mehmet okan özdemir'in covid-19 ile ilgili tweet'i
insan vücudu ile ilgili sadece aynada gördüğü kadar bilgisi olanların fikir beyan edip, hekimi eleştirdiği başlık.
tabi ki aşılarla çip takılmıyor, zaten en mükemmel çip her gün ellerimizde olan telefonlar. ekstra bir çipe ihtiyaçları yok insanları kontrol etmek için. ama ben de coronavirus'un küresel çapta fazla abartıldığını düşünenlerdenim. yeni bir düzen oluşturmaya çalıştıkları o kadar aşikar ki. bu fikrimizi söylemeye bile korkar olduk artık.
tabi ki aşılarla çip takılmıyor, zaten en mükemmel çip her gün ellerimizde olan telefonlar. ekstra bir çipe ihtiyaçları yok insanları kontrol etmek için. ama ben de coronavirus'un küresel çapta fazla abartıldığını düşünenlerdenim. yeni bir düzen oluşturmaya çalıştıkları o kadar aşikar ki. bu fikrimizi söylemeye bile korkar olduk artık.
devamını gör...
fatih sultan mehmet vs recep tayyip erdoğan
(bkz: özgür demirtaş) bir (bkz: tedx) konuşmasında (bkz: fatih sultan mehmet) şuan şu salondan girse elinde kılıcı, başında fesi ile değil yuvarlak gözlüğü ve jilet gibi bir takımı ile girer ve modern hayata, çağa ve gelişen dünyaya ayak uyduran bir entel olurdu demiştir.
fatih sultan mehmet çağının yüz sene sonrası için çalışırken r.t.e çağımızın iki yüz sene öncesi için çabalıyor. herkes fes taksın, herkes türban taksın. ne netflikş, ne iniştagram, ne dwidir, ne yudub olsun. ya allah, bismillah, allahuekber milli marşımız olsun.
f.s.m bu vs'nin net kazananıdır.
fatih sultan mehmet çağının yüz sene sonrası için çalışırken r.t.e çağımızın iki yüz sene öncesi için çabalıyor. herkes fes taksın, herkes türban taksın. ne netflikş, ne iniştagram, ne dwidir, ne yudub olsun. ya allah, bismillah, allahuekber milli marşımız olsun.
f.s.m bu vs'nin net kazananıdır.
devamını gör...
yaran yanlış anlamalar
şimdi anlatacağım yanlış anlaşılan bir şeyden çok, yanlış anlatılan olsa da yazmak istiyorum.
yaklaşık 7 yıl önce sanayide bir yerde bir kaç ay çalışmıştım. çalıştığım yer de bir tekstil fabrikası. bilen bilir bu sektörde sonradan görme zenginler çok var, çoğunun da tripleri çekilecek gibi değildir. yaşça büyük erkeklerin ağzından da "yeğenim" lafı eksik olmaz.
bir gün yine bu sonradan görmelerden biri geldi, patron dükkanda yok. ben de yeni olduğumdan ayak işlerine bakıyor, çalışanlara ya da müşterilere bazen de çay-kahve götürüyorum. bu abi geldi "yiğenim, ahmet abin yohmu" dedi. (soru edatını bilerek bitişik yazdım, adam nasıl beceriyorsa konuşurken bitişik yazıyordu). "yok abi" dedim, "oturun, birazdan gelir". bu geçti kapının önünde oturdu, patronu beklemeye koyuldu. ben de yanına gidip "abi, çay-kahve, bir şey içer misiniz?" diye sordum. abiyi de ilk defa gördüğümü belirtmeliyim, oysa ki dükkanın müdavimlerindenmiş. bazı çalışanlar ve patronla aralarında yeni bir jargon oluşturmuşlar, her seferinde de bu şaçma şeylere gülüyorlar. bu sigarasını yaktı, yavaş yavaş bana döndü. dumanıyla beraber şu söyleri çıkardı ağzından. "bana tiribiradada getir yeğenim" dedi, üstüne de güldü. ben anlamadım tabi. her halde bilinen bir şeydir, içerden birine sorar; öğrenirim, getiririm dedim. gittim ablanın birine sordum. "abla" dedim " şu abi tirimiri bir şey istiyor, o da ne ki?" diye sordum. o da bilmiyormuş. neyse, bir daha abiye sorayım dedim, gittim sordum. "abi, sen bir şey istedin de, ben onu anlamadım. tam olarak ne istediniz?" dememle buna bir gülme tuttu, anlatamam. gülerken eliyle üç yapıyor bu. ağzında sigara, elinde kaldırılmış üç parmakla güle güle bi daha söyledi. "tiri yeğenim tiri, yani üç. tiribirarada, üçü bir arada oluyo" dedi. be burada yazamayacağım bir sürü şeyin evladı. ben senin tirine de başlarım, biraradana da başlarım diye içimden söylene söylene gittim getirdim neskafesini. karıştırırken de diyor ki, " şimdi tiribiradanın ne olduğunu anladın mı?" anladım bana ban yedirtecek sözlerin hepsi, anladım.
