1.
öğrencilerin en sevdiği ders. birçok başarılı sporcunun keşfedilmesi yahut sporla ilk tanıştığı derstir .ülkemizde ortaokullarda 2 saat ,imam hatip ortaokullarında 1 saat, ,lisede 2 saat ,ihl de 1 saat zorunlu okutulan güzel derstir.
devamını gör...
2.
dersin başındaki yavaş tempo koşuların asla yavaş tempo olamadığı ders
devamını gör...
3.
türkiye'de coğrafya hocası girer.
devamını gör...
4.
okulunuzda kömürlükten bozma penceresiz soyunma odasi yoksa sinifta kizlar erkekler dönüşümlü aşortman ve spor papucu giyip,kosup,biraz hareket edip sonra serbest bırakılınan dersti benim zamanımda.
devamını gör...
5.
ısınma koşusundan sonra serbestsiniz repliğinin duyulduğu ders. ben hep basketbol oynardım.
devamını gör...
6.
kızların soyunma odasında, erkeklerin sınıfta giyindiği, kilolu da olsanız düz ve ters taklayı atmak zorunda olduğunuz, kısacık boyunuzla ve asla teknik öğretmeyen öğretmeninize rağmen basket atmayı becermenizin beklendiği, yine de çoğu hafta serbest bırakıldığımız için sevdiğimiz yegane derstir.
devamını gör...
7.
ekseriyetle sevilen bir ders olmasına rağmen en sevmediğim dersti zorunlu eğitim hayatım boyunca. bir türlü bitmek bilmeyen sosyal sorunlarım dolayısıyla yalnız olmam yetmezmiş gibi bir de sınıfa çıkma ve kantinde oturma yasağı olduğu için etrafta boş boş yürürdüm bitene kadar.
etkinlik yapıldığı günler ise tam anlamıyla kabus gibiydi. zorbalığa uğrayan bir çocuk ve zorbalığa uğratan 35 kişilik bir sınıf. düşünebiliyor musunuz?
gerçekten zordu.
etkinlik yapıldığı günler ise tam anlamıyla kabus gibiydi. zorbalığa uğrayan bir çocuk ve zorbalığa uğratan 35 kişilik bir sınıf. düşünebiliyor musunuz?
gerçekten zordu.
devamını gör...
8.
devamını gör...
9.
*hazır ol*
+günaydın çocuklar
-sağ ol!!
+nasılsınız
-sağ ol!!
*rahat*
+ali al anahtarı topları dağıtırsın ben kantindeyim.
+günaydın çocuklar
-sağ ol!!
+nasılsınız
-sağ ol!!
*rahat*
+ali al anahtarı topları dağıtırsın ben kantindeyim.
devamını gör...
10.
''hocam ben hastayım da sınıfa çıksam olur mu ?'' her ders bunu derdim toxic sınıf arkadaşlarımdan uzaklaşmak için sağ olsun hep tamam derdi.
devamını gör...
11.
cuma günü 5. ve 6. ders saatlerinde olmasını seviyordum. hem eve erken gitme hem de haftasonuna yakın olması, misss. ilk iki ders olduğunda da az daha uyuyup okula geç gitmek de güzeldi, yeter ki ara ders saatinde olmasın.
devamını gör...
12.
öğrencilerin en sevdiği ders değildir o, çoğu öğrencinin en sevdiği derstir ancak.
benim için kabus gibiydi, yani öğrenim hayatım boyunca sanıyorum en nefret ettiğim derstir. özellikle ortaokulda, aman allah'ım, deli gibi zorbalığa uğruyorum ve hocalar asla iplemiyor, ailemin yeterince sorunları var, bir yandan azarlanıyorum, arada kaynıyordum yani.
benim aklıma sadece soyunma odasında ağladığım anlar geliyor, buz gibi kantinde oturmayı asla sevmezdim, gizlice sınıfa çıkardım galiba öyle hatırlıyorum.
iğrenç zamanlardı. aynı durumda olan biri varsa allah gani gani yardımcın olsun, güçlü kal çünkü geçiyor, bitiyor demek istediğimdir.
benim için kabus gibiydi, yani öğrenim hayatım boyunca sanıyorum en nefret ettiğim derstir. özellikle ortaokulda, aman allah'ım, deli gibi zorbalığa uğruyorum ve hocalar asla iplemiyor, ailemin yeterince sorunları var, bir yandan azarlanıyorum, arada kaynıyordum yani.
benim aklıma sadece soyunma odasında ağladığım anlar geliyor, buz gibi kantinde oturmayı asla sevmezdim, gizlice sınıfa çıkardım galiba öyle hatırlıyorum.
iğrenç zamanlardı. aynı durumda olan biri varsa allah gani gani yardımcın olsun, güçlü kal çünkü geçiyor, bitiyor demek istediğimdir.
devamını gör...
13.
takla atmanın her şey demek olduğu,sporla alakası olmayan saçma sapan bir ders
devamını gör...
14.
eğitim hayatım boyunca en nefret ettiğim ders.
devamını gör...
15.
1.sınıftan 12.sınıfa doğru sevilme oranı -benim için- azalan derstir.
12.sınıfta köşeye çekilip ders çalışacağız ayağına boş yapılan arada da voleybolu özleyip canımız çıkarcasına koştuğumuz derstir.
12.sınıfta köşeye çekilip ders çalışacağız ayağına boş yapılan arada da voleybolu özleyip canımız çıkarcasına koştuğumuz derstir.
devamını gör...
16.
canlı derslerine girmediğim için babamdan azar işittiğim derslerden en saçma olanı.
devamını gör...
17.
en sevdiğimiz derstir
lakin serbest bırakmayıp
takla attırmaya kalkarlarsa en sevmediğimiz ders haline dönüşen
derstir.
lakin serbest bırakmayıp
takla attırmaya kalkarlarsa en sevmediğimiz ders haline dönüşen
derstir.
devamını gör...
18.
genellikle hocaların topları dağıtıp, ders bitinceye kadar ortaya çıkmamasıyla hatırladığım ders. lisede bir ara cirit, disk, gülle attırmışlardı. onlar zevkliydi, kolumu sakatlamam hariç tabi.
devamını gör...
19.
isim itibariyle ideolojik ve felsefi düşünüşün eğitim alanındaki yansıması. dersin adının spesifik olarak bir spor dalı ya da genel itibariyle spor olmaması ideolojik bir bilinçaltının ürünüdür. bu düşünüş; grek dünyasına kadar uzanan birey-kolektivite ilişkisinin, salt fikri olarak değil, bedensel olarak da kurgulanmasının bir sorunudur. kolektivitenin tüzel kişiliği olan devlet, bireyi toplum içerisinde kurgularken yalnızca düşünsel olarak değil, bedensel olarak da kurgular. bu bağlamda dersin adının beden eğitimi olması, bu kurgulamanın dolaylı bir ifadesidir. devlet için sağlıklı bireyler yetiştirmek, toplumsal uyumun ve düzenin bir diğer önemli yanıdır. sağlıklı bir birey, devlet ya da toplum için, askerlik ve işgücü gib hem her alanda kullanabileceği bir kaynaktır, hem de devletin üzerine kalacak olan olası bir bakma zorunluluğu yükünün azaltılmasıdır. bu nedenle intihar ve ötenazi gibi ölmek başta olmak üzere alkol, sigara ve uyuşturucu gibi beden sağlığına zarar veren şeyler ya yasaklanır ya da olumsuzlanır. grek dünyasının sparta'sında sağlıksız çocuklar ölüme terk edilir, müzelerde gördüğümüz heykellerdeki vücutlar neredeyse kusursuzdur. aynı durum modern ideolojilerin ajandasında da yer alır. nazi almanya'sında zihinsel ya da bedensel engelli çocuklar kamplara gönderilir. nasıl ki düzeni bozan ve işe yaramayan düşünceler devlet tarafından hoş karşılanmıyorsa, aynı şekilde düzeni bozan ve işe yaramayan bedenler de hoş karşılanmaz. bu nedenle beden; yalnızca bireye ait değildir, toplumsal düzenin ve verimliliğin devamlılığı için devlet tarafından beden eğitimi ile eğitilmesi gereken bir objedir.
devamını gör...
20.
okul müfredatında olmasını desteklediğim sosyal ve entellektüel oluşumlardan biridir. beden, resim ve müzik gibi sosyal etkinliklere ev sahipliği yapan 1 saatlik derslerin diğer derslerdeki odaklanma ve başarıyı da olumlu etkilediğini biliyoruz.
eğitim sistemimizin kalitesi elbet tartışılır. ama konumuz bu değil. özel dersler, sınavlar ve dershaneler arasında sıkışıp kalan çocuklar için bu ders bir süreliğine kendine ve ihtiyaçlarına odaklanmasını sağlayacak araç niteliğindedir. sosyalleşme sağlayan, ders başarısından farklı bir alanda yaşama sevincini artıran bu etkinlikler motivasyonu da artırarak tekrar yola güçlü bir şekilde devam edebilecekleri enerjiyi sağlayacaktır. topa olan gücü ile vuran çocuğu durdurmayın, resim defterini anlamsızca karalayan çocuğa kızmayın, flütle desibelin sınırını zorlayan çocuğu engellemeyin. bunlar da bir nevi stresi ve gerginliği uzaklaştırma çabasıdır.
"benim çocuğum sosyal etkinlik sevmiyor, zaman kaybı olarak görüyor" diyen insanları samimi görmediğimi belirtmeliyim. adı üstünde, o bir çocuk. siz neyi öğretmiş iseniz o çocuk o olur. nefes almayı öğretmeliyiz. zihni sürekli çalışır halde tutmaya çalışırsanız dinlenme fırsatı olmayacaktır. verimli çalışma bu değildir. zihnin dinlenmesi de gerekir. nasıl olduğu önemli değil, herkes kendi yolunu yaratır. doğru yanlış diye nitelendirmemek gerek. ben kitap okurum, sen müzik dinlersin, diğeri halı saha maçına gider... bunlara engel olan ya da vakit kaybı gören aileler, çocuğun içinde ne duygular barındırdığını, hangi fırtınalara ev sahipliği yaptığını eminim bilmiyordur. çalışmadığı zaman suçluluk duygusu hissedebileceğini, eksik hissedebileceğini, kendine değer verme kavramının altını doldurmayacağını bilin değerli veliler. telkinlerimiz ne yönde?
sosyalleşmenin en çok kıymetini biz biliriz halbuki. burada yazmak da buna dahil midir? bir düşünelim.
yapılan etkinlik ne olursa olsun, ama ders dışı olsun. beden eğitimi benim bu konuda en çok desteklediğim derstir. fiziksel yansımalar ruhsal boşalımı destekler. parka gitmeyen çocuklar kıpır kıpır, molaya çıkamayan çalışan huzursuz, kahvesini içermeyen patron keyifsiz olur, bilirsiniz. çocuk dünyasının hengamesi içinde bırakın bir fincan kahve içme lüksü olsun. kahve sevmiyorsa çay içsin, onu da mı sevmedi? ne içmek istediğine kendi karar versin. kendi karışımları belki en lezzetlisi olacak. lezzeti olmasa bile seçme şansı onun olsun, sizin değil. çocuğunuzun zaten elinden alınmış olan gençliğine bir tekme de siz atmayın.
beden eğitimi dersi candır. en sevdiğimdir. her çocuğun en sevdiğidir. içimizdeki minik canavarın ihtiyacını karşılayabileceği en etkili derstir. salın efendim çocuklarınızı...
eğitim sistemimizin kalitesi elbet tartışılır. ama konumuz bu değil. özel dersler, sınavlar ve dershaneler arasında sıkışıp kalan çocuklar için bu ders bir süreliğine kendine ve ihtiyaçlarına odaklanmasını sağlayacak araç niteliğindedir. sosyalleşme sağlayan, ders başarısından farklı bir alanda yaşama sevincini artıran bu etkinlikler motivasyonu da artırarak tekrar yola güçlü bir şekilde devam edebilecekleri enerjiyi sağlayacaktır. topa olan gücü ile vuran çocuğu durdurmayın, resim defterini anlamsızca karalayan çocuğa kızmayın, flütle desibelin sınırını zorlayan çocuğu engellemeyin. bunlar da bir nevi stresi ve gerginliği uzaklaştırma çabasıdır.
"benim çocuğum sosyal etkinlik sevmiyor, zaman kaybı olarak görüyor" diyen insanları samimi görmediğimi belirtmeliyim. adı üstünde, o bir çocuk. siz neyi öğretmiş iseniz o çocuk o olur. nefes almayı öğretmeliyiz. zihni sürekli çalışır halde tutmaya çalışırsanız dinlenme fırsatı olmayacaktır. verimli çalışma bu değildir. zihnin dinlenmesi de gerekir. nasıl olduğu önemli değil, herkes kendi yolunu yaratır. doğru yanlış diye nitelendirmemek gerek. ben kitap okurum, sen müzik dinlersin, diğeri halı saha maçına gider... bunlara engel olan ya da vakit kaybı gören aileler, çocuğun içinde ne duygular barındırdığını, hangi fırtınalara ev sahipliği yaptığını eminim bilmiyordur. çalışmadığı zaman suçluluk duygusu hissedebileceğini, eksik hissedebileceğini, kendine değer verme kavramının altını doldurmayacağını bilin değerli veliler. telkinlerimiz ne yönde?
sosyalleşmenin en çok kıymetini biz biliriz halbuki. burada yazmak da buna dahil midir? bir düşünelim.
yapılan etkinlik ne olursa olsun, ama ders dışı olsun. beden eğitimi benim bu konuda en çok desteklediğim derstir. fiziksel yansımalar ruhsal boşalımı destekler. parka gitmeyen çocuklar kıpır kıpır, molaya çıkamayan çalışan huzursuz, kahvesini içermeyen patron keyifsiz olur, bilirsiniz. çocuk dünyasının hengamesi içinde bırakın bir fincan kahve içme lüksü olsun. kahve sevmiyorsa çay içsin, onu da mı sevmedi? ne içmek istediğine kendi karar versin. kendi karışımları belki en lezzetlisi olacak. lezzeti olmasa bile seçme şansı onun olsun, sizin değil. çocuğunuzun zaten elinden alınmış olan gençliğine bir tekme de siz atmayın.
beden eğitimi dersi candır. en sevdiğimdir. her çocuğun en sevdiğidir. içimizdeki minik canavarın ihtiyacını karşılayabileceği en etkili derstir. salın efendim çocuklarınızı...
devamını gör...