1.

yağmurlu bir cumartesi, iş yerimin kapısına sığınmıştı bu küçücük can. gözleri enfeksiyondan kapanmış, açlıktan bitkin düşmüştü. besledim, temizledim, veterinere götürdüm. on gün boyunca yaşaması için mücadele ettik. bugün “kurtaramadık” dediler…
gittim, aldım, kendi ellerimle toprağa verdim. bu dünyada küçücük de olsa bir yeri olsun istedim.
öyle vicdansız insanlar var ki sırf kapılarının önünde kedi olmasın diye yeni doğmuş yavruları annelerinden koparıp başka yerlere atıyorlar. o yavrular anne sütünden mahrum kalıyor, hastalanıyor, ölüyor…
bir annenin yavrusunu elinden almak, o yavrunun yaşam hakkını elinden almaktır!
her cana yetişemiyorum. çevremdekilere ulaşabildiğim kadarım… besliyorum, tedavi ettiriyorum, kısırlaştırıyorum ama yetişemiyorum…
keşke herkes mahallesindeki birkaç canın sorumluluğunu alsa, kısırlaştırmaya destek olsa. belediyeler kısırlaştırma işlemini yapıyor. size sadece götürmek kalıyor.
ben bugün bir canı daha toprağa verdim. siz yarın bir canın yaşamasına vesile olun.
gerçi insan insana neler yapıyor, hayvanlara yaptıklarını kim görsün? insanın insana merhametinin kalmadığı bir dünyada, sesi çıkmayan, derdini anlatamayan canların acısını kim duysun?
affet beni küçüğüm… elimden gelen bu kadardı.
devamını gör...