engel radarıma küresel çeşitlilik katılmışken bir de onlara kadınlar katıldı. ben ki her milletten kadını kucaklardım ama yok. arapların kadını bile çekilmiyor. hele türk düşmanları. hem kadınsın hem de kadınlara düşmanlık yapıyorsun. yazık.
dünyada ne kadar çok ağır zeka geriliği olan insan var görmemizi sağlayan uygulama.
burnum çok iyi koku alır ama bazen insan hayali kokular da almıyor değil. bugünden beri yoğun bir sigara kokusu alıyorum. hayatımda hiç içmemişim ki canım çeksin. sanki yanımda sigara içiyor biri. buram buram kokuyor. iyice delirdik.
burada eşek ben oluyorum. senin neyine kızım? sen eşeksin, bilmediğin otu niye ağzına atıyorsun.
soyut anlamından çıkarıp daha da somut şeyler için kullanmayı da sevdiğim çok güzel bir söz. geçen suşi aldım. herkes büyük bir iştahla yiyor bunu. çok canım çekti. öğ, ağzıma sokmamla çıkarmam bir oldu. çiğ balık senin neyine köylü emine. sen git kılçığıyla hamsi ye. baktım suşiden umut yok, orada vasabi vardı. dedim bu ne kadar acı olabilir. bari şunun tadına bakayım. az daha recep ivedik'e dönüşüyordum. zaten suşi yüzünden hayallerim yıkılmış ve param çöpe gitmişti. vasabi ile daha da asabi oldum. lanet olsun.
sanki her gün binlerce iltifat alıyoruz da bir de en güzelini seçeceğiz. işte iltifata benzeyen bir şey diyelim. bir tane, adam olana çok bile.
bugün kardeşimin iş yerinden bir arkadaşı ile karşılaştık. daha önce tanışmamıştık. beni daha önce bir yerde görmüş ve aileden olduğumu anlamış. ayy ben ablanı o gün en küçük kardeşiniz zannetmiştim, dedi. allah razı olsun şekerim beni neredeyse anamın rahmine geri sokacaktın. yine de ablan ne kadar güzelmiş, ailedeki kimseye benzemiyor gibi bir iltifat alsam daha mutlu olurdum. gelen geçen çok minyonsun diyor. ben kısa olduğumun farkındayım kardeşim. bana farklı şeyler söyleyin artık. (güzel değilsek güzelleşirdik yani)
amele olmak. yanlış okumadınız, yo yo. dümdüz amele olmak istiyorum.
istiyorum ki günde 10 saat çalışayım. tek düşündüğüm bir fabrikada sipariş yetişsin diye müdürün bizi mesaiye bırakması sonucu ona edeceğim küfürlerin çeşitliliği olsun. bak şöyle bir iş var, cumhurbaşkanı da olabilirsin deseler yoook, ille de amele olacağım. çok özlüyorum eski günlerimi. ne güzel düşünecek vakit yoktu. yorgunluktan bayılır gibi uyurdum. gençliğim var idi.
ne yapsam 8 numaradaki kadına al beni hayvanlarının boklarını küreyeyim mi desem, çalıştır beni mi desem. o da nerede bakıyor hayvanları acaba, her gün çıkıp çıkıp gidiyor geliyor sonra. asansör hep tezek kokuyormuş. millet şikayet ediyor. haklılar. ama ben asansör kullanmıyorum. sıkı takipçilerim bilir ki emine asansörden korkar. biz buraya nasıl geldik, konu bağlamından koptu. çok da a*****da yani. bitir.
maalesef efendim. yapmam. yapamam. şakalarımı hep ev içinde kendi başıma yaparım ya da yanımda çok sevdiğim ve şakalarıma gülmezlerse dert etmeyeceğim insanlar varsa.
dışarıda yaptığım şakaya biri gülmezse onu vurmam gerekir. sen kimsin!? sen kiiiimsin de benim olağanüstü şakama gülmüyorsun!? sen sapanla vurulmayı hak ettin. işte kimseye bir fiske vuramayacağım için* bu sinir bozucu durumda olmak istemem. çünkü bunlar anlamaz.
he içimden yaparım ama dümdük değil. içimden yapar ve kendim gülerim. o kadarına da hakkımız olsun. bırakın da kendi kendimize de gülebilelim yani.
çekilmez bir gadın oldun. aksiiiğ, laneeeeğt, huysuzzz, kakneemmm, hırçınnnn, meynetsiiizz. bu yaptığın iş ayıııpp, rezalet! fakat elinde değil gülüm, biliyorum. elinde değil çiiii çe ğiimm. seni çok üzdüm. beni afffffet.
hiç derdimiz yok ya, bir de makineden temizleri çıkarırken sinir krizi geçirelim.
maymun bile öğrenir zamanla temiz makinenin içine kirli bir şey konmayacağını. ay bana bir şeyler oluyor. ay tansiyonum, ay kalbim, ay başım, ay, ay, ay.
hiiiç sevmediğim, yüzüne boka bakar gibi baktığım, yanımda ölse bir damla bile su vermeyeceğim kadar nefret ettiğim biri dağdan en sevdiğim otu toplamıştı. ondan bugün yemek yaptım. elime nasıl geçtiğini sormayın, orası karışık. şimdi bunu yerken bir otun bile içimi huzurla doldurmasa da bana iyi geldiğini fark ettim. enayi malı, yiyeceğim ulan.
otla bile iyileşiyorum da siz beni nasıl bu hallere sokuyorsunuz, bre cinsinizi düdüklediklerim. kel kalasınız, yaşlandıkça çişinizi tutamayasınız, gözleriniz hep buğulu görür de gün yüzü görmeyesiniz, misafirlikte delik çorabı saklamaya çalışırsınız da evin ufak çocuğu ehehehe çorabın da delikmiş desin, her dolmuşa bindiğinizde bakiyeleri yetersiz gelesiceler, her yanınızdan geçen hayvan sizdeki enerjiyi hissedip bacağınızı kıtlasın e mi. pü.
allah'tan ki mutluyuz ha. bir de mutsuz olsak ne olacaktı.
yok mu zannediyorsunuz? bazılarının dili bir işkence aracı.
ben ise ne fiziksel ne psikolojik şiddete başvururum. ağlarım efendim, evet. bu gece bu konu hakkında bir şikayet dilekçesi yazalım. kime mi?
(bkz: allah'a şikayet etmek)
yabayzeka'nın bile standartı var. allah'ın cezasına şunu şöyle çiz diyorum bana estetik yapıyor. kocaman laz burnumu fındık gibi yapmış, bazlama suratımı köşeli yapmış, yanaklarımdan ne istedin? bana diyor ki sen böyle güzel değilsin estetik yaptır. pardon? o estetikle ben ben olmuyorum ki. ben burnumu seviyorum kardeşim.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.