haçlı sefeerlerini anlatmaya başlamadan önce o dönemde avrupa’nın çeşitli özelliklerine bakmak gerekiyor.

o dönemde avrupa’da yönetim şekli olarak feodalite (derebeylik) sistemi vardı.
yine bu dönemde avrupa’da skolastik düşünce (her şeyin cevabının kutsal kitaplarda arandığı düşünce şekli) hakimdi.

din olarak ise hristiyanlık dini hakimdi ve kilise çok önemli yetkilere sahipti. enterdi (bir ülkenin veya topluluğun tamamının dinden çıkarılması), aforoz (bir kişinin dinden çıkarılması), endüljans (para karşılığında günahların affedilmesi, cennetten arsa satılması) bu yetkilerden bazılarıydı.

kilisenin yöneticisi de papa olduğu için bu dönemde avrupa’da resmen tek kişilik otorite hakimdi yani.

zaten haçlı seferleri de tüm yetkileri elinde toplamış olan papa’nın teşvikiyle müslümanların üzerine doğru gerçekleştirilen seferlerdir.

hristiyanlar 11. yüzyıl ve 13. yüzyıl arasında doğu’ya doğru (müslümanların hakim olduğu zengin ticaret yolları ve topraklar üzerine) seferler düzenlemiş, bunlara da haçlı seferleri denmiştir.

ancak bu seferlerin sadece 4 tanesinin çok önemli sonuçları vardır. bu haçlı seferlerine yukarıdaki tanımlarda yazar arkadaşlarımız tarafından değinildiği için ben bunlarla ilgili bir şey yazmayacağım, sadece neden ve sonuçları hakknda bilgi vereceğim.

haçlı seferlerinin nedenleri:

1) türklerin anadolu coğrafyasında önemli ilerlemeler kaydetmesi üzerine, zaten kavimler göçü ile ikiye ayrılmış ve güçsüzleşmiş olan bizans imparatorluğunun avrupalı güçlü devletlerden yardım istemesi,

2) 3 büyük dinin kutsal merkezi olan kudüs’ün o dönemde müslümanların elinde bulunması dolayısıyla buranın müslümanların elinden alınmak istenmesi,

3) papa’nın ve diğer din adamlarının eğemenliklerini çok daha geniş coğrafyalara yaymak ve güçlenmek istemeleri,

4) o dönemde oldukça yoksul durumda olan avrupalı devletlerin, doğu’nun zenginliklerine ulaşmak istemeleri,

5) yine avrupalı devletlerin baharat yolu ve ipek yolu gibi önemli ticaret yollarını ele geçirmek istemeleri,

6) kilise yönetiminin ve tutucu hristiyanların, halkı müslümanlara karşı kışkırtması,

7) senyörlerin macera arayışı,

8) selçuklu devleti’nin iç ve dış karışıklıklar yaşaması sonucu zayıflamasının hristiyan alemini güçlendirmesi.


haçlı seferlerinin sonuçları:

1) türklerin islam dünyasını haçlılara karşı koruması üzerine islam dünyasındaki önemleri ve otoriteleri arttı,

2) ortadoğu ve türk islam topraklarının zarara uğradı,

3) türklerin batıya doğru ilerleyişi bir süre durdu,

4) anadolu-türk siyasi birliğinin sağlanması gecikti,

5) haçlılar, müslümanların elinden almak istedikleri kudüs’ü ve anadolu’yu, dolayısıyla da önemli ticaret yollarını elde edemedi,

6) kilise yönetiminin ve din adamlarının otoriteleri sarsıldı,

7) derebeylerin çoğunluğunun bu seferler esnasında hayatlarını kaybetmesi nedeniyle avrupa’da derebeylik sistemi zayıfladı ve merkezi krallıklar güç kazandı,

8) toprak soylularının bu seferlerde hayatını kaybetmesi sonucu topraklar halkın eline geçti, avrupa’da halkın maddi durumu iyileşti,

9) akdeniz limanları, ticaretin canlanması üzerine önem kazandı, bu durum venediklilerin ve cenevizlilerin önemli kazançlar elde etmesini sağladı,

10) avrupalı devletler türk-islam dünyasını daha yakından tanıma fırsatı buldu,

11) kağıt, matbaa, pusula gibi buluşlar avrupalılar tarafından öğrenildi, bu durum yeniçağ avrupası’ndaki gelişimin temelini oluşturdu.
devamını gör...

istediğim saatte istediğim kıyafetleri giyerek istediğim yere en önemlisi korkmadan gidebilmek için erkek olmak isterdim.
gecenin ikisinde bardan çıkıp eve giderken ölsen kimse o saatte ne işi varmış dışarıda demez diyemez.
ama kadınsan akşam dokuzda dolmuşa binip evine gitmek isterken tecavüz etmeye çalışan yaratık seni öldürüp yaktiktan sonra kur yaptı sandım nefsime uydum der bu kadar.
birileri ama o da etek giymiş der, birileri o saatte niye dolmuşa binmiş der, birileri kesin kuyruk salladı der.
ama kimse katili suçlamaz herkes kadini suçlar. öldürülmek bile kadının suçudur bu ülkede o yüzden kadin olmaktansa taş olmak isterdim.
devamını gör...

bana verirse oldukça üzecek yazardır. ben verirsem hak etmiştir. *

umarım eksileme gelir de bu başlığı frame'de görmek nasip olur. bakalım ilk kim olacak bu şanslı kişi? *
devamını gör...

bugün aramızdan ayrılalı 9 yıl olmuş. guzel insanlar gidiyor be albayım. biz niye duruyoruz.sustum albayım.



devamını gör...

ilkokulda yaz tatillerinde öğretmenin yapılmasını zorunlu kıldığı ödevdir. yazın sonuna gelindiğinde yazılması gereken 3 aylık bir zaman vardır. yazılan bütün günler fikstir. sevgili günlük, bugün sabahtan kalktım. elimi yüzümü yıkadım. öğlen top oynadım acıktım....birazdan yatağıma girip yatacağım.
devamını gör...

önce "callisto"ydum. söylenişi güzel ve allah'ın jüpiter'inin kendi halinde bir uydusu diye. mitolojik hikayesini pek sallamamıştım. ancak zeus'un tecavüzüne uğrayan callisto uydu olan callisto'dan daha çok biliniyormuş. ben de böyle bilinmek istemediğim için "köşe yastığı" olmaya karar verdim. gayet güzel, rahat, mesaj kaygısız. köşeye oturup seyretmeyi de çok severim ayrıca.
devamını gör...

chen'e aşıktır ve chen onun üzümlü kekidir.
devamını gör...

en güzel duygudur.
tarifi de yoktur.*
devamını gör...

1976 doğumlu israilli ünlü yazar ve tarih profesörü. kendisini tabi ki homo sapiens kitabıyla tanıyoruz. bana göre tarafsız, akıcı, anlaşılır bir dili var. bu yönden de dershanedeki tarih hocamı anımsatır kendisi.

kendisiyle ilgili az bilinenler , 3 yaşında okumayı kendi kendine öğrendiği ve yetenekli çocuklar için ayrı sınıfta eğitim gördüğü. ilk 2 kitabında kendisiyle ilgili pek bilgi vermeyen harari, son kitabında kitaba biraz kendini ve kendi duygularını da dahil etmiştir. bahsettiğim son kitabı 21.yüzyıl için 21 ders’tir. yazarın doğduğu ve yaşadığı ülke olan israil’e karşı iyisiyle ve kötüsüyle görüşlerini anlattığı bu kitapta, ülkesinde de olan yobazlığı kendi çapında eleştirmiştir. kendisi ayrıca gaydir ve eşi aynı zamanda da en büyük destekçisi ıtzik yahav ile kanada’da evlenmiştir.

yine bahsettiğim son kitabında, başarısının ve odaklanmasının kaynağının düzenli yaptığı meditasyonlar olduğunu belirtmiştir. onunla ilgili ironik durum şu ki, homo deus kitabında teknolojil unsurları, teknolojinin insanlara etkilerini ve teknolojik gelişmelerin artabilecek işsizlik oranı artışı için çözümler önermesine rağmen, kendisi teknolojiden uzak bir hayat sürmektedir. akıllı telefon kullanmamakta ve uzun süreli teknoloji detoksu uygulamaktadır.

onu ünlü yapan kitabı hayvanlardan tanrılara sapiens olup, kitapta homo sapienslerin tarih boyunca uyguladığı soykırımları( kendi ırkından olan neandertaller dahil) , geliştirdiği davranış kalıplarının günümüze kadar gelen esintileri,sanayileşme sürecinden günümüze kadar olan tarihini akıcı bir dille anlatır. insanların tanrı ihtiyacının nedenleri hakkında görüşleri de bulunmaktadır

kendisi ve kocası covid ile mücadele için dünya sağlık örgütü ‘ne yüklü bir miktar bağışta da bulunan bir yardımseverdir. ayrıca anlatım dili, şaşırtan çıkarımları ve sizi derin düşüncelere sevk etmesiyle, okunası, okunmaya değer bir yazardır.
devamını gör...

ilk önce kendi ülkenizi ,gezin görün, öğrenin, sonra yurtdışı na çıkın , başka ülkeleri gördüğünüzde ,ülkemizin güzellikleri ile karşılaştırın ki, aradaki farkı görün, doğal güzellikleri,tarihi , yemekleri ile çok farklı çok güzel bir ülkemiz var , ama insanı biraz eğitimsiz, kirli,çevreye duyarsız, olmasa tadından yenmez.
devamını gör...

benim de söyleyeceklerim var. komiklik olsun diye açıldıysa başlık, sözüm yok. ancaaak ayırmak, dışlamak, ayrıştırmak veya aşağılamak için açıldıysa esefle kınıyorum.

bırakın artık insanların belirleyemedikleri şeyler yüzünden insanları sınıflandırmayı.

———————-detay mode on————————-
bir insan doğum yerini, tarihini, cinsiyetini, doğduğu anayı, babayı, rengini veya ırkını seçemez.
———————-detay mode off————————-

bunlarla etiketleyip ayrıştırmak bana göre yersiz olduğu gibi ahmak turnusolu şeyler aynı zamanda. halbuki biz bu değerleri zenginlik unsuru olarak görürsek ne güzel olur.

konuyu toparlamak gerekirse z kuşağı; günümüzün ve geleceğimizin bir rengidir, değeridir. kendi namıma, ara sıra şaka yollu takılsam da seviyorum onları.

bence onları ötekileştirmek ve dışlamak yerine; potansiyellerini keşfetmeleri için yol göstermeli ve geleceğimizin sağlıklı bireyleri olmaları için katkı sunmalıyız.
devamını gör...

evet yine olayın iç yüzünü bilmeyen herkesin "oohhh iyi olmuş, öğretmenler aldıkları parayı hak etmiyor" dediği, olayın içinde olan, öğretmenleri azıcık bile olsa anlayanların ellerini vicdanlarına koyarak tanım yaptıkları bir başlık daha.

başlığı gündüz gördüm, akşam yemek yedikten sonra sakin sakin yazayım fikirlerimi dedim ve şimdi yazıyorum. bakalım ne kadar anlatabileceğim derdimi.
şimdi bilmeyenler için ek dersin ne olduğunu anlatalım: öğretmenlerin haftalık minimum girmesi gereken bir ders saati var, bu dersi tamamladıktan sonra girdiği her ders saati başına aldığı ücrete ek ders diyoruz. bu ek ders öğretmenler derse gelmezse, raporlu/sevkli olursa ya da bir şekilde ders işlenmezse kesiliyor.-haklı olarak-
öğrenci derse gelmediğinde ders işlenmediği için de öğretmen ek ders alamıyor.
normal şartlar altında bu doğru mu? öğrencilerin derse gelmemeyi tercih etmesi öğretmenin suçu mu, öğretmen öğrencilere derse gelmeyin mi diyor ? tüm bunlar tartışılır.
normal olmayan pandemi koşullarına gelelim.
çoğu kademe zaten uzaktan eğitim yapıyor. okul öncesi, 8. ve 12. sınıflar yüz yüze eğitime devam ediyor. kendi kademem için konuşmam gerekirse benim açımdan durum şu;
1-veliler çocuklarını pandemi nedeniyle okula göndermek istemiyorlar.
2-uzaktan eğitime geçildiği takdirde öğrenciyi derse sokacaklarını söylüyorlar.
3-ancak uzaktan eğitime geçmek öğretmenin elinde değil.
4-yüz yüze eğitim devam ettiği için okula gitmek zorunda olan öğretmenin uzaktan eğitim yapması yasak.
peki ne oluyor?
öğretmen okula gidiyor, öğrenci gelsin gelmesin sınıfında duruyor. öğrencinin geldiği günler ek ders alıyor öğrencinin gelmediği günler boşa gidip oturup dönüyor.
idare tarafından deniyor ki "hocam öğrenciyi okula çağır ama olur da okulda bir bulaş olur sorumluluk sana ait çocuğu çağırdığın için" ee öğretmen ne yapsın? zaten öğrenciyi okula getirmek için elinden geleni yapmış bir de sırf ek ders almak için sık boğaz mı etsin? sık boğaz ettikten sonra öğrenci okula gelince kaptığı hastalıktan mesul mu tutulsun?
gerçekten işin içinde olmayıp atıp tutan insanlara karşı o kadar doluyum ki, keşke azıcık da olsa kendinizi bizim yerimize koyabilseniz. keşke "yahu bu insan da emek vermiş, öğretmen olmuş, işini yapmaya çalışıyor, buna rağmen itibarsızlaştırılıyor" diyebilseniz. keşke azıcık saygı duyabilseniz, keşke azıcık sesimizi duyurabilsek biz de.
tüm bunları buraya yazmakla suya yazmak arasında bir fark yok ancak içimi dökmek istedim.
ps: işbu yazı kimse hedef alınarak yazılmamış olup, günlük hayatta ve meslek hayatım boyunca -özellikle pandemi döneminde- karşılaştığım bu gibi durumlar göz önüne alınarak yazılmıştır.
devamını gör...

ben bu başlığı neden giysi olan kazak değil de kazak milleti'nin yarım kollu olması diye anladım ki.
devamını gör...

sütün ısıl işlem ve kurutma ile elde edilen gıda maddesi.
süt üretimi çok olan ülkeler bozulmadan tüketilemeyecek kadar çok sütleri olduğunda, sütü kurutup toz haline getirirler. bu süt tozu daha sonra süt üretimi olmayan yada daha az olan ülkeler tarafından satın alınır ve su ile karıştırılarak süt, yada süte eklenerek yoğunlaştırılmış süt (yoğurt sütü gibi ) elde edilir. bu süt tozu kahvelerin içine konulan süt tozu olarak adlandırılan ama asıl adı kahve kreması olan şey ile aynı değildir. sağlıklıdır. su ile karıştırıldığında normal sütten tek farkı tadının taze süte göre daha şekerli olması ve üretimi sırasında ısıl işlem dolayısı ile bazı proteinlerinin bozulmuş olmasıdır. ancak ülkemizde hali hazırda tüketilen sütün çoğunluğunun içerisinde canlı bir madde kalmayacak kadar yüksek sıcaklık ve sürede işlenmiş uht süt olduğu göz önünde bulundurulursa bu proteinlerin bozulması umurunuzda olmamalıdır.
kahvenize kahve kreması isimli olan süt tozlarından atıyorsanız, onu atmayı bırakıp gerçek süt tozu ile denemenizi tavsiye ederim. tadı çok daha güzeldir.
ülkemizde bazı yoğurtların üretiminde katı madde arttırmak amacı ile sütün içine eklenerek kullanılmaktadır. dondurmalar neredeyse (maraş hariç) tamamen süt tozu ile yapılır.
devamını gör...

şükür ki canlı dinleme fırsatım oldu. başka türlü bir şey, sezenler olmuş ve diğerleri, hepsini severim de en sevdiğim şarkıları destina'dır.

sevgili derya köroğlu der ki;

dün gece sen uyurken
yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
işte bu yüzden sırf bu yüzden
yeni bir isim verdim sana destina
*

sonrasında sahneye hüzünlü bir ud çıkar ve ardından ona eşlik eden diğer enstrümanlar.
tek tek kalbinize dokunur, zaman zaman ağlatır...*

devamını gör...

ne varsa eskilerde varmış.
devamını gör...

benim annem bizi kendi ailesi olarak da görmezdi, kendi ailesi için harcama yapardı, onları severdi. bencil olması bir yana babama ve onun ailesine karşı hissettiği aşağılık kompleksi ile hep bir kıskançlık hissederdim onda. iki yüzlüydü, bir tarafta köy çocuklarına acırken bir tarafta hiç durmadan insanlara tepeden bakar, fiziksel görünüşlerine çekinmeden saygısızlık eder beni de sadece başarısız olduğumda fark ederdi. başarılı olup kürsüde olduğumda hiç yanımda olmamış biri başarısız anlarımda bir anda ensemde belirirdi. doğrusu şimdi bu başlıktan sonra biraz daha iyi fark ettim.
devamını gör...

ne saçma salak şeyler.
devamını gör...

(bkz: istanbul arkeoloji müzesi eserlerinin havaalanına taşınması) başlığını görünce uzun yıllardır türkiye'den tarihi eser kaçırılıp başta amerika ve avrupa ülkelerinde açık arttırma usulü satışı yapıldığını hatırladım. bu başlık altında malum hükümet döneminde kaçırılan yada daha önceden kaçırılmış ancak türkiye'ye iadesi sağlanmadığı için yakın dönemde satılmış eserleri derleyeceğim.


guenoll yıldız avcısı heykeli
14,5 milyon dolara satışa çıkarılmış.


limada lahdi ve kağnı heykeli
2019 yılında satılacağı açıklanmış ama fiyat belirtilmemiş.

bronz at arabası
43.750 sterline satılmış.

dipnot: bu başlık zaman içinde kendini editleyecek ve daha fazla link eklenecektir.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim