iyi ki varsın balkon
yaşadığım semtin en büyük nimeti, çay içmek için bire bir, tam bir halı saha büyüklüğünde*, bazen içimi açan bazen hüzünlendiren evimin önden çıkması.
az önce ordan geldim. elinde poşetler olan yaşlı bir teyze, başını uzatmış çöp karıştırıyordu. derin bir iç çektim, verdim sonra nefesimi mahalleye doğru.
gideyim de namazımı kılayım, teyzeme dua edeyim. o duadan bende nasiplenirim belki. zalımsın dünya.
az önce ordan geldim. elinde poşetler olan yaşlı bir teyze, başını uzatmış çöp karıştırıyordu. derin bir iç çektim, verdim sonra nefesimi mahalleye doğru.
gideyim de namazımı kılayım, teyzeme dua edeyim. o duadan bende nasiplenirim belki. zalımsın dünya.
devamını gör...
günün sözü
konuştuğun zaman, sadece bildiğini tekrar edersin. ama dinlersen, yeni birşeyler öğrenirsin.
dalay lama
dalay lama
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının şiirleri
gece,
yeni bir güne gebeyken
saat henüz 4.37
uyuyan bir kadın
rüyasında,
gözle görmediğini
kalbinde hissediyor önce.
bir kabus gibi
adeta
hızlanıyor kalbi
lakin kabus değil
biliyor
görüyor
hissedeyor
bitmiş bütün kabuslar
5 gece evvel
bir gece saati.
ardından,
rüyasına giriyor adam.
kadının
üstünü örmeye,
üşümesin diye;
öpmeye,
ruhu eksik kalmasin diye.
uyanıyor kadın
bir güzel rüyadan
akılda tek şey :
o güzel adam.
bir an düşünüyor
rüya miydi bütün bunlar?
sonra kulağına fisildiyor ruhu
senin tek gerçeğin
"bu güzel adam"
uyku sersemi
geçiyor masa başına
bir kalem
bir kağıt
ve kocaman bir sevda ile
başlıyor yazmaya,
sabahın ilk saatlerinde.
aklında tek bir sey:
kalbi güzel olan adam.
anlatmaya calişeyor
sevgisini
ruhu olmayan
iki kelam ile.
ama biliyor kadın .
anlatamasa bile anlayacak
ruhu güzel olan adam.
rahatlıyor önce,
kapatıyor masa lambasini
önünde küçük bir kağıt
üzerinde,
kağıdı bile ağlatan
o şiir
yatağa gidiyor kadın
usulca,
gecenin koynuna girer gibi
giriyor yatağına
hayattan istediği tek bir şey:
rüyasında tamamlanmak
bir kez daha
uyku,
bir anne şefkati ile
alıyor kucağına
bu meftun kadını.
kadının aklı, fikri
ruhu, kalbi
tek bir şeyi düşünüyor:
sevgiliyi,
o güzel adamı.
kadın bir kez daha anlıyor
yüreğindeki koca sevgiyi
düşüneyor duruyor
ne yapacağım deyu
lakin biliyor
o koca adam da seviyor
kendisini.
uykularinda bağırıyor kadın
bu adamı ne çok sevdiğini
bileyor çünkü
duymayacak kimse sesini.
uykuya yavaş yavaş
dalarken kadın
kapıları açılıyor
rüya aleminin.
gecenin sonunda
gün doğarkene
kadın ve adam
el ele
giriyorlar o kapıdan
büyük bir sevda ile.
yeni bir güne gebeyken
saat henüz 4.37
uyuyan bir kadın
rüyasında,
gözle görmediğini
kalbinde hissediyor önce.
bir kabus gibi
adeta
hızlanıyor kalbi
lakin kabus değil
biliyor
görüyor
hissedeyor
bitmiş bütün kabuslar
5 gece evvel
bir gece saati.
ardından,
rüyasına giriyor adam.
kadının
üstünü örmeye,
üşümesin diye;
öpmeye,
ruhu eksik kalmasin diye.
uyanıyor kadın
bir güzel rüyadan
akılda tek şey :
o güzel adam.
bir an düşünüyor
rüya miydi bütün bunlar?
sonra kulağına fisildiyor ruhu
senin tek gerçeğin
"bu güzel adam"
uyku sersemi
geçiyor masa başına
bir kalem
bir kağıt
ve kocaman bir sevda ile
başlıyor yazmaya,
sabahın ilk saatlerinde.
aklında tek bir sey:
kalbi güzel olan adam.
anlatmaya calişeyor
sevgisini
ruhu olmayan
iki kelam ile.
ama biliyor kadın .
anlatamasa bile anlayacak
ruhu güzel olan adam.
rahatlıyor önce,
kapatıyor masa lambasini
önünde küçük bir kağıt
üzerinde,
kağıdı bile ağlatan
o şiir
yatağa gidiyor kadın
usulca,
gecenin koynuna girer gibi
giriyor yatağına
hayattan istediği tek bir şey:
rüyasında tamamlanmak
bir kez daha
uyku,
bir anne şefkati ile
alıyor kucağına
bu meftun kadını.
kadının aklı, fikri
ruhu, kalbi
tek bir şeyi düşünüyor:
sevgiliyi,
o güzel adamı.
kadın bir kez daha anlıyor
yüreğindeki koca sevgiyi
düşüneyor duruyor
ne yapacağım deyu
lakin biliyor
o koca adam da seviyor
kendisini.
uykularinda bağırıyor kadın
bu adamı ne çok sevdiğini
bileyor çünkü
duymayacak kimse sesini.
uykuya yavaş yavaş
dalarken kadın
kapıları açılıyor
rüya aleminin.
gecenin sonunda
gün doğarkene
kadın ve adam
el ele
giriyorlar o kapıdan
büyük bir sevda ile.
devamını gör...
coldboy
hoşgeldin sevgili yazar..
devamını gör...
alttaki veya üstteki yazara bir şey bırakma saçmalığı
yetişemedigim başlıklardır. zira ne zaman alttaki ve üstteki yazara yorum yapacak olsam araya hep biri kaynar ve bundan dolayı da kendi yorumumu silmek zorunda kalırım. oynamıyorum küstüm ben edasıyla mızıkçılık yapıp başlıktan çıkarım.
devamını gör...
ağıl
hayvanların barınma ihtiyacı için çevresi ahşap veya taş ile çevrilmiş olan yere denir. ahırlardan farkı, ağılların genel olarak küçükbaş hayvanlar için ahırların ise büyükbaş hayvanlar için kullanılmasıdır.
devamını gör...
kimliksiz hikayeler
radyoda "mutluluk reklamı" çalıyordu. kadının tam arkasından gelen güneş ışıkları aynadaki görüntüyü görmesine izin vermiyordu ama dudaklarını göremese de şarkıya eşlik ettiğini kulağına gelen minik fısıltıdan anlayabiliyordu. kadın aynaya doğru eğildi. ne yaptığını göremiyordu ama sanki derinlerde, içinde bir yere bakmaya çalışır gibi odaklanmıştı. ince boynuna, narin ancak kıvrımlı hatlarına baktı. artık aşina olduğu vücutta göz gezdirdi. üzerindeki siyah minik elbise ince belini daha da ortaya çıkarmıştı. tam o esnada geriye döndü kadın. elindeki küpeleri göstererek "hangisi sence?" diye sordu. sağdakini işaret etti adam. parlak ancak minicik bir taş olan küpeyi. çünkü biliyordu ki kadın da içten içe onu istiyor ama sallantılı, şatafatlı küpeyi de gösterişine aldanıp aldığı için kararsızlık yaşıyordu. hep böyle olurdu zaten. alışır, sever ve bırakmazdı kadın. yeni olan güzel gelse de eskinin aşinalığını tercih ederdi. ve şatafat ilgisini çekse de sonunda sadeliğe çekilirdi. küpeleri taktı. altındaki sandalyeyi sakarca itti, sallandı, dengesini topladı. ellerini beline koyup "nasılım?" dedi.
"nasılsın, sahi kadın? yüzündeki gülümseme çok güzel, koskocaman. gözlerinin etrafında biraz daha belirginleşen çizgiler olmuş. yıllarca ne olursa olsun dik durmaya çalıştığın için, acıyı kabullenmemek için sığınağın olan gülüşlerinin izi, derinliği artmış. iki kaşının tam ortasındaki minik çizgi de derinleşmiş. düşünme izin. problem saydığın anları çözmek için biraz şaşkın, biraz üzgün bir ruh halinde olduğun o kaşını çatıp çatmama arası hareketin izi.
büyüdün mü kadın? yolunu bulmak için sağa sola çok savruldun. kimi zaman kavşaklarda, kimi zaman engebeli yollarda çok yoruldun.
seçimler istemiyorum artık. hayatımda hiçbir şeyi seçmek istemiyorum. duvarın rengi umrumda değil, boyansın sadece bunu umursuyorum derken seni ittiğim tercihlere mi isyan ettin kadın?
anlattıklarımın canını çok yaktığı o gece; kederle ve şokla dinlerken yatağa kıvrılıp bir bebek gibi uykuya sığındığın an... sonraki günlerde öfkene yenik düşüp ilk kez bir şeyleri kırıp dağıtman... acın arttıkça zehre dönüşen kelimelerin... kaçmaya çalışman kendinden, benden... bir çocuğun annesinden tokat yedikten sonra ağlamaya başladığında gitmek istediği başka kimse olmadığından yine annesine sarılması gibi seninle kalışım, demen... dayanamıyorum, gidiyorum ben dediğin gün... sıkı sıkı sarıp bırakmadığım için alışman acıya, affetmen...
affettin mi kadın? gerçek mi yüzündeki gülüş? tüm hayata, kendine yaptığın bir rol mü bu? yine gerçeklere dayanamadığın için sığındığın alan mı?
beni gerçekten seviyor musun kadın? yoksa yılların verdiği büyük bir alışkanlık mıyım senin için kulağındaki minik küçük küpeler gibi?" diye düşündü adam.
şarkı çalmaya devam ediyordu, kadın gülümsemeye. ağzından ise şu kelimeler döküldü adamın "harika görünüyorsun güzel.".
"nasılsın, sahi kadın? yüzündeki gülümseme çok güzel, koskocaman. gözlerinin etrafında biraz daha belirginleşen çizgiler olmuş. yıllarca ne olursa olsun dik durmaya çalıştığın için, acıyı kabullenmemek için sığınağın olan gülüşlerinin izi, derinliği artmış. iki kaşının tam ortasındaki minik çizgi de derinleşmiş. düşünme izin. problem saydığın anları çözmek için biraz şaşkın, biraz üzgün bir ruh halinde olduğun o kaşını çatıp çatmama arası hareketin izi.
büyüdün mü kadın? yolunu bulmak için sağa sola çok savruldun. kimi zaman kavşaklarda, kimi zaman engebeli yollarda çok yoruldun.
seçimler istemiyorum artık. hayatımda hiçbir şeyi seçmek istemiyorum. duvarın rengi umrumda değil, boyansın sadece bunu umursuyorum derken seni ittiğim tercihlere mi isyan ettin kadın?
anlattıklarımın canını çok yaktığı o gece; kederle ve şokla dinlerken yatağa kıvrılıp bir bebek gibi uykuya sığındığın an... sonraki günlerde öfkene yenik düşüp ilk kez bir şeyleri kırıp dağıtman... acın arttıkça zehre dönüşen kelimelerin... kaçmaya çalışman kendinden, benden... bir çocuğun annesinden tokat yedikten sonra ağlamaya başladığında gitmek istediği başka kimse olmadığından yine annesine sarılması gibi seninle kalışım, demen... dayanamıyorum, gidiyorum ben dediğin gün... sıkı sıkı sarıp bırakmadığım için alışman acıya, affetmen...
affettin mi kadın? gerçek mi yüzündeki gülüş? tüm hayata, kendine yaptığın bir rol mü bu? yine gerçeklere dayanamadığın için sığındığın alan mı?
beni gerçekten seviyor musun kadın? yoksa yılların verdiği büyük bir alışkanlık mıyım senin için kulağındaki minik küçük küpeler gibi?" diye düşündü adam.
şarkı çalmaya devam ediyordu, kadın gülümsemeye. ağzından ise şu kelimeler döküldü adamın "harika görünüyorsun güzel.".
devamını gör...
can sıkan dürümler
içine 2 yumruk çiğköfte koyulup geri kalanı göbek marulla doldurulmus ayrica boyu da kısa olan dürümlerdir.
devamını gör...
yaramızda kalsın
"ah kadehler kırıldılar sana bu gece" kısmı beni mahveden onur can özcan şarkısıdır.
devamını gör...
alırken insanı zengin gibi hissettiren şeyler
market poşeti.
elinde götürenler, manav reyonundan poşet araklayanlar, cebinden poşet ve türevi çıkaranların yanında 5 poşet demek acayip lüks ve havalı.
iç ses: ironi içerir yazsam mı? yok ya o kadar tanımışlardır herhalde beni.
elinde götürenler, manav reyonundan poşet araklayanlar, cebinden poşet ve türevi çıkaranların yanında 5 poşet demek acayip lüks ve havalı.
iç ses: ironi içerir yazsam mı? yok ya o kadar tanımışlardır herhalde beni.
devamını gör...
tanınmak için seri beğeni atan yazar
ne yapılsa yaranamıyor burada kimseye. yok size beğeni filan.
devamını gör...
dünyanın en büyük çay bardağı rize'de yükseliyor
eee sonra?
mimari zevkten bu kadar yoksun olup da bu kadar beton aşığı olmak da ne bileyim?
gelişmeyi beton olarak algılayan insanımız bunu hizmet olarak görecektir.
milli servet israfı...
mimari zevkten bu kadar yoksun olup da bu kadar beton aşığı olmak da ne bileyim?
gelişmeyi beton olarak algılayan insanımız bunu hizmet olarak görecektir.
milli servet israfı...
devamını gör...
profiline kendi fotoğrafını koyan yazar iticiliği
kime göre neye göre diyeyim önce.
keçi ile selfi çekilecem diye, mart güneşi gözümü yakmış. hatta ağlatmış ama değmişse,
sonuç, keçi için ve benim için de fena değilse, profile de koyarım.
keçinin sahibinden izin de almışım.
keçi ile selfi çekilecem diye, mart güneşi gözümü yakmış. hatta ağlatmış ama değmişse,
sonuç, keçi için ve benim için de fena değilse, profile de koyarım.
keçinin sahibinden izin de almışım.
devamını gör...
çubuk kraker yerken sigara içiyor gibi yapmak
hâla yaptığım zevkli aktivite diyebilirim. insanlar alışkanlıklarından kolay kurtulamıyor hele ki çocukluk alışkanlıklarından. ben bir de hızlı hızlı, kıtır kıtır yeme versiyonunu yapıyorum onun. aklıma geldi durun bir fırt çekiyim çubuktan.
devamını gör...
zülfü kaküllerin amber misali
sıdki baba'nın hz. muhammed için yazdığı, "insanı sessizleştiren" şiiri. erkan oğur'un yorumu ile harika bir müzik olmuştur. kafa radyoyu dinlerken karşınıza çıkabilir.
zülf-ü kaküllerin amber misali
buy-u erguvan dan güzelsin güzel
kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
şah-ı gülistan dan güzelsin güzel
yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
çekilmiş kaşların zülfikar olmuş
gözlerin aleme hükümdar olmuş
mihr-i süleyman dan güzelsin güzel
kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
hatmolmuş kadrinle tubayı hikmet
cemalin seyreden istemez cennet
sen huri gılman dan güzelsin güzel
gözlerin velfecri benzer imran 'e
seni seven aşık olur divane
yanakların şule, vermiş cihana
yüz mahı taban dan güzelsin güzel
çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
âşıkın öldürür şirin sözlerin
mısrın hazinesi değer gözlerin
zühre-i rahşan dan güzelsin güzel
sıdkı der suretim hattın secdegah
cümle güzellere oldum pişegah
güzeller tacısın yüzün padişah
yusuf-u kenan'dan güzelsin güzel
youtube
zülf-ü kaküllerin amber misali
buy-u erguvan dan güzelsin güzel
kızarmış gonca gül gibi yüzlerin
şah-ı gülistan dan güzelsin güzel
yüzünde yeşil ben aşikar olmuş
çekilmiş kaşların zülfikar olmuş
gözlerin aleme hükümdar olmuş
mihr-i süleyman dan güzelsin güzel
kurulmuş göğsünde bahçe-i vahdet
hatmolmuş kadrinle tubayı hikmet
cemalin seyreden istemez cennet
sen huri gılman dan güzelsin güzel
gözlerin velfecri benzer imran 'e
seni seven aşık olur divane
yanakların şule, vermiş cihana
yüz mahı taban dan güzelsin güzel
çiğ düşmüş çayıra benzer yüzlerin
âşıkın öldürür şirin sözlerin
mısrın hazinesi değer gözlerin
zühre-i rahşan dan güzelsin güzel
sıdkı der suretim hattın secdegah
cümle güzellere oldum pişegah
güzeller tacısın yüzün padişah
yusuf-u kenan'dan güzelsin güzel
youtube
devamını gör...
bir komplo teorisi bırak
zeytinli poğaça diye bir poğaça yok aslında. bunlar hep lorlu poğaçanın kendinin peynirli poğaça olmadığının anlaşılmaması için yaptığı hedef şaşırtmadır.
devamını gör...
klitoris
kadınların, cinsel ilişkiden zevk almaması için sünnet edildiklerinde kesilen organ.
devamını gör...