yaklaşık 7 yıl önce sanayide bir yerde bir kaç ay çalışmıştım. çalıştığım yer de bir tekstil fabrikası. bilen bilir bu sektörde sonradan görme zenginler çok var, çoğunun da tripleri çekilecek gibi değildir. yaşça büyük erkeklerin ağzından da "yeğenim" lafı eksik olmaz.
bir gün yine bu sonradan görmelerden biri geldi, patron dükkanda yok. ben de yeni olduğumdan ayak işlerine bakıyor, çalışanlara ya da müşterilere bazen de çay-kahve götürüyorum. bu abi geldi "yiğenim, ahmet abin yohmu" dedi. (soru edatını bilerek bitişik yazdım, adam nasıl beceriyorsa konuşurken bitişik yazıyordu). "yok abi" dedim, "oturun, birazdan gelir". bu geçti kapının önünde oturdu, patronu beklemeye koyuldu. ben de yanına gidip "abi, çay-kahve, bir şey içer misiniz?" diye sordum. abiyi de ilk defa gördüğümü belirtmeliyim, oysa ki dükkanın müdavimlerindenmiş. bazı çalışanlar ve patronla aralarında yeni bir jargon oluşturmuşlar, her seferinde de bu şaçma şeylere gülüyorlar. bu sigarasını yaktı, yavaş yavaş bana döndü. dumanıyla beraber şu söyleri çıkardı ağzından. "bana tiribiradada getir yeğenim" dedi, üstüne de güldü. ben anlamadım tabi. her halde bilinen bir şeydir, içerden birine sorar; öğrenirim, getiririm dedim. gittim ablanın birine sordum. "abla" dedim " şu abi tirimiri bir şey istiyor, o da ne ki?" diye sordum. o da bilmiyormuş. neyse, bir daha abiye sorayım dedim, gittim sordum. "abi, sen bir şey istedin de, ben onu anlamadım. tam olarak ne istediniz?" dememle buna bir gülme tuttu, anlatamam. gülerken eliyle üç yapıyor bu. ağzında sigara, elinde kaldırılmış üç parmakla güle güle bi daha söyledi. "tiri yeğenim tiri, yani üç. tiribirarada, üçü bir arada oluyo" dedi. be burada yazamayacağım bir sürü şeyin evladı. ben senin tirine de başlarım, biraradana da başlarım diye içimden söylene söylene gittim getirdim neskafesini. karıştırırken de diyor ki, " şimdi tiribiradanın ne olduğunu anladın mı?" anladım bana ban yedirtecek sözlerin hepsi, anladım.
devamını gör...
