1.
bu durum bence gerçekten kelimelerle değil daha çok ortak bir zeminde konuşabilmekle ilgili.. benzer sosyo-ekonomik koşullardan geçmiş, benzer eğitim süreçlerinden süzülmüş ya da hayatın benzer yerlerinden sınanmış insanların birbirini daha az çabayla anlayabilmesi biraz da bu yüzden bence. çünkü o insanların dünyayı okuma biçimleri, kırıldıkları yerler, önemsedikleri detaylar çoğu zaman örtüşüyor.
iş yerinde aynı yaşlarda olduğum, aynı fakülteden mezun bir arkadaşım var misal. konuşurken fark ediyorum ki, bazı şeyleri uzun uzun anlatmamıza gerek kalmıyor. neyi neden önemsediğimizi, hangi durumda nasıl hissedeceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz. hatta işin ilginç tarafı, müzik zevklerimiz bile neredeyse aynı. bu da sanki sadece düşüncelerimizin değil, ruh halimizin de benzer frekansta çalıştığını hissettiriyor.
hayata bakışımız, hassasiyetlerimiz, tepkilerimiz birbirine yakın olunca iletişim de daha akışkan hale geliyor. bir cümleyi yarım bıraksan bile karşı taraf tamamlayabiliyor. belki de aynı dili konuşmak böyle bir şeydir. yani aynı kelimeleri kullanmaktan çok, aynı yerlerden anlamak..
iş yerinde aynı yaşlarda olduğum, aynı fakülteden mezun bir arkadaşım var misal. konuşurken fark ediyorum ki, bazı şeyleri uzun uzun anlatmamıza gerek kalmıyor. neyi neden önemsediğimizi, hangi durumda nasıl hissedeceğimizi az çok tahmin edebiliyoruz. hatta işin ilginç tarafı, müzik zevklerimiz bile neredeyse aynı. bu da sanki sadece düşüncelerimizin değil, ruh halimizin de benzer frekansta çalıştığını hissettiriyor.
hayata bakışımız, hassasiyetlerimiz, tepkilerimiz birbirine yakın olunca iletişim de daha akışkan hale geliyor. bir cümleyi yarım bıraksan bile karşı taraf tamamlayabiliyor. belki de aynı dili konuşmak böyle bir şeydir. yani aynı kelimeleri kullanmaktan çok, aynı yerlerden anlamak..
devamını gör...