1.
ukde sahibi; insan olun biraz
"bezdum"...
standart türkçedeki "bezdim" kelimesinin karadeniz ağzındaki karşılığı. ama bu basit bir diyalekt farkı mıdır? asla. "bezdim" bir durum bildirir; "bezdum" ise bir ruhu, bir coğrafyayı ve nesiller boyu birikmiş bir yorgunluğu sırtlanır. bu kelimenin özüne inmek, karadeniz insanının doğayla ve hayatla kurduğu çetin ilişkinin kalbine dokunmaktır.
önce sese kulak verelim. "bezdim"deki "i" sesi ince, tiz ve anlıktır. şehirli bir sitem gibidir; çabuk parlar, çabuk söner. "trafikten bezdim" dersin ve korna çalıp devam edersin.
ama "bezdum"daki "u" sesi öyle mi? kalın, tok ve derinden gelen bir sestir. bir şikayetten çok, iç çekişe, bir oflamaya yakındır. o "u" sesi, kelimeyi ağızdan değil, sanki göğüs kafesinden, ciğerlerin en dibinden çıkarır. içinde bitmeyen yağmurun ağırlığı, dik bir yamacı tırmanmanın yorgunluğu, dalgaların dövdüğü kıyıların sabrı vardır. kelime, fonetik olarak bile bir yük taşır.
şimdi anlama gelelim. "bezdum", anlık bir bıkkınlık değildir. o, kronik bir yorgunluğun ifadesidir. her sene fındığı dondan korumaya çalışmaktan, mısırı domuzdan sakınmaktan, o bitmeyen "gurbet" yollarından, denizin bir verip bir almasından, hayatın omuzlara yüklediği daimi mücadeleden birikmiş bir yorgunluktur bu.
bu yüzden bir karadenizli "bezdum" dediğinde, o anki bir olaydan şikayet etmiyordur. o an, dedesinin de, onun babasının da aynı yamaçta, aynı yağmurun altında hissettiği o kadim yorgunluğu dile getiriyordur. bu, bir pes etme nidası değildir.
bu, bir nevi "şarj boşaltma" anıdır.
"bezdum"...
standart türkçedeki "bezdim" kelimesinin karadeniz ağzındaki karşılığı. ama bu basit bir diyalekt farkı mıdır? asla. "bezdim" bir durum bildirir; "bezdum" ise bir ruhu, bir coğrafyayı ve nesiller boyu birikmiş bir yorgunluğu sırtlanır. bu kelimenin özüne inmek, karadeniz insanının doğayla ve hayatla kurduğu çetin ilişkinin kalbine dokunmaktır.
önce sese kulak verelim. "bezdim"deki "i" sesi ince, tiz ve anlıktır. şehirli bir sitem gibidir; çabuk parlar, çabuk söner. "trafikten bezdim" dersin ve korna çalıp devam edersin.
ama "bezdum"daki "u" sesi öyle mi? kalın, tok ve derinden gelen bir sestir. bir şikayetten çok, iç çekişe, bir oflamaya yakındır. o "u" sesi, kelimeyi ağızdan değil, sanki göğüs kafesinden, ciğerlerin en dibinden çıkarır. içinde bitmeyen yağmurun ağırlığı, dik bir yamacı tırmanmanın yorgunluğu, dalgaların dövdüğü kıyıların sabrı vardır. kelime, fonetik olarak bile bir yük taşır.
şimdi anlama gelelim. "bezdum", anlık bir bıkkınlık değildir. o, kronik bir yorgunluğun ifadesidir. her sene fındığı dondan korumaya çalışmaktan, mısırı domuzdan sakınmaktan, o bitmeyen "gurbet" yollarından, denizin bir verip bir almasından, hayatın omuzlara yüklediği daimi mücadeleden birikmiş bir yorgunluktur bu.
bu yüzden bir karadenizli "bezdum" dediğinde, o anki bir olaydan şikayet etmiyordur. o an, dedesinin de, onun babasının da aynı yamaçta, aynı yağmurun altında hissettiği o kadim yorgunluğu dile getiriyordur. bu, bir pes etme nidası değildir.
bu, bir nevi "şarj boşaltma" anıdır.
devamını gör...
2.
popüler tişört yazılarından biridir.
devamını gör...
3.
trabzonca
saçma bi kelime
her yerde var.
saçma bi kelime
her yerde var.
devamını gör...
4.
eskiden "bez" idim, diye de anlaşılabilir.
devamını gör...
5.
6.
(bkz: haçan eğrisi)
devamını gör...
