1.
53 yaşındaki ali ihsan çolak manisa'nın saruhanlı ilçesine bağlı kayışlar mahallesinde yaşıyor . 11 yaşında ailesinin yanından ayrıldı ancak cinsel kimliği nedeniyle hayatı her geçen gün daha da zorlaştı. köyüne döndüğünde ise bütün tabuları yıkarak kendisini kabul ettirdi . "hala" olarak kendisini kabul eden köylüler de onu bağrına basıyor.
çok ilginç bir hayat hikayesi olduğu için burada paylaşmak istedim .
dw türkçe'nin kendisi hakkındaki videosu
bu da kendisinin youtube kanalı
devamını gör...
2.
harika bir insan, umarım çok güzel günler görür.
kendisi ile tanışmayı çok isterim. kim bilir belki günün birinde tanışırız.
kendisi ile tanışmayı çok isterim. kim bilir belki günün birinde tanışırız.
devamını gör...
3.
alın size "atanamayan insan"...
devamını gör...
4.
bu hafta katarsis'e konuk olmuş ve herkesin sevgisini kazanmış haladır.
ilkokula gittiğinde farketmiş kendindeki değişikliği. süslü bir çocuktum. kıyafetime, giyim tarzıma önem veren biriydim. abilerim,ablalarım vardı ama komşular,etraftaki kişiler beni gördüklerinde "sizin bu oğlan niye bu kadar süslü kiralık mi satılık mı? diye sorarlardı. o zaman annem çok üzülüyordu. çok düşkündüm anneme. beni kızım diye severdi bazen. o beni böyle kabul edip sevmişti. babamla aramızdaki çok bir diyalog geçmezdi. abilerimden çok çektim. şort giydim, kızlarla sek sek oynadım diye çok dövdüler beni, hatta iki dişimi kırmıştı abim, diyerek anlatıyor hayatını.
kaset dükkanında çalışmaya, düğünlerde dans etmeye ve çevresindeki kişilere kendini sevdirmeye başlıyor. annesi kalp hastası olduğu için evin tüm işlerini o görüyor. hem annesine bakıyor hem de babasına. 2002 yılında annesini,annesinin ölümünden 5 ay sonra da babasını kaybediyor. tabut görmeye dayanamıyorum. onları görmeye mezarlığa gittiğimde hiç ağlamam, saatlerce mezarlarının başlarında konuşurum onlarla. üzülmesinler diye ağlamam, ta-ki eve dönme yolunda ağlamaya başlayana kadar.
yüreği kalbi o kadar guzel ki ihsan hala'nın askerliğini önce izmir'de sonra da van'da yapmış. kisa sürede orda da herkesin sevgisini kazanmış.
yillar sonra döndüğü köyünde insanlardan çok çekmiş. önce en yakınları tavır koymuş ona. abileri ve ablası. köylü istememiş onu. ama o yine yılmamış ve sevdirmiş kendini. mahallesindeki caminin temizliğini yapmış, içini yaptırmış. köydeki okulu boyamış, çocukların altına minder sermiş, karınlarını doyurmuş. kimin ihtiyacı varda koşmuş yardima.kısa sürede tüm köylü sevmiş onu.
neden hala diyorlar peki?
9 yaşında köyündeki bir çocuk "hala!!" diye seslenmiş ona. sevmiş,benimsemiş hala kelimesini. kibar bulmuş ve o günden sonra da üstüne yapışmış.
konuşması, tavırları, güçlü kişiliği ve kalbinin güzelliği yüzüne vuran bir insan ihsan hala.
öyle ki yeri geldiğinde "ben onlar için değil kendim için yaşıyorum" diyebilmiş.
öyle güçlü durmuş ki insanların karşısında "ben insanların beni mutlu görmesini isterim, onlara hep gülümserim, ama yalnızken evin içindeyken hıçkıra hıçkıra ağlarım demesini bilmiş".
kalbindeki sevgi o kadar büyük ki, kırmızı ruju, başörtüsü, takma kirpikleri, çiçekli ve cıvıl cıvıl kıyafetleri ile "herkesi çok seviyorum ve seveceğim" diye belirtmiştir.
ilkokula gittiğinde farketmiş kendindeki değişikliği. süslü bir çocuktum. kıyafetime, giyim tarzıma önem veren biriydim. abilerim,ablalarım vardı ama komşular,etraftaki kişiler beni gördüklerinde "sizin bu oğlan niye bu kadar süslü kiralık mi satılık mı? diye sorarlardı. o zaman annem çok üzülüyordu. çok düşkündüm anneme. beni kızım diye severdi bazen. o beni böyle kabul edip sevmişti. babamla aramızdaki çok bir diyalog geçmezdi. abilerimden çok çektim. şort giydim, kızlarla sek sek oynadım diye çok dövdüler beni, hatta iki dişimi kırmıştı abim, diyerek anlatıyor hayatını.
kaset dükkanında çalışmaya, düğünlerde dans etmeye ve çevresindeki kişilere kendini sevdirmeye başlıyor. annesi kalp hastası olduğu için evin tüm işlerini o görüyor. hem annesine bakıyor hem de babasına. 2002 yılında annesini,annesinin ölümünden 5 ay sonra da babasını kaybediyor. tabut görmeye dayanamıyorum. onları görmeye mezarlığa gittiğimde hiç ağlamam, saatlerce mezarlarının başlarında konuşurum onlarla. üzülmesinler diye ağlamam, ta-ki eve dönme yolunda ağlamaya başlayana kadar.
yüreği kalbi o kadar guzel ki ihsan hala'nın askerliğini önce izmir'de sonra da van'da yapmış. kisa sürede orda da herkesin sevgisini kazanmış.
yillar sonra döndüğü köyünde insanlardan çok çekmiş. önce en yakınları tavır koymuş ona. abileri ve ablası. köylü istememiş onu. ama o yine yılmamış ve sevdirmiş kendini. mahallesindeki caminin temizliğini yapmış, içini yaptırmış. köydeki okulu boyamış, çocukların altına minder sermiş, karınlarını doyurmuş. kimin ihtiyacı varda koşmuş yardima.kısa sürede tüm köylü sevmiş onu.
neden hala diyorlar peki?
9 yaşında köyündeki bir çocuk "hala!!" diye seslenmiş ona. sevmiş,benimsemiş hala kelimesini. kibar bulmuş ve o günden sonra da üstüne yapışmış.
konuşması, tavırları, güçlü kişiliği ve kalbinin güzelliği yüzüne vuran bir insan ihsan hala.
öyle ki yeri geldiğinde "ben onlar için değil kendim için yaşıyorum" diyebilmiş.
öyle güçlü durmuş ki insanların karşısında "ben insanların beni mutlu görmesini isterim, onlara hep gülümserim, ama yalnızken evin içindeyken hıçkıra hıçkıra ağlarım demesini bilmiş".
kalbindeki sevgi o kadar büyük ki, kırmızı ruju, başörtüsü, takma kirpikleri, çiçekli ve cıvıl cıvıl kıyafetleri ile "herkesi çok seviyorum ve seveceğim" diye belirtmiştir.
devamını gör...
5.
armağan çağlayan'daki mülakatında bildirdiği, (bkz: hala) belgeselinde kazık yemiş olması durumu gerçek ise; bir kez daha insanlığa güveni sorgulatmıştır.
devamını gör...