orijinal adı: fengru fei tun
yazar: mo yan
yayım yılı: 1996
kültür devrimi sırasında çin'de dokuz çocuklu bir ailenin yaşadıklarını ve çocukların annesinin kadın olarak çektiği zorlukları anlatır.
yazar: mo yan
yayım yılı: 1996
kültür devrimi sırasında çin'de dokuz çocuklu bir ailenin yaşadıklarını ve çocukların annesinin kadın olarak çektiği zorlukları anlatır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "kurbanda billurlar benim diye bağıran enişte" tarafından 19.01.2026 22:25 tarihinde açılmıştır.
1.
sosyal medyanın da etkisiyle bi heves başlayıp bitirdiğim kitap. kitabın ingilizcesinin ikinci bölümü ile bizdeki ikinci bölümü farklı gibi yorumlar gördüm fakat nedir ne değildir incelemedim. sürükleyici mi değil, merak uyandırıcı mı o da değil. ama enteresan şekilde o bin küsur sayfayı size okutmayı başarıyor yazar. abartıldığı kadar var mı derseniz bence yok. ama bence tabii.
devamını gör...
2.
merhaba sözlük; öncelikle yazar karşısında saygıyla eğiliyorum. açıkçası kitabın son 10 sayfası gözyaşlarımla ıslandı diyebilirim. mo-yan’ın kaleminden dökülen bu devasa anlatı, sadece bir ailenin soyağacını değil, kederin, şehvetin ve hayatta kalma inadının toprağa kazınmış epik bir haritasını sundu bana. iri memeler ve geniş kalçalar, isminin ilk bakışta uyandırdığı bedensel çağrışımların çok ötesinde, kadını yaşamın yegane kaynağı, toprağın ta kendisi ve tarihin yıkımlarına göğüs geren sarsılmaz bir sütun olarak konumlandırır. shangguan ailesinin trajedisi üzerinden akan bu hikaye, çin’in kanlı ve tozlu geçmişini bir ana rahminin sıcaklığı ile bir savaş meydanının soğukluğu arasındaki o dar koridorda yürütür. yazar, anneliği kutsal bir mermer heykel gibi değil, kanayan, emziren, acı çeken ve her şeye rağmen yeniden doğuran canlı bir organizma gibi tasvir eder. kitabın başlarında doğurmaya alışkın olan annenin doğum yaparkenki çektiği sancıları hissettim. romanın sayfaları arasından sızan o yoğun süt kokusu, barut dumanına ve çürümüşlüğün kokusuna karışırken mo yan, insanın en ilkel dürtülerini ve acılarını harmanlar. kitapta iri memeler bir arzu nesnesi değil, kıtlığın ortasında hayat veren mucizevi bir pınar; geniş kalçalar ise bir estetik unsur değil, nesillerin içinden geçip dünyaya geldiği o dar ama mukaddes rahmin doğumdan sonra kalçaya yaptığı etkiden ötürü genişlemeyi tasvir ediyor ve bunu kitapta belirtiyor. her satırda, kadının bedeni üzerindeki toplumsal ve siyasal baskıların izi sürülürken, aslında o bedenin her türlü ideolojiden daha kadim ve daha güçlü olduğu gerçeği tokat gibi yüze çarpar. büyülü gerçekçiliğin rüzgarıyla savrulan bu metin, beni sadece bir tarihe tanıklık etmeye değil, insan ruhunun en karanlık köşelerinde saklanan o saf ışığı arattırdı. mo yan, acıyı öyle bir estetikle dokur ki, yıkımın içindeki zarafeti ve ölümün kıyısındaki yaşam sevincini aynı anda hissedersiniz. bu eser, nihayetinde toprağa düşen her damla gözyaşının ve her damla sütün, insanlık onurunu yeniden inşa edişine yakılan muazzam, lirik ve bir o kadar da vahşi bir ağıttır. keyifli okumalar diliyorum hepinize.
devamını gör...
