gelse gelse kavga ortamını gören ve ondan hoşlanan yazarlar gelecektir buraya.. huzur isteyen için iyi bir seçenek değil malesef.
kavga ederken üzerine su püskürtüp soğutma çalışmaları yapan bir moderasyon da olmayınca burası iyice ucubeler pazarına döner.
bu haliyle spartacus dizisinde arenaya çıkan gladyatörlerin dövüşünü izleyen kalabalıklara dönüşeceğiz.
kan ve gözyaşı.. sözlük bu olmamalı..
oğlanı da kızı da savunma sporlarına gönderdim. burası türkiye çünkü, ne zaman nasıl bir psikopatla karşılaşacakları belli olmaz.
yalnız ben okullu değilim, mecbur kalırsam karadüzen.. işte tekme, tokat, ısırma, saç çekme, sopayla kafa kırma falan..
her başlık mayınlı arazi gibi... yanlış alana basmadan ilerlemek nasıl mümkün olacak?
kendi halinde yazıp çıkmak isteyenler korkacaklardır benim gibi. sözlüğün bu hali ürkünç. gerginlik benim tercih ettiğim bir iletişim şekli değil. yazdığım mekanların daha huzurlu olmasını isterdim.
“halbuki” anlamına yakın bir ifade...
beklenen bir durumun aksini belirtmek veya iki düşünce arasında karşıtlık kurmak için kullanılır.
kıraç'ın bir şarkısında geçer aynı zamanda; "oysa bir umuttu hep
gönlü besleyen
dayan yüreğim diyen
ama kapkara bir yel her yanı sardı
bende bir tek can kaldı"
elimize mi yapışacak! kendim alırım yemeğimi, servisimi..
bazı işletmelerde saatlerce hizmet beklememek için geliştirilmiş faydalı ve etkili bir uygulama bence. yeterli hizmet elemanı yok ama mekan çok kalabalık. napacaksın, mecbur self servis.. beklemek yerine kendim alırım daha iyi.
biraz yaşadığın andır bence. mutluluk öyle sürekli devam eden, insanın içini taşıran bir enerji değil. çoğu zaman yaşarken farkına bile varmıyorsun. ancak zaman geçip geriye baktığında, aslında ne kadar mutlu olduğunu anlıyorsun. çünkü mutluluğu yaşarken sıradanlaştırıyoruz, kaybedince ya da geride bırakınca kıymetini anlıyoruz.
mesela şu an mutluyum diyebilirim. çünkü mutsuz olmamı gerektiren bir şey yok. hayatımda her şey kusursuz değil belki ama içimde de büyük bir huzursuzluk yok. belki göğsümü çarptıran, dünyayı kucaklama isteği uyandıran bir mutluluk yaşamıyorum. daha çok, varlığına alıştığım bir iyi olma hali gibi. belki seneye bugünleri hatırlayıp ne güzel zamanlarmış diyeceğim. belki de o zaman anlayacağım şu an mutlu olduğumu. şimdilik göz kararı anlaşılan bir mutluluk.
her gün yürünen yollar, ezbere dönüşen rotalar.. sabah işe navigasyonsuz giderim misal, akşam eve gelirken de navigasyon istemez. onun dışında gün içinde kaybolma seçeneği açık.
nobel ödüllerinin siyasi olduğuna inanıyorum. bu yüzden uzun zamandır kimin hak edip kimin etmediği üzerinden bir hakkaniyet arayışına girmiyorum. elbette bazen ödül gerçekten hak eden birine veriliyor, ortaya çıkan iş de takdiri sonuna kadar hak ediyor olabilir. fakat bu, ödüllerin hangi kurumların, hangi değerlerin ve hangi siyasi iklimin etkisi altında dağıtıldığı gerçeğini değiştirmiyor. bir ödülün hak edilmiş olmasıyla, o ödülü veren mekanizmanın siyasetten bağımsız olması aynı şey değil.
ben çiçek severim, canlı çiçek.. geniş balkonlu evlerde oturduğum zamanlarda balkonum çiçek bahçesine dönerdi.
bir süredir istemiyordum ama belki yine çocukları bana çiçek alın diye darlarım.
eğer altını dolduracak yetenek ve bilgisi varsa sanrısında haklıdır. bazı insanlar bazı şirketler veya kurumlar için vazgeçilmez olabilirler. ancak bu onların boş kibre sahip olduğunu göstermez. bu aşamaya gelinceye kadar uzun yıllar verdiği emek, özveri ve çalışmaların göstergesidir. kolay feda edilemezler. evet belki siz değilsiniz ama var böyle insanlar.
sanatı takdir edebilmek için bile belli ölçüde eğitim ve görgü gerekiyor. o nedenle eğitimli ve imkanlarını bilinç düzeyini artırmada kullanan burjuvanın sanatın gerçek değerini belirlemesi şaşırtıcı olmamalı.
gençlere yaşanacak bir ülke bırakmadık şimdi eleştiriyoruz. bizler çok mu isyankardık, çok mu protesto ettik sanki? imparatorluktan miras güçlüye dayanma, itaat kültürümüz var. bunu bu çocukların değiştirmesi için nasıl bir miras bıraktık onlara?
ilişkilerin getirdiği sorumluluktan kaçmak temelli davranış. fedakarlık, özveri, anlayış, zaman ayırma vs. vs. kimsenin vakti yok durup incelik yapmaya, insanları anlamaya.. o nedenle fast food yaşıyoruz.
sayılırsa sözlüğe girdiğim vakitlerde yazılan tanımları genelde okuyorum. oylama yapmamak okunmadığı anlamına gelmemeli. çünkü sadece beğeni için oylama yapıyoruz. okundu ibaresi için sözlüğe bir fasilite eklenebilirse güzel olur bence.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.