yağmur altında yürümek... kulaklığınızı takıp sevdiğiniz şarkıları dinlerken, kendinizce klipler çekersiniz her adımınızda, her geride bıraktığınız sokakta...
devamını gör...

mutlaka ruhen ya da bedenen hazır hissedilmelidir. o gücü bulup başlandığında içinde küçük bir yusufçuk ayaklanır. yara izi kalsa da artık o bir deneyimdir. dizlerimiz kanamadan hayatı öğrenemeyiz. hiç yara almadan, düşmeden, kalkmadan, üstümüz başımız toz olmadan...
devamını gör...

daphne yani defne, nehir tanrısı peneus’un kızıdır ve güzelliğiyle ünlü bir su perisidir. apollon ise zeus’un oğludur ve çok da iyi bir okçudur. zamanın birinde apollon, aşk tanrısı eros ile tartışır. eros’u bilirsiniz attığı oklarla insanları birbirine aşık eden bir tanrıdır. apollon eros’un okçuluğunu küçümser. buna çok içerlenen eros, apollon’dan intikam almaya karar verir.


günlerden bir gün apollon ormanda dolaşırken daphne’yi görür. daphne öylesine güzeldir ki apollon bu güzelliğe karşı koyamaz; çok etkilenir. bunu gören eros intikamını alma zamanının geldiğini düşünür. biri altın, biri de kurşun olan iki ok hazırlar. altın oku apollan’a atıp daphne’ye aşık olmasını sağlar. kurşun oku ise daphne’ye atıp apollan’dan nefret etmesini sağlar. apollon daphne’ye öyle bir aşık olur ki artık onu görmeden yaşayamaz hale gelir. ancak o daphne’yi ne kadar seviyorsa daphne’de ondan bir o kadar nefret ediyordur. o günden sonra apollon kovalar, daphne kaçar. apollon ne yaparsa yapsın, ne ederse etsin daphne’yi ikna edemez. daphne kaçmaya devam eder. ancak yorgun düştüğünde artık durmak zorunda kalır. durduğunda ise apollon’dan kurtulmak için babasından onu apollon’dan kurtarması için yardım ister. babası dönüşüm yeteneğini kullanır ve daphne’yi bir ağaca dönüştürür. bunu gören apollon hem çok şaşırır hem de üzüntüden ağlar durur. o günden sonra apollon defne ağacını kutsal kabul eder. yapraklarını saçlarının arasında tac olarak takar. defne ağacının yaprakları bir zaferi onurlandırmak için de kullanılır.

aynı zamanda her mevsim yeşil kalabilen bir bitkidir.
devamını gör...

hepsinde farklı şifre kullanıp birbirine karıştırmak var bir de.
devamını gör...

bir arkadaşımdan geldi.
"kanka beni bir adam sürekli arayıp duruyor senin telefonundan arayıp onu tehdit edelim mi?"


lan ben mafyamıyım neden adam tehdit edeyim?
devamını gör...

mal veya hizmet satışından doğmuş veya doğacak alacakları temlik yolu ile faktoring firmalarının, satıcı firmaya garanti,tahsilat/alacak yönetimi ve finansman (ön ödeme) hizmetlerinin sunduğu finansal bir üründür.

ingiltere'de 1823 de kullanılmaya başlanılan bu finansal enstrüman bizim ülkemize gelmesi uzun yıllar almıştır.

halk arasında çek kırma (tefeci) olarak bilinen bu finansman şekli türkiye'de ilk olarak 1988 tarihinde uygulanmıştır. yurt içi ve yurt dışı faktoring şeklinde ayrılır.

faktoringler ağırlıklı olarak şuan bankalarında kullandırdigi iskonto kredisi kullandirirken, fatura temligide yapmaktadır. aynı bankalar gibi bddk (bankacılık düzenleme ve denetleme kurulu ) tarafından denetlenmektedir.
devamını gör...

bugün kafa sözlük’te yangınlar olurken bazı yazarlar cool biçimde çekirdeğini kolasını almış sinema izler gibi izliyorlar.
devamını gör...

gayet normal bir durum..zaten birkaç senedir bunun belirtileri geliyordu.iç anadoluda özellikle mısır ve şeker pancarı gibi aşırı sulanan mahsullerin ekildiği tarlalarda obruklar oluşmaya başlamıştı hemde dev obruklar..yanlış olan tarım politikasında değişikliğe gidilmemesi daha büyük felaketlere ne yazık ki yol açacak gibi duruyor...
devamını gör...

gördüğüm kadarıyla yazarlar özene bezene, kırmadan dökmeden katkı sağlamaya çalışıyorlar. bizler tuğlaları güzel yerleştirelim ki; düzgün, kaliteli bir yapı ortaya çıksın, ilerleyen zamanlarda geriye bakıp gurur duyacağımız bir platform olarak anılsın. *
bu arada unutmadan; moderasyona da kalite amacı gütmelerinden dolayı kendi adıma teşekkür ediyorum.
devamını gör...

nefsine yenik düşen bir varlık olması. nefsine yenik düşmesinin sonucunda ise kapitalizme hizmet eden bir birey haline gelmesi. kapitalizme hizmet eden bir birey haline gelmesinden sonra ise materyalistleşmeye başlaması. materyalistleşmeye başladıktan sonra ise duygusallık anlayışının saçma sapan bir hale gelmesi. duygusal olması gerektiği zaman duygusal olamaması, duygusal olmaması gerektiği zaman duygusallaşması. modern insanın problemi budur.
devamını gör...

bir köy kadınının eşi ve oğullarının savaş zamanı cepheye gitmesinden sonra gelinleriyle verdiği yaşam mücadelesini anlatıyor. köydeki zorlu yaşam, sefalet ve açlık da köy kadınlarının zorlu mücadelesi olarak ifade ediliyor.
devamını gör...

kullanışlı bir bkz cümlesidir.
devamını gör...

toplama yapmaya üşendiğimden es geçtiğim testtir.
devamını gör...

ama nasıl içmişiz. kafamız bir güzel.
devamını gör...

sonucu, uykunun ta-ma-men açılıp, cin gibi gözlerle, sabaha kadar yatakta dönüp durmaktır.
devamını gör...

sürekli "ben demiştim" diyenlerden hiç haz etmiyorum. dedin de erdin mi?
devamını gör...

öncelikle şunu belirteyim, akademi ödülleri denen şeyin tarihte gelmiş geçmiş en büyük mıçmasıdır. sadece üç dalda oscara aday gösterilmiş, hiçbirini alamamış, kıymeti o zamanlar bilinmemiş ama seneler geçtikçe güzel yaşlanan bir film olmuştur. tıpkı yıllandıkça tadı ve değeri artan bir şarap gibidir. bu nedenle ilk kez seyreden yeni nesillerin bile gönlünde taht kurmuştur. reginald rose' un aynı isimli oyunundan gene kendisi tarafından senaryolaştırılmış 1957 yapımı film olup yönetmeni sinemanın ustalarından sidney lumet tir. (bkz: kült film)

film çok düşük bir bütçe ve bunun getirdiği zorluklarla çekilmiş olmasına rağmen güzel değil çok güzel bir film nasıl yapılırın en güzel örneklerinden biridir belki en iyi örneğidir. bu konuda to kill a mockingbird ile yarışır ama bariz biçimde 12 engri men daha üstündür.*

filmin herşeyini geçin şu sübliminal mesajlar bile nasıl bir şey olduğunu anlamanıza yarar:
- herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi ( ki bu jüri no 8 i oynayan henry fonda, yani en başta ayak direyen tek kişi),
- jüri odasındayken baştan beri vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre boyunca sıcakta bunalmaları,
- jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, bu ve bunun gibi hatırlayamadığım bir sürü konu.

film üç dalda 1957 akademi ödüllerine aday olmuş ve üçünde de o sene en iyi film akademi ödülünü alacak olan the bridge on the river kwai filmine kaybetmiş. bu üç adaylık en iyi film akademi ödülü, en iyi yönetmen akademi ödülü ve en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü. tamam kwai köprüsü iyi filmdir ama bununla kıyaslanacak bir film değildir.

filmde en başta hayır oyu veren tek kişi olan jüri no 8 i oynayan henry fonda' nın en son ikna ettiği adam olan jüri no 3 ü oynayan lee j. cobb da müthiş bir oyunculuk çıkartıyor.

filmin siyah beyaz olan görüntüleri ve çekim teknikleri de anlatılasıdır:
- filmin başlangıcında, kameraların tümü göz seviyesinin üzerine yerleştirilmiş ve nesneler arasında daha büyük bir mesafe görünümü vermek için kamera geniş açılı lenslerle çekim yapmaktadır.

- film ilerledikçe kameralar göz hizasından çekim yapar.

- filmin sonuna doğru neredeyse tamamı göz seviyesinin altında, yakın çekimde ve klostrofobi hissini artırmak için telefoto lenslerle çekim yapılmıştır.

- filmin sonunda mahkeme binasından çıkarken gene tepeden geniş açı ile çekim yapılarak özgürlük hissi vurgulanmıştır.

yönetmen sidney lumet, oyuncuların hepsini aynı odaya birkaç saatliğine kapatmış ve burada prova yapmalarını sağlayarak bir odaya kapatılmanın nasıl bir şey olacağını anlamalarını istemiş, bu da doğal olarak filmdeki performanslarının doğal gözükmesini sağlamış.

film gişede beklenen ilgiyi görememiş (yuh ki yuh). bu yüzden henry fonda filmin karından alacağı parayı alamamıştır. buna rağmen fonda kariyerinde bu filmi en iyi üç filmi arasına koyar. diğer ikisi the grapes of wrath (1940) ve the ox-bow incident (1942).

bu film genellikle işletme okullarında ve atölyelerinde (workshop) ve hukuk fakültelerinde ; ekip dinamiklerini ve fikir ayrılıklarını çözme tekniklerini göstermek için kullanılır.

henry fonda kendisini filmlerinde izlemekten hoşlanmadığı için film yayınlanmadan önce tamamını izlememiş. ancak, izlediği kadar olanı için gitmeden önce yönetmen sidney lumet'e "sidney, bu muhteşem" demiştir.

filmde zanlı olan gencin etnik kökeni belirtilmemektedir. tek gerçek olan kuzey amerika kökenli olmadığıdır. filmde bu şekilde ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi sağlanılmış. (bana italyan asıllı veya hispanik gibi gelir her seferinde). gerçek adı john savoca dır ve filmde çok az gözükür. gerçek hayattada kim olduğu hakkında internette pek bir bilgi yok. zaten tek filmde oynamış, sonra medyanın önüne hiç çıkmamıştır.

filmde oynayan 12 jüriden en son hayatta kalanı olan jüri no 5 jack klugman 24.12.2012 de ölmüş. hepsi öbür dünyada jürinin karşısına çıkacak duruma gelmiş anlayacağınız.

filmin üç dakikası dışında tamamı yaklaşık 5 metreye 7 metre gibi olan jüri odası içinde çekilmiştir. tek mekanda geçen filmler arasında müstesna bir yerdedir.

dağıtıcı firma united artists henry fonda'dan bu filme yapımcı olmasını istemiş, böylece fonda filmin hem oyuncusu hem de yapımcısı olmuştur. ancak bir daha asla bir filme yapımcılık yapmamaya karar vermiş.

film boyunca oniki jüri üyesinden sadece ikisinin adı bellidir. jüri no 8 mr. davis, jüri no 9 mr. mccardle. bunun dışındakilerin isimleri bilinmez.

filmin sosyal psikolojik incelemesini ise buradan okuyabilirsiniz.
devamını gör...

ben yolda midemi bozmuşum sen bana sadece yoğurtla çorba getir.
mercedes'in benim olduğunu bilse hemen altıma yatar.
benzin de bitti burada da avrupası pek bulunmaz.
yıldız gitti, olağan şeymiş.içine ederim böyle olağan şeyin.
bayram'ın karaktersizliği ve iki yüzlülüğünü özetler bu cümleler.
devamını gör...

(bkz: the machinist) siz portakalda vitaminken christian bale oyunculugun kitabini bu filmde yazmistir bence
(bkz: the psycho) efsane unutulmaz
(bkz: silence of the lambs)yazmazsak olmaz
(bkz: hannibal) karnim acikti
(bkz: memento) vcd oynaticimin gordugu en iyi filmlerden
(bkz: gothica) halle ablamiz
(bkz: das experiment) scheize yani
(bkz: coherence) bak bu cok acayip
(bkz: cube)serisi, ilk goz agrim
(bkz: 1408) otel odasi korkum
(bkz: buried)bence yapilmis en saglam filmlerden, ryan reynold bundan sonra aldi yurudu zaten
(bkz: the butterfly effect)cok saglam cok
(bkz: donnie darko)depresyon sebebi
devamını gör...

"bahçe düzenlemesi ve bakım işlerini yapan kişi" anlamına gelen bahçıvan farsça’dan dilimize önce bağçeban olarak girmiş, sonra bağçevan olarak çeşitli eserlerde yer almıştır.
anadolu halkı bahçevan olarak söylemeyi doğru bulurken; tdk “bahçıvan” olarak kullanımının doğru olduğunu açıklamıştır.
alttaki videoda 1963 yılında zeki müren’in oynadığı bahçevan filminde
sanat güneşimize "kızı öpüş tarzından görüleceği gibi" biraz zampara rolü vermişler.



bahçevan şarkısı...
elmayı alan bilir
şeftaliyi satan bilir
güzel kızın kıymetini
kimsesiz yatan bilir

deh deh düldül
deh deh düldül
sen düldülsün ben bülbül
ayvalarım sarardı oyy oyy
deli gönlüm karardı oyy oyy
yarime nar yolladım oyy oyy
içinde kalbim vardı oyy oyy
bahçevan geldi
bahçevan geldi
deh deh düldül
deh deh düldül
sen düldülsün ben bülbül
şu dağlar bizim olsa oyy oyy
yaprağı üzüm olsa oyy oyy
yarim uykusu gelmiş oyy oyy
yastığı dizim olsa oyy oyy
bahçevan geldi
bahçevan geldi
deh deh düldül
deh deh düldül
sen düldülsün ben bülbül
şu dağlar olmasaydı oyy oyy
çiçeği solmasaydı oyy oyy
ölüm allahın emri oyy oyy
ayrılık olmasaydı oyy oyy
bahçevan geldi
bahçevan geldi
deh deh düldül
deh deh düldül
sen düldülsün ben bülbül.

insanları sevmek çok güzel. ama riyasız sevmek... yalandan dolandan uzak, şımarmadan sevmek... şımarmadan yaşamak... kundakla doğduk kefenle öleceğiz noktasından yürüyüp din, ırk ve renk ayrımı yapmadan tüm insanları sevmek... böylesi güzel bence” - zeki müren.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim