1.
ingiliz marksist tarihçi. fernand braudel'den sonra en önemli tarihçi olarak gösterilir. bir avuç büyük adam merkezli tarihten* ziyade geniş isimsiz kitleleri merkeze alan* bir anlayışı vardır, marksizm'i metodoloji/model olarak kullanır. demirbaş kurumların* arşivleri ile yetinilmez* çünkü bunlar merkeze alınan alt sınıflardan kitleleri ya hiç anlatmazlar ya da yanlış/üstten bakış/önyargı ile anlatırlar, dolayısıyla merkeze alınılan gruplara doğrudan ulaşmaya engel olurlar. gazeteler, broşürler, mahkeme kayıtları, demografik kayıtlar, sözlü kültür, günlük, mektup gibi bu grupları daha sağlıklı ifade eden kaynaklara yönelim sözkonusudur. sefiller'in başkahramanını alalım, kitap boyunca onu yakalamakla uğraşan polis memuruna yani devlete göre bu herif adi bir hırsızdan ötesi değildir. thompson'ın babası, atası olduğu marksist tarih ise olaya başkahramanın gözünden bakar, hırsızlığı yeğenlerini doyurmak için yaptığını göz önünde bulundurarak suçu sistemde bulur; kahraman suça itilmiştir. polisin/devletin bakış açısı yanlış değildir bu arada, zaten sosyal bilimlerde hiçbir şey "doğru" veya "yanlış" değildir; "eksik"tir. marksizm/sosyal tarih önceleri salt politik tarihten ibaret olan tarihe yeni ve oldukça işlevli* bir bakış açısı getirmiştir, tarihin sosyal bilimlerle* olan ilişkilerinin hepsi bu şekilde ek bakış açıları sağlarlar.
devamını gör...