bilge tonyukuk yazar profili

bilge tonyukuk kapak fotoğrafı
bilge tonyukuk profil fotoğrafı
rozet
karma: 5249 tanım: 1115 başlık: 246 takipçi: 13

son tanımları | başucu eserleri


obsesif kompulsif bozukluk

yine bu tanrı'nın belası hastalık yüzünden öteki tarafa gidip geldim bugün.
devamını gör...

fenerbahçe en son şampiyonlar ligi'ne katıldığında

asgari ücret 28.000 liraydı.

dolar 48 liraydı.

playstation 5 çıkmıştı.

çeyrek altın 11.390 liraydı.

arda güler 21 yaşındaydı.

şu an galatasaray teknik direktörü olan okan buruk, o zamanlar da galatasaray teknik direktörüydü.

fenerbahçe'nin o dönemki kadrosunda bulunan hiçbir futbolcu futbolu bırakmadı.

en son iphone 17 çıkmıştı.

kerem aktürkoğlu ilkokula gitmiyordu.

real madrid'in 15 şampiyonlar ligi şampiyonluğu vardı. şu an bu sayı 15.
devamını gör...

26 ağustos 2026 lyon fenerbahçe maçı

fenerbahçe'nin, bizi çok ama çok mutlu ettiği futbol müsabakası.

teşekkürler fenerbahçe. sen bu hayatın neşesi, tadı tuzusun.
devamını gör...

naz yapayım derken erkeğin ömrünü kısaltmak

yanlıştır... erkeği kadını yok bunun. fazla naz, aşık usandırır. birini sevdiğinizi gösterme fırsatınız varsa, bir bakışla dahi olsa bunu belli edin. çünkü daha sonra çok pişman olabilirsiniz.
devamını gör...

yazarların kendi içlerinde halledemedikleri şeyler

18 yaşındayken milli savunma üniversitesi'ne başvurdum. sınav puanım hava, deniz ve kara harp okullarının hepsine yetiyordu. fiziksel yeterlilik sınavından iyi bir puanla geçtim. hatta koşuyu o kadar iyi yapmıştım ki o dönem benimle beraber sınava giren kardeşlerim, devrelerim hep beni konuşuyordu. yanıma gelenler "sen o meşhur koşuyu iki kere atan çocuk musun ?" diyorlardı.

sözlü mülakata girdim. tam puanla geçtim. sanki öğrenci değil, emir bekleyen bir asker netliğiyle ifade ettim kendimi. o gün var ya o gün, hayatta kendimle en çok gurur duyduğum gündür.

lakin genel sağlık kontrolünden geçemedim. her aklıma geldiğinde canım yanar, içim sızlar. bu benim hayatta başıma gelen en üzücü 2. şeydi. elinden emziği alınan bir çocuk gibi kimseye belli etmeden odama gidip ağladığımı hatırlıyorum. tonyukuk ağlamış diye sağda solda anlatmayın sakın ha. ciddi ciddi dağ gibi delikanlıydım oturdum ağladım.

bir de o dönem "boşver daha iyi olmuş" diyen boşboğazları hiç unutamıyorum. tabii bana bunu diyenler hayatlarını toplumun normlarına göre yaşayan huviyetsizlerdi. benim kendi hür irademle isteyip, kazanmak için her şeyi yapıp da elimde olmayan sebeplerden ötürü kazanamadığım mesleğimi bu yüzden anlamalarını beklemiyorum. bir insanın kendi inandığı davada kendi yapmak istediği işi yapmaya çalışmasını, ve bundan mahrum edildiği için canının yanmasını kimsenin anlamasını beklemiyorum. beklemedim de. asker olsan ölürdün sakat kalırdın vs. diyenlerin de zaten hayattan hiçbir zevk alamadığım için bana yaşadığımı hissettirecek tek şeyin ölümle burun buruna olmak olduğunu da anlatamam.

ben gülşah'ı kaybettiğim gün hayatın duygusal tarafı benim için bitti. ben o anda insanlıktan çıktım, hayvandan farkım yoktu artık. duygularım yoktu, zevk alamıyordum, mutlu olamıyordum.

subaylıktan olduğum gün ise hayatın dürtüsel tarafı da benim için bitti. hayvandan da aşağı oldum, cansız bir nesne oldum ben. ne için yaşadığını bilmeyen boş bir kovan oldum.

uzun süre önce 90. dakikayı bitirdim, uzatmaları oynuyorum. gözüm hakemde, bitiş düdüğünü bekliyorum.
devamını gör...

bilgi zekayı terbiye edebilir mi sorunsalı

bugün sabahtan beri kafamı kurcalayan sorunsal. öğrenmenin tek bir yolu var değil mi ? yine başlıyoruz.

dünya çapında çeşitli makaleler, bilgi birikimi ile zeka arasında bir korelasyon olduğunu gösteriyor. bu da şu anlama geliyor, istatistiksel olarak zeki kişilerin çoğunluğu bilgili de oluyor. ama korelasyonun nedensellikle asla karıştırılmaması gerektiğini zaten biliyoruz. korelasyon eş zamanlılıktır ve bilgili insanların aynı zamanda zeki olmaya eğilimli olduğunu gösterir. zekanın getirdiği öğrenme arzusu ve öğrenmekten edinilen haz, kişiyi bilgili olmaya eğilimli yapar. ama bu bize zekanın bir insanı bilgili yapabileceğini gösterir sadece. bizim problemimiz ise tam tersi. bilgi, bir insanı daha zeki yapabilir mi ? yani "geri zekalı bu" deyip geçtiğiniz o insan, o tahammül edemediğiniz cahil insan; acaba eline birkaç kitap alsa değişebilir mi ? ne kadar değişebilir ?

nörologlar, kitap okumanın beynin düşünme ve analiz etmeye yarayan neokorteks bölgesindeki aktiviteyi artırdığını tespit etmiş. beyinde bir bölgenin sık kullanımı da beynin bu bölgesinde gelişme ve büyüme görmemize olanak sağlıyor. buna tıpta (bkz: nöroplastisite) denir, yani beyin esnekliği. beynin kendisini kullanış şeklimize göre adapte etmesi. harika bir şey, değil mi.

londra taksi şoförleri üzerinde yapılan bir araştırmaya göre; şehrin binlerce karmaşık sokağını ezberleyen şoförlerin, beynin mekânsal hafıza ve yön bulmadan sorumlu bölgesi olan hipokampus alanlarının normal insanlara göre belirgin şekilde daha büyük ve gelişmiş olduğu tespit edilmiş.

beyin gelişiminde en kritik evre 0-6 yaş arası, olgunlaşma evresi 6-25 yaş arası olarak belirlenmiş. 25 yaşından sonra beyin esnekliğinin yine devam ettiğini ama eskisi kadar hızlı olmadığı görülmüş.

bizim asıl konumuza dönelim. bir insan bir şeyler öğrenerek zekasını hakikatte ne kadar artırabilir ?

cevap; nasıl öğrendiğine bağlı.

farklı türlerden kitaplar okumak beyin için müthiş bir egzersiz demektir. kişinin dünyayı algılayış şekli, bilgiyi analiz etmekteki becerisi, sorgulama kabiliyeti, farklı perspektifleri görebilme yeteneği bu sayede gelişir. bu gelişimin tek sebebi bilgi değildir. kitap okuyan insan sırf bilgi edindi diye zekileşmez. beynine idman yaptırdığı için gelişir. düşündükçe insan, düşünmeyi öğrenir ve öğrendikçe düşünmek hakkında düşünür. böylelikle daha önce düşündüğü şeyleri hangi koşulda düşündüğünü düşünmeye başlar. anlatabildim mi ?

bilgi eğer hazır olarak geliyorsa, internet ya da makale gibi kaynaklardan ediniliyorsa ve tek bir konu üzerineyse o biçimdeki bilgi ediniminin zekaya katkısı ne yazık ki yok denecek kadar az olur. ben ne entelektüeller gördüm, safsata yapmadan argüman sunamayan. bilgiyi edinmek herkesin yapabileceği bir şeyken, bilgiyi değerlendirmek ve sorgulamak herkesin harcı değildir.

ve işte bugün bunu anladım. bilgili olmak, zeki olmayı sağlamaz.

ama ne sağlar ? kitap okumak.
devamını gör...

türk kızlarının gayet güzel olması

gayet kelimesinin nasıl bir ima taşıdığını anlamlandıramadığım sözlük başlığı.
devamını gör...

bir üstteki yazar hakkında düşünülenler

entelektüel zekası yüksek, yerinde tespitleriyle sözlüğe katkıda bulunan cool bir heriftir.
devamını gör...

fenerbahçe

truman show benzetmesinin belki de en çok yakıştığı takım herhalde budur.

zira söz konusu dizinin de tek gerçek karakteri truman'dı, diğer herkes onun hayatındaki figüranlardı.

galatasaray, beşiktaş ve trabzonspor ne kadar başarılı olurlarsa olsunlar hüviyet bakımından fener ile yarışabileceklerini sanmıyorum.

evet, hakikaten de belki de en başarılı takım galatasaray'dır. ama galatasaraylılık, fenerbahçelilik mertebesine yaklaşabilir mi ?

sanmam.

fenerbahçelilik tıpkı bir din gibidir, mezhep gibidir.

100 yıl bile şampiyon olmasa, 101. yılda sezona şampiyonluk ümidiyle giren bir kafa yapısıdır.

hatta doğrusunu söylemek gerekirse nispeten psikopati semptompları gösteren hastalıklı bir şeydir fenerbahçelilik.

oysa ben hatırlıyorum, galatasaray'ın 13. olduğu sezon dünyada aktif 4-5 galatasaraylı falan vardı.

bununla galatasaray'ı küçümsediğimi düşünmeyin. zaten olması gereken taraftarlık bu. insanların bir takıma tamamen karşılıksız sevgi göstermesi, bilet ve forma alması normal değil. futbol neticede bir eğlence sektörü ve insanlar eğlenmek için para veriyor sinirlenmek ya da üzülmek için değil.

ama fenerbahçeliler farklı.

onlar fenerbahçe'yi, vatanı ya da allahı sevdikleri gibi seviyorlar.

sanki fenerbahçelilik, tanrı tarafından işaret edilmiş kutsal bir yol gibi.

sanki fenerbahçe'nin başarılı olması, er ya da geç gerçekleşecek kaçınılmaz bir kadermiş gibi.

kim bilir, belki de gerçekten öyledir.

dipnot: iyi bir fenerbahçeli.

vesselam.
devamını gör...

gerektiğinde muhalif

kalbi temiz bir insan. tanrı yolunu açık etsin, ülgen rızkını çoğaltsın.
devamını gör...

süleymancılar

bir çeşit terör örgütü.

yazılarımda daha önce devletin bütün cemaatlere karşı cephe alma eğiliminde olduğunu yazmıştım, okuyanlar bilirler. fetö, mevcut hükümet partisini "ya aslında kemalistler haklıymış sanki" çizgisine getirdi. 2013'ten beri bu böyledir.

sütö'nün de fetö'den bir farkı yok. aynı cumhuriyet düşmanlığı, aynı devlet düşmanlığı, aynı hainlik, aynı irticacılık. birebir aynı ritüeller, aile zoruyla getirilen çocukları köleleştirmek.

zaten türkiyenin her yerinde ve başka başka ülkelerde de yurt açacak kadar güçlü bir yapıyı, israil desteği olmadan finanse etmeleri imkansızdı. bugün de israil ve almanya tarafından fonlandıkları ortaya çıktı.

devletimizin, savcılarımızın, hakimlerimizin bileğine kuvvet. tanrıdan dileğim işte budur.

yıkın şer yuvalarını,
kurutun soylarını,
sapkın inançlarını yok edin,
gün yüzü göstermeyin bu teröristlere.
devamını gör...

yazarların olası ölüm sebepleri

obsesif kompulsif bozukluk.
devamını gör...

daha 17

internet gündemine ilk girdiğinde basit bir ergen yapımı diye geçiştirdiğim, bölümler ilerledikçe kanımı dondurmaya başlamış dizi.
devamını gör...

diyelim ki o bunu okuyor

hayır, ben o kadar değilim.
devamını gör...

gülşah

güllerin şahı, güllerin içinde en güzel olanı, gül bahçesinin sultanı ve hükümdarı, gül gibi kokan, güleç yüzlü, gül demekle gülen, güldüren, güllük güneşlik sabahların sebebi, gülün dikenine katlanma sebebim, gülüm ve gülümseme sebebim.


yani öyleydi.

ama yapraklarından geriye bir şey kalmadı artık. sadece diken var. sadece kan var. sadece ölüm var. bir ölü toprağın altında, diğeri ise toprağın üstünde.
devamını gör...

bir yerde


ama bir yerde
sana yakalanıp ölmek var


sinir uçlarımla oynayan bir şarkı.

devamını gör...

kalabalığı sevmeyen insan

herhalde bendir. samimiyetle sevmediğim insanlarla muhattap olmak, konsept olarak bana uymuyor. ben rahatsız olurum böyle mevzulardan. sadece yakın tanıdıklarım olmalı.
devamını gör...

insanı rahatlatan şeyler

açık mekanda çay, sigara, müzik kombinasyonu.
devamını gör...

mutluluğun sırrı

olman gerektiğini söyledikleri kişiyi boşverip, olduğun kişi olmak. canını sıkan her şeye hayır, mutlu eden her şeye evet demek.
devamını gör...

normal sözlük yazarlarının bugün fark ettiği şeyler

çocukluğumun bir kısmını geçirdiğim eski evimizin olduğu apartmana gittim. uzun uzun inceledim her yeri. hatıraları getirmeye çalıştım. çoğu hatıra bulanıktı ama en yakın arkadaşım tarafından pusuya düşürülüp 3 kişi tarafından dövüldüğüm o taş duvarları hiç unutamadım. beni ben yapan şeydi. beni olduğum kişi yapan o hatıraydı.

yaklaşık 15 dakika boyunca sigara içip anılara daldıktan sonra binadaki bir sakin benden gitmemi istedi. doğru, artık orada kiracı değildik. aradan geçen onca yıldan sonra apartmanda beni tanıyan ve bana kefil olacak birisi de yoktu.

ve o anda şunu fark ettim. bu dünyada parasını ödemediğiniz hiçbir şeye sahip değilsiniz. hatıralarınıza bile.
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim