antik yunan felsefesi deyince herkes atina’yı hatırlıyor ya…
aslında iş öyle değil. felsefe ve bilim atina’dan yüzyıllar önce batı anadolu’da, iyonya’da başladı.
milet’ten efes’e o sahil şeridi thales’i, anaksimandros’u, herakleitos’u çıkardı. düşünce tarihini değiştiren zihinler orada yetişti.
peki neden burası? neden anakara yunanistan değil de tam ege kıyıları?
en büyük sebep ticaret ve zenginlik.
iyonya şehirleri doğu’dan gelen kara ve deniz yollarının tam kavşağındaydı. ticaret sadece malları değil, fikirleri de taşıyordu.
insanlar zenginleşince “nasıl hayatta kalırım” gibigündelik sıkıntıları aşıp, evreni sorgulama fırsatı buldu.
ikincisi, kültürlerin çarpıştığı yer olması. mısır’ın matematiği, babil’in astronomisi, doğu’nun mitleri yunan dünyasıyla orada karıştı.
farklı inançlar yan yana olunca kimse ezberi körü körüne kabul etmedi.
bir de o şehirler büyük imparatorlukların tam kenarındaydı. merkezi baskı yoktu.
şehir devletlerinde insan rahat konuşuyor, tartışıyor, sorguluyordu. denizciler ve tüccarlar depremi, yıldırımı “tanrı bize öfkelendi ve cezalandırdı” diye açıklamayı yetersiz buldu.
işte o ortamda insanlar ilk kez doğa olaylarını tanrıların kaprisiyle değil, doğanın kendi yasalarıyla açıklamaya başladı. yani mitos bitti, logos başladı.
işte bugün bilim, rasyonel düşünce ve felsefe dediğimiz her şeyin temeli o dönemin iyonya'sında atıldı.
yazan:orhan öztürk
devamını gör...