denizi geride bırakınca hissedilenler
"thalassa, thalassa, farma kemenikos"
halikarnas balıkçısı'nın bir hikayesinde kör rum bir balıkçıya söylettirdiği rivayet edilen söz, anlamı "deniz deniz zehirli ilaç"
galiba bana göre en doğrusu bu, maalesef ki denizin içinde yaşamaya müsait değil bedenim, öyle olsa hiç çıkmazdım sanırım.
şimdi millet edebiyat yapıyor filan diyecek ama desinler, gerçekten de kara yaşamı bana göre değil, sıkılıyorum..
denizin içinde ağırlık azalıyor, yön kavramı alt üst oluyor, bedeninin daha esnek olduğunu fark ediyor insan.. mis gibi!
ayrıca, balıklar var? yenebilir bir sürü canlı var, sabah kahvaltısında kum midyesi yemek var, hani babam çıksa yemem - çünkü öldü - ama geri kalan her türlü deniz canlısını yerim, en azından yemeyi denerim.
sonra sonra, dışındayken sefası var, delice, hemen hemen hepinizin "yaz olsa da yapsak" dediği bir çok aktivitenin sağında solunda nuhakkak deniz var, en azından bir akşam sofrası var, kumsal var, o havuçumsu güneş yağlarınızın kokusu var, var oğlu var..
bir de, özel inat ve zıtlaşma ve / veya "öldür lan hadi beni?" diye denize kılıç açma halim var. ister 2 metrelik sandal olsun isterse hava şartları muhalefeti nedeniyle az sonra iptal olacak gelibolu feribotunun içinde olayım hiç fark etmez, o deniz patladığında isterse beni an içinde öldürecek deniz ile inatlaşmaya aşığım ben, bildiğim ve taptığım en güzel tanrı ile sonu belli bir savaş gibi bir hal! altımdaki insan yapımı aracın dalgalar üzerindeyken kulağıma gelen çatırtıları beni mest eder.
karaya bağlı, karayı tercih eden insana da lafım yok, onun tercihi kara benimki mavi.
başladığım gibi bitireyim;
"thalassa, thalassa, farma kemenikos"
halikarnas balıkçısı'nın bir hikayesinde kör rum bir balıkçıya söylettirdiği rivayet edilen söz, anlamı "deniz deniz zehirli ilaç"
galiba bana göre en doğrusu bu, maalesef ki denizin içinde yaşamaya müsait değil bedenim, öyle olsa hiç çıkmazdım sanırım.
şimdi millet edebiyat yapıyor filan diyecek ama desinler, gerçekten de kara yaşamı bana göre değil, sıkılıyorum..
denizin içinde ağırlık azalıyor, yön kavramı alt üst oluyor, bedeninin daha esnek olduğunu fark ediyor insan.. mis gibi!
ayrıca, balıklar var? yenebilir bir sürü canlı var, sabah kahvaltısında kum midyesi yemek var, hani babam çıksa yemem - çünkü öldü - ama geri kalan her türlü deniz canlısını yerim, en azından yemeyi denerim.
sonra sonra, dışındayken sefası var, delice, hemen hemen hepinizin "yaz olsa da yapsak" dediği bir çok aktivitenin sağında solunda nuhakkak deniz var, en azından bir akşam sofrası var, kumsal var, o havuçumsu güneş yağlarınızın kokusu var, var oğlu var..
bir de, özel inat ve zıtlaşma ve / veya "öldür lan hadi beni?" diye denize kılıç açma halim var. ister 2 metrelik sandal olsun isterse hava şartları muhalefeti nedeniyle az sonra iptal olacak gelibolu feribotunun içinde olayım hiç fark etmez, o deniz patladığında isterse beni an içinde öldürecek deniz ile inatlaşmaya aşığım ben, bildiğim ve taptığım en güzel tanrı ile sonu belli bir savaş gibi bir hal! altımdaki insan yapımı aracın dalgalar üzerindeyken kulağıma gelen çatırtıları beni mest eder.
karaya bağlı, karayı tercih eden insana da lafım yok, onun tercihi kara benimki mavi.
başladığım gibi bitireyim;
"thalassa, thalassa, farma kemenikos"
devamını gör...
spontane radyo yayını
sabırsızlıkla beklediğim radyo yayını.
halının üstünde ters takla atarsam zaman daha çabuk geçer mi? hem kedi de eğlenmiş olur.
edit: uzay zamanı bükmeyi sizden öğrenecek değiliz1!!.1!
halının üstünde ters takla atarsam zaman daha çabuk geçer mi? hem kedi de eğlenmiş olur.
edit: uzay zamanı bükmeyi sizden öğrenecek değiliz1!!.1!
devamını gör...
insanı yoran şeyler
fazla stres+cahille muhabbet..
devamını gör...
hala zevkle izlenen çizgi filmler
rugular show, gumball, foster'ın hayali dostlar mekanı, adventure time.
devamını gör...
çift soyadı kullanan kadınlar
ülkemizde amacını aşmış uygulamalardan biriside bu uygulamadır.
önceki/bekarlık soyadının koca soyadının önünde kullanılması hakkı tmk’nın 187. maddesi ile kadınlarımıza verilmiştir. verilmiştir çünkü soyadı değiştiği için zarara uğrayan kadınların hakkını korumak amaçlanmıştır.
şöyle ki; bir avukat veya doktor düşünün. işinde çok iyi olsun ve ismiyle nam yapmış olsun. bu durumda olan bir kadın namını yitirip mesleğindeki yerini yitirmemesi için verilmiş bir hak. yasada meslek ayırımı yapılmaksızın her kadına verilmiştir.
ama gel gör ki günümüzde kimi istemiyor diye sırf kocasına nispet olsun diye alır. (kıllık işte)
kimi erkek kardeşi olmadığı için baba soyadını devam ettirmek niyetiyle alır. (duygusal)
kimi soyadı değişince diploma ve sair belgeleri boşa gidecek zannederek alır. (tedirgin, garantici)
kimi hak haktır. kullanayım gitsin der. amacını kendisi bile bilmez. daha sonra pişman olur. *
kimi komşuya beş çayına gidince duyar. heves eder, o hevesle koşa koşa yararlanır. sonrasında elbette pişman olur. (ah canım ya son pişmanlık fayda etmez)
bu liste böyle böyle uzar gider. naçizane tavsiyem bir anlık hevesle soyadınızı değiştirmeyin. sonra uğraşır durursunuz!
yok, bilinçli olarak hakkımdır, kullanacağım diyene laf yok. en doğal hakkı sonuçta. kullanmak isteyen kullanır.
(bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz)
düzeltme yapıldı.
önceki/bekarlık soyadının koca soyadının önünde kullanılması hakkı tmk’nın 187. maddesi ile kadınlarımıza verilmiştir. verilmiştir çünkü soyadı değiştiği için zarara uğrayan kadınların hakkını korumak amaçlanmıştır.
şöyle ki; bir avukat veya doktor düşünün. işinde çok iyi olsun ve ismiyle nam yapmış olsun. bu durumda olan bir kadın namını yitirip mesleğindeki yerini yitirmemesi için verilmiş bir hak. yasada meslek ayırımı yapılmaksızın her kadına verilmiştir.
ama gel gör ki günümüzde kimi istemiyor diye sırf kocasına nispet olsun diye alır. (kıllık işte)
kimi erkek kardeşi olmadığı için baba soyadını devam ettirmek niyetiyle alır. (duygusal)
kimi soyadı değişince diploma ve sair belgeleri boşa gidecek zannederek alır. (tedirgin, garantici)
kimi hak haktır. kullanayım gitsin der. amacını kendisi bile bilmez. daha sonra pişman olur. *
kimi komşuya beş çayına gidince duyar. heves eder, o hevesle koşa koşa yararlanır. sonrasında elbette pişman olur. (ah canım ya son pişmanlık fayda etmez)
bu liste böyle böyle uzar gider. naçizane tavsiyem bir anlık hevesle soyadınızı değiştirmeyin. sonra uğraşır durursunuz!
yok, bilinçli olarak hakkımdır, kullanacağım diyene laf yok. en doğal hakkı sonuçta. kullanmak isteyen kullanır.
(bkz: herkesin hayatına kimse karışamaz)
düzeltme yapıldı.
devamını gör...
henceforth dance radyo yayını
herhalde bu set up'ı da bu hafta boyunca full dinleyeceğim.
tanım : masterpiece ağabeyimizin ikinci yayını.
tanım : masterpiece ağabeyimizin ikinci yayını.
devamını gör...
telegram'ın abartılmış bir balon olması
her uygulamanın doğru kullanıldığı zaman mükemmel hale geleceğine inanmaktayım. telegram içerisinde öğrencilerin, araştırmayı seven kişilerin ve hobi sahibi kişilerin genel olarak kullandığı uygulamadır. grupların saygı çerçevesi içerisinde davrandığı zaman bir problem olmayacaktır. gruplar içerisinde istenilen materyaller paylaşılır ve ihtiyacı olan insanlar bu kaynaklardan yararlanırlar. belirli bir kişi sayı kotası olmadığından gayet güzel bir uygulamadır. bana göre .
devamını gör...
dunder mifflin (yazar)
kendi nickaltını kendi açmış bulunmakta. hoş geldin diyelim. tanımların bol olsun.
devamını gör...
ama kafamız nasıl güzel radyo programı
heyoo taze program.
seçilen konu, şimdiden geçmişe götürdü beni. tabii kaşkolnikov'a katılıyorum, aynı dönemin çocukları mıydık bilinmez. onu dinleyip, öğreneceğiz. yine de, ortak anılar çıkacak gibi hissediyorum.
kulağım sizde olacak. şimdiden iyi yayınlar.
seçilen konu, şimdiden geçmişe götürdü beni. tabii kaşkolnikov'a katılıyorum, aynı dönemin çocukları mıydık bilinmez. onu dinleyip, öğreneceğiz. yine de, ortak anılar çıkacak gibi hissediyorum.
kulağım sizde olacak. şimdiden iyi yayınlar.
devamını gör...
insanı mutlu eden filmler
3 idiots
devamını gör...
vincent van gogh
eserlerinde çoğunlukla sarı-yeşil tonlarına yer veren ressamdır. bu sarı-yeşil tonlarını bu kadar sık kullanmasının sebebi aslında dünyayı öyle görmesiydi.
peki neden dünyayı sarı-yeşil tonlarda görüyordu? çünkü günümüzde kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ve dijitaller grubunda bulunan digoksin ilacını kullanıyordu. bu ilaç o zamanlar psikolojik rahatsızlıklar için kullanılan bir ilaçtı. ilacın en önemli yan etkisi sarı-yeşil diskromapatisidir.
bazı tablolarında ise ilacın ham maddesi olan digitalis purpurae diye adlandırılan “yüksük otu” bitkisini resmetmiştir. bunlar da bize van gogh’un yüksek miktarda digoksin maruziyetine kaldığını gösteriyor. van gogh sarısının hikayesi aslında bir yan etkiden ibaretmiş.
peki neden dünyayı sarı-yeşil tonlarda görüyordu? çünkü günümüzde kalp yetmezliği tedavisinde kullanılan ve dijitaller grubunda bulunan digoksin ilacını kullanıyordu. bu ilaç o zamanlar psikolojik rahatsızlıklar için kullanılan bir ilaçtı. ilacın en önemli yan etkisi sarı-yeşil diskromapatisidir.
bazı tablolarında ise ilacın ham maddesi olan digitalis purpurae diye adlandırılan “yüksük otu” bitkisini resmetmiştir. bunlar da bize van gogh’un yüksek miktarda digoksin maruziyetine kaldığını gösteriyor. van gogh sarısının hikayesi aslında bir yan etkiden ibaretmiş.
devamını gör...
kişisel gelişim kitapları zırvalığı
dünyadaki bütün kişisel gelişim kitapları birleşse bir suç ve ceza kadar insan yaşamına ve aklına etki etmemesine rağmen tüketici toplumun gerektirdiği şekilde bol bol yazıldığı ve satıldığı için hayatımızdan uzun bir süre çıkmayacak zırvalıklardır..
devamını gör...
aynı sayfayı defalarca okumak
kitap okurken akla gelen geçmiş yüzünden olur bu bazen. bazen de o cümleleri beynine kazımak istersin, anlamak istersin. duruma gore değişen olay.
devamını gör...
mors alfabesi
samuel mors tarafından 1835 yılında oluşturulan telgraf haberleşme dilidir. kısa ve uzun iki karakter ile yazılan bu dilde her latin harfe karşılık bir kod var. telgraf ile haberleşmenin anahtarı olan bu dilde latin harfe karşılık gelen kodu, telgraf iğnesini plakaya dokundurarak gönderilen elektrik sinyanini belirli aralık ve düzenlerle doğru kodu basarak iletişim mümkün hale geliyor.
karantina döneminde heves edip öğrenmeye çalıştığım bu dili günümüzde aktif kullanmak pek mantıklı ve mümkün değil. hepimiz sanırım s.o.s. mesajını ister istemez filmlerden biliyoruzdur az çok aşinayız. 3 kısa 3 uzun 3 kısa şeklinde. bana sorsanız ''ne işine yaradı öğrenmek?'' diye sadece bir heves ve merak ama kapı çalarken kullanıyorum bazen bildiklerim boşa gitmesin diyerekten. bir de bilen bir arkadaşınız var ise ortamlarda konuşmadan güzel iletişim kurabilirsiniz. masalara vurmanızdan şikayet eden yan masaların tepkilerine kadar tabii ki. bu arada telgraf ile ilgili ilginç bir bilgi bırakayım. ilk iletilen telgraf mesajı incil'den bir cümleymiş.(what hath god wrought)
(-.- .- ..-. .- / ... --- --.. .-.. ..- -.- / .- .. .-.. . ... ..)(kafa sozluk ailesi)
uluslararası mors dili harfleri ve sayı gösterimlerinin kodları ise şu şekilde:
karantina döneminde heves edip öğrenmeye çalıştığım bu dili günümüzde aktif kullanmak pek mantıklı ve mümkün değil. hepimiz sanırım s.o.s. mesajını ister istemez filmlerden biliyoruzdur az çok aşinayız. 3 kısa 3 uzun 3 kısa şeklinde. bana sorsanız ''ne işine yaradı öğrenmek?'' diye sadece bir heves ve merak ama kapı çalarken kullanıyorum bazen bildiklerim boşa gitmesin diyerekten. bir de bilen bir arkadaşınız var ise ortamlarda konuşmadan güzel iletişim kurabilirsiniz. masalara vurmanızdan şikayet eden yan masaların tepkilerine kadar tabii ki. bu arada telgraf ile ilgili ilginç bir bilgi bırakayım. ilk iletilen telgraf mesajı incil'den bir cümleymiş.(what hath god wrought)
(-.- .- ..-. .- / ... --- --.. .-.. ..- -.- / .- .. .-.. . ... ..)(kafa sozluk ailesi)
uluslararası mors dili harfleri ve sayı gösterimlerinin kodları ise şu şekilde:
devamını gör...
dut ağacı
ölünce başucuma dikilmesini dilediğim ağaçtır.
sene kaç hatırlamıyorum, ben kaç yaşındayım onu da hatırlamıyorum...
o zaman bayramlar kış aylarına denk geliyor. ben de aşığı olduğum köyüme gideceğim için ayrıca mutlu oluyorum.
köyde kerpiç bir evimiz vardı ve senede bir gittiğimiz için annem her gittiğimiz gün aksama kadar o evi tekrar yaşanabilir hale getirmeye çalışırdı. içeriden her seferinde sürüyle akrep süpürdüğünü gözlerimle görmesem inanmazdım. anadolu kadını işte korkar mı akrepten yılandan...
gece olunca da bütün aile yer yataklarında yan yana dizilir uyurduk.
hayatım boyunca bir daha hiç o kadar huzurlu uyumadım. sabah olur pencerenin yakınında bir kumrunun ya da güvercinin çıkardığı seslerle uyanır herkes uyurken ben sesin geldiği yeri bulmaya çalışırdım.
bahçemiz de toprak zemindi doğal olarak.
çamurla neler yapardım neler. arabalar..evler...
bu bahçede üç dut ağacı vardı.
ağaçlar öyle büyüktü ki bahçemize güneş girmezdi bu sebeple. gündüz tam keyiflik alan gece olduğunda ise zifiri karanlık olurdu.
bir gece dışarda yağmur yağarken biz ailece uykudayken gece yarısı uyandım.
o saatte bizim bahçemiz belki de şehrin en karanlık noktasıdır. penceremizin önünde haraket halinde kıvılcım gibi ışıkların geçtiğini gördüm.
kalkıp baktığımda gördüğüm manzara büyüleyiciydi.
yağmur devam ederken bahçemizin zemininde bir bölge göllenmişti. ve o suyun etrafına sayısız ateş böceği yığılmıştı. ateş böcekleri sadece o suyun etrafında değil bahçemizin her noktasındaydı. en başta inanamadım. kapıya çıktım. bahçemiz sanki galaksiye bambaşka bir noktadan bakıyordu. yıldızlar ayaklarımızın altındaydı. bu muazzam ışıkların dalga halinde daha da parlayıp sonra azaldığını görüyordum yer yer.
kardeşlerimi sessizce uyandırıp onlara da gösterdim.
şu yaşıma kadar beni en çok etkileyen ve en mutlu eden şey odur.
ölene kadar da unutmayacağım sanırım.
bu tanımı da can azerbaycandan ne güzel sesler çıktığını bize bir kere daha gösteren şu video ile süsleyelim o zaman.
sene kaç hatırlamıyorum, ben kaç yaşındayım onu da hatırlamıyorum...
o zaman bayramlar kış aylarına denk geliyor. ben de aşığı olduğum köyüme gideceğim için ayrıca mutlu oluyorum.
köyde kerpiç bir evimiz vardı ve senede bir gittiğimiz için annem her gittiğimiz gün aksama kadar o evi tekrar yaşanabilir hale getirmeye çalışırdı. içeriden her seferinde sürüyle akrep süpürdüğünü gözlerimle görmesem inanmazdım. anadolu kadını işte korkar mı akrepten yılandan...
gece olunca da bütün aile yer yataklarında yan yana dizilir uyurduk.
hayatım boyunca bir daha hiç o kadar huzurlu uyumadım. sabah olur pencerenin yakınında bir kumrunun ya da güvercinin çıkardığı seslerle uyanır herkes uyurken ben sesin geldiği yeri bulmaya çalışırdım.
bahçemiz de toprak zemindi doğal olarak.
çamurla neler yapardım neler. arabalar..evler...
bu bahçede üç dut ağacı vardı.
ağaçlar öyle büyüktü ki bahçemize güneş girmezdi bu sebeple. gündüz tam keyiflik alan gece olduğunda ise zifiri karanlık olurdu.
bir gece dışarda yağmur yağarken biz ailece uykudayken gece yarısı uyandım.
o saatte bizim bahçemiz belki de şehrin en karanlık noktasıdır. penceremizin önünde haraket halinde kıvılcım gibi ışıkların geçtiğini gördüm.
kalkıp baktığımda gördüğüm manzara büyüleyiciydi.
yağmur devam ederken bahçemizin zemininde bir bölge göllenmişti. ve o suyun etrafına sayısız ateş böceği yığılmıştı. ateş böcekleri sadece o suyun etrafında değil bahçemizin her noktasındaydı. en başta inanamadım. kapıya çıktım. bahçemiz sanki galaksiye bambaşka bir noktadan bakıyordu. yıldızlar ayaklarımızın altındaydı. bu muazzam ışıkların dalga halinde daha da parlayıp sonra azaldığını görüyordum yer yer.
kardeşlerimi sessizce uyandırıp onlara da gösterdim.
şu yaşıma kadar beni en çok etkileyen ve en mutlu eden şey odur.
ölene kadar da unutmayacağım sanırım.
bu tanımı da can azerbaycandan ne güzel sesler çıktığını bize bir kere daha gösteren şu video ile süsleyelim o zaman.
devamını gör...
uzun tanıma kıyamayıp beğeni vermek
emeğe saygı lütfen.
not: uzun yazan arkadaşlar arada yazı fontunu falan değiştirin, görsel ekleyin azıcık şenlendirin tanımınızı.
not: uzun yazan arkadaşlar arada yazı fontunu falan değiştirin, görsel ekleyin azıcık şenlendirin tanımınızı.
devamını gör...
karkabos
kuzey yunanistan'da, trakya ve makedonya civarında hüküm sürmüş olan acımasız, şeref yoksunu, it herif lakabını verdiğim triopas'ın evladıymış karkabos.
karkabos'da babasının it herif olduğunun farkındaymış, "halkına zorba davranan bir kraldan olsa olsa it olur..." diye düşünmüş olacak ki, biricik ülkesini her geçen gün bataklığa götüren, kendi ülkesinin para birimini her geçen dakika hiç eden ve "ben ekonominin kitabını yazdım..." diyen tripoas'ı öldürmeye ve ülkesini kurtarmaya karar vermiş, yapmış da.
yapmış yapmasına ama suçlu olarak anılmaya başlamış, kendi vicdanı da baba katili olmayı kaldıramamış, gitmiş troas bölgesine, kral tros'un yanına sığınmış, arınmak istemiş suçundan, geçmişini unutmak istemiş.
troya krallarıyla arasını da pek iyi tutmuş karkabos abimiz, çok sevmiş onu troya kralları, ona topraklar vermişler, bir dediğini iki etmemişler, o da erdek'in kuzeyinde kalan sarıköy tarafı olduğu düşünülen yere, zeleia isminde bir yerleşim yeri kurmuş.
kendisi, troya savaşının en müthiş kahramanlarından biri olan, büyük komutan, müthiş okçu, atamız sayılan pandaros'un atasıdır.
pandaros... it oğlu it, şeref ve namus yoksunu diomedes'in şehit ettiği büyük komutan pandaros...
karkabos'da babasının it herif olduğunun farkındaymış, "halkına zorba davranan bir kraldan olsa olsa it olur..." diye düşünmüş olacak ki, biricik ülkesini her geçen gün bataklığa götüren, kendi ülkesinin para birimini her geçen dakika hiç eden ve "ben ekonominin kitabını yazdım..." diyen tripoas'ı öldürmeye ve ülkesini kurtarmaya karar vermiş, yapmış da.
yapmış yapmasına ama suçlu olarak anılmaya başlamış, kendi vicdanı da baba katili olmayı kaldıramamış, gitmiş troas bölgesine, kral tros'un yanına sığınmış, arınmak istemiş suçundan, geçmişini unutmak istemiş.
troya krallarıyla arasını da pek iyi tutmuş karkabos abimiz, çok sevmiş onu troya kralları, ona topraklar vermişler, bir dediğini iki etmemişler, o da erdek'in kuzeyinde kalan sarıköy tarafı olduğu düşünülen yere, zeleia isminde bir yerleşim yeri kurmuş.
kendisi, troya savaşının en müthiş kahramanlarından biri olan, büyük komutan, müthiş okçu, atamız sayılan pandaros'un atasıdır.
pandaros... it oğlu it, şeref ve namus yoksunu diomedes'in şehit ettiği büyük komutan pandaros...
devamını gör...
tarihte bugün
1861 - amerikan iç savaşı, güney carolina'da patlak verdi.savaş sonunda toplam 620 bin kişi öldü.
1932 - türk tarihi tetkik cemiyetinin kuruluşu.
1955 - dr. jonas salk tarafından geliştirilen çocuk felci aşısının güvenli ve etkili olduğu açıklandı.
1963 - martin luther king, alabama'da sivil haklar yürüyüşüne öncülük ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
1969 - sonradan atatürk kültür merkezi adını alacak istanbul kültür sarayı, aida operası ve çeşmebaşı balesi ile açıldı.
1991 - ateşkes antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle körfez savaşı resmen sona erdi.
1991 - istanbul genelevi işletmecilerinden matild manukyan istanbul'da vergi rekortmeni oldu.
1993 - türkiye internet'e bağlandı.
2008 - tandoğan'da yaklaşık 300.000 kişinin katılımıyla "ulusal egemenlik mitingi" yapıldı.
2011 - mısır'ın devrik cumhurbaşkanı hüsnü mübarek, bir soruşturma çerçevesinde sorgulanırken kalp krizi geçirmesi üzerine hastaneye kaldırıldı ve yoğun bakıma alındı.
kaynak
1932 - türk tarihi tetkik cemiyetinin kuruluşu.
1955 - dr. jonas salk tarafından geliştirilen çocuk felci aşısının güvenli ve etkili olduğu açıklandı.
1963 - martin luther king, alabama'da sivil haklar yürüyüşüne öncülük ettiği gerekçesiyle tutuklandı.
1969 - sonradan atatürk kültür merkezi adını alacak istanbul kültür sarayı, aida operası ve çeşmebaşı balesi ile açıldı.
1991 - ateşkes antlaşmasının yürürlüğe girmesiyle körfez savaşı resmen sona erdi.
1991 - istanbul genelevi işletmecilerinden matild manukyan istanbul'da vergi rekortmeni oldu.
1993 - türkiye internet'e bağlandı.
2008 - tandoğan'da yaklaşık 300.000 kişinin katılımıyla "ulusal egemenlik mitingi" yapıldı.
2011 - mısır'ın devrik cumhurbaşkanı hüsnü mübarek, bir soruşturma çerçevesinde sorgulanırken kalp krizi geçirmesi üzerine hastaneye kaldırıldı ve yoğun bakıma alındı.
kaynak
devamını gör...

