geceye bir hayat dersi bırak
nezaketin işe yaramadığı yerde nazik olmak beyhudedir, kabalaşmak da bir tercih olmamalı. sessizce çekilmek en güzeli.
devamını gör...
barış manço


her sanat dalında, o dala büyük katkılarda bulunmuş , ona değişik bir anlayış kazandırmış, farklı güzellikler katmış, kendine özgü bir tarz geliştirmiş, o sanat dalıyla bütünleşmiş, yerleri kolay kolay doldurulamayacak sanatçılar vardır. barış manço’ da onlardan biriydi. o türk hafif müziği’nde bir ekoldü. 60 lı yıllardan gümnüze kadar devam eden kendine özgü bir çizgiyi başarıyla devam ettirmişti, barış manço. kırk yıl süreyle başarısını arttırarak devam ettiren, hiçbir zaman gözden düşmeyen, her yaştan, her sosyal çevreden, her dünya görüşünden insanın gönlünde taht kuran, öldüğünde gözyaşlarının ardından bir sevgi seli olup aktığı kaç sanatçı vardır, türkiye’de.
barış manço ismini ilk defa ilkokul yıllarımda duymuştum. ilkokul öğrenciliğim sırasında radyolardan, teyplerden plakçı dükkanlarından sürekli duyduğum bir şarkının nameleri beni kendine çeker, güzel bir duygu atmosferine götürürdü. o günlerin bu popüler şarkısının adı dağlar dağlar, söyleyen ise barış manço’ydu. uzun saçları, ayağındaki çizmeleri, parmaklarındaki yüzükleri, ilginç kıyafetleri ile sıra dışı, farklı bir görüntüye sahip olan bu genç adamın yaptığı müzik ise bize hiç yabancı değildi.
barış manço’nun ilkokul yıllarımıza damgasını vuran dağlar dağlar, lambaya püf de, işte hendek işte deve, kol düğmeleri gibi şarkılarını defalarca dinlemiştik, radyodan. sonraki yıllarda barış manço’nun halk müziğimize ve sanat müziğimize ait eserleri değişik bir tarzda yorumlamasına şahit olduk. dere boyu kavaklar, gönül dağı, bir bahar akşamı rastladım size gibi türkü ve şarkıları hafif müzik tarzında dinledik, barış manço’dan. 70’li yılların sonları 76-77’lerden itibaren ise barış manço’ nun kendi güfte ve besteleriyle yaptığı o dillerden hiç düşmeyecek olan şarkılarının dönemi başlıyordu. hemen aklıma ben bilirim geliyor. 1977 yılında bir yabancı şarkı da yapmıştı: nick the chopper. sonra , 80’lerde nazan şoray’ın da yorumladığı hal hal ve sonra unutamadım. 85 lerde, ayşegül aldinç’in söylediği kara sevda.
sonra o hoş çocuk şarkıları. aslında çocuk şarkıları demek de biraz yanlış olur. büyükler de ilk çıktıklarından beri severek dinlemişlerdi çünkü bu şarkıları. arkadaşım eşek, ve ayı nın o neşeli ritmik sözlerine tempo tutmuşlardı, biraz olsun çocuklaşmışalardı. az kalsın gülpembe’yi unutuyordum. barış manço’nun hemen akla gelivermeyecek, bir çırpıda sayılamayacak kadar çok şarkısı var ve hepsi ayrı güzellikte. ancak gülpembe’nin ayrı ve özel bir yeri var, barış manço’nun eserleri arasında. barış manço ismiyle bütünleşmiş bir şarkı adeta, gülpembe. gülpembe’nin güz yağmurlarıyla ansızın gidişinden bahseden bu şarkıda kendisinin de bir kış rüzgarıyla aniden aramızdan ayrılacağının mesajını veriyordu sanki, barış manço.
1943 yılında üsküdar’ da dünyaya gelmiş, istanbul’un en lüks semtlerinde yetişmiş, galatasaray lisesi’ni bitirmiş, belçika kraliyet akademisi’nde yüksek öğrenim görmüş, yaklaşık otuz yılını fransızca konuşarak geçirmiş, dünyada gezip görmediği hemen hemen hiçbir ülke kalmamış, hayatının büyük bir kısmı yurt dışında geçmiş bir insandı, barış manço. ancak o böyle bir hayat çizgisine inat türkiye’nin, türklerin ve türkçe’nin güzelliğine inanmıştı. türk milletine özgü değerleri benimsemişti. türk kültüründen aldığı ilhamla müzik yapmıştı. bu yüzden onun şarkıları her yaştan insanı kendine çekiyordu, onun şarkılarında kendimizi buluyor, kendimizi dinliyorduk. barış manço doğu kültürünü de batı kültürünü de iyi tanıyordu. o her iki kültüre ait engin bilgisini ve birikimini ustalıkla bizim gelenek ve göreneklerimize uygun bir kalıba döküyor ve bize aktarıyordu.


sanatçı adı altında ortaya çıkan ancak sanatçılıkla uzaktan yakından bir ilgisi olmayan bir yığın insan arasında az sayıdaki gerçek sanatçılardan biriydi, barış manço. özellikle müzik alanında ne kadar çok isim ortaya çıkıyor, takip etmekte bile zorlanıyoruz. yeni ortaya çıkan isimlerin bir çoğu da kısa sürede unutuluveriyor. onlar gönüllerden çok gözlere hitap ediyorlar, çünkü. göze hitap edenler de çabucak gözden düşüveriyorlar. barış manço ise şarkılarını gönülden söylüyordu ve gönüllere hitap ediyordu. bu yüzdendir ki o otuz yıl önce “dağlar dağlar” ın sihirli namelerinin açtığı kapılardan türk halkının gönlüne girdi ve ölünceye kadar da çıkmadı.
barış manço’nun şarkılarında insan sevgisi, kardeşlik, adalet, yardımlaşma, doğruluk ön plandadır, hep. iyiliklerle, kötülüklerin, doğrularla yanlışların, güzelliklerle çirkinliklerin iç içe olduğu bir dünyada, iyilikleri, doğruları ve güzellikleri anlatmakla görevli bir elçiydi sanki, barış manço. o sanatını, müziğini, ülkemizin dirliği düzeni, insanlarımızın kardeşliği ve günlük hayatımızın güzelliği için kullanan bir müzisyen bilgeydi, adeta. onun şarkılarını dinlerken önce tarihimizi, medeniyetimizi ve kültürümüzü kuşandığımız sonra da modern bir yolda milletçe el ele romantik bir yolculuğa çıktığımız duygusuna kapılmışımdır, hep. o şarklarında bizi bize anlatıyordu; hem de en hoş, en kolay ve en doğru biçimde. sokak satıcılarından yüzlerce kez duymuşuzdur ama “domates, biber, patlıcan “ sözleri barış manço’nun ağzından daha bir hoş, daha bir sevimli gelmiştir, bizlere. çocuklarımızın çoğu “sarı çizmeli mehmet ağa” yı, “halil ibrahim sofrası” nı, hatmi çiçeği” ni onun şarkılarında duymuşlardır belki de ilk kez. barış manço güler yüzü, alçak gönüllülüğü, insan sevgisi, çocuklarla kurduğu iletişimi, düzenli hayatı ile bizden, içimizden biriydi. o öldüğünde yakın bir dostumuzu kaybetmişçesine üzüldük, evimizden bir cenaze çıkmışçasına yasa boğulduk.
evet çocuklarımızın masal dünyasının uzun saçlı, çizmeli, iyi yürekli prensi, sevgi adına en güzel şarkıları söyleyen gençliğin romantik sesi, müziğiyle, sanatıyla insanımıza iyilikleri, doğruları ve güzellikleri anlatan ülkemizin müzisyen bilgesi ve dünyayı bir baştan bir başa dolaşarak insanların dostluğu ve kardeşliği için çabalayan dünyamızın modern evliya çelebi’si hayata gözlerini yumalı tam yirmi üç yıl olmuş. 1 şubat 1999’ ta aramızdan ayrılan barış manço’ yu bir kez daha sevgi, özlem, şükran ve rahmetle anıyoruz.
devamını gör...
yüz vermeyen erkek
her turlu denemeye, kapiyi zorlamaya ragmen burnundan kil aldirmayan erkektir. kendileri bir kadin tarafindan takinti haline gelecektir, bunun farkinda degildir.
yuz vermeyen erkek cekiciligi diye de birsey vardir. bundan oturu bu erkek tehlikededir, kadin kisisi geceleri arayip aglama sesini dinletebilir, 3 fake hesaptan takip edebilir, zorla nude atabilir. bunlari goze almak istemeyen erkekler yuz vermelidir.
yuz vermeyen erkek cekiciligi diye de birsey vardir. bundan oturu bu erkek tehlikededir, kadin kisisi geceleri arayip aglama sesini dinletebilir, 3 fake hesaptan takip edebilir, zorla nude atabilir. bunlari goze almak istemeyen erkekler yuz vermelidir.
devamını gör...
hayatınız bir film olsaydı şarkısı ne olurdu sorunsalı
(bkz: boş ders şarkısı)
devamını gör...
allah'ın vip kulu
bize göre dış görünüşü ve bahtı güzel olan, allah'a göre ise takvada üstün olan kişi.
ölümlü şeylere ne kadar çok önem veriyoruz...
ölümlü şeylere ne kadar çok önem veriyoruz...
devamını gör...
normal sözlük diş hekimleri topluluğu
hangi diş macununu önerdiklerini merak ettiğim topluluk.
devamını gör...
kendini geliştirmek adına okunabilecek kitaplar
kişisel gelişim kitapları bana çok anlamlı gelmiyor. bunlar belki kimi insanlar için yol haritalarını belirlemeleri için belli teknikler veriyor ancak gidilecek yeri çizecek olan sizsiniz ve herkesin kendine özel şartları, durumu ve karakteri var. kişisel gelişim kitapları yerine eğer bir konuda öğrenmem gereken bir teknik ya da bilgi varsa bunu o konuyla ilgili yapılan araştırmalardan ya da o konudaki uzmanların yazdıklarından öğrenmeyi tercih ederim. böylece o tekniğin neden ve nasıl oluşturulduğunu bilir ve kendi şartlarıma uygulayabilirim. yoksa bir başkasının bana her şey çok güzel olacak demesinin soruna neden olan koşullar değiştirilmediği sürece sadece gereksiz safsata olduğuna inanırım.
benim için kendimi geliştirme anlamında okunacaklar kendi alanımla, mesleğimle ya da ilgi duyduğum alanlarla ilgili son araştırmalar, yayınlar, kitaplar, kurslar vb.
benim için kendimi geliştirme anlamında okunacaklar kendi alanımla, mesleğimle ya da ilgi duyduğum alanlarla ilgili son araştırmalar, yayınlar, kitaplar, kurslar vb.
devamını gör...
hangi yazar gözünde nasıl canlanıyor sorusu
devamını gör...
yağmur ve kapalı hava seven insan
güneş gözlüğü kullanmanın gerekmediği havayı seven, çok ışıkla arası hoş olmayan bir karadenizli olabilir.
devamını gör...
kabataş erkek lisesi'nde atatürk resmini parçalayan öğrenci
liseyi bitirmesine gerek olmayan bir veletin yaptığı harekettir. diploması olmadan istediği an akp kontenjanından iş bulabilir.
kaynak
kaynak
devamını gör...
ayşe afet inan
1908-1985 yılları arasında yaşamış olan cumhuriyetin ilk tarih profesörlerinden biridir. mustafa kemal atatürk'ün manevi kızıdır.
atatürk tarafından fransızca öğrenmesi için isviçre’nin lozan şehrine gönderildi.
ankara üniversitesi dil ve tarih, coğrafya fakültesi'nde ilk türk devrim tarihi kürsüsünü kurmuştur. türk tarih tezi'ni ortaya koyan 16 kişilik kurucu üyelerden biridir. türk tarih kurumunda da başkanlık yapmıştır.
atatürk tarafından fransızca öğrenmesi için isviçre’nin lozan şehrine gönderildi.
ankara üniversitesi dil ve tarih, coğrafya fakültesi'nde ilk türk devrim tarihi kürsüsünü kurmuştur. türk tarih tezi'ni ortaya koyan 16 kişilik kurucu üyelerden biridir. türk tarih kurumunda da başkanlık yapmıştır.
devamını gör...
lazca çerkezce hemşince ve pomakça şarkılar
devamını gör...
epsilon (yazar)
cevher çıkarma işine girse paraya para demeyecek, adab-ı muaşeret bilen, hoş sohbet, motive edici , iyi bir espri anlayışına sahip, ekonomi ve siyaset uzmanı erkek yazarımız.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
cümbüş içinde binbir çiçek
bahçende bir tek bana yer yok
kimsesiz bir gece üzerimde
kapkara, adı yok
çiçeğe durmuş elma ağacı
yüreğime bir ilmek daha atmışsın sen
eskimiş dostların, anıların
arda kalan ödenmez bir bedel
beni mürekkeplerle doğur
dudaklarımızdan başlasın başka bir çağ
kördüğüm kalalım, üryan
bu tabanca patlamadan sakla
zira dünya dünya ikimize dar
bahçende bir tek bana yer yok
kimsesiz bir gece üzerimde
kapkara, adı yok
çiçeğe durmuş elma ağacı
yüreğime bir ilmek daha atmışsın sen
eskimiş dostların, anıların
arda kalan ödenmez bir bedel
beni mürekkeplerle doğur
dudaklarımızdan başlasın başka bir çağ
kördüğüm kalalım, üryan
bu tabanca patlamadan sakla
zira dünya dünya ikimize dar
devamını gör...
anosmi
'koku körlüğü' olarak da tanımlanan durum. geçici ya da kalıcı, doğuştan veya sonradan oluşan türleri mevcuttur. covid hastalığının belirtileri arasındadır. covidde görülen koku kaybı ekstra bir durum yoksa geçicidir.
devamını gör...
vatan kurtaran şaban
haldun taner tarafından 1965 yılında yazılan ve ilk olarak 1967'de oynanan kabare tiyatrosunun ülkemizdeki ilk örneğidir.
haldun taner, ''kabare bir dev aynasıdır. biraz büyütür her şeyi, sivilceyi çıban yapar, göze sokar gerçeği'' diyerek tanımlar kabare tiyatrosunu.
oyunun konusu ise, tapu kadastro'da memurken bir anda kendisini kültür müsteşarlığı koltuğunda bulan şaban'ın memleketin kültürüne kendince yön vermeye çalışmasıdır.
haldun taner bu konuyu işlerken sistemi eleştirmeyi, hem eleştirirken hem de güldürmeyi ihmal etmez. karşı olmak için karşı olmaz haldun taner, yüreklidir ve neyi eleştireceğini, neyin yanlış işlediğini iyi bilir. zaten bu yüzden çok önemli bir yere sahiptir.
oyun, günümüzle ne yazık ki birçok benzerlik taşıyor. bir şeylerin değişmiş olmasını o kadar çok isterdim ki. eleştirilerin eleştiri olarak kalmasını ve sadece gülüp geçmeyi çok isterdim. lakin şu durumda güldürmüyor, hüzünlendiriyor. yıllar öncesinden nasıl bir adım dahi ileride olamayız, hatta nasıl olur da geriye gitmeyi başarırız diye düşündürdüğünden hüzünlendiriyor. eh ne de olsa çürümüş bir şey var, neye baksan etrafta.
--- alıntı ---
bizim sanata ihtiyacımız yok ki, biz kendimiz sanatız. bizim müzeye de ihtiyacımız yok ki, biz kendimiz müzeyiz. bizim hayvanat bahçesine ihtiyacımız yok. biz...
--- alıntı ---
haldun taner, ''kabare bir dev aynasıdır. biraz büyütür her şeyi, sivilceyi çıban yapar, göze sokar gerçeği'' diyerek tanımlar kabare tiyatrosunu.
oyunun konusu ise, tapu kadastro'da memurken bir anda kendisini kültür müsteşarlığı koltuğunda bulan şaban'ın memleketin kültürüne kendince yön vermeye çalışmasıdır.
haldun taner bu konuyu işlerken sistemi eleştirmeyi, hem eleştirirken hem de güldürmeyi ihmal etmez. karşı olmak için karşı olmaz haldun taner, yüreklidir ve neyi eleştireceğini, neyin yanlış işlediğini iyi bilir. zaten bu yüzden çok önemli bir yere sahiptir.
oyun, günümüzle ne yazık ki birçok benzerlik taşıyor. bir şeylerin değişmiş olmasını o kadar çok isterdim ki. eleştirilerin eleştiri olarak kalmasını ve sadece gülüp geçmeyi çok isterdim. lakin şu durumda güldürmüyor, hüzünlendiriyor. yıllar öncesinden nasıl bir adım dahi ileride olamayız, hatta nasıl olur da geriye gitmeyi başarırız diye düşündürdüğünden hüzünlendiriyor. eh ne de olsa çürümüş bir şey var, neye baksan etrafta.
--- alıntı ---
bizim sanata ihtiyacımız yok ki, biz kendimiz sanatız. bizim müzeye de ihtiyacımız yok ki, biz kendimiz müzeyiz. bizim hayvanat bahçesine ihtiyacımız yok. biz...
--- alıntı ---
devamını gör...
reklamsız sözlük kullanım süreniz dolmuştur
mesajı gördükten beş saniye sonra akışa geçiyorsun veee aman yarabbi! gözlerim şaşı oldu,reklam ışıltısından far görmüş tavşan gibi oldum.
zalım dünya.
d: 1848 o tam olarak ney oluyor? doktor var mı?*
zalım dünya.
d: 1848 o tam olarak ney oluyor? doktor var mı?*
devamını gör...


