1.
(tematik)
12-19. yüzyıllar arasında, japonya’da derebeylerin kullandığı ünvan.
devamını gör...
2.
xıı. ve xıx. yüzyılları arasında japonya'da hüküm sürmüş en güçlü feodal hükümdarlara verilen addır.
daimyoların rütbelerine göre giydikleri giysinin tonu değişirdi.
daimyo
daimyoların rütbelerine göre giydikleri giysinin tonu değişirdi.
daimyo
devamını gör...
3.
şoguna bağlı olan, geniş topraklara, özel samuray ordularına hükmeden ve feodal düzenin temelini oluşturan güçlü bölge liderleridir. genel kanının aksine onları feodal derebeyi olarak tanımlamak pek doğru olmaz. hem kültürel hem de yapısal olarak avrupada bildiğimiz derebeylerinden çok farklıdırlar.
avrupada derebeyi ile vasalı* arasındaki ilişki karşılıklı bir sözleşmeye dayanırdı. eğer derebeyi sözünü tutmaz, vasalını korumaz veya haksızlık yaparsa vasalın sözleşmeyi feshetme ve başka bir lorda sığınma hakkı vardı. daimyo ile samurayları arasındaki ilişki ise tamamen gönül ve ahlak bağlarına dayanırdı. daimyo zalim veya başarısız olsa bile, samurayın ona sadakatsizlik etmesi en büyük onursuzluk sayılır ve genellikle intihar eder veya etmeye zorlanırlardı.
avrupalı derebeyleri altındaki şövalyelere doğrudan toprak verirlerdi. şövalye o toprağın ve üzerindeki köylülerin hakimi olur, kendi gelirini toplardı. daimyolar, samuraylarına genellikle doğrudan toprak vermezlerdi. toprak daimyoya ait kalır, samuraylara bir yetişkinin bir yıllık pirinç tüketimi ölçüsü kadar pirinç maaşı ödenirdi. yani samuraylar toprağa bağlı feodal beylerden ziyade, daimyoya bağlı profesyonel birer askeri idareciydi.
avrupalı derebeyleri kendi şatolarında kraldan oldukça bağımsız yaşarlardı. kral onları kontrol etmekte zorlanır, isyanlar çok sık yaşanırdı. özellikle tokugawa şogunluğu* döneminde daimyoları kontrol etmek için rehin sistemi uygulandı. daimyolar bir yıl kendi topraklarında, bir yıl ise şogun'un başkenti edo'da* yaşamak zorundaydı. kendi topraklarına döndüklerinde ise ailelerini edo'da "rehin" olarak bırakırlardı. bu durum avrupalı hiçbir derebeyinin kabul etmeyeceği bir merkezi kontrol mekanizmasıydı. böylelikle daimyolar asla isyana teşebbüs edemezdi.
(bkz: tokugawa şogunluğu)
(bkz: şogun)
(bkz: şogunluk)
(bkz: japon tarihi)
(bkz: samuray)
avrupada derebeyi ile vasalı* arasındaki ilişki karşılıklı bir sözleşmeye dayanırdı. eğer derebeyi sözünü tutmaz, vasalını korumaz veya haksızlık yaparsa vasalın sözleşmeyi feshetme ve başka bir lorda sığınma hakkı vardı. daimyo ile samurayları arasındaki ilişki ise tamamen gönül ve ahlak bağlarına dayanırdı. daimyo zalim veya başarısız olsa bile, samurayın ona sadakatsizlik etmesi en büyük onursuzluk sayılır ve genellikle intihar eder veya etmeye zorlanırlardı.
avrupalı derebeyleri altındaki şövalyelere doğrudan toprak verirlerdi. şövalye o toprağın ve üzerindeki köylülerin hakimi olur, kendi gelirini toplardı. daimyolar, samuraylarına genellikle doğrudan toprak vermezlerdi. toprak daimyoya ait kalır, samuraylara bir yetişkinin bir yıllık pirinç tüketimi ölçüsü kadar pirinç maaşı ödenirdi. yani samuraylar toprağa bağlı feodal beylerden ziyade, daimyoya bağlı profesyonel birer askeri idareciydi.
avrupalı derebeyleri kendi şatolarında kraldan oldukça bağımsız yaşarlardı. kral onları kontrol etmekte zorlanır, isyanlar çok sık yaşanırdı. özellikle tokugawa şogunluğu* döneminde daimyoları kontrol etmek için rehin sistemi uygulandı. daimyolar bir yıl kendi topraklarında, bir yıl ise şogun'un başkenti edo'da* yaşamak zorundaydı. kendi topraklarına döndüklerinde ise ailelerini edo'da "rehin" olarak bırakırlardı. bu durum avrupalı hiçbir derebeyinin kabul etmeyeceği bir merkezi kontrol mekanizmasıydı. böylelikle daimyolar asla isyana teşebbüs edemezdi.
(bkz: tokugawa şogunluğu)
(bkz: şogun)
(bkz: şogunluk)
(bkz: japon tarihi)
(bkz: samuray)
devamını gör...