1.
iflas etmiş kimse.
devamını gör...
2.
türk dil kurumu güncel sözlüğüne göre iflas eden, batkın anlamına gelen arapça kelimedir.
kelimelerin gücüne her zaman inandım. belki de çok erken yaşta okumaya başlamamın nedeni de budur. ve bu kadar çok okuyor oluşumun. kelimelerin çok üstün güçleri olduğuna eminim. ayrıca kelimelerin fonetik yapısının anlamlarına dair görsel bir imge de yarattıklarına inanırım. belki boş bir inançtır bu ama kimler nelere inanmıyor. ben kelimelere inanmışım çok mu!
müflis kelimesi daha anlamını bilmezken bile bana omuzları çökmüş, hayatın sillesini yemiş, biraz kırgın biraz yorgun bir insan gibi görünürdü bana. sonra anlamını öğrendim kendime hak verdim. eğer haklıysam hiç gurur yapmam hemen hak veririm kendime.
müflis kelimesinin anlamını öğrenince ve kendi zihnimde oluşan resme denk getirince mutlu oldum. ama bu soyut bir mutluluktu. ta ki bir zamanlar en yakın arkadaşlarım olan serkan ve erkan ile tanışana kadar.
serkan ve erkan yaşadığımız liman köyüne biz on dört yaşındayken taşındılar. hemen arkadaş olduk. çok iyi çocuklardı. sonra da iyi insanlar oldular. serkan ve erkan bizden çok farklı değillerdi. sadece yüzlerinde, ciltlerinde, tavırlarında zenginlere özgü bir hava vardı ama zengin değillerdi.
istanbuldan geldiklerini öğrendim bir gün ama çok da kurcalamadım. benim mahalle arkadaşımdı onlar ve bana bu kadarı yeterdi. sonra babaları mustafa amca ile tanıştım bir gün. yani onları çağırmak için evlerine gittiğim zaman kapıyı o açtı. o an anlamadım ama karşımda müflis kelimesi duruyormuş meğer.
sonradan olayın ayrıntısını öğrendim elbette. çünkü serkan ve erkan ile uzun zaman arkadaş kaldık. artık pek denk gelemiyoruz ama onlar hala benim arkadaşım. bence.
meğer mustafa amca cidden zengin bir adammış. istanbulda kuyumcu dükkanı varmış. epey bir zamanda az buz olmayan bir zenginlik içinde yaşamışlar. ancak her ne olduysa iflas etmiş mustafa amca. bu yüzden de memlekete dönmek zorunda kalmışlar.
mahallede yürürken gördüğüm zamanlar önümden müflis sözcüğüne dair bir tanıtım filmi gibi geçerdi mustafa amca. omuzları alabildiğine düşük, ne olursa olsun her zaman yorgun bakışlı, belli yaşlılıktan değilse de yılgınlıktan hafifçe bükülmüş bir halde.
müflis sözcüğünün hem anlamını hem soyut olarak görselini hem de somut olarak tanımını böylece öğrenmiş oldum. küçük sayılırdım o zaman. kelimeleri böyle ezberliyordum.
kelimelerin gücüne her zaman inandım. belki de çok erken yaşta okumaya başlamamın nedeni de budur. ve bu kadar çok okuyor oluşumun. kelimelerin çok üstün güçleri olduğuna eminim. ayrıca kelimelerin fonetik yapısının anlamlarına dair görsel bir imge de yarattıklarına inanırım. belki boş bir inançtır bu ama kimler nelere inanmıyor. ben kelimelere inanmışım çok mu!
müflis kelimesi daha anlamını bilmezken bile bana omuzları çökmüş, hayatın sillesini yemiş, biraz kırgın biraz yorgun bir insan gibi görünürdü bana. sonra anlamını öğrendim kendime hak verdim. eğer haklıysam hiç gurur yapmam hemen hak veririm kendime.
müflis kelimesinin anlamını öğrenince ve kendi zihnimde oluşan resme denk getirince mutlu oldum. ama bu soyut bir mutluluktu. ta ki bir zamanlar en yakın arkadaşlarım olan serkan ve erkan ile tanışana kadar.
serkan ve erkan yaşadığımız liman köyüne biz on dört yaşındayken taşındılar. hemen arkadaş olduk. çok iyi çocuklardı. sonra da iyi insanlar oldular. serkan ve erkan bizden çok farklı değillerdi. sadece yüzlerinde, ciltlerinde, tavırlarında zenginlere özgü bir hava vardı ama zengin değillerdi.
istanbuldan geldiklerini öğrendim bir gün ama çok da kurcalamadım. benim mahalle arkadaşımdı onlar ve bana bu kadarı yeterdi. sonra babaları mustafa amca ile tanıştım bir gün. yani onları çağırmak için evlerine gittiğim zaman kapıyı o açtı. o an anlamadım ama karşımda müflis kelimesi duruyormuş meğer.
sonradan olayın ayrıntısını öğrendim elbette. çünkü serkan ve erkan ile uzun zaman arkadaş kaldık. artık pek denk gelemiyoruz ama onlar hala benim arkadaşım. bence.
meğer mustafa amca cidden zengin bir adammış. istanbulda kuyumcu dükkanı varmış. epey bir zamanda az buz olmayan bir zenginlik içinde yaşamışlar. ancak her ne olduysa iflas etmiş mustafa amca. bu yüzden de memlekete dönmek zorunda kalmışlar.
mahallede yürürken gördüğüm zamanlar önümden müflis sözcüğüne dair bir tanıtım filmi gibi geçerdi mustafa amca. omuzları alabildiğine düşük, ne olursa olsun her zaman yorgun bakışlı, belli yaşlılıktan değilse de yılgınlıktan hafifçe bükülmüş bir halde.
müflis sözcüğünün hem anlamını hem soyut olarak görselini hem de somut olarak tanımını böylece öğrenmiş oldum. küçük sayılırdım o zaman. kelimeleri böyle ezberliyordum.
devamını gör...