beden dismorfik bozukluğu
kişinin görünüşünün normal veya kabul edilebilir normal değerler arasında olmasına rağmen, kendini dikkat çekecek kadar çirkin ya da bedensel olarak kusurlu/çirkin ve/veya eksik hissetmesi şeklinde gelişen bir algılama bozukluğudur.
özellikle ergenlerin ya da ruhu ergen olanların sosyal medyada kendini filtreye boğmasının altında yatan psikolojik bozukluk.
özellikle ergenlerin ya da ruhu ergen olanların sosyal medyada kendini filtreye boğmasının altında yatan psikolojik bozukluk.
devamını gör...
hemlock grove
brian mcgreevy'in yine aynı adlı romanından uyarlanan 3 sezonluk bir fantastik- korku dizisi.
toplamda 3 sezon ve 33 bölümden oluşuyor dizi.
dizi şöyle başlıyor, hayali bir kasaba olan hemlock grove'da bir genç kızın cesedi paramparça bulunuyor ve kasaba halkında bir kurtadam tarafından öldürüldüğü düşüncesi oluşuyor.
eh kasabaya da o aralar öyle yakışıklı bir çingene taşınmış ki sormayın fena. işte bu çingene beyimiz ve kasabanın zengin playboyu tanışıyor ve dizinin sonlarına kadar sürecek olan güzel bir arkadaşlığa başlıyorlar.
bu iki yakışıklı izlerken sürekli kalp hızlandırıyor vallahi. ikiside bir tuhaf zaten, çünkü zengin beyefendi roman'ımız upir (vampir) ve de yakışıklı çingenemiz ise kurt adam.
dizide sadece bu kankalar işlenmiyor tabiiki, roman'ın da bir annesi var ki sormayın, şeytanın ta kendisi bu güzel kadın. roman'ın babası ölmüş ve büyük bir firmaları var, annesi de upir ve firmadaki zeki doktoru almış avucuna artık nelerle tehdit ediyorsa türlü tuhaf işlere imza atıyorlar.
haha ayrıca bunlar organ falan yiyor iğrenç vıcık vıcık şeyler içiyorlar. * neyse işte genel olarak kasvetli iğrenç bir havası var dizinin. ayrıca roman'ın babasının ölümü için anma töreninde dahi seks sahnesi var. *
roman'ın bir de ne idüğü belirsiz bir kız kardeşi de var ki, acayip garip bir yaratık anlatmaya kelimelerim yetmiyor. bu doktor, anne olivia (upir), roman (upir), peter (kurtadam), peter'ın kuzeni destiny (medyum) 3 sezonu sırtlanıyor. başka karakterler de var tabii ama diziyi götürenler bunlar.
ah üzülerek söylüyorum ki mükemmel 2 sezondan sonra 3. sezonda sıvayan bir dizi. hoff. sırf peter ve roman çok yakışıklı diye izleyip bitirdim 3. sezonu. bir de o güzelim dostluğu sıvadılar ya ah ah.
neyse işte yarasa onaylı, izleyin efendim birşey kaybetmezsiniz.
edit: dayanamadım görsel ekleyeyim buyrun:

haha kurt adamın kim olduğu bellidir herhalde *
toplamda 3 sezon ve 33 bölümden oluşuyor dizi.
dizi şöyle başlıyor, hayali bir kasaba olan hemlock grove'da bir genç kızın cesedi paramparça bulunuyor ve kasaba halkında bir kurtadam tarafından öldürüldüğü düşüncesi oluşuyor.
eh kasabaya da o aralar öyle yakışıklı bir çingene taşınmış ki sormayın fena. işte bu çingene beyimiz ve kasabanın zengin playboyu tanışıyor ve dizinin sonlarına kadar sürecek olan güzel bir arkadaşlığa başlıyorlar.
bu iki yakışıklı izlerken sürekli kalp hızlandırıyor vallahi. ikiside bir tuhaf zaten, çünkü zengin beyefendi roman'ımız upir (vampir) ve de yakışıklı çingenemiz ise kurt adam.
dizide sadece bu kankalar işlenmiyor tabiiki, roman'ın da bir annesi var ki sormayın, şeytanın ta kendisi bu güzel kadın. roman'ın babası ölmüş ve büyük bir firmaları var, annesi de upir ve firmadaki zeki doktoru almış avucuna artık nelerle tehdit ediyorsa türlü tuhaf işlere imza atıyorlar.
haha ayrıca bunlar organ falan yiyor iğrenç vıcık vıcık şeyler içiyorlar. * neyse işte genel olarak kasvetli iğrenç bir havası var dizinin. ayrıca roman'ın babasının ölümü için anma töreninde dahi seks sahnesi var. *
roman'ın bir de ne idüğü belirsiz bir kız kardeşi de var ki, acayip garip bir yaratık anlatmaya kelimelerim yetmiyor. bu doktor, anne olivia (upir), roman (upir), peter (kurtadam), peter'ın kuzeni destiny (medyum) 3 sezonu sırtlanıyor. başka karakterler de var tabii ama diziyi götürenler bunlar.
ah üzülerek söylüyorum ki mükemmel 2 sezondan sonra 3. sezonda sıvayan bir dizi. hoff. sırf peter ve roman çok yakışıklı diye izleyip bitirdim 3. sezonu. bir de o güzelim dostluğu sıvadılar ya ah ah.
neyse işte yarasa onaylı, izleyin efendim birşey kaybetmezsiniz.
edit: dayanamadım görsel ekleyeyim buyrun:

haha kurt adamın kim olduğu bellidir herhalde *
devamını gör...
otuz yaşında hala ailesiyle yaşayan tip
ailesine arkasını dönmemiş "tip"tir. ayrıca sensindir tip. arkadaşları ile goy goyda yapar. canın istediğini de yapar. ama bilir ki o yanında olmak istemediği anne baba zamanı gelince hiç olmayacaklar ve o tip onları çok özleyecek o yüzden hala vakit varken az çok beraber zaman geçiren" tip"tir.
devamını gör...
yol
çıkıldı mı dönülmesi, dönüldüğünde ise tekrar çıkılması zor olan insan hayatının nirengi noktalarından birisi.
devamını gör...
uzun soyadlı olmak
optik form doldururken çok fazla vakit kaybettirebilecek olan durumdur.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
benden savrulan parçalar kurusa da,
izleri var hala yolun kenarında.
izini sür yolun,
acının ormanı büyütür insanı..
birhan keskin/iz
devamını gör...
favori butonunu arşiv niyetine kullanmak
anladığım kadarıyla bir benim yapmadığım olay.
favoriyi genelde çok kullanan biri değilim. yazılan tanımın güldürmesi, ilgi duyduğum bir alana yönelikse bilgi vermesi, emeğine karşılık, veya nickaltı girildiyse nezaketen ve teşekkür ederekten favlarım.
favladigim tanımları dönüp okumadım hiç, tekrar okuma isteği uyandıran bir tanıma da denk gelmedim zaten.
ama bu başlığa girilen tanimlardan sonra dikkate alacağım bu durumu. (olur da tekrardan okumamı gerektirecek bir tanım olduğunda da özenle favlayacağım.)
favoriyi genelde çok kullanan biri değilim. yazılan tanımın güldürmesi, ilgi duyduğum bir alana yönelikse bilgi vermesi, emeğine karşılık, veya nickaltı girildiyse nezaketen ve teşekkür ederekten favlarım.
favladigim tanımları dönüp okumadım hiç, tekrar okuma isteği uyandıran bir tanıma da denk gelmedim zaten.
ama bu başlığa girilen tanimlardan sonra dikkate alacağım bu durumu. (olur da tekrardan okumamı gerektirecek bir tanım olduğunda da özenle favlayacağım.)
devamını gör...
öğretmenlere verilen hizmet puanlarının geri alınması
öğretmenlik mesleğini geliştirmek adına çabalayanların ödüllendirildiği bir puanlama sistemi getirilmişti. ama maalesef bu teşvik de uzman öğretmenlik gibi çok uzun sürmedi. hak önce verildi puanım 195 oldu, şimdi ise geri alındın. puanım 71.
iddia ediyorum ki blbir insanın çalışma motivasyonunu nasıl yok ederiz diye ugraşsalar bu kadar yaratıcı olamazlar.
üzerinde düşündükleri her şey çürüyor.
hiçbir şey düzgün ve hakkıyla yapılmıyor.
bundan sonra neden çalışmıyorsun diye soranlara en güzel hareketler benden gelsin.
öğretmenlerin hizmet puanı
(yargı kararı uygulaması)
"(9) öğretmenlerden;
a) doktora mezunu olanlara 90,
b) tezli yüksek lisans mezunu olanlara 50,
c) ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans eğitimi hariç olmak üzere; tezsiz yüksek
lisans mezunu olanlara 30,
ç) ikinci bir dört yıllık yükseköğrenim mezunu olanlara 10,
d) uluslararası bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her
bir makale için 5,
e) ulusal bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her bir
makale için 3,
f) en fazla bir adet olmak üzere başarı belgesi alanlara 3,
g) en fazla bir adet olmak üzere üstün başarı belgesi alanlara 4,
ğ) en fazla bir adet olmak üzere ödül alanlara 5,
h) etwining programı kapsamında sertifikası bulunanlara 15,
ı) türk patent ve marka kurumundan patent tescili alanlara her bir patent tescili için 30,
i) türk patent ve marka kurumundan faydalı model tescili alanlara her bir faydalı model tescili
için 20,
j) türk patent ve marka kurumundan tasarım tescili alanlara her bir tasarım tescili için 10,
hizmet puanı verilir.
bu bağlamda; ilgi (a) yönetmeliğin 40'ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yer alan hizmet puanları yargı kararları gereği geri alınmış olup bu doğrultuda hizmet puanı verilmesine ve onaylanmasına ilişkin kullanıcı yetkileri pasif hale getirilmiştir.
iddia ediyorum ki blbir insanın çalışma motivasyonunu nasıl yok ederiz diye ugraşsalar bu kadar yaratıcı olamazlar.
üzerinde düşündükleri her şey çürüyor.
hiçbir şey düzgün ve hakkıyla yapılmıyor.
bundan sonra neden çalışmıyorsun diye soranlara en güzel hareketler benden gelsin.
öğretmenlerin hizmet puanı
(yargı kararı uygulaması)
"(9) öğretmenlerden;
a) doktora mezunu olanlara 90,
b) tezli yüksek lisans mezunu olanlara 50,
c) ortaöğretim alan öğretmenliği tezsiz yüksek lisans eğitimi hariç olmak üzere; tezsiz yüksek
lisans mezunu olanlara 30,
ç) ikinci bir dört yıllık yükseköğrenim mezunu olanlara 10,
d) uluslararası bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her
bir makale için 5,
e) ulusal bir hakemli dergide makalesi yayımlananlara en fazla üç makale olmak üzere her bir
makale için 3,
f) en fazla bir adet olmak üzere başarı belgesi alanlara 3,
g) en fazla bir adet olmak üzere üstün başarı belgesi alanlara 4,
ğ) en fazla bir adet olmak üzere ödül alanlara 5,
h) etwining programı kapsamında sertifikası bulunanlara 15,
ı) türk patent ve marka kurumundan patent tescili alanlara her bir patent tescili için 30,
i) türk patent ve marka kurumundan faydalı model tescili alanlara her bir faydalı model tescili
için 20,
j) türk patent ve marka kurumundan tasarım tescili alanlara her bir tasarım tescili için 10,
hizmet puanı verilir.
bu bağlamda; ilgi (a) yönetmeliğin 40'ıncı maddesinin dokuzuncu fıkrası kapsamında yer alan hizmet puanları yargı kararları gereği geri alınmış olup bu doğrultuda hizmet puanı verilmesine ve onaylanmasına ilişkin kullanıcı yetkileri pasif hale getirilmiştir.
devamını gör...
canlı yayın açılış programı
herkese merhabalar,
kafa sözzlüğün ilk canlı yayınına başlamak üzere saat tam 22.00'da dj kabininde olacağım.
sayın yoldaş benjamin franklin'in sponsorluğu ile klimalı ve sınırsız alkollü kabinden* sizlere seslenecek,
çok sevgili yayıncı arkadaşlarımız ile yaptığımız röportajları yayınlanacağım. çok sevgili moderatörümüz uykusuzkahve ve gomercan yayının ilerleyen saatlerinde bizlere eşlik ediyor olacaklar.
tüm bunlar olurken %500 enflasyonla mücadele timinin kontrolünde likitlerinizin hakkını veren bir playlistte sizleri bekliyor olacak. *
siz çok kıymetli dinleyenlerimiz ise bu başlık altına yazarak yada bana özel mesaj atarak yayın sırasında bana ulaşabilecek amcanızın 3. kuşaktan akrabalarına selam yollayabileceksiniz.
dipnot; herkesin likitlerine kimse karışamaz. bu bir yatırım tavsiyesi değildir.
kafa sözzlüğün ilk canlı yayınına başlamak üzere saat tam 22.00'da dj kabininde olacağım.
sayın yoldaş benjamin franklin'in sponsorluğu ile klimalı ve sınırsız alkollü kabinden* sizlere seslenecek,
çok sevgili yayıncı arkadaşlarımız ile yaptığımız röportajları yayınlanacağım. çok sevgili moderatörümüz uykusuzkahve ve gomercan yayının ilerleyen saatlerinde bizlere eşlik ediyor olacaklar.
tüm bunlar olurken %500 enflasyonla mücadele timinin kontrolünde likitlerinizin hakkını veren bir playlistte sizleri bekliyor olacak. *
siz çok kıymetli dinleyenlerimiz ise bu başlık altına yazarak yada bana özel mesaj atarak yayın sırasında bana ulaşabilecek amcanızın 3. kuşaktan akrabalarına selam yollayabileceksiniz.
dipnot; herkesin likitlerine kimse karışamaz. bu bir yatırım tavsiyesi değildir.
devamını gör...
domestic hıyar
neymiş efenim 7 çeşit tavla biliyormuş da, yenmem imkansızmış da, falanmış da filanmış. ahahahahayttttttt
görüşeceğiz hıyar bey görüşeceğiz. o zaman da böyle konuşabilecek misiniz bakalım...
görüşeceğiz hıyar bey görüşeceğiz. o zaman da böyle konuşabilecek misiniz bakalım...
devamını gör...
hasan saltık
devamını gör...
damızlık kızın öyküsü
orijinal adı the handmaid’s tale olan, aynı isimle dizisi çekilmiş, ülkemizde blu tv’de yayınlanan dizinin kitabı. kitabımız distopik bir roman. yazarın da yine aynı türde bir çok eseri var. ismine bakıldığında insanı rahatsız edeceğini hissettiren bir kurgu olduğunu düşünsek de (ki aslında rahatsız etse de) kadınlara karşı bakışın distopik olarak anlatılışı da diyebiliriz.
margaret atwoodkitabı 1980’lerde yazmış ve 1985’te yayınlanmıştır. atwood romanındaki distopyada güçlü feminist yönü göstermiştir. 2017’den itibaren doğan kitap kitabı yazarın önsözü ile yayımlamaya başlamış ben de bu önsöz içeren basımdan okudum. aynı isimle yapılan dizinin ses getirmesi, sevilmesi sonucu sanıyorum yazar bazı şeyleri açıklamak istemiş bu önsözde. nedenleri ve sonuçları..
kitap hakkında kısa bir bilgi verecek olursam adından anlaşılacağı gibi damızlık olarak kullanılan bir kadının ağzından anlatılıyor. damızlık dendiğinde ne kadar kötü geliyor kulağa değil mi? peki nasıl olmuşlar böyle. kitapta ana karakterin adını asla öğrenemiyoruz çünkü adı bile ondan alınmıştır. doğurganlığı devam ettiği için komutana verilen damızlık kız komutanın adı ve iyelik eki ile anılır. fredinki.. adı budur. şimdiki zaman olarak düşündüğümüz bu distopya bir kadının ağzından anlatılıyor. fredinkinin. damızlık kız olmadan önce eşi luke ve kızı ile normal bir hayat sürerken birden değişen yasa ve politkayla işinden çıkarılan, banka hesabındaki tüm parası eşinin üstüne geçen, bir kadın olarak hiçbir şeye hakkı olmayan bir güne başlıyor. kocası ve kızıyla kaçmak isterken yakalanıyor ve doğurgan olduğu için en alt tabaka olan damızlık kız oluyor. verildiği komutanın evine yerleşiyor, kendinin bir üst katmanı marthalar ve onlara ders veren teyzeler var. haftanın sadece belli günleri pazar için dışarı çıkabiliyor ama konuşması, yanlış bir hareket yapması hatta etrafına bakması bile yasak. sırf bu yüzden kafasında etrafını görmemesi için bir başlık var ve kırmızı giyiniyor. roman karakterin böyle anlarda eski yaşamını hatırlamasıyla, annesine, kocasına. kızına ne olduğunu bilmediği ve yapacağı herhangi bir yanlışta onlara bir şey olmasından korkmasıyla bu düzene alışmaya çalışmasını, hayata tutunma çabasını, iç hesaplaşmalarını anlatıyor bize. çünkü en ufak yanlışta meydanda asılıyorlar. ölüm korkusu, bir yandan artık hatırlanmayacak kadar uzak gelen eski yaşam..
dizi yayınlandığı ilksene çok tutmuştu. benim de “okumadan izlemem” huyum sebebiyle çok merak etmeme rağmen ertelediğim bir yapımdı. sonunda kitabı okuma fırsatım oldu. ama kitap o kadar süründü ki elimde.. 1000kitapta okuduğumu işaretlediğimde 79 gün önce başladığımı gördüm. hatta şu fotoğrafla da başlamaya olan hevesimi paylaşmıştım.

ama kitapta beni tam olarak içine çekmeyen bir şeyler vardı. distopya türünü sevmeme rağmen ve bir kadın olarak konusunun yeterince ilgi çekici olmasına rağmen beklentimin biraz altında kaldı. sanıyorum sürekli olarak geçmişe gidilmesi ama ne ara gitti ne ara günümüz düşüncelerine döndü bunun pek anaşılamıyor oluşu, karakterlerin, yapının da hep bir havada kalışı benim için okuma sürecini uzatan etmenler arasındadır. yine de distopya sevenlere, pek de yapılmayan bir konuyu okumak isteyenlere, üstüne diziyi merak edip benim gibi bekletenlere öneririrm.
son olarak birkaç alıntı ekleyip bitiriyorum
“umut içinde. bunu neden ölü bir insanın mezar taşına yazmışlar ki? uman ölü müydü, yoksa hâlâ yaşayanlar mı?”
“ama bir kez geçti mi kim acıyı anımsayabilir ki? acıdan geriye kalan bir gölgeden ibaret, zihinde bile degil, sadece bedende. acı insanda iz bırakır, ama görülmeyecek kadar derinde. gözden ırak olan, gönülden de ıraktır.”
keyifli okumalar..
not: diziyi izleyince de muhakkak karşılaştırma yapacağım.
margaret atwoodkitabı 1980’lerde yazmış ve 1985’te yayınlanmıştır. atwood romanındaki distopyada güçlü feminist yönü göstermiştir. 2017’den itibaren doğan kitap kitabı yazarın önsözü ile yayımlamaya başlamış ben de bu önsöz içeren basımdan okudum. aynı isimle yapılan dizinin ses getirmesi, sevilmesi sonucu sanıyorum yazar bazı şeyleri açıklamak istemiş bu önsözde. nedenleri ve sonuçları..
kitap hakkında kısa bir bilgi verecek olursam adından anlaşılacağı gibi damızlık olarak kullanılan bir kadının ağzından anlatılıyor. damızlık dendiğinde ne kadar kötü geliyor kulağa değil mi? peki nasıl olmuşlar böyle. kitapta ana karakterin adını asla öğrenemiyoruz çünkü adı bile ondan alınmıştır. doğurganlığı devam ettiği için komutana verilen damızlık kız komutanın adı ve iyelik eki ile anılır. fredinki.. adı budur. şimdiki zaman olarak düşündüğümüz bu distopya bir kadının ağzından anlatılıyor. fredinkinin. damızlık kız olmadan önce eşi luke ve kızı ile normal bir hayat sürerken birden değişen yasa ve politkayla işinden çıkarılan, banka hesabındaki tüm parası eşinin üstüne geçen, bir kadın olarak hiçbir şeye hakkı olmayan bir güne başlıyor. kocası ve kızıyla kaçmak isterken yakalanıyor ve doğurgan olduğu için en alt tabaka olan damızlık kız oluyor. verildiği komutanın evine yerleşiyor, kendinin bir üst katmanı marthalar ve onlara ders veren teyzeler var. haftanın sadece belli günleri pazar için dışarı çıkabiliyor ama konuşması, yanlış bir hareket yapması hatta etrafına bakması bile yasak. sırf bu yüzden kafasında etrafını görmemesi için bir başlık var ve kırmızı giyiniyor. roman karakterin böyle anlarda eski yaşamını hatırlamasıyla, annesine, kocasına. kızına ne olduğunu bilmediği ve yapacağı herhangi bir yanlışta onlara bir şey olmasından korkmasıyla bu düzene alışmaya çalışmasını, hayata tutunma çabasını, iç hesaplaşmalarını anlatıyor bize. çünkü en ufak yanlışta meydanda asılıyorlar. ölüm korkusu, bir yandan artık hatırlanmayacak kadar uzak gelen eski yaşam..
dizi yayınlandığı ilksene çok tutmuştu. benim de “okumadan izlemem” huyum sebebiyle çok merak etmeme rağmen ertelediğim bir yapımdı. sonunda kitabı okuma fırsatım oldu. ama kitap o kadar süründü ki elimde.. 1000kitapta okuduğumu işaretlediğimde 79 gün önce başladığımı gördüm. hatta şu fotoğrafla da başlamaya olan hevesimi paylaşmıştım.

ama kitapta beni tam olarak içine çekmeyen bir şeyler vardı. distopya türünü sevmeme rağmen ve bir kadın olarak konusunun yeterince ilgi çekici olmasına rağmen beklentimin biraz altında kaldı. sanıyorum sürekli olarak geçmişe gidilmesi ama ne ara gitti ne ara günümüz düşüncelerine döndü bunun pek anaşılamıyor oluşu, karakterlerin, yapının da hep bir havada kalışı benim için okuma sürecini uzatan etmenler arasındadır. yine de distopya sevenlere, pek de yapılmayan bir konuyu okumak isteyenlere, üstüne diziyi merak edip benim gibi bekletenlere öneririrm.
son olarak birkaç alıntı ekleyip bitiriyorum
“umut içinde. bunu neden ölü bir insanın mezar taşına yazmışlar ki? uman ölü müydü, yoksa hâlâ yaşayanlar mı?”
“ama bir kez geçti mi kim acıyı anımsayabilir ki? acıdan geriye kalan bir gölgeden ibaret, zihinde bile degil, sadece bedende. acı insanda iz bırakır, ama görülmeyecek kadar derinde. gözden ırak olan, gönülden de ıraktır.”
keyifli okumalar..
not: diziyi izleyince de muhakkak karşılaştırma yapacağım.
devamını gör...
çaresizlik
hissedilen en kötü his zannımca. sana acı veren bir olayda onu değiştirmek için, düzeltmek için elinden hiçbir şey gelememesi durumu. bazen çok sevdiğin birini kaybetmenin, bazen de hayatının merkezine aldığın bir insanı başkasıyla yaşadıklarının verdiği acı bu hissin oluşmasına sebebiyet verebiliyor. ama bu sefer “yapabileceğiniz tek şey şudur” gibi sözler duyamazsınız, duysanız bile fayda etmez. çünkü yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur. o duygunun vermiş olduğu üzüntü azalsa da bir yerlerde hep onunla yaşarsınız.
devamını gör...
bağıra bağıra şarkı söylemek
'ben feleğiiiiiiiin şu çarkına çomak sokarııııııııııııııııım' en çok bu şarkıyı bağırarak söylemeyi seviyorum.
devamını gör...
insanlar tercihleri ile kaderlerini imzalarlar
bu benim kaderim sözünü boşa çıkaran realitedir.
hayatta bir çok şey tercihlerimizden ibarettir, bok peşine koşup ben boka düştüm bu benim kaderim diyemeyiz.
hayatta bir çok şey tercihlerimizden ibarettir, bok peşine koşup ben boka düştüm bu benim kaderim diyemeyiz.
devamını gör...
veronika ölmek istiyor
paulo coelho’nun 1998 yılında yayımlanan kitabıdır. çok zaman oldu bu kitabı okuyalı ama aklımda kaldı ziyadesiyle çünkü o dönem çok tuhaf bir şey oldu. üniversite hayatımın ilk senesini tamamen kendime ayırmaya karar vererek gittim okula. ve o sene bolca kitap ve kitaptan daha çok filmle geçti. filmden kastım sinemaya giderek film izlemektir. o dönem türkiye’de sinemalarda gösterime giren bütün filmleri izledim. veronika’yı okuyup bitirdiğim gün yine bir sinemada film izlemek için çıktım kafeden ve ne zaman görsem sinema değilmiş de içeride başka karanlık işler dönüyormuş hissi uyandırdığı için daha önce hiç girmediğim bir sinemanın önünde bir afiş gördüm: “ wilbur ölmek istiyor”. daha önce adını bile duymamıştım filmin. hemen cesaretimi toplayıp girdim ve beni çok etkileyen bir film izledim. üç nedenden etkilendim filmden: 1. güzel bir filmdi. 2. veronika yeni bitmişti. 3. o sinemada dönen karanlık işler meğer sanat filmleri, festival filmleri göstermekmiş.
veronika ile böyle bir hikayemiz var bizim. veronika ölmek isteyip başaramayan ve bunu haber alan tanrı tarafından işi kolaylaştırılan bir kadının hikayesi. eduar ise tamamen bir son dilek hakkı veronika için.
okunası bir kitaptır.
veronika ile böyle bir hikayemiz var bizim. veronika ölmek isteyip başaramayan ve bunu haber alan tanrı tarafından işi kolaylaştırılan bir kadının hikayesi. eduar ise tamamen bir son dilek hakkı veronika için.
okunası bir kitaptır.
devamını gör...
vücuda yapışan ince ve dar tayt giyen kadın
tayt: bacakları sıkı saran özel kumaştan yapılmış bir tür pantolon (tdk),
bol tayt mı olurmuş.
kendine yakıştıran giysin, sana ne.
bol tayt mı olurmuş.
kendine yakıştıran giysin, sana ne.
devamını gör...


