1991 çıkışlı atari salonu (arcade) oyunudur. daha doğrusu, three wonders isimli, içinde 3 adet oyun bulunan bir oyunun bir oyunudur. (bkz: bu bir oyun)

bana göre bu üçlünün en iyi oyunudur diyeceğim lakin don't pull isimli puzzle oyununu hiç oynamadım bunlardan. chariot isimli, uçarak düşmanları vurduğunuz "aerial" oyununu da oldukça seviyorum three wonders'ın. hatta burada arkanıza taktığınız kuyrukvari kapsülleri hem arkanızdaki düşmanları haklamak hem de "power" atağı için kullanmak şeysi belki de tamamen orijinal bir fikirdir ve oyunun keyfini/zevkini artıran bir element kesinlikle. gene de aralarındaki favorim ve başlığın konusu olan oyuna geçeyim ben hızlı hızlı...

midnight wanderers, zorluk derecesi ortalama bir oyun diyebilirim. yani bir final fight kadar über zor, captain commando veya cadillacs and dinosaurs kadar nispeten zor veya dungeons & dragons: shadow over mystara gibi biraz zor bir oyun değil tek jetonla bitirebilmek açısından. bunlardan final fight dışında hepsini tek jetonla rahatlıkla bitirebilsem de bu oyunlar gene de zorluk skalası oluşturursak spektrumun "zor" tarafında yer alırlar. gerçi kimisine göre midnight wanderers da zor oyunlar kategorisine girebilir veya saydığım diğer oyunlardan bazıları kolay kategorisinde olabilirler. sonuçta hepimiz kendimize özel algı, beceri, refleks gibi niteliklere sahibiz. ancak gene de tespitimin çok da falsolu olduğunu düşünmüyorum zira hayatımın ciddi kısmı atari salonlarında geçti ve midnight wanderers'ı tek jetonla bitirebilen epey insan görmüşken diğerlerinde buna epey az rastladığımı söylemeliyim.

gelgelelim, midnight wanderers'ın çok tatlı bir zorluk seviyesi de var aslında. bu bakımdan, bundan bir sene önce çıkan blue's journey ve bu oyun arasında bir paralellik kurabilirim. fakat şunu eklemezsem de olmaz: blue's journey, dungeons & dragons: shadow over mystara gibi oyunlarda çok sağlam bir oyun bilgisi gerekiyor ve öğrenme süreleri bakımından midnight wanderers'tan çok daha fazla zaman ve deneyiminizi talep ediyor o oyunlar. midnight wanderers'ta da belli oranda gerekiyor bu ama diğer ikisinden çok daha az diyebilirim. 90'lar bana göre en iyi arcade oyunlarının çıktığı dönemdi ve bu tanıttığım oyun da kesinlikle o zamanların en güzel oyunlarından biri bana kalırsa.

burada, lou ve siva ismindeki iki ufak karakteri kontrol ediyoruz. (fandom sayfasında hobbit denmiş bunlara.) yani player 1 lou, player 2 ise siva oluyor. tipik bir "prenses kurtarmalı" epik macera oyunu bu aslında. karakterlerimizin çeşitli silahları olabiliyor ve bunlar hep uzun menzilli. yani tekme-yumruk vs. atmıyoruz ve sürekli ilerilere (yukarı ve aşağı da) bir şeyler fırlatıyoruz veya daha doğrusu silahlarımız bunu yapıyor biz tetiği çektikçe. ayrıca, hemen üzerimizde veya civarımızda çeşitli tür saldırılar yapan böyle in mi cin mi belli olmayan bir "companion"ımız da olabiliyor, gerekli şeyleri ele geçirebilirsek. kimisi pembe alevimsi bir şeyler üfleyen pembe cinimsi bir şey olanıyla çok iyi oynar ama benim favorim ve oyunda da en az rastlanılanı olan, etrafında yeşil enerji küreleri dönen ve atak yapınca bunların güdümlü olarak düşmanları hedefleyip vurduğu yardımcı olmuştur hep. özellikle çok hareketli boss'lara karşı bu yardımcı inanılmaz işe yarıyor.

düz silahlarımıza gelirsek... ben bayağı oyunun hemen başlarında çıkan silahı da çok efektif buluyorum lakin farklı düşmanlara göre farklı silahlar daha etkince kullanılabiliyor. mesela iki taraftan sıkıştıran, böyle dönüp duran, blok iskambil kağıdı gibi olan düşmanlara karşı iki taraflı giden silah daha etkili. (bir taraftaki hedefi vurursanız, silahınızdan çıkan şey diğer tarafa yönelip orada hedef varsa onu da vuruyor.) yukarıdan inen beyaz eldivenlerle kontrol edilen düşmanlara karşı böyle nadir atılabilen ama vurduğu yerden çoklu lazer ışınları çıkartan silah orayı daha kolay geçmenize yardımcı olabilir. bir de acayip bir silah çıkıyor oyunda ve bunu süreli olarak kullanabiliyorsunuz ama hakikaten epik bir silah kendisi. böyle bir lazer topu gibi. onu bir iki yerde elde edebilirseniz, normalde kısmen zor olan o kısımlarda yardıra yardıra ilerleyebiliyorsunuz. şu beyaz eldivenlerin kukla oynatıcısı gibi düşmanları yönettiği kısımdan hemen önce çıkabiliyor mesela o silah ve zaten burası zamanla da yarışılan bir bölüm olduğu için o silah çıksın diye dua ediyorsunuz orada. haha.

özellikle boss'ları yendiğinizde veya tepede uçan sandıkları vurarak topladığınız irili ufaklı oyun kartlarından yeteri kadar topladığınızda ekstra can/hak kazanıyorsunuz.

oyunun en sevdiğim şeylerinden biri kesinlikle hepsi birbirinden farklı ve renkli boss'lar ve bunlarla savaşmak diyebilirim. gerçi hepsi farklı da demeyeyim. birbirinin versiyonu olan iki boss da mevcut aralarında. ayrıca, bölüm sonu canavarları dışındaki düşmanlar tekil olarak fazla zorlamasa da, bazı kısımlarda ciddi dikkat ve beceri isteyen yerler de var.

şuradan tüm bu boss'ları yenen bir elemanın videosunu izleyebilirsiniz. kırpılmış yani video; sadece boss fight'lar izlenebiliyor burada. sonunda ise bir nevi dünyayı yok ediyoruz da denebilir mi acaba? hahahs. en azından benziyor. *

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"midnight wanderers" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim