sigara içen ve içmeyen kişi birlikteliği
ikisi için de zor bir ilişki olacaktır.
taraflardan biri sigara dumanı ve kokusundan rahatsız olup uzak kalmak isteyip bazen söylenecek, içen kişi ise sigaranın sorun olmadığını, bırakamadığını söyleyecektir.
taraflardan biri sigara dumanı ve kokusundan rahatsız olup uzak kalmak isteyip bazen söylenecek, içen kişi ise sigaranın sorun olmadığını, bırakamadığını söyleyecektir.
devamını gör...
bir kadına çok yalvarmak
yalvartan kişi kadın da erkek de olsa aralarında bir duygu söz konusu ise hiç mi hiç gereği yoktur.
bazı şeyler nettir. sizi seven sizinledir, sevmeyeni de hayatınıza almanızın bir manası yoktur.
kimse vazgeçilmez değildir, çıkartın o kişiyi hayatınızdan ohh rahatlayın.
bazı şeyler nettir. sizi seven sizinledir, sevmeyeni de hayatınıza almanızın bir manası yoktur.
kimse vazgeçilmez değildir, çıkartın o kişiyi hayatınızdan ohh rahatlayın.
devamını gör...
ekşi sözlük
çaylaklığım sırasında yazdıkları -sözlüğün adını da alan- bir bot vasıtasıyla 90 günde bir hesabı askıya aldıklarını ve anket kanalındaki başlıklara entry adındaki tanımlar girildiğinde sıralamaya etkisi olduğunu 2,5 yıl sonra yazar olduktan sonra öğrendiğim bir sözlüktür. çaylakken maksimum 10 entry girip yazarlık sıralamasına sokmaktadır. ilk 10 yılında açılan başlıklarda entryler vasıtasıyla önceki entryler okunarak ya da üstüne bir şeyler katılarak başlıklarının güçlendirildiği, ilk 10 yılından sonra trollük, vasatlık, kim kime bindi kime kime çıktı ve magazin tadında, kaynak gösterilmeden intihal yapılan ve bariz bir şekilde haber sitelerinin hit kasmak amacıyla haberleriyle reklamlarını yaptıkları, bilimden ve bilgiden uzak reddit’teki bir konu hakkında toplanan toplulukları bir sözlük başlığıyla kıyaslandığında başlıklara belâ okutmaktadır. içerisinde her çeşit insan barındırmakla beraber takıldığım teknoloji kanalı ölücü tabirindeki yazarların referans link ve kodlarıyla doludur. görsel özelliği gelmeden önce eksiup.com adında sitelerinin olduğu imajı göstermiş bir resim-video yükleme sitesine karşı şikâyet kanallarını açık tuttuklarını dile getirmişler ve daha sonra eksisozluk/img ve cdn.eksisozluk.com domainlerinde link verecek şekilde entry paneli içinde görsel yükleme sitelerini aktif hâle getirmişlerdir. gerek gündelik olaylar gerek sosyal sorumluluk projelerinde efektiflikleri ise tartışmaya açık olmadıkları kanaatindeyim. sebepsiz yere bir mahkeme kararıyla ya da yarası olan moderatörler tarafından başlıklar ve dolayısıyla entrylerin uçurulduğu ya da gündemde görünmemesi için elle sol frame'den gizlendiği görülmekle birlikte bazı anahtar kelimeler otomatik olarak sol frame'den gizlenmektedir. tek bir başlığa giden birden fazla açılan başlıklara tembel moderatörlerin atadığı karagöz rozetli kişiler gerek taşıyarak gerek farklı adla müdahale etmektedir. tasnifçiler ise her ne kadar pek yazarlarca kullanılmayan kanallara başlık ataması yapmaktadır. moderatörlerin hoşlaştığı bazı entryler ekşi şeyler adında sitede onedio formatında bir başlık altında kopyala yapıştır yayınlanmakta, pena adlı youtube kanalına belli başlı alanlarda temeli sağlam ya da öyle olmayan kimine göre dolu kimine boş ünlü olduğunu iddia ettikleri kişileri çıkartmakta, bu video bölümlerinde sözlük yazarlarından entry vasıtasıyla gelen seçmece soruları cevaplamakta ve daha sonra da bir başlık hakkında düşünceleri alınmaktadır. bu ünlülerden bazıları videolarından birinde sözlük yazarlarına küfrettikleri için sözlük yazarları tarafından da eleştirilmiştir. debe adlı bir kanal ise her ne kadar algoritma seçiyor denilse de moderatörlerin hoşlaştığı bazı entryleri 24 saat boyunca bünyesinde tutmaktadır. bu kanal bir nevi snapchat-instagram'ın hikâye'sine ve twitter'ın fleets özelliğine benzemektedir.
devamını gör...
hayat kalitesini düşüren şeyler
net parasızlık derim paran yoksa ne huzur kalır ne kalite ne de başka bir şey
devamını gör...
başkasının müzik zevkinden nefret etmek
lisede*akıllı tahtadan müzik açarak kendi aptal zevkleriyle insanların kafa dinleme hakkını gasp edip rahatsızlık veren oksijen israfları nedeniyle ortaya çıkabilen durum.
devamını gör...
telli telli
şarkı sanıldığı gibi yeni türkü tarafından bestelenmemiştir. 1979 yılında haris aleksiou tarafından ilk kez seslendirilen manos loizos'a ait beste, 1983 yılında murathan mungan'ın sözleriyle bildiğimiz haline kavuşmuştur. şarkı, "akdeniz akdeniz" adlı albümün a1 parçasıdır. aynı albümün b yüzündeki ilk parça da yine bir manos loizos bestesi olan "maskeli balo"dur.
kaynak
kaynak
devamını gör...
mahlassızım
yerinde tespitleri olan ve bunu yazıya oldukça güzel dökebilen birisi. girdiği bilgi içerikli tanımlarla sadece benim değil, bir çok insanın dikkatini çekmeyi başarabilmiş olmasını buna bağlıyorum. kendisini okumak çok keyifli, dilerim her zaman buralarda olur.
devamını gör...
aniden gelen tüm sosyal medya hesaplarını kapatma isteği
bu istek her geldiğinde içimde ki sese kulak veriyorum. pişman oluyor muyum? elhamdülillah oluyorum. ama tanrı şahidim olsun iflah olmaz bir serseriyim.
devamını gör...
günaydın sözlük
yağmurlu bir istanbul sabahından günaydın caaağnım sözlükçüğüm. hava böyle tam depresyona girmelik, kendini bulamamalık, ıssız adamlık şaka şaka... herkese hayırlı işler.. güzel bir gün olsun işiniz rast gitsin güzellikler pat diye sizi bulsun bugün.
devamını gör...
başkan apo'nun heykelini dikeceğiz heykelini diyen kürt faşisti
hdp genel başkanı selahattin demirtaş'ın pkk terör örgütü lideri abdullah öcalan'a saygı ve minnet duygularını ifade ettiği faşizan cümledir.
devamını gör...
lisede aşık olmak
acı ile sonlanan ergence ancak bazen yılların götüremediği hadise
devamını gör...
hoşlanılan kızın sen o'sun sen seçilmiş adamsın demesi
1996 yılında başıma gelmiş fantastik olaydır. lisedeydik o zamanlar tabii.
+batuhan beni dikkatli dinle... aradığın güç içinde... kontrolünü kaybetme. dinle beni... sen o'sun, sen seçilmiş adamsın. anladın mı?
-ne diyorsun betül?? bilmece gibi konuşuyorsun. ya sen cin misin yoksa normal kız mısın betül.. daha o belli değil? hem... seçilmiş adam mı kalmadı burada?
-hah hah! adım betül. aynı kafede... beni bul..
buluşma teklifini böyle gizemli bir şekilde etmişti. akşamüstü, onunla ilk kez kesiştiğimiz kafede oturmuş ve onu beklemiştim. o da söz verdiği gibi gelmişti. ilk defa bir kızla bu kadar garip bir date tecrübesi edinmiştim. hayat nelere gebe.
+batuhan beni dikkatli dinle... aradığın güç içinde... kontrolünü kaybetme. dinle beni... sen o'sun, sen seçilmiş adamsın. anladın mı?
-ne diyorsun betül?? bilmece gibi konuşuyorsun. ya sen cin misin yoksa normal kız mısın betül.. daha o belli değil? hem... seçilmiş adam mı kalmadı burada?
-hah hah! adım betül. aynı kafede... beni bul..
buluşma teklifini böyle gizemli bir şekilde etmişti. akşamüstü, onunla ilk kez kesiştiğimiz kafede oturmuş ve onu beklemiştim. o da söz verdiği gibi gelmişti. ilk defa bir kızla bu kadar garip bir date tecrübesi edinmiştim. hayat nelere gebe.
devamını gör...
the prestige
christopher nolan'ın en çok beğendiğim ve üzerinde en çok kafa patlattığım filmi. harika detaylara sahip olan bu filmin mühendisi nolan abimiz bu mükemmel senaryoyu harika oyuncular seçerek ve onları gayet iyi yöneterek kült olmaya aday bir film çıkarmış.
ana karakterlerin isimleri olan alfred borden ve robert angier'in baş harfleri alındığında sihirbazlar tarafından kullanılan ortak bir kelime olan "abrakadabra"da olduğu gibi, "abra" kelimesi ortaya çıkar.
--! spoiler !--
dikkatli bakıyor musunuz?
her sihirbazlık numarası üç bölüm ya da perdeden oluşur.
-birincisi "vaat" bölümüdür. sihirbaz size sıradan bir şey gösterir. iskambil destesi, bir kuş ya da bir insan. bu nesneyi size gösterir. son derece gerçek, üzerinde oynanmamış, normal bir şey olduğunu görmeniz için nesneyi incelemenizi ister. fakat gerçek, farklı olabilir.
-ikinci perdeye "dönüşüm" denir. sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız. çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz. henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. onu geri getirmeniz gerekir.
-işte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. içlerinde en zorlusu. bizlerin deyişiyle "prestij".
--! spoiler !--
ana karakterlerin isimleri olan alfred borden ve robert angier'in baş harfleri alındığında sihirbazlar tarafından kullanılan ortak bir kelime olan "abrakadabra"da olduğu gibi, "abra" kelimesi ortaya çıkar.
--! spoiler !--
dikkatli bakıyor musunuz?
her sihirbazlık numarası üç bölüm ya da perdeden oluşur.
-birincisi "vaat" bölümüdür. sihirbaz size sıradan bir şey gösterir. iskambil destesi, bir kuş ya da bir insan. bu nesneyi size gösterir. son derece gerçek, üzerinde oynanmamış, normal bir şey olduğunu görmeniz için nesneyi incelemenizi ister. fakat gerçek, farklı olabilir.
-ikinci perdeye "dönüşüm" denir. sihirbaz olağan bir nesneyi alır ve onu olağanüstü bir şeye dönüştürür. hilenin sırrını arıyorsunuz, ama bulamazsınız. çünkü dikkatli bakmıyorsunuz. siz sırrı bilmek değil, kandırılmak istiyorsunuz. henüz alkışlamazsınız, çünkü bir şeyi yok etmek yeterli değildir. onu geri getirmeniz gerekir.
-işte bu yüzden her sihirbazlık numarasında üçüncü bir perde bulunur. içlerinde en zorlusu. bizlerin deyişiyle "prestij".
--! spoiler !--
devamını gör...
gün doğumu vs gün batımı
ayışığı diyorum, hele dolunayda, gece yaşanan o ışığa, aydınlığa bayılıyorum, istanbul da yüksek bir noktada ve terasta sabaha kadar oturabilirim,
gün batımını da çok abarttıklarını düşünüyorum, akşam olurken benim içim sıkılır, özel olarak sevmem, sevmeyebilirim, buda benim sevmeme özgürlüğümdür, hakkımdır, illaki birini seçmek gerekiyorsa, sabah güneşin doğuşunu tercih ederim, özellikle yaz mevsiminde deniz kenarında harikadır,
bir akşam yazlık bir yerde bir tesisteyiz, çok methedilen bahçeli salıncaklı filan bir yerde yemek yemişiz, kahve içiyoruz, bende haddim olmayarak gün batımına sırtımı dönmüşüm, zaten meraklısı da değilim, orada bulunan kokoş bir teyzemiz, bir iki edebiyat eseri parçaladı, ve bir erkeğin bir kadınla olan randevusunda aynen benim gibi manzaraya sırtını dönen kadına, "gün batımına sırtını dönen bir insan beni nasıl anlayabilir" minvalinde bir şey söylediğinden bahsetti, ve bana da sordu neden izlemiyorsun...
teyzecim sen seviyorsun izliyorsun, ben sevmiyorum, izlemiyorum...
neden?
çünkü istemiyorum...
zevkler ve renkler gerçekten tartışılmamalı, ve sorgulanmamalı,
herkes aynı şeyleri sevecek isteyecek diye bir şey yok, sen seviyorsun, sen sensin...
ben sevmiyorum, ben benim...
gün batımını da çok abarttıklarını düşünüyorum, akşam olurken benim içim sıkılır, özel olarak sevmem, sevmeyebilirim, buda benim sevmeme özgürlüğümdür, hakkımdır, illaki birini seçmek gerekiyorsa, sabah güneşin doğuşunu tercih ederim, özellikle yaz mevsiminde deniz kenarında harikadır,
bir akşam yazlık bir yerde bir tesisteyiz, çok methedilen bahçeli salıncaklı filan bir yerde yemek yemişiz, kahve içiyoruz, bende haddim olmayarak gün batımına sırtımı dönmüşüm, zaten meraklısı da değilim, orada bulunan kokoş bir teyzemiz, bir iki edebiyat eseri parçaladı, ve bir erkeğin bir kadınla olan randevusunda aynen benim gibi manzaraya sırtını dönen kadına, "gün batımına sırtını dönen bir insan beni nasıl anlayabilir" minvalinde bir şey söylediğinden bahsetti, ve bana da sordu neden izlemiyorsun...
teyzecim sen seviyorsun izliyorsun, ben sevmiyorum, izlemiyorum...
neden?
çünkü istemiyorum...
zevkler ve renkler gerçekten tartışılmamalı, ve sorgulanmamalı,
herkes aynı şeyleri sevecek isteyecek diye bir şey yok, sen seviyorsun, sen sensin...
ben sevmiyorum, ben benim...
devamını gör...
ruh eşini bulamamak
bulursun benim babam bulursun. sen göynünü ferah tut. ne diye sıkıntı ediyorsun. vaktinden önce hangi çiçek açmış?
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
test çözerken bu umut yüklü şarkıları ve yazarlarımızın güzel seslerini dinlemek harika
devamını gör...
seri artı oy veren melek
benimdir. herhangi bir başlıkta gördüğüm veya beni oylayan yazarın profiline girer, inceler bana hitap eden tanımlarından artımı da favımı da esirgemem.
ben artılarken benden bir şey eksilmiyor ama o yazar hem motive oluyor hem de mutlu oluyor.
bilhassa yeni yazarların profilini inceliyorum ve oyluyorum motive olsunlar diye.
günlük hayatımda da insanları yüceltmekten çekinmem.
güzel bir özelliklerini gördüm mü hiç dayanamam söylerim.
şımarır mı diye düşünmem bile.
varsın şımarsın, insanların güzel şeyler de duymaya ihtiyacı var.
ben artılarken benden bir şey eksilmiyor ama o yazar hem motive oluyor hem de mutlu oluyor.
bilhassa yeni yazarların profilini inceliyorum ve oyluyorum motive olsunlar diye.
günlük hayatımda da insanları yüceltmekten çekinmem.
güzel bir özelliklerini gördüm mü hiç dayanamam söylerim.
şımarır mı diye düşünmem bile.
varsın şımarsın, insanların güzel şeyler de duymaya ihtiyacı var.
devamını gör...
kuşlara övgü
bir feyyaz yiğit şiirdir.
ali atay’ın yönettiği ve benim için son dönemlerin en iyi komedi filmlerinden biri olan ölümlü dünya’da geçen akıllara zarar şiirdir. şiirin içinde geçen her söz tek tek insanı edebiyattan soğutacak potansiyele sahiptir. hiç bir dizesinin birbirinden ayırmamın mümkün olmadığı bu post modern şiir anlamlar yüklü bir sevda vapuru gibidir.
filmde zafer’in büyük abdestini evinden başka yerde yapamadığını öğrenip evine gidildiğinde ve begüm ve atakan dışında herkes bir bakmak işin eve girdiğinde duyarız bu mükemmel şiiri.
beklerken atakan dertlenip radyoyu açınca şöyle bir şiir duyarız:
canımsın sen bu belli
sen benim taa canlarımdan da cansın
kuşsun sen kuş
benim biricik düşlü kuşumsun sen
sen, şu bedenimde bensin
ve üstelik canımın da en canısın sen
en iç en dip en köşe
kuşkunun kuşlarıyla sevişiyorsa aşk büyüsü
gölgeler uçuşuyor, hisler tutuşuyorsa ansızın
acının avuçlarında tuzsuz gülüşlerin buharı
ve dayanç kulvarları sımsıkı yırtılan bir
tebessümle kaplıysa artık...
hasrete boyanmışsa düş davulları
hoyratsa, tutkunsa, yutkunuyorsa telaş
belki de böyle bir şeydir
aşktan gelen
aşka varan
ve aşkta duran,
kuşlara övgü
şiir atakan’ı o kadar etkiler ki bir sigara yakar ve dumanı camdan dışarı salar hüzünle ve yorgunlukla ama begüm aynı fikirde değildir. begüm allah aşkına kapat şunu diyene kadar dinleriz şiiri.
benim için en önemli söz ise dayanç kulvarlarıdır. o nasıl bir imgelem! o nasıl bir anlatım yüceliği! feyyaz yiğit üstadın önünde saygı ile eğiliyorum.
ali atay’ın yönettiği ve benim için son dönemlerin en iyi komedi filmlerinden biri olan ölümlü dünya’da geçen akıllara zarar şiirdir. şiirin içinde geçen her söz tek tek insanı edebiyattan soğutacak potansiyele sahiptir. hiç bir dizesinin birbirinden ayırmamın mümkün olmadığı bu post modern şiir anlamlar yüklü bir sevda vapuru gibidir.
filmde zafer’in büyük abdestini evinden başka yerde yapamadığını öğrenip evine gidildiğinde ve begüm ve atakan dışında herkes bir bakmak işin eve girdiğinde duyarız bu mükemmel şiiri.
beklerken atakan dertlenip radyoyu açınca şöyle bir şiir duyarız:
canımsın sen bu belli
sen benim taa canlarımdan da cansın
kuşsun sen kuş
benim biricik düşlü kuşumsun sen
sen, şu bedenimde bensin
ve üstelik canımın da en canısın sen
en iç en dip en köşe
kuşkunun kuşlarıyla sevişiyorsa aşk büyüsü
gölgeler uçuşuyor, hisler tutuşuyorsa ansızın
acının avuçlarında tuzsuz gülüşlerin buharı
ve dayanç kulvarları sımsıkı yırtılan bir
tebessümle kaplıysa artık...
hasrete boyanmışsa düş davulları
hoyratsa, tutkunsa, yutkunuyorsa telaş
belki de böyle bir şeydir
aşktan gelen
aşka varan
ve aşkta duran,
kuşlara övgü
şiir atakan’ı o kadar etkiler ki bir sigara yakar ve dumanı camdan dışarı salar hüzünle ve yorgunlukla ama begüm aynı fikirde değildir. begüm allah aşkına kapat şunu diyene kadar dinleriz şiiri.
benim için en önemli söz ise dayanç kulvarlarıdır. o nasıl bir imgelem! o nasıl bir anlatım yüceliği! feyyaz yiğit üstadın önünde saygı ile eğiliyorum.
devamını gör...

