echabrenef7091 yazar profili

echabrenef7091 kapak fotoğrafı
echabrenef7091 profil fotoğrafı
rozet
karma: 12310 tanım: 848 başlık: 366 takipçi: 54

son tanımları


babaların her yapılan yemeği bir öncekinden lezzetli bulması

var böyle bir şey. bak akşam oluyor meselâ yemeğe oturuyoruz, tavuk var yemekte. çekirdek ailecek güzel güzel yiyoruz tavuğumuzu, herkes de havadan sudan muhabbetler eşliğinde tavuk hakkındaki fikirlerini belirtiyor. o sırada babam giriyor devreye.

"bu tavuk önceki yaptığımızdan daha iyi olmuş vallahi müthiş. bundan sonra hep böyle yapalım"

buraya kadar size normal gelmiş olabilir cümle. fakat bir önceki tavuğu yerken de ondan önceki tavuktan iyi olduğunu öne sürmüştü babam. yani her tavuk bir öncekinden lezzetli oluyor. bu böyle zincirleme biçimde babam tarafından ifade edilince babamın düşünce tembelliği yaşadığı şeklindeki argümanım güçleniyor.

ya bak lahmacun yiyoruz tamam mı? çok da lezzetlidir allah var. yerken mest oluyoruz resmen, bu tarz yemeklerin ustasıdır babam. hepimiz ona haklı beğenilerimizi sunuyoruz ve ondan yine şoke edici bir önerme:

"bundan önce yaptığımız bu kadar lezzetli değildi yauvv, bu başka"

ya nasıl her yaptığımız pide, lahmacun, tavuk, ne bileyim makarna bir öncekinden daha lezzetli olabilir babam? matematikteki sonsuza giden limit durumunu yaşatıyor bize adam resmen. her seferinde daha lezzetlisini yapıyorsak bizim masterchef jürisi falan olmamız lâzım. o seviyeye şimdiye dek çoktan gelmişiz demektir. en azından danilo zanna seviyesine. yemeğin lezzet düzeyi, derecesi bir sonraki yapılınca düşüyor. o seferki yemeğin resmen pabucu dama atılıyor. geçmişte yapılmış bütün mantılar, dolmalar, makarnalar, pideler, köfteler babamın birer ortanca çocuğuna dönüşüyor. babam geçmişi kağıt mendil gibi bir bir kullanıp çöpe atıyor. güneş batmaktayken ben de haftaya bugünlerde pabucu dama atılacak makarnamızın tadını doyasıya çıkarıp anda kalıyorum. anda kalın.
devamını gör...

19 temmuz 2026 fransa ingiltere maçı

türkiye saatiyle 00.00'da trt 1'de başlamış olan, ilk yarısını ingiltere'nin 4-0 önde kapattığı ve şu anda fransa'nın bu hayvani skora 2 golle karşılık verdiği fantastik, bombastik, skolastik maç. bu denli keyifli olma nedeni futbolcuların amaçsız kalıp kafalarına göre takılması olsa gerek.

edit akbayram: maç 4-6 bitti. defansif oynanan bir halı saha maçında bile bu denli pozisyon, geniş alan, boşluk yoktur efendim. seyir zevki açısından tarihteki en iyi maçların arasına girer.
devamını gör...

fenerbahçe

hazırlık maçlarına biraz göz gezdirince çubuklu ve lacivert formalarını her zamankinden çok farklı bulmadım takımın. fakat sadece yazı fontu değişiminin bile formaları ne denli enteresan ve renkli kıldığını gördüm. bundan sonra klasik font kullanılmamalı.
devamını gör...

islam'da içkinin şartlı helal olması

içkinin helâllik dersinden dd aldığını gösterir. şartlı geçmiş yani.
devamını gör...

atv

aile saadeti dizisinin tekrarını yayınlarken birdenbire yarıda kesip var mısın yok musun yayınlamaya başlayan tuhaf kanal.
devamını gör...

10 temmuz 2026 ispanya belçika maçı

spiker her oyarzabal dediğinde türküye girecekmiş izlenimi veren orta karar maç.

" hoş olayım olmayayım o yar benim kime ne? ağhhhhh... haydar haydar, o yar benim kime ne?"
devamını gör...

her yaz aşk-ı memnu ve yaprak dökümü izlenen tekdüze evler

grileşmişlerdir artık. kurbağanın ılık suya sokulup suyun aheste aheste ısıtılması ve kurbağanın öldüğünü kavrayamaması gibidir bu sıradanlığın her yaza yedirilmiş, yayılmış hâli. orta sınıftır genellikle bu evdeki aile. sessiz sakin sürdürür hayatını. adeta ptt 1. lig'de 20 yıldır düşmeden çıkmadan kalan boluspor gibi, turnuvalarda hep gruptan çıkıp kimsenin iddialı bulmadığı isviçre gibi kendi hâlindedir bu sıradanlığın kalesi çekirdek aile. her öğlen kanal d'de yaprak dökümü'nün, akşamüstleri de aşk-ı memnu'nun en derinlerine iner ve oynayan oyuncuların bile unuttuğu sahnelere içtenlikle üzülür, sevinir ve korkarlar. bu diziler biteli 15-16 yıl olmasının hiç mi hiç önemi yoktur onlar için. bu diziler zamansızdır. zaman ve mekân üstüdür.

bu tekdüzeleşme hareketinin başını anne ve ablalar çeker, diziyi dikkatlice izlerler. babalar da aradaki jenerik müziklerini duyup olaya şöyle bir dahil olurlar, komik sahne görürlerse kahkahalarla gülüp eğlenirler. erkek çocuk kişisine de bu iki dizinin aşırı gerçekçi ve büyüleyici atmosferini anlamlandırmaya çalışırken yavaş yavaş karabatağa saplanırcasına içine çekilmek ve bu ikilemin tadını çıkarmak kalır. yazıyı bitirirken en büyük temennim bu iki süper dizinin sonsuza dek her yaz yayınlanıp bizi etki altına alması ve ailelerimizin bu şahane tekdüzeliğinin devamıdır. bizi bu zevke sen başlattın kanal d, devamını da senden bekleriz :)
devamını gör...

annesinin bıçaklanmasını canlandırırken role fena giren adam

x.com/gundemedairhs/status/...

gece gece güldürdü herif ya :) onca olay yaşamışsınız, o hengâmede bu yaşam enerjisini ve özgün anlatım tarzını nasıl koruyup da bizlere yansıttın be abi? bir de anlatımın kusursuz gerçekleşmesi için annesini yönlendiriyor.

"anne çık dışarı"

gecemi iyi şenlendirdin vallahi hacım. kazadan belâdan ırak, ailecek var olun.
devamını gör...

sözlük yazarlarının tespitleri

bir sınavın sonucu açıklanır açıklanmaz sınıfın whatsapp grubuna girip ''x dersi açıklanmış'' minvalinde mesaj atan kimse o kişi o sınavdan çok iyi not almıştır. kimin hangi derste daha iyi olduğunu bu yöntemle çözüyorum artık. o dersin sınavı kötü geçince insanda ders hakkında yazacak cesaret olmuyor herhâlde :)
devamını gör...

nathan aké

sessiz sedasız biçimde fenerbahçe'ye gelmiş futbolcudur. umarım büyük işler yapar ve yıllar sonra alves, kjaer, skrtel, lugano, skriniar gibi oyuncularımızın yanına adını yazdırır.
devamını gör...

en kötü tv dizisi

bir ara nuri diye bir dizi vardı. 2011'deydi diye hatırlıyorum. odur herhâlde. oktay kaynarca'nın en kötü işidir.
devamını gör...

28 haziran 2026 güney afrika kanada maçı

herhangi bir spor dalında epeydir bu sıkıcılıkta bir müsabaka izlemiyordum. ne zaman maç sekmesini açsam orta sahada paslaşmalar görüyorum. hiçbir şey olmuyor maçta.

edit akbayram: beni bekliyorlarmış :)
devamını gör...

dönebilsen

ilyas yalçıntaş'ın özellikle müziğiyle beni etkileyen şarkılarından biri. sonbahar ve kış aylarında kahve içerken dinlenecek bir şarkı tam.
devamını gör...

hava durumunda sıra yaşanan şehre gelince dikkat kesilmek

her şehirden her ailenin mutlaka yaşadığı bir durumdur. sözgelimi, ordu'da yaşayan bir aile düşünelim. herhangi bir kanalda da haber bülteni sonrasında veya reklamlar öncesinde ülkenin dört bir yanından hava durumu aktarılıyor. üç büyük şehrimiz olan istanbul, ankara ve izmir'den başlanmasa olmaz. yazısız kuraldır. daha sonra marmara, ege, akdeniz, iç anadolu, karadeniz diye sıralanır hava sıcaklığının ve hava durumunun açıklanışı. karadeniz bölgesi'nde önce batı ve orta karadeniz illerinden bahsedilir. zonguldak 28 derece, efendime söyleyeyim bartın parçalı bulutlu, kastamonu mont giymeli, sinop'ta ahmak ıslatan var falan feşmekân derken bizim bu ordu'da yaşayan sıcakkanlı panik ailemiz sıranın hemencecik ordu'ya gelmesini bekler.

sıra samsun'dan sonra doğu karadeniz'e, ordu'ya gelir ve ordu'da yaşayan ailemiz ekrana dikkat kesilir. anne elindeki bıçakla patates doğramayı bırakır ve patates kızartmasının yapımı 5-6 saniye gecikir, baba gazetesini şöyle birkaç santim aşağıya tutup ekranı göz ucuyla keser, çocuklar telefonu köşeye atar ve ekrana kilitlenilir çekirdek ailecek. o sihirli cümleyi beklerler, tepkileri de bu yöndedir.

''aha ordu geldi, bakalım kaç dereceymiş''

spiker, o beklenen cümleyi bir çırıpıda kurar:

''ordu az bulutlu gündüz 26, gece 11 derece.''

ev halkı spiker tarafından özellikle vurgulanmadan sıradan biçimde sarf edilmiş bu cümle üzerine ertesi gün akşama doğru kalın giyinmeleri gerektiğini anlatan birkaç cümleli konuşmalar yapar, özellikle çocuklar uyarılır ve herkes önceki işlerine geri döner. trabzon, rize, artvin gibi doğu karadeniz illerine ve doğu anadolu, güneydoğu anadolu şehirlerine hiç bakılmaz bile. görev tamamdır sonuçta. yaşanan ilin hava durumuna bakılmış ve fikir teatileri gerçekleşmiştir. akabinde kanal değiştirilir, ana akım kanallarının birindeki bir gezi programı açılır, ev halkı tarafından dikkatle takip edilir ve bu böyle sürer gider.

ordululara has değildir elbet bu özel merak hâli. izmir'de yaşayan izmir'e, nevşehir'de yaşayan nevşehir'e dikkat kesilir, diğer şehirlere önem verilmez. ben hava durumuna hava durumu demem benim şehrimin olmadıkça. düstur böyledir.
devamını gör...

dershane teneffüslerinde kantinde çalan müzikle tribe girmek

10-15 yaş arasındaki o bilinmezlikler içeren çömezlik dönemimde çokça gerçekleştirdiğim davranış tipidir. özellikle mevsimlerden kışsa, otomattan alınan kahvelerin kokuları sarmışsa bütün kantin ve etrafını yoğun biçimde, o 10 dakikalık teneffüs kalabalığı arasında arkadaşların alex-hagi-sergen muhabbetleri arasında dalar gidersin ve aslen çankırılı olup doğum yeri ankara olan mustafa ceceli ad soyadında bir tenorun sesi çalınır kulağına:

''hiçbir şeye değişmem aşkla bakan gözlerini
en son anımda bile söylemeliyim sevdiğimi
hiçbir şeye değişmem senle geçen günlerimi
en son anımda bile tutmalıyım ellerimi''

olmamış, mevcutta olmayan ve en az 15-16 yıl daha olmayacağı kesin aşkın acısını çektirir adama. uzaklara bakıp of diye içlendirir sessizce. arkadaşlardan biri durumu fark edip ''hacıt ne oldu ya bir duruldun? kız meselesi mi hehehe'' şeklinde muzipçe sorgulamalarda bulunursa durum profesyonelce inkâr edilir ama gerçek barizdir. esir almıştır gönlünü o pop şarkısı. kantinin ortamı mı büyülüdür bilinmez. aynı şarkıyı evde dinlesen düğün şarkısı der geçersin muhtemelen.