suriyeli sığınmacılara yapılan acımasız ırkçılık
başlıgmğı açan yazar bize bir teşekkür etmeyi unutmuş hala söylenme hala nankörlük.ne yapalim, bize refah değil yoksulluk , hastalik , dilencilik getirdiniz.bulgar göçmenleride geldi kimse onlardan nefret etmiyor . 2013 te istanbulda suriyeli dilencilerden yolda yuruyemiyorduk. dogu illerinde ismini hatirlamayadigim bisey cibani hastaligi ve en onemlisi çocuk felci sayilari artti .cunku suriyeliler cocuk felci asisi olmamisti. burada insanlar sosyal guvenlik primi borcunu odeyemedigi icin hastaneye gidemezken suriyeliler icin tup bebek hala ucretsiz karsilaniyor .esnaf oluyorlar vergi dusuk veya sifir, egitimsizler cetelesiyorlar.kontrolsuz uruyorlar .yardimdi bilmemneydi hala suriyelilere veriliyor biz gelismis yuksek gelirli bir ulke degiliz .kendimiz acken evde nasıl misafir agirlayalim ? suriyede savaş zaten bitti umarim en kisa zamanda ozlem duydugunuz vataniniza geri donersiniz ...
hatta burda aglamak yerine vataniniz icinde vataninizda savaşabilirsiniz.
hatta burda aglamak yerine vataniniz icinde vataninizda savaşabilirsiniz.
devamını gör...
ölmeyecek meslekler
din tüccarlığı.
devamını gör...
evdeki saat
uzunlar şarkısı pek bir güzel olan grup.
devamını gör...
hediye olarak alınmaması gereken şeyler
kesin ve net, hayvandır.
devamını gör...
acapella
insan sesi dışında enstrüman kullanılmadan icra edilen müzik türüdür.
buyrunuz, meşhur bir örnek:
buyrunuz, meşhur bir örnek:
devamını gör...
oğuz atay
"bana boş boş oturup duvar izlettiren herkese kırgınım." sözünün sahibi. *
devamını gör...
çok fena cehaletin döndüğü düşünülen yerler
en yakın akp il başkanlığı.
ayrıca çok fena yolsuzluğun döndüğü düşünülen yerler katagorisinde değerlendirmek mümkün.
ayrıca çok fena yolsuzluğun döndüğü düşünülen yerler katagorisinde değerlendirmek mümkün.
devamını gör...
galiba ölüyorum hissi
bir yeriniz ağrıdığında bazen öyle bi raddeye geliyor ki daha fazla dayanamayacakmış gibi hissediyorsunuz, işte o zaman diyorsunuz "galiba ölüyorum".
devamını gör...
90'lı yılları hatırlatan şeyler
jetonlu telefon kulübesi, süper baba, mahallenin muhtarları, parliament pazar gecesi sineması ve herkesin evinde bulunan kütüphane *
devamını gör...
nasreddin hoca
türk nüktedan, hafız. ne zaman doğduğu tam bilinmese de, kaynakların bildirdiğine göre 1208 senesinde sivrihisar'ın hortu köyünde doğmuştur. bu köyün adı günümüzde nasreddin hoca köyüdür. babası bu köyde imamlık yapardı. ilk öğrenimini de babası verdi. hafız oldu, arapça öğrendi, dinî bilgiler öğrendi... babası vefat edince de, yine hortu köyünde babası gibi imamlık yaptı. hocası mutasavvıf olan mahmud-ı hayrânî'dir. 1237 senesinde hocası akşehir'e geçince, nasreddin hoca da akşehir'e yerleşti.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
peki nasreddin hoca ile ilgili fıkralar nasıl oluştu? halk, nasreddin hoca'yı çok severdi. ama öyle böyle değil, çok çok severdi. böyle olunca da, hayatı falan söylentilere de konu olmuş ve nasreddin hoca fıkraları falan öyle öyle oluşmuş. kendisinin yaşadığı söylenen fıkraların çoğunluğu uydurmadır. özellikle kendisine atfedilen ahlaksız fıkraların tümü kesin bir şekilde uydurmadırlar. sonradan sanki nasreddin hoca yaşamış gibi anlatılmıştır bazı ahlaksız hikayeler.
nasreddin hoca, vefat edene kadar akşehir'de kalmıştır. kadılık yapmıştır, müderrislik yapmıştır. işte bunlardan dolayı kendisine nasreddin hâce denmiş, ama zamanla bu ad, nasreddin hoca'ya dönüşmüştür.
hikayeye göre, nasreddin hoca vasiyeti üzerine eski bir kabre gömülmüş. münker ve nekir melekleri sorgu için geldiklerinde şöyle demiş:
ben eski ölüyüm, sorgum yapıldı. (bkz: aga be)
ama bu hikaye değiştirilerek şu hale getirilmiş: nasreddin hoca hayattayken, kendisine neden eski bir kabre gömülmek istediği sorulmuş, o da şöyle demiş: münker ve nekir gelince eski ölüyüm der sorgudan kurtulurum.
devamını gör...
şarkılarda sorulan enteresan sorular
sen hiç gördün mü üç kulaklı bir adam?
devamını gör...
french press
cam kabın içinde bulunan metal filtre yardımıyla katı maddeleri sıvıdan ayırabildiğiniz demleme ekipmanıdır.
nette de bulabileceğiniz bir kaç ipucu ile harika filtre kahve demleyebilirsiniz.
tabi her french press kalite olarak aynı değildir. kullanılan malzemenin ısı yalıtımı iyi ise demleme süresinde ya da beklemede kahvenizin sıcaklığını daha iyi muhafaza edecektir.
ben bodum marka kullanıyorum. fiyatı yüksektir fakat kahve sever biri iseniz hayatınızda kaç kez french press alacaksınız.
nette de bulabileceğiniz bir kaç ipucu ile harika filtre kahve demleyebilirsiniz.
tabi her french press kalite olarak aynı değildir. kullanılan malzemenin ısı yalıtımı iyi ise demleme süresinde ya da beklemede kahvenizin sıcaklığını daha iyi muhafaza edecektir.
ben bodum marka kullanıyorum. fiyatı yüksektir fakat kahve sever biri iseniz hayatınızda kaç kez french press alacaksınız.
devamını gör...
kripto parada her şeyini kaybeden emlakçının intihar etmesi
nasıl yatırım yapılacağını bilmeyen, elindeki avucundakini satarak tek yatırım aracı ile zengin olacağını zanneden bir yatırımcının hazin sonu.
devamını gör...
ilginç genel kültür bilgileri
dünya çapında tarihi çağları ilk çağ, orta çağ, yeni çağ ve yakın çağ olarak dörde ayırıyoruz fakat bunların başlangıç - bitiş tarihlerini ve olaylarını avrupa'ya göre daha farklı kabul ediyoruz.
yani, siz bir yabancıya "istanbul'un fethi çağ açıp çağ kapattı, yeni çağ bununla başladı." derseniz size bir yerleriyle güler çünkü ona göre yeni çağ amerika'nın keşfedilmesiyle başlamıştır.
aşağıya tarihi çağların bize ve avrupa'ya göre kabul edilen iki farklı şekliyle şemalarını bırakıyorum, isteyen inceleyip karşılaştırabilir.


tanım: az bilinen bilgilerin paylaşıldığı başlık.
yani, siz bir yabancıya "istanbul'un fethi çağ açıp çağ kapattı, yeni çağ bununla başladı." derseniz size bir yerleriyle güler çünkü ona göre yeni çağ amerika'nın keşfedilmesiyle başlamıştır.
aşağıya tarihi çağların bize ve avrupa'ya göre kabul edilen iki farklı şekliyle şemalarını bırakıyorum, isteyen inceleyip karşılaştırabilir.


tanım: az bilinen bilgilerin paylaşıldığı başlık.
devamını gör...
gece yarısı güneşi
dünya'nın eksen eğikliği nedeniyle bazı bölgelerde 6 ay gece ve 6 ay gündüz yaşanmasına bağlı olarak ortaya çıkan doğa olayı. hızlandırılmış görüntülerden takip edebileceğiniz gibi güneş ufka, batmak üzereymiş gibi yaklaşır ama batmadan tekrar yükselir.
devamını gör...


