mısırlı değilim ama benim de alnımda secde izi çıkmışlığı vardır. (benim bile)
küçük bir çocuk idim. mübarek gecelerde köy camiisine gider, namaz kılar, sohbet dinler ve şehirli zenginlerin hayır yapmak amacıyla dağıttığı lokumları yemek için can atardım. her şey lokum içindi. ama burayı geçelim. büyük olayların olduğu ve allah'ın yine herkesi affedesinin tuttuğu bir geceydi. bin yıllık sevap, sonsuz günah sildirme*, tüm ölmüş akrabalarım için daha az azap gibi cazip teklifler de vardı. bunlar da biraz aklımı çekmedi değil. çok uzun bir namaza durduk. secdede 33 kere miiii 99 kere miiii bir şey diyorsun. bak unutmuşum. işte o sırada secdede uyumuşum. sonra bir gürültü. lokumlar gelmiş. hemen uyandım tabii. ama alnımdaki secde izi ucuz köy camiisi halısı yüzünden 3 gün yüzümden gitmedi.
komik olmam. bu zeka, bu pırıltı, bu akıl küpü, bu dahilik, bu gözlem gücü birleşip nasıl da iğneleyici bir espri anlayışına dönüşmüş. enteresan. niye gurur duyuyorum? çünkü kendimi güldürebiliyorum. işte bu yeterli.
hiç sevmem. çok gerekmediği sürece yürürken telefona bakamam. mesaj yazmam gerekirse yavaşlarım. dikkat gerektiren çok önemli bir şey ise de kenara çeker* işimi halleder yürümeye öyle devam ederim. bazı insanlar yürürken telefona bakmıyor da telefona bakarken yürüyorlar adeta. ekrana bakmak nefes almak gibi. öyle profesyonel ki oradan dünyayı yönetiyor olabilir. hiç belli olmuyor da ne yaptığı.
daha korkuncu ise bisiklet sürerken telefona bakan insandır. daha da korkuncu ise bunu 4 5 yaşında yapan bir çocuktur. biz bir insanı ezer hayatına son veririz diye korkudan bisiklet süremiyoruz, bu nasıl bir yetenek.
hırstan gözü dönen, avının üzerine atlamak için sırtlan gibi bekleyen kişidir. geçen kardeşim gelmişti ve bana papaz kaçtı öğrettiler. evet, bu dünyadan göçüp gideceğiz ama yeni öğreniyoruz. kazanmak için adeta oscar'ı almış oyuncu gibi rol yaptım. ateist olduğum için şeytanım da boldu ve şükür yüzümüz ak bir şekilde berabere kaldık. ilk elin günahı olmaz demişler.
bu akşam ise diğer bir kardeşim* sözlüsü ile geldi. kelime anlatma oyunu oynadık. damat bey ben nasıl bir aileye düştüm bakışı ile az kalsın masaya yüzüğü fırlatacaktı. kardeşim sürekli kazandığım için beni boğazlama isteği ile cebelleşirken zavallı sevgilisi de gözlerimden ateş çıkarken çabuk anlat, devam et, hadi nidalarım karşısında şaşkınlığa uğradı. ikisini de duman ettiğimi söylememe gerek var mı? yok.
oyun bitmiş olmasına rağmen hâlâ sırtımı eğmiş, gözlerimi kısmış bir vaziyetteyim. çok fenayım.
canınız çekmesin diye yedikten sonra boş tabağı çektim. melek gibiyim yav, bir kanatlarım eksik.
yine de emine ne yaptın, nolur paylaş, bizi merakta bırakma, bu gece gözümüze uyku girmez ve pazarımız zehir olur diyenler için spoiler kısmına koyalım.
ne yemeği kardeş, yemek falan yok. düşük bütçeli fakir vafılı yaptım. dünden köfte var, acıkan olursa tavaya atarız.
otomatik çeviri geldikten sonra artık erkek engelleme konusunda rekor kırıyorum. en uyuz olduklarım japon ve koreli erkekler. allah'ın çekik çüklüleri.
bu karınca kararınca ilerleyen boyama işini acaba kocam benim çenemden kurtulmak için almış olabilir mi? emine kaşlarını çatarak orada iğne deliği boyutunda yerleri taşırmadan boyamaya çalışıyor ve uzun bir süre sesi çıkmıyor. bu olasılığı biraz daha kafamda kurup hemen hesap soracağım. önce iyice bir inanmalıyım ki meydana çıkınca iyi savunayım. gazam mübarek olsun.
bugün yaptığım ve 5 dakika güldüğüm şakam. çünkü bir de adama bunu açıklamak zorunda hissettim. anlamıştı ama ben 3 kere daha açıklayıp konuşamaz hale gelene kadar güldüm. çünkü neden gülmeyeyim?
hiç komik değildi ama komik olmasına gerek yok. canım gülmek istediği an gülerim.
o sırada bu kadın ne diyor diye anlamaya çalışan batman:
hayranlarımı ne yaptığım ve nerede olduğum konusunda merakta bırakamam. üzülür ve ağlarlar. o zaman söyleyeyim. ikinci kase mercimek çorbamı içiyorum mutfakta. bir kaşık çorba, bir cümle. çorbayı yapalı sanırım 3 veya 4 gün oldu. bitmiyor, bitmiyor. ama bu akşam bitecek. gerekirse üçüncü kaseyi de içerim. biz bitecek dediysek bitecek!
açken kendime tahammül edemiyorum. çıkardığım kıyma baktım kırk saatte çözülmeyecek hemen onu robota attım ve buzlu buzlu çektik geçtik. ayağını denk alacaktın kıyma kardeş. biz fakir bir insanız. et görünce gözümüz dönüyor. e bunu un ufak ettik ama derdi bitmedi. yoğurulmuyor hayvan oğlu hayvan. sanki -50 dereceden çıktı dışarı. ama sen kimsin? emine ile baş edebileceğini mi sandın? senin ılımanı bekleyecek değiliz. büyük bir demir kepçe ile onu öyle bir ezdim ki az kalsın kendimi tutamayıp tavana atacaktım. oh be, dünya varmış. açlık çok kötü. çok.
normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz.
Daha detaylı bilgi için çerez ve
gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.
online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.