1.
hava ve su gibi her yerde yaşayan mikroorganizmaların vücuda bulaşıp hızla çoğalması ve vücudun da buna reaksiyon göstermesi sonucu oluşur.
devamını gör...
2.
hastalığa yol açan mikroorganizmaların genel veya yerel olarak organizmada gelişmesi anlamına gelir.
devamını gör...
3.
#2661015
yukarıda bomboş bir tanım var herhalde kendi 6 yıl tip okuduktan sonra uzmanlık ve yan dal yaptı ki böyle konuşuyor. arkadaşlar doktorunuza güvenin siz o bilir. kadınlar kulübü.comdan araklanan bilgilerle insanları korkutan kişilere itibar etmeyin.
yukarıda bomboş bir tanım var herhalde kendi 6 yıl tip okuduktan sonra uzmanlık ve yan dal yaptı ki böyle konuşuyor. arkadaşlar doktorunuza güvenin siz o bilir. kadınlar kulübü.comdan araklanan bilgilerle insanları korkutan kişilere itibar etmeyin.
devamını gör...
4.
temel olarak 3 grupta toplanabilecek çeşitlere sahip olan hede.
endojen enfeksiyonlar zaten bizimle birlikte yaşayan mikropların bir yolunu bulunca hastalık yapması durumu. mesela akut apandisit ile barsakta yaşayan bakteriler steril dokulara geçti diyelim. ya da daha basiti elime kıymık battı derideki bakteriler içeri girdi. bu tarz şeyler.
eksojen enfeksiyonlar dışarıdan aldığımız enfeksiyonlar. mesela tüberküloz kessssssinlikle eksojen bir enfeksiyondur. hastane enfeksiyonları eksojendir. normalde bizimle bir alakası olmayan, bizim üstümüzde içimizde vs yaşamayan bakterinin virüsün enfeksiyon tablosudur. mesela sağlık bilimlerinde bir alanda öğrencisin diyelim. biz laboratuvarı ayarlayıp farklı mikroskoplara farklı şeyleri koyuyoruz, siz de gelip mikroskoplara bakıp geçiyorsunuz ya hani. heh işte senden önceki arkadaşının gözünde ne var bilmiyorum ben, sen de bilmiyorsun. belki gözü kızarıktı, akıntısı vardı, gözünü kaşıyıp oküleri ayarladı. al sana adenoviral keratokonjunktivit.
fırsatçı enfeksiyonlar ise özel bir grup. bunlar herkes olabilir. bizim içimizde yaşayan bakterisi de olabilir, 500t'deki öksüren adamın ağzından saçılan virüs de olabilir. tek şart şu, enfeksiyonun oluştuğu birey bağışıklığı kısıtlanmış (immunocompromised) olmalı. mesela transplant hastaları, kemoterapi alanlar, immün yetersizliği olanlar, aids hastaları vs. toplumun neredeyse yarısı polyoma taşıyıcısı mesela. sağlıklı adama bir şey yapmaz, böbrekte ömür billah latent yaşar ama immün sistem zayıfladığında (mesela aids tablosunda) progresif multifokal lökoensefalopatiye çevirebilir. tam olarak fırsatçı enfeksiyondur bu. ya da mesela normalde barsakta yaşayan bizim zararsız dediğimiz e.coli bakterisi kemoterapiye bağlı nötropeni sonrası bakteriyel epitelyal katmanı geçip steril dokulara geçebilir, hatta kana bile sıçrayabilir (bakteriyemi). normal bireyde böyle bir şey olmaz da, hadi oldu diyelim o e.coliyi nötrofiller peynir ekmek gibi yer. kemoterapi alan hastada nötropeni (nötrofil azlığı) olduğu için sayısal olarak yetersiz kalıp enfeksiyonu kontrol altına alamayabilir bağışıklık sistemimiz. bu da yine fırsatçı bir enfeksiyondur.
tus dus falan böyle antin kuntin şeyleri sormayı sever. konu değil de bakış açısı biraz öyle. fırsatçı enfeksiyonla endojen enfeksiyon farkını bir vakayla sorarlar.
endojen enfeksiyonlar zaten bizimle birlikte yaşayan mikropların bir yolunu bulunca hastalık yapması durumu. mesela akut apandisit ile barsakta yaşayan bakteriler steril dokulara geçti diyelim. ya da daha basiti elime kıymık battı derideki bakteriler içeri girdi. bu tarz şeyler.
eksojen enfeksiyonlar dışarıdan aldığımız enfeksiyonlar. mesela tüberküloz kessssssinlikle eksojen bir enfeksiyondur. hastane enfeksiyonları eksojendir. normalde bizimle bir alakası olmayan, bizim üstümüzde içimizde vs yaşamayan bakterinin virüsün enfeksiyon tablosudur. mesela sağlık bilimlerinde bir alanda öğrencisin diyelim. biz laboratuvarı ayarlayıp farklı mikroskoplara farklı şeyleri koyuyoruz, siz de gelip mikroskoplara bakıp geçiyorsunuz ya hani. heh işte senden önceki arkadaşının gözünde ne var bilmiyorum ben, sen de bilmiyorsun. belki gözü kızarıktı, akıntısı vardı, gözünü kaşıyıp oküleri ayarladı. al sana adenoviral keratokonjunktivit.
fırsatçı enfeksiyonlar ise özel bir grup. bunlar herkes olabilir. bizim içimizde yaşayan bakterisi de olabilir, 500t'deki öksüren adamın ağzından saçılan virüs de olabilir. tek şart şu, enfeksiyonun oluştuğu birey bağışıklığı kısıtlanmış (immunocompromised) olmalı. mesela transplant hastaları, kemoterapi alanlar, immün yetersizliği olanlar, aids hastaları vs. toplumun neredeyse yarısı polyoma taşıyıcısı mesela. sağlıklı adama bir şey yapmaz, böbrekte ömür billah latent yaşar ama immün sistem zayıfladığında (mesela aids tablosunda) progresif multifokal lökoensefalopatiye çevirebilir. tam olarak fırsatçı enfeksiyondur bu. ya da mesela normalde barsakta yaşayan bizim zararsız dediğimiz e.coli bakterisi kemoterapiye bağlı nötropeni sonrası bakteriyel epitelyal katmanı geçip steril dokulara geçebilir, hatta kana bile sıçrayabilir (bakteriyemi). normal bireyde böyle bir şey olmaz da, hadi oldu diyelim o e.coliyi nötrofiller peynir ekmek gibi yer. kemoterapi alan hastada nötropeni (nötrofil azlığı) olduğu için sayısal olarak yetersiz kalıp enfeksiyonu kontrol altına alamayabilir bağışıklık sistemimiz. bu da yine fırsatçı bir enfeksiyondur.
tus dus falan böyle antin kuntin şeyleri sormayı sever. konu değil de bakış açısı biraz öyle. fırsatçı enfeksiyonla endojen enfeksiyon farkını bir vakayla sorarlar.
devamını gör...
5.
başlığı okuyunca aklıma gelip güldürdüğü için yazıyorum. ilkokul öğretmeni bir kadın arkadaşımızın anlatısıdır.
ilk ders saatinin ancak yarısında sınıfa katılabilen ufukcan'a öğretmeni "nerede kaldın ufukcum, bir sorun yok dimi." diye sormuş, o da cevaplamış:
"yok örtmenim.. babam 'ereksiyon' olmuş galibam. annem de çalıştığı ve işe erken gittiği için, babam teyzemi aradı yardımcı olması için, ama teyzem, ancak anneme ulaşıp onun yardımcı olabileceğini söylemiş. bizde annemi bekledik. beni annem getirdi. tabii babam 'ereksiyon' olduğu için, evden çıkmaması dinlenmesi gerekiyormuş."
ufukcan'ın uzun 'ereksiyon' öyküsünü düzeltme telaşıyla, öğretmen her ne kadar: "tamam ufukcum. tabii ki "enfeksiyon" durumlarında ilaçlarımızı alıp, dinlenmemiz gerekir. "enfeksiyon" yani hastalıklar, bulaşıcı olabilir çünkü.. doktorları dinlemeliyiz." dese de, sınıfın ve öğretmenin ilgisini üzerinde toplamanın keyfini, doyasıya yaşamak isteyen küçük ufukcan, halâ heyecanla anlatmaya devam ediyormuş: "evet örtmenim, annem de söyledi zaten beni bırakırken, işinden izin almış, o da eve gidip babamın 'ereksiyon'unun geçmesi için yardım edecekmiş.." öğretmen: "tamam ufukcum babanın hastalığına üzüldük. geç otur şimdi ve hepimiz hasta olmamaya özen gösterelim değil mi." dese de.. ufukcan döktürmeye devam ediyormuş " teyzem doktor halbusem örtmenim, ama sanırım çok meşguldü ki, babamın 'ereksiyon'u için annemi aradı. oysa annem bankacı ama.." diye.. öğretmen "ufukcum hastalıklarımızda annelerimizden de yardım alabiliriz hadi otur artık lütfen."
(ufukcan'ı sınıfa getiren öğretmen arkadaşı, ufukcan'ın öğretmenine durumu izah fırsatı bulamadan, gelişen bu durumu, kahkahalarla bize anlatırken, bizim de gülmekten gözlerimiz yaşarmıştı.)
çocuklar varken sözcük seçmekte ne denli dikkatli olmamız gerektiğini vurgulamak istedim. çocuklar, yeni ve ilginç buldukları sözcükleri kullanmaya çok hevesli oluyorlar. kendilerinin de büyüklerin diliyle konuşabildiklerini göstermeye çalışıyorlar.. ama malum: çocuklar sonuçta.. :)
ilk ders saatinin ancak yarısında sınıfa katılabilen ufukcan'a öğretmeni "nerede kaldın ufukcum, bir sorun yok dimi." diye sormuş, o da cevaplamış:
"yok örtmenim.. babam 'ereksiyon' olmuş galibam. annem de çalıştığı ve işe erken gittiği için, babam teyzemi aradı yardımcı olması için, ama teyzem, ancak anneme ulaşıp onun yardımcı olabileceğini söylemiş. bizde annemi bekledik. beni annem getirdi. tabii babam 'ereksiyon' olduğu için, evden çıkmaması dinlenmesi gerekiyormuş."
ufukcan'ın uzun 'ereksiyon' öyküsünü düzeltme telaşıyla, öğretmen her ne kadar: "tamam ufukcum. tabii ki "enfeksiyon" durumlarında ilaçlarımızı alıp, dinlenmemiz gerekir. "enfeksiyon" yani hastalıklar, bulaşıcı olabilir çünkü.. doktorları dinlemeliyiz." dese de, sınıfın ve öğretmenin ilgisini üzerinde toplamanın keyfini, doyasıya yaşamak isteyen küçük ufukcan, halâ heyecanla anlatmaya devam ediyormuş: "evet örtmenim, annem de söyledi zaten beni bırakırken, işinden izin almış, o da eve gidip babamın 'ereksiyon'unun geçmesi için yardım edecekmiş.." öğretmen: "tamam ufukcum babanın hastalığına üzüldük. geç otur şimdi ve hepimiz hasta olmamaya özen gösterelim değil mi." dese de.. ufukcan döktürmeye devam ediyormuş " teyzem doktor halbusem örtmenim, ama sanırım çok meşguldü ki, babamın 'ereksiyon'u için annemi aradı. oysa annem bankacı ama.." diye.. öğretmen "ufukcum hastalıklarımızda annelerimizden de yardım alabiliriz hadi otur artık lütfen."
(ufukcan'ı sınıfa getiren öğretmen arkadaşı, ufukcan'ın öğretmenine durumu izah fırsatı bulamadan, gelişen bu durumu, kahkahalarla bize anlatırken, bizim de gülmekten gözlerimiz yaşarmıştı.)
çocuklar varken sözcük seçmekte ne denli dikkatli olmamız gerektiğini vurgulamak istedim. çocuklar, yeni ve ilginç buldukları sözcükleri kullanmaya çok hevesli oluyorlar. kendilerinin de büyüklerin diliyle konuşabildiklerini göstermeye çalışıyorlar.. ama malum: çocuklar sonuçta.. :)
devamını gör...