1.
şimdi bu kavram, sözlüklerin haricinde felsefede de var.
oed'nin online sözlüğüne göre bilinen ilk kullanımı 1600'lerin ilerilerindeymiş/sonlarındaymış. bu herhalde descartes ile özdeşleştirilen, felsefi bağlamdaki kullanışıdır ama emin de olamam. sonuçta descartes, bu konulara girdiğinde henüz 1600'lerin ortalarıymış. ama ondan etkilenen bir filozof ya da felsefe uzmanı onun evil demon dediği konsepte 1600'lerin ilerilerinde evil genius da demiş olabilir mesela. ama olmayabilir de. bilmiyorum açıkçası. şimdi araştırmaya da biraz üşendim. haha.
önce düz sözlük anlamına bakalım:
cambridge'in online sözlüğünde biraz yüzeysel/yetersiz gibi...
"a person who has a strong bad influence over other people"
yani, diğer insanların üzerinde güçlü bir kötü etkisi bulunan kişi...
wiki'nin şu anlamı ise daha manalı:
"an intellectually brilliant person who excells at using his or her mental abilities for negative or harmful ends; especially a criminal mastermind."
yani, mental kabiliyetlerini negatif veya zarar verici amaçlarla kullanmakta usta, entelektüel bakımdan çok üst seviyedeki kişi, bilhassa da bir suç dehası.
felsefe yaparsak ise...
kartezyen/dekartçı felsefede, evil demon, malevolent demon veya deus deceptor da denebilen epistemolojik kavram/konsept. descartes, 1641 tarihli meditations on first philosophy'sinde, azami seviyede kudretli ve kurnaz, kötücül bir tanrının veya işte demon'ın onu kandırmak, yoldan çıkarmak için tüm gücünü/enerjisini seferber ettiğini tahayyülünden bahsetmiştir. bu kötücül tanrı veya demon/şeytan dış dünyanın tümden bir illüzyonunu sunar bir şekilde hayal edilmiştir filozof tarafından, böylelikle descartes, bu kötücül varlığın, onun muhakeme kabiliyetini kapana kıstırmak için algıladığını sandığı gökyüzü, toprak, renkler, şekiller, sesler ve tüm dışsal şeyleri ona delüzyonal rüyalar olarak göstermekte olduğunu düşündürmüştür. filozof, böylelikle kendisini; elleri veya gözleri, veya eti, veya kanı, veya duyuları olmayan ama aslında tüm bunlara sahip olduğu delüzyonunda olan biri olarak varsaymaya başlamıştır.
kimi kartezyen/dekartçı uzmanlar, bu kötücül tanrının veya şeytanın aynı zamanda omnipotent (her şeye gücü yeten) bir varlık olduğu yönünde fikir belirtseler ve böylelikle bu demonik varlığın matematik ve mantığın temellerini değiştirebilme kabiliyetinde olduğu kanısına varsalar da bu esasında descartes'ın hipotezine ters düşmektedir ve filozof, bu tahayyül ettiği kötücül varlığın omnipotence'a sahip olduğu suçlamalarına oldukça ters/sert çıkmıştır.
wiki'deki bu içerik çok geniş tabii de ben ilk kısmını kafamdan çevirmeyi yeterli buldum bu konuda.
kişisel yorumuma gelirsek... valla descartes gibi olmayın derim. vallahi kafayı sıyırırsınız. epictetus gibi olabilirsiniz mesela! * - yani ideali herkesin kendi felsefesini oluşturması olsa da birinden etkilenecek olsam, bu descartes gibi biri olmazdı bu bağlamda. epictetus'un felsefesini kendime daha yakın buluyorum.
bu arada wiki'nin evil genius sayfasında şöyle bir anlam da mevcut:
"the spirit each person is believed to have in attendance, according to certain religious or mythological traditions, which tries to negatively influence him, and is opposed by his good genius; loosely, someone who is a bad influence."
bazı dini ve mitolojik geleneklere göre, her insanda her an harekete geçmeye hazır bekleyen, onları negatif olarak etkilemeye çalışan bir ruh da varmış yani ve buna karşı koyan bir de good genius var imiş hepimizin içinde... ek olarak, daha zayıf bir anlam olaraksa, kötü etkileyen (herhalde kötü örnek teşkil eden gibi) kişi de demekmiş evil genius.
doğum yılımda, yani 1981'de çıkan zaman haydutları filminde de evil genius diye bir karakter vardı. o filmin başlığında, david warner'ın canlandırdığı o karakterden epey bahsetmiştim diye hatırlıyorum ama bu başlıkta da bahsetmem yerinde olur diye düşündüm. kendisi, bir çocuk/ergen filminde görebileceğiniz en "oha"lık kötü adamlardan biridir hakikaten. yani işte ingilizler bir tuhaf zaten böyle konularda... the box of delights dizisinde de vardı mesela, türk yapımlarında asla rastlayamayacağımız kadar "evil" bir tipleme ki o dizinin de hedef kitlesi çocuk ve ergenlerdi. neyse, başlığın konusu evil genius... işte o, ikonik baldur's gate ii baş kötüsü olan mage jon irenicus'un da voice actor'lığını yapan david warner, böylesi "evil genius" tiplemeler için hakikaten biçilmiş kaftandı. time bandits'te (zaman haydutları) kendisine doğrudan evil genius deniyordu zaten, yani orada canlandırdığı tiplemeye. bu tam cuk oturuyordu bence de, harbiden.
the box of delights'ta, robert stephens'ın muhteşem canlandırdığı abner brown karakteri de konu dışı sayılmaz elbette. yani time bandits'teki gibi "evil genius" denmese de kendisine, bence o da teknik olarak öyle bir karakter. stephens da aslında warner'ı aratmamış burada. böylesi tiyatral performanslar sinemada çok etkileyici olabiliyor ve ingiliz aktörler de bu bağlamda her zaman öne çıkarlar. bilindiği üzere birçok amerikan filminde ve dizisinde de böyle çok sağlam tiyatro kökeni olan oyuncular sıklıkla tercih edilir.
evil genius karakterler... yani birçok yapımda başkahramanlar genellikle tek bir kötücül düşmanla mücadele etmez. o evil genius'ların böyle yardımcıları falan da olur. işte iskeletor'u ve evil-lyn'i, balık adamı falan düşünün işte... yine de işte baş kötü olur bir tane genelde. başkahraman gibi karizmatik bir tipleme tercih edilir genellikle böyle kötülük tahtında oturan bir kral gibi. başkahramanın da tabii güçlerini birleştirdiği başka karakterler olur sıklıkla ama bu tür kurgularda genelde başkahraman ve baş kötünün mücadelesine fokuslanılır. elbette her baş kötü bir evil genius olmayabilir. bence bu tarzdaki yapımların en "intriguing" olanlarında baş kötü bir evil genius olmalıdır lakin.
kimi kurgulardaysa iki tane baş kötünün mücadelesine tanıklık edebiliriz. bu bağlamda aklıma gelen ilk örnek, p.n. elrod'un i, strahd: the war against azalin adlı romanı oldu. burada, bir lich lord olan azalin rex ve bir vampir lordu olan strahd von zarovich'in savaşına odaklanılmaktadır. ikisi de çok seki stratejistler ve kudretli evil genius'lar diyebilirim. ve aralarındaki bol stratejili savaş da kesinlikle etkileyiciydi bence. iyi-kötü savaşına zaten çok alışkınız. bazense böyle kötü vs kötü mücadelelerine tanık olmak da eğlenceli bir farklılık olabiliyor kimi eserlerde.
ben böyle evil genius karakterleri severim zaten. şu açtığım başlıkta sunduğum listeden bile bunu görebilirsiniz: yazarların favori çizgi film kötüleri - kaldı ki daha bunun gibi ne başlıklar açtım, ne kötülük övgüleri yaptım. ama bu gibi şeyleri sadece kurgularda seviyorum elbette. şu anki nick'imde de count dahlvier karakterini kullansam da kendim öyle "evil" biri değilim bence. yani bazı şeyler sadece kurgularda güzel... gerçek hayatta kendime en yakın bulduğum alignment chaotic neutral olsa da good - evil axis'inde good yönüm çok daha ağır basar kanımca. bu arada hiç büyü de yapmadım ve yapmayı denemedim bile hatta. aaa, pardon... çocukken abimle bir film izlemiştik. 80'lerin sonlarında ya da 90'ların hemen başlarında. onda "kamepet kameta" derken bir el hareketi yapan çocuklar istedikleri her şeyi gerçekleştirebildikleri bir büyü yapıyorlardı. abimle onu birkaç kere denemiştik ama elbette hiçbir halt olmadı. çocukluk işte. *
gerçek hayat demişken... evil genius'lar gerçek hayatta da olabilir elbette. birçok komplo teoricisi için bill gates öyledir mesela. mark zuckerberg'ü de öyle görenler az değil. bana göreyse elon musk biraz öyle sayılabilir. gerçi bence kendisi bir moron gibi bir şey ama belli yönlerden de dahi sayılabilir. böyle kişiler/karakterler biraz karmaşıktır. girift mevzular bunlar...
kurgularda ise hakikaten evil genius villain'lar kurgulara renk ve heyecan katabiliyor. onların şeytansı zekaları, entrikaları, stratejileri... ve başkahramanların kontra-stratejileri falan... yani kötücül dehalar hem eserleri daha sürükleyici yapabiliyor hem de karakter analizi yapma fırsatı veriyor okurlara/izleyicilere/gamer'lara. evil'lık konusu da esasen enteresan olabiliyor. bazı kötücül karakterler zaten doğuştan öyle olabiliyor, mesela fantastik yaratıklarda bunu görebiliyoruz, kimisi ise işte magneto gibi mesela sonradan öyle olabiliyor. hatta öyle tiplemelerin background'larına inildiğinde onları salt evil olarak görmeyebiliyoruz da. yani onların motivasyonlarını da anlayabiliyoruz ve işler epey grileşebiliyor.
şu klişemi de bu başlığa koymasam eksik kalırdı. hahaha! - (bkz: evil'lık kutsal bir müessesedir)
oed'nin online sözlüğüne göre bilinen ilk kullanımı 1600'lerin ilerilerindeymiş/sonlarındaymış. bu herhalde descartes ile özdeşleştirilen, felsefi bağlamdaki kullanışıdır ama emin de olamam. sonuçta descartes, bu konulara girdiğinde henüz 1600'lerin ortalarıymış. ama ondan etkilenen bir filozof ya da felsefe uzmanı onun evil demon dediği konsepte 1600'lerin ilerilerinde evil genius da demiş olabilir mesela. ama olmayabilir de. bilmiyorum açıkçası. şimdi araştırmaya da biraz üşendim. haha.
önce düz sözlük anlamına bakalım:
cambridge'in online sözlüğünde biraz yüzeysel/yetersiz gibi...
"a person who has a strong bad influence over other people"
yani, diğer insanların üzerinde güçlü bir kötü etkisi bulunan kişi...
wiki'nin şu anlamı ise daha manalı:
"an intellectually brilliant person who excells at using his or her mental abilities for negative or harmful ends; especially a criminal mastermind."
yani, mental kabiliyetlerini negatif veya zarar verici amaçlarla kullanmakta usta, entelektüel bakımdan çok üst seviyedeki kişi, bilhassa da bir suç dehası.
felsefe yaparsak ise...
kartezyen/dekartçı felsefede, evil demon, malevolent demon veya deus deceptor da denebilen epistemolojik kavram/konsept. descartes, 1641 tarihli meditations on first philosophy'sinde, azami seviyede kudretli ve kurnaz, kötücül bir tanrının veya işte demon'ın onu kandırmak, yoldan çıkarmak için tüm gücünü/enerjisini seferber ettiğini tahayyülünden bahsetmiştir. bu kötücül tanrı veya demon/şeytan dış dünyanın tümden bir illüzyonunu sunar bir şekilde hayal edilmiştir filozof tarafından, böylelikle descartes, bu kötücül varlığın, onun muhakeme kabiliyetini kapana kıstırmak için algıladığını sandığı gökyüzü, toprak, renkler, şekiller, sesler ve tüm dışsal şeyleri ona delüzyonal rüyalar olarak göstermekte olduğunu düşündürmüştür. filozof, böylelikle kendisini; elleri veya gözleri, veya eti, veya kanı, veya duyuları olmayan ama aslında tüm bunlara sahip olduğu delüzyonunda olan biri olarak varsaymaya başlamıştır.
kimi kartezyen/dekartçı uzmanlar, bu kötücül tanrının veya şeytanın aynı zamanda omnipotent (her şeye gücü yeten) bir varlık olduğu yönünde fikir belirtseler ve böylelikle bu demonik varlığın matematik ve mantığın temellerini değiştirebilme kabiliyetinde olduğu kanısına varsalar da bu esasında descartes'ın hipotezine ters düşmektedir ve filozof, bu tahayyül ettiği kötücül varlığın omnipotence'a sahip olduğu suçlamalarına oldukça ters/sert çıkmıştır.
wiki'deki bu içerik çok geniş tabii de ben ilk kısmını kafamdan çevirmeyi yeterli buldum bu konuda.
kişisel yorumuma gelirsek... valla descartes gibi olmayın derim. vallahi kafayı sıyırırsınız. epictetus gibi olabilirsiniz mesela! * - yani ideali herkesin kendi felsefesini oluşturması olsa da birinden etkilenecek olsam, bu descartes gibi biri olmazdı bu bağlamda. epictetus'un felsefesini kendime daha yakın buluyorum.
bu arada wiki'nin evil genius sayfasında şöyle bir anlam da mevcut:
"the spirit each person is believed to have in attendance, according to certain religious or mythological traditions, which tries to negatively influence him, and is opposed by his good genius; loosely, someone who is a bad influence."
bazı dini ve mitolojik geleneklere göre, her insanda her an harekete geçmeye hazır bekleyen, onları negatif olarak etkilemeye çalışan bir ruh da varmış yani ve buna karşı koyan bir de good genius var imiş hepimizin içinde... ek olarak, daha zayıf bir anlam olaraksa, kötü etkileyen (herhalde kötü örnek teşkil eden gibi) kişi de demekmiş evil genius.
doğum yılımda, yani 1981'de çıkan zaman haydutları filminde de evil genius diye bir karakter vardı. o filmin başlığında, david warner'ın canlandırdığı o karakterden epey bahsetmiştim diye hatırlıyorum ama bu başlıkta da bahsetmem yerinde olur diye düşündüm. kendisi, bir çocuk/ergen filminde görebileceğiniz en "oha"lık kötü adamlardan biridir hakikaten. yani işte ingilizler bir tuhaf zaten böyle konularda... the box of delights dizisinde de vardı mesela, türk yapımlarında asla rastlayamayacağımız kadar "evil" bir tipleme ki o dizinin de hedef kitlesi çocuk ve ergenlerdi. neyse, başlığın konusu evil genius... işte o, ikonik baldur's gate ii baş kötüsü olan mage jon irenicus'un da voice actor'lığını yapan david warner, böylesi "evil genius" tiplemeler için hakikaten biçilmiş kaftandı. time bandits'te (zaman haydutları) kendisine doğrudan evil genius deniyordu zaten, yani orada canlandırdığı tiplemeye. bu tam cuk oturuyordu bence de, harbiden.
the box of delights'ta, robert stephens'ın muhteşem canlandırdığı abner brown karakteri de konu dışı sayılmaz elbette. yani time bandits'teki gibi "evil genius" denmese de kendisine, bence o da teknik olarak öyle bir karakter. stephens da aslında warner'ı aratmamış burada. böylesi tiyatral performanslar sinemada çok etkileyici olabiliyor ve ingiliz aktörler de bu bağlamda her zaman öne çıkarlar. bilindiği üzere birçok amerikan filminde ve dizisinde de böyle çok sağlam tiyatro kökeni olan oyuncular sıklıkla tercih edilir.
evil genius karakterler... yani birçok yapımda başkahramanlar genellikle tek bir kötücül düşmanla mücadele etmez. o evil genius'ların böyle yardımcıları falan da olur. işte iskeletor'u ve evil-lyn'i, balık adamı falan düşünün işte... yine de işte baş kötü olur bir tane genelde. başkahraman gibi karizmatik bir tipleme tercih edilir genellikle böyle kötülük tahtında oturan bir kral gibi. başkahramanın da tabii güçlerini birleştirdiği başka karakterler olur sıklıkla ama bu tür kurgularda genelde başkahraman ve baş kötünün mücadelesine fokuslanılır. elbette her baş kötü bir evil genius olmayabilir. bence bu tarzdaki yapımların en "intriguing" olanlarında baş kötü bir evil genius olmalıdır lakin.
kimi kurgulardaysa iki tane baş kötünün mücadelesine tanıklık edebiliriz. bu bağlamda aklıma gelen ilk örnek, p.n. elrod'un i, strahd: the war against azalin adlı romanı oldu. burada, bir lich lord olan azalin rex ve bir vampir lordu olan strahd von zarovich'in savaşına odaklanılmaktadır. ikisi de çok seki stratejistler ve kudretli evil genius'lar diyebilirim. ve aralarındaki bol stratejili savaş da kesinlikle etkileyiciydi bence. iyi-kötü savaşına zaten çok alışkınız. bazense böyle kötü vs kötü mücadelelerine tanık olmak da eğlenceli bir farklılık olabiliyor kimi eserlerde.
ben böyle evil genius karakterleri severim zaten. şu açtığım başlıkta sunduğum listeden bile bunu görebilirsiniz: yazarların favori çizgi film kötüleri - kaldı ki daha bunun gibi ne başlıklar açtım, ne kötülük övgüleri yaptım. ama bu gibi şeyleri sadece kurgularda seviyorum elbette. şu anki nick'imde de count dahlvier karakterini kullansam da kendim öyle "evil" biri değilim bence. yani bazı şeyler sadece kurgularda güzel... gerçek hayatta kendime en yakın bulduğum alignment chaotic neutral olsa da good - evil axis'inde good yönüm çok daha ağır basar kanımca. bu arada hiç büyü de yapmadım ve yapmayı denemedim bile hatta. aaa, pardon... çocukken abimle bir film izlemiştik. 80'lerin sonlarında ya da 90'ların hemen başlarında. onda "kamepet kameta" derken bir el hareketi yapan çocuklar istedikleri her şeyi gerçekleştirebildikleri bir büyü yapıyorlardı. abimle onu birkaç kere denemiştik ama elbette hiçbir halt olmadı. çocukluk işte. *
gerçek hayat demişken... evil genius'lar gerçek hayatta da olabilir elbette. birçok komplo teoricisi için bill gates öyledir mesela. mark zuckerberg'ü de öyle görenler az değil. bana göreyse elon musk biraz öyle sayılabilir. gerçi bence kendisi bir moron gibi bir şey ama belli yönlerden de dahi sayılabilir. böyle kişiler/karakterler biraz karmaşıktır. girift mevzular bunlar...
kurgularda ise hakikaten evil genius villain'lar kurgulara renk ve heyecan katabiliyor. onların şeytansı zekaları, entrikaları, stratejileri... ve başkahramanların kontra-stratejileri falan... yani kötücül dehalar hem eserleri daha sürükleyici yapabiliyor hem de karakter analizi yapma fırsatı veriyor okurlara/izleyicilere/gamer'lara. evil'lık konusu da esasen enteresan olabiliyor. bazı kötücül karakterler zaten doğuştan öyle olabiliyor, mesela fantastik yaratıklarda bunu görebiliyoruz, kimisi ise işte magneto gibi mesela sonradan öyle olabiliyor. hatta öyle tiplemelerin background'larına inildiğinde onları salt evil olarak görmeyebiliyoruz da. yani onların motivasyonlarını da anlayabiliyoruz ve işler epey grileşebiliyor.
şu klişemi de bu başlığa koymasam eksik kalırdı. hahaha! - (bkz: evil'lık kutsal bir müessesedir)
devamını gör...