yazar: özdemir asaf
yayım yılı: 1957
bir kapı önünde, şair özdemir asaf'ın sağlığında yayımladığı üçüncü şiir kitabıdır.
yayım yılı: 1957
bir kapı önünde, şair özdemir asaf'ın sağlığında yayımladığı üçüncü şiir kitabıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 17.09.2025 12:07 tarihinde açılmıştır.
1.
" sen nerede yoksan, orada varsın.. "
1923/ 1981 yılları arasında yaşayan usta şair özdemir asaf imzalı 222 sayfalık eser; şiir türünde yer alır iken ilk olarak 1957 yılında, daha sonra ise 1982 yılında yeniden yayınlandığı bilinmektedir.
kitabımızda şairin diğer kitaplarından derlenen şiirlerinin yanı sıra ilk kez bu kitapta gördüğümüz şiirleri yer alıyor.
özdemir asaf'ı hiçbir zaman yalnızca bir şair olarak görmedim, büyük bir şairdi, ama şiirlerinde sanki felsefe de vardı her zaman, bir filozof olduğunu düşündüren tarzda yazıyor bana kalırsa, aforizma tadındaki şiirleri de galiba bu savımı destekliyor.
aşk şairi olarak anılsa da salt aşk imgesi etrafında örülü şiirler değil, ayrılığı da, ölümü de, gidişleri de, bitişleri de, kırgınlıkları da, hayatı etkileyen duygu ve durumları da kendine özgü bir şiir formuyla yansıtıyor.
bir kapı önünde insan neleri düşünür, neleri, kimleri hatırlar, ne hisseder, yüreğinden neler dökülür, işte bu sorulara cevap niteliğinde şiirlerdi benim için.
seçtiğim çok fazla dize vardı, diğer kitaplarından bildiğim ve ilk defa bu kitapta gördüğüm yeni şiirler, dizeler de, bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum,
kesinlikle okunulası bir eserdi.
bir kapı önünde..

kuşlar uçmak için doğmuş;
kemiklerinin boş olmasından anlayoruz.
açık ve bilinen bir yönü yok insanların.
onu biz yaratıyoruz.
denizlere açıldı içimizden biri
niçin gittiğini söylemeden.
her an bir yeni su vardı,
her yeni suda bir yeni an.
deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
daha doymamışız yaşamasına.
günlerimiz dün bir, bugün iki.
sakın bir şey bırakma yarına
yarın yok ki.
ağlamayı ölenler götürdü.
kendimi ölmez sanınca ufaldım
kararsızlık bir an sürdü.
ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım...
sonsuzluğu ufuklar götürdü.
yarattığım dünyaların içinde daraldım.
kararsızlık bir an sürdü.
başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım...
sevmesini iyi bilirim,
düşünmeyi öğrendim.
duydum nedir can vermeden ölmek.
artık bütün kapıları açıp kapayabilirim.
sen anlarsın bunlar ne demek.
seni öylesine yaşadım ki,
inan...
artık nereye baktığım belli değil,
ne yaptığım belli değil,
vardığım sonrasızlıktan.
sen nerede yoksan, orada varsın.
seni görebilmek için
o geriye döndüğüm zamanlar,
ikimiz de ölüyoruz, yaşarken.
o senin ardından gitti
umudun payını beklemeden.
gitti, bütün seni yitirdi.
sen de bittin, dönerken.
ben kendimi sensizliğe alıştırıyorum.
sen de kendini bensizliğe alıştır deye..
1923/ 1981 yılları arasında yaşayan usta şair özdemir asaf imzalı 222 sayfalık eser; şiir türünde yer alır iken ilk olarak 1957 yılında, daha sonra ise 1982 yılında yeniden yayınlandığı bilinmektedir.
kitabımızda şairin diğer kitaplarından derlenen şiirlerinin yanı sıra ilk kez bu kitapta gördüğümüz şiirleri yer alıyor.
özdemir asaf'ı hiçbir zaman yalnızca bir şair olarak görmedim, büyük bir şairdi, ama şiirlerinde sanki felsefe de vardı her zaman, bir filozof olduğunu düşündüren tarzda yazıyor bana kalırsa, aforizma tadındaki şiirleri de galiba bu savımı destekliyor.
aşk şairi olarak anılsa da salt aşk imgesi etrafında örülü şiirler değil, ayrılığı da, ölümü de, gidişleri de, bitişleri de, kırgınlıkları da, hayatı etkileyen duygu ve durumları da kendine özgü bir şiir formuyla yansıtıyor.
bir kapı önünde insan neleri düşünür, neleri, kimleri hatırlar, ne hisseder, yüreğinden neler dökülür, işte bu sorulara cevap niteliğinde şiirlerdi benim için.
seçtiğim çok fazla dize vardı, diğer kitaplarından bildiğim ve ilk defa bu kitapta gördüğüm yeni şiirler, dizeler de, bazı dizeleri bırakarak burada bir son veriyorum,
kesinlikle okunulası bir eserdi.
bir kapı önünde..

kuşlar uçmak için doğmuş;
kemiklerinin boş olmasından anlayoruz.
açık ve bilinen bir yönü yok insanların.
onu biz yaratıyoruz.
denizlere açıldı içimizden biri
niçin gittiğini söylemeden.
her an bir yeni su vardı,
her yeni suda bir yeni an.
deniz, dalgalarıyla gösteriyordu dışından yaşananla düşünülenler arasındaki farkı.
daha doymamışız yaşamasına.
günlerimiz dün bir, bugün iki.
sakın bir şey bırakma yarına
yarın yok ki.
ağlamayı ölenler götürdü.
kendimi ölmez sanınca ufaldım
kararsızlık bir an sürdü.
ölülerle dirilerin ortasında ben kaldım...
sonsuzluğu ufuklar götürdü.
yarattığım dünyaların içinde daraldım.
kararsızlık bir an sürdü.
başlangıçla bitiş ortasında ben kaldım...
sevmesini iyi bilirim,
düşünmeyi öğrendim.
duydum nedir can vermeden ölmek.
artık bütün kapıları açıp kapayabilirim.
sen anlarsın bunlar ne demek.
seni öylesine yaşadım ki,
inan...
artık nereye baktığım belli değil,
ne yaptığım belli değil,
vardığım sonrasızlıktan.
sen nerede yoksan, orada varsın.
seni görebilmek için
o geriye döndüğüm zamanlar,
ikimiz de ölüyoruz, yaşarken.
o senin ardından gitti
umudun payını beklemeden.
gitti, bütün seni yitirdi.
sen de bittin, dönerken.
ben kendimi sensizliğe alıştırıyorum.
sen de kendini bensizliğe alıştır deye..
devamını gör...
