kafayı karşı cins ile bozmuş gürüh
başlık "kırk küp kırkının da kulpu kırık küp" tarafından 31.10.2025 01:27 tarihinde açılmıştır.
1.
cinsiyet kafası bir toplumsal şizofreni operası
kafayı karşı cinsle bozmuş bir güruh var.
bunlar sabah kahvaltısında tost değil flört basıyor, akşam çayıyla birlikte ilişki analizi yapıyor.
sanki tanrı insanı ikiye bölmüş, siz birbirinizi arayın da biraz oyalayın demiş; ama bu tayfa işi abartıp birbirinin karaciğerine kadar kazmış.
düşünce yok, düşüncelerde de karşı cins var
kendini özgür birey sanan bu topluluk, beynini flört algoritmasına kiralamış durumda.
kadın, erkek şöyle yaptı diye podcast açıyor
erkek, kadınlar böyledir diye
ikisinin de ortasında evren, ben sizi çamaşır suyu reklamı için yaratmadım diye fısıldıyor.
ama kimse duymuyor çünkü herkes kendi sesine aşık.
aşk mı, ambalaj mı?
bunların aşk tanımı da kampanya dâhilinde ikinci kalp bedava kıvamında.
bir taraf romantik erkek kalmadı diye ağlıyor, diğer taraf kadınlar menüdeki fiyatlara bakıyor diye isyan ediyor.
iki taraf da birbirini suçlayarak tinder’da uyum oranı %94 çıkınca huzura eriyor.
çünkü modern aşk, suç atma ekonomisinin borsasında işlem gören bir hisse senedi artık.
evrim mi, evrim gerilimi mi?
maymun muz için tırmanırdı; bu tayfa dm için.
doğal seçilim, artık kim story’e kalp atmadı üzerinden işliyor.
kimi ruh eşi arıyor ama ruhu kaybetmiş, kimi ilişki deneyimi diyor ama deney faresi gibi kaçıyor.
hepsinin ortak noktası: kendini çok özel sanmaları…
halbuki aynı kahve zincirinde aynı cümleleri farklı insanlara tekrarlıyorlar.
son perde: aşkın toplumsal kıyımı
kafayı karşı cinsle bozmuş bu güruh, insanlık tarihinin en absürt ritüelini sürdürüyor:
birbirini çözmeye çalışırken kendini bozmak.
biri kadınlar venüs’ten diyor, diğeri erkekler mars’tan.
halbuki ikisi de mahmutbey gişelerinde sıkışmış.
ve uzaylılar dünya’yı izlerken şöyle diyor:
demek ki zeka evrimsel bir kazaymış.
işte aşk sonrası çağın kara mizahı:
cinsiyetler savaşı değil bu…
birbirini anlamaya çalışırken kendini kaybedenlerin postmodern sirk gösterisi.
ve alkışlar, sahneye çıkmadan önce birbirini stalklayan palyaçolara.
kafayı karşı cinsle bozmuş bir güruh var.
bunlar sabah kahvaltısında tost değil flört basıyor, akşam çayıyla birlikte ilişki analizi yapıyor.
sanki tanrı insanı ikiye bölmüş, siz birbirinizi arayın da biraz oyalayın demiş; ama bu tayfa işi abartıp birbirinin karaciğerine kadar kazmış.
düşünce yok, düşüncelerde de karşı cins var
kendini özgür birey sanan bu topluluk, beynini flört algoritmasına kiralamış durumda.
kadın, erkek şöyle yaptı diye podcast açıyor
erkek, kadınlar böyledir diye
ikisinin de ortasında evren, ben sizi çamaşır suyu reklamı için yaratmadım diye fısıldıyor.
ama kimse duymuyor çünkü herkes kendi sesine aşık.
aşk mı, ambalaj mı?
bunların aşk tanımı da kampanya dâhilinde ikinci kalp bedava kıvamında.
bir taraf romantik erkek kalmadı diye ağlıyor, diğer taraf kadınlar menüdeki fiyatlara bakıyor diye isyan ediyor.
iki taraf da birbirini suçlayarak tinder’da uyum oranı %94 çıkınca huzura eriyor.
çünkü modern aşk, suç atma ekonomisinin borsasında işlem gören bir hisse senedi artık.
evrim mi, evrim gerilimi mi?
maymun muz için tırmanırdı; bu tayfa dm için.
doğal seçilim, artık kim story’e kalp atmadı üzerinden işliyor.
kimi ruh eşi arıyor ama ruhu kaybetmiş, kimi ilişki deneyimi diyor ama deney faresi gibi kaçıyor.
hepsinin ortak noktası: kendini çok özel sanmaları…
halbuki aynı kahve zincirinde aynı cümleleri farklı insanlara tekrarlıyorlar.
son perde: aşkın toplumsal kıyımı
kafayı karşı cinsle bozmuş bu güruh, insanlık tarihinin en absürt ritüelini sürdürüyor:
birbirini çözmeye çalışırken kendini bozmak.
biri kadınlar venüs’ten diyor, diğeri erkekler mars’tan.
halbuki ikisi de mahmutbey gişelerinde sıkışmış.
ve uzaylılar dünya’yı izlerken şöyle diyor:
demek ki zeka evrimsel bir kazaymış.
işte aşk sonrası çağın kara mizahı:
cinsiyetler savaşı değil bu…
birbirini anlamaya çalışırken kendini kaybedenlerin postmodern sirk gösterisi.
ve alkışlar, sahneye çıkmadan önce birbirini stalklayan palyaçolara.
devamını gör...