yazar: zafer algöz
yayım yılı: 2017
zafer algöz'ün sanatçı dostları ile olan anılarını anlatmış olduğu güldüren zaman zaman da hüzünlendiren eseridir.
yayım yılı: 2017
zafer algöz'ün sanatçı dostları ile olan anılarını anlatmış olduğu güldüren zaman zaman da hüzünlendiren eseridir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "cokacayipsey" tarafından 25.04.2021 15:01 tarihinde açılmıştır.
1.
ünlü şair, yazar, oyuncu, aktör, meddah, büyük beşiktaşlı zafer algöz'ün ilk eseri.
anılarını kaleme aldığı bu şaheseri şiddetle okumanızı salık veriyorum.
anılarını kaleme aldığı bu şaheseri şiddetle okumanızı salık veriyorum.
devamını gör...
2.
üst üste okuduğum trajik kitapların üzerine boş boş duvara bakmış, adını bilmediğim sendromlara kapılmıştım. 'eğlenceli bir şeyler okuyayım hadi ama yeter' serzenişlerimi duyan bir okuyucunun önerisiyle başladım okumaya.
vaktim olmadığı için yollarda okudum. tam isabet oldu. tıklım tıklım minibüs'ün içinde sırıtıyorum, boşluklarımı tatlı, tatlı dolduruyorum. daha ne olsun?
izmir köfte.
o da olur.
vakti olmayana bile tatlı aralar açan bir yazım. zafer algöz'ü de yakından tanımış oldum çok da memnun oldum. hafif trajik esintileri bile muzipçe aktaran biri. eskiye özlemini hissettiriyor okucuya özellikle son satırlarda bunu daha net anlıyorsunuz. hepimizin yakından tanıdığı kişilerle olan anılarını aktardığı hikayelerinden en çok erkan can'ın anısına güldüm. hem de ne gülme. sirtaki yaptığı yeri canlı kanlı hayal ettim. algöz'ün ata binme hikayesi de ayrı bir heyecandı. spor müsabakaları tarzındaydı.
unutmak istemediğim yerler var:
ağır roman setindeki ayyaş, gora daki figüran çocuk, zeri müren'li mevlüt, tiyatro daki çıtıkçı, izmir köfte diyen avusturya imparatoru, ölemeyen macbeth.. daha neler neler.. hepsinden fragman yaptım renkli renkli... bir de zırtçılar var: özellikle biri var ki, burgazada'dan kuzguncuğa kadar dev bir balıkla mücadele vere vere, yara yara aşıyor denizi, ey mübarek! hey yavrum hey.. her baba yiğidin harcı değildir. kimse abarttığımızı düşünmesin, mahalleyi balık pazarına döndürüp, balıktan bir reçel yapmamışlar. helal olsun, ne zırtçılar varmış öğrenmiş olduk. bu hikayeden çok etkilendim, zırtçı olmaya karar verdim. haydi hayırlısı.
tiyatro ne güzel şeymiş dedirtti.
gülümsetti.
vaktim olmadığı için yollarda okudum. tam isabet oldu. tıklım tıklım minibüs'ün içinde sırıtıyorum, boşluklarımı tatlı, tatlı dolduruyorum. daha ne olsun?
izmir köfte.
o da olur.
vakti olmayana bile tatlı aralar açan bir yazım. zafer algöz'ü de yakından tanımış oldum çok da memnun oldum. hafif trajik esintileri bile muzipçe aktaran biri. eskiye özlemini hissettiriyor okucuya özellikle son satırlarda bunu daha net anlıyorsunuz. hepimizin yakından tanıdığı kişilerle olan anılarını aktardığı hikayelerinden en çok erkan can'ın anısına güldüm. hem de ne gülme. sirtaki yaptığı yeri canlı kanlı hayal ettim. algöz'ün ata binme hikayesi de ayrı bir heyecandı. spor müsabakaları tarzındaydı.
unutmak istemediğim yerler var:
ağır roman setindeki ayyaş, gora daki figüran çocuk, zeri müren'li mevlüt, tiyatro daki çıtıkçı, izmir köfte diyen avusturya imparatoru, ölemeyen macbeth.. daha neler neler.. hepsinden fragman yaptım renkli renkli... bir de zırtçılar var: özellikle biri var ki, burgazada'dan kuzguncuğa kadar dev bir balıkla mücadele vere vere, yara yara aşıyor denizi, ey mübarek! hey yavrum hey.. her baba yiğidin harcı değildir. kimse abarttığımızı düşünmesin, mahalleyi balık pazarına döndürüp, balıktan bir reçel yapmamışlar. helal olsun, ne zırtçılar varmış öğrenmiş olduk. bu hikayeden çok etkilendim, zırtçı olmaya karar verdim. haydi hayırlısı.
tiyatro ne güzel şeymiş dedirtti.
gülümsetti.
devamını gör...