serazat
özgür, başıboş, tasasız gibi anlamlara gelen farsça kökenli bir kelime. ser ve azad sözcüklerinin birleşimiyle oluşmuş. ser farsçada baş, azad ise hür demek.
devamını gör...
lucifer (yazar)
reklamın iyisi kötüsü olmaz sloganının dibini sıyıran yazar. gündelik hayatla, edebiyatla, sanatla, sporla ilgili olan başlıklarda bile bu kadar tanım yok. yazan bir daha yazmış, yazmayan" noldu" diye bakmaya gelmiş, gelmişken yazmış da çıkmış sanki. ben takdir ediyorum kendisini tebrikler.
devamını gör...
bir idam mahkumunun son günü
kafa sözlük kitap edebiyat kulübüyle birlikte okuduğumuz bir victor hugo romanı.
ben kitabı daha önce okumuştum, ancak canım kulüple tekrar okuyunca ilk okumamda yüzeysel okumuşum onu fark ettim. mesela idama yaklaşan her bir gün,saat,dakika sanki ben idam edilecekmişim gibi hissettim bu kez. kendimi o kadar zayıf ve zavallı hissettim ki. neredeyse 80 sayfalık bir kitapta bu yoğunluğu yaşatabilmiş,yazabilmiş victor hugo.
kitapta mahkumun neden idam cezası yediği detayını verilmemişti ama suçunu kabul ediyordu mahkum. ki çok mantıklı bir detaydı bu. ama ben nedense hep haksız yere idam ediliyormuş gibi düşündüm. kitabı öyle benimsedim ki içinde bulunduğumuz ülkenin hukuk düzeninde haksız yere idam cezasına çarptırılmış gibi hissettim. yıllar önce yazılmış bir romandaki bazı detaylar hala kendini hissettiriyor,sorgulattırıyor,korkutuyor.
ayrıca kitap ilk bakışta salt idam cezasına karşı bir tepki mesajı barındırıyor gibi gelse de kulüp toplantımızda irdelediğimizde idam cezasının varlığından öte, bunun otoritelerce belirlenmesi,cezanın kişiye göre işlemesine bir haykırış alt metni barındırıyor olabileceğini de düşündük. (sevgili (gbkz: bubbles of death) düşündü.)
kısacası yine dolduğumuz,anlamlandığımız etkileyici bir okuma oldu.
ayrıca bu romanla paul de senneville'in spring wlatz'ını o kadar yakıştırdım ki okurken arka planda kısık sesle dinlenebilirse daha da vurucu bir okuma olabilir.
ve son olarak birkaç alıntıyla entrymi sonlandırıyorum:
şimdi sakinim, her şey bitti,tamamen bitti. müdürün ziyaretinin yarattığı korkunç kaygılardan kurtuldum. çünkü itiraf edeyim, hala umutluydum... şimdi tanrı'ya şükür , hiç umudum kalmadı.
-deliler! çok aşırıya kaçtılar! herkesi küçümsermiş gibi bir halleri vardı. size gelince delikanlı, sizi oldukça düşünceli görüyorum.
-delikanlı mı? dedim, sizden daha yaşlıyım; her çeyrek saatte hayatımın bir yılı gidiyor.
ben kitabı daha önce okumuştum, ancak canım kulüple tekrar okuyunca ilk okumamda yüzeysel okumuşum onu fark ettim. mesela idama yaklaşan her bir gün,saat,dakika sanki ben idam edilecekmişim gibi hissettim bu kez. kendimi o kadar zayıf ve zavallı hissettim ki. neredeyse 80 sayfalık bir kitapta bu yoğunluğu yaşatabilmiş,yazabilmiş victor hugo.
kitapta mahkumun neden idam cezası yediği detayını verilmemişti ama suçunu kabul ediyordu mahkum. ki çok mantıklı bir detaydı bu. ama ben nedense hep haksız yere idam ediliyormuş gibi düşündüm. kitabı öyle benimsedim ki içinde bulunduğumuz ülkenin hukuk düzeninde haksız yere idam cezasına çarptırılmış gibi hissettim. yıllar önce yazılmış bir romandaki bazı detaylar hala kendini hissettiriyor,sorgulattırıyor,korkutuyor.
ayrıca kitap ilk bakışta salt idam cezasına karşı bir tepki mesajı barındırıyor gibi gelse de kulüp toplantımızda irdelediğimizde idam cezasının varlığından öte, bunun otoritelerce belirlenmesi,cezanın kişiye göre işlemesine bir haykırış alt metni barındırıyor olabileceğini de düşündük. (sevgili (gbkz: bubbles of death) düşündü.)
kısacası yine dolduğumuz,anlamlandığımız etkileyici bir okuma oldu.
ayrıca bu romanla paul de senneville'in spring wlatz'ını o kadar yakıştırdım ki okurken arka planda kısık sesle dinlenebilirse daha da vurucu bir okuma olabilir.
ve son olarak birkaç alıntıyla entrymi sonlandırıyorum:
şimdi sakinim, her şey bitti,tamamen bitti. müdürün ziyaretinin yarattığı korkunç kaygılardan kurtuldum. çünkü itiraf edeyim, hala umutluydum... şimdi tanrı'ya şükür , hiç umudum kalmadı.
-deliler! çok aşırıya kaçtılar! herkesi küçümsermiş gibi bir halleri vardı. size gelince delikanlı, sizi oldukça düşünceli görüyorum.
-delikanlı mı? dedim, sizden daha yaşlıyım; her çeyrek saatte hayatımın bir yılı gidiyor.
devamını gör...
dupnisa mağarası
#1106508 da longoz ormanlarını biraz anlatmaya çalışmıştım.kısa bir gezi planlıyorsanız dupnisa’ yı da aynı gün gezebilirsiniz. dupnisa bulgarca’da ‘delik’ anlamıma geliyormuş.
bu mağara, kırklareli bulgaristan sınırına on kilometre mesafede ( yol bulmak için google haritaları kullanıyorsanız internet çekmeyip sizi oradan oraya gönderiyor bu yüzden eyvah dedik bulgaristan’a iyice yaklaşınca ) .
yaklaşık beş yüz metresini merdivenler ve tahta köprüler aracılığıyla gezebiliyorsunuz.

dört milyon yıllık bir oluşum olduğu söylenen bu mağaranın zemini sürekli nemli ve zaman zaman damlalar şıp şıp üzerinize düşebiliyor.mağaralara has o koku ve soğuk hava karşılıyor sizi.sarkıtlar ve dikitler ışıklandırmayla birlikte görüntüyü zenginleştiriyor.( bir de şöyle klasik müzik olsa harika olur ortam )
içinde derinliği iki metreyi bulan göller ve sürekli çağlayan bir yeraltı nehri bulunmaktaymış.
mağara çıkışı da yine tahta köprülerle bir yürüyüş parkuru bulunuyor.harika bir doğa sizi bekliyor.ayaklarınız buz gibi suya değerken köfte ekmek yiyebileceğiniz yerler de mevcut.
kamp yapmayı sevenlerin tercih edeceği bol gölgelikli mis gibi orman havası da cabası.



bu mağara, kırklareli bulgaristan sınırına on kilometre mesafede ( yol bulmak için google haritaları kullanıyorsanız internet çekmeyip sizi oradan oraya gönderiyor bu yüzden eyvah dedik bulgaristan’a iyice yaklaşınca ) .
yaklaşık beş yüz metresini merdivenler ve tahta köprüler aracılığıyla gezebiliyorsunuz.

dört milyon yıllık bir oluşum olduğu söylenen bu mağaranın zemini sürekli nemli ve zaman zaman damlalar şıp şıp üzerinize düşebiliyor.mağaralara has o koku ve soğuk hava karşılıyor sizi.sarkıtlar ve dikitler ışıklandırmayla birlikte görüntüyü zenginleştiriyor.( bir de şöyle klasik müzik olsa harika olur ortam )
içinde derinliği iki metreyi bulan göller ve sürekli çağlayan bir yeraltı nehri bulunmaktaymış.
mağara çıkışı da yine tahta köprülerle bir yürüyüş parkuru bulunuyor.harika bir doğa sizi bekliyor.ayaklarınız buz gibi suya değerken köfte ekmek yiyebileceğiniz yerler de mevcut.
kamp yapmayı sevenlerin tercih edeceği bol gölgelikli mis gibi orman havası da cabası.



devamını gör...
31 ağustos 2021 türkiye polonya voleybol maçı
fire vermeden kazanmaya devam canım filenin sultanları.
bu maç da bizim olsun. *
bu maç da bizim olsun. *
devamını gör...
regl ağrısının abartılması
bunca yıl yaşadığım hayatta şunu öğrendim:
"bilmediğin bir şey üzerine a*mc*k a*mc*k konuşmamayı."
"bilmediğin bir şey üzerine a*mc*k a*mc*k konuşmamayı."
devamını gör...
sözlük yazarlarının çığlık sesleri
devamını gör...
milyar
para olan milyarsa değerlidir, dolar olan milyarsa daha değerlidir.
devamını gör...
sözlükte yazar engelleyen enteresan vatandaşlar
elimize sağlık.
devamını gör...
takipçi sayısı 61 olan yazar
"bize her yer trabzon" diyen yazardır.
edit
benimkisi istanbuldu şimdi izmir oldu.
trabzona daha çok var*
edit.
bu tanımı beğenen sayısı 6, favorileyen sayısı 1
bilmem anlatabildimmi?
edit.
maalesef bozuldu
edit
benimkisi istanbuldu şimdi izmir oldu.
trabzona daha çok var*
edit.
bu tanımı beğenen sayısı 6, favorileyen sayısı 1
bilmem anlatabildimmi?
edit.
maalesef bozuldu
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın sözlük.
bol gülmeli bir gün dilerim size.
insanın gülmek için 17 adeleye surat asmak için 43 adeleye ihtiyacı var.
o zaman ne yapıyoruz?
geçmeden dünyadan geçiyoruz dünyadan gülümseyerek
bol gülmeli bir gün dilerim size.
insanın gülmek için 17 adeleye surat asmak için 43 adeleye ihtiyacı var.
o zaman ne yapıyoruz?
geçmeden dünyadan geçiyoruz dünyadan gülümseyerek
devamını gör...
konuşacak kimsenin kalmaması
zamanla etrafımdaki insanlardan ayrılınca ve ailemden kaybettiklerim olunca yaşadığım sıkıntıdır.
duvarlara dost olmak ne demek, öğrenmiş bulundum zamanla. günde 100 kelime bile ağzımdan çıkmadığı zamanlar oluyor ama buna da alıştım. konuşacak birilerinin olmaması gerçekten acı bir şey.
dilerim ki hiçbirinizin yanındakiler eksilmesin aksine artsın.
duvarlara dost olmak ne demek, öğrenmiş bulundum zamanla. günde 100 kelime bile ağzımdan çıkmadığı zamanlar oluyor ama buna da alıştım. konuşacak birilerinin olmaması gerçekten acı bir şey.
dilerim ki hiçbirinizin yanındakiler eksilmesin aksine artsın.
devamını gör...
nasılsın sorusuna verilecek cevaplar
eğer moraliniz bozuksa ve bunu karşınızdakine yansıtmak istemiyorsanız yani ince bir cevap vermek istiyorsanız " teşekkür ederim, sen nasılsın " uygundur.
bazen insan mutsuzluğunu, huzursuzluğunu, veya rahatsızlığını karşısındakine yansıtmak istemez.
bazen insan mutsuzluğunu, huzursuzluğunu, veya rahatsızlığını karşısındakine yansıtmak istemez.
devamını gör...
bengaripsengüzeldünyaumutlu ile dünyadan uzak
miko ve cenk'in arka bahçesi siz efsanesiniz!
pek mi pek güzel olmuş. her hafta isteriz artık böyle güzel düetler. seslerinize ve emeklerinize sağlık.
uzun isimli yazar ve yayıncımıza yine çokça teşekkürler. her hafta güzel insanlardan güzel niyetler duymamıza sebep oluyor. daim olasınız.
anlık halim:
bu şehiiiiiir insana tuzak kuruyooooor
bu şehiiiiir insanı uzaaak kılıyooooor
bu şehiiiir insanı hayli yoruyooor .
pek mi pek güzel olmuş. her hafta isteriz artık böyle güzel düetler. seslerinize ve emeklerinize sağlık.
uzun isimli yazar ve yayıncımıza yine çokça teşekkürler. her hafta güzel insanlardan güzel niyetler duymamıza sebep oluyor. daim olasınız.
anlık halim:
bu şehiiiiiir insana tuzak kuruyooooor
bu şehiiiiir insanı uzaaak kılıyooooor
bu şehiiiir insanı hayli yoruyooor .
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
"herkes aşkı ararken bense kaçmayı seçtim."
devamını gör...
hani bekleyecektin
hakan altunun askerliği sırasında o dönemdeki vefasız sevgilisini aramak için 17 gün telefon sırası bekliyor. 17 günden sonra tam telefon kendisine gelip kızı aradığı zaman kız şey diyor; müsait değilim sonra ara. hakan altun da bunun üzerine; ben onunla konuşmak için 17 gün bekledim de o bana 60 saniyesini ayiramadi diyor. işte hani bekleyecektin şarkısı da bu olay sırasında gözyaşları içerisinde yazılmış. bugün de hakancigima yakalım.
devamını gör...
dar paça giyen erkek
bir an babam burada sandım.
kaç yıllık moda hala alışmayan kalmış sanırsam.
kimilerine yakışıyor.
kaç yıllık moda hala alışmayan kalmış sanırsam.
kimilerine yakışıyor.
devamını gör...
bir muhitte yaşayanların sosyoekonomik seviyesinin yüksek olduğunu gösteren şeyler
tek yön kuralına uyarak arabaların sokakta aynı yöne dönük park etmesi
devamını gör...

