deniz ürünleri sevsem bu ben olurdum. lakin ben meyve seviyorum. ejder meyvesini otuzdan sonra denedim. devamında mango geldi. avakado. son olarak yaban mersini yedim. bir tek yaban mersini güzel. zengin şeyleri niye böyle dandik onu da anlamıyorum. oysa bizim fukara elmamız öyle mi? mis gibi elma. risk yok.
çocuğu ekrandan uzak tutmak için ne kadar denenecek şey varsa deniyoruz. bazılarını daha çok seviyor. bunlardan biri de sticker. şehrin en büyük semt pazarından sticker aldım ya hu! bunun ötesi olabilir mi? evet işe yarıyor ama bunun kötü bir yanı da var. her yerden sticker çıkıyor. çünkü yere düşen bir şekilde seyahat etmeye başlıyor. tuvalete gidiyor, mutfakta bir yere yapışıyor, kitaplarımın arasından çıkıyor, çorapların altına tutunuyor, halıda yeni bir desen oluşturuyorlar ve daha nicesi. geçen birini evin kapısının dışında gördüm. vay namussuz demek evden kaçmaya yeltendin ha! diyerek onu hemen içeri yolladım. sen benim kızımdan kurtulmak kolay mı sanıyorsun? bu çileyi beraber çekeceğiz sticker kardeş.
efendim 10 bin tanımın yarısında kendimi övmüşsem de bu ben değilimdir. çünkü insanın kendini övmesi övgü sayılmaz. sevdiklerim övmediği sürece ne anlamı var canım. biz kendimizin ne kadar muhteşem olduğunu biliyoruz, onlar konuşsun. neyse ki kızım da hiç bana çekmemiş. o da asla sevmez övülmeyi. sadece arada anne çok tatlıyım dimi, onu öptükten sonra nasıldım anne, ben dünyadaki en tatlı çocuk muyum gibi şeyler söyler.
güldüğü an ve gülmediği an.
sinirli olduğu an ve mutlu olduğu an.
açken ve tokken.
nefes alırken ve nefes verirken.
uzaklara bakarken ve yakınlara bakarken.
gözlerimin içine baktığı her an.
mutfağa doğru gittiğinde dönüşte ağzına bir şey attığını fark ettiğim an.
çalıştığı an ve çalışmadığı an.
beni pür dikkat dinlediği her an.
ağzını açmak yerine mimikleriyle iletişim kurmaya başladığı an.
elleriyle bir şeylerle uğraştığı an. *
yürüdüğü anlar ve oturduğu anlar.
uykusu gelmişken yeni uyanmışken.
şakalarıma güldüğü her an. *
beni güldürdüğü her an.
kısacası çekici erkek yoktur, aşık kadın vardır. emine hatipoğlu ile hak yoluna doğru programımız bitmiştir. teşekkürler.
elhamdülillah apateist olduğum için has kafir olarak derdim olmayan etiket. münafıklığı aşalı çok oldu. birinci dereceden akrabası ile görüşmeyen bir insan olarak çoğunun da babasını satayım.
bugün başıma gelen bela. ayva yemeyi beni boğduğu için çok severim. ayvayı elime aldım, bıçakla bölmeye çalışıyorum. mübarek kesilmiyor. sen benim kaslarıma dayanabilir misin köpoğlu dedim ve bir hınçla onu ortadan ikiye ayırdım. sonra bir baktım parmağım da ikiye ayrılmış. (sadece derin bir kesik, parmak yerinde duruyor) hemen kanım kaynadı herhalde, fokur fokur kanarken gittim suya tuttum. ve ilk düşündüğüm şey kanımın renginin ne kadar güzel olduğu idi. 0 (-) bir başka yav, ışıl ışıl imanıma.*
sonuç olarak ayvayı da yiyemedim. şu an size parmağım yapıştırılmış şekilde yazarken ben çok uzaklarda olacağım. çünkü aklım hâlâ yiyemediğim o ayvada kaldı.
ayı armudu daldan bedava koparmak.
emine armuda çok para vermek. çok çok para vermek. ayı fındığı, cevizi, kestaneyi bedava yemek. emine fındığın kilosu kaç lira bilmemek bile.
emine istemek dağdaki ayı olmak. emine tükürmek böyle düzenin içine. babasını satmak böyle dünyanın.
maymun var çok kızmak.
ulan köylü emine. senin neyine böyle bir şey. bilsem zaten almazdım ama bir kere almış bulunduk. ehehehehehe ben biraz malım da bunu kullanamam diyip iade de edemedim. çekilecek çilemiz varmış.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.