orijinal adı: les jeux sont faits
yazar: jean paul sartre
yayım yılı: 1947
ölüm sonrası tanışıp birbirlerine aşık olan iki kişiye verilen ikinci bir şansı anlatan kitap, yazarın diğer kitapların farklı bir tarz taşımaktadır.
yazar: jean paul sartre
yayım yılı: 1947
ölüm sonrası tanışıp birbirlerine aşık olan iki kişiye verilen ikinci bir şansı anlatan kitap, yazarın diğer kitapların farklı bir tarz taşımaktadır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "emine pir zola" tarafından 27.02.2026 01:20 tarihinde açılmıştır.
1.
jean paul sartre tarafından yazılan 140 sayfalık kitap. genelde okuyucuyu zorlamasıyla bilinir ama az önce okuduğum 60 sayfaya göre çok kolay bir metin olduğunu söyleyebilirim. ilgi çekici ve akıcı. bakalım neler olacak.
devamını gör...
2.
sartre okuyanlar bilir ki onun kendine has bir tarzı vardır. daha önce bulantı kitabını okudum. hem de 2 kere. özgürlük yolları serisini okudum. o da müthiş üçlüydü ve güçlüydü. bu kitap sanki sartre tarafından yazılmamış. çok değişik bir tadı var. evet onun ruhundan çıktığı belli oluyor ama bu kadar kolay okuyacağım bir sartre kitabı beklemiyordum.

1947 yapımı şöyle de bir filmi var. izlemek isteyenler bakabilir. zaten kitap bir romandan çok bir film senaryosu gibi yazılmış.
gelelim bu kitabın ne anlattığına. bir adam, dava arkadaşları ile planlar yapıyor, eylemler düzenliyor. işçi sınıfından. bir kadın, o da zengin ve kocası onunla parası için evlenmiş. yavaş yavaş zehirleniyor. bu iki bambaşka insan bir gün ölürler. ruhlar alemine geçince orada tanışıp aşık olurlar. ölümden öte olan köyde birbirleri için yaratıldıklarına inanırlar ama yaşarken karşılaşmadıkları için bunlara ilahi güç tarafından bir şans verilir. onlar ölmemiş gibi faniler arasına geri gönderilecektir. lakin 24 saat içinde aşklarını kanıtlamaları gerekir yoksa tekrar ölülerin arasına dönmeleri söz konusudur.
gerçek aşk için dünyevi sorumluluklar, üzerimize yüklenen vicdani yükler görmezden gelinebilir mi? gerçekten yaşamış olmak için birbirine tutunarak var olan iki ruhtan daha değerli ne olabilir? dünya yıkılırken yine de o kişi için ayakta duyabilir miyiz? varlığımız sadece gerçek sevgiyle mi bir anlam kazanır ve yaşanmaya değer olur?
çok sevdiğim ve farklı bir sartre okuduğum harika bir kitaptı. mutlaka okuyun.

1947 yapımı şöyle de bir filmi var. izlemek isteyenler bakabilir. zaten kitap bir romandan çok bir film senaryosu gibi yazılmış.
gelelim bu kitabın ne anlattığına. bir adam, dava arkadaşları ile planlar yapıyor, eylemler düzenliyor. işçi sınıfından. bir kadın, o da zengin ve kocası onunla parası için evlenmiş. yavaş yavaş zehirleniyor. bu iki bambaşka insan bir gün ölürler. ruhlar alemine geçince orada tanışıp aşık olurlar. ölümden öte olan köyde birbirleri için yaratıldıklarına inanırlar ama yaşarken karşılaşmadıkları için bunlara ilahi güç tarafından bir şans verilir. onlar ölmemiş gibi faniler arasına geri gönderilecektir. lakin 24 saat içinde aşklarını kanıtlamaları gerekir yoksa tekrar ölülerin arasına dönmeleri söz konusudur.
gerçek aşk için dünyevi sorumluluklar, üzerimize yüklenen vicdani yükler görmezden gelinebilir mi? gerçekten yaşamış olmak için birbirine tutunarak var olan iki ruhtan daha değerli ne olabilir? dünya yıkılırken yine de o kişi için ayakta duyabilir miyiz? varlığımız sadece gerçek sevgiyle mi bir anlam kazanır ve yaşanmaya değer olur?
çok sevdiğim ve farklı bir sartre okuduğum harika bir kitaptı. mutlaka okuyun.
devamını gör...
