hayat bir orman diyorlar. güzel. ama kimse söylemiyor: bu ormanda kurtlara ulaşmadan önce çakallardan geçmek zorundasın.
kurt en azından asildir gözünü diker, niyetini belli eder. çakal ise seni önce kardeşim diye sarar, sonra dişini ensende hissedersin.

ben de sanmıştım ki kurda kuşa yem olmak hayatın son perdesi. meğer o perdeye kadar gişeden bilet kesen çakallar varmış.
iltifat eder gibi ısırıyorlar. dostluk eder gibi kemiriyorlar.
sen çok değerlisin deyip etini gram gram tartıyorlar.

kurt acıktığı için yer.
çakal ise sıkıldığı için.
biri doğaldır, diğeri karakter bozukluğu.
ama işte hayatta hep karakter bozukları doyar, doğallar aç kalır.

sonra biri gelir, sen neden bu kadar sertsin? der.
ne diyeyim? çakalların diş izini hala omzumda taşıyorum.
artık kim gülse, acaba kaç dişi var diye sayıyorum.

sonunda anladım:
kurda kuşa yem olmak onurlu bir ölüm,
ama çakallara yem olmak
işte o, yaşayan bir utanç belgesi.

yine de gülüyorum.
hiçbir çakal, kendisiyle alay edildiğini fark edecek kadar derin düşünemez.
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"kurda kuşa yem olmadan önce çakallara yem olmak" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim