echabrenef7091 yazar profili

echabrenef7091 kapak fotoğrafı
echabrenef7091 profil fotoğrafı
rozet
karma: 12472 tanım: 872 başlık: 375 takipçi: 53

son tanımları


serhat kılıç

evinde ölü bulunmuş. allah rahmet eylesin, mekânı cennet olsun. cem yılmaz taklidi yaptığı videoyu ne zaman izlesem gülerdim. yetenekliydi, erken gitti.
devamını gör...

ognjen mimovic

bu yıl takımda kalıp önemli katkı sağlamasını ve yürek koymasını beklediğim sırp futbolcu. daha önce düşünülseydi oynadığı futbola göre takımda kalıp önemli parçalardan birine dönüşebilir veya önceden gönderilebilirdi. süreç biraz uzasa da hâlâ katkı alma şansımız mevcut.
devamını gör...

scottish fold kucak sever mi? sahibine bağlı bir kedi midir?

wowturkey.com başlıklarını hatırlattı. gri arka planda yurdum insanının garip meraklarının başlıklandırıldığı bir siteydi. anmış olduk :)
devamını gör...

kendi yazdığım hikayeler

(yeni sezon - 11.bölüm)
(bölüm adı: abu çi çi kadar mutluluk yeter)

inancı opera eserlerini müziğiyle, bestesiyle, tüm ögeleriyle hatmederek gelişip başkalaşacağı yönündeydi. bölümdaşları dokuzuncu senfoni hakkında saatler süren münazaralar düzenlerken kendisi bu müzik türlerinde pek bir bilgisizdi. etrafındaki binlerce light erkek, kepekli erkek, yarım erkek selâmilere bakarak taş fırın erkekliğiyle gurur duyuyordu. konservatuara sürüklene sürüklene getirilmiş gibi bir hâli vardı.

"lan sanki buradan mezun olup zeki müren mi olacağım? koy gitsin." diye veryansın ediyordu. zeki müren olamazdı olmasına. zeki müren lan demezdi bir kere.

konservatuarı zor zekât bitirip bolu'nun köhne bir ilçesinde devlet memurluğuna atanmak, mesai saatinin bitimiyle eş zamanlı olarak evinin üç metre yakınındaki kahvehanede ruhça yaşıtlarıyla çay içip geçmişteki yaşanmışlıkları yâd etmek gibi manyakça fikirleri vardı. kalite umrunda değildi. yaşayabilmesine tek nefes yetse o nefesle yetinir, diğer nefeslere burnunu ve gönlünü ebediyen kapatırdı. allah muhafaza, dünyaya gözlerini yumsa arkasından şöyle doya doya keyifle anlatılacak anılar pek azdı.

"haydar rıza karademir'i nasıl bilirdiniz?" şeklinde usûlen bir soru sorulsa cenaze eşrafına, iyi ya da kötüden ziyade hiç bilmediklerine dair iç kabullenme yaşarlardı. kimi sessizliğinin arkasına saklı olası anlamlı haykırışlarından dem vururdu; kimi de takıntılarını pide salonuna getirmişçesine her akşam saat 19.30'da en köşedeki masaya oturup 2 porsiyon kıymalı pide, 1 açık ayran sipariş edip siparişlerin hazırlanışı esnasında kırık camlı telefonundan sinan özen'in çıldıracağım adlı parçasını açıp olabildiğince kederli sesiyle eşlik edişini anlatırdı. yaşına kıyasla hayli çökkün ruhu üzerinde taşıdığı ve gittikçe ağırlaşan bir yük gibiydi. bu yükü sanki ay'dan dünya'ya, dünya'dan jüpiter'e doğru bezginlik içinde sürüklüyordu. hani jüpiter'de yer çekimi kuvveti daha fazla ya o bakımdan. (kütle × yer çekimi kuvveti = ağırlık) formülünü devreye sokup devre arası taktik verdim. ne var lan bizim de fizik bilgimiz bu kadar işte.

neyse efendim. zaman az gitmiş uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş. olay ankara'da geçse zaman yokuş giderdi, olayın geçtiği mekân pek bir düzlük demek ki. haydar rıza karademir'in ve aynı konservatuardaki arkadaşlarının mezuniyet vakti gelmişti. haydar bey zeki ama çalışmıyor yalanını esaslıca gerçeğe dökse de önünde sonunda okulu bitirebilmiş, ailesine gurur vermişti. bölümden arkadaşlar mezuniyet anısına toplanmış, şarkılar söylüyordu. cazlar, türk sanat müzikleri, senfoniler havada uçuşuyor ve ortamda sıkıcı bir kalite hâkimiyet kuruyordu. sırası geçen de sessizce kıvanç duyup zaferine, beyaz plastik sandalyesine oturup sıradaki kişinin söylediği şarkıyı dinliyor ve bir yandan tilki sinsiliğiyle antep fıstıklarını bir bir mideye indiriyordu.

nihayetinde sıra bizim meşhur haydar rıza karademir'e gelmişti. "ne çığıracak acep?" diye herkes dikkat kesildi kendisine.

sakin ve bıkkın sesini canlılaştırarak mustafa topaloğlu'nun abu çi çi adlı saçma sapan, garip fakat eğlenceli şarkısını seslendirmeye başladı. ortam hareketlenmiş, insanlar önce afallayıp sonra kalkıp dans etmeye başlamıştı. yaklaşık 5 dakika içinde okul karnaval alanına dönmüştü. kitlesel bir moral yükselişine ve hayat renklenişine yorgun yüzlü genç adam haydar rıza karademir öncülük etmişti. şarkının bitiminde son sözünü de söyleyip beyaz plastik sandalyesine oturacak ve tilki sinsiliğiyle kaju atacaktı ağzına. o kaju seviyordu. önce sözünü söylemeliydi tabii. söyledi de.

"abu çi çi kadar mutluluk yeter"
devamını gör...

26 ağustos 2026 lyon fenerbahçe maçı

18 yıllık koca hasret bitti. bitirmek de ismail kartal'a nasip oldu. keskin, sert, haksız ve üslupsuz eleştirilere maruz kaldı çoğu zaman. hatta bize yeniden geldiğinde kızdım içten içe, neden değer görmediğin bu takımda gururunu hiçe saya saya hocalık yapmayı kabul ediyorsun diye. ama işte kaderin hem sana hem de fenerbahçe'ye büyük bir hediyesi varmış değerli hocam. yılmadın, kariyerine ve hayatına bu başarıyı ekledin. eminim ki grup aşamalarında da sinmeyeceksin. sıkça yenileceksin, moral bozucu maçlar geçireceksin ama takımın mücadelesini ve ruhunu eksik etmeyeceksin.

bugün rahattık. çoğu bölümde atak yapan, deneyen, paslaşıp oyunun temposunu belirleyen taraftık. çok kötü geçirdiğimiz 60'lı ve 70'li dakikalar haricinde büyük baskıya uğradığımız an hatırlamıyorum. pozisyonları vardı tabii ama şanslıydık. sonucun ne olacağı süreçten belli oluyor galiba :)

son birkaç yıldır yaşlı yabancılar yönünden de şanslıyız şükür ki. dzeko, tadic, skriniar, kante, lukaku gibi çok yaşlı futbolcular aldık ve aidiyeti eksik etmediler bizden. varını yoğunu ortaya koydu hepsi. lukaku yeni geldi belki ama onun da fiziğini iyi kullanacağı, zaman zaman tempo alçaltıp yükselteceği, en önemlisi de camiayı sevdiği belli.

haberler güzel bugün. hâlet-i ruhiye tam yerinde :) yenilgilerin nicesi gelip geçiyor, ciğerimizi acıtıyor da bir kerelik zafer hepsinin üstünü anne şefkatiyle örtüyor. yarının getirecekleri bilinmez, ama bu gece kral fenerbahçe. eminim ki bu ruh hâli korundukça daha güzel günler de bizi bekliyor. izole, bütünleşik ve hedefe odaklı olmaya devam.
devamını gör...

23 ağustos 2026 alanyaspor beşiktaş maçı

beşiktaş'ın formasını beğendiğim maç. barcelona'nın yıllar önceki formasından esinlenilmesi gözümde formaya eksi yazar fakat tasarım yine de güzel.
devamını gör...

cnbc-e'nin haftasonu konserlerindeki çılgın piyanistler

denk geliyorum bazen bunlara. çok ateşliler. izin verilse o an piyanolarını bir şiddet enstrümanı olarak kullanıp dünyayı yakacak kıvamdalar. konserdeki şarkıların ritmine ve konserin uzunluğundan kaynaklı iç sıkıntısına göre piyanistimizin sinirleri iyiden iyiye zıplıyor, ortaya seyir zevki tavan yapmış bir delilik gösterisi çıkıyor resmen. eller piyano tuşları arasında vahşi bir arbede kaçağı misali o tuş senin bu tuş benim gezinirken piyanist adamımızın kafası da aşağı yukarı anlık salınımlar sergiliyor. bazen içine düştüğü duygu patlamasının yan etkisi niteliğinde gülümsemeler fırlatıyor ortaya. kameraman arada konserdeki diğer müzisyenlerin performansını gösteriyor. tempo düşüyor biraz. atmosfer sakinliyor. flütler, kemanlar, çellolar seslerini düşürüp kabullenmiş bu haklı üstünlüğü.

gözler ve zihinler önce şefin elindeki metal çubukla koronun bütününü sağa sola yönlendirişini, sonra da günün kahramanı olan piyanoyu ve çalıcısını arıyor. kameralar piyaniste kaydıkça tempo bir anda yükseliyor orta sahalar birkaç salisede geçilip kaleciyle karşı karşıya kalınmış gibi. piyanist mutlu bir cinnet geçiriyor. notalar birbiri arkasına gökyüzünde güvercin topluluğu uçuşur gibi üşüşüyor. konser bitiyor, kan ter içindeki piyanist önce koro şefi tarafından kutlanıp sonra müzisyenlerin elini sıkıyor teker teker. program biteyazarken ekran ikiye bölünüyor, sağ tarafta programda emeği geçenler çılgın piyanistin notaları gibi sıralanıyor. babamla ikimiz birbirimize bakıyoruz, neydi bu izlediğimiz dercesine. akabinde ben fazıl say'ın üniversal bir adam olduğunu anlıyorum. her yöreye bir fazıl say yerleştirilmiş. her yerleşim yerinin çılgın, duygu dolu, bu duygularını piyano üzerinde hunharca deneyen birer usta piyanisti var. hepsi de bize coşku ve neşe katıyor. var olsunlar ama biraz da sakin olsunlar. tansiyonları çıkacak :)
devamını gör...

alakasız şarkı sözü söyleyerek caddede bisiklet süren çocuk

şarkı sözünün alâkalısını alâkasızını ben bilmem. yetkili mercii değilim bu hususta. lâkin bazı mısralar vardır ki bazı mekânlarda, bazı kişilerce ve birtakım okuma şekilleriyle okunursa pek garip kaçar. öyle ki olayın akabininde insan kendini tutamayıp gülmeye başlar. bunun net bir örneğini dün akşam saatlerinde yürüyüş parkının içinde ayaklarımla pedal çevirirken yaşadım. bir yandan pedalları dengelice çevirip bir yandan akıllı telefonumla küresel gelişimleri ve küreye etkilerini takip ederken yakınımdan bisikletli 4-5 küçük çocuk geçti. içlerinden biri aniden şu garip bağlamlı cümleyi kurdu:

"gitgide anneme benziyorum afitap."

ilk birkaç saniyede bu seslenişi algılayamamış, sonrasında ise hayret edip katıla katıla gülmüştüm. sanki çocuğu programlayan programcı hayatının spesifik bir anında alâkasız yerde sıla'nın afitap şarkısının nakarat cümlesini sarf etmesi yönünde bir komut vermişti ona. bu komedi bu komutun eseriydi. aksini çocuk bizzat söylese yine inanmazdım. küçük yaşta bir erkek çocuğu kendi iradesiyle nasıl afitap söyler olm? hiç bana numara yapma. sen gitgide annene benzediğini tespit edip halka duyuracak ve cümle içinde afitap kelimesini kullanacak havada birisi değilsin ey berrak zihni oyun kokan on yaşlarında uçarı çocuk! bunu sana biri söyletti. senin beynine girip cüretkârca kodladı o dizeyi, seni haksızca yetişkinleştirdi ve ortamı terk edip gitti. kararlıyım, bulacağım o olağan şüpheliyi. ben bulana kadar sen bisikletini sürüp az git uz git, dere tepe düz git. hadi selâmetle sana küçük yolcu.
devamını gör...

dada rota

az önce show tv'de gördüğüm gezi programı. bu yaz sezonunda başlamış. adını ilk kez duydum fakat ilgi çekici bir programa benziyor.
devamını gör...

15 ağustos 2026 gençlerbirliği fenerbahçe maçı

gençlerbirliği maçından önce gençlerbirliği'ne kaleci gönderiyorsunuz. iyi de kaleci yani seviyesi üstte. hadi be abi :)
devamını gör...

çorum fk

bunlar lige damga vurur bu yıl. inşallah uzun süre ekonomik problem de yaşamazlar, ülke futboluna renk getirirler. futbolcu ve hocaları iyi, bunu sürdürmeliler.
devamını gör...

karambol bitiren sert ve aşırı berbat şut

genelde defansif orta saha, sağ bek ve sol beklerden gelir. stoperler bu işe pek girişmez. onlar ceza sahasını karıştırıp pozisyon üretmekle görevlidir. 5-10 saniyelik delice bir karambol meydana gelir, topa vurulur vurulur da o top bir türlü girmek bilmez kaleye. spiker heyecanlanır, detone olur, taraftar hop oturup hop kalkar, top ceza sahasının içinde hoyratça ve haddini bilmezce sekerken arkalardan kendinden aşırı emin ve kindar biri gelir. o topa sertçe tüm gücüyle vurur. daha önce oralardan kaç golü olduğunu o an sorsanız hatırlamaz. hafızasından kaynaklı değil, golü yoktur oradan. ama yine de vurur. kazmalığı yıldıramaz onu girişimciliğinden.

vurur ve top doğrudan çok farkla auta gider. spikerin heyecanı söner, taraftarlar yerlerine oturur, yapraklar dökülür, gün geceye varmadan toz duman eder bu şehir. bütün futbolcular yerlerine döner, hayat kaldığı yerden devam eder. bu saçma olayın fenerbahçe'deki ilk temsilcileri mehmet topal ve gökhan gönül iken şimdilerde nelson semedo üst düzey bağlılıkla bu kutlu görevi üstlenmektedir.
devamını gör...

brian madjo

geleceğin yıldız forveti. manyak bu adam. fiziksel haksızlık.
devamını gör...

evlâtçılık

fenerbahçe taraftarını gütmek ve mevcut teknik direktöre düşman etmek amacıyla medyaca uydurulmuş yeni kelime. 1 yıl boyunca muhtemelen 453688 kere duyarız bu sözü. seneye de yenisi üretilir.
devamını gör...

6 ağustos 2026 hradec kralove beşiktaş maçı

beşiktaş'ın deplasmanda oynadığı statlar hep aynıymış gibi geliyor bana. hatta isviçre, avusturya, çek cumhuriyeti, polonya gibi ülkelerin takımları o denli benzer statlara sahip ki bir çeşit futbol dejavusu yaşatıyor insana.
devamını gör...

tool dinleyicilerinin müziği değil kendini açıklaması

tool dinlemedim, tool hakkında hiçbir fikrim de yok ama anlatım tarzı ve seçilen kelimeler çok hoşuma gitti.
devamını gör...

kamu spotlarında sigara içen babasına üzülen çocuk ekolü

yıllardan beri var böyle bir şey. her kanalda, her zaman diliminde çeşitli temalarda kamu spotlarına denk gelirim. trafik kazalarına karşı emniyet kemeri takmanın önemi, ormanları yakmamamız yönünde bize verilen haklı tavsiyeler, kadına şiddet ve tacize karşı çıkış yolları gibi birçok hususu içeren kamu spotları gözümden bir film şeridi gibi geçti yıllar yılı. bir de bu sigara bırakma temalı üzücü, hafif kasvetli kamu spotları dikkatimdeydi. asıl takıldığım oyuncular her zaman çocuk oyunculardı bu reklamlarda. oyunculuklar gerçekçi olduğu için mesajı doğrudan alıyorsunuz ve içinize bir kahır yerleşiyor ama çocuk oyuncuları artık nereden seçmişlerse onlar bir başka üzüyordu adamı.

baba balkona çıkıp sigarasını tüttürür. artık kafasında sinan özen'in meşhur olduğu 90'lar döneminden bir arabesk mi çalıyordur, fenerbahçe-sturm graz eşleşmesinin deplasman ayağını mı düşünüyordur, yoksa öküzün trene baktığı gibi dümdüz karşıya mı bakıyordur bilmem. bilmek de istemem! öküzün trene bakmasından çıkarılmış aptallık profili de ilginç doğrusunu isterseniz. öküz başka şeylere bakarken çok mu akıllıca bakıyor yani? bir tek tren görseli mi aptallaştırıyor onu? garip...

neyse efendim, işin özü adamımız balkonda sigara tüttürüyor, odada da bizim üzgün ve dertli çocuk oyuncumuz var. şu sözleri sarf ediyor çocuk oyuncumuz:

"babam bu soğukta niye balkonda titreye titreye sigara içiyor. içmesin lütfen. ben babamın bu hâline çok üzülüyorum. gelsin içeride bizimle otursun."

ben açıkçası bu dizilerdeki, filmlerdeki, ne bileyim kamu spotlarındaki çocukların bu büyümüş de küçülmüşlüğüne de karşıyım. yahu çocuk dediğin gitsin oyuncağıyla oynasın, çizgi filmini izlesin, maçına baksın gole sevinip üzülsün, cipsini yesin. hayır yaş da müsait yani ne bu aşırı gelişmişlik? çocuk bunları yapacağı yaşta balkondaki gayet ipi kuşağına denk görünen babasına üzülüyor, bizi de yüreğimizden vuruyor. yapmayın etmeyin efendim :)
devamını gör...

sehpadaki midi klavye (yazar)

açtığı başlıklar, yaptığı tespit ve benzetmeler çok ilginç. tam boş zamanlarda okunası.
devamını gör...

dolandırıcıların yeni taktiği

mekân: herhangi bi a101

kişiler: kredi kartı satıcıları ve kredi kartı hâl-i hazırda olmasına rağmen yenisini alma potansiyeli bulunan saflar

tuzak soru: merhabalar, kartınızdan memnun musunuz? ne gibi avantajları var?

olaylar gelişir...
devamını gör...

aşk-ı memnu (dizi)

bu dizide bihter'in seradaki bitkileri dağıtıp sonra süleyman efendi'yi seraya özen göstermemekle suçlarken sergilediği oyunculuk hayatımda gördüğüm en kötü oyunculuk olabilir. tam flash tv kalitesizliğinde.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim