geçtiğimiz yüzyılın caz efsanelerinden, amerikalı kadın şarkıcıdır. ruhları sakinleştiren esrarlı sesiyle ve arada yaptığı nüktedan tonlamalarıyla gözümde dişiliğin en üst mertebesindedir.
2000 yılında hayata veda eden sanatçı, cry me a river klasiğini, bana göre dinah washington’ dan sonra en güzel yorumlayan ikinci kadındır.
fakat ben, başka bir yorumunu paylaşmak isterim; broken hearted melody...

devamını gör...
(tematik)

immünojen maddelerin immün yanıt oluşumunu uyarabilen antijen kısmının antikora bağlandığı yerdir.
devamını gör...

french press'le kahve demlemekten bıkan ben için büyük bir hayal olan mutfak aleti.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
bu kızı çok üzdüler
devamını gör...

türk toplumu olarak sanata olan ilgimiz ve yaklaşımımız zaman içinde dalgalanmalar göstermiş ve yaşadığımız 21. yüzyılda herhalde en kötü zamanlarını geçirmekte.

göktürklerden başlayıp, selçuklu, osmanlı devirlerinden türkiye cumhuriyetine uzanan devir göz önüne alınırsa cumhuriyet döneminde hem eski devirlerin eserlerini koruma hem de önceki devirlerin kendine has yetkinlikte eserlerinin yanına yenilerini koymakta sıkıntı yaşadığımız söylenebilir.

bugün osmanlıdan kalma çeşmelerin grafiti ve aşk mektupları mağduru olduğu, selçuklu sultanlarının mezarlarındaki kemiklerin köpeklere mama olduğu kaotik bir dönemden geçerken sanatta çığır açmamızı pek bekleyemezdik tabi.

birçoğunuz görüp duyuyordur, bir yerlerde yeni yerleştirilen bir heykelin haftasında tahribata uğratıldığını ya da emek verilip şehrin güzel yerlerine yerleştirilen resimlerin amatör ressamların hışmına uğradığını.

büyük ihtimalle eğitim sistemimizde sanata ayrılan yerin kısıtlı olması ve bu bilincin aşılanmaması bu noktaya getirdi bizi toplum olarak.

bugün sanat sergilerine gitmek belirli bir zümre dışında normal insanlara pek de hitap etmeyen boş bir aktivite olarak görülüyor.
devamını gör...

iskandinav mitolojisinde bilgelik ve savaş tanrısı dır bir gözü yoktur çünkü o gözünü bilgelik kuyusunda içebilmek için feda etmiştir. bu sayede sonsuz bir bilgeliği vardır.
çarşamba gününün ismi (wednesday) odin günü isminden gelmektedir. ( wodin day)
yunan mitolojisindeki zeus diyebiliriz.
thor un babasıdır. hernekadar filmlerde loki nin de babası olarak görülsede öyle değildir. yani loki ve thor kardeş değildir. odin loki 'yi yanına kankardeşi olarak almıştır.
devamını gör...

çölü geçmiş su yatağına varmıştım
suyu bekliyordu kabuğum çatlamak için
uyandım sesinize

dört duvar arası dağlar
kapılar
aynalar
göz içi ırmaklar… değil!

sesinizin çoğaldığı koyu bir zamandan izliyordum gölgemi
gölgem aslına yürürken suya eğildim
kayıp bir zaman vardı hafızamda
ne zaman yaklaşsam kururdu ağzım
bir gülümsemeyim şimdi
yakamoz değilim ne de bir serap

suya indim
su üzerinde kırıldığım renkleri
bırakıp geldim
çöl üzerinde yandığım kızgın kumları
üfleyip yağmurlara…

bahçeleri söylüyor sesiniz…
eksiksiz gül kokuyor
başım dönüyor bahçelerden

sokakları yürüyoruz!
dünyalı yürüyoruz
can cana değiyor duvarları hiç ederek
ellerimiz yumruk

kırılmış dalları
sararmış yaprakları
attım da geldim
soluğunuzda ne güzel şarkılar var
ırmakların yürüdüğü dağların
ırmakların kavuştuğu denizlerin şarkısı
uzanıyor göğe
kalbim


yedinci dem şiiridir.
devamını gör...


narsisizm bağlantılı olduğu düşünülen love bombing’in türkçe karşılığı aşk bombardımanıdır. hayatınıza yeni giren kişiyle aranızda çok güçlü bir tutku yakalamanız, ilgi görmeniz ve ardından sevgi yoğunluğunun bir anda bitip ilişkinin sonlanması anlamına gelmektedir.

daha çok sorunun sizde olduğuna ve başarısız olduğunuz kanaatine vardıran kişi aşkınızın bir nevi katilidir. love bombing olduğu nasıl anlaşılır diyorsanız, ilişkinin başlangıcına ve gidişatına dikkat edin.

başlangıçta her şey bir rüya gibidir, hayatınızın en güzel en değerli anlarını yaşıyor, onun size sırılsıklam aşık olduğunu düşünüyorsunuz. öyle ki elinizi sıcak sudan soğuk suya sokturmuyor, ayağınıza hediyeler seriyor ve her günü aşk dolu geçirmenize sebep oluyor. egonuza oynayarak bir nevi sizde uyuşturucu etkisi yapıyor.

ayağınızı yerden kesen bu kişi sizi fark etmeden manipüle ederken, çevrenizde gerçek dışı bir illüzyon yaratıyor. siz tam bu anların tadını çıkarmaya başladığınız anda her şey bir anda biterek, rüya sona eriyor. ilişkiniz en güzel şekilde başlarken nasıl bittiğini bir türlü anlayamıyor ve kendinizi suçluyorsunuz.

yeni başlayan ilişkinizde love bombing’in olup olmadığını ve dikkatli olmanızı gerektiren belirtiler ise şöyledir:

• sizi sebepli sebepsiz hediyelere boğması
• her an ve her dakika arama ve mesaj yağmuruna tutması
• sadece sizin değerli diğer insanların ise değersizmiş gibi hissetmenize neden olması
• her yaptığınızı takdir etmesi
• aşırı korumacı ve kıskanç olması
• sürekli sizi övmeye çalışıp iltifat etmesi
devamını gör...

huzursuzluğun kitabını okuduğumda beni de huzursuz etmiş, sorgulamalara ve akabinde yoğun düşüncelere sevk etmiş yazardır. farklı bir iç dünyası ve yaşam tarzı vardır.
devamını gör...

kitap almadan önce hep okuduğum bölümdür. olay örgüsü hakkında bilgi edinmek ve ilgimi çekip çekmediğini öğrenmek için okurum. bu beni heyecanlandırıyor. hiçbir fikrimin olmadığı bir kitabı okumayı sevmiyorum. mesela olasılıksız kitabının arka kapağındaki yazıyı okuduğumda kitap resmen beni kendine çekmişti. diğer okuduğum kitaplar için de aynı şey geçerli. ayrıca arka kapakta yazılan yazıyı hazırlamak da büyük iş. kitaptaki sürprizlerden veya önemli olaylardan bahsetmeden sadece ucundan kıyısından merak uyandıracak bir şekilde değinerek hazırlamak bence beceri ister. burdan usta bir şekilde kitapların arka kapağını tasarlayıp hazırlayan yazarlara selam olsun.
devamını gör...

bu gidişle yakında tıp mezunları da böyle başlıklar açacak hükumet bunu bilerek yapıyor. sadece bizim 400 kişilik fakültede en az 60 tane yabancı var. hepsi bilinçli olarak alınıyor. çevrenizdeki aile doktorlarına uzmanlara bakın hep pakistanlı somalili falan. afrika 'daki bir doktor bile 2300 dolar maaş alırken türkiyede bir pratisyen 900 dolarla çalışıyor. çin' den bile ucuz iş gücüne çalışıyoruz. 4 yıl sonra mezun olacağım ama umarım bu işsizlik sırası bana gelmeden defolur giderim buradan. ben de aşırı doldum, bıktım, öfkeliyim. sırf bir yerlerde dayısı var diye porscheye binip kokain çeken insanları gördükçe ne ders çalışma hevesim ne meslek aşkım kalıyor. onların yaşam standartlarının yanına ulaşamayacağımı bilmek mahvediyor beni. dünyada onca ülke varken doktorun tek maaşıyla iphone ya da ps5 gibi bir cihazı alamadağı tek ülke olmak, 1000 dolar etmeyen maaş için 6 yıl çalışmak enerjimi tüketiyor. keşke elimden bir şey gelse ama gelmiyor da çok üzüldüm senin için de malesef. tek önerebileceğim şey bankalar pandemi dönemine özel faizsiz ya da düşük faizle 6 ay ödemesiz kredi veriyor
kendine iyi bak umudunu kaybetme.
devamını gör...

kısa tanım girenlerin sözlüğe hak ettiği değeri vermediği gerçeği olacaktı, karakter sınırlamasına takıldık. her neyse.

tanım, sözlüğe verilen değerin daha uzun, uzun olmakla beraber daha titiz, daha özenli tanım girmekle ilişkili olduğu düşüncesidir.
katılıyor muyum? hayır. çünkü aslında kısalık ve uzunluk çok önemli değildir. önemli olan doluluktur... üç dört satır yazarsın ama öyle bir dolu yazarsın ki 10 paragraf yazan yazarın yazdığından daha çok anlam ifade eder yazdıkların..
yani burada kriter yazdığın şeyin fazlalığı değil içeriği kardeşim. ve senin anlatım dilin...
elbette pek çoğumuzun bu anlatım dili dediğimiz şeyde eksikleri, kusurları var. sadede gelirsek, sözlüğe ve okuyanlara hak ettiği değeri vermek için çok uzun yazmaya gerek yoktur. güzel ve anlamlı yazmak gerekir. isterse iki satır olsun fark etmez. allah hepimize böyle yazar olmayı nasip etsin. çünkü uzun uzun yazmanın tek başına bir anlamı yok. hatta çoğu zaman uzatmalı bir saçmalık halini alıyor. evet. kısa ve öz en güzelidir.
devamını gör...

tıp, kimya, gıda gibi çeşitli sektörlerde kullanılan, basınçlı su buharı ile sterilizasyon yapan alet.

görüntü itibarıyla düdüklü tencereye yahut çamaşır makinesine benzeyen çeşitleri olan aletin içerisinde, kaynama sıcaklığına kadar ısıtılan suyun hapsolmuş (ve doymuş) buharı büyük bir basınç oluşturur. sterilize edilecek nesnenin her noktasının, bahsi geçen buharla temas etmesi sağlanır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
(görseller alıntıdır.)
devamını gör...

bilimsel adı; tamarindus indica olarak adlandırılmış, hint hurması olarak bilinen, baklagiller familyasından bir ağaç. şöyle bir şey; bak

demirhindi şerbetine değinmek istiyoruz aslında.

41 çeşit baharatla ikram edilen bu şerbettir.
rivayet odur ki, bir gün sultan süleyman yeniçerileri ziyaret etmiş.
sıcak bir havada ziyareti gerçekleştirilen sultanın sıcaktan içi yanmış,
kendisine bir tas demir hindi şerbeti ikram edilmiş,
sultan bu şerbeti o kadar beğenmiş ki tası altınla doldurmuş.
şerbeti yapan kişiyi böyle ödüllendirmiş.
bundan sonra şerbet yapanı ödüllendirmek bir osmanlı geleneği halini almış.
devamını gör...

monteigne 'in denemeleri lise sonda zorunlu tutulmuştu. zorunlu olduğu için istemeye istemeye okuyup hayran kaldığım sayılı eserlerdendir kendileri.

hoca, arkadaşlarınıza bu kitabın bir kaç yaprağını okutun anlamayanla arkadaşlığınızı bitirin demişti.

o zaman çok saçma gelmişti. şimdi de saçma geliyor. ama eser çok iyi.
devamını gör...

sözlük yazarı olarak mı merak ettiğim başlıktır.
devamını gör...

makarna*
devamını gör...

ecza dolabı.
devamını gör...

avustralyalı astrofizikçi rodney david marks'ın ölümüyle tarihe geçen olay.

marks, amundsen – scott güney kutbu istasyonu'nda bir bilimsel projede çalışmaktaydı. nişanlısı da onunla zaman geçirebilmek için aynı yerde çalışıyordu. 11 mayıs 2000 tarihinde marks, mide ağrısı, bulantı ve ateş şikayetleriyle rahatsızlandı. 36 saat sonra ise ne yazık ki ölmüştü.

istasyon, kış şartları nedeniyle sürekli olarak ulaşıma açık değildir. bu nedenle marks dört başı mamur bir tıbbi yardım alamadı. şubat ve ekim ayları arasında oraya gidemez veya oradan gelemezsiniz. bu nedenle cenaze yeni zelanda'ya aylar boyunca getirilemedi. otopsi için uçuşların açılacağı tarih beklendi.

başlarda doğal ölüm sanılmıştı marks'ın ölümü. ancak otopside, metanol zehirlenmesi geçirdiği ortaya çıktı. kollarında iğne izleri vardı, ancak vücudunda herhangi bir uyuşturucu izine rastlanmamıştı. hemen olasılıklar tartışılmaya ve incelenmeye başlandı. başlangıçta marks'ın alkol bağımlılığı nedeniyle doğal yoldan ölmüş olabileceği ihtimali üzerinde durulduysa da otopsi bu olasılığı geçersiz kılmıştı.

marks intihar etmiş olabilir miydi? eğer bunu bilerek yapmış olsaydı, hastalandığında paniğe kapılmaması gerekirdi. ancak görgü şahitleri marks'ın rahatsızlandıktan sonra son derece gerçek bir panik yaşadığı konusunda hemfikirdi. yani bilinçli olarak kendisini öldürmeye çalışmış olsaydı, büyük ihtimalle bir köşeye çekilip ölümü bekleyecekti.

kendi içkisini kendi yapmış ve bu sırada bir şeylerin ayarını fazla kaçırmış olabilir miydi? ancak istasyonda, bilim insanlarının uğrayıp yorgunluk atabilmesi için iyi donanımlı bir bar bulunuyordu. bu durum, durup dururken kendisine içki yapması olasılığını oldukça düşürüyordu.

kazara olabilir miydi? bu da imkânsızdı çünkü metanol, bölgedeki temizlik malzemeleri dışında herhangi bir yerde saf olarak bulunmuyordu.

olasılıkların tamamı elendiğinde geriye tek seçenek kalmıştı: cinayet. birisi marks'ın vücuduna öldürücü dozda metanolü bir şekilde sokmanın bir yolunu bulmuş olmalıydı (içkisine damlatmak gibi bir yol). peki zanlı kim olabilirdi? zaten bölgede çalışanlar sayılı olduğundan bulmak kolay olacaktı ancak bu noktada yeni zelanda ile abd hükümeti karşı karşıya geldi. zira bu 2 ülke arasında, istasyonun bulunduğu bölgeyle ilgili sahiplik iddiasından kaynaklanan bir anlaşmazlık vardı. abd, yeni zelanda ile işbirliğine gitmedi ve yürüttükleri soruşturmaya yardımcı olmadı. kendi soruşturmasını yürüttü ve sonuçları da kimseyle paylaşmadı.

bu arada diğer personele, marks'ın odasını temizleme izni verildi. böylece, eğer bu olay bir cinayetse ve orada bir delil varsa, o da yok edilmiş oldu. yeni zelanda tarafından yürütülen soruşturma, istasyonda görev yapan bilim insanlarının aşırı dozda alkol ve uyuşturucu kullandığına dair kanıtları da ortaya çıkardı. ancak maalesef 32 gibi genç bir yaşta hayata veda eden marks'ın ölümü hâlâ aydınlatılamadı.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
görselin kaynağı
devamını gör...

nazım hikmet'in hapishanede yazdığı -ve malesef çok büyük cümleler kurduğu- şiirinin ismidir. bazı yerlerde "sevgilim yalan söylersem sana" olarak da geçer.

sevgilim yalan söylersem sana;
kopsun ve mahrum kalsın dilim,
seni seviyorum demek bahtiyarlığından.
sevgilim yalan yazarsam sana;
kurusun ve mahrum kalsın elim,
okşayabilmek saadetinden seni.
sevgilim yalan söylerse sana gözlerim;
iki nadim gözyaşı gibi avuçlarıma aksınlar
ve göremesinler seni bir daha.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim