en gurur duyulan yazarlık ilkesi
hep saçmaladım, en saçma yönlerimi hep buraya döktüm ve bundan hiz vazgeçmeyeceğim. oturmuş gurur duyuyorum kendime çünkü canım kendim.
devamını gör...
tanrı ve yeni fizik
bilimin tanrıya ulaşmada dinden daha güvenilir bir yol sunduğu savı ile tanrı kavramının bilimsel olarak incelendiği ingiliz fizikçi paul davies kitabı.
kitabın ana konusunu varoluşun dört büyük sorusu üzerine işlemiştir;
doğa yasaları neden var?
evren içerdiği şeyleri neden içerir?
bu şeyler nasıl ortaya çıktı?
evren mevcut düzenine nasıl kavuştu?
kitabın ana konusunu varoluşun dört büyük sorusu üzerine işlemiştir;
doğa yasaları neden var?
evren içerdiği şeyleri neden içerir?
bu şeyler nasıl ortaya çıktı?
evren mevcut düzenine nasıl kavuştu?
devamını gör...
doğum sonrası depresyonu
lohusa depresyonu, postpartum depression olarak da bilinmektedir. genel tanimi; yeni dogum yapmis annelerin gecirdigi bir tur depresyon cesididir. ilk dogumlarda daha cok rastlanan bir durumdur. esasen bu depresyon durumu oldukca normaldir, yeni dogum yapmis her anne adayinda kaygi bozuklugu, endiseler, yorgunlugun getirdigi psikolojik degisim gorulebilir. ama tabii ki surecin uzamamasi kaydiyla. bu depresyon cesidinin gorulme donemi en fazla bir sene olarak kabul edilmektedir, bir seneden fazlasi ise lohusa depresyonundan daha farkli bir psikolojik sikintinin olduguna isaret edebilir. lohusa depresyonunun en temel nedeni, gebeligin sonlanmasiyla hormonlarin hizla degisikligidir. akabinde yorgunluk, stres, annenin "acabalari", duzensiz ve yetersiz uyku, desteksiz bebegin bakimini ustlenme ve hatta alinan kilolari annenin takinti yapmasi bile etken olarak sayilabilir. sureci atlatilmasinin en kolay yolu, anneye destek olmaktir (bu anneden cok cevrenin saglayacagi bir durumdur). bu gerek ev isleri ve bebegin bakimina yardimla, gerek psikolojik olarak anneye yapilacak destekle mumkundur ancak...
devamını gör...
sokak köpeklerini çok seviyorsanız evinizde besleyin
sokak köpeklerini savunan psikopat ruhlu, insanlık düşmanlarına söylenmiş, cuk diye yerine oturan ve hatta deyim yerindeyse tam kapaklık bir cevaptır.
senin ruhsal problemlerini gidermek için milletin çoluğu çocuğu ölmek veya sakat kalmak zorunda değil. çok seviyorsan, alırsın, sosyal yaşamın ve medeniyetin etkileşim içinde olduğu çevreden soyutlarsın ve evinde bakarsın.
hayvanseverlik üzerinden rant devşiren mama firmalarının, üç tane daha tık alsın diye hayvan sevdiğini iddia eden manyak ünlümsü profillerin egolarını tatmin etmek için insanlar ağır bedeller ödemek zorunda değil.
batı medeniyetinin görece değil tam anlamıyla bu sorunu nasıl çözdüğünü, bilimsel ve insancıl kanıtlarıyla açarsın, incelersin.
sokak köpekleri sorunu ve insan düşmanı sosyopat sorunu aynı pastanın iki yarısıdır. ikisi de toplum için tehlike arz etmektedir. her ikisinin de insanlık namına toplumdan soyutlanması elzemdir.
senin ruhsal problemlerini gidermek için milletin çoluğu çocuğu ölmek veya sakat kalmak zorunda değil. çok seviyorsan, alırsın, sosyal yaşamın ve medeniyetin etkileşim içinde olduğu çevreden soyutlarsın ve evinde bakarsın.
hayvanseverlik üzerinden rant devşiren mama firmalarının, üç tane daha tık alsın diye hayvan sevdiğini iddia eden manyak ünlümsü profillerin egolarını tatmin etmek için insanlar ağır bedeller ödemek zorunda değil.
batı medeniyetinin görece değil tam anlamıyla bu sorunu nasıl çözdüğünü, bilimsel ve insancıl kanıtlarıyla açarsın, incelersin.
sokak köpekleri sorunu ve insan düşmanı sosyopat sorunu aynı pastanın iki yarısıdır. ikisi de toplum için tehlike arz etmektedir. her ikisinin de insanlık namına toplumdan soyutlanması elzemdir.
devamını gör...
buz dağı
-genellikle, ortalamada, buzdağlarının sadece 10'da 1'i su yüzeyinde kalır.
-titanic'in çarptığı buzdağının suyun altında olduğu düşünülmektedir; dolayısıyla başlarına geleni görememişlerdir. böyle bir buzdağına tam süratle çarpan titanic, çok kısa sürede ve hızla batmıştır ve olay, 1500'den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır.

evrimagaci.org/buzdagi-nedi...
-titanic'in çarptığı buzdağının suyun altında olduğu düşünülmektedir; dolayısıyla başlarına geleni görememişlerdir. böyle bir buzdağına tam süratle çarpan titanic, çok kısa sürede ve hızla batmıştır ve olay, 1500'den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanmıştır.

evrimagaci.org/buzdagi-nedi...
devamını gör...
kafa kafaya radyo yayını
gün geçmiyor ki sevdiğim bir yazar yayın yapmasın! sesinin zippodan çıkan çın sesi kadar cool olduğunu düşündüğüm yazarımızın ve dostunun gerçekleştirdiği programı sabırsızlıkla bekliyorum. uzun zaman sonra radyoda canlı program takip etmeye başladım, emeği geçen herkesin eline sağlık.(bkz: swh)
devamını gör...
flamenko
endülüs romanlarıyla ortaya çıkan bir müzik ve dans türü diyebiliriz. ortaya çıkışı aslında pek çok kültürün bir araya gelişi ile olmuş. 9. ve 14.yüzyıllar arası kuzeybatı hindistan'dan ispanya'ya göç eden romanlar, tahta kastanyet ve tef gibi enstrümanlarla ile geliyorlar. bu kültür ispanya'daki seferad yahudilerinin kültürü ile seneler boyu iç içe geçince bu şahane kültür ortaya çıkıyor. yükseliş dönemi de 18-19.yy'da yaşanıyor.
flamenkonun pek çok makamında söylenen şarkılara "cante" adı veriliyor. bu makamlar 4/4'lük yahut 12'lik ritime sahip oluyorlar. makamlara göre şarkıların içerikleri değişiyor. örneğin 12'lik siguiriyas palosu aşk acısı, ölüm acısı gibi konuları işler. 4/4'lük tangos palosu ise aşk,sevgi gibi temaları daha coşkulu ve keyifli işler.
dans eden erkeklere bailaor, kadınlara ise bailaora adı verilir.
dansta topuk ve ayak ucu çivili ayakkabılar kullanılır ki teknik ayak hareketlerinde ritim ayaklar ile çıkarılabilsin.
müzisyenlerin yanında ritim "compas" tutan kişiler olur. dansçılar şarkıya göre değil bu ritme göre dans ederler.
flamenko şarkı örneği için: buradan
flamenko dans örneği için: buradan
türkiye'nin başarılı flamenko dansçıları olarak eren ergene ve rasime öktem'i, başarılı flamenko gitaristleri de ceyhun güneş, doruk okuyucu ve burak altuni'yi örnek gösterebiliriz.
hocam diye söylemiyorum ama eren ergene ispanya çıkışlı olmayan en iyi flamenko kareograf ve dansçılarından biridir.*))
flamenkonun pek çok makamında söylenen şarkılara "cante" adı veriliyor. bu makamlar 4/4'lük yahut 12'lik ritime sahip oluyorlar. makamlara göre şarkıların içerikleri değişiyor. örneğin 12'lik siguiriyas palosu aşk acısı, ölüm acısı gibi konuları işler. 4/4'lük tangos palosu ise aşk,sevgi gibi temaları daha coşkulu ve keyifli işler.
dans eden erkeklere bailaor, kadınlara ise bailaora adı verilir.
dansta topuk ve ayak ucu çivili ayakkabılar kullanılır ki teknik ayak hareketlerinde ritim ayaklar ile çıkarılabilsin.
müzisyenlerin yanında ritim "compas" tutan kişiler olur. dansçılar şarkıya göre değil bu ritme göre dans ederler.
flamenko şarkı örneği için: buradan
flamenko dans örneği için: buradan
türkiye'nin başarılı flamenko dansçıları olarak eren ergene ve rasime öktem'i, başarılı flamenko gitaristleri de ceyhun güneş, doruk okuyucu ve burak altuni'yi örnek gösterebiliriz.
hocam diye söylemiyorum ama eren ergene ispanya çıkışlı olmayan en iyi flamenko kareograf ve dansçılarından biridir.*))
devamını gör...
uzay tazısının yolculuğu
bir a.e. van vogt kitabıdır.
iyi bilimkurgu kitabı bulmak git gide zorlaşmaya başladı. teknoloji o kadar baş döndürücü bir hızda gelişiyor ki modern yazarlar bir bilimkurgu kitabına başladığında gerçekten kurgu olan şey kitap bitene kadar gerçekleşmiş oluyor ve onca emek boşa gidiyor.
o yüzden eski zamanlardan kalma bilimkurguları okuyup öngörülerinin ne kadar doğru çıktığını ya da yanlış çıktığını görmek daha mantıklı geliyor bana. büyük bir bilimkurgu hayranı olarak ve bilimkurgunun iyi edebiyat olduğuna inanan biri olarak bu kitaba geç kalmış olmaktan dolayı da büyük pişmanlık duydum.
kitap kütüphanede sırasını beklerken nedense elim hep başka kitaplara gitti ama okuyup bitirdikten sonra en iyi bilimkurgu kitapları listemde ilk on içindeki yerini aldı.
charles darwin’in evrim teorisinin temellerini atmak için yola çıktığı the beagle yani tazı isimli gemisiyle aynı adı taşıyan bir gemi ile bu sefer aynı teoriyi gözlemlemek için uzaya çıkan bir ekiple birlikteyiz romanda.
bu seyahatte karşımıza çıkanlar galapagos kaplumbağaları değil. evrimin daha üst bir düzeyinde olan varlıklar. yok olmuş gezegenlerde türünün tek örneği kalan ixtl, evrenin en aç kedisi coeurl, iyi niyetini göstermeye çalışan riim bu yaratıklardan bazıları. ve bir evrenin sonsuz korkunçluğu.
bir neksiyoloji uzmanının gözlemleri ve kendini kabul ettirme çabası eşliğinde okuyacağınız roman sizi de içine alacak ve uzay tazısının izinde evrenin sırlarını çözeceksiniz.
iyi bilimkurgu kitabı bulmak git gide zorlaşmaya başladı. teknoloji o kadar baş döndürücü bir hızda gelişiyor ki modern yazarlar bir bilimkurgu kitabına başladığında gerçekten kurgu olan şey kitap bitene kadar gerçekleşmiş oluyor ve onca emek boşa gidiyor.
o yüzden eski zamanlardan kalma bilimkurguları okuyup öngörülerinin ne kadar doğru çıktığını ya da yanlış çıktığını görmek daha mantıklı geliyor bana. büyük bir bilimkurgu hayranı olarak ve bilimkurgunun iyi edebiyat olduğuna inanan biri olarak bu kitaba geç kalmış olmaktan dolayı da büyük pişmanlık duydum.
kitap kütüphanede sırasını beklerken nedense elim hep başka kitaplara gitti ama okuyup bitirdikten sonra en iyi bilimkurgu kitapları listemde ilk on içindeki yerini aldı.
charles darwin’in evrim teorisinin temellerini atmak için yola çıktığı the beagle yani tazı isimli gemisiyle aynı adı taşıyan bir gemi ile bu sefer aynı teoriyi gözlemlemek için uzaya çıkan bir ekiple birlikteyiz romanda.
bu seyahatte karşımıza çıkanlar galapagos kaplumbağaları değil. evrimin daha üst bir düzeyinde olan varlıklar. yok olmuş gezegenlerde türünün tek örneği kalan ixtl, evrenin en aç kedisi coeurl, iyi niyetini göstermeye çalışan riim bu yaratıklardan bazıları. ve bir evrenin sonsuz korkunçluğu.
bir neksiyoloji uzmanının gözlemleri ve kendini kabul ettirme çabası eşliğinde okuyacağınız roman sizi de içine alacak ve uzay tazısının izinde evrenin sırlarını çözeceksiniz.
devamını gör...
normal sözlük aşık atışması
yavaş salla düşerim
gezegenden geçerim
hanchinanski’ye kalem yok
ben salata yapmaya giderim
gezegenden geçerim
hanchinanski’ye kalem yok
ben salata yapmaya giderim
devamını gör...
milgram deneyi
milgram deneyi: itaat dersleri
1960’larda yale üniversitesi’nde bir psikolog olan stanley milgram, itaat üzerine korkutucu bir dizi deney gerçekleştirdi.
milgram, bir durumun bir kişinin bilincini nasıl etkisi altına alabileceğini gösterdi.
bulguları; yahudi soykırımı, my lai katliamı ve ruanda’daki soykırım gibi zamanımızın bazı büyük vahşetlerini açıklamak için kullanıldı.
milgram, erkek ve kadın deneklerini hukukçuları, itfaiyecileri ve inşaat işçilerini içine alacak şekilde hayatın tüm alanlarından seçti. hepsi, saati 4.50 dolara, öğrenme ve cezalandırma üzerine bir deneye katılmaya hazırdı. denekler, görüş alanı dışında olan ama yan odadan duyabilen bir “öğreniciye”, bir çağrışım sözcükleri listesini okuyan “öğretici” olarak davranmak üzere, beyaz önlüklü bir doktor tarafından yönlendirildiler. eğer öğrenici bir çağrışımı yanlış algılarsa, o zaman öğreticiden her bir yanlış cevabın arkasından öğreniciye voltajı arttırarak elektrik şoku vermesi istendi.
ilk şok, “hafif şok – 15 volt”, sonucusu “tehlike: ciddi şok – 450 volt” olarak etiketlendi.
elbette, gerçek deney, ne kadar cezalandırmayı üstlenebileceklerini görmek üzere öğreticiler üzerineydi.
bir oyuncu olan öğrenici, 180 voltta acıya dayanamayacağını feryatlarla iletiyordu, 300 voltta katılmayı reddediyordu, 330 voltta sessizlik vardı.
stanley milgram’ı şaşırtan şey ise deneklerin % 65’inin, öğrenicinin hafif bir kalp sorunu olduğu söylenmesine rağmen sonuna kadar gidip 450 volta basmalarıydı.
öğreticilerin pek çoğu ciddi şekilde rahatsız olmuştu –bolca terleyerek ve dudaklarını ısırarak– ama beyaz önlüklü deneycinin kışkırtmasıyla, ahlaki vicdanlarına rağmen devam ettiler.
milgram’ın bulgusu, 1960’ların akademi camiasını hem etik açıdan tartışmalı yöntemleri hem de ürkütücü sonuçlarıyla dehşete düşürdü. ama bu araştırma, sıradan insanların otoritenin varlığı ile insanlık dışı hareketler yapmak üzere harekete geçirilebileceğini açıkça gösterdi.
milgram aynı zamanda deneğin psikolojik olarak kurbandan uzakta olmasıyla, daha çok acıya neden olacak emirleri daha rahat uyguladıklarını keşfetti. öğreticilerden sadece soruları okuyan ama şokları yönetmeyenlerin % 90’ı deneyi tamamladı. ancak şokları yönetmek üzere öğreniciyle temas kuranların yalnızca % 30’u 450 volta kadar çıktı.
devamını gör...
amel defterimiz kaybolursa ne olacak sorunsalı
30 gün içinde kaybolursa cennete iade edilebiliyormuşsunuz öyle biliyorum.
devamını gör...
fatih terim
ne kadar büyük bir isim ki fatih terim, rakip takımın taraftarlarını dahi bu başlığın altına toplayabiliyor. ya ağlamayın be kardeşim hoca daha 3 yıl takımın başında daha ço yargı dağıtacak. gitse ne sevinirdiniz değil mi? ama öyle bişey yok hoca takımın başında ve siz yine her zamanki looserlar olarak kalmaya devam edeceksiniz. bunada alışsanız iyi edersiniz çünkü bu sizin makus talihiniz.
devamını gör...
hasta toplumlar
kültür antropolojisi profesörü olan robert edgerton, tarafından 1992 yılında yayınlanan kitap (sick societies). bu kitap antropolojinin yerleşik kalıplarına kapsamlı bir meydan okuma olup, ilkel toplumların gelenek göreneklerinin bazen toplumları hasta ettiği ve hatta ölüme (yok olmaya) sürüklediğini göstermektedir.
türk toplumunun geleceği üzerine kafa yoran herkesin okumasında fayda olduğunu naçizane düşünmekteyim.
türk toplumunun geleceği üzerine kafa yoran herkesin okumasında fayda olduğunu naçizane düşünmekteyim.
devamını gör...
bir ömer hayyam rubaisi bırak
yıkık bir saray bu dünya dedikleri
gece ve gündüz atların durak yeri
yüz cemşid den arta kalmış bir dünya bu
yüz behram kendinin sanmış bu gökleri
gece ve gündüz atların durak yeri
yüz cemşid den arta kalmış bir dünya bu
yüz behram kendinin sanmış bu gökleri
devamını gör...
tüm yazarların karma puanlarını artırıyoruz kampanyası
ooo karma puan, alırım bi dal. *
devamını gör...
albert einstein
bilim dünyasına katkıları hedesi heryerde yazan bu şahsın, yayınlanan birçok makalesini ve içinde nobel ödülü aldıkları da bulunan çalışmaları dahil, hayatının dönüm noktası bütün buluşlarını, üniversitede kendisinden daha yüksek notla mezun olan ilk eşiyle birlikte yapmıştır.
psikolojik sorunları olan çocuğunun hastalığının annesinin genetiğinden kaynaklandığını düşünüp, annesini suçlamıştır.
eşiyle birlikte kazandığı ama sadece kendi adını yazdığı, imzasını attığı, zaten söz verdiği nobel ödülünün parasını, çocuğunun tedavisi ve geçimi için isteyen eşine, yıllar sonra, boşanma karşılığında vermiştir.
ilk eşine yazdığı mektupta, "evlilikten hiç bahsetmiyor, çok asil, hanımefendi bir kadın" diye bahsettiği kişi, kendisi için ideal gördüğü, herşeyi kabul eden ve evlilik istediğini söylemeyen sevgilisidir.
ayrıca süper zekasının ve ahlaksızlığının kabak gibi ortada olduğu mektupları akıllara zarardır..
çocukları ve kendisi için parasını isteyen çalışmalarını beraber yaptıklarını açıklamakla tehdit etmek zorunda kalan eşine, kendisinin saygın (!) bir bilimadamı olduğunu, kendisi çok başarılı (!) olduğu için, karşısındaki boşandığı kadına kimsenin inanmayacağını ve itimat etmeyeceğini de, kendi ağzından yazarak, hem kendi yaptığını iddia ettiği çalışmalarının tamamen kendine ait olmadığını, hemde eşi hak iddia ettiği taktirde inkar edeceğini itiraf ederek, süper zekasını ispatlamıştır.
14 mart doğumlu olduğunu öğrendiğimde, iğrenç karakterine, ahlaksızlığına, sahtekarlığına şaşırmadığım, balık burcu karın ağrısı adamdır, eksik olsaydı bilime katkıları hatta komple kendisi de keşke.
kadının kendi el yazısı ile yaptığı çalışmalarını bile imha etmeyi hesaplayacak kadar adi bir insan olabilirmi diye sordurtmuştur.
matematiğinden, iyi niyetinden, etinden sütünden faydalandığı mileva maric i, ilk çocuklarına hamileyken kendi işleri için başka bir ülkeye gitmiş, çocuk memuriyetine engel olacağı için, çocuksuz olarak yanına çağırmış, kadında çocuğu bırakıp adamın yanına gitmiştir.. üçüncü çocukları zihinsel özürlü doğunca, adam bu sefer sevgilisi ile düzenli bir ilişkiye başlayıp yine terk etmiş vs.
bu kadar akıllı bir kadın, neden oturup düşünmez.. hemde matematikte nam salmış bir kadın, eşine ödüller kazandıran bütün teorileri bulan, eşinin bütün çalışmalarının matematikle ilgili kısımlarını yapan bir kadın, neden oturup da kendi matematiğini hesaplayamaz,
verdiği bütün artıların karşılığında, gördüğü negatif muamelenin, "eksi" de olduğunun, bu adamın hiçbir değer taşımayan "0"
yazı ile sıfır olduğunun farkına varamaz,
kendi denklemindeki "yamukluğu" göremez...
hayatındaki kocaman "eğri" nin eşi olduğunu göremez..
akıl alır gibi değil...
psikolojik sorunları olan çocuğunun hastalığının annesinin genetiğinden kaynaklandığını düşünüp, annesini suçlamıştır.
eşiyle birlikte kazandığı ama sadece kendi adını yazdığı, imzasını attığı, zaten söz verdiği nobel ödülünün parasını, çocuğunun tedavisi ve geçimi için isteyen eşine, yıllar sonra, boşanma karşılığında vermiştir.
ilk eşine yazdığı mektupta, "evlilikten hiç bahsetmiyor, çok asil, hanımefendi bir kadın" diye bahsettiği kişi, kendisi için ideal gördüğü, herşeyi kabul eden ve evlilik istediğini söylemeyen sevgilisidir.
ayrıca süper zekasının ve ahlaksızlığının kabak gibi ortada olduğu mektupları akıllara zarardır..
çocukları ve kendisi için parasını isteyen çalışmalarını beraber yaptıklarını açıklamakla tehdit etmek zorunda kalan eşine, kendisinin saygın (!) bir bilimadamı olduğunu, kendisi çok başarılı (!) olduğu için, karşısındaki boşandığı kadına kimsenin inanmayacağını ve itimat etmeyeceğini de, kendi ağzından yazarak, hem kendi yaptığını iddia ettiği çalışmalarının tamamen kendine ait olmadığını, hemde eşi hak iddia ettiği taktirde inkar edeceğini itiraf ederek, süper zekasını ispatlamıştır.
14 mart doğumlu olduğunu öğrendiğimde, iğrenç karakterine, ahlaksızlığına, sahtekarlığına şaşırmadığım, balık burcu karın ağrısı adamdır, eksik olsaydı bilime katkıları hatta komple kendisi de keşke.
kadının kendi el yazısı ile yaptığı çalışmalarını bile imha etmeyi hesaplayacak kadar adi bir insan olabilirmi diye sordurtmuştur.
matematiğinden, iyi niyetinden, etinden sütünden faydalandığı mileva maric i, ilk çocuklarına hamileyken kendi işleri için başka bir ülkeye gitmiş, çocuk memuriyetine engel olacağı için, çocuksuz olarak yanına çağırmış, kadında çocuğu bırakıp adamın yanına gitmiştir.. üçüncü çocukları zihinsel özürlü doğunca, adam bu sefer sevgilisi ile düzenli bir ilişkiye başlayıp yine terk etmiş vs.
bu kadar akıllı bir kadın, neden oturup düşünmez.. hemde matematikte nam salmış bir kadın, eşine ödüller kazandıran bütün teorileri bulan, eşinin bütün çalışmalarının matematikle ilgili kısımlarını yapan bir kadın, neden oturup da kendi matematiğini hesaplayamaz,
verdiği bütün artıların karşılığında, gördüğü negatif muamelenin, "eksi" de olduğunun, bu adamın hiçbir değer taşımayan "0"
yazı ile sıfır olduğunun farkına varamaz,
kendi denklemindeki "yamukluğu" göremez...
hayatındaki kocaman "eğri" nin eşi olduğunu göremez..
akıl alır gibi değil...
devamını gör...
ormanci
kayıt tarihlerimiz arasında 4 ay, nick altı sayfarımız arasında 4 sayfa fark olan yazarımız.*
#1688249
ayrıca şu yukarıda görmüş olduğunuz tanıma bakarak , kol gibi 5 sayfa yazı döşeyen yazarları yok saymak da...* şov bence.*
bakın bu insanları galeyana getirmektir.
müslüüman
uuyuma!!!
.*
ekleme:
#1689146
rica ediciiim efenim, üzülmek nedir?
onlar bir takım,komiklikler, şakalar, boş lakırtılar, gülelim diye.. olmadı mı?*
#1688249
ayrıca şu yukarıda görmüş olduğunuz tanıma bakarak , kol gibi 5 sayfa yazı döşeyen yazarları yok saymak da...* şov bence.*
bakın bu insanları galeyana getirmektir.
müslüüman
uuyuma!!!
.*
ekleme:
#1689146
rica ediciiim efenim, üzülmek nedir?
onlar bir takım,komiklikler, şakalar, boş lakırtılar, gülelim diye.. olmadı mı?*
devamını gör...


