kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

joaquin rafael phoenix, 2019 yılında çekilen ve başrolünü oynadığı joker filmindeki performansıyla oscar'a 4. kez aday olmuş ve "en iyi erkek oyuncu" seçilmiştir.
devamını gör...

kafa izninde olduğum dönemde bir sürü ukdemi doldurmuş müthiş şahsiyet.

ukdelerimi bir bir açıkladığı için kendisine teşekkür eder, ışıklar içinde yaşamasını* temenni ederim.
devamını gör...

robin tam bir oğlak kadını. kariyerim de kariyerim dedi durdu. iş hayatında varabileceği zirveden sonra ted'e yer ayırdı hayatında. lily'nin affedilebilecek tek hatası vardı o da malum yaz stajı olayı. onu da ancak marshall gibi mülayim bir insana yapabilirdi. lily'nin bütün esip gürlemeleri ona eyvallah diyen aile kurumu iliklerine kadar işlemiş marshall'a söker ancak. onun dışında yaşananlar, bireyliği ile aile olma arasında sıkışıp kalmış olan lily ile yaşamanın zor olduğunu gösteriyor. lily tam bir instamom. üstüne üstlük arkadaş grubunu tamamen kendi egosunu besleyecek halde şekillendirmekten çekinmemesi gibi sosyopatlıkları var. bunlar zaten lily gibi ufak tefek şirin bir kadından beklenirdi.

dünyadaki son iki kadın bunlar olsa yine de lily'i tercih ederdim. herşeye rağmen aşk var, sevgi var kadında. robin gibi bir buzdolabı ile sevişeceğime lily gibi yere yakın ama tehlikeli bir insanın sıcaklığının kırıntılarıyla doymayı tercih ederim.

o dizide ted'in naked man numarası çektiği vicky'den başka ilişki kurulabilecek düzgün bir insan yok. kendini olmadığı biri gibi göstermeyen, gösteriş budalası olmayan ciddi vaatlerde bulunmayan ama kasılıp güzel bir flörtü zorlamayan insan gibi insan vicky. değerin elbet bir gün anlaşılacak reis. ben de pablo neruda sevmem zaten.
devamını gör...

tam uykuya dalmamıştım da kendimden geçer gibi olmuştum ama çok acı bir uyanıştı. tarih 17 ağustos 1999
devamını gör...

günaymamışken uyanıp şu saate kadar dolanmaktan başka hiçbir şey yapmadım. yine başladı yüksek gerilimli boş geçen yorucu günler. şikayet etmiyorum daha fenaları da gelecek biliyorum. ama hastayım da biraz bi kırıklık var üstümde. negatif dünyam dahada negatifleşiyor böylece. öyle işte günaydın bu arada.
devamını gör...

kitabın adı güzel kendi ayrı güzel. veda üçlemesi'nin ikinci kitabı düş hırkası. içinde o kadar çok hayat var ki ve hepsi de öyle güzel anlatılmış, okuyunca öyle güzel içimize işleyip bizden biri oluyorkar ki bayıldım. her karakterin sizi etkileyecek bir hikayesi var. her karakterin ruhuna bir pencere açılmış. küçük büyük demeden herkesi tanıyoruz. onların korkularına, düşlerine, sevinçlerine konuk olup aynısını yaşıyoruz sanki okurken. yazarın en güçlü özelliği bir şeyi anlatış tarzı. beş yüz sayfa yazsa sıkılmadan okursunuz. bu beş yüz sayfanın içinde sizi etkileyecek bir şey olmasa bile sırf anlatımı için bile çok seversiniz. bu kitapta bir de bu anlatım yeteneğinin üstüne etkileyici hayatları koyun. çok sevdim. tabii ki en çok sevdiğim karakter de kitabın ilk sayfalarında karşımıza çıkan deli cevat. sonrasında ise cevat'ın bacak kadarken arkadaşlık kurduğu reyhan. ikisine de üzülmekten beter oldum. cevat'ı alıp pamuklara sarasım, ona analık yapasım, yaralarını iyileştiren bir dost olasım geldi. yaktın bizi cevat. bir de bu kitapta korku benim sahibim kitabındaki ana karakter sude için yazılmış mektuplar karşımıza çıkıyor. ilk kitapta olduğu gibi bu kitapta bağımsız okunabilir. yine de benim tavsiyem hepsini art arda okumanız. nasıl olduğunun önemi yok ama bu kitabı mutlaka okuyun.
devamını gör...

ağlarlar efenim pek de güzel ağlarlar, hem de istedikleri yerde istedikleri zaman. demek isterdim ama pek de öyle değil maalesef. evet, erkekler de ağlar. ama nedense toplumun bir kesimi erkekleri güçlü(bir makine gibi), ağlamayı da güçsüzlük ilan etmiş. mesela yolda giderken ağlayan bir kadın görmek normal gelirken nedendir bilinmez ağlayan bir erkek görünce yadırgar. yadırgamaktan öte ayıplayan bile çıkabilir. bundan ötürü bir kadına oranla ağlarken daha çok saklanmaya çalışıyorlar. zira her an bir yerden "erkek adam ağlar mı?" diye biri çıkabilir.
ne diyelim erkeklerin de çekinmeden, yadırganmadan ağlayabildiği zamanlara. umarım o güzel zamanlarda bu ve benzeri gereksiz kalıplar kaybolup giderler.
devamını gör...

hepimiz bir şeyler bırakma peşindeyiz.belki kendimize, belki de başkalarına.
burası kısa notlarımızın, hayatımızdan sayfaların,isteklerimizin, şikayetlerimizin canlandığı bir yer.

geceye bir şarkı bırak
güne bir kedi bırak
geceye attila ilhan şiiri bırak
ve daha pek çokları…
devamını gör...

kötüdür. sesimiz iyi olsa popçu olurduk, kötüydü sözlük yazarı olduk.
devamını gör...

tek tek bakıyorum. liste var tik atıyorum. şahsıma yapılan beğenisi 800 e ulaşacak ilk 100 yazara kitap hediyesi vardır.*
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
peluş bozkurt.*
devamını gör...

birazdan gelir sapık sever ve savunucu kitle ve şunu der; "barlarda da rörörörö oluyor" diye.

ne zaman bu şer yuvalarında böylesi iğrenç bir olay olsa ve buralar kapatılsın dense, hemen savunmaya geçiyorlar zira. bir kez eleştirdiklerini görmedim. yok içki içen de yapıyor da, o zaman tekeller de kapansın bile diyorlar.

tanım: şaşırtmamış olayı. zira cemaat/tarikat !!.
devamını gör...

yalnızca, yazda olsa kışta olsa ellerim cebimde nereye gittiğimi düşünmeden yürümek.
devamını gör...

tarhana çorbası.
küçükken sevmezdim hiç. çok güzelmiş aslında ya tadı.
devamını gör...

yasal süre bu gibi durumlarda dikkate alınmayabiliyor diye biliyorum. lütfen öyle olsun. yoksa kızcağız kendi kardeşini doğuracak. çıldırırsın ya. deli olur insan.
devamını gör...


81 metrekare taban üzerine sekizgen şekilde ve dört basamaklı haç biçimde mermer bir platform üzerine yapılan saat kulesi, 25 metre yüksekliğinde ve dört katlıdır. kulenin platformu beyaz mermerden, diğer bölümleri ise kesme taştan yapılmıştır.

şadırvan anlayışında tasarlanmış dairesel esas etrafında dört çeşmesi vardır ve kolonlar kuzey afrika temasını taşır.

gövdenin dört bir tarafında, orta yerinde açılmış at nalı kemerli küçük nişli balkon görüntüsü veren unsurlar görülür. bunun üzerinde, doğu ve batı yönlerinde birer osmanlı arması, kuzey ve güney yönlerinde ise sultan ıı. abdülhamit’in tuğraları kabartma olarak yapılmıştır.

gövde üzeri, içleri beş kollu yıldızlarla doldurulmuş baklava dilimli kabartmalarla bezenmiştir. gövdenin üst bölümü üç sıra mukarnasla genişletilmiş ve dış yüzüne dört adet 75 cm. çapında saat konulmuştur.

aynı zamanda izmirli olsun olmasın herkesin en az 1 kez bile olsa hatıra fotoğrafı çektirdiği yerdir. çevresindeki güvercinlere yem atmak ayrı bir zevk. az ötede tramvay ve vapur iskelesi seni karşılar. öte tarafta ise hükümet konağı ve kemeraltı girişi misafirlerini bekler. bir belgesele göre de saat kulesinin altı da dahil olmak üzere kadifekale sırtlarına kadar tarih fışkırmaktadır. zaten agora açık hava müzesi de buna güzel bir örnek. bu güzel yapı tüm ihtişamı ile izmir'in kalbinde yer etmiştir.
devamını gör...

allah'ın evi midir yoksa allah'ın erkek evi midir?
devamını gör...

öncelikle ben sinirliysem hızlanırım; daha hızlı konuşur, hep konuşur, çok konuşur ve hareket halindeysem de daha hızlı yürürüm. *

şimdi sinirden sinire ve sinirlendiğimiz kişi ve duruma göre verdiğimiz tepkiler farklı oluyor.
ben yaptığım iş sebebiyle çok fazla insanla muhatap olduğum için örneğin bazen doğru bilgiye ulaşmak için o kadar uzun vakit harcıyorum ki bir süre sonra bana gelmeye başlıyorlar. işte o an bence çok itici birisine dönüşüyorum. sesim, karşımdaki kişi beni asla ve asla anlamıyorsa, sürekli aynı şeyi söyleyip çözüm üretmiyorsa işte o zaman yükseliyor. ama buraya gelene kadar rahatlamak için çeşitli laf ebelikleri olsun, laf sokmalar olsun tarafımca havada uçuşturuluyor ki anlamıyor işte, bu neyin çabası acaba? anlasa zaten çözecek belki...

ama eğer sevdiğim, değer verdiğim insanlardan birisi ile sorun yaşıyorsak ve tüm çabalarıma rağmen çözemiyorsak genelde ağlıyorum.
gidip temiz lavaboları falan temizlemeye başlıyorum, evde birikmiş market poşetlerini katlarken kendimi kaybetmişliğim var.
ama genel olarak eğer içinden çıkamıyorsam yürüyorum. çok yüksek sesle müzik dinlemek de o andan koparıyor beni. bazen yürürken ağlıyorum. ama düşününce ben üzgünken de aynı şeyi yapıyorum. en çok ağlıyor ve yürüyorum. sakinleştiriyor beni.

şu arabayı adam gibi kullanmayı öğrenip cesaret edersem, sinirlenince çok havalı şekilde arabaya binip olay mahallini tozu dumana kata kata terk etmeyi düşünüyorum. havam kime acaba?

bana hava atmaaa... *
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...


büyük britanya'nın victoria devri britanya sanayi devriminin yükselişi ve britanya imparatorluğu'nun zirvesi olarak kabul edilmektedir.
kraliçe victoria (tahta çıkışının sabahında, 20 haziran 1837 tarihinde) tarihi çağa adını vermiştir
victoria devri, naiplik devri ve sonra da edward devrini izleyen bir dönemdir. ıı. elizabeth'ten sonra britanya tarihinde en uzun hüküm süren kişi olan kraliçe victoria'nın 64 yıllık iktidarı, 19'uncu yüzyılın büyük değişimlerine tanıklık etmiştir.
viktorya devri deyimi, genellikle kraliçe victoria'nın (sıklıkla en büyük ve en sevilen britanya hükümdarı olarak kabul edilir) hüküm sürdüğü 1837 ile 1901 yılları arası için kullanılır, ancak birçok tarihçiye göre 1832 reform hareketi bu kültürel devrin asıl başlangıcıdır. sanayi devrimiyle birlikte gündeme gelen emek sömürüsü ve işçi hakları, örgün eğitim kurumları, köleliğin kaldırılması gibi önemli tarihsel dönüşümler bu dönemde ortaya çıkmıştır.

dipnot: bu tanım başka bir tanımda gireceğim bilgiye kaynak olması için girilmiştir. benim gibi viktoria devri de nedir diye merak edenler için.
tam kapsamlı bilgim olmadığı için wikipediadan alıntıladım.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim