lisedeki sıra arkadaşlığı
lise hazirlikta daha 2 tane farkli kisiyle sira arkasligi deneyimledik, ama bir turlu uyumu yakalayamadik. sonra bir gun koridorda uzgunken, yanima bir kiz geldi. “seninle arkadas olalim mi?” dedi. ben de “tamam”. 1-2 gun sonra da ayni sirada oturmaya karar verdik ve 4 sene sayesinde hic dost eksikligi hissetmedim. mezun olunca farkli ulkelerde oldugumu icin uzak mesafe iliskisine dondu iyice ama hala da gorusuruz, bazen aylarca haberlesmesek bile bir “merhaba” ile hergun gorusuyormusuz samimiyeti yakalayabiliyoruz. hayatimda ilk ve tek bilincli olarak arkadaslik kurdugun insandir.
devamını gör...
29 mayıs 2021 ayasofya cami sky maping gösterisi
lale devri yeniden yaşanıyor, yalnız bir farkla laleler g.t lalesi…
devamını gör...
parov stelar
ukde sahibi: urlalı
elektro swing müzik türünün öncülerinden avusturyalı yapımcı ve dj marcus füreder'in sahne adı.
daha çok house türüyle nitelendirdiği ilk albümlerini dinleyicilerle buluşturabilmek için avusturya'nın gençlik radyolarında programlar yaparak kariyerine başladı. elektro swing türündeki parçalarının dünya çapında tanınması ise, youtube'da dans videoları yayınlayan michael startsev ve sven otten gibi isimler üzerinden gerçekleşti. yüz milyonlarca izleyiciye ulaşan bu çalışmalar sayesinde, vaktiyle elektronik müziğe pek bir soğuk bakmış olanlar* bile sıkı birer elektro swing hayranı olmuştur. işte belki de fitili ilk ateşleyen catgroove videosuyla michael startsev, nam-ı diğer tsc forsythe:
elektro swing müzik türünün öncülerinden avusturyalı yapımcı ve dj marcus füreder'in sahne adı.
daha çok house türüyle nitelendirdiği ilk albümlerini dinleyicilerle buluşturabilmek için avusturya'nın gençlik radyolarında programlar yaparak kariyerine başladı. elektro swing türündeki parçalarının dünya çapında tanınması ise, youtube'da dans videoları yayınlayan michael startsev ve sven otten gibi isimler üzerinden gerçekleşti. yüz milyonlarca izleyiciye ulaşan bu çalışmalar sayesinde, vaktiyle elektronik müziğe pek bir soğuk bakmış olanlar* bile sıkı birer elektro swing hayranı olmuştur. işte belki de fitili ilk ateşleyen catgroove videosuyla michael startsev, nam-ı diğer tsc forsythe:
devamını gör...
seviyorum bu sözlüğü
gece gece gönlüme düşendir. yazarlarıyla, tanımlarıyla, modlarıyla, yakında radyosuyla bir başka sanki be !
bu arada ileride iyi bir bkz. olur bu laftan benden söylemesi *
bu arada ileride iyi bir bkz. olur bu laftan benden söylemesi *
devamını gör...
öğrenciyken yapılmış absürt meslekler
palyaçoluk. dışarıdan sert mizaçlı görünen, anti-sosyal bir adam olarak bunu kimseye inandıramadım.
öyle jonglörlük ağızdan alev çıkarma falan da yok. çor çocuğun yüzünü boyayıp sosis balondan köpek, kılıç, çiçek falan yapıp ellerine tutuşturuyoduk. sonra ertesi gün yine iş olan (hemi de 23 nisan) bir akşam barda otururken zamanının kankitosu "ağbi bu ahkşam içiyorüm ağbi. sana emanet artık şişli etfal'e mi alman hastanesi'ne mi götürürsün kafana göre" deyip gece 4'e kadar alkolün dibine vurunca, ilgili şahsı mecidiyeköy sokaklarında sürüklemek suretiyle evine bıraktığım için sabahına uyanamayıp geç kaldım. bir adet ayşe uğruna itlik serserilik paramdan oldum. çocuklar da palyaçosuz kaldı. değdi mi ayşe, sana soruyorum? ne vardı bizim çocuğu bu kadar içirecek hı?
öyle jonglörlük ağızdan alev çıkarma falan da yok. çor çocuğun yüzünü boyayıp sosis balondan köpek, kılıç, çiçek falan yapıp ellerine tutuşturuyoduk. sonra ertesi gün yine iş olan (hemi de 23 nisan) bir akşam barda otururken zamanının kankitosu "ağbi bu ahkşam içiyorüm ağbi. sana emanet artık şişli etfal'e mi alman hastanesi'ne mi götürürsün kafana göre" deyip gece 4'e kadar alkolün dibine vurunca, ilgili şahsı mecidiyeköy sokaklarında sürüklemek suretiyle evine bıraktığım için sabahına uyanamayıp geç kaldım. bir adet ayşe uğruna itlik serserilik paramdan oldum. çocuklar da palyaçosuz kaldı. değdi mi ayşe, sana soruyorum? ne vardı bizim çocuğu bu kadar içirecek hı?
devamını gör...
uludağ sözlük geleneğiyle yetişen yazar
benim. bebeydim oraya düştüğüm zaman. 22 yaşında mıydım? sanırım. y o r u l d u m, vurdurmak, vurdurdum dövmesi, yalarum, nonnik, cikcik falan ne varsa orada öğrendim. oradan buradan alıntıladığı yazıları paylaşıp onları kendisinin yazdığını zannedip bizi onu kıskanmakla suçlayanları, mesaja cevap gelmeyince inşallah ölürsün diyen arkadaşları, bol bol psikolojik rahatsızlıkları gördüm. hatta bir ara cinsel organ atan bir yazar vardı, eleştirilere kulak asıp daha temiz donlar giymeye başladı deniyordu. ben künah diye bakmadım tabii. bilen bilir edep, hayâ ve ar gibi aynı anlama gelen tüm özelliklere sahip biriyimdir.
uludağ çok iyi yazarlara sahip sözlüklerden biriydi. sahiden enfes yazarlar vardı. akış harika başlıklar ile doluydu, kaliteli troll'ler, özenli yazılar, her meslekten zeki insanlar vardı. çok güzel buluşmalar düzenledik tanışıp, çoğu yakın arkadaşımla oradan tanıştım vs vs. sonra iyi yazarlar o güzel atlara binip gittiler. çünkü gruplaşma vardı, bir yazara kafayı takıp onlarca insan bir kişiye karşı linç başlatıyordu, duygusal ilişkiler ortaya seriliyordu, hakaret ve saldırganlık ile insanlar fikirlerini savunuyordu. ne oldu? bu durumu sorun etmeyen az sayıda insan kaldı orada. ben bunlara gelemem diyenler çekip gitti.
ve bu bir gelenek ya da kültür değildi. öyle olsa kaliteli yazarlar kalır ve yazmaya devam ederdi. sözlük bozuldu diye yazarlar gitti. 2016 sonrası sözlük ile ilgilenilmemesinin (meme dedim) saldırganlığı ve özensizliğini de uludağ geleneği adı altında pazarlamamak lazım gelir.
özetle, 2016 öncesi orada yazmaya başlamış herkes burada da zorlanmadan yazar. hatta keşke gelseler yazsalar ne iyi olurdu. keşkeler..
uludağ çok iyi yazarlara sahip sözlüklerden biriydi. sahiden enfes yazarlar vardı. akış harika başlıklar ile doluydu, kaliteli troll'ler, özenli yazılar, her meslekten zeki insanlar vardı. çok güzel buluşmalar düzenledik tanışıp, çoğu yakın arkadaşımla oradan tanıştım vs vs. sonra iyi yazarlar o güzel atlara binip gittiler. çünkü gruplaşma vardı, bir yazara kafayı takıp onlarca insan bir kişiye karşı linç başlatıyordu, duygusal ilişkiler ortaya seriliyordu, hakaret ve saldırganlık ile insanlar fikirlerini savunuyordu. ne oldu? bu durumu sorun etmeyen az sayıda insan kaldı orada. ben bunlara gelemem diyenler çekip gitti.
ve bu bir gelenek ya da kültür değildi. öyle olsa kaliteli yazarlar kalır ve yazmaya devam ederdi. sözlük bozuldu diye yazarlar gitti. 2016 sonrası sözlük ile ilgilenilmemesinin (meme dedim) saldırganlığı ve özensizliğini de uludağ geleneği adı altında pazarlamamak lazım gelir.
özetle, 2016 öncesi orada yazmaya başlamış herkes burada da zorlanmadan yazar. hatta keşke gelseler yazsalar ne iyi olurdu. keşkeler..
devamını gör...
korsanların göz bandı takması
korsanların tek gözünü güvertedeki aydınlığa, diğer gözünü ise ambardaki karanlığa adapte etmek için göz bandı takması durumudur.
yani bizlerin -en azından benim- sandığımız gibi, oyulmuş gözlerini saklamak için takmıyorlarmış.
yani bizlerin -en azından benim- sandığımız gibi, oyulmuş gözlerini saklamak için takmıyorlarmış.
devamını gör...
mısır şurubu kotasının 2,5'tan 5'e çıkarılması
nişasta bazlı şekerlerin kotası yüzde 100 artırılarak, yüzde 2.5’dan yüzde 5’e çıkarıldı.
şeker kotalarının düzenlenmesi ve uygulanmas ilişkin yönetmelik resmi gazete’de yayımlandı.
yönetmelikte nişasta bazlı şekerlerin kotası yüzde 2.5’dan yüzde 5’e çıkarıldı.
cumhurbaşkanı bu kotayı yüzde 50 düşürme ve artırmaya yetkili olacak. bilindiği üzere nişasta bazlı şekerlerin kotası 2018 yılında önc yüzde 10’dan yüzde 5’e bir yıl sonra da yüzde 2,5’a düşürülmüştü.
2002’deki yönetmelik yürürlükten kaldırıldı
diğer yandan 2002 yılında uygulamaya konulan, şeker kotalarının düzenlenmesine ilişkin yönetmelikte yürürlükten kaldırıldı.
yiğit bulut, “cumhurbaşkanı izin vermez” demişti
uzun süredir gündemde olan nişasta bazlı şeker kotası konusunda cumhurbaşkanı başdanışmanı yiğit bulut, “zehir lobisine savaş açtım” demiş ve 3 yıl önce televizyon programında şunları söylemişti:
“bu ülkede nbş (nişasta bazlı şeker) ile savaşı başlatan ilk kişi benim. ben nbş ile savaşı başlatana kadar hiçbir gazeteci konuşamamıştı konu hakkında. halen de konuşan yok. reklam pastası ve korkudan kimse konuşamaz. türkiye’nin çocukları gerçek şeker yiyecekse, şeker üretimi yapabilecekse ve hayatta kalması gerekiyorsa ben size şunu söylüyorum; sayın cumhurbaşkanımız asla böyle bir şeye izin vermez. bakın dinleyen herkese sesleniyorum; tüketimden gelen gücünüzü kullanın; yarın sabahtan itibaren su ve ayran haricinde nbş kullanılan hiçbir ürünü çocuklarınıza içirmeyin. var mısınız? gerçek şeker kullanmanın 250 katı maliyeti var. nbş o kadar adi bir şey ki maliyeti 250’de 1’e düşüyor. beni bu çağrımdan dolayı öldürürler. nbş lobisi o kadar güçlü bir lobi ki beni öldürürler.
buradan
şeker kotalarının düzenlenmesi ve uygulanmas ilişkin yönetmelik resmi gazete’de yayımlandı.
yönetmelikte nişasta bazlı şekerlerin kotası yüzde 2.5’dan yüzde 5’e çıkarıldı.
cumhurbaşkanı bu kotayı yüzde 50 düşürme ve artırmaya yetkili olacak. bilindiği üzere nişasta bazlı şekerlerin kotası 2018 yılında önc yüzde 10’dan yüzde 5’e bir yıl sonra da yüzde 2,5’a düşürülmüştü.
2002’deki yönetmelik yürürlükten kaldırıldı
diğer yandan 2002 yılında uygulamaya konulan, şeker kotalarının düzenlenmesine ilişkin yönetmelikte yürürlükten kaldırıldı.
yiğit bulut, “cumhurbaşkanı izin vermez” demişti
uzun süredir gündemde olan nişasta bazlı şeker kotası konusunda cumhurbaşkanı başdanışmanı yiğit bulut, “zehir lobisine savaş açtım” demiş ve 3 yıl önce televizyon programında şunları söylemişti:
“bu ülkede nbş (nişasta bazlı şeker) ile savaşı başlatan ilk kişi benim. ben nbş ile savaşı başlatana kadar hiçbir gazeteci konuşamamıştı konu hakkında. halen de konuşan yok. reklam pastası ve korkudan kimse konuşamaz. türkiye’nin çocukları gerçek şeker yiyecekse, şeker üretimi yapabilecekse ve hayatta kalması gerekiyorsa ben size şunu söylüyorum; sayın cumhurbaşkanımız asla böyle bir şeye izin vermez. bakın dinleyen herkese sesleniyorum; tüketimden gelen gücünüzü kullanın; yarın sabahtan itibaren su ve ayran haricinde nbş kullanılan hiçbir ürünü çocuklarınıza içirmeyin. var mısınız? gerçek şeker kullanmanın 250 katı maliyeti var. nbş o kadar adi bir şey ki maliyeti 250’de 1’e düşüyor. beni bu çağrımdan dolayı öldürürler. nbş lobisi o kadar güçlü bir lobi ki beni öldürürler.
buradan
devamını gör...
çalıkuşu ayrı yazılır
hüseyin rahmi gürpınar’ın çalıkuşu romanındaki çocuk ruhlu feride kendini öğretmenlik mesleğine adamıştır. bir kadın olarak toplumda var olma mücadelesi içine girer. teneffüslerde ise çocuklar ile okuldaki ağaçlara tırmanır ve daldan dala atlar. onu gören muallim “bu kız insan değil, çalıkuşu” der. türkiye'de yeni ve modern bir dönemin başlamasını özendiren bir romanın kahramanı olduktan sonra kafa sözlük’e çalıkuşu ayrı yazılır nicki ile teşrif eder. bize yeni başlangıçlar yapmayı özendir sempatik yazar.
devamını gör...
oblomovluk
ahmet özcan'ın açık mektuplar kitabında da yazdığı gibi:
oblomovluk, bir asosyallik değil, antisosyallik, tembellik değil şuurlu atalet, agorafobi değil, bir varoluş trajedisidir.
insanlara, topluma ve dünyaya duyulan bir nefretin değil, tanrıya ve kadere sitemin ifadesidir. oblomov, temiz yürekli, iyi niyetli, dürüst ve zeki bir kişiliktir. duygusal ve saftır. inançlı ve ahlaklıdır. her şeyi yarına bırakmak, ertelemek, eyleme geçmemek "sorumsuzluğun" ürünü değil, tersine sorumluluk duygusuyla irkilmenin yarattığı donukluğun sonucudur. oblomov, uyuşukluk değil, belki fazla uyanıklığın; hayata yukardan bakmanın, bütün sonuçları görerek "son"ları karşılamak istememenin yıkılmışlığıdır. yalnızlık, "sigara külü kadar yanlızlık"tır, oblomov. içe dönmek, kendinden ibaret bir dünya kurarak yaşama havlu atmaktır. "gölge etmeyin başka ihsan istemem demektir". ölümü, "yaşayan ölü" haline dönüşerek yenmek, hayat kıvılcımlarını yok ederek ölümün işlevini elinden almaktır.
- oblomov olunuz.
oblomovluk, bir asosyallik değil, antisosyallik, tembellik değil şuurlu atalet, agorafobi değil, bir varoluş trajedisidir.
insanlara, topluma ve dünyaya duyulan bir nefretin değil, tanrıya ve kadere sitemin ifadesidir. oblomov, temiz yürekli, iyi niyetli, dürüst ve zeki bir kişiliktir. duygusal ve saftır. inançlı ve ahlaklıdır. her şeyi yarına bırakmak, ertelemek, eyleme geçmemek "sorumsuzluğun" ürünü değil, tersine sorumluluk duygusuyla irkilmenin yarattığı donukluğun sonucudur. oblomov, uyuşukluk değil, belki fazla uyanıklığın; hayata yukardan bakmanın, bütün sonuçları görerek "son"ları karşılamak istememenin yıkılmışlığıdır. yalnızlık, "sigara külü kadar yanlızlık"tır, oblomov. içe dönmek, kendinden ibaret bir dünya kurarak yaşama havlu atmaktır. "gölge etmeyin başka ihsan istemem demektir". ölümü, "yaşayan ölü" haline dönüşerek yenmek, hayat kıvılcımlarını yok ederek ölümün işlevini elinden almaktır.
- oblomov olunuz.
devamını gör...
arkadaşın ölmesi
bu acıyı burada nasıl tarif edeyim?
devamını gör...
nagehan alçı'nın kendisini damardan rock'çı ilan etmesi
"demek çok da hard rockçu değil" ifadesiyle güldürmüş haber.
daha hangi şekillere bürüneceklerini merak ediyorum. rüzgar nereden eserse oraya gitmek de zor olsa gerek.
gerçi bana ne?!
aklıma gelmişken şunu da ekleyeyim:
(bkz: bu herifi de hiç sevmem)
daha hangi şekillere bürüneceklerini merak ediyorum. rüzgar nereden eserse oraya gitmek de zor olsa gerek.
gerçi bana ne?!
aklıma gelmişken şunu da ekleyeyim:
(bkz: bu herifi de hiç sevmem)
devamını gör...
robins (yazar)
sayın yazarın paylaşımları, özellikle sağlık ile ilgili olanları okuyup bilgi sahibi olmak çok güzel. sağolsun bilgisi de, kalemi de güzel. hep yazsın, okuyalım. emeğine sağlık sayın yazar.
devamını gör...
hotaru no haka
orijinal ismi hotaru no haka olan, türkçeye ateşböceklerinin mezarı olarak çevrilen 1988 yapımı animasyon film. ısao takahata tarafından yazılmış/yönetilmiş olup studio ghibli imzasıyla çıkmıştır (ısao takahata, hayao miyazaki ile studio ghiblinin kurucusudur).
2. dünya savaşı'nın yavaş yavaş sonlarına gelinirken amerika japon karasını havadan aralıksız bombalamaya başlamıştır. hikayemiz de tam olarak böyle başlar zaten. fakat bu hikayede öyle kahraman askerler cesur komutanlar falan yoktur. hikaye iki japon çocuğun/kardeşin hikayesidir ve otobiyografik bir romandan uyarlanmıştır (ayrıntı için spoilerlı yeri okuyabilirsiniz)
--! spoiler !--
film akiyuki nosaka'nın, 2. dünya savaşı'nda açlıktan ölen kızkardeşinden özür dilemek amacıyla yazdığı hotaru no haka isimli kısmi otobiyografik romanından uyarlanmıştır.
--! spoiler !--
hikayenin konusundan daha fazla bahsetmeyeceğim. izlememiş iseniz, kimsenin sizi rahatsız etmeyeceğinden emin olduğunuz bir zamanda alın battaniyenizi çekilin köşenize ve sessizce izleyin filmi. zira filmin her bir karesi bir sanat eseri gibi, müziklerinden bahsetmiyorum bile..
trivia: kimsesizlerinkimiraikkonen yazarının en sevdiği filmlerdendir kendisi. en sevdiği filmleri defalarca izlemeye bayıldığı halde bu filmi toplamda ancak iki kere izleyebilmiştir. ikisinde de uzunca süre etkisinde kalmıştır. bu sebeple daha fazla izleyememiştir.
2. dünya savaşı'nın yavaş yavaş sonlarına gelinirken amerika japon karasını havadan aralıksız bombalamaya başlamıştır. hikayemiz de tam olarak böyle başlar zaten. fakat bu hikayede öyle kahraman askerler cesur komutanlar falan yoktur. hikaye iki japon çocuğun/kardeşin hikayesidir ve otobiyografik bir romandan uyarlanmıştır (ayrıntı için spoilerlı yeri okuyabilirsiniz)
--! spoiler !--
film akiyuki nosaka'nın, 2. dünya savaşı'nda açlıktan ölen kızkardeşinden özür dilemek amacıyla yazdığı hotaru no haka isimli kısmi otobiyografik romanından uyarlanmıştır.
--! spoiler !--
hikayenin konusundan daha fazla bahsetmeyeceğim. izlememiş iseniz, kimsenin sizi rahatsız etmeyeceğinden emin olduğunuz bir zamanda alın battaniyenizi çekilin köşenize ve sessizce izleyin filmi. zira filmin her bir karesi bir sanat eseri gibi, müziklerinden bahsetmiyorum bile..
trivia: kimsesizlerinkimiraikkonen yazarının en sevdiği filmlerdendir kendisi. en sevdiği filmleri defalarca izlemeye bayıldığı halde bu filmi toplamda ancak iki kere izleyebilmiştir. ikisinde de uzunca süre etkisinde kalmıştır. bu sebeple daha fazla izleyememiştir.
devamını gör...
başarılı insanların ortak özellikleri
asla pes etmemek
devamını gör...
normal sözlük’ün sevilmeyen yazarları veri tabanı
hiçbirinizi tanımıyorum. o yüzden hepinizi seviyorum.
devamını gör...
milena'ya mektuplar
franz kafka'nın aşkı milena jesenska'ya yazdığı mektupların derlendiği kitap. kafka; vasiyet olarak yakın arkadaşından ölümünün ardından içinde bu mektupların da olduğu birkaç romanının, günlüklerinin ve el yazılarının yakılmasını istemiş. ancak arkadaşı kafka'ya verdiği sözü tutmamış ve bu kitap da elimize böylece ulaşmış. tabii kafka bunu ne kadar isterdi, orası tartışılır.*
çok hevesle aldığım ancak nadiren yarım bıraktığım kitaplardan birisi oldu. özellikle bir yerden sonra, mektupları yalnızca franz kafka'nın ağzından okuduğumuz için olay örgüleri birbirinden çok kopuk ve akıcılığı yok. ayrıca gerçekten duygusal olarak ağır bir kitap olduğunu düşünüyorum. aşkın bu kadar yoğun tasvir edildiği cümleler romantizmden hoşlanmayan insanlar için yorucu gelebilir. yine de övüldüğü kadar olmasa da insanın içine işleyen pek çok kısmı var ve bu sebeple okunmaya değer.
çok hevesle aldığım ancak nadiren yarım bıraktığım kitaplardan birisi oldu. özellikle bir yerden sonra, mektupları yalnızca franz kafka'nın ağzından okuduğumuz için olay örgüleri birbirinden çok kopuk ve akıcılığı yok. ayrıca gerçekten duygusal olarak ağır bir kitap olduğunu düşünüyorum. aşkın bu kadar yoğun tasvir edildiği cümleler romantizmden hoşlanmayan insanlar için yorucu gelebilir. yine de övüldüğü kadar olmasa da insanın içine işleyen pek çok kısmı var ve bu sebeple okunmaya değer.
devamını gör...


