normal sözlük’te açılan fantezi başlıkları
sözlük ne zamandan beri böyle başlıkların açıldığı bir yere dönmeye başladı diye merak ettiğim durumdur. hayırdır,yanlış bir yere falan geldik herhalde.
devamını gör...
keşke konserine gidebilseydim denilen sanatçılar
amy winehouse
devamını gör...
normal sözlük’te pozitif yazar azlığı
henüz keşfedilmemiş kendi halinde yazan pek çok pozitif yazar olduğuna eminim. kaos içinde olmadıklarından geri planda kalıyorlar.
devamını gör...
misafir çocuğunun sürekli su istemesi
amerikan emperyalizmine hizmet eden bir davranış daha. nerede görsem tanırım. maksat su kıtlığı çıkartıp orta doğuda savaş çıkartmak ve kartların yeniden dağıtılmasını sağlamaktır. oyun kağıdı baronları ellerini ovuşturdu yine. hissediyorum.
bir diğer ihtimal çocuğun bir şey isteyince onun gerçekleştiğini görmesi hoşuna gitmiş olabilir. su istemeyi yeni öğrenmiş çocuğun mutluluğuna mani olmayın arkadaşlar, orta doğuda savaş çıkmasına sebep olsa bile.
bir diğer ihtimal çocuğun bir şey isteyince onun gerçekleştiğini görmesi hoşuna gitmiş olabilir. su istemeyi yeni öğrenmiş çocuğun mutluluğuna mani olmayın arkadaşlar, orta doğuda savaş çıkmasına sebep olsa bile.
devamını gör...
girift radyo yayını
1 ocakta değil de 6 aralıkta başlamasına anlam veremediğim yeni yayın dönemimizde bu akşam ve mümkün olan her salı 21.00 da aykut ile birlikte sizlerleyiz.
bu akşam ne kadar sadık kalabiliriz bilmiyorum ama
konumuz; insan ilişkilerimizde anlaşma sağlayamadığımız konular ve bunlara nasıl çözümler ürettiğimiz falan.
bi noktadan sonra anlaşmadan saygılı saygılı yaşayıp gidiyor insan (fikrimi söyledim yayına gelmesem de olur artık) **
aykut'un playlisti de bizlerle tabii ki.
görüşürüz anacığım.

- sözlük radyosu: blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk
bu akşam ne kadar sadık kalabiliriz bilmiyorum ama
konumuz; insan ilişkilerimizde anlaşma sağlayamadığımız konular ve bunlara nasıl çözümler ürettiğimiz falan.
bi noktadan sonra anlaşmadan saygılı saygılı yaşayıp gidiyor insan (fikrimi söyledim yayına gelmesem de olur artık) **
aykut'un playlisti de bizlerle tabii ki.
görüşürüz anacığım.

- sözlük radyosu: blog.normalsozluk.com/
- instagram : www.instagram.com/sozlukrad...
- twitter : twitter.com/RadyoSozluk
devamını gör...
yoldaş franklin'in instagram postunda kendi entrysini paylaşması
büyük skandaldır. mahlasından utansın, böyle yoldaşlık olmaz olsun. utanmaz, arlanmaz narsist hareketidir.
devamını gör...
genelleme yapan insanların zeka zeviyesi
genelleme yapan başka bir insana dert olmuş zeka seviyesi.
(bkz: genelleme yapan insanların zeka seviyelerini genellemek)
(bkz: genelleme yapan insanların zeka seviyelerini genellemek)
devamını gör...
rms titanik
daha ilk sefferinde buz dağına çarpan ve atlantik sularına gömülen, dünyanın en büyük yolcu gemisiydi. 1514 kişinin ölümü ile sonuçlanmıştır. 1985 yılında geminin enkazını robert ballard bulmuştur.
devamını gör...
ergenliğe adım atan kız çocuğuna tokat atmak
gereksiz ve boş adetlerden biridir. çocuk zaten bana neler oluyor deyip telaşa kapılıyor. sesi, vücudu fizyolojik değişime uğruyor ve çoğu ailenin yanlış davranışı yüzünden kendinden utanıyor. bir de bu saçmalık...
devamını gör...
portakal hamamı radyo yayını
güzel yayın oluyor bence dinleyin, keyif alırsınız.
devamını gör...
sözlüğe hiçbir katkısı olmayan adamların trollere laf etmesi
(bkz: don't feed the troll) *
şaka bir yana akıllıca yapılan troll'e lafım yok. bu konuda ermolettin başı çekiyor.*
şaka bir yana akıllıca yapılan troll'e lafım yok. bu konuda ermolettin başı çekiyor.*
devamını gör...
whatsapp gizlilik sözleşmesinin türkiye'de uygulanmayacak olması
biri bunu meb'e de söylese.
okul gruplarını bipe geçmek zorunda bıraktılar. ben, meb tırsıyor diye bipe geçmek zorunda mıyım? gizli neleri varmış çok merak ediyorum. ödevler mi gizli müfredat mı gizli? ülkede ne çok sırrı olan varmış. vay arkadaş, tek şeffaf olan benim sanırsam. *
okul gruplarını bipe geçmek zorunda bıraktılar. ben, meb tırsıyor diye bipe geçmek zorunda mıyım? gizli neleri varmış çok merak ediyorum. ödevler mi gizli müfredat mı gizli? ülkede ne çok sırrı olan varmış. vay arkadaş, tek şeffaf olan benim sanırsam. *
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
sevgili cenk'in arka bahçesi’ne hollanda’ya gitme teklifinde bulunduğum ysyın.
ama maalesef evlenmeyecekmiş sözlük, kalbim anlık:
ama maalesef evlenmeyecekmiş sözlük, kalbim anlık:
devamını gör...
sevgilim var benim
ilginç diyaloglara sebep olabilir.
+ merhaba nasılsın?
- sevgilim var benim.
+ aaa ne güzel allah sahibine bağışlasın.
- amin teşekkür ederim.
+ ama bağışlamazsa yaz.
- höö !?!1bir.
+ merhaba nasılsın?
- sevgilim var benim.
+ aaa ne güzel allah sahibine bağışlasın.
- amin teşekkür ederim.
+ ama bağışlamazsa yaz.
- höö !?!1bir.
devamını gör...
yaşanılan şehirden nefret etmek ama ayrılamamak
balıkesir’de yaşarken başıma gelendir.
nefret ediyordum, defalarca ayrılma kararı aldım ama sonunda, o, bulunmam gereken süreyi tamamlamak zorunda kaldım.
öylesine sevmiyordum ki şehri, öğrenmemek için epey gayret sarfetmiş, sadece işimin düşeceği kadar yeri mecburiyetten öğrenmek zorunda kalmıştım. oralara giderken de “takıntılı gibi” hep aynı yolu kullanıyordum.
hele biriyle çıkmışsam dışarı, mümkün mertebe araba kullanmıyor, o kişinin peşinde sürükleniyordum. etrafa bile bakmıyordum eskaza öğrenmeyeyim diye. takıntılı değildim ama sevmiyordum işte.
sonra ne mi oldu? geçen 5 senenin ardından -ki bu bence 50 seneye tekabül ediyordu- balıkesir’den ayrıldım. ama tümüyle bi’ ayrılış mümkün değildi artık çünkü tüm bunlara rağmen ev almış, bir şekilde kök salmıştım.
şimdi ise nedensizce özlüyorum. gitmek için hiç bahane bulamazsam, evi öne sürüyorum. “şöyle bi’ dolaşıp geleyim ben” deyip alıyorum soluğu balıkesir’de.
neyse, uzatmayayım daha fazla. bir yere ya da kimseye* asla nefret kadar güçlü bi’ duygu beslemeyin, hatta sevmiyorum bile demeyin, burnunuz dibinde bitiyor sonra.
nefret ediyordum, defalarca ayrılma kararı aldım ama sonunda, o, bulunmam gereken süreyi tamamlamak zorunda kaldım.
