#ödüllü filmler
2008 yapımı film, doğu anadolu’da yaşayan genç bir kadının hayal kırıklıklarıyla yüzleşmesini anlatır. dilber, evlenme hayali suya düşünce içine kapanır ve köyde sekiz gün süren dramatik bir dönüşüm yaşar.
*adana film festivali (2009) – en iyi özgün müzik ödülü [nail yurtsever]
*ankara uluslararası film festivali (2009) – en iyi erkek oyuncu ödülü [fırat tanış] / en iyi kadın oyuncu ödülü [nesrin cavadzade] / en iyi senaryo ödülü [cemal san] / en iyi müzik ödülü [nail yurtsever], [engin arslan], [mehmet cem tuncer] / jüri özel ödülü [cemal san]
*ankara uluslararası film festivali (2009) – en iyi erkek oyuncu ödülü [fırat tanış] / en iyi kadın oyuncu ödülü [nesrin cavadzade] / en iyi senaryo ödülü [cemal san] / en iyi müzik ödülü [nail yurtsever], [engin arslan], [mehmet cem tuncer] / jüri özel ödülü [cemal san]
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "son singapur vapuru" tarafından 27.04.2026 22:22 tarihinde açılmıştır.
1.
senaryosu cemal şan tarafından yazılan ve aynı isim tarafından yönetilen 2008 yapımlı türk dram filmi; yönetmenin çekmiş olduğu zeynep'in sekiz günü ve ali'nin sekiz günü üçlemesinin ikinci filmi olarak karşımıza çıkmaktadır.

başrolde ise nesrin cavadzade, fırat tanış ve osman akça gibi oyuncular rol almış iken yardımcı rollerde ise; necmettin çobanoğlu, hatice altan gençler, macit sonkan, aslıhan erguvan, ahmet saraçoğlu ve arzu tan bayraktutan gibi isimler yer almıştır.
sevdiğine varamayan ve bu yüzden başka biriyle evlenmeye râzı gelen genç bir kız olan dilber'in yaşamından 8 gün konu ediniliyor.
dilber doğulu bir ailenin en büyük kızıdır, çok kardeşi vardır, bir de sevdiği vardır, ali ile yıllardır birbirlerini sevmektedirler, evlenmek isterler ama ali'nin babasının başka planları vardır, askerlik arkadaşı ile yıllar önce birbirlerine söz vermişlerdir, birinin kızı birinin oğlu olursa onları baş göz edeceklerine dair ant içmişlerdir.
ali bir gün ağlayarak gelir ve hatice ile evlendirileceğini söyler, bunu duyan dilber çılgına döner, gidip ali'nin babasından hesap sorar, ali ise babasının dediği neyse ona uyacağını, içi kan ağlasa da hatice ile evleneceğini söyler.
dilber bunun ardından kendisine tâlip olan ilk görücüsüyle evleneceğine dair söz verir, öyle de olacaktır.
kasabadan gelen ve bir ilkokulda hademelik yapan mehmet ona görücü gelmiştir,
kendisinden vazgeçen ali'yi cezalandırmak için ömründe ilk kez gördüğü bu topallayan adamla evlenmeye râzı olur.
mehmet'in kimsesi yoktur, ana babası çok eskiden ölmüştür, bir tarlası vardır, ayağı topaldır, bugüne kadar evlenmek istediği hiçbir kız onu sevmemiştir, onu bir tek dilber sevecektir.
dilber kocasına başlarda ısınamamış olsa da onu sevecektir, mehmet onu sevmiş, ali gibi yapmamıştır.
bu mutluluk 8 gün mü sürecektir,
kim bilir?
filmin ana fikri bence şuydu;
sevgi neydi?
sevgi emekti...
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından selvi boylum al yazmalım (film) filmiyle benzerlikler taşıdığını düşündüğüm bir filmdi, sevgi ve emek açısından benzerlik taşır gibiydi,
senin değerini bilmeyenden vazgeçip sana emek veren insanı sevmeye karar verme durumu açısından benziyordu.
nesrin cavadzade'nin ve fırat tanış'ın oyunculuğu etkileyiciydi, o duyguyu verdiklerini düşünüyorum.
sonu daha farklı bitebilirdi,
keşke böyle bitmeseydi...
ağladığım bir sahne vardı, dilber'in ailesinden ayrıldığı sahne benim için etkileyiciydi.
mehmet, karısı dilber ona çok sıkıldığını söyledikten sonra televizyon alıyor, o sahne de oldukça duygu yüklüydü.

başrolde ise nesrin cavadzade, fırat tanış ve osman akça gibi oyuncular rol almış iken yardımcı rollerde ise; necmettin çobanoğlu, hatice altan gençler, macit sonkan, aslıhan erguvan, ahmet saraçoğlu ve arzu tan bayraktutan gibi isimler yer almıştır.
sevdiğine varamayan ve bu yüzden başka biriyle evlenmeye râzı gelen genç bir kız olan dilber'in yaşamından 8 gün konu ediniliyor.
dilber doğulu bir ailenin en büyük kızıdır, çok kardeşi vardır, bir de sevdiği vardır, ali ile yıllardır birbirlerini sevmektedirler, evlenmek isterler ama ali'nin babasının başka planları vardır, askerlik arkadaşı ile yıllar önce birbirlerine söz vermişlerdir, birinin kızı birinin oğlu olursa onları baş göz edeceklerine dair ant içmişlerdir.
ali bir gün ağlayarak gelir ve hatice ile evlendirileceğini söyler, bunu duyan dilber çılgına döner, gidip ali'nin babasından hesap sorar, ali ise babasının dediği neyse ona uyacağını, içi kan ağlasa da hatice ile evleneceğini söyler.
dilber bunun ardından kendisine tâlip olan ilk görücüsüyle evleneceğine dair söz verir, öyle de olacaktır.
kasabadan gelen ve bir ilkokulda hademelik yapan mehmet ona görücü gelmiştir,
kendisinden vazgeçen ali'yi cezalandırmak için ömründe ilk kez gördüğü bu topallayan adamla evlenmeye râzı olur.
mehmet'in kimsesi yoktur, ana babası çok eskiden ölmüştür, bir tarlası vardır, ayağı topaldır, bugüne kadar evlenmek istediği hiçbir kız onu sevmemiştir, onu bir tek dilber sevecektir.
dilber kocasına başlarda ısınamamış olsa da onu sevecektir, mehmet onu sevmiş, ali gibi yapmamıştır.
bu mutluluk 8 gün mü sürecektir,
kim bilir?
filmin ana fikri bence şuydu;
sevgi neydi?
sevgi emekti...
şimdi ise filmle ilgili kişisel fikirlerime geçiyorum;
konu açısından selvi boylum al yazmalım (film) filmiyle benzerlikler taşıdığını düşündüğüm bir filmdi, sevgi ve emek açısından benzerlik taşır gibiydi,
senin değerini bilmeyenden vazgeçip sana emek veren insanı sevmeye karar verme durumu açısından benziyordu.
nesrin cavadzade'nin ve fırat tanış'ın oyunculuğu etkileyiciydi, o duyguyu verdiklerini düşünüyorum.
sonu daha farklı bitebilirdi,
keşke böyle bitmeseydi...
ağladığım bir sahne vardı, dilber'in ailesinden ayrıldığı sahne benim için etkileyiciydi.
mehmet, karısı dilber ona çok sıkıldığını söyledikten sonra televizyon alıyor, o sahne de oldukça duygu yüklüydü.
devamını gör...
