1.
şeytanın mühim bir desisesi: insana kusurunu itiraf ettirmemektir. tâ ki, istiğfar ve istiaze yolunu kapasın. hem nefs-i insaniyenin enaniyetini tahrik edip, tâ ki nefis kendini avukat gibi müdafaa etsin; âdeta taksirattan takdis etsin. evet şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir.
وَ عَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَل۪يلَةٌ
sırrıyla: nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez. ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur. hazret-i yusuf aleyhisselâm gibi bir peygamber-i âlîşan,
وَمَٓا اُبَرِّئُ نَفْس۪ى اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّٓوءِ اِلَّا مَا رَحِمَ رَبّ۪ى
dediği halde, nasıl nefse itimad edilebilir? nefsini ittiham eden, kusurunu görür. kusurunu itiraf eden, istiğfar eder. istiğfar eden, istiaze eder. istiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur. kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur. ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır. ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.
risale-i nur'dan
desise: hile, tuzak
istiğfar: allah'tan bağışlanma dilemek
istiaze: şeytandan allah'a sığınmak
enaniyet: benlik, ego
devamını gör...