1.
nâzım hikmet'in galina ile birlikteyken vera'ya aşık olması ile hissettiği huzursuzluğu dile getirdiği, "bir gönülde iki sevda olamaz, yalan olabilir" diye başlayan şiir.*
kişisel tavsiye: hikayeyi kronolojik olarak takip edebilmek için öncelikle hoş geldin kadınım başlığındaki şu giriyi okumanızı öneririm: #425631
yıl 1951. nâzım türkiye'den kaçmış, önce bükreş'e ardından da moskova'ya gitmiştir. bunun duyulması üzerine bakanlar kurulu kararı ile türk vatandaşlığından tamamen çıkarılır.
moskova'daki yılları nâzım için zorludur, zira eşi münevver ve oğlu memed istanbul'dadır ve yurt dışına çıkmaları kât'i suretle yasaktır. fakat bütün bu olumsuzlukların yanında nâzım rusya'da el üstünde tutuluyordur.
nâzım' her ne kadar evli olsa da bu onun başka kadınlarla yakınlaşmasına engel olmaz. şiddetli göğüs ağrıları nedeniyle yattığı hastanede kendisine aşık genç bir doktor olan galina grigoryevna kolesnikova ile 8 yıl sürecek bir ilişki yaşar.
istanbul'da eşi münevver, moskova'da sevgilisi galina var iken "ilk kez aşık oldum" diyeceği, son eşi vera tulyakova ile de bir ilişkiye girişir.
vera ile karşılaşması bir telefon görüşmesi ile başlar. bir film enstitüsü bir konuda bilgi almak için nâzım'la iletişime geçer:
‘‘alo, nazım hikmet mi? sizinle redaktör* vera tulyakova konuşuyor.’’
bu sözlerin ardından vera bilgi almak için nazım hikmet'in evine gider. nazım kendisine gerekli bilgileri verir. bu sırada odada nâzım'ın tatar, şair bir dostu da vardır. vera tam kalkarken nazım, dostuna dönerek:
‘‘fena kız değil, ilginç, ama göğsü düz.’’ der.
tatarca söylenen bu cümleyi vera anlamış ve yüzü kıpkırmızı kesilmiştir. nazım'la vera'nın aşkı işte böyle başlar.
nâzım, "ilginç ve göğsü düz" dediği vera'nın çalıştığı film enstitüsüne sık sık gitmeye başlar.
vera, şöyle anlatıyor:
salondan çıktık. alışılmışın dışında hızlı yürüyor, neredeyse koşar adım gidiyordun. ilk aklıma gelen kalbinden rahatsızlandığın oldu. çok gururlu bir insandın, dertlenmeyi, kişisel sıkıntılarını başkasına yansıtmayı sevmezdin. birinci katla ikinci kat arasındaki merdiven boşluğunda durdun. kollarımdan sıkıca tutmuş suskun bir halde yüzüme bakıyordun ve hiç konuşmadan öylece duruyorduk. gözlerin yüzümde dolaşıyordu.
‘sizi seviyorum. anlıyor musunuz? sizi seviyorum.’
çok alçak bir sesle söyledin bunları. ağlıyordun. daha önce hiç ağlayan bir erkek görmemiştim. işittiklerimden, gözyaşlarından, yer ayağımın altında kaymaya başladı… merdiven boşluğunda durmaya devam ediyorduk. gözlerimi ayırmadan ıslak yüzüne bakıyordum. öğle tatili olmuştu. insanlar önümüzden geçip koşuşturuyorlardı. aşağı-yukarı, yukarı-aşağı. ama biz onları farketmiyorduk bile.
[…]herhalde bu durum size gülünç geliyordur. sizin ancak dedeniz olabileceğim aklınızdan geçiyordur. sizin yerinizde olsam ben de öyle düşünürdüm… ama anlayın, yüreğim yanıyor, kan akışım hızlanıyor. sizi öylesine seviyorum.
‘lütfen ağlamayın,’ diye usulca rica ettim. ‘lütfen ağlamayın.’
‘iki saat sonra yurtdışına gidiyorum. bana hiç ümit veremeyeceğinizi anlıyorum. bir daha bu konuyu açmayacağıma, asla anımsatmayacağıma söz veriyorum. moskova’ya ancak sizi unutmayı başardığımda döneceğim.’
nihayetinde vera ile aralarında bir ilişki başlar.
çevrelerince garipsenir bu ilişki, zira nâzım, vera'nın savaşta ölen babasından 3 yaş büyüktür. üstelik vera evlidir.nâzım değil midir sanki? eşi münevver ve oğlu memed istanbul'dadır nâzım'ın da.
şair, mevzu bahis şiiri de onun için çalkantılı bir yıl olan 1959'da kaleme alır:
***
bir gönülde iki sevda olamaz
yalan
olabilir.
şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim tavana dikili
bulutlar geçiyor tavandan
ıslak asfaltı geçen kamyonlar gibi ağır
ve sağda uzakta
ak bir yapı
yüz katlı belki
tepesinde altın iğne parlıyor.
bulutlar geçiyor tavandan
karpuz kayıkları gibi güneş yüklü bulutlar.
oturmuşum cumbaya
yüzüme suların ışığı düşüyor
bir ırmak kıyısında mıyım
bir deniz kıyısında mı?
o tepsideki ne
o güllü tepsideki
yer çileği mi kara dut mu?
fulya tarlasında mıyım
karlı kayın ormanında mı?
gülüp ağlıyor sevdiğim kadınlar
iki dilde.
dostlar nasıl bir araya geldiniz?
birbirinizi tanımazsınız.
nerde bekliyorsunuz beni?
beyazıt’ta çınarlı kahve’de mi gorki parkı’nda mı?
şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim yanıyor gözlerim alabildiğine açık
bir hava çalındı
armonikle başladı utla bitti.
içimde sarmaş dolaş karmakarışıktı
büyük uzak iki şehrin hasreti.
fırlamak yataktan
koşmak altında yağmurun
istasyona koşmak
-sür kardeşim makinist
götür beni oraya.
-nereye?
***
peki devamında ne olur?
nâzım çekoslavakya ziyareti sırasında fenalaşır, göğsündeki ağrı* ilerlemiştir, moskova'ya dönmesi mümkünatsızdır. 9 ay kadar çekoslavakya'da tedavi görür. bu sıralar vera'ya mektuplar yazar, ilişkilerini bitirmeleri gerektiğini söyler. fakat tam tersi olur, moskova'da buluşur buluşmaz tüm olumsuzluklar ortadan kalkar, ilişkileri devam eder.
yıl 1960. nâzım nihayet vera ile hayatını birleştirmek ister, birlikte gittikleri 3 aylık bir tatilin dönüşünde vera eşinden ayrılır. nâzım'ın ise münevver'den ayrılmasına gerek yoktur fakat galina ile olan 8 yıllık ilişkisini bitirir. ardından vera ile nâzım nikahlanır.
kişisel tavsiye: hikayenin bir başka kısmı için sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin başlığındaki şu giriyi okuyabilirsiniz: #439739
vera, nâzım ölene kadar onun tek ve son eşi olur.
vera, nâzım'a son kez bakıyor:
kişisel tavsiye: hikayeyi kronolojik olarak takip edebilmek için öncelikle hoş geldin kadınım başlığındaki şu giriyi okumanızı öneririm: #425631
yıl 1951. nâzım türkiye'den kaçmış, önce bükreş'e ardından da moskova'ya gitmiştir. bunun duyulması üzerine bakanlar kurulu kararı ile türk vatandaşlığından tamamen çıkarılır.
moskova'daki yılları nâzım için zorludur, zira eşi münevver ve oğlu memed istanbul'dadır ve yurt dışına çıkmaları kât'i suretle yasaktır. fakat bütün bu olumsuzlukların yanında nâzım rusya'da el üstünde tutuluyordur.
nâzım' her ne kadar evli olsa da bu onun başka kadınlarla yakınlaşmasına engel olmaz. şiddetli göğüs ağrıları nedeniyle yattığı hastanede kendisine aşık genç bir doktor olan galina grigoryevna kolesnikova ile 8 yıl sürecek bir ilişki yaşar.
istanbul'da eşi münevver, moskova'da sevgilisi galina var iken "ilk kez aşık oldum" diyeceği, son eşi vera tulyakova ile de bir ilişkiye girişir.
vera ile karşılaşması bir telefon görüşmesi ile başlar. bir film enstitüsü bir konuda bilgi almak için nâzım'la iletişime geçer:
‘‘alo, nazım hikmet mi? sizinle redaktör* vera tulyakova konuşuyor.’’
bu sözlerin ardından vera bilgi almak için nazım hikmet'in evine gider. nazım kendisine gerekli bilgileri verir. bu sırada odada nâzım'ın tatar, şair bir dostu da vardır. vera tam kalkarken nazım, dostuna dönerek:
‘‘fena kız değil, ilginç, ama göğsü düz.’’ der.
tatarca söylenen bu cümleyi vera anlamış ve yüzü kıpkırmızı kesilmiştir. nazım'la vera'nın aşkı işte böyle başlar.
nâzım, "ilginç ve göğsü düz" dediği vera'nın çalıştığı film enstitüsüne sık sık gitmeye başlar.
vera, şöyle anlatıyor:
salondan çıktık. alışılmışın dışında hızlı yürüyor, neredeyse koşar adım gidiyordun. ilk aklıma gelen kalbinden rahatsızlandığın oldu. çok gururlu bir insandın, dertlenmeyi, kişisel sıkıntılarını başkasına yansıtmayı sevmezdin. birinci katla ikinci kat arasındaki merdiven boşluğunda durdun. kollarımdan sıkıca tutmuş suskun bir halde yüzüme bakıyordun ve hiç konuşmadan öylece duruyorduk. gözlerin yüzümde dolaşıyordu.
‘sizi seviyorum. anlıyor musunuz? sizi seviyorum.’
çok alçak bir sesle söyledin bunları. ağlıyordun. daha önce hiç ağlayan bir erkek görmemiştim. işittiklerimden, gözyaşlarından, yer ayağımın altında kaymaya başladı… merdiven boşluğunda durmaya devam ediyorduk. gözlerimi ayırmadan ıslak yüzüne bakıyordum. öğle tatili olmuştu. insanlar önümüzden geçip koşuşturuyorlardı. aşağı-yukarı, yukarı-aşağı. ama biz onları farketmiyorduk bile.
[…]herhalde bu durum size gülünç geliyordur. sizin ancak dedeniz olabileceğim aklınızdan geçiyordur. sizin yerinizde olsam ben de öyle düşünürdüm… ama anlayın, yüreğim yanıyor, kan akışım hızlanıyor. sizi öylesine seviyorum.
‘lütfen ağlamayın,’ diye usulca rica ettim. ‘lütfen ağlamayın.’
‘iki saat sonra yurtdışına gidiyorum. bana hiç ümit veremeyeceğinizi anlıyorum. bir daha bu konuyu açmayacağıma, asla anımsatmayacağıma söz veriyorum. moskova’ya ancak sizi unutmayı başardığımda döneceğim.’
nihayetinde vera ile aralarında bir ilişki başlar.
çevrelerince garipsenir bu ilişki, zira nâzım, vera'nın savaşta ölen babasından 3 yaş büyüktür. üstelik vera evlidir.nâzım değil midir sanki? eşi münevver ve oğlu memed istanbul'dadır nâzım'ın da.
şair, mevzu bahis şiiri de onun için çalkantılı bir yıl olan 1959'da kaleme alır:
***
bir gönülde iki sevda olamaz
yalan
olabilir.
şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim tavana dikili
bulutlar geçiyor tavandan
ıslak asfaltı geçen kamyonlar gibi ağır
ve sağda uzakta
ak bir yapı
yüz katlı belki
tepesinde altın iğne parlıyor.
bulutlar geçiyor tavandan
karpuz kayıkları gibi güneş yüklü bulutlar.
oturmuşum cumbaya
yüzüme suların ışığı düşüyor
bir ırmak kıyısında mıyım
bir deniz kıyısında mı?
o tepsideki ne
o güllü tepsideki
yer çileği mi kara dut mu?
fulya tarlasında mıyım
karlı kayın ormanında mı?
gülüp ağlıyor sevdiğim kadınlar
iki dilde.
dostlar nasıl bir araya geldiniz?
birbirinizi tanımazsınız.
nerde bekliyorsunuz beni?
beyazıt’ta çınarlı kahve’de mi gorki parkı’nda mı?
şehrinde soğuk yağmurların
gece otel odasında sırtüstü yatıyorum
gözlerim yanıyor gözlerim alabildiğine açık
bir hava çalındı
armonikle başladı utla bitti.
içimde sarmaş dolaş karmakarışıktı
büyük uzak iki şehrin hasreti.
fırlamak yataktan
koşmak altında yağmurun
istasyona koşmak
-sür kardeşim makinist
götür beni oraya.
-nereye?
***
peki devamında ne olur?
nâzım çekoslavakya ziyareti sırasında fenalaşır, göğsündeki ağrı* ilerlemiştir, moskova'ya dönmesi mümkünatsızdır. 9 ay kadar çekoslavakya'da tedavi görür. bu sıralar vera'ya mektuplar yazar, ilişkilerini bitirmeleri gerektiğini söyler. fakat tam tersi olur, moskova'da buluşur buluşmaz tüm olumsuzluklar ortadan kalkar, ilişkileri devam eder.
yıl 1960. nâzım nihayet vera ile hayatını birleştirmek ister, birlikte gittikleri 3 aylık bir tatilin dönüşünde vera eşinden ayrılır. nâzım'ın ise münevver'den ayrılmasına gerek yoktur fakat galina ile olan 8 yıllık ilişkisini bitirir. ardından vera ile nâzım nikahlanır.
kişisel tavsiye: hikayenin bir başka kısmı için sen mutluluğun resmini yapabilir misin abidin başlığındaki şu giriyi okuyabilirsiniz: #439739
vera, nâzım ölene kadar onun tek ve son eşi olur.
vera, nâzım'a son kez bakıyor:
devamını gör...