veda edememek
zarar gördüğünün ya da verdiğinin bilincinde olup sevgi denilen şeyin kişileri ayıramayışıdır bazı zamanlar. her zaman sevgi olmaz hatta bazen kocaman nefretler, vedayı engeller. kişiler birbirinden gerçekten nefret etse dahi bazen ayrilamaz, bitiremez. yaşananlar, alışkanlık, saman alevi gibi başlangıçlar, çevreye inat gülücükler ve nicesi kişiyi uğurlamamıza engeldir. önemli olan bunun bilincinde olmaktır. bilincinde olup günden güne sona hazırlanmak, kendimize iyilik olacaktır. dileğim sebepler ve sonuçlar dahilinde veda edememek yerine vedayı aklımızdan geçirtmeyecek kişilerle bir ömür yaşanmasıdır...
devamını gör...
çok kısa bir hayatımız olduğu gerçeği
o kısa hayatta koronaya denk geldi. bu bahtsızlığımız üzüyor beni.
devamını gör...
penelope
odysseia'nın en bahtsız kadın karakteri.
adeta bütün kadınların kaderini yaşadı; beklemek, yol gözlemek, erkek baskısı, kadınlara biçilen rollerin altında ezilmek, örfümüz böyle diye dayatılan şeyler. homeros penelope'yi böyle yazdı işte. hüzünlü, sabırlı bir kadın olarak gördük hep penelope'yi. tam 20 yıl bekledi odyyseus'u. hem antik çağ sanatında hem de rönesans resim sanatında penelope'yi ya kayınpederinin kefenini dokurken aklı kocası ve oğlunda bir şekilde düşünceli gördük. ya da odysseus döndüğünde onun karşısında yine hüzünlü bir yüz ifadesiyle gördük. penelope'nin kaderi erkek sanatçıların elinden böyle çizildi.
ama kuzeni helen'i böyle yansıtmadılar bize. helen güzeldi ve uğruna savaş çıkabiliyordu. penelope'yi helen ile karşılaştırdılar hep, o güzel sen ise değilsin bu yüzden bir kadın olarak değer görmen için bazı erdemlere ihtiyacın var dediler. romalı ozan publius ovidius naso’nun, heroides (kadın kahramanların mektupları) adlı eserinde penelopeia, helen'i kıskanan bir kadın olarak gördük. erkek yazarların kadınlar hakkında söyleyecekleri hiç bitmez. hep bu hakkı kendilerinde gördüler zaten. bakınız kendisinin penelope'nin ağzından yazdığı mektuptan bir alıntı;
bu satırlar sana penelope’nden, uyuşuk ulysses,
üzülmem bana cevap vermezsen: sen kendin gel!
yunan kızların gıpta ettiği troya yıkıldı gitti,
priamus’un ve koca troya’nın meğer ne azmış kıymeti.
ah keşke, donanmasıyla yol alırken sparta’ya
o ahlaksız gömülseydi denizin azgın sularına!
üşüyerek yatmazdım ben de terk edilmiş yatağımda,
günler geçmiyor diye yakınmazdım ardında,
uzun geceler geçip gitsin diye,
yormazdım boş ellerimi dokuma tezgâhı başında.
ne zaman korkmadım ben gerçektekinden büyük tehlikelerden?
aşktır işte bu, korku ve kaygıyla dolu.
kurardım zihnimde vahşi troyalıların sana saldırdıklarını,
sararıp solardım ne zaman duysam hector’un adını.
biri söz etse düşmanların yendiği antilochus’tan,
yeni bir sebep olurdu antilochus korkularıma.
ya da başkasının silahlarını kuşanmışken vurulan menoetius oğlundan,
ağlardım hilelerin bir işe yaramamasına.
biri söz etse troyalının mızrağını kana bulayan tlepolemus’tan,
kaygılanırdım tlepolemus’un ölümüyle bir kez daha.
aslında vuruldukça biri yunan ordularından
seveninin yüreği daha da soğuk oldu buzdan.
neyse ki adaletli tanrı bu masum âşıktan yana,
troya kül oldu zarar gelmeden sana.
bir de kadın kadının kurdudur söylemini hep yakıştırdılar kadınlara. sadece penelope'nin helen'den nefret ettiğini söylemediler. sarayda çalışan kadınların penelope'ye gelen taliplerle düşüp kalktıklarını, sürekli dedikodu yaptıklarını söyledi homeros. nitekim odysseus döndüğünde ilk iş olarak sarayda çalışan bu kadınları öldürdü.
sonra bir gün bir kadın yazar çıkageldi. margaret atwood, artık penelope'nin hikayesini bir kadının yazması gerektiğini düşündü ve the penelopiad'ı yazdı. sadece penelope'nin hikayesini değil. sarayda çalışan her önüne gelenle düşüp kalktıkları söylenen o kadınların da hikayesini yazdı. kimse onları önemsememişti. hem de bu hikayeyi homeros'un yaptığı gibi destan formunda yazdı. ancak adeta homeros'a meydan okur gibi, erkek ağzından yazılan kadın hikayelerine inat yazdı. homeros kadınları böyle yazarken erkekleri hep birbirlerine destek olan zorluklara göğüs geren dostlar olarak gösterdi bize. odysseus'un maceralarında bunu görebiliyoruz. yüzyıllardır bilinçli bilinçsiz şekilde toplumların belleğine kadınları bekleyen, boyun eğen formda erkekleri ise maceradan maceraya koşan formda gösterdiniz, dayattınız. belki bunu değiştirmek çok zaman alacak ama en azından bunun böyle olmadığını anlatmaya çalışanlar da olacaktır.
kadın kadının kurdu değil kadın kadının yurdudur.
adeta bütün kadınların kaderini yaşadı; beklemek, yol gözlemek, erkek baskısı, kadınlara biçilen rollerin altında ezilmek, örfümüz böyle diye dayatılan şeyler. homeros penelope'yi böyle yazdı işte. hüzünlü, sabırlı bir kadın olarak gördük hep penelope'yi. tam 20 yıl bekledi odyyseus'u. hem antik çağ sanatında hem de rönesans resim sanatında penelope'yi ya kayınpederinin kefenini dokurken aklı kocası ve oğlunda bir şekilde düşünceli gördük. ya da odysseus döndüğünde onun karşısında yine hüzünlü bir yüz ifadesiyle gördük. penelope'nin kaderi erkek sanatçıların elinden böyle çizildi.
ama kuzeni helen'i böyle yansıtmadılar bize. helen güzeldi ve uğruna savaş çıkabiliyordu. penelope'yi helen ile karşılaştırdılar hep, o güzel sen ise değilsin bu yüzden bir kadın olarak değer görmen için bazı erdemlere ihtiyacın var dediler. romalı ozan publius ovidius naso’nun, heroides (kadın kahramanların mektupları) adlı eserinde penelopeia, helen'i kıskanan bir kadın olarak gördük. erkek yazarların kadınlar hakkında söyleyecekleri hiç bitmez. hep bu hakkı kendilerinde gördüler zaten. bakınız kendisinin penelope'nin ağzından yazdığı mektuptan bir alıntı;
bu satırlar sana penelope’nden, uyuşuk ulysses,
üzülmem bana cevap vermezsen: sen kendin gel!
yunan kızların gıpta ettiği troya yıkıldı gitti,
priamus’un ve koca troya’nın meğer ne azmış kıymeti.
ah keşke, donanmasıyla yol alırken sparta’ya
o ahlaksız gömülseydi denizin azgın sularına!
üşüyerek yatmazdım ben de terk edilmiş yatağımda,
günler geçmiyor diye yakınmazdım ardında,
uzun geceler geçip gitsin diye,
yormazdım boş ellerimi dokuma tezgâhı başında.
ne zaman korkmadım ben gerçektekinden büyük tehlikelerden?
aşktır işte bu, korku ve kaygıyla dolu.
kurardım zihnimde vahşi troyalıların sana saldırdıklarını,
sararıp solardım ne zaman duysam hector’un adını.
biri söz etse düşmanların yendiği antilochus’tan,
yeni bir sebep olurdu antilochus korkularıma.
ya da başkasının silahlarını kuşanmışken vurulan menoetius oğlundan,
ağlardım hilelerin bir işe yaramamasına.
biri söz etse troyalının mızrağını kana bulayan tlepolemus’tan,
kaygılanırdım tlepolemus’un ölümüyle bir kez daha.
aslında vuruldukça biri yunan ordularından
seveninin yüreği daha da soğuk oldu buzdan.
neyse ki adaletli tanrı bu masum âşıktan yana,
troya kül oldu zarar gelmeden sana.
bir de kadın kadının kurdudur söylemini hep yakıştırdılar kadınlara. sadece penelope'nin helen'den nefret ettiğini söylemediler. sarayda çalışan kadınların penelope'ye gelen taliplerle düşüp kalktıklarını, sürekli dedikodu yaptıklarını söyledi homeros. nitekim odysseus döndüğünde ilk iş olarak sarayda çalışan bu kadınları öldürdü.
sonra bir gün bir kadın yazar çıkageldi. margaret atwood, artık penelope'nin hikayesini bir kadının yazması gerektiğini düşündü ve the penelopiad'ı yazdı. sadece penelope'nin hikayesini değil. sarayda çalışan her önüne gelenle düşüp kalktıkları söylenen o kadınların da hikayesini yazdı. kimse onları önemsememişti. hem de bu hikayeyi homeros'un yaptığı gibi destan formunda yazdı. ancak adeta homeros'a meydan okur gibi, erkek ağzından yazılan kadın hikayelerine inat yazdı. homeros kadınları böyle yazarken erkekleri hep birbirlerine destek olan zorluklara göğüs geren dostlar olarak gösterdi bize. odysseus'un maceralarında bunu görebiliyoruz. yüzyıllardır bilinçli bilinçsiz şekilde toplumların belleğine kadınları bekleyen, boyun eğen formda erkekleri ise maceradan maceraya koşan formda gösterdiniz, dayattınız. belki bunu değiştirmek çok zaman alacak ama en azından bunun böyle olmadığını anlatmaya çalışanlar da olacaktır.
kadın kadının kurdu değil kadın kadının yurdudur.
devamını gör...
yazarların liseyi bitirdiği sene
2020... tek başıma mezuniyet töreni yapmıştım.
devamını gör...
zaman makineniz olsa değiştireceğiniz olay
milyonlarca yıl geriye gidip karaya çıkan ilk tiktaalike tekme atar ve denize geri dönmesini söylerdim.
devamını gör...
alkol reyonunda derin düşüncelere dalan insanlar
karaciğer naklini düşünüyordur.
devamını gör...
kıskançlığı yenme yolları
kıskanmak özgüven sorunlarından veyahut kendinle barışık olamamaktan gelir. ve bu hepimizde olan bir şey, insani bir şey.
fakat hayatınızda kıskançlık rol oynamaya başlıyorsa alarm çalıyor demektir.
kendinizle barışmaya çalışın, kendinize güvenin.
fakat hayatınızda kıskançlık rol oynamaya başlıyorsa alarm çalıyor demektir.
kendinizle barışmaya çalışın, kendinize güvenin.
devamını gör...
hayki
türkçe rap'in en pis diss'ini yapmıştır 2005-2006 gibi. pis derken kelimenin tam anlamıyla yani, joker - jokezilla falan kumda oynar. şimdi isim, link falan verip de kimsenin kulaklarını on bin ton küfürle doldurmaya niyetim yok. elimde olsa youtube serverlarından silip üç kez kutsal suyla yıkarım.
devamını gör...
hame
farsça da kalem anlamına gelen 2 heceli.
devamını gör...
çok başlık açamayıp mevcut başlıklara yazmam
aynı sorunu kendimde yaşıyorum.
devamını gör...
dilipak'ın goethe kant dostoyevski müslümandı yorumu
(bkz: millet ne cigaralar içiyor)
devamını gör...
yaz akşamı kokusu
insana umut aşılayan, huzur bulduran tatlış koku.
devamını gör...
güzel kitap isimleri
var olmanın dayanılmaz hafifliği
devamını gör...
avatar: the last airbender
bu cigi dizi ateş, su , hava ve toprak olmak uzere dort elemet üzerine kurulmustur. ateş ulusunun dünyaya hakim olma isteğiyle kendilerinden sonra gelen avatarın hava bükücü olduğunu ogremesiyle ates ulusu butun hava bükücüleri öldürmüştür. sadece avatarı öldürememiştir. bunun nedeni ise avatar olduğunu çok erken bir yaşta öğrenmesi ve avatar olduğu icin arkadaşları onu dışladığı ve ateş ulusu hava tapınagını yok etmeden önce o hava tapınağından kaçmıştır. okuyunca evet cok cocukca geliyor ama izlediginizde oyle olmadığını anlayacaksınız.
bence bu cizgi dizde hersey o kadar muhteşem yapılmışki cigi dizide evlerin yapılışı ,karakterlerin giysileri, hava, toprak, su, ateş bükme teknikleri bile o ulusla bir bütün içindedir. örnek verirsem toprak bükücüler. giydikleri kıyaferler genellikle kahve tonları ve yeşil tonlarından oluşmaktadır. toprak bükmeleri hava ve su gibi yumşak,naif hareketler yerine daha serttir. evleri ise topraktan yapılmıştır. ateş ulusunun mesela kıyafetleri kırmızı tonda ve evleri tahtdandır. böyle daha çok örnek verilir..
benim en cok hoşa giden şey her elementin bükme yetnekleri dışında başka seyleride büküyor olmaları. tohp'un metal bükmesi mesala, çok güzel bir sey degilmi. kataranın kan bukmesi gibi gibi.
cizgi dizi de ben her ne kadar iroh amcamız öğütlerini çok anlamasamda güzel öğutler vermektedir. izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum
bence bu cizgi dizde hersey o kadar muhteşem yapılmışki cigi dizide evlerin yapılışı ,karakterlerin giysileri, hava, toprak, su, ateş bükme teknikleri bile o ulusla bir bütün içindedir. örnek verirsem toprak bükücüler. giydikleri kıyaferler genellikle kahve tonları ve yeşil tonlarından oluşmaktadır. toprak bükmeleri hava ve su gibi yumşak,naif hareketler yerine daha serttir. evleri ise topraktan yapılmıştır. ateş ulusunun mesela kıyafetleri kırmızı tonda ve evleri tahtdandır. böyle daha çok örnek verilir..
benim en cok hoşa giden şey her elementin bükme yetnekleri dışında başka seyleride büküyor olmaları. tohp'un metal bükmesi mesala, çok güzel bir sey degilmi. kataranın kan bukmesi gibi gibi.
cizgi dizi de ben her ne kadar iroh amcamız öğütlerini çok anlamasamda güzel öğutler vermektedir. izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum
devamını gör...
hıdırellez
rivayete göre denizlerin ermişi ilyas ile karaların ermişi, darda kalanların yardımcısı hızır’ın buluşacağı gecedir. hızır'ın ölümsüzlük suyu (ab-ı hayat) içerek ölümsüz olduğu ve bu günlerde insanlar arasında olup bolluk ve sağlık dağıtan, yardım eden bir veli veya nebî (peygamber) olduğuna inanılır. özellikle orta asya, anadolu ve balkanlar'da kutlanan mevsimlik bayramdır. unesco, 'insanlığın somut olmayan kültür mirası listesi'ne alınması için çalışmaktadır. ülkemizin genelinde kutlansa da edirne'de kakava şenlikleri adıyla romanların kültürel etkisi ve uluslararası katılımla kutlanmaktadır.

ben küçükken babaannem sürekli "hızır aleyhisselam" diye bahsederdi anlattığı hikayelerde, o yüzden bir peygamber olduğunu düşünürdüm fakat kesin değilmiş bu. kuran'da adı geçmez fakat hz. musa'ya yardım eden ve bu nedenle kendisine ilim verilen bir gençten bahsedilir ve bu genç hadislerde hızır olarak anılırmış.
yaz dileğini bağla gül ağacına;
bu sefer olmazsa bir dahaki bayrama

ben küçükken babaannem sürekli "hızır aleyhisselam" diye bahsederdi anlattığı hikayelerde, o yüzden bir peygamber olduğunu düşünürdüm fakat kesin değilmiş bu. kuran'da adı geçmez fakat hz. musa'ya yardım eden ve bu nedenle kendisine ilim verilen bir gençten bahsedilir ve bu genç hadislerde hızır olarak anılırmış.
yaz dileğini bağla gül ağacına;
bu sefer olmazsa bir dahaki bayrama
devamını gör...
x burcu erkeği ile y burcu kadını ilişkisi
astrolojik ilişki türüdür. milletin fezada koloniler kurmaya hazırlandığı, nanoteknolojinin tavanına vurduğu, akıllı robotlar falan yaptığı şu asırda, bundan 7-8 milenyum evvel zigguratların tepesine çıkıp çıplak gözle gördüğü takımyıldızları tasnif eden insanların ortaya attığı ilkel ve çağdışı bir sistemden bu kadar medet ummanın mantığı nerededir biri anlatsın bana lütfen. saçma salak burç kitaplarını ciddiye alana kadar oturun da burç murç karştırmadan kadın erkek ilişkilerini biimsel metotlarla analiz eden ciddi kitapları, makaleleri okumak bence çok daha mantıklı bir iştir.
devamını gör...
to mousiko kouti
yunan resmi tv kanalı ert'nin pandemi döneminde başlayan şahane ötesi, kaliteli müzik programı. kasım 2020'den bu yana ikişer saatlik toplamda 30 kadar bölümü olan, her bir üyesi son derece maharetli bir orkestra eşliğinde kalender abimiz nikos portokaloglou ve güzeller güzeli rena morfi'nin sunup konuklarla birlikte şarkılar söylediği program. her hafta farklı konuklar oluyor ve hem müziğin tarihine hem de yunan müziğini var edenlerin hayatlarına doğru bir yolculuk sunuyor izleyenlere. iş güç sonrası içeceği alıp bazen sakince bazen eller havaya izlemek çok keyifli oluyor. her seferinde farklı müzik türlerinin birbirini nasıl beslediğini, yeni füzyonların olanaklılığını görmek mümkün, öyle ki eski bir rock'n roll şarkısı ile laiko türünde bir şarkının birlikte var olabileceğini gösterebiliyorlar. ayrıca programın içerisinde sesini duyurmak isteyen, piyasada yeni adımlarını atmakta olan genç sanatçılara da yer veriliyor. yunan müziği hakkında pek fikriniz yoksa ancak nedir ne değildir tanımak istiyorsanız bu programı takip etmek konuya dair iyi bir başlangıç sunacaktır meraklılara.
her çarşamba akşamı saat 22:00'de yayınlanan bu program an itibariyle www.ertflix.gr/ert1-live/ adresinden canlı izlenebilir.
ayrıca büyün bölümlerine de www.ertflix.gr/category/psy... adresinden erişilebilmektedir.
her çarşamba akşamı saat 22:00'de yayınlanan bu program an itibariyle www.ertflix.gr/ert1-live/ adresinden canlı izlenebilir.
ayrıca büyün bölümlerine de www.ertflix.gr/category/psy... adresinden erişilebilmektedir.
devamını gör...
halychtidae
tanım makinesi gibi bir yazar arkadaşımız. takibe aldım kendilerini.
klavyesine zeval gelmesin.
klavyesine zeval gelmesin.
devamını gör...

