özellikle hollanda da çok etkili olmuş siyasi hareket.
habsburg ve papalığa karşı türkleri desteklenmesini doğru olduğunu savunur.
devamını gör...
1555'te "cuius regio, eius religio" (krallık kiminse din de onundur) ilkesi, yani imparatorluğu oluşturan siyasi otoritelerin tebaasına belli bir mezhebi empoze etme imkânları sadece lutherci ve katolik mezheplerini kapsamışken, otuz yıl savaşının sonunda 1648'de onlara bir de kalvinist mezhep eklenir. böylece kökü cenevre'de olan bu mezhebin resmileşme süreci tamamlanmış olur, ama bu bile mezhebi avrupa'nın her köşesine ve toplumun her düzeyine nüfuz etmiş olan reformun meyvesi olmaktan alıkoyamaz. jean calvin 10 temmuz 1509'da picardie bölgesinin nyon şehrinde doğar. öğrenimini paris, orléans ile bourges'da tamamlar ve hukuk dalında uzmanlaşma elde etmeye ek olarak fransa krallığının en önemli hümanist çevreleriyle temasa girer. 1533'te reforma yakın olmakla suçlanınca ayrılmak zorunda kalır ve önce fransa hanedanından renée'nin (1510-1575) ferrara'daki sarayına, sonra da reformcu martin bucer'in (1491-1551) daveti üzerine strasbourg'a sığınır. strasbourg'dayken orada yaşayan fransız sığınmacılarla ilgilenir. calvin bu sırada ve özellikle 1536 ile 1541 yılları arasında (belki de fransız cemaatinin örgütleyicisi gibi somut bir işin teşvikiyle) en önemli eseri olan ınstitutio christianae religionis'i (hıristiyan dininin kurumları) yazar. bu eserin hem latince hem fransızca versiyonunda, bucer, melanchthon (1497-1560), luther (1483-1546) ve zwingli (1484-1531) gibi diğer avrupalı reformcularla yoğun diyalog halinde, kendi hıristiyan dini ve kilisesi algısının belli başlı noktalarını açıklamaya çalışır. 1541'de, üç yıl önce isviçre'nin özgür şehri cenevre'nin yargıcıyla bir ihtilaf sonucunda kovulduğu şehre tekrar çağrılır. calvin burada 23 yıl boyunca, her ne kadar başlangıçta şehir meclisinin çoğunluğu ona karşı olsa da, önceki yıllarda geliştirmiş olduğu doktrinine sadık kalarak, kendi kilise ve dini cemaat modelini empoze etme imkânı bulur. calvin, 1541 ile 1542 arasında, bir yl kadar kısa bir süre içinde, kilisenin alışma çerçevesini belirleyen kilise talimatları, soru cevap şeklinde derlenmiş din bilgisi dersleri ve yeni ayin şeklini belirleyen dua ve ilahi şekilleri gibi birtakım doktriner ve organizasyonel araçlarla şehrin dinsel manzarasını değiştirmeyi başarır. calvin, avrupa'da reformun yeni başşehrini kurarken, sonraki yıllarda ınstitutio'nun son versiyonunu yayımlar (1559) ve akademiyi kurup kendisine çok yakın olan theodore beza'yı (1519-1605) onun başına getirir. fransız reformcusunun eser ve görüşlerinin matbaa yoluyla avrupa çapında yayılmasıyla beraber, bu iki eylem cenevre'nin "yeni imanın kalesi" ve avrupa'daki bütün sığınmacıların referans noktası olmasına katkıda bulunur. calvin ınstitutio'nun 1539 versiyonunda da doktrininin ilkelerini belirler. eserinin sonraki baskılarında görüşlerinin kapsamını genişletip geliştirir ve özellikle bu ilkeleri katoliklerin ve diğer reformcuların eleştirilerine karşı savunur. calvin reformun ikinci kuşağından olduğundan kendisinden önce gelenlerin düşüncelerinden esinlenir, ama bunu yaparken yenilikler eklemeyi ihmal etmez. luther'deki gibi, doktrininin temeli iman yoluyla kurtuluştur ve zwingli gibi ayin ritüellerinin ve özellikle son yemeğin anlamlarının sadece sembol ve anıdan ibaret olduğunu düşünür. anabaptistler gibi disiplinin bir hıristiyanın hayatından ayrı tutulamayacak bir unsur olduğunu düşünür. yukarıda saydıklarımız, 1517'den sonra doğan gelenekten ödünç alınmıştır, ama calvin bunlara ek olarak reformunu o zaman avrupa'da var olan hareketlerin en dinamik olanı haline getirecek birtakım yenilikler de getirir. onu diğerlerinden farklı kılan ilk nokta, tanrı'nın hükümranlığı hakkındaki farklı görüşleridir. hem luther hem calvin, tanrı'nın ihtişamı altında ezilir, ama luther tanrı'nın affı mucizesinin altını çizerken, calvin tanrn'nın planlarının kaçınılmazlığını öne sürer. fransız reformcu bu yönde ilerleyerek insanın kaderinin gerçekleşmesini dünyanın yaklaşmakta olan sonunda değil, tarihin bir parçası olarak görür. diğer bir deyişle, tanrı'nın dönüşünü ilk kilisenin tarihini oluşturan olayların çerçevesine yerleştirir ve bu şekilde tanrı'nın hükümranlığının başlangicını neredeyse bir azizler cumhuriyetiyle özdeşleştirir. tanrı'nın seçtiği kulların belirlenmesi bu bağlamda kesin bir rol oynar ve calvin bunu diğer reformcuların tereddütlerini aşarak iman beyanı, ahlaklı hayat tarzı ve ayine katılım olan üç araç saptayarak çözmeye çalışır. ilk araç, imanın başkalarının huzurunda kabulü, yani tanrı'yla ahidin tanınması ikincisi, aşırılıklardan uzak, ciddi bir hayat gütmek ve üçüncüsü, ayin ritüellerine tanrı'yla manevi bir bağ kurma ve cemaatle birliktelik ifadesi anlamları atfetmektir. calvin'in eserlerinde geliştirdiği doktrin sistematik değildir, iki uç çözüm yolu arasında orta noktayı bulma gayretiyle ilerler. nitekim hıristiyan ahlakına gelince calvin insanı katı riayetle her şeyden yararlanma hürriyeti arasında algılar. bu tezatı aşırılıklardan uzak hayat kavramıyla çözer. buna benzer şekilde, içinde bulunduğu durum hakkında tefekkür eden hıristiyanlar da kendi gelecek kaderleri hakkında düşünmekle dünyada onlara biçilen rolleri yerine getirme arasında yer alır. calvin insanın iki âlem arasında askıda olduğunu kabul eder, ama ona göre insanı bu âlemlerden sadece birine doğru kaymaktan alıkoyan tam da kendi durumunun bilincidir. calvin'in teolojik tefekküründe var olan diyalektik, kilise algısında da ifade bulur. calvin, sadece seçilmiş kullardan oluşan ve sadece tanrı'nın bildiği görünmez kilise ile tarihte var olan ve hem seçilmişler hem de lanetlilerden oluşan görünür kilise arasında ayrım yapar. calvin, tanrı'nın kelamının öğretildiği ve ayinlerin gerçekleştirildiği yerlerde seçilmişler cemaatinin yer aldığını kabul eder, ama aynı zamanda bu topluluğun örgütlenmesi ve üyelerinin davranışlarına göz kulak olması gerektiğini, çünkü bunların tanrı'nın hıristiyanların imanını yaratmak ve zaman içinde güçlendirmek için başvurduğu dış yardımlar olduğunu iddia eder. calvin bu önkabullerden hareketle ve strasbourg şehrinden esinlenerek, cenevre kilisesini katı ve tavizsiz bir şekilde örgütler. kiliseyi dört mevkiye dayandırır: saygıdeğer rahipler cemiyetinde toplanan rahipler, öğretim doktorları, fakir ve hastalara yardım için diyakonlar ve topluluğun disiplinini sağlayacak yaşlılar (presbiterler). sayıları 12 olan yaşlılar, sayıları 5 ile 10 arasında değişebilen bazı rahiplerle beraber danışma konseyini oluşturur. bu konseyin, dört mevkinin üyelerince seçilen üyelerinin görevi topluluğun üyelerini denetlemektir. teorik olarak bu kurum sivil otoriteden özerktir, ama üzerinde de değildir. muhtemelen bu iki otorite karşılıklı tamamlayıcı sayılır, ama gerçekte çeşitli otoriteler arasındaki ilişkiler daha karmaşık olabilir. din işleri yönetimi ile şehir yönetimleri arasındaki ilişkinin en meşhur örneği ispanyol sapkın miguel serveto'nun (1511-1553) yakılarak idam edilmesidir. kutsal üçlü dogmasını inkâr ettiği için fransa'da mahkûm edilen serveto, 1553'te yayımladığı christianismi restitutio (hıristiyanlığın yeniden inşası) adlı eserinde kutsal üçlü dogmasını bir defa daha inkâr eder ve çocukların vaftizine karşı çıkar. bu metin, eserin temel aldığı teorileri kabul etmeyen calvin'in şiddetli tepkisine neden olur. aynı yıl, serveto cenevre'ye gelir ve şehir konseyinin emriyle tutuklanır. calvin şehir konseyine idamının teolojik gerekçelerini sunar, ama aynı zamanda yanma cezasını daha hızlı olan kafa kesme cezasına çevirmeye çalışır. serveto'nun ölümü bütün avrupa'da çok geniş bir şekilde yankı bulur. bu olayda oynadığı rolden dolayı, calvin özellikle isviçre şehrini dinsel baskıdan kaçanlar için güvenli bir liman sayanlar tarafından şiddetle eleştirilir. buna rağmen kalvinizmin ilerleyişi durmaz, hatta 1555'ten itibaması hususunda sivil otoritenin rolüne dair çok heyecanlı bir tartışma ren daha da hızlanır. lutherci doktrinin yayılması özellikle 1547'deki schmalkalden yenilgisinden ve 1555'teki augsburg barışından sonra kesin bir şekilde durursa da, kalvinizm tam da o yıllardan itibaren kıtanın çeşitli bölgelerinde çarpıcı bir şekilde yayılır. calvin'in cenevre şehrinde geliştirdiği doktrinin uluslararası başarısının henüz tam olarak açıklanamamış olan çeşitli nedenleri vardır. en baştaki neden kesinlikle cenevre reformunun mensuplarının rahipleri eğitip avrupa'nın çeşitli bölgelerine göndermeleri şeklindeki aktivizmleridir. bu aktivizmin kaynağı, fransız isviçre'sinin bir şehrinde doğan bir reform olarak, kalvinizmin örneğin lutherciliğin aksine güçlü siyasi kurumların desteğinden mahrum olmasında ve 1555 augsburg barışından sonra imparatorluk topraklarında meşrulaştırılmış olmamasında yatar. bu durum görünürde bir zaafsa da, yüzyılın ikinci yarısında bir avantaja dönüşür, çünkü cenevre'ye mesajını her yöne doğru yayma hususunda tam özgürlük tanır. göz önünde bulundurulması gereken bir diğer husus, kalvinist doktrininin avrupa'da yayıldığı dönemdir. yani jean calvin'in ölümünden önce (1564) ve sonra diye iki ayrı dönem belirlemek mümkündür. ilgili memleketler fransa, hollanda, iskoçya, ingiltere ve palatinate gibi alman imparatorluğunun bazı bölgeleridir.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim