prometheus, yunan mitolojisinde insanlığa ateşi getiren titan olarak bilinir. zeus’un yasağına rağmen ateşi olimpos’tan çalıp insanlara verir. mitolojide ateş yalnızca fiziksel bir şey değil.. bilgi, uygarlık, düşünce ve özgürlüğün sembolüdür. bu yüzden prometheus, otoriteye karşı insanlığın yanında duran ilk asi figürlerden biri olarak görülür. zeus ise onu kafkas dağları’nda bir kayaya zincirler ve her gün bir kartal onun karaciğerini yer. gece olduğunda karaciğeri yeniden oluşur ve işkence sonsuza kadar sürer.
prometheus’un karaciğerinin her gün yeniden oluşması, modern çağda bilim insanlarının dikkatini çekmiş. çünkü karaciğer gerçekten de kendini yenileyebilen nadir organlardan biri. ancak araştırmacılar, antik yunanların bunu bilimsel olarak bildiğine dair kesin bir kanıt olmadığını söylüyor.
gençlerin bazı sözlerini anlamamaya başladım. sanki beni bir süre uyutmuşlar ve bambaşka bir zamanda uyanmışım gibi.. z kuşağının jargonu bazen anlaşılmaz geliyor. teknolojiye de onlar kadar hakim olamıyorum. muhabbetlerine salça olmamaya başladım artık. sanki birileri yanımda yabancı dil konuşuyormuş gibi boş boş bakıyorum sadece.
bir ara bende çok sarmıştım bu işe. ama chatgpt'nin nabza göre şerbet veren hali bir süre sonra beni sinir etmeye başladı. sürekli benzer yorumlar yapıyordu. sıkıldım ve bıraktım.
28 mayıs 2013’te birkaç ağacı korumak için başlayan ses, kısa sürede bu ülkenin vicdanına dönüşmüştü.
o günlerde sokaklarda kurulan dayanışma, paylaşılan ekmek, birbirini hiç tanımayan insanların birbirine sahip çıkışı hala hafızalarda capcanlı duruyor.
aradan 13 yıl geçmiş. kimi gitti, kimi susturuldu, kimi belki hala aynı acıyı içinde taşıyor. ama gezi’nin bıraktığı şey yalnızca bir direniş değildi. başka bir hayatın, başka bir ülkenin mümkün olduğuna dair inançtı.
bugün gezi’yi anmak, kaybettiklerimizi, yarım kalan umutları ve korkmadan yan yana durabilmenin güzelliğini hatırlamaktır.
tüm anneler adına konuşamam ama kendi adıma söyleyebilirim ki oğluma duyduğum sevgi planlanmış ya da özellikle kurulmuş bir bağ değil. çok doğal gelişen, insan doğasının parçası bir şey. erkek çocukları için ilk aşk gibidir anneleri. ben hastane odasında kucağıma verdikleri ilk andan itibaren büyük bir sevgiyle bağlandım oğluma. tüm anlarını kayıt cihazı gibi kaydettim hafızama.
erkek çocuklarının anneleriyle kurduğu bağın biraz farklı olduğunu düşünüyorum. küçükken gerçekten annenin kendisinin bir parçası olduğunu sanıyorlar. büyüse de o his tamamen gitmiyor. ergen oldu, boyu beni geçti ama hala canı sıkıldığında ilk bana gelir, bir şey olduğunda benim onun tarafında duracağımı bilmek ister. bazen beni ayrı bir birey gibi değil de koşulsuz yanında duran bir liman gibi görüyor.
ben onun yüzündeki küçücük bir değişimi bile anlarım. çocukken düştüğünde dizinde kalan izi, ilk kez top oynarken yaşadığı heyecanı, yüzmeyi öğrendiği günü, ilk kelimelerini… hepsini zihnimde tek tek taşıyorum. annelik biraz da kimsenin önemsemeyeceği küçücük anıları bile kalbinin içinde büyütmek.. o mutlu olsun diye verdiğim emeği hiçbir zaman yük gibi hissetmedim. çünkü insan bazen evladının bir gülümsemesiyle bütün yorgunluğunu unutabiliyor.
balzac hukuk eğitimi alan bir yazardı ve bir burjuva ailesinden geliyordu. abartılı kahve tüketimi için ekonomisi müsaitti ve karakteri de buna uygundu bence. bildiğim kadarıyla boğa burcuydu ve bu da midesine düşkün olmasını açıklar. 50 bardak olmasa da fazla olduğu kabul edilebilir.
de gülüm! de ki: ela bir günde geleceğim
istanbul darmadağın olacak, saçlarım
darmadağın. hepsi, darmadağın!
üzülme gülüm! toparlanacağız, birlikte,
ayağa da kalkacağız, yürüyeceğiz de gülüm
hem de çelikten toprağını dele dele hayatın!
çok severim. iyi anlaştığım bir burç mensubudur. ince düşünüp, empati yapmalarına bayılıyorum. her ayrıntıyı gören gözleri, senin farkedilmez sandığın ihtiyaçlarını görüyor, çalışmayı seven yapıları hayatı senin için kolaylaştırıyor. var olsunlar..
#3988965
hahaha bu entry bana bir şiiri hatırlattı. kendisini sevmem ama necip fazıl'ın beklenen adlı güzel bir şiiri var;
"sen, kaçan ürkek ceylânsın dağda,
ben, peşine düşmüş bir canavarım!
istersen dünyayı çağır imdada;
sen varsın dünyada, bir de ben varım!"
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.