cadde üzerinde az uğranan bakkal hayattan bezmişliği
başlık "echabrenef7091" tarafından 21.05.2026 17:17 tarihinde açılmıştır.
1.
var böyle bir şey. yaz gelmektedir ve canınız sıcakta yürü babam yürü, yürü babam yürü bezmiş bir hâlde dondurma ister. dondurma bakkallarda da satıldığı için marketlere girip dakikalarca sıra beklemek hiç cazip gelmez. girersiniz küçük, köşede kalmış, unutulmuş bir bakkala. bakkalın sahibi, o da yoksa eşi ya da çocuğu olmak üzere tek bir kişi karşılar sizi. merhabalaşırsınız. lâkin o bakkala girdiğinizden beri bir tuhaflık vardır. hissedersiniz. akış yavaşlar, kasvet bürür ruhunuzu. bütün hareketlerden uzaksınızdır sanki.
bakkalın bir köşesinde o meşhur küçük ekranlı televizyon, o televizyonda da eğer gündüz saatlerinde bakkaldaysanız ya arka sokaklar'ın tekrarı ya da habertürk, cnn türk gibi kanallarda güncel haberler üzerinden dönen beyin fırtınaları vardır. akşam gittiyseniz de muhtemelen beyaz tv'de kurtlar vadisi pusu'nun tekrarı döner. bakkal ise sizi yorgun, umursamaz ve bezgin bir yüzle karşılar. bu özellikleri ses tonuna, hâl ve hareketlerine yansır. aldığınız dondurmayı bakkala okutmak için uzatırsınız. ne var ki paranız yetersizdir. satın alım işlemini iptal etmek istersiniz ama bakkal amca eliyle "gerek yok" işareti yapar size. ondan sonra da şöyle kısa bir diyalog gelişir:
- abi ben kalan 10 lirayı sonradan getireyim sana o zaman.
-- (eliyle "boş ver gitsin ne yapalım" işareti yapar) ister getir ister getirme. getirirsen getirirsin, getirmezsen canın sağ olsun.
amca sanki nihilizmin gezegendeki son temsilcisiydi. hayattan öyle bezmiş, caymış ve yılmıştı ki ekmek kapısı olan parayı bile yarın getirip getirmemem önemli değildi onun için. içe kapalılığın getirdiği depresyon onu rekabetten kaçıp hayatı da o kutu gibi bakkal dükkanında deneyimlemeye itmiş. milyonları, milyarları olsa o yine bakkal işletmeyi seçer ve hayattan soğumuş, "olsa da olur olmasa da" düsturuyla yoğrulmuş hâlini gram değiştirmez. size de bakkal amcaya bıkkınlığını belli etmeyen bir "kolay gelsin amca görüşmek üzere" cümlesi sarf etmek, sonra da 10 lira ucuza aldığınız o dondurmayı erime endişesi ve tatlı yeme zevkiyle karışık duygular içinde yemek kalır.
bakkalın bir köşesinde o meşhur küçük ekranlı televizyon, o televizyonda da eğer gündüz saatlerinde bakkaldaysanız ya arka sokaklar'ın tekrarı ya da habertürk, cnn türk gibi kanallarda güncel haberler üzerinden dönen beyin fırtınaları vardır. akşam gittiyseniz de muhtemelen beyaz tv'de kurtlar vadisi pusu'nun tekrarı döner. bakkal ise sizi yorgun, umursamaz ve bezgin bir yüzle karşılar. bu özellikleri ses tonuna, hâl ve hareketlerine yansır. aldığınız dondurmayı bakkala okutmak için uzatırsınız. ne var ki paranız yetersizdir. satın alım işlemini iptal etmek istersiniz ama bakkal amca eliyle "gerek yok" işareti yapar size. ondan sonra da şöyle kısa bir diyalog gelişir:
- abi ben kalan 10 lirayı sonradan getireyim sana o zaman.
-- (eliyle "boş ver gitsin ne yapalım" işareti yapar) ister getir ister getirme. getirirsen getirirsin, getirmezsen canın sağ olsun.
amca sanki nihilizmin gezegendeki son temsilcisiydi. hayattan öyle bezmiş, caymış ve yılmıştı ki ekmek kapısı olan parayı bile yarın getirip getirmemem önemli değildi onun için. içe kapalılığın getirdiği depresyon onu rekabetten kaçıp hayatı da o kutu gibi bakkal dükkanında deneyimlemeye itmiş. milyonları, milyarları olsa o yine bakkal işletmeyi seçer ve hayattan soğumuş, "olsa da olur olmasa da" düsturuyla yoğrulmuş hâlini gram değiştirmez. size de bakkal amcaya bıkkınlığını belli etmeyen bir "kolay gelsin amca görüşmek üzere" cümlesi sarf etmek, sonra da 10 lira ucuza aldığınız o dondurmayı erime endişesi ve tatlı yeme zevkiyle karışık duygular içinde yemek kalır.
devamını gör...
2.
radyo olur köşede, trt nağme ya da trt türkü çalar.
devamını gör...
"cadde üzerinde az uğranan bakkal hayattan bezmişliği" ile benzer başlıklar
cadde
9