yazar: kolektif
basım yılı: 2022
sekiz yazar, beş çevirmenin ortaya koyduğu eser, öyküler, şiirler, deneme yazıları içeriyor. ana kavram olarak pandeminin de getirisiyle "ev" kavramı alınıyor ve her şey eve dair yazılıp, çiziliyor. yazarların dünyanın farklı coğrafyalarında olduğunu ve farklı dillerle yazdıklarını da eklemek gerekiyor.
basım yılı: 2022
sekiz yazar, beş çevirmenin ortaya koyduğu eser, öyküler, şiirler, deneme yazıları içeriyor. ana kavram olarak pandeminin de getirisiyle "ev" kavramı alınıyor ve her şey eve dair yazılıp, çiziliyor. yazarların dünyanın farklı coğrafyalarında olduğunu ve farklı dillerle yazdıklarını da eklemek gerekiyor.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "insan olun biraz" tarafından 04.03.2022 13:43 tarihinde açılmıştır.
1.
ebru ojen, sîdar jîr, katja lanse-müller, simon stranger, eyşana beravi, katherine nedrejord, dagmara kraus ve ayhan geçgin kitabıdır. kitap kıraathane kitapları tarafından kollektif olarak hazırlanmış müthiş bir kitaptır, tıpkı diğer kıraathane kitapları gibi.
bir an dünyanın sonu bu kadar basit bir şekilde mi gelecek diye endişelendik. biz daha çok görkemli bir meteor, iştahlı zombiler, karizmatik vampirler, gürültülü bir nükleer savaş ya da ferhat göçer’in best of albümü çıkarması gibi bir son bekliyorduk görece genç gezegenimiz için. ama pandemi bütün postapokaliptik hayallerimizi alt üst etti, ki bu da bize hayallerimizin altının üstünden matah olmadığını gösterdi.
evlere kapandık. ev artık ciddi ciddi bir sığınak haline geldi bizim için. önceden bizi dışarıdan koruma görevi geri planda kalırken o an köprünün üstünde balrog’a diklenen gandalf gibi “you shall not pass” havalarına girdi evlerimiz göremediği bir saldırgana karşı.
evde kaldıkça evde kalmaya alıştık. insan nelere alışmıyor ki. wall-e’de uzay gemisinde kilo alıp kemikleri küçülen insanlara dönüştük. dr.nowzaradan şürekası peşin satan reklamlarında oynayacak kıvama geldiler o dönem.
çoğumuz avrupalılar gibi sarışın ve mavi gözlü olmadığımız için medeni olabilmek adına instagramda zenginlerin pandemi sefalarını ya da netflix’in osuruktan içeriklerini izleyerek kültürümüze kültür hasetimize haset kattık. bazılarımız yeni bir şey öğrenmek için uğraştı, bazılarımız resimdeki ünlüyü bulmacayı açar açmaz tanıma kabiliyetine erişti.
velhasılı; pandemi esnasında çok şey yaptık, çok şey yaşadık. ilk paragrafta beşiktaş’ın sakatlar kervanı gibi sıraladığım yazarlar ise bu kitabı yazmışlar.
kitap tamamen ev kavramı üzerine kurulmuş. ben yazıların çoğuna bayıldım. yazılar dedim çünkü kitapta öykü, şiir, deneme ve anılar var. sekiz yazar, beş çevirmen, beş ayrı dil.
ben en çok katherine nedrejord’un ben de samiyim yazısını beğendim. ama her yazı keyifle okunabilir bir ev algısı yaratmış.
ev ve bize çağrıştırdıkları ile kıraathane kitaplarının samimiyeti bir araya gelince sanki dünyadaki herkesin kendine ait bir evi varmış duygusu yaratmış kitap.
bir an dünyanın sonu bu kadar basit bir şekilde mi gelecek diye endişelendik. biz daha çok görkemli bir meteor, iştahlı zombiler, karizmatik vampirler, gürültülü bir nükleer savaş ya da ferhat göçer’in best of albümü çıkarması gibi bir son bekliyorduk görece genç gezegenimiz için. ama pandemi bütün postapokaliptik hayallerimizi alt üst etti, ki bu da bize hayallerimizin altının üstünden matah olmadığını gösterdi.
evlere kapandık. ev artık ciddi ciddi bir sığınak haline geldi bizim için. önceden bizi dışarıdan koruma görevi geri planda kalırken o an köprünün üstünde balrog’a diklenen gandalf gibi “you shall not pass” havalarına girdi evlerimiz göremediği bir saldırgana karşı.
evde kaldıkça evde kalmaya alıştık. insan nelere alışmıyor ki. wall-e’de uzay gemisinde kilo alıp kemikleri küçülen insanlara dönüştük. dr.nowzaradan şürekası peşin satan reklamlarında oynayacak kıvama geldiler o dönem.
çoğumuz avrupalılar gibi sarışın ve mavi gözlü olmadığımız için medeni olabilmek adına instagramda zenginlerin pandemi sefalarını ya da netflix’in osuruktan içeriklerini izleyerek kültürümüze kültür hasetimize haset kattık. bazılarımız yeni bir şey öğrenmek için uğraştı, bazılarımız resimdeki ünlüyü bulmacayı açar açmaz tanıma kabiliyetine erişti.
velhasılı; pandemi esnasında çok şey yaptık, çok şey yaşadık. ilk paragrafta beşiktaş’ın sakatlar kervanı gibi sıraladığım yazarlar ise bu kitabı yazmışlar.
kitap tamamen ev kavramı üzerine kurulmuş. ben yazıların çoğuna bayıldım. yazılar dedim çünkü kitapta öykü, şiir, deneme ve anılar var. sekiz yazar, beş çevirmen, beş ayrı dil.
ben en çok katherine nedrejord’un ben de samiyim yazısını beğendim. ama her yazı keyifle okunabilir bir ev algısı yaratmış.
ev ve bize çağrıştırdıkları ile kıraathane kitaplarının samimiyeti bir araya gelince sanki dünyadaki herkesin kendine ait bir evi varmış duygusu yaratmış kitap.
devamını gör...
