1.
özellikle yarışlar için geliştirilmiş güçlü motorlarıyla * yüksek performans sergileyen ve daha çok 1960'ların ortalarıyla 70'li yıllarda üretilen otomobil türü. ayrıca favori otomobillerimin de içinde bulunduğu grup.
1950'lerde yapılan kısa mesafeli yarışlarda iyi performans sergilemek isteyen gençlerin, arabalarını modifikasyon sürecinden geçire geçire bir hâl olması neticesinde duruma uyanan firmalar, gençlerin parasının yeteceği * güçlü otomobiller üretmeye başladı. ilk zamanlarda çok da efektif olmayan bu otomobiller, zamanla 10 saniyeden kısa sürede 0'dan saatte 90 km'ye kadar çıkabilecek kapasiteye sahip oldu.
çoğu kişiye göre bu tür otomobillerin atası olan 1949 oldsmobile rocket 88:

bu yakışıklı da benim favorim (1968 ford mustang shelby gt500):
1950'lerde yapılan kısa mesafeli yarışlarda iyi performans sergilemek isteyen gençlerin, arabalarını modifikasyon sürecinden geçire geçire bir hâl olması neticesinde duruma uyanan firmalar, gençlerin parasının yeteceği * güçlü otomobiller üretmeye başladı. ilk zamanlarda çok da efektif olmayan bu otomobiller, zamanla 10 saniyeden kısa sürede 0'dan saatte 90 km'ye kadar çıkabilecek kapasiteye sahip oldu.
çoğu kişiye göre bu tür otomobillerin atası olan 1949 oldsmobile rocket 88:

bu yakışıklı da benim favorim (1968 ford mustang shelby gt500):
devamını gör...
2.
devamını gör...
3.
(bkz: american muscle)
devamını gör...
4.
piyasada bulunabilecek arabaların bir kısmına verilen sınıf ismi.
(bkz: muscle car) olarak da bilinirler.
american muscle oalrak bilinen araçların şöyle ortak özellikleri vardır;
1) güçlü konfigürasyonlu atmosferik v8 motorlu olmaları.
yüksek beygirgücü ve yüksek tork olmayınca american muscle denmiyor.
sonraları çıkan modellerde süperşarj da kullanıldı ve ekosistem tarafından kabul edildi tabi, atmosferik motorla bir yere kadar çünkü.
2) neredeyse tamamının amerikan orijinli olması
bu yüzden amerikada muscle car demek yeterliyken, dünyanın başka yerlerinde american muscle olarak ismi duyuldu.
3) arkadan çekişli olmaları.
araç arkadan çekişli olduğunda performansı ciddi oranda artar. bunun yanında yol tutuşu ve direksiyon hakimiyeti* ciddi oranda azalır.
zaten bu araçlar keskin/sert dönüşlerde değil, düz yolda deli gibi gitsin diye yapılır.
arkadan çekiş de bunu sağlar.
ağırlık merkezi, atalet, devrilme temahülü, dinamik kuvvet transferi falan baya mekanik hesap giriyo devreye. *
4) seri üretime uygun ve ucuz olmaları
amerikalılar hız ve beygirgücü istedi, amerikalı şirketler de bunu sağladı.
bol bol ürettiler efendim.
bu kriter de american muscle araçlara şöyle bi karakter kazandırdı;
yapıları basitti, sökmek ve takmak için az çaba harcanabiliyordu.
dolayısıyla kullanıcılar kendi garajlarında değişik modifikasyonları daha rahat yapabiliyolardı.
böylece amerikan garaj kültürünün doğuşuna zemin hazırladılar.
5) stil olarak agresif ve büyük görüntüye sahip olmaları.
gemi gibi hepsi. gocuman.
uzun motor havuzları, kısa arka kısım, geniş yapılı kaportalar ve büyük iz mesafeleri...
keskin ve agresif hava emiş ızgaraları... bunlar arabaya karakter katan özel dokunuşlar hep.
genel olarak böyle yani...
bu sınıfın bilinen örnekleri de şöyle;
(bkz: ford mustang)
(bkz: dodge challenger)
(bkz: dodge demon) * *
(bkz: plymouth hemi cuda)
(bkz: pontiac gto)
(bkz: chevrolet chevelle)
(bkz: muscle car) olarak da bilinirler.
american muscle oalrak bilinen araçların şöyle ortak özellikleri vardır;
1) güçlü konfigürasyonlu atmosferik v8 motorlu olmaları.
yüksek beygirgücü ve yüksek tork olmayınca american muscle denmiyor.
sonraları çıkan modellerde süperşarj da kullanıldı ve ekosistem tarafından kabul edildi tabi, atmosferik motorla bir yere kadar çünkü.
2) neredeyse tamamının amerikan orijinli olması
bu yüzden amerikada muscle car demek yeterliyken, dünyanın başka yerlerinde american muscle olarak ismi duyuldu.
3) arkadan çekişli olmaları.
araç arkadan çekişli olduğunda performansı ciddi oranda artar. bunun yanında yol tutuşu ve direksiyon hakimiyeti* ciddi oranda azalır.
zaten bu araçlar keskin/sert dönüşlerde değil, düz yolda deli gibi gitsin diye yapılır.
arkadan çekiş de bunu sağlar.
ağırlık merkezi, atalet, devrilme temahülü, dinamik kuvvet transferi falan baya mekanik hesap giriyo devreye. *
4) seri üretime uygun ve ucuz olmaları
amerikalılar hız ve beygirgücü istedi, amerikalı şirketler de bunu sağladı.
bol bol ürettiler efendim.
bu kriter de american muscle araçlara şöyle bi karakter kazandırdı;
yapıları basitti, sökmek ve takmak için az çaba harcanabiliyordu.
dolayısıyla kullanıcılar kendi garajlarında değişik modifikasyonları daha rahat yapabiliyolardı.
böylece amerikan garaj kültürünün doğuşuna zemin hazırladılar.
5) stil olarak agresif ve büyük görüntüye sahip olmaları.
gemi gibi hepsi. gocuman.
uzun motor havuzları, kısa arka kısım, geniş yapılı kaportalar ve büyük iz mesafeleri...
keskin ve agresif hava emiş ızgaraları... bunlar arabaya karakter katan özel dokunuşlar hep.
genel olarak böyle yani...
bu sınıfın bilinen örnekleri de şöyle;
(bkz: ford mustang)
(bkz: dodge challenger)
(bkz: dodge demon) * *
(bkz: plymouth hemi cuda)
(bkz: pontiac gto)
(bkz: chevrolet chevelle)
devamını gör...