öylesine sevmiyordum ki şehri, öğrenmemek için epey gayret sarfetmiş, sadece işimin düşeceği kadar yeri mecburiyetten öğrenmek zorunda kalmıştım. oralara giderken de “takıntılı gibi” hep aynı yolu kullanıyordum.
hele biriyle çıkmışsam dışarı, mümkün mertebe araba kullanmıyor, o kişinin peşinde sürükleniyordum. etrafa bile bakmıyordum eskaza öğrenmeyeyim diye. takıntılı değildim ama sevmiyordum işte.
sonra ne mi oldu? geçen 5 senenin ardından -ki bu bence 50 seneye tekabül ediyordu- balıkesir’den ayrıldım. ama tümüyle bi’ ayrılış mümkün değildi artık çünkü tüm bunlara rağmen ev almış, bir şekilde kök salmıştım.
şimdi ise nedensizce özlüyorum. gitmek için hiç bahane bulamazsam, evi öne sürüyorum. “şöyle bi’ dolaşıp geleyim ben” deyip alıyorum soluğu balıkesir’de.
neyse, uzatmayayım daha fazla. bir yere ya da kimseye* asla nefret kadar güçlü bi’ duygu beslemeyin, hatta sevmiyorum bile demeyin, burnunuz dibinde bitiyor sonra.
devamını gör...
bahara kadar bekle bandini
bir john fante romanıdır. (bkz: arturo bandini) karakerinin çocukluğunu, ailesini anlatır. favori kitaplarımdan biridir.
tam olarak nereden başlayacağımı bilmiyorum; muhteşem bir adam doğrusu, arturo bandini. arturo, küçük bir çocuktur. kardeşleri; altına ıslatan federico, sinsi sarışın august, duvar ustası, reislerin reisi babası svevo bandini ve adeta bir rahibe olan annesi marie ile aynı evde yaşarlar. küçük bir evdir, çok yoksuldurlar. soğuk havalar, kar kış kıyamet nedeniyle babasının işleri durgundur. svevo bandini gururlu, heybetli bir adamdır. her sabah erkenden uyanıp kar kürer, svevo bandini; arturo'nun hayatında önemli izleri olan bir adamdır.
fante, arturo bandini'nin çocukluğunu, ailevi sorunlarını, sefaleti anlatır. arturo, rosa pinelli adında bir kıza aşık olur. sefaletin içinde bir adam oluşu, adam olurken aşık oluşu, kaybetmeyi, dişlerini sıkmayı, yoksulluğu, masumiyeti kaybedişi, kısacası sağlam bir insanın tüm pişme sürecini anlatır fante. öyle bir yaşamdır ki bu, arturo bandini çıkar ortaya. öyle, şu veya bu diyerek önemsizleştirebileceğiniz, kıyaslayabileceğiniz bir adam değildir arturo dominic bandini. hayat ocağında pişmiştir, yoksulluğun, yoksuzluğun içinde pişmiştir.
arturo, sağlam olan, güçlü olan şeyleri hayatına model alır. o yüzden kitabı okurken duygulardan arınmışlığı hissedersiniz. kuru romantizm, laf kalabalığı yoktur. but, buttur anlayacağınız. ağlamak, sızlanmak yoktur; sefaletimizi okuyan, sefaletimizi seyredenin yürekleri sızlayabilir ancak; bizim buna harcayacak enerjimiz yoktur. sızlanmayız, sızlananın da ağzına bir tane tokat atıp kendine getirmemiz gerekir.
arturo bandini için, birilerinin kurula kurula uydurduğu şımarık normlar, ahlaki kurallar yoktur. kendi sınıfını kabul etmiştir; kendi heveslerini, güdülerini, arzularını rahat bırakmıştır ve onlarla barıştığı için de onlar tarafından zehirlenmemiştir. güzel bir kadın bacağı gördüğünde ona hasta olur. bu pişmeyi de diğer kitaplarında, (bkz: toza sor) ve (bkz: los angeles yolu) gibi romanlanlarında anlatır.
bu kitapları analiz ederken kısa kesmek zorunda kalmak o kadar üzüyor ki beni anlatamam. ancak bunu da burada kesmemiz lazım. iyi okumalar dilerim.
tam olarak nereden başlayacağımı bilmiyorum; muhteşem bir adam doğrusu, arturo bandini. arturo, küçük bir çocuktur. kardeşleri; altına ıslatan federico, sinsi sarışın august, duvar ustası, reislerin reisi babası svevo bandini ve adeta bir rahibe olan annesi marie ile aynı evde yaşarlar. küçük bir evdir, çok yoksuldurlar. soğuk havalar, kar kış kıyamet nedeniyle babasının işleri durgundur. svevo bandini gururlu, heybetli bir adamdır. her sabah erkenden uyanıp kar kürer, svevo bandini; arturo'nun hayatında önemli izleri olan bir adamdır.
fante, arturo bandini'nin çocukluğunu, ailevi sorunlarını, sefaleti anlatır. arturo, rosa pinelli adında bir kıza aşık olur. sefaletin içinde bir adam oluşu, adam olurken aşık oluşu, kaybetmeyi, dişlerini sıkmayı, yoksulluğu, masumiyeti kaybedişi, kısacası sağlam bir insanın tüm pişme sürecini anlatır fante. öyle bir yaşamdır ki bu, arturo bandini çıkar ortaya. öyle, şu veya bu diyerek önemsizleştirebileceğiniz, kıyaslayabileceğiniz bir adam değildir arturo dominic bandini. hayat ocağında pişmiştir, yoksulluğun, yoksuzluğun içinde pişmiştir.
arturo, sağlam olan, güçlü olan şeyleri hayatına model alır. o yüzden kitabı okurken duygulardan arınmışlığı hissedersiniz. kuru romantizm, laf kalabalığı yoktur. but, buttur anlayacağınız. ağlamak, sızlanmak yoktur; sefaletimizi okuyan, sefaletimizi seyredenin yürekleri sızlayabilir ancak; bizim buna harcayacak enerjimiz yoktur. sızlanmayız, sızlananın da ağzına bir tane tokat atıp kendine getirmemiz gerekir.
arturo bandini için, birilerinin kurula kurula uydurduğu şımarık normlar, ahlaki kurallar yoktur. kendi sınıfını kabul etmiştir; kendi heveslerini, güdülerini, arzularını rahat bırakmıştır ve onlarla barıştığı için de onlar tarafından zehirlenmemiştir. güzel bir kadın bacağı gördüğünde ona hasta olur. bu pişmeyi de diğer kitaplarında, (bkz: toza sor) ve (bkz: los angeles yolu) gibi romanlanlarında anlatır.
bu kitapları analiz ederken kısa kesmek zorunda kalmak o kadar üzüyor ki beni anlatamam. ancak bunu da burada kesmemiz lazım. iyi okumalar dilerim.
devamını gör...
sevilen şiirin en vurucu dizeleri
sen geceyi tutuyorsun, ben nöbetini
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuş yollara
ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim..
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.
(bkz: murathan mungan) (bkz: gece nöbeti)
uzak dağ kışlalarında
görmüyoruz birbirimizi
usul usul sis iniyor
kopmuş yollara
ışığı hafif, uykusu ağır koğuşlarda üzerini örtüyorum senin
bir çığ gibi büyüyorsun rüyalarımda
sevgilim sevgilim..
yıldızları daha büyüktür bazı gecelerin
nöbet kadar yalnızken öğreneceksin bunu da.
(bkz: murathan mungan) (bkz: gece nöbeti)
devamını gör...
geceye tek bir başyapıt film bırak
devamını gör...
cep telefonunda normal sözlük okurken birisine yakalanmak
-sen kiminle mesajlaşıyorsun denildi.
-kuzguncuktaki vişne yazısını gören kuzenim ya bir gün gidelim mi kuzguncuğa diye ısrar etti. kimse sözlük olduğunu anlamadı.
-kuzguncuktaki vişne yazısını gören kuzenim ya bir gün gidelim mi kuzguncuğa diye ısrar etti. kimse sözlük olduğunu anlamadı.
devamını gör...
