pıçaksız çıkmam.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dün bir bardak su içmiştim ondan sonra o bardağı yanlışlıkla çöpe atmışım.
devamını gör...

kaliteli troll. çirkinleşmiyor. her yazısında farklı karaktere bürünüyor. kendisi erkek, kadın, suriye'li sığınmacı, kripto imam, asker, fransa vatandaşı. bir çok karakter yaratıyor. zigindirik aktroll muhabbetlerine de girmiyor. aslında tiyatro gibi bir şey yapıyor. kötü değil. hatta yaptığı şey troll'lük bile değil. çünkü amacı tepki çekmek değil. eğlenmek. en azından öyle görünüyor. bozarsa, sapıtırsa çökeriz tepesine. ama şimdilik keyifli.
devamını gör...

ülker çikolatalı gofretin bitterlisi. karam beni fazla baydıģı için bu gofretle aşk yaşıyorum.
devamını gör...

her şeyi beğenmeye gerek yok ama beğendiğiniz, hosunuza giden tanımları beğenmekten de çekinmeyelim yahu. kimse elini korkak alıştırmasın.
devamını gör...

acilen bir psikolog tarafından düşünce ve duygularımın çözümlenmesine ihtiyacım var galiba.
bir süredir duygularımı düşüncelerimi anlayamıyor, çözemiyorum. düşünüyorum adlandıramıyorum. düşünürken bedenim garip tepkiler veriyor ama anlamıyorum. çok garip bir durum. çok acayip. bugün bu yüzden uyuyamadım.
devamını gör...

mor ve ötesi grubunun son albümü.ilk dinlememdeki izlenimler ve biraz teknik analiz yapacağım.
adamın dibi:kullanılan gitar rifflerini beğendim,genel itibariyle iyi şarkı.
dünyaya bedel:albümün en beğendiğim parçalarından,klibi ve soundu çok etkileyici,mistik bir havası var şarkının.
linç:albümün en güzel davul ritimlerine sahip parçası,kerem kabadayı’nın ellerine sağlık,sözleri ve nakaratıda çok hoş.
canavar:albümün en ilginç şarkısı,duygusal bir melodisi olan,vokallinde efektli kullanıldığı bir şarkı.
forsa:nakaratındaki çoşkusu için bile dinlenebilecek bir parça,bazı yerlerindeki sertlik hoş durmuş.
hazinende:açık akor ve tonların tercih edildiği,vokalin ön planda olduğu bir şarkı.
kaptan:bazı yerlerinde doğu ezgilerinin kullanılması hoş bir ambiyans katmış,albümün en sentez parçası.
ağrılar:albümün en akustik şarkısı,baştan sona kadar size piyano melodileri eşlik ediyor.
tünel:melekler ölmez şarkısının sound kısmını hatırlatan bir introya sahip,yine klasikleşen mvö akor geçişlerini gördüğümüz bir şarkı.
istiklal:hoş bir introya sahip,vokalin kafa seslerinden oluşan bölümünü beğendim.
park:albümün en beğendiğim giriş bölümü melodisine sahip şarkı.gitar arpej ve davul ritimleri de gayet hoş olmuş.

genel olarak beğendiğim bir mor ve ötesi albümü olmuş.klasikleşen ton geçişlerini fazlaca gördüğümüz,yine derin ve anlamlı sözlere sahip dopdolu bir albüm.dinleyicisinin bol olmasını temenni ediyorum.
devamını gör...

ankara yöresinde bu deyimin gelişi şöyle anlatılır:
ekmek (hamur) teknesinde hamur mayalanarak kopmaya bırakılır. kopmada mayanın olgunlaşmasıdır, bir süre sıcak tutacak şekilde tekne sarmalanır ya da tencerede vs. koparılır, tekneye eklenir. ekmek teknesi:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


neyse işte buradan hamur topları (hamur malası/kesici yardımıyla) koparılarak, oklava-merdane düzleştirilir (açılır). bu süreç böyle devam eder. en sonunta teknenin içerisine bulaşmış hamur parçaları malayla kazılır. o parçalar bir araya getirilerek kör-topal bir ekmek çıkartılır. genelde de şekilsiz, küçük ya da görece (kuruduğu için) daha sert bir ekmek elde edilir. işte bu ucube olan ekmek "tekne kazıntısı"dır.. ayrıca şekilsiz ve sert olmasından dolayı genelde ilk tüketildiğinden, sıcak, pofuduk ve elbette daha lezzetli ki ateşin en olgun hamur (mayanın en çok kaldığı hamur olduğundan) ve ateşin en olgun halinde piştiğinden dolayıda demlenmiş kabul edilir, köylü ateş üzerine pratiklik kazanmış ve yokluğu gördüğündende kıt kaynakları görece en yüksek verimde tüketmeye çalıştığından o ateşi zamanla gözlemeyi/gözlemlemeyş öğrenmşltir. tamda bu yüzden genelde çocuklara verilir.

eğer o ekmek diğerleri gibi bırakılırsa görece daha da sertleşeceğinden ve şekilsizliğinden bu yol izlenir.

hamur malası, bu ikisinin karışımı ancak siyah ve metal bir parçadır:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ayrıca bu entry içerisinde: "ekmek teknesi" tabiri/deyimini de kabaca açıklamış olduk.

edit: toparlamak gerekirse, olgunlaşan/demlenen ateşin (seks/arzu diyebiliriz) hamurun en mayalı (anne-babanın) halinin, sert-şekilsizde olsa en lezzetli (küçük çocuğun tatlılığına) atfedilmiştir. genelde de "tekne kırıntısı" en küçük çocuğa değil, ya velilerin yaşlarının görece büyük olduğu yaşta doğan çocuklara ya da kardeşler arasında 8-10 yaş olan son çocuklara verilir. kaldı ki iki senaryonunda geçerli olduğu durumlarda görünür. yani hesap dışı, artıklardan oluşan en olgun ateşte en mayalı halde lezzetli ucubenin olması gibi bir anlama gelmektedir :)
devamını gör...

özellikle uygulamaya çalıştığım fakat tüm çabalara rağmen akış ekranında erkekler nasıl kadınlardan hoşlanır, kadınlar nasıl erkek sever gibi başlıklar gördüğümüz bir durumdur.
devamını gör...

kullanmıyorum ama kullansaydım, gözlük takılıyken yüzüme gelen bir darbeden,gözlüğün camlarının kırılıp, gözüme girmesi olurdu.
devamını gör...

başlık normalde "öğrencisine doğumgünü kutlayan öğretmenin işine son verilmesi" olacaktı ama sığmadı.


istanbul’daki bir anaokulunda kendisine yapılan doğum günü sürpriziyle şaşkına dönen ibrahim, söz konusu videoyla günlerce sosyal medyada gündem olmuştu. o anları ınstagram sayfasında paylaşan öğretmen ise bu paylaşımıyla milyona yakın izlenme almıştı. ancak dilara öğretmen son yaptığı gönderiyle bir kez daha gündeme geldi. yaptığı uzun açıklamada, işine son verildiğini, söz konusu videonun velinin onayı alınarak paylaşıldığını, amacının kimseyi hedef göstermek olmadığını söyledi.

haberin devamı için tık tık

aslında konu çok geniş ve acınası. olabildiğince kısa tutmaya çalışacağım.*

ınstagram'da herhangi bir özel okulun profiline girin. o okulun başka bir şubesine (kampüsüne) bakın. sonra farklı bir okulun profiline bakın. hepsi birbiriyle yarışıyor. aynı adı taşıyan farklı kampüsler bile kendi içerisinde yarışıyor. bu yarış içerisinde anasınıfından liseye tüm kademelerdeki öğrencilerin sansürsüz bir şekilde yüzleri, isim soyisimleri sonsuz internet mecrasında paylaşılmaktadır. çocukların rızası olamadığı için kayıt esnasında veliden rıza alınır. veliler para verdiği okula öğrencisini bedava reklam malzemesi olarak kullanmasına da izin verir. hatta veliler bile paylaşılır.
iğrençtir.

aynı şey öğretmenler için de geçerlidir. öğretmenlerinki mobbing derecesinde korkunç bir olaydır. öğretmenin de yüzü, boyu posu, ismi soyismi reklam olarak kullanılır. öğretmen buna itiraz edemez çünkü sayfalar dolusu sözleşmenin içerisinde küçük bir maddedir, çoğu uğraşmaz. önemsemez, aman ne olacak diye fakat işin diğer tarafı mesai gün ve saatleri dışında öğretmenin kullandığı kişisel sosyal hesaplardan okulun reklamı yapılması defalarca, zorla istenmektedir. hatta paylaşmayan öğretmenlere sözleşme önlerine sunularak tehditvari öğütler verilmektedir. hatta ve hatta yıl sonunda beğenmiş mi, paylaşmış mı, yorum mu yapmış gibi değerlendirmeler yapılıp gelecek seneki sözleşmesi için puanlamalarda rol oynar.
iğrençtir.

dilara öğretmen gibi bazı öğretmenler de kendince çalar oynar: ben mesleğimi hakkımla yapıyorum. zaten hakkıyla yapılan bir işi sergilemeye pek gerek olmadığı kanısındayım.

dilara öğretmene hak vermiyorum. kendim de bir özel okul öğretmeni olarak kesinlikle hak vermiyorum. okulumun sosyal mecra muhabbetlerinde sadece toplu öğretmen fotoğraflarında yer alırım. bunun dışında diğer hiç bir şeyde yer almam. bahsettiğim mobbing, tehdit, kendini kanıtlama şeyleri umurumda değildir. imzam olmasına rağmen takmam! öğrencilerimi kesinlikle sosyal hesaplarımda paylaşmam, ifşa etmem. dilara öğretmenin üzüldüğüm yanı işine son verilmesi ve sanki mesleğini bir daha yapamayacak gibi bir açıklamada bulunması. aldığı maaş üzerinden acıtasyon yapmasını görünce beynim, kapa kapa kapa sinyalleri vermeye başladı. zamanında o maaş kabul edildiyse acıtasyona da gerek yok sonuçta.

burada kazanan okul oldu. dilara öğretmeni ve o doğumgünü kutlanan öğrenciyi yarın unutacağız. ama okul kendini yapacağı sözüm onu kurumsal bedava sosyal medya reklamlarıyla unutturmayacak. okullar öğretmeninin her zaman arkasında olduğunu öğretmenlerine söylese de bir çırpıda silebilecek potansiyele de sahiptir. hemen unutur, yok eder. sonuçta meb'le ilk önce öğretmen değil okul muattap. kendi ayağına taş değsin istemez.
devamını gör...

kapitalizmin yarattığı nevrotik ve ortalama insan tiplemesidir. kopyayı aslına, temsili gerçekliğe, dış görünüşü öze tercih eder. çünkü çağımız için kutsal olan tek şey yanılsama, kutsal olmayan tek şey ise hakikattir. dahası, hakikat azalıp yanılsama çoğaldıkça, bu kişiliğin gözünde kutsal olanın değeri artar. öyle ki bu kişilik açısından yanılsamanın had safhası, kutsal olanın da had safhasıdır. çünkü dolaysızca yaşanmış her şey bu çağda yerini bir temsile bırakarak uzaklaşmıştır. gerçek anlamda altüst edilmiş dünyada doğru, bir yanlışlık anıdır.
devamını gör...

eskiden bir başlığa yeni bir tanım girilince direkt o tanım gözüküyordu.

şimdi sayfanın ta ilk başına gönderiyor.

eski tanımların okunması açısından mantıklı ama o başlığı okuduysak ya da tanım girdiysek ne yazılmış diye okumaya üşeniliyor.
devamını gör...

ben babama rağmen evlendim. ona rağmen yaptığım tek şey buydu. ölümünden önce bir keresinde şunu söylemeseydi ruhumun bir yeri hep yaralı kalacaktı ama neyse ben de bu sayede kendimi affetmiş oldum. neyi mi?
"neden onunla evlenmek istediğini hiç anlamadım ama doğru kararı verdiğine ikna oldum. kendini gerçekten tanımışsın meğer."
devamını gör...

ucundan yakaladığım nesildir. radyoyu arayıp bir de utanmadan istek yapardık. hangi şarkıyı keydedeceğimizi bilelim yani. öyle otur bekle nereye kadar?
devamını gör...

yorgun bir şekilde dışardan eve geldiğinde en sevdiğin yemeğin evde hazır seni bekliyor oluşu
devamını gör...

hem bu gündür, hemde çanakkale'de denizde yenilmesi imkansız görünen düşman kuvvetlerinin geri çekildiği zaferimizin günüdür.

savaşı tekrar farklı ağızdan tasvire ve önemini nitelemeye gerek yok mehmet akif kendine has üslubu ile muazzam bir şekilde açıklamıştır.
allah vatanı ve dini için can verenlere rahmet etsin.

şiiri dinlemek isteyenler için kaynak

şu boğaz harbi nedir? var mı ki dünyada eşi?
en kesif orduların yükleniyor dördü beşi,
tepeden yol bularak geçmek için marmara’ya
kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.

ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!
nerde -gösterdiği vahşetle- “bu bir avrupalı!”
dedirir: yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,
varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!

eski dünya, yeni dünya, bütün akvâm-ı beşer,
kaynıyor kum gibi… mahşer mi, hakikat mahşer.
yedi iklimi cihânın duruyor karşısında,
ostralya’yla beraber bakıyorsun: kanada!

çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;
sâde bir hâdise var ortada: vahşetler denk.
kimi hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…
hani, tâ’ûna da zuldür bu rezil istilâ!

ah, o yirminci asır yok mu, o mahhlûk-i asil,
ne kadar gözdesi mevcud ise, hakkıyle sefil,
kustu mehmetçiğin aylarca durup karşısına;
döktü karnındaki esrârı hayâsızcasına.

maske yırtılmasa hâlâ bize âfetti o yüz…
medeniyyet denilen kahbe, hakikat, yüzsüz.
sonra mel’undaki tahribe müvekkel esbâb,
öyle müdhiş ki: eder her biri bir mülkü harâb.

öteden sâikalar parçalıyor âfâkı;
beriden zelzeleler kaldırıyor a’mâkı;
bomba şimşekleri beyninden inip her siperin;
sönüyor göğsünün üstünde o arslan neferin.

yerin altında cehennem gibi binlerce lâğam,
atılan her lâğamın yaktığı yüzlerce adam.
ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer
o ne müdhiş tipidir: savrulur enkâz-ı beşer…

kafa, göz, gövde, bacak, kol, çene, parmak, el ayak,
boşanır sırtlara, vâdilere, sağnak sağnak.
saçıyor zırha bürünmüş de o nâmerd eller,
yıldırım yaylımı tûfanlar, alevden seller.

veriyor yangını, durmuş da açık sinelere,
sürü halinde gezerken sayısız tayyâre.
top tüfekten daha sık, gülle yağan mermiler…
kahraman orduyu seyret ki bu tehdide güler!

ne çelik tabyalar ister, ne siner hasmından;
alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?
hangi kuvvet onu, hâşâ, edecek kahrına râm?
çünkü te’sis-i ilâhî o metin istihkâm.

sarılır, indirilir mevki’-i müstahkemler,
beşerin azmini tevkif edemez sun’-i beşer;
bu göğüslerse hudâ’nın ebedî serhaddi;
“o benim sun’-i bedi’im, onu çiğnetme” dedi.

âsım’ın nesli… diyordum ya… nesilmiş gerçek:
işte çiğnetmedi nâmusunu, çiğnetmeyecek.
şûhedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar…
o, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar…

vurulmuş tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,
bir hilâl uğruna, yâ rab, ne güneşler batıyor!
ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!
gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

ne büyüksün ki kanın kurtarıyor tevhid’i…
bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.
sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?
“gömelim gel seni tarihe” desem, sığmazsın.

herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…
seni ancak ebediyyetler eder istiâb.
“bu, taşındır” diyerek kâ’be’yi diksem başına;
ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;

sonra gök kubbeyi alsam da ridâ namıyle,
kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;
mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,
yedi kandilli süreyyâ’yı uzatsam oradan;

sen bu âvizenin altında, bürünmüş kanına;
uzanırken, gece mehtâbı getirsem yanına,
türbedârın gibi tâ fecre kadar bekletsem;
gündüzün fecr ile âvizeni lebriz etsem;

tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana…
yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.

sen ki, son ehl-i salibin kırarak salvetini,
şarkın en sevgili sultânı salâhaddin’i,
kılıç arslan gibi iclâline ettin hayran…
sen ki, islâm’ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

o demir çenberi göğsünde kırıp parçaladın;
sen ki, ruhunla beraber gezer ecrâmı adın;
sen ki, a’sâra gömülsen taşacaksın… heyhât!
sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât…

ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
sana âguşunu açmış duruyor peygamber.

mehmet akif ersoy
devamını gör...

varoluşçu felsefenin kurucusu olarak görülen filozof. felsefesinde özgürlük ve kaygıyı beraber işlemiş bu konular üzerinden dönemimiz insanı üzerinde de önemli çıkarımlar da bulunmuştur.
şöyle ki kierkegaard'a göre insan benliğini yaptığı seçimlerle oluşturur yaptığı seçimlerin kendisi için iyi olmasını ister fakat birey yaptığı seçimlerin hayatına ne getireceğini ona ne katacağını kesin olarak bilemez önünde sonsuz bir olasılık zinciri vardır bu belirsizlikten dolayı bizim de kaygılarımız artar elimizde olan tek şey ise sonuçlar değil seçim yapmaktır.
bu düşüncelerinden yola çıkarak da toplumların geliştikçe bireylerin özgürlüğünün artacağını bu durumunda insanlarda anksiyeteyi arttıracağını öngörmüştür.
devamını gör...

yıllar önce ntv kanalında gazeteci hasan cemal böyle yavaş yavaş konuşurken yanında oturan mehmet barlas dayanamayıp amma yavaş konuşuyorsun hasan demişti, ufak bir tartışma olmuştu aralarında. barlas, tartışma esnasında diğer gazeteci nuray mert 'i kastederek de küçük hanım deyince aynı anda iki pot birden kırmıştı.
devamını gör...

kışın, arıya bir miktar pancar şekeri verilebilir. ama bazı üreticiler, arının önüne devamlı mısır şurubu koyuyor.
doğal yöntem olarak binlerce çiçekten polen toplamak dururken, arının önüne konan mısır şurubunun bala dönüşmesi kabul edilemez bir yöntem. mısır şurubu yüklemesi, arının kursağına da zarar veriyor.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim