otomatik çeviri geldikten sonra artık erkek engelleme konusunda rekor kırıyorum. en uyuz olduklarım japon ve koreli erkekler. allah'ın çekik çüklüleri.
bu karınca kararınca ilerleyen boyama işini acaba kocam benim çenemden kurtulmak için almış olabilir mi? emine kaşlarını çatarak orada iğne deliği boyutunda yerleri taşırmadan boyamaya çalışıyor ve uzun bir süre sesi çıkmıyor. bu olasılığı biraz daha kafamda kurup hemen hesap soracağım. önce iyice bir inanmalıyım ki meydana çıkınca iyi savunayım. gazam mübarek olsun.
bugün yaptığım ve 5 dakika güldüğüm şakam. çünkü bir de adama bunu açıklamak zorunda hissettim. anlamıştı ama ben 3 kere daha açıklayıp konuşamaz hale gelene kadar güldüm. çünkü neden gülmeyeyim?
hiç komik değildi ama komik olmasına gerek yok. canım gülmek istediği an gülerim.
o sırada bu kadın ne diyor diye anlamaya çalışan batman:
hayranlarımı ne yaptığım ve nerede olduğum konusunda merakta bırakamam. üzülür ve ağlarlar. o zaman söyleyeyim. ikinci kase mercimek çorbamı içiyorum mutfakta. bir kaşık çorba, bir cümle. çorbayı yapalı sanırım 3 veya 4 gün oldu. bitmiyor, bitmiyor. ama bu akşam bitecek. gerekirse üçüncü kaseyi de içerim. biz bitecek dediysek bitecek!
açken kendime tahammül edemiyorum. çıkardığım kıyma baktım kırk saatte çözülmeyecek hemen onu robota attım ve buzlu buzlu çektik geçtik. ayağını denk alacaktın kıyma kardeş. biz fakir bir insanız. et görünce gözümüz dönüyor. e bunu un ufak ettik ama derdi bitmedi. yoğurulmuyor hayvan oğlu hayvan. sanki -50 dereceden çıktı dışarı. ama sen kimsin? emine ile baş edebileceğini mi sandın? senin ılımanı bekleyecek değiliz. büyük bir demir kepçe ile onu öyle bir ezdim ki az kalsın kendimi tutamayıp tavana atacaktım. oh be, dünya varmış. açlık çok kötü. çok.
deniz ürünleri sevsem bu ben olurdum. lakin ben meyve seviyorum. ejder meyvesini otuzdan sonra denedim. devamında mango geldi. avakado. son olarak yaban mersini yedim. bir tek yaban mersini güzel. zengin şeyleri niye böyle dandik onu da anlamıyorum. oysa bizim fukara elmamız öyle mi? mis gibi elma. risk yok.
çocuğu ekrandan uzak tutmak için ne kadar denenecek şey varsa deniyoruz. bazılarını daha çok seviyor. bunlardan biri de sticker. şehrin en büyük semt pazarından sticker aldım ya hu! bunun ötesi olabilir mi? evet işe yarıyor ama bunun kötü bir yanı da var. her yerden sticker çıkıyor. çünkü yere düşen bir şekilde seyahat etmeye başlıyor. tuvalete gidiyor, mutfakta bir yere yapışıyor, kitaplarımın arasından çıkıyor, çorapların altına tutunuyor, halıda yeni bir desen oluşturuyorlar ve daha nicesi. geçen birini evin kapısının dışında gördüm. vay namussuz demek evden kaçmaya yeltendin ha! diyerek onu hemen içeri yolladım. sen benim kızımdan kurtulmak kolay mı sanıyorsun? bu çileyi beraber çekeceğiz sticker kardeş.
efendim 10 bin tanımın yarısında kendimi övmüşsem de bu ben değilimdir. çünkü insanın kendini övmesi övgü sayılmaz. sevdiklerim övmediği sürece ne anlamı var canım. biz kendimizin ne kadar muhteşem olduğunu biliyoruz, onlar konuşsun. neyse ki kızım da hiç bana çekmemiş. o da asla sevmez övülmeyi. sadece arada anne çok tatlıyım dimi, onu öptükten sonra nasıldım anne, ben dünyadaki en tatlı çocuk muyum gibi şeyler söyler.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.