bu mevsimde en sevdiğim, eylemsiz eylemdir. genelin bilgisine göre plajda yahut havuz kenarında, güneş kremi sürülerek, yaz mevsiminde ve eylülün ilk iki haftası içerisinde yapılır. ardından serinlemek için denize veya havuza girilir. fakat bu doğru değildir. en azından doktorların tavsiyesine göre doğru değildir. esasında güneşlenmenin mevsimi yoktur. üstelik her an güneş kremi taşımak zorunda da değilsinizdir.
uygun ortam sağlandığında, kış ayında bile rahatlıkla güneşlenilebilir.

özellikle bu mevsimde çok sevdiğimi söylemiştim. çünkü; ne güneşin yakıcılığıyla kavrulur, ne teniniz renk atar. kıyafetle bile yapılabilecek harika bir eylemdir. ki çoğunlukla, öylesini tercih ederim*. deniz kenarında, şezlongta olmak zorunda da değilsinizdir.
canınız nerede istediyse, her an çıkıp d vitaminine ve ısıya doyarsınız.

balkon, bahçe, kış bahçesi, otobüste cam kenarı, sınıfta güneşli pencere, evin odası, odada güneşin süzüldüğü alan... hepsi.
şu ara kış bahçesinde kitap okuyarak, hatta yer yer elimden kitabı düşürüp, kırlentlere kafamı yaslayıp uyuklayarak siestaya dönüştürerek yapmaktan hayli keyif alıyorum. şimdi ohh keyfe bak diyecek arkadaşlar: eğer sizin de ömrünüz, yaşınızdan fazla ölümden dönmüşlükle dolu olsaydı, emin olun hayat sizi de ırgalamaz, en ufak mutluluğu*, yerlere göklere sığdıramazdınız...
sanırım önce zihnimizin gpneşlenmesi gerekiyor. ardından bedenimizin ve son olarak, ruhumuzun güneşe ihtiyacı var.

ne diyelim, son söz olarak; herkese güneşli günler.. .
devamını gör...
belirli saatler dışında yapıldığında size cilt kanseri olarak dönebilecek eylem. yapman guzum.

güneş ışınım yayar. bu basit gerçekten yola çıkarsak, her yıldız gibi morötesi bölgede de ışınım yapacağını tahmin edersiniz. *

morötesi ışınım, çok yüksek enerjili ışınım anlamına gelir. her ne kadar atmosferimiz bu ışınların büyük kısmını sömürse de tamamıyla emmediğinden bu ışınım bize kadar ulaşır. ne olur o zaman? bu çok yüksek enerjili fotonlar vücudunuza gelir. vücut hücrelerinizde bulunan ve kendisinden daha düşük enerjiili olan elektronları bulundukları yerden koparır *, yapıyı bozar vesaire... sonuçta ortaya mutasyona uğramış yani kanserli hücreler çıkar. bu hücreler laf dinlemeyen, bozuk hücrelerdir. bölünme emrini durdurmaya çalışan organellerin yahut çekirdeğin * "dur!" komutunu dinlemez ve bölündükçe bölünürler. sonra ortaya nur topu gibi(!) cilt kanseri çıkar. o yüzden özellikle yazın belirli saatler dışında güneşle fazla muhatap olmayın.

yeri gelmişken, solaryum da aynı etkiyi yapar. ondan da uzak durun.
devamını gör...
üşümediğim zamanlar hariç güneşlenmeyi, güneşe çıkmayı hiç sevmiyorum. yok güneş mutluluk hormonunu arttırırmış yok vitamin sağlarmış. çıkınca daha çok mutsuz oluyorum. yüzümü yakıyor, bedenimi yakıyor, terletiyor, biraz fazla kalınca da tenimi bronzlaştırıyor, bazen başa vuruyor.
neyi güzel nesi güzel bunun
sevemiyorum seni anla artık.
devamını gör...
güneşlendiğin yere bağlı.
eğer 5 yılızlı bir otelin dum tıs müzik çalan, hiç durmadan soğuk meşrubat servisi yapılan, manken gübi hatunların cirit attığı bir havuz başındaysa, sabahtan akşama güneşlenirim.
he birde bizim evin havuz kenarında... kimse rahatsız etmiyor, kafa dinliyorsun.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"güneşlenmek" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim