desert rose
sting - desert rose (official music video)
şarkı sözleri ve çevirisi
ı dream of rain
yağmuru hayal ediyorum
ı dream of gardens in the desert sand
çöl kumlarında bahçeleri hayal ediyorum.
ı wake in pain
acıların içinde uyanıyorum
ı dream of love as time runs through my hand
zaman ellerimden akıp giderken aşkı hayal ediyorum.
ı dream of fire
ateşi hayal ediyorum.
those dreams are tied to a horse that will never tire
bu hayaller asla yorulmayan bir atın boynuna asılı
and in the flames
ve alevler içinde.
her shadows play in the shape of a man's desire
onun gölgeleri bir erkeğin arzuladığı şekilde oynuyor.
this desert rose
bu çöl gülü.
each of her veils, a secret promise,
onun her bir maskesi, gizli bir sözdür.
this desert flower
bu çöl çiçeği.
no sweet perfume ever tortured me more than this
hiçbir hoş koku bana bundan daha fazla işkence etmemişti.
and as she turns this way
ve o bu yöne dönüyor
she moves in the logic of all my dreams
o benim bütün hayallerimin mantığı içinde hareket ediyor
this fire burns
bu ateş yanıyor
ı realize that nothing's as it seems
hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark ediyorum
ı dream of rain
yağmuru hayal ediyorum
ı lift my gaze to empty skies above
yukarıdaki boş gökyüzüne bakışlarımı dikiyorum
ı close my eyes, this rare perfume
gözlerimi kapatırım, bu müthis koku
ıs the sweet intoxication of her love
aşkının tatlı sarhoşluğudur.
sweet desert rose
tatlı çöl gülü
each of her veils, a secret promise
onun her bir maskesi, gizli bir sözdür.
this desert flower
bu çöl çiçeği
no sweet perfume ever tortured me more than this
hiçbir hoş koku bana bundan daha fazla işkence etmemişti.
sweet desert rose
tatlı çöl gülü
this memory of eden haunts us all
cennet'in hatıraları hepimizi ziyaret eder.
this desert flower, this rare perfume
bu çöl çiçeği, bu müthis koku
ıs the sweet intoxication of the fall
düşüşün tatlı sarhoşluğudur.
şarkı sözleri ve çevirisi
ı dream of rain
yağmuru hayal ediyorum
ı dream of gardens in the desert sand
çöl kumlarında bahçeleri hayal ediyorum.
ı wake in pain
acıların içinde uyanıyorum
ı dream of love as time runs through my hand
zaman ellerimden akıp giderken aşkı hayal ediyorum.
ı dream of fire
ateşi hayal ediyorum.
those dreams are tied to a horse that will never tire
bu hayaller asla yorulmayan bir atın boynuna asılı
and in the flames
ve alevler içinde.
her shadows play in the shape of a man's desire
onun gölgeleri bir erkeğin arzuladığı şekilde oynuyor.
this desert rose
bu çöl gülü.
each of her veils, a secret promise,
onun her bir maskesi, gizli bir sözdür.
this desert flower
bu çöl çiçeği.
no sweet perfume ever tortured me more than this
hiçbir hoş koku bana bundan daha fazla işkence etmemişti.
and as she turns this way
ve o bu yöne dönüyor
she moves in the logic of all my dreams
o benim bütün hayallerimin mantığı içinde hareket ediyor
this fire burns
bu ateş yanıyor
ı realize that nothing's as it seems
hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını fark ediyorum
ı dream of rain
yağmuru hayal ediyorum
ı lift my gaze to empty skies above
yukarıdaki boş gökyüzüne bakışlarımı dikiyorum
ı close my eyes, this rare perfume
gözlerimi kapatırım, bu müthis koku
ıs the sweet intoxication of her love
aşkının tatlı sarhoşluğudur.
sweet desert rose
tatlı çöl gülü
each of her veils, a secret promise
onun her bir maskesi, gizli bir sözdür.
this desert flower
bu çöl çiçeği
no sweet perfume ever tortured me more than this
hiçbir hoş koku bana bundan daha fazla işkence etmemişti.
sweet desert rose
tatlı çöl gülü
this memory of eden haunts us all
cennet'in hatıraları hepimizi ziyaret eder.
this desert flower, this rare perfume
bu çöl çiçeği, bu müthis koku
ıs the sweet intoxication of the fall
düşüşün tatlı sarhoşluğudur.
devamını gör...
atatürk’ün alışveriş metası haline gelmesi
hayatımda bir sürü farklı duyar gördüm de bundan iyisini görmemiştim.
bu arkadaşa ödül verilmeli.
bu arkadaşa ödül verilmeli.
devamını gör...
hayatının aşkını normal sözlük'te bulmak
buzla kaplı bir küvette son bulur. bu kadar yokluk iyi değil gençler.
devamını gör...
neyse
bütün ciddi konuşmaların çöpe gittiği ifade. konuşursun konuşursun sonra neyse dersin. belki de mantıklı olan neyse diyebilmektir.
devamını gör...
hiraizerdüş
asıl adı hakan bozdağ'dır. 1983 artvin / şavşat doğumludur. çocukluk yılları artvin / arhavi'de geçmiştir. besteci, yazar, şair ve şarkıcıdır. şiraz ve şam bölgelerinde üç sene fen bilimleri eğitimi almıştır. burada kendisine "kutsal iyiliğe giden yol karanlıktan geçer" manasına gelen hiraizerdüş ismini takmıştır. ibranice, farsça, kürtçe, ve bunlara bağlı türeyen lehçelerde eserler yazmakta ve zaman zaman okumaktadır. elya, topla yüreğini gidelim buradan ve çok güzel tükendik adında kitapları vardır.
kaliteli parçalarından biri de budur;
kaliteli parçalarından biri de budur;
devamını gör...
sözlük yazarlarının nicklerinin anlamı
(bkz: isimsiz ruh)
devamını gör...
normal sözlük için öneriler
bence belli bir karma puanın üzerindeki yazarlara, başlık açarken kategori belirleme hakkı verilmeli.
ayrıca bu moderatörlerin yükünü de azaltır.
ayrıca bu moderatörlerin yükünü de azaltır.
devamını gör...
normal sözlük türk halk müziği sevenler kulübü
serini meydana koymaya gelenlerin, turk halk muzigi sevenlerin kulübü.
4 aydir mızrap vuran bir insan evladi olarak kendim gibilerle ve turk halk muzigi sevenlerle, herhangi bir enstrumani calan arkadaslarla bu baslik altinda bulusmak isterim. birbirimizden bir seyler ogrenebiliriz. iyi aksamlar.
4 aydir mızrap vuran bir insan evladi olarak kendim gibilerle ve turk halk muzigi sevenlerle, herhangi bir enstrumani calan arkadaslarla bu baslik altinda bulusmak isterim. birbirimizden bir seyler ogrenebiliriz. iyi aksamlar.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
anlık mutluluklarım var benim. bu anlar hep parmakla sayılıyor çünkü mutsuz çoğunluk gibi mutsuzum bende. tam da az önce her şey ne güzeldi, dünya dönerken sanki hanımeli kokuyordu her yer, çocuklar hep mutlu, insanlar hep umutluydu. sonra geçti o an’lar...etrafım yerlere içlerindeki kötülükleri kusan insanlar yüzünden rezalet. kediler kavga ediyor, çocuklar da ağlıyor. üstelik içimdeki gökyüzü şimşek çakıyor ve ben korkuyorum...
pusulam rüzgar...
gel gidelim, yolları bana sorma, ne bileyim
gidelim buradan, pusulam rüzgâr
kendimi yediğim yılları bana sor, var mı hevesin?
gidelim buradan, pusulam rüzgâr
pusulam rüzgar...
gel gidelim, yolları bana sorma, ne bileyim
gidelim buradan, pusulam rüzgâr
kendimi yediğim yılları bana sor, var mı hevesin?
gidelim buradan, pusulam rüzgâr
devamını gör...
kritik bir olayda sakin kalabilmek
hayatım boyunca sakin kalmaya çalıştım.ama çevrenizdeki özellikle de ailenizdeki kişiler anksiyete manyağı olunca işler değişiyor tabi. düşünsenize, fikir almak veya sakinlemek için ya da anlattığınız şeylere karşın sadece sırtınızın sıvazlanıp “amaaan bu da bir şey mi” tarzı tepkiler almak için konuştuğunuzda; karşınızdakiler panik atak geçirip her anlattığınız en küçük olayda bile bayılma noktasına geliyorlar. o yüzden ben fena sayılmam ama; alın bunları al al al al al.
devamını gör...
hamile olduğunu öğrendiğin an
doktor bana "hamilesin" dediğinde, ben "nasıl yani şimdi korona değil miyim?" diye soruyordum. zira sabahın 5'inde covid acile gitmiştik, 39 derece ateş ve kusmayla uykumdan uyanınca. haliyle. güzel bir his, korona olmamak.
devamını gör...
bıdırdanmak
söylenmek, mırıldanmak, homurdanmak anlamına gelen kelime ege ve akdeniz bölgelerine ait şivenin ürünüdür.
"bıdırdanıp otma gari" = "söylenip durma artık"
"bıdırdanıp otma gari" = "söylenip durma artık"
devamını gör...
satıcının tüm limonlarını alan vali
atama is loading... aha lan aha! goş goş ceza keselimcilere örnek olsun. teknesi olana hayat güzel be sözlük!
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
sözlüğe çok bağlandım. bırakamıyorum. beğenilerin favorilerin kölesi oldum. *
devamını gör...
ilk esnaf kime neyi satmıştır sorunsalı
sıradan birine bira satması muhtemeldir. biranın tarihi 8000 yıl öncesine dayanıyor.
devamını gör...
blanet
kara deliklerin etrafında dönen gezegenlere "blanet" denir.
aslında blanet sözcüğü bilim literatürüne henüz yeni yeni girmektedir. bu yüzden türkçe'de herhangi bir karşılığı şu ana kadar olmayan bir kelimedir. konu hakkında türk dil kurumu'nun nasıl bir kelime üreteceği ise ayrı bir merak konusu. blanet'lerin literatüre yeni yeni girmesinin sebebi ise kara delik etrafında dönen gezegenlerin yeni yeni keşfediliyor olmasıdır. blanetler, kara deliklerin etrafında dönüyor, peki bu nasıl mümkün olabiliyor ?
etrafından dönüyor dediğimiz durum olay ufku dediğimiz yerden döndüğü anlamına gelmiyor. çünkü kara deliğin olay ufkuna girdiğiniz vakit artık kaçışınız neredeyse mümkün değildir. blanet adı verilen gezegenler karadeliklerin muhtemeldir ışık yılları ölçeğinde uzaklarından dönmektedir. bu da olay ufkuna girmedikleri anlamına geliyor. öyle ki, yapılan araştırmalara göre kara delikten 10 ışık yılı uzakta bile dönebiliyorlar. 1 ışık yılı nedir diye soracak olursak eğer; ışık yılı tabiri uzaydaki çok çok büyük mesafeli uzaklıkları açıklayabilmek için söylenen ve yaklaşık hesaplamalara göre 9,46 trilyon kilometreye (9,46×1012 km) tekabül eden uzaklık ölçüsü birimidir.
blanetlerin nasıl oluştuğuna gelince, muhtemelen kara deliklerin disklerinin için meydana geliyorlar. blanetlerin herhangi bir yıldızı elbette yok çünkü yörüngesinde hareket ettikleri ve döndükleri şey kara delik. kara deliğin etrafını belki de milyarlarca yılda dönen blanet'ler belki de tıpkı bizim gibi, biz nasıl güneş'in doğuşunu izliyorsak onlar da kara deliklerin doğuşunu izliyor olmaları mümkün. tabi izleyecek birileri varsa. karadelik yerinde sabit kalıyor ancak blanet kara deliğin etrafında dönerken kendi etrafında da döndüğü için gece - gündüz meydana geliyor olabilir. tabii burdaki gece gündüz tabiri bizim gece gündüzümüzden çok farklı. kara deliğin gece gündüzü diye düşünsek daha iyi olur. kara delikler kütlelerinden ötürü binlerce gezegene aynı anda sahip bir sistemin yapı taşı oluyor da diyebiliriz. ancak kara deliklerin karakteristik özelliği yutmak olduğu için olay ufkuna giren her şeyi yutarak yok eder. bunu da tahmin etmek çok zor değil.
kaynak: instagram.com/uzaydakibilimci
aslında blanet sözcüğü bilim literatürüne henüz yeni yeni girmektedir. bu yüzden türkçe'de herhangi bir karşılığı şu ana kadar olmayan bir kelimedir. konu hakkında türk dil kurumu'nun nasıl bir kelime üreteceği ise ayrı bir merak konusu. blanet'lerin literatüre yeni yeni girmesinin sebebi ise kara delik etrafında dönen gezegenlerin yeni yeni keşfediliyor olmasıdır. blanetler, kara deliklerin etrafında dönüyor, peki bu nasıl mümkün olabiliyor ?
etrafından dönüyor dediğimiz durum olay ufku dediğimiz yerden döndüğü anlamına gelmiyor. çünkü kara deliğin olay ufkuna girdiğiniz vakit artık kaçışınız neredeyse mümkün değildir. blanet adı verilen gezegenler karadeliklerin muhtemeldir ışık yılları ölçeğinde uzaklarından dönmektedir. bu da olay ufkuna girmedikleri anlamına geliyor. öyle ki, yapılan araştırmalara göre kara delikten 10 ışık yılı uzakta bile dönebiliyorlar. 1 ışık yılı nedir diye soracak olursak eğer; ışık yılı tabiri uzaydaki çok çok büyük mesafeli uzaklıkları açıklayabilmek için söylenen ve yaklaşık hesaplamalara göre 9,46 trilyon kilometreye (9,46×1012 km) tekabül eden uzaklık ölçüsü birimidir.
blanetlerin nasıl oluştuğuna gelince, muhtemelen kara deliklerin disklerinin için meydana geliyorlar. blanetlerin herhangi bir yıldızı elbette yok çünkü yörüngesinde hareket ettikleri ve döndükleri şey kara delik. kara deliğin etrafını belki de milyarlarca yılda dönen blanet'ler belki de tıpkı bizim gibi, biz nasıl güneş'in doğuşunu izliyorsak onlar da kara deliklerin doğuşunu izliyor olmaları mümkün. tabi izleyecek birileri varsa. karadelik yerinde sabit kalıyor ancak blanet kara deliğin etrafında dönerken kendi etrafında da döndüğü için gece - gündüz meydana geliyor olabilir. tabii burdaki gece gündüz tabiri bizim gece gündüzümüzden çok farklı. kara deliğin gece gündüzü diye düşünsek daha iyi olur. kara delikler kütlelerinden ötürü binlerce gezegene aynı anda sahip bir sistemin yapı taşı oluyor da diyebiliriz. ancak kara deliklerin karakteristik özelliği yutmak olduğu için olay ufkuna giren her şeyi yutarak yok eder. bunu da tahmin etmek çok zor değil.
kaynak: instagram.com/uzaydakibilimci
devamını gör...
yemek yapabilen erkek
babamdır. gayette güzel yapar, her erkeğinde bilmesi gereken şeydir.
devamını gör...
öğretmen mi öğretemez yoksa öğrenci mi öğrenemez sorunsalı
kişiye göre değişen durum.
bazı öğrenci duvar gibi duruyor, almıyor.
bazı öğretmende taş gibi gaddar oluyor, vermiyor.
bazı öğrenci duvar gibi duruyor, almıyor.
bazı öğretmende taş gibi gaddar oluyor, vermiyor.
devamını gör...
tanrı olmak isteyen otobüs şoförü
çocukluğunuzda mutlaka aklınızda bir meslek vardır ve o meslekte kendinizi hayal eder durursunuz. bu meslek bazı insanlarda gelgeç bir hevestir ve durmadan değişebilir. bir sene boyunca pilot olma hayaliyle gözünü gökyüzünden ayırmayan ayran gönüllüler, sonraki sene mimar olmaya karar verdiği için gözlerini biraz daha aşağılara odaklayarak binalar üzerinde gezinebilir ve sonunda iki meslekle de alakası olmayan bir mesleği mutlu mesut sürdürebilir. bazı insanlar ise bu çocukluk aşkı mesleğini ömür boyu bir takıntı haline getirip, başka mesleğe meyletseler bile akıllarının bir bölümü sürekli o meslekle meşguldür. mesela yazar olma hevesiyle yanıp tutuşan biri öğretmen olsa dahi, bir gün pulitzer’i alacağı düşüncesiyle yazar durur. ya dakik ve prensip sahibi olan bir otobüs şoförü tanrı olma düşüncesinden hiç vazgeçmeden direksiyon sallayabilir. etgar keret’in kitabına ismini veren öykü de tanrı olmayı kafasına takmış bir otobüs şoförünün hikayesini anlatırken ona ilk inanan olma yolunda ilerleyen bir adamın secdesini de anlatmakta.
bir mağaradan -isterseniz bunu platon’un mağarası sayın isterseniz mephisto’nun- insanlar yüzyılda sadece bir kez dışarı çıkma hakkına sahiptirler. bu insanlar mahkum değillerdir, bir suç işledikleri kesindir ancak mahkumiyet pek söz konusu değildir. onlar tuzağa kapılmış insanlardır. ve bu tuzağı kuran da hiç birimizin içimizi bir korku sarmadan kafa tutamayacağımız tanrı’dır. insanlar bu cehennemden, evet orası cehennemdir, dışarı çıktıklarında bir gün boyunca hayattaymış gibi geçirirler zamanlarını. genelde bir şeyler yemek ve amaçsızca dolaşmak olsa da günü geçirmek için seçtikleri eylem, bir tanesi daha tensel bir keyife davet edilir henüz ölmemiş bir kadın tarafından ve sonrası “cehennemden bir hatıra” öyküsünde anlatılır bize, keyifle okumamız için.
çocukluk dönemlerimizde dedelerimiz bizim için önemli figürlerdir. onlar yaz tatilinde gördüğümüz, bayramlarda ziyaret ettiğimiz ve bizim için büyük ihtimalle yüklü harçlıklar anlamına gelen ekseriyetle sakallı ya da bastonlu, ziyadesiyle tonton, sevimli ve her zaman bizim tarafımızda oldukları için anne ve babalarımızın zaman zaman bizi şımartmakla suçladıkları büyük insanlardır. onlar hayatta olduklarını bu güzel çağrışımları yansıtırlar bize onlardan uzakta olduğumuz zaman. ama artık hayatta olmadıklarında derinde kalan ve hiç unutulmayan hatıralardır. “ayakkabılar” öyküsündeki küçük arkadaşımızın dedesi ise, yeni alınmış ayakkabılar olarak zaman geçirir torunuyla. hatta attığı bir golden sonra “ne goldü ama!” türünden böbürlenmelerini bile dinler.
bu müthiş üç hikaye dışında bir sürü öykü var etgar keret’in öykü kitabında ve hepsinin konusu birbirinden orijinal ve özgün. farklı bir hayal dünyasına sahip olan yazar eklediği mizah unsurlarıyla bize tadından yenmez bir kitap hediye etmiş. hele sonuna koyduğu uzun öykü dondurmanın üzerine dökülen çikolata sosu gibi olmuş.
bir mağaradan -isterseniz bunu platon’un mağarası sayın isterseniz mephisto’nun- insanlar yüzyılda sadece bir kez dışarı çıkma hakkına sahiptirler. bu insanlar mahkum değillerdir, bir suç işledikleri kesindir ancak mahkumiyet pek söz konusu değildir. onlar tuzağa kapılmış insanlardır. ve bu tuzağı kuran da hiç birimizin içimizi bir korku sarmadan kafa tutamayacağımız tanrı’dır. insanlar bu cehennemden, evet orası cehennemdir, dışarı çıktıklarında bir gün boyunca hayattaymış gibi geçirirler zamanlarını. genelde bir şeyler yemek ve amaçsızca dolaşmak olsa da günü geçirmek için seçtikleri eylem, bir tanesi daha tensel bir keyife davet edilir henüz ölmemiş bir kadın tarafından ve sonrası “cehennemden bir hatıra” öyküsünde anlatılır bize, keyifle okumamız için.
çocukluk dönemlerimizde dedelerimiz bizim için önemli figürlerdir. onlar yaz tatilinde gördüğümüz, bayramlarda ziyaret ettiğimiz ve bizim için büyük ihtimalle yüklü harçlıklar anlamına gelen ekseriyetle sakallı ya da bastonlu, ziyadesiyle tonton, sevimli ve her zaman bizim tarafımızda oldukları için anne ve babalarımızın zaman zaman bizi şımartmakla suçladıkları büyük insanlardır. onlar hayatta olduklarını bu güzel çağrışımları yansıtırlar bize onlardan uzakta olduğumuz zaman. ama artık hayatta olmadıklarında derinde kalan ve hiç unutulmayan hatıralardır. “ayakkabılar” öyküsündeki küçük arkadaşımızın dedesi ise, yeni alınmış ayakkabılar olarak zaman geçirir torunuyla. hatta attığı bir golden sonra “ne goldü ama!” türünden böbürlenmelerini bile dinler.
bu müthiş üç hikaye dışında bir sürü öykü var etgar keret’in öykü kitabında ve hepsinin konusu birbirinden orijinal ve özgün. farklı bir hayal dünyasına sahip olan yazar eklediği mizah unsurlarıyla bize tadından yenmez bir kitap hediye etmiş. hele sonuna koyduğu uzun öykü dondurmanın üzerine dökülen çikolata sosu gibi olmuş.
devamını gör...