bir grup kızın kafasını sallayarak eşlik ettiği bu tarz dershane teneffüsü şarkıları olmazsa o gün eksik geçer. buruk biter. murat boz'undan murat dalkılıç'ına, özgün'ünden atiye'sine, sezen aksu'sundan irem derici'sine geniş bir skala içeriyor bu duygusallığın doruklarındaki pop parçaları. eğitim sektörünün bir alt kültürü gibidirler. onlarsız bir dershane fizikî gerekliliklerini tamamlamış ve eğitim vermeye hazır olsa da ruhen yavan kalır.

bunların bir de teneffüse giriş ve derse giriş zili niteliği kazanmış versiyonları vardır ki en net örneği murat boz'un kalamam arkadaş şarkısıdır. ben şarkının adını ve sahibini bile sonradan öğrendim ne yalan söyleyeyim. dershaneler için özel üretilmiş bir jenerik müziği sanırdım ben bunu. şarkıymış meğer. güzelmiş de işin garibi. murat boz bu şarkıyı kim bilir hangi bizim bilmediğimiz eski sevgilisine yaptı da öğrencilerin dersten çıkış müjdecisi oluverdi. eee murat kardeş, kime niyet kime kısmet :)
devamını gör...

deniz göktaş

ben kelime haznesindeki çeşitliliği, temposunu ve anlatım tarzını çok başarılı buldum. futbol fanatikleri hakkındaki tespiti çok yerindeydi. hatta bundan önceki bir gösterisinde de ''takım tutar gibi parti tutmayın deniyor ya, asıl takım tutar gibi takım tutmayın'' şeklindeki tespiti ve devamındaki esprileri kendim de futbolla sürekli ilgilenmeme rağmen çok mantıklı geldi ve haklıymış dedirtti :) çok başarılı buldum 1,5 saatime değdi cidden.
devamını gör...

26 haziran 2026 türkiye abd maçı

şu lânet turnuvada zaten kötü oynamıyorduk. ilk 2 maç rakipleri çözemesek, gol atamasak da hep deneyen taraftık. özellikle avustralya maçının ilk 20-25 dakikasında tek kale oynamıştık, avustralya gelemiyordu. bizim futbolcular ve montella saçma sapan açıklamalar yapınca, sonuçlar da gelmeyince millet patladı. bir deneyim oldu, sonraki kupaya yine katılır, bu sefer çıkarız gruptan. sağlık olsun.
devamını gör...

baykuş tünemiş binada yapılan zinadan doğan çocuk

sözlüklere (ekşi, inci, normal hiç fark etmez) şu absürtlükteki yazıları okumak ve yazmak için giriyorum. internetten en verim aldığım zamanlar bu yazıları okuduğum zamanlar.
devamını gör...

gece atletle çöp atmaya çıkmışken rastlanan komşu kızı

pek geleneğim değildir gece vakti çöp atmaya çıkmak. çöpü de çöpten saymazsın, orta büyüklükte bir poşetin yarısını anca geçkin dolulukta. atasım gelmiş, çıkıp hava alasım gelmiş. ama dürüst olayım, gece vakti 23.08'de apartmanda normalde pek seyrek rastladığım ve iletişimimin neredeyse hiç olmadığı genç ve güzel komşu kızını göresim hiç gelmemiş. hayatın cem yılmazvari bir şakası, sondan başa yazılmış bir alın yazısı, ne bileyim yaradanın anlık bir can sıkıntısı... sonucunda da siyah atletle evden çıkışım ve gayet net görünen kıllı göğüslerimle o anda seçenek sunsalar nihat doğan'ı görmeyi kendisini görmeye yeğleyeceğim kendi hâlinde evine giden, bana kibarca ''iyi akşamlar'' bile diyen o komşu kızı. komşu dediysem yan kapı komşusu dahi değil. hangi katta oturduklarını bile bilmem. komşuluk ölmüş azizim. robot çağı robottan robot yapmış bu kardeşinizi.

dedim ya, nihat doğan gelsin bizim apartmana da siyah atletimi o görsün, ne bileyim iki türkü okusun ''gırdınnn galbimiii, gel al gönlümüüü'' diye çığırıp apartmanı sallasın da özür dileyip gidip gönlünü alayım nazikçe, saygılıca, aynı zamanda yiğitçe. kabadayılığımla beyefendiliğimi eş zamanlı yürüteyim. razıydım. ama murphy kanunları'nı onca yıl internetten okuyup ezberleyip teorik bilgileri sular seller gibi ezberlemek yetmezmiş. pratikte kalakalırmış senin o atletik ruhun. hep ezberci eğitim hacıdayı. öğrenmek için öğrensen bunlar olmayacak.

ben de o kibar kıza ''size de iyi akşamlar'' der gibi bir kafa sallayışla karşılık verip çıktım apartmandan. havada yağmur kokusu var hafiften. en sevdiğim hava türüdür. yağıp da adamı ıslatmaz, çöl iklimi gibi içini de kurutmaz. toprağın o kokusu çalındıkça burnuma, hayata sıkıca sarılıp bağrıma basasım gelir. çöp tenekesine yol alırken yavaş yavaş, sağımda yıllardır neden var olduğunu anlamadığım zira hiçbir çocuğun gidip kaymadığı ve sallanmadığı küçücük park selâmlar beni. parktan utanmam atletliyken. mahcubiyet hissetmem ona asla. kenarındaki bankta oturmuş birkaç genç görürüm. onlar beni görmez. atletli hâlimin ayırdına varamazlar.

çöpü attığım yerde her zamanki gibi birkaç beyaz kedi karşılar beni tüm masumiyetiyle. gecenin o vaktinde ne ararlar bilinmez. merak da edilmez. zaman kavramları kuşkusuz bizden daha farklı. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu :) tam iki saniye sonraysa bir motor kuryesi geçer yanımdan ve muhtemelen sevgilisiyle tartışmayı aşıp kavgaya varan konuşmalar yapar. kediye hiç mi hiç benzemiyordur uzaktan. illa benzeteceksek kurt deriz ona. hır gürlü, hızlı, maksimalist ve mutsuz :) öyle ki yolun ortasında trafiksizce yavaş yavaş yürüyen adamı kaldırım kenarına geçirir öfkeli sesiyle.

birkaç adım yürünüp eve varılır. dış kapıyı dört basamaklı ve nispeten kolay bir şifreyle açtıktan sonra gelen o ''zzzzıtt'' sesi bütün desibeliyle alır adamın aklını. sonra kapı da seslice kapanır insan eliyle müdahale olmaksızın. bu denli ses hiç kediye göre değildir. onlar o çöp kutusu civarından kopmasın mümkünse. hayattan da. yaşasınlar gönüllerince. eve girilir, anne kişisine sesten şikâyet edilir, el yüz yıkanıp klavyeye geçilir. o andan sonraki yazım süreci tam bir kediye göredir. sakin, yavaş, minimalist ve mutlu. ve sen o yanlış zamanda gördüğüm komşu kızı, azar coşar mı deli gönül bilinmez. bu gözler ah neler görürdeki nelerin siyah atlet dekoltesi arasındaki göğüs kılı olması benim bile hayal gücümü aşar biliyorum. ve kabul ederek soruyorum:

''yanlış zaman, yanlış insan. izledin mi dünya kupası'nda yamal'ı sevdalardan?''
devamını gör...

berk karan

çok sempatik, güler yüzlü ve başarılı bir komedyen. yetimlik üzerine çok kaliteli esprileri var ve bu konuyu böylesine kendiyle barışık biçimde irdelemesi, hayata küsmeyip bunu mizaha dönüştürmesi takdire şayan. iki gösterisini izledim youtube'dan ve ikisinde de çok güldüm. sonraki gösterilerinde de başarılar. ayrıca malatyalıymış, komşu ilden :)
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim