21.
voleybol basketbolda kötüyseniz size travma yaşatabilicek bir ders. çocuklar çok kırıcı olabiliyor bunu beden eğitimi dersinde anladım. en yakın arkadaşımda oynayamazdı çok şükür. sınıf nöbetçisi olur, büsküvi alır otururduk.
devamını gör...
22.
ders programı yenilenince sınıf başkanının eline alıp heyecanla aradığı, diğer öğrencilerin de başkanın söylemesini beklediği eğer cuma son 2 ders ise sınıfın sevinç nidaları attığı ders.
devamını gör...
23.
boy sırasına göre dizildiğimiz derstir.
sabaha denk geldiğinde eşofmanlarımızla okula gitmenin mutluluğunu yaşardık.
sabaha denk geldiğinde eşofmanlarımızla okula gitmenin mutluluğunu yaşardık.
devamını gör...
24.
genelde sınava/yazılıya çalışılan derstir.
devamını gör...
25.
tayt giymek yasak eşofman giyeceksiniz, okulun etrafında üç tur koşun ısınma hareketleri dağılın neyse ki soyunma odasında hep sigara içtiğim için o zamanı iyi değerlendirmiştim.
devamını gör...
26.
ilk iki ders veya son iki ders olması tercih edilen derstir. ortada ise can sıkar.
devamını gör...
27.
cuma son derse denk gelince çok sevindiğimiz,hocanın sadece top verip ortadan kaybolduğu derstir.
devamını gör...
28.
türkiyede ne işe yaradığı bilinmeyen ders, yurtdışına bakıyorsun adamlar spor yapıyor, türk öğrenciler sadece top arkasında koşturuyor, kızlar ise voleybol oynuyor, ah şu ülke asla gelişemeyecek.
devamını gör...
29.
hocanın üst baş kontrolü yaparken özellikle kışın en az iki öğrencinin eşofmanlarını giymeyip botla derse girmesi sonucu gereksiz bir azar çektiği, şaşılası bir önem ve disiplinle takip ettiği bu eşofman kontrolünden sonra zerre umursamadan öğrencileri başından savmak için top verdiği cidden boş beleş olan ders. sınav günleri de iki manşet attırıverir atana da atamayana da 100 girer geçilirdi. beden eğitimi ve spor adına zerre katkısı olmadı ilkokul ortaokul ve lise hayatımda. ha boş vakit olduğundan sevinirdik orası ayrı. ama içi boş bir dersti. şimdiye kadarki beden öğretmenlerim kendilerine eşofmanla istenen saygı ve dikkati biraz dersin işlenişine verip başöğretmen mustafa kemal atatürkün "türk gençliğinin spor bakımından da milli heyecan içinde, itina ile yetiştirilmesi önemli tutulmalıdır." sözü uygulansaydı en azından okul sayesinde herhangi bir spor dalına ilgi duyar ona yönelebilirdim. öğrenciye çok şey katabilecekken
içi boşaltılan bir ders yani. tek iyi yönü arkadaşlarla kantinde edilen muhabbetlerdi. çene kası gelişimine katkısı olmuş sadece.
içi boşaltılan bir ders yani. tek iyi yönü arkadaşlarla kantinde edilen muhabbetlerdi. çene kası gelişimine katkısı olmuş sadece.
devamını gör...
30.
ortaokulda en sevdiğim, lisede en sevmediğim derstir kendisi. ortaokulda boş geçtiği için severdim, lisede boş geçmesi zor olduğu için ve esneme hareketlerini yaptıranlardan olmak istemediğim için... 4 sene boyunca o sıra hiç bana gelmedi ve esneme hareketi yaptırmadım çok mutluyum. hayatımın tüm şansını orda kullandım.
devamını gör...
31.
rahat hazır ol... serbestsiniz. top oynayın.
devamını gör...
32.
bu ders kadar hiçbir şeyden nefret etmiyorum. ilkokuldan beri sevmem. çünkü herkes mükemmel top oynamalı , mükemmel koşmalı , mükemmel takla atmalı bu derste. ben de bunların hiçbiri yok . bunları yapamayınca da herkesin gözünde inek , anormal oluyorsun . o bakışlardan sıkılıyorsun . o iki saat boyunca kendini tamamen aptal gibi hissediyordum . sanki çok anormal bir durum. nasıl bir insan matematik dersine karşı bir nefret duyuyorsa ben de bu dersten öyle tiksiniyorum.
sevgili eğitim sistemimiz sağ olsun herkes her şeyi yapabilmeli. hep bir kalıp , hep bir kalıp... gelişmiş ülkelerde hep öğrenci profiline göre hareket edilir. öğrenci seçer derslerini. bu beden denen illet bana bunları hatırlatıyor işte.
sevgili eğitim sistemimiz sağ olsun herkes her şeyi yapabilmeli. hep bir kalıp , hep bir kalıp... gelişmiş ülkelerde hep öğrenci profiline göre hareket edilir. öğrenci seçer derslerini. bu beden denen illet bana bunları hatırlatıyor işte.
devamını gör...
33.
en nefret ettiğim dersti. oldum olası gereksiz yere efor harcamayı sevmem. dersten yırtmak için türlü türlü numaralar çevirmişliğim çoktur.
devamını gör...
34.
ilkokulda, ortaokulda ve lisede en sevdiğim dersti. karşılaştığım beden eğitimi öğretmenleri de şahane insanlardı. sonra bunlar bana bi gaz verdi kendimi adana çukurova besyo’da buldum. sevdiğim dersin öğretmenliğini yapıyorum. şimdi de işletmeci olmak istiyorum, işte her şey elde edene kadar güzel elde ettikten sonra bi numarası kalmıyor. *
şaka şaka, işimi her zaman severek yapıyorum. turnuva yönetmek sıkıcı biraz ama olsun o da işin tuzu biberi.
şaka şaka, işimi her zaman severek yapıyorum. turnuva yönetmek sıkıcı biraz ama olsun o da işin tuzu biberi.
devamını gör...
35.
abi bu bedencilerle ben hiç anlaşamadım ya. beden eğitimi öğretmeni, sanki bize gıcık gitmek için yaratılmış bir varlıktı gözümüzde...

ya güzel abim, bak fit abim, haşofmenli hocam, ulan hentbol nedir ya? hentbolu icat eden bile ne ikim bir spor oldu bu yav deyip tevbe etmiş sen bize hentbol dayatıyorsun.
yıllarca bizi koşturdun, taklalar attırdın, çeşitli kültür fizik hareketleri yaptırdın, ya iki rekat sal ya. top oynicaz top.

ya güzel abim, bak fit abim, haşofmenli hocam, ulan hentbol nedir ya? hentbolu icat eden bile ne ikim bir spor oldu bu yav deyip tevbe etmiş sen bize hentbol dayatıyorsun.
yıllarca bizi koşturdun, taklalar attırdın, çeşitli kültür fizik hareketleri yaptırdın, ya iki rekat sal ya. top oynicaz top.
devamını gör...
36.
öğretmenlerin davranışlarındaki farklılıklardan dolayı her insanda farklı duygular oluşturan derstir. aynı diğer derslerde olduğu gibi.
herkes liseye kadar gördüğü beden eğitimi dersleri için yorumda bulunmuş, ben üniversitedekinden bahsedeceğim. arkadaşlar öncelikle verilmiş sadakanız varmış ki üniversitede almamışsınız bu dersi. o lisede sınıfa çıkamamak veya saçma sapan insanlarla aynı ortamda olmak biraz daha katlanılabilir şeylerdi. yani öyleymiş, ben de üniversitede anladım bunu. her beden eğitimi dersinde okulun halı sahasında toplanıyorduk. akrep yürüyüşü diye bir şey yaptırıyordu hoca, ilk defa orada duymuştum. internete yazınca bile normal akrep yürüyüşünden başka hiç sonuç çıkmıyor. yere sırtüstü köprü yapıyorsunuz ve o şekilde halı sahada dolanmaya başlıyorsunuz. sınıf 50 kişi, hepsi de sırtüstü köprü yapmış yürüyor,* bir süre sonra boynunuzun ağrısından önünüze bakamadığınız için havaya bakmaya başlıyorsunuz ve baaaaaamm; sıra sıra herkes birbirine girmiş, sırtüstü düşüp ciğerindeki havalar ile vedalaşıp bileğini büküp sakatlanan insanlarla doluyor ortalık. iki kızı hastaneye götürüyorlar, birinin bileğini alçıya almışlar. hoca diyor ki "öyle sakatlanacak kadar kötü düşmemiştin, derse devam edebilirsin."*
gruplara ayrılıp eğitsel oyun tasarlardık, her grup başka haftalarda oyunlarını sınıftakilere oynatırdı. ortadaki mendili kapmamızın gerektiği bir oyunda, hızlarını alamayan iki arkadaşım çarpışmıştı, sonra onları da hastaneye götürdüler. her hafta hastanelik duruma gelen oluyordu muhakkak. şimdi "kaza bu, her zaman başa gelebilir. dersle ne alakası var?" diyenler olabilir. haklısınız, dersle alakası yok, direkt hoca ile alakası var. garip bir şekilde nefret ediyor gibiydi herkesten. mesela regl sancısı fazla olan kızlar izin almak istediğinde "her regl olduğunuzda böyle mi olacak?" tarzında azarlamıştı, hem de baya yüksek sesle. tek ayakla arka arkaya halı sahayı turlamak, koşuda arkada kalınca ceza alıp * tek başına koşmak... hele bir de çekingen biriyseniz bittiniz, buyrun cenaze namazına yani. öyle bir durumda hoca "utanıyor musun?"* deyip herkesi durduruyor, "arkadaşınızı izleyin" deyip bütün hareketleri size yaptırıyor.
ay yazarken bile içim bunaldı. her hafta 3-4 saat katlanmak zorundaydık buna, o seneyi nasıl bitirdik bilmiyorum. her halı saha girişinde "amaaaan be daha fazla ne olabilir ki?" deyip daha beteriyle çıkıyorduk. sınıf öğretmenliği okumak isteyen yazar arkadaşlarımın aklında bulunsun yazdıklarım, "ördekler akrep olmuş canlarım". hadi geçmiş olsun.*
herkes liseye kadar gördüğü beden eğitimi dersleri için yorumda bulunmuş, ben üniversitedekinden bahsedeceğim. arkadaşlar öncelikle verilmiş sadakanız varmış ki üniversitede almamışsınız bu dersi. o lisede sınıfa çıkamamak veya saçma sapan insanlarla aynı ortamda olmak biraz daha katlanılabilir şeylerdi. yani öyleymiş, ben de üniversitede anladım bunu. her beden eğitimi dersinde okulun halı sahasında toplanıyorduk. akrep yürüyüşü diye bir şey yaptırıyordu hoca, ilk defa orada duymuştum. internete yazınca bile normal akrep yürüyüşünden başka hiç sonuç çıkmıyor. yere sırtüstü köprü yapıyorsunuz ve o şekilde halı sahada dolanmaya başlıyorsunuz. sınıf 50 kişi, hepsi de sırtüstü köprü yapmış yürüyor,* bir süre sonra boynunuzun ağrısından önünüze bakamadığınız için havaya bakmaya başlıyorsunuz ve baaaaaamm; sıra sıra herkes birbirine girmiş, sırtüstü düşüp ciğerindeki havalar ile vedalaşıp bileğini büküp sakatlanan insanlarla doluyor ortalık. iki kızı hastaneye götürüyorlar, birinin bileğini alçıya almışlar. hoca diyor ki "öyle sakatlanacak kadar kötü düşmemiştin, derse devam edebilirsin."*
gruplara ayrılıp eğitsel oyun tasarlardık, her grup başka haftalarda oyunlarını sınıftakilere oynatırdı. ortadaki mendili kapmamızın gerektiği bir oyunda, hızlarını alamayan iki arkadaşım çarpışmıştı, sonra onları da hastaneye götürdüler. her hafta hastanelik duruma gelen oluyordu muhakkak. şimdi "kaza bu, her zaman başa gelebilir. dersle ne alakası var?" diyenler olabilir. haklısınız, dersle alakası yok, direkt hoca ile alakası var. garip bir şekilde nefret ediyor gibiydi herkesten. mesela regl sancısı fazla olan kızlar izin almak istediğinde "her regl olduğunuzda böyle mi olacak?" tarzında azarlamıştı, hem de baya yüksek sesle. tek ayakla arka arkaya halı sahayı turlamak, koşuda arkada kalınca ceza alıp * tek başına koşmak... hele bir de çekingen biriyseniz bittiniz, buyrun cenaze namazına yani. öyle bir durumda hoca "utanıyor musun?"* deyip herkesi durduruyor, "arkadaşınızı izleyin" deyip bütün hareketleri size yaptırıyor.
ay yazarken bile içim bunaldı. her hafta 3-4 saat katlanmak zorundaydık buna, o seneyi nasıl bitirdik bilmiyorum. her halı saha girişinde "amaaaan be daha fazla ne olabilir ki?" deyip daha beteriyle çıkıyorduk. sınıf öğretmenliği okumak isteyen yazar arkadaşlarımın aklında bulunsun yazdıklarım, "ördekler akrep olmuş canlarım". hadi geçmiş olsun.*
devamını gör...