orijinal adı: at the bay
yazar: katherine mansfield
yayım yılı: 1922
bir sahil kasabasında yazlık bir evde yaşayan burnell ailesinin bir gününü anlatan kitaptır. kumsal ve denizin harmanlanıp tasvirlendiği, bir ailedeki bireylerin yaşamlarının bilinç akışı yöntemiyle okurla buluşmasıdır.
yazar: katherine mansfield
yayım yılı: 1922
bir sahil kasabasında yazlık bir evde yaşayan burnell ailesinin bir gününü anlatan kitaptır. kumsal ve denizin harmanlanıp tasvirlendiği, bir ailedeki bireylerin yaşamlarının bilinç akışı yöntemiyle okurla buluşmasıdır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "rene" tarafından 09.03.2023 11:35 tarihinde açılmıştır.
1.
katherine mansfield'in bir ailenin yaşamından bir günü anlattığı uzun öyküsü.
yeni zelandalı bu aile ülkenin cennet köşelerinden birinde yaşıyor anladığım kadarıyla. doğa, deniz, çevre her şey o kadar güzel betimlenmiş ki sanki dünya üzerinde bir yer değil.
mansfield'ı lacivert klasikler serisindeki kitaplarla tanımıştım. o kısa yazılardan benim çok ortada olduğum ne sevdiğim ne sevmediğim bir tarzda yazdığını düşünmüştüm. aslında çok da değişmedi bu düşüncem ama daha uzun eserlerini okudukça daha çok sevdiğim yönde olduğunu fark ettim. olaylar sakin, tane tane ilerliyor ve mekanlar o kadar güzel anlatılıyor ki sanki bir film izliyormuş gibi gözünüzün önüne geliyor hepsi.
hikayedeki aile de yaşamına tanık olması keyifli bir aileydi. özellikle çocukların kendi aralarındaki diyaloglar, lottie'nin tavırları... o kadar anlaşılır ve tanıdık ki. çoğu kişi de bu fikrime katılacaktır.
ailenin babasi stanley duygusal zekası yerlerde olan ama içten içe iyi bir adam. bu tipleme de bizim toplumumuzda o kadar çok var ki yine herkes tanıdığı birilerini görecektir eminim.
anne linda ise beni en çok etkileyen karakterlerden. sorgulamaları, hisleri ve düşünceleriyle mansfield'ın feminist tarafının temsilcisi olmuş.
genel olarak çok beğendim bu hikayeyi. okuması kolay, tatlı bir kitaptı.
yeni zelandalı bu aile ülkenin cennet köşelerinden birinde yaşıyor anladığım kadarıyla. doğa, deniz, çevre her şey o kadar güzel betimlenmiş ki sanki dünya üzerinde bir yer değil.
mansfield'ı lacivert klasikler serisindeki kitaplarla tanımıştım. o kısa yazılardan benim çok ortada olduğum ne sevdiğim ne sevmediğim bir tarzda yazdığını düşünmüştüm. aslında çok da değişmedi bu düşüncem ama daha uzun eserlerini okudukça daha çok sevdiğim yönde olduğunu fark ettim. olaylar sakin, tane tane ilerliyor ve mekanlar o kadar güzel anlatılıyor ki sanki bir film izliyormuş gibi gözünüzün önüne geliyor hepsi.
hikayedeki aile de yaşamına tanık olması keyifli bir aileydi. özellikle çocukların kendi aralarındaki diyaloglar, lottie'nin tavırları... o kadar anlaşılır ve tanıdık ki. çoğu kişi de bu fikrime katılacaktır.
ailenin babasi stanley duygusal zekası yerlerde olan ama içten içe iyi bir adam. bu tipleme de bizim toplumumuzda o kadar çok var ki yine herkes tanıdığı birilerini görecektir eminim.
anne linda ise beni en çok etkileyen karakterlerden. sorgulamaları, hisleri ve düşünceleriyle mansfield'ın feminist tarafının temsilcisi olmuş.
genel olarak çok beğendim bu hikayeyi. okuması kolay, tatlı bir kitaptı.
devamını gör...
