yok daha neler! o zaman çoğu kadın erkek komedyenlerden hoşlanmalıydı. biz sevdiğimiz adamın nefes almasına bile güleriz. lakin! bizi bizden başka en çok kim güldürebilir. kadınlar kendilerini en çok güldüren insandan hoşlanıyor olsaydı sözlük kadınlarının hepsi bana aşıktı şu an. yapmayın rica ediyorum.
yine de benden çok hoşlandığınızı biliyorum kızlar. öptüm sizi.
biliyordum işte. sadece 4 şartı sağladım. ben kim düştüğü gibi kalkmak kim? ben önce hazır düşmüşken yere iyice uzanırım. düştüğüm için ağlarım, akan burnumu da koluma siler ve kaldırmaya kimse gelmediği için mecburen kalkarım. mecbur olmasam orada daha uzanmak isterdim.
sınırsız şarkı değiştirme hakkı veriyor. ve daha bir sürü özellik. ben neden olduğunu şu an unuttuğum bir sebep yüzünden premium özelliğini boykot ediyorum. çok saçma bir nedendir ama ne önemi var?
bu yoksa şarkı değiştirme hakkınız sınırlı. az önce çok acıklı bir şarkı dinlerken tam ağlamak üzereydim. sonra elim kulaklığa değdi. (senin babanı fikfikleyeceğim lanet kulaklık.) aman tanrım o da ne?! kobra murat çalmaya başlamasın mı bir de? şarkı değiştirme hakkımız da bitmiş. mecbur şimdi göbek atacağız. durduk yere enerji harcıyoruz.
erkek* denen canlıya ilgi duymuyor olsaydım evet olurdum. olunur yani. lakin o ateist bir sevgili ister miydi orası büyük bir soru işareti.
bu isveçli, isviçreli bilim insanları ne halt ediyor, kalkın be kalkın. oturmayın. yönelim değiştirmek isteyen insanlar var. bunun bir hal çaresine bakın. **
tamam fakiriz de fasfakir miyiz bir de? yazıklar olsun. ben çok görüyorum bunları. ayrıca kanepe ne arar fasfakir semtte? semt bile değildir o, mahalledir. çekyattır o, kanepe olsa ohooo. kanepe zengin işi. altına yıllarca giymeyeceğin ama atmaya kıyamadığın o montu koyamazsın, misafir gelince yatağa dönüştüremezsin. fakir çekyatı öyle mi ama? bizim 10 yıl kullandığımız bir çekyat vardı. artık demirleri oturdukça götümüzde iz yapardı. üzerinde uyumak zorunda kaldığımız gecenin ertesi günü sırt ağrısından ölürdük. hey gidi hey.
yeteri kadar fasfakir, fapfakir, fakfakir, fazfakir, faşfakir edebiyatı yaptığıma göre tanımı sonlandırabilirim.
yeter ki isteyeyim. hemen iki işi aynı anda yaparım. hatta düşünmek de sayılırsa 3 olur. neden olmasın?
bugün veya dün soğan doğrarken baktım gözlerim sulandı, dur dedim şu ağlamam gereken mevzuları da aradan çıkarayım. bu nedir biliyor musunuz? fakirliktir. ne alaka demeyin. biz bir gözyaşını bile değerlendiririz. bayat ekmekten tatlı*, kalan lahana sarmasının içinden çorba yaparak büyümüş bir nesiliz. hiçbir şeyi ziyan edemeyiz. her şeyi birden fazla alanda kullanmalıyız. neyse sonra ellerimi sabunla yıkayıp biraz da yanaklarıma yedirdim gözyaşlarımı. cilt bakımı yavrum, cilt bakımı.
garip emine'nin boyu neden iki karış? gelişmesi gerilemiş de ondan. efendim 7 yaşına kadar etli butlu, tombul bir çocuktum. fotoğraflarımdan da belli oluyor. yanaklarım 5 kilo geliyormuş. sonra ilk çocuk olmanın dezavantajlarından biri olan ebeveyn acemiliği yüzünden bir travma yaşamışız. öyle kısa süre de değil. bir yıl boyunca süren, geceleri yorgan altında ağlayan cinsten. belki de küçücük bedenimdeyken o kadar üzülmesem şu an ben de diğer 4 kardeşim gibi uzun boylu olabilirdim. tamam 1.80 de olmayalım da 1.60, 1,70 de güzel olurdu. tamam ulan. 155 santimetreye bile şükrederdim. işte o hazin yıldan sonra ne boyum uzamış, ne kilo almışım. bir deri bir kemik büyümüşüm öyle. 2017, 18 veya 19 idi. bir gün bir baktım karnımda bir şişlik. allah allah bu ne diyorum. acaba ölecek miyim? kesin ur falan var bende. meğer kilo almışım. o benim büyümeye başlayan göbeğimmiş. ulan! mutluluktan ağlamıştım. o gün bugündür göbeğim biraz yağlıdır. onu çok seviyorum. canım göbeğim.
ne dedik ve ne anlattık? bunun insanlığa faydası nedir? hiçbir fikrim yok. olsun biz bir şeyler öğrendik sayende diyenler beğeniye, çalınan zamanımın karşılığını öde diyip iban göndermek isteyenler favoriye bassın.
tanıma geçmeden önce biraz kendimi övmek istiyorum. dünyanın en komik kadınıyım. evet, en azından benim dünyamda öyle. geri kalanı da umrumda değil. üzgünken de daha komik oluyorum. 10 bin tanımın içindeki komikliklerden de ne kadar mutlu olduğumu anlayabilirsiniz.
tanım: ömrü yollarda geçen kamyoncuların çektiği pavyon hasreti ile kamyonlarını rengarenk ışıklar aracılığıyla süsleyip birer pavyona dönüştürmeleri sonucu oluşan gezen pavyona verilen isim.
öyle melül melül yolu izlerken ışıklı kamyonlar sayesinde aklıma gelen kelime şakası. önce bir güldüm de az daha ağlayacaktım. evet, şakanın kötülüğü yüzünden.
çekirdek çitliyorumdur. çekirdek yerken büyük bir odakla sadece bütün çekirdekleri bitirmeyi düşünürüm. konuşamam. arada yanımdakine bakar ve bakışlarımla bir şeyler anlatırım. ağzımdan çıkan tek ses dudağıma yapışan kabuk parçasından kurtulmak için onu uzaklaştıran o tü! sesidir.
bunun haricindeki durumlarda mümkün değildir. olamaz!
hiç sevmem. malzemeleri çok az ve hep soğuk oluyor. lezzet desen yok. bugün evde pizza yaptığım için bu başlıkta domino's kötülemeyi kendime hak görüyorum. emino's daha iyi efendim.
bu sabah bir kedi tarafından patilendim. ona yaramaz kedi diye bir iki laf söylüyordum ki kızım oradan müdahale etti. kediye niye öyle diyormuşum, o çok şirinmiş. yavrum?! evladım?! anan yani, senin anan, en sevdiğin saldırıya uğruyor sen hâlâ kediyi affetme derdindesin. bir de uyy, oyy diyor kediye. biz ne olacağız? bir şey olmaz ki anne. bu çocuğun sevgisini biraz fazla kaçırdım. çok üzecekler kızımı. biraz da acımasız olmayı öğretmem lazım ama nasıl? bulacağız bir yolunu.
insan tok olduğu halde gözünün mutfakta kalması ve daha kötüsü hiç gereği yokken yemek yemesi gibi zararları vardır. insan kendini kandıran bir canlı. aklımda kalacağına midemde kalsın diyorsun. üstelik biraz daha beklersen geç saatlerde o yemeği yeme tehlikesi de var. en azından saat 10 olmadan yer ve geç uyuyarak dengelemiş oluruz.
aslında bu bir yetenek mi bilmiyorum ama 15 yıldan fazla yemek yapınca otomatik çok güzel oluyor herhalde. zararları saymakla bitmez. bir tane daha aklıma geldi. bu da içimde kalmasın. eğer hızlı olmazsan yemeği ikinci sefer yiyemeden tükenmesi ve senin üzülmen gibi bir zararı da var. kime mi zarar? psikolojime kardeşim. ben onu bir tabak daha yiyecektim.
kızımın küçük yaşlardan beri yaptığı. bu olaya o kadar gülüyorum ki. onu eline alıyor, üzerinde yürümesine izin veriyor, sohbet ediyor. bugün yine evin içinde bir karınca bulmuş ve onunla en az yarım saat oyun oynadı. sonra bir baktım bir durgunluk, karıncaya bakıyor. meğer ezilmiş karınca. önceden bir karıncayı yanlışlıkla ezince karıncanın ailesi işi kan davasına dönüştürüp peşimize düşecekler zannediyordu. şükür artık ölüyü pencereden aşağı atıyoruz.
resmen fareler ve insanlar'ın küçük lennie versiyonu.
yakışıklı görmek istersem kocama bakıyorum. göz ve beğeni işi. bize göre çirkin olan mısırcı başkasına göre yakışıklı olabilir. alıcısı olanlar şansını denesin tabii. kadınlardan çok erkeklerin ilgisini çekiyor gibi.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.