1.
smooth caz türünün kemalettin tuğcu'su, mustada yumlu'su, süheyl batum'udur. asansör müziği olarak bilinen müziğin piri ve şahıdır. biz x kuşağı için o zamanki tabirle dış kaynaklı müzik dinleyebilmek için tek imkan olan trt radyo 3 programlarının arka planında çalan gevşek, aksak saksafon ritimlerinin sahibidir. yahudilerin kurduğu ve tarihsel figürlerin hangisinin yahudi olup hangisinin yahudi olmadığını mizahi bir dille açıklayan (bkz: jew or not jew) sitesi bile hüküm metninde ''ne yazık ki yahudi '' yazmıştır.
devamını gör...
2.
siz bakmayın yukarıda yazana, belki de 80'lerde ve 90'larda birçoğunuzun doğumunun temeli atılırken ya da romantik mum ışığı yemeklerine ve danslara fon müziği olmuş adamdır. albümü de milyonlar satmıştır, bu adamı beğenmeyen gitsin ne idüğü belirsiz neo-nazi black metal gruplarını dinlesin.
by the time this night is over (canlı)
by the time this night is over (canlı)
devamını gör...
3.
#3820270 tam da bu sıkıcı ve yağışlı cumartesi gününde, dayanılmaz erkekliğimin arzuladığı, çatışmacı ve altta kalanın canı çıksın temalı dürtülerimin su yüzüne çıkardığı ''çatışma ve polemik'' ihtiyacını, en risksiz ve steril tarzda bana sunan frankofon isimli yazara teşekkür ederim. altın sıvımı vücudumda tuttuğum bu günlerde bana ''fularla kan çekme'' imkanını sundu. merci beucoup.
frenk mahlaslı yazarın yazısında aslında ortaklaştığımız tek nokta, treni kaçırmış, sokuk bir ülkenin, meraklı, istekli ama talihsiz evlatları olarak caz ve müziğe dair ilk semai adımlarımızın, kenny g. gibi kolay tüketilen, rahatlatıcı, enstrümanına hakim ama probleminin çaldığında değil çalmadığında olduğu bir yetenekle başlamış olmasıdır. evet kenny g. yeteneklidir. ona yapılan eleştiriler, tekniği ve enstrüman hakimiyetine yönelik değil, caz gibi dinleyiciyi sorgulama ve hesaplaşmaya iten, onda gerilim yaratması gereken bir türü edilgen ve düz bir zemine taşımasından kaynaklanmaktadır. yani ben de 1983'te ''benden selam olsun bolu beyine '', 1985'de part time lover ile, 87'deki boat on the river ile keyifleniyordum. ama müzik, senin için pazar kahvaltılarının arka fon eşlikçisi değil de kendini, üzerinden sorguladığın bir yaratım alanı ise 2025'te '' sarı çizmeli mehmet ağa'' dinlemezsin.
bizler müzikle ilk temasımızı risksiz sesler üzerinden kurduk ama belli bir yerden sonra bize - ya da nefsim adına konuşayım- kendime entelektüel açıdan rahatsızlık hissi veren yer yer atonal eserler veya değerini kaybetme ihtimali olmayan, ilahi dokunuştan nasiplenmiş üretimler üzerine dinlemelerimi yoğunlaştırdım. bu noktaya gelmişsen, zaten kenny g. seni rahatsız eder. keza caz gibi gerilim-çözülme, ritimle mücadele, risk alma, improvizasyon gibi unsurlara dayanan bir türde, kenny g.'nin konumu sadece random dinleyiciyi arkalayan, cazı risksiz bir alana taşıyan plastik çiçeklerle dolu bir bahçeye götürüyor. sen o asansördesin ve bir aşağı bir yukarı çıkıyorsun. ben ise binayı çoktan terk ettim.
frenk mahlaslı yazarın yazısında aslında ortaklaştığımız tek nokta, treni kaçırmış, sokuk bir ülkenin, meraklı, istekli ama talihsiz evlatları olarak caz ve müziğe dair ilk semai adımlarımızın, kenny g. gibi kolay tüketilen, rahatlatıcı, enstrümanına hakim ama probleminin çaldığında değil çalmadığında olduğu bir yetenekle başlamış olmasıdır. evet kenny g. yeteneklidir. ona yapılan eleştiriler, tekniği ve enstrüman hakimiyetine yönelik değil, caz gibi dinleyiciyi sorgulama ve hesaplaşmaya iten, onda gerilim yaratması gereken bir türü edilgen ve düz bir zemine taşımasından kaynaklanmaktadır. yani ben de 1983'te ''benden selam olsun bolu beyine '', 1985'de part time lover ile, 87'deki boat on the river ile keyifleniyordum. ama müzik, senin için pazar kahvaltılarının arka fon eşlikçisi değil de kendini, üzerinden sorguladığın bir yaratım alanı ise 2025'te '' sarı çizmeli mehmet ağa'' dinlemezsin.
bizler müzikle ilk temasımızı risksiz sesler üzerinden kurduk ama belli bir yerden sonra bize - ya da nefsim adına konuşayım- kendime entelektüel açıdan rahatsızlık hissi veren yer yer atonal eserler veya değerini kaybetme ihtimali olmayan, ilahi dokunuştan nasiplenmiş üretimler üzerine dinlemelerimi yoğunlaştırdım. bu noktaya gelmişsen, zaten kenny g. seni rahatsız eder. keza caz gibi gerilim-çözülme, ritimle mücadele, risk alma, improvizasyon gibi unsurlara dayanan bir türde, kenny g.'nin konumu sadece random dinleyiciyi arkalayan, cazı risksiz bir alana taşıyan plastik çiçeklerle dolu bir bahçeye götürüyor. sen o asansördesin ve bir aşağı bir yukarı çıkıyorsun. ben ise binayı çoktan terk ettim.
devamını gör...