1.
showerthoughts'ın türkçesi diyebiliriz. en sevdiğim subreddit olur kendisi. insanlar garip garip düşüncelerini yazarlar. işte şurası: www.reddit.com/r/Showerthou...
devamını gör...
2.
duştan çıktıktan sonra yaptığım tanımların yüzde 80 i.
devamını gör...
3.
sanki aileme birsey oluyor,birileri bağırıyor, eve hırsız katil vs giriyor da ailemi çıplak savunmak zorunda kalacakmışım gibi düşüncelere kapılıyorum. *
devamını gör...
4.
(bkz: inlememem lazım)
devamını gör...
5.
(bkz: başlık tanım ve nick uyumu)
başka bir platformdan kendime ait bir tanımdır.
duş fizolofu
şehir hayatına rahatça uyum sağlayabilen bir insan olamadım. eve gelip sıcak duşumun altında günün yorgunluğunu atmaya çalışırken aslında beni yoran şeyin günlük telaşlar değil bunlar bittiğinde döndüğüm ev olduğunu fark ettim. itiraf edin bir çoğunuz benim gibi duşun altında saatlerce felsefe yapmaktan garip bir haz alıyorsunuz. bugün hazzıma sizleri de davet etmek isterim.
canlılar yaşamak için toprağa bağlı olmak zorundadır. peki bizi hangi mantık bu beton mağaraların içine yerleştirdi. bu kötülüğü bizlere kim yaptı ? bu düşünceye hiç aldırış etmeden hala kabileler halinde toprakla bütün yaşayanlar mı daha mutlu yoksa yılların bin bir emeğini barınma ihtiyacını gidermek için betona harcayanlar mı? diyebilirsiniz ki karakış geldiğinde beton yapılarımızın içinde sıcacık oturabiliriz, o dönemde toprakta olmak daha beterdir. haklısınız da ama bu konforun bedeli doğadan kopuş mu olmalıydı? ev dediğimiz kavram sadece barınma ihtiyacımızı gideren bir oluşum olmamalı. ev kendini aynı zamanda yuvanızda, özünüzde hissettiğiniz yer olmalı. eğer beton mağaranızda mutlu değilseniz kendinizi orda kalmaya zorlamalısınız. belki de bir karavan alıp ayaklı bir yuvaya sahip olmak hepsinden daha iyi bir seçenektir kim bilir ? doğada bazı kurallar vardır, canlılar toprakla var olabilirler. mesela topraktan kopuk ısırganlar bile insanın canınızı acıtamaz. ama topraktan kopmuş insanlardan her türlü kötülüğü bekleyebilirsiniz. sanırım ısırgan otunun sahip olduğu erdem bizlerde yok.
her neyse duş almak için ayırdığım vaktin sonuna geldim, su tüketimimi kontrol etmeye çalışıyorum son günlerde. bir sonraki yorgun gün duşunda farklı bir düşünceyle görüşmek üzere.
başka bir platformdan kendime ait bir tanımdır.
duş fizolofu
şehir hayatına rahatça uyum sağlayabilen bir insan olamadım. eve gelip sıcak duşumun altında günün yorgunluğunu atmaya çalışırken aslında beni yoran şeyin günlük telaşlar değil bunlar bittiğinde döndüğüm ev olduğunu fark ettim. itiraf edin bir çoğunuz benim gibi duşun altında saatlerce felsefe yapmaktan garip bir haz alıyorsunuz. bugün hazzıma sizleri de davet etmek isterim.
canlılar yaşamak için toprağa bağlı olmak zorundadır. peki bizi hangi mantık bu beton mağaraların içine yerleştirdi. bu kötülüğü bizlere kim yaptı ? bu düşünceye hiç aldırış etmeden hala kabileler halinde toprakla bütün yaşayanlar mı daha mutlu yoksa yılların bin bir emeğini barınma ihtiyacını gidermek için betona harcayanlar mı? diyebilirsiniz ki karakış geldiğinde beton yapılarımızın içinde sıcacık oturabiliriz, o dönemde toprakta olmak daha beterdir. haklısınız da ama bu konforun bedeli doğadan kopuş mu olmalıydı? ev dediğimiz kavram sadece barınma ihtiyacımızı gideren bir oluşum olmamalı. ev kendini aynı zamanda yuvanızda, özünüzde hissettiğiniz yer olmalı. eğer beton mağaranızda mutlu değilseniz kendinizi orda kalmaya zorlamalısınız. belki de bir karavan alıp ayaklı bir yuvaya sahip olmak hepsinden daha iyi bir seçenektir kim bilir ? doğada bazı kurallar vardır, canlılar toprakla var olabilirler. mesela topraktan kopuk ısırganlar bile insanın canınızı acıtamaz. ama topraktan kopmuş insanlardan her türlü kötülüğü bekleyebilirsiniz. sanırım ısırgan otunun sahip olduğu erdem bizlerde yok.
her neyse duş almak için ayırdığım vaktin sonuna geldim, su tüketimimi kontrol etmeye çalışıyorum son günlerde. bir sonraki yorgun gün duşunda farklı bir düşünceyle görüşmek üzere.
devamını gör...