çok sevdiğim bir şeyin acımasızca eleştirilip gömülmesi. o kadar mutsuz oluyorum ki... sevmiyorsan git ötede sevme sanki bana sevmiyor hıh.
devamını gör...

en iyi vatansever biziz yanılgısıdır bu.

kişi bağlı olduğu ideolojinin en doğrusu olduğunu düşünür ya zanneder ki başka türlü düşünenler kendileri gibi vatanını sevemez, savaşamaz, canını veremez.

evet efendim en iyi siz seversiniz, en iyi siz savaşırsınız.
muhalefetin ne haddine vatan sevmek.
yirmi yıldır bu vatanı ne kadar sevdiğinizi gösterdiniz. allah'tan seviyorsunuz. bir de sevmeseniz?
maşallah! allah nazardan saklasın!

sevmeye herkes seviyor da ayrıştırmadan sevmeyi bir öğrensek...
devamını gör...

200.tanımımı girmek istediğim nickim olur kendisi.
du, balkon konuşması gibi yapayım.
sevgili sözlük şubattan beri burdayım, her anından keyif aldım.
hem eğlendim, hem öğrendim, hem zaman öldürdüm ( oda lazım).
meğer benim böyle bir ihtiyacım varmış.
arada trol lincide yedim ama yıkılmadım ayaktayım.
bir daha dünyaya gelsem gene bu sözlükte yazar olurum. öyle eşki-meşki inci-yakut işim olmaz.
ezcümle mutluyum burda.
her beğeni için, her favori için, her uyarı için çok teşekkür ederim( arada uçuyor olabiliyorum).
daha nice nice tanımlarda başlıklarda buluşmak üzere.
ikiye on kala'dan
kendimi sende buldum
şarkısı gelsin size.
hadi ben kaçıyorum, dizim var.
open.spotify.com/track/6QMZ...
devamını gör...

eserlerinde sıklıkla burjuvazinin yozlaşması hakkında gülünç bir acımasızlık ile eleştiri sunmuş olan thomas mann'in yine benzer bir çizgide hareket etmesinin ürünü olan ve bildungsroman ve/veya oluşum romanı geleneğinin uzantısı olan eser. dilimize büyülü dağ olarak çevrilmiştir. eserde ön plana çıkan zaman kavramı pek çok şekilde yorumlanabilir ama kitaptaki zaman akışı okuyucunun zaman algısı ile oynamaktan ziyade içeriğin bir uzantısı olarak karşımıza çıkıyor. kendini zamansızlığın içinde bulan castorp ve onun zaman algısını okuyucunun net bir şekilde kavrayabilmesi ve eserin içine girebilmesi için mann yazarken oldukça güzel bir nokta yakalamış durumda. mann eserin ilk bölümünde kısa bir zaman dilimini uzun bir süre detaylıca anlatırken hikaye ilerledikçe oldukça uzun zaman dilimleri bir kaç sayfa ve cümle ile ifade edilecek kadar hızlı bir biçimde akıp gidiyor ki bu aslında castorp'un zaman algısındaki değişimi ifade edebilmek için özellikle yapılmış durumda. ana karakter hans castorp'un bu yolculuğu sürecinde mann'in savunucu olduğu doğu-batı sentezi hakkında da zaman zaman ufak dokunuşlar mevcut. berghof sanatoryumu bir açıdan küçük avrupa olarak değerlendirilebilir esasında ki thomas mann bunu okuyucunun gözünün içine sokmaktan da pek çekinmemiştir. ve bu avrupa prototipinin içerisinde mann'in diğer eserlerinde de sıklıkla görüldüğü gibi yarattığı karakterlerin üzerinden yine kökten çürümüşlüğe ve sefa içinde kendini hepten bırakmış olan esas canavar 'burjuvaziye' eleştirel bir yaklaşım sergilenir. savaşın ayak sesleri duyulurken, korkunç bir kızıllıkta insanın burnunu yakan kan kokusunun, parçalanmış insan uzuvlarının ve korkunun havaya sis gibi çöktüğü katran karası akşamların içerisinde sevgi gerçekten galip gelebilir mi ve kendini hissettirebilir mi bilinmez ama türünün öncüsü olan bu eser mann'in ustaca ortaya koyduğu tasvirleri ile gerçek bir şaheser niteliğindedir. romanın içerisine gizlenmiş olan düşüncelerin savunulmaya değer olup olmadığı kesinlikle sorgulamaya açık ve kişisel bir mesele ama bu eserin edebi açıdan başarısını gölgelememeli. ki eser hakkında tüm bunların yanı sıra ' tüyleri diken diken eden bir hoşgörü' tanımı vardır ki bunca yıldan sonra bile aklımda.


"die analyse ist gut als werkzeug der aufklärung und der zivilisation, gut, insofern sie dumme überzeugungen erschüttert, natürliche vorurteile auflöst und die autorität unterwühlt, gut, mit anderen worten, indem sie befreit, verfeinert, vermenschlicht und knechte reif macht für die freiheit. sie ist schlecht, sehr schlecht, insofern sie die tat verhindert, das leben an den wurzeln schädigt, unfähig, es zu gestalten." ( analiz aydınlanmanın ve uygarlığın bir aracıysa iyidir: aptal kanıları sarstığı, doğal önyargıları çözümlediği ve otoritenin kuyusunu kazdığı sürece. yani, kurtardığı, yonttuğu ve insanlaştırdığı sürece iyidir; köleleri özgürlük için olgunlaştırır. eyleme engel olduğu, yaşamı kökünden zedelediği ve onu biçimlendiremediği sürece de kötüdür, çok kötüdür.) p. 353

"reizend von dir", sagte hans castorp. "was für ein nettes zimmer!" hier läßt sich gut und gern ein paar wochen hausen." "vorgestern ist hier eine amerikanerin gestorben", sagte joachim. ( "ne kadar düşüncelisin," dedi hans castorp. " ne güzel bir oda. burada bir iki hafta kalmak hoşuma gidecek." "burada geçen gün amerikalı bir kadın öldü," dedi durağan bir sesle joachim.) p.23


devamını gör...

müziğin evrensel olması demek, müziğin toplumsal olaylardan uzak olması demek değildir. herkesin müziği yaşama ve algılama biçimi farklı olduğu için ister istemez bir sosyalistin de müziği algılama biçimi farklı oluyor. nasıl ki ağıtlar birçok halkın acılarını anlatan ezgilerse, bir sosyalistin de müzikten kendi hayat anlayışı doğrultusunda bir anlam çıkarması gayet normal.

bu açıdan müzik evrenseldir, müziğin siyaseti olmaz diyerek, bu grubu eleştirmek abes kaçıyor artık. tabii ki burdan marx'ın dediği "tek gerçek sanat, devrimin izinden giden sanattır" anlamı çıkmaz. yüzyıllardır devam eden sanat sanat için midir? yoksa toplum için mi geyiğine (sanatçı açısından) "sanat ego tatmini içindir" diyebilirim rahatlıkla.
devamını gör...

balkonda neskafe sigara keyfi yapayım dedim bir baktım karşı apartmandan bağrışma sesleri geliyor.
hikayedeki baş kahraman bmw m3'e binen zengin adamın karısını aldatması, her akşam içmesi ve anladığım kadarıyla eşini dövmesi*.
şimdi vereceğim tavsiye çok klişe olacak ama evleneceğiniz adamı iyi seçin. keyfimin içine ettikleri gibi moralimi de bozdular çünkü.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

kitap için yazmıyoruz canımız yazmak istediği için yazıyoruz. 800 olunca da adamlar kitap hediye etmek istediklerini söylüyor. 799 yazıp bırakayıp mı protesto edip? ne değişik insanlarsınız ya sabır...
devamını gör...

(bkz: kıyafetler göçü)
devamını gör...

bireysel veya toplumsal bazda değerlendirmeye kalkınca ayrı istikametlere varan, dolayısıyla bireysel veya toplumsal algıya göre de farklı anlamlara kavuşabilen ve en nihayetinde yüzyıllardır bir “evrensel ahlak” kavramının tanımlanması çabasına da temel oluşturan, ilginç suistimallere de kaynak olmuş ezeli kavram.

belki gelecekte “uzaylıları koruma aktivistleri” gösterilerine başlamış olacaklardır ama insan diğer varlıkların kötüsü olma pozisyonundan kurtulabilecek bir töze çok da sahip olmadığından asla bu konumundan kurtulamayacaktır.
devamını gör...

psikolojik danışmanınız ayağınıza geldi. çocukluğunuza inelim bakalım. yaşadığınız ilk hayal kırıklığınız neydi?
benim ilk hatırlatığım 4 5 yaşlarında kapımıza siyah bir süs köpeği gelmişti. o yaşta bir kız çocuğu nasıl sever bilmiyorum ama ben bütün tokalarımı tüylerine takıp akşama kadar oynamıştım. gitmez sandım heralde tokaları çıkarmadım gece. sabah bir uyandım köpek gitmiş.. tokalarımla...
devamını gör...

beğeni konusunda bonkör ve hoş sohbet bir yazardır kendisi. zaman içinde daha ileri bir noktaya ulaşacağına gönülden inanıyorum.
devamını gör...

kaygan zemin
muz kabuğu
sandalye
devamını gör...

ezikliğin dergi hali.
devamını gör...

(bkz: seviştigini anlatmazsa ölecek erkek tipi)
simdi biz ekşiden buraya niçin geldik? niye geldik? nasıl geldik? *
devamını gör...

kafamın uyuştuğu insan yok.
sanki yalnız yaşamak için doğanlardanım.

bir de sanırım eski kafa evli çiftlerin kafa yapısı var ben de . tek bir kişiyiyi tanıyayim ve onunla da evleneyim. ciddiyim bu konuda. uzun yıllar bekar kalıp hayraniyla evlenen tarkan'in da dedigi gibi "seveceksen ömürlük sev, bir günlük sevme " kanaatindeyim bende.

sanirim bu kafadan cikmam gerekiyor. tahammül etmem gerekiyor tüm insanlığa. yoksa koçişkosunun bir tanesi olmak hangi kızın hayali değil ki * her sabah ekmeğinin üstüne badem sütü kreması sürüp, krema üstüne baş harflerimizi bıçağın ucuyla kazıyıp öyle göndermek istiyorum işe. daraldınız değil mi tanimi okurken? siz bir de beni yazarken düşünün.

evlenmem ben ya deyip hala bekar kalmayı başaran yazarınızdan.
devamını gör...

işte dert dediğin böyle olur diyerek dahil olduğum başlık. ya kardeşim böyle saçma sapan şeyleri dillendiriyorsunuz, sonra reis yukarıdan bir bakıyor, "lan bunlar hep rahatlıktan, demek ki bu millette para var, dur yeni bir iki tane vergi kilitleyeyim" diyerek veriyor odunu.*

hayvanın içgüdülerine, doğasına falan aykırı bir kere. dili olsa konuşsa keşke, tanımadığın akrabalarının bile kulaklarını çınlatıyordur hayvancağız.
devamını gör...

halkımız dolardan büyüktür.
devamını gör...

" insan için en zor olan şey her gün insan kalmaktır. " cengiz aytmatov
devamını gör...

ustası verrocchio'nun baptism of christ (1472 civarı) eserinde sol alt köşedeki kıvırcık saçlı, isa'nın kaftanını tutan meleği da vinci çizmiştir.
vasari diyor ki, verrocchio da vinci'nin çizim yeteneğine erişemeyeceğini farkettiği için bir daha asla resim çizmemiş.
--- alıntı ---

verrocchio had already done the main work. leonardo painted an angel who was holding some garments; and despite his youth, he executed it in such a manner that his angel was far better that the figures painted by verrocchio. this was the reason why andrea would never touch colours again, he was so ashamed that a boy understood their use better than he did. ”

--- alıntı ---
tanım: rönesans adamı.
bir tane de kitap önereyim. (bkz: serge bramly-leonardo da vinci)
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim