise hareketi yapabilir, dumurdan dumura surukleyebilir, kirlarda kosailglksjdgls

asiri mantiksiz olmakla beraber; korku aninda olasi bir ters harekette, dilin bogaza kacmasini engelledigi de one surulen fikirler arasinda.
dusununce; bebekken ciddili ise yariyor olabilir lan bu, minicik insan taneleri sonucta. ama genclik ve hatta yetiskinlik donemlerinde* acilinden birakilmasi gereken bir sey bencesi. orta cagda miyiz, kulagimiza kus kani da damlatalim isterseniz???

yargi dagitimi, completed %100.
ukdeydim, doldum.
devamını gör...

didem madak kendi başlama sebebini şöyle anlatır
"niçin şiir yazmaya başladığımı düşündüğümde şunu fark ettim: o dönem şiir bana, herkesten ve her şeyden çok özgürlük vaat ediyordu. yaşlanmak da benim için bir özgürlük vaadi aslında. bu yüzden eteklerinin ucundan sarkan paçalı donlarına aldırmadan, örtmeden, gizlemeden dolmuşa binmeye çalışan, önüne gelen erkeğe yardım etmesi için elini uzatan yaşlı teyzelerin durumu bana çok büyüleyici gelmiştir hep. yaşlı bir kadın hayatının bir dönemini kadın olarak geçirmiştir, ama artık tam bir kadın değildir. yani bir kadın gibi kendini gizlemek, korumak zorunluluğu yoktur. yaşlandığım vakit, şiirimin değişebileceğini düşünüyorum.”
devamını gör...

türk televizyon tarihinin en önemli kahramanlarından biridir. tlc kanalında yayınlanan 90 days fiance ( evliliğe 90 gün) programının yıldızıdır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
program esnasında mürsel/ antalya yazan her saniye için balkona astığım bayraklarla üç milli maç çıkarabileceğimi düşünüyorum.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bir yabancı dil tutkunu olarak mürsel’in ingilizceye hakimiyeti gözlerimi yaşartmakla kalmıyor, mesleğimi sorgulama da neden oluyor. çünkü türkiye’nin en turistik şehrinde ve muhtemelen biraz da olsa ingilizceye maruz kalmış birinin dil yetmezliğinden ölecek halde olması bütün ülkenin ayıbıdır.

mürsel türk insanını tlc ekranlarında temsil ederken ille de sarılmalı, dokunmalı, tokalaşmalı sevgi gösterileri ile misafirperverliğimizi yedi cihana göstermiştir. ki bu amerikalılar için çok da alışıldık bir şey olmasa gerek.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ablası ile yaptığı telefon konuşmasında sonra anna’yı bırakıp türkiye’ye dönen ve nasıl olduğunu kimsenin anlamadığı bir şekilde tekrar geri dönüp anna ile evlenen mürsel hiçbir şeyi ile değilse de samimiyeti ve iş bitiriciliğiyle ile artı puan toplamayı başarmıştır.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

telefondaki sözlük yardımı ile anna ile iletişim kurmayı başardığını gördüğümüz antalyalı mürsel’in annayı nasıl tavladığı, hala devam etmekte olan evliliği nasıl yürüttüğü konusunda çeşitli dedikodular olsa da göğsümüzü kabarttığı gerçeği asla değişmeyecektir.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

anna ve mürsel instagram’da ortak kullandıkları bir sayfa üzerinden bize kültür mozaiklerini sunmaya devam ediyorlar.
devamını gör...

ben de insan ırkının midesi doysun diye her yıl 150 milyarın üzerinde katledilen canlıların yaşam hakkı için insanlık denen kanserin ortadan tamamen kaldırılmasını isitiyorum.

t: saçmalık.
devamını gör...

bana göre cevabı nettir :kendini mutlu etmeyi bilerek.
devamını gör...

2+2+3+2+2
şekliyle ezberleyen ise bu tabloyu hazırlayıp milleti kandıran müptezel zeka sanırım.
devamını gör...

2013 senesinde çıkan sagopa kajmer albümüdür.
albümde 19 şarkı bulunur.
kapılar açılır introsuyla başlar ve kapılar kapanır outrosu ile biter.
fiziksel olarak satın aldığım dinlerken büyük keyif aldığım bir albümdü.

eskiden çok aşırı şekilde sagopa kajmer hayranıydım. albümü çıkar çıkmaz almak istemiştim. ilk gün müzik markete gelmemişti. iki gün sonra kavuşmuştum. korsan dinlemeyi tercih etmemiştim çok büyük sagopa kajmer hayranı olduğum için.
hala hayranıyım ama eskisi gibi bağlılıkla değil tabii.

albümü satın aldıktan sonra bilgisayara takıp bir iki kere bütün albümü dinlemiştim. sonra telefona yükleme falan derken baya sevmiştim. önemli bir albüm benim için. sanırım ulaşması zor olduğu için bu kadar sevdim.

albümün içeriğine gelecek olursak sagopa kajmer’in iç dünyasını anlatan sözler albümde bolca mevcut. sagopa kajmer beatleri her zaman olduğu gibi nefisti.
albümde en sevdiğim şarkı meftun şarkısıydı ve şarkının beatinde ismail tunçbilek bağlama çalmıştı. hala favori şarkılarımdan birisidir.
albümde nakaratlar uzun ve eski tarzda, dini göndermeler bolca kullanılıyor. toplamına geldiğimizde güzel bir albümdü.

sagopa kajmer türkçe rap tarihinde kendi türünü icra eden bir rapçidir. bu albüm kendi türünde bir albümdü.
has eski sagopa kajmer kitlesi pek beğenmemişti tabii.
şahsen en sevdiğim sagopa kajmer albümü değil ama sevdiğim albümlerinden bir tanesi.

yunus abimize tekrar teşekkür ediyoruz. yeni albüm yap lan diyoruz ve yazımızı sonlandırıyoruz.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

tanım: hâlini kelimelerle ifade edemeyen yazarların görselle ifade etmeye çalıştıkları başlıktır.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim