tokat
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rekabete dayalı yapılan her iş..
devamını gör...

ingilizce do not kelimesinin kısaltılmış halidir. do bir nota olduğu gibi, ingilizce de "yapmak" manasına gelir. "not"ın ingilizce karşılığı "değil"dir.

ikisi birleşince olumsuz bir durum ifade eder. "yapamam" gibi bir anlama çıkar.
okunuşu: dümdüz don't.

ayrıca ed sheeran'ın muntazam bir şarkısıdır.
şarkı için tık tık.
devamını gör...

doğu'da kızlar, kadın doğar. ecellerinden önce ölürler. ilk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. bu yüzden toprak ana diye bilinir. diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. bu yüzden verimsiz ve çoraktır; buna da kadının intikamı denir."

ziyan - hakan günday
devamını gör...

madde mi ağır yoksa mana mı?
ağır roman
devamını gör...

yurt dışında gezilmiş şehirlerin şehir haritaları. özenle saklar arada açıp bakarım. fotoğraflara bakıp anıları yad etmek kadar etkilidir. bir de bazı müzelerin giriş biletleri gerçekten çok güzel, onları da saklıyorum.
devamını gör...

aşkı bulamamak fobisi. romanlardan çıkma bir aşkı yaşatamadan, yaşayamadan ölürsem? hep denedim, hep çabaladım; ya yalansa bütün bunlar!

aman da ne romantik.
devamını gör...

aslında, gününüz aydınlık olsun demek. birine günaydın demeniz, o kişinin farkında olduğunu fark ettirir ve özel hissettirirsiniz. otobüste, okulda veya iş yerinde hiç tanımadığınız birine günaydın demek inanın biraz olsun pozitiflik katıyor. gününüz aydın olsun, günaydın kafa dostlarıım!
devamını gör...

beş yıldır yaşadığım şehir.
deniz seven bir insan için, iyi yaşamışım diyorum.
ankara, seni bırakıp üç vakte kadar istanbul'a gidesim var. denizsizlik zor gülüm.
devamını gör...

kimseye minnet etmeyen insan davranışı.*

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

stres dolu dakikalar yaşatabilen olay.
bir bavul ne kadar büyük olursa olsun eşyalarınız içine asla isteyerek sığmaz.*
son dakikalarda oraya buraya sokuşturulan şeylerin de sayesinde o bavulun fermuarı kolayca kapanmaz.
birinin üzerine oturması* ve diğer kişinin fermuarı kapatması suretiyle fermuarla anca başa çıkılabilir
bir diğer işi kolaylaştırma yöntemi ise, liste yapmaktır. liste yapmadığım zaman asla ihtiyacım olmayan her şeyi o bavula koymuş halde buluyorum kendimi.

tabi işi duygusal boyutundan ele alacak olursak, çok heyecan doludur.
bir yerlere gidecek olma, mekan değiştirme düşüncesi insanın içini kıpır kıpır yapar.
kısaca, artıları ve eksileri ile hem mutlu eden hem de yoran olaydır.
devamını gör...

dünyadaki bütün kişisel gelişim kitapları birleşse bir suç ve ceza kadar insan yaşamına ve aklına etki etmemesine rağmen tüketici toplumun gerektirdiği şekilde bol bol yazıldığı ve satıldığı için hayatımızdan uzun bir süre çıkmayacak zırvalıklardır..
devamını gör...

nostalji aşığı yazarımız.
devamını gör...

sarı gül resmi koysana işte dedirtir.
devamını gör...

çok güzel bir şey sevmek. çok seviyorsan ne güzel. şu hayatta iyi ki çok sevdim diyorum. birini çok sevdim. belki hak ettiğinden fazlasıyla. ama sonucunda karşınızdaki kişi size karşı "bensiz yapamaz, çok seviyor bu cepte artık. ne yapsam katlanır bu." kafasına girerse toksik bir ilişkiye dönüyor. senin sevginin değeri türk lirası gibi düşüyor. sevgi karşılık beklemeden yapılmalı, evet. ama karşındaki senin sevgine karşı sana bir hiç muamelesi yapıyorsa orada dur ve sevginin değerini ölç. öyle bir devir ki sevgiyi bile suistimal eden insanlar var. çok seveni kullanıyorlar. ne mutlu "gerçek" sevginin farkında olan iki kişi şu toksik ilişkilerin dünyasında birbirlerini bulabilirse.
devamını gör...

+5 kg olarak insan gobegine yerlesen tehlikeli uclu. (bkz: yemen guzum)
devamını gör...

george orwell’ın ,ismini o dönemde statü atlama sembolü olan aspidistra çiçeğinden alan romanı. kitap olaylardan çok, 29 yaşındaki kahramanımız gordon comstock’un düşüncelerinden ve duygularından oluşmaktadır.

konusu kısaca şöyle: bir kitapçıda çalışan gordon comstock , pansiyon tarzı bir binada eski bir odada yaşamaktadır. ucu ucuna yaşamaktadır. cebinde hiçbir zaman yeterli parası olmaz ve son paralarını yemeğe mi sigaraya mı harcaması gerektiği konusunda sürekli düşünce halindedir.
eline iyi iş fırsatları geçmiştir, ama o ‘sıkıntıya’ gelememiştir. düzene uyup iyi yaşamak yerine, parasız kalmayı tercih etmiştir ama yine mutsuzdur ve hayatındaki her kötü olayı parasızlığına vurur. kitap klübüne çağrılmamasını, arkadaşının ona göz devirmesini gibi.
o sırada bir sevgilisi de vardır. iyi bir kızdır ama parasızlığının verdiği özgüvensizlikle kıza da ters davranmaktadır. o dönem statü sembolü olan ve sınıf atlayan herkesin evinde bulunan aspidistrayı da eleştirmektedir.gordon düzene uyacak mı? yoksa cebinde metelikle sefalet içinde yaşamaya devam mı edecektir?

yazım dili çok sade, betimlemeleri yerinde. gordon’un zihninde yaşadığınızı hissediyorsunuz adeta. karakterin duygularını ve düşüncelerini mükemmel şekilde yansıtmış. hani gün içinde kafamızdan milyon tane düşünce geçer ya, yazarımız o düşünceleri yazıya iletecek kadar iyi bir karakter oluşturmuş.

içiniz ara ara sıkılacak, gordon’a üzülecek,acıyacak çoğu zaman da kızacaksınız. olaydan ziyade karakter etrafında dönen kitapları sevenler için iyi bir tercih olacaktır.

kitabın başlangıcında yer alan pavlus’un korintoslulara gönderdiği 1.mektup’dan alıntı şöyle:


insanoğlunun ve meleklerin diliyle konuşsam da,param olmadığından,ses üfleyen bir trompet ya da çınlayan çembalo konumundayım. geleceği görme,bütün gizemleri anlama yetim olsa da ,dağları yerinden oynatacağıma inansam da param yoksa, bir hiçim. bütün varlığımı yoksulları doyurmaya adasam da ,yakılmak üzere bedenimi sunsam da, param yoksa bunların hiçbir yararı yok. para çok acı çeker, naziktir; para kıskanmaz, para kendini övmez,şişinmez,uygunsuz davranmaz,kendini düşünmez, kolay aldanmaz,kötü şey düşünmez;eşitsizlikten hoşlanmaz,ama hakikatle coşar; her şeye katlanır,her şeye inanır,her şeyi umar,her şeye dayanır.ve şimdi ,inanç,umut ve para hüküm sürmekte ;bu üçü egemen,ama içlerinde en yücesi para.
devamını gör...

(bkz: hahahahahahahaha) çok güldüm yaa! dün şeker alan anneme napacan şekeri dediğim için de özrü borç bilirim.
devamını gör...

inanılmaz bir sinemadır.
1997 yapımı cennetin çocukları
1999 yapımı cennetin rengi/allah 'ın rengi
2004 yapımı kaplumbağalar da uçar

filmlerini izlemeniz tavsiyemdir. fakat hepsi bol miktarda dram içerir dikkat ediniz. moraliniz çok yüksekse sizi diplere düşürür, zaten moraliniz bozuksa daha da dibe çeker haberiniz olsun. fakat mutlaka izleyiniz.
devamını gör...

kaybedecek hiç bir şey kalmadıysa
değer vereni bırak, ismini anan yoksa
yaşamak için bir maddi kaynak yoksa
neden olmasın denilecek eylemdir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim