1.
ah alan, kırdığı yerden kırılsın.
son tanımları | başucu eserleri
2.
kadınların çıkar ilişkisi üzerinden sevmesi
aşırı saçma iddia ve red pill saçmalıklarından oluşan bir video. gerçekten usandım artık "kadınlar sevmez, erkeklerse adam gibi sever ve aşkından geberir" saçmalıklarından. sevmeden evlenen kadın yoktur demiyorum da sevmeden evlenen erkek hiç yokmuş da erkekler melekmiş gibi davranmayı kesin artık! iki tarafta da bok gibi karakterlere sahip insanlar var.
videodaki saçmalıkları çürüten argüman getirsek ne olacak? sabit fikirle bunlara inanan birine ne söylersen söyle, bu argümanları çürüttüğünü kabul etmeyecek ki. hani şu partinin meşhur seçmen kitlesi için hep soruyoruz ya "anlamaları, görmeleri için daha ne olması gerekiyor" diye çünkü gördüklerini analiz etmekten acizler. işte burada da aynı durum var. sen istediğin kanıtı getir, karşındaki bunları kanıt olarak kabul etmedikten sonra bir anlamı yok.
yine de yazayım, ola ki anlayan çıkar. ben dahil bazı kadınların, bir ilişkide aşkından geberecek hâle gelmesini kanıt diye sunmayacağım. bunu ancak bizim gibi kendi içerisinde yaşayanlar bilir, kadına paçavra muamelesi yapanlar değil.
videoya gelince; öncelikle kuran'dan verdiği ayet örneğinin bu konuyla hiçbir alakası yok. tam hâli bu: "insanlardan bir kısmı, “allah’a inandık” derler. fakat allah yolunda bir eziyete maruz kaldıklarında insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi allah’ın azabıyla bir tutarlar. rabbinden sana bir zafer geldiğinde ise: “doğrusu biz de sizinle beraberdik” derler. yoksa allah, insanların göğüslerinin derinliklerinde nelerin yattığını çok daha iyi bilmekte değil midir?" münafıklıktan bahseden bu ayet, kadın için inmedi. genel olarak tüm insanlar hakkında bir gerçeği yansıtıyor. zaten "insanlardan bir kısmı" diye başlıyor, kadınlara özel bir yanı yok. konuyla alakası ise hiç yok.
ikincisi; kadınlarda boşanma oranının yüksek olma nedeni çıkarcılık ya da sadakatsizlik değil. dünya genelinde de türkiye'de bu konu hakkında birçok araştırma var, bir google kadar uzağınızda hepsi. boşanma nedenlerinin başında psikolojik ya da fiziksel şiddet geliyor. aldatılma, duygusal ihmal, iletişim eksikliği, kadın çalışıyor olsa bile ev içerisindeki tüm sorumluluğun sadece kadına yüklenmesi eşitsizliği gibi nedenler de bunu takip ediyor. hatta bazen erkeğin ailesinin (özellikle de annesinin) evliliğe fazlaca burun sokması bile boşanma nedeni oluyor. bir meslek sahibi olan kadınlarda boşanma oranının daha fazla olmasının nedeni de boşandıktan sonra para kazanabileceğini ve sokakta kalmayacağını bilmesi çünkü boşanan birçok kadına anne babası da sahip çıkmıyor. yani özetle kadın daha iyisini bulduğu için falan boşanmıyor.
siz şunu algılayamıyorsunuz; sadece evliliklerde değil evlilik öncesi ilişkilerde de geçerli olan tek gerçek şu ki seven bir insan kendiliğinden bir yere gitmez. gidiyorsa, onu uzaklaştıran, iten, gitmesine neden olan biri vardır. bir insanı kendinizden soğutana kadar ona psikolojik ya da fiziksel şiddet uygulayıp, sonra da "vay beni nasıl bırakırsın!" diye isyan edemezsiniz. kadını şeytan sanmaktan vazgeçin. böyle düşünerek kadınlara ön yargıyla yaklaşıyor ve bu düşüncenin yansıttığı kötülükle muamele ediyorsunuz onlara. bu kötülüğünüz de kadın tarafından terk edilmenizle sonuçlanıyor. birisi sabah akşam size işkence etse, ilk fırsatta kaçarsınız. bunu yapan kadına neden hayret ediyorsunuz?
yok mu videodaki gibi kadınlar? illa ki var ama öyle erkekler de var. o yüzden hatayı bazen de kendinizde arayacaksınız.
edit: çıkar ilişkisi üzerinden kısmı hakkında hiçbir şey yazmadım çünkü gerek yok. gerçekten seven seviyor, bunun kanıtlanacak bir yanı yok. dedim ya; kendimden biliyorum.
videodaki saçmalıkları çürüten argüman getirsek ne olacak? sabit fikirle bunlara inanan birine ne söylersen söyle, bu argümanları çürüttüğünü kabul etmeyecek ki. hani şu partinin meşhur seçmen kitlesi için hep soruyoruz ya "anlamaları, görmeleri için daha ne olması gerekiyor" diye çünkü gördüklerini analiz etmekten acizler. işte burada da aynı durum var. sen istediğin kanıtı getir, karşındaki bunları kanıt olarak kabul etmedikten sonra bir anlamı yok.
yine de yazayım, ola ki anlayan çıkar. ben dahil bazı kadınların, bir ilişkide aşkından geberecek hâle gelmesini kanıt diye sunmayacağım. bunu ancak bizim gibi kendi içerisinde yaşayanlar bilir, kadına paçavra muamelesi yapanlar değil.
videoya gelince; öncelikle kuran'dan verdiği ayet örneğinin bu konuyla hiçbir alakası yok. tam hâli bu: "insanlardan bir kısmı, “allah’a inandık” derler. fakat allah yolunda bir eziyete maruz kaldıklarında insanlardan gördükleri baskı ve işkenceyi allah’ın azabıyla bir tutarlar. rabbinden sana bir zafer geldiğinde ise: “doğrusu biz de sizinle beraberdik” derler. yoksa allah, insanların göğüslerinin derinliklerinde nelerin yattığını çok daha iyi bilmekte değil midir?" münafıklıktan bahseden bu ayet, kadın için inmedi. genel olarak tüm insanlar hakkında bir gerçeği yansıtıyor. zaten "insanlardan bir kısmı" diye başlıyor, kadınlara özel bir yanı yok. konuyla alakası ise hiç yok.
ikincisi; kadınlarda boşanma oranının yüksek olma nedeni çıkarcılık ya da sadakatsizlik değil. dünya genelinde de türkiye'de bu konu hakkında birçok araştırma var, bir google kadar uzağınızda hepsi. boşanma nedenlerinin başında psikolojik ya da fiziksel şiddet geliyor. aldatılma, duygusal ihmal, iletişim eksikliği, kadın çalışıyor olsa bile ev içerisindeki tüm sorumluluğun sadece kadına yüklenmesi eşitsizliği gibi nedenler de bunu takip ediyor. hatta bazen erkeğin ailesinin (özellikle de annesinin) evliliğe fazlaca burun sokması bile boşanma nedeni oluyor. bir meslek sahibi olan kadınlarda boşanma oranının daha fazla olmasının nedeni de boşandıktan sonra para kazanabileceğini ve sokakta kalmayacağını bilmesi çünkü boşanan birçok kadına anne babası da sahip çıkmıyor. yani özetle kadın daha iyisini bulduğu için falan boşanmıyor.
siz şunu algılayamıyorsunuz; sadece evliliklerde değil evlilik öncesi ilişkilerde de geçerli olan tek gerçek şu ki seven bir insan kendiliğinden bir yere gitmez. gidiyorsa, onu uzaklaştıran, iten, gitmesine neden olan biri vardır. bir insanı kendinizden soğutana kadar ona psikolojik ya da fiziksel şiddet uygulayıp, sonra da "vay beni nasıl bırakırsın!" diye isyan edemezsiniz. kadını şeytan sanmaktan vazgeçin. böyle düşünerek kadınlara ön yargıyla yaklaşıyor ve bu düşüncenin yansıttığı kötülükle muamele ediyorsunuz onlara. bu kötülüğünüz de kadın tarafından terk edilmenizle sonuçlanıyor. birisi sabah akşam size işkence etse, ilk fırsatta kaçarsınız. bunu yapan kadına neden hayret ediyorsunuz?
yok mu videodaki gibi kadınlar? illa ki var ama öyle erkekler de var. o yüzden hatayı bazen de kendinizde arayacaksınız.
edit: çıkar ilişkisi üzerinden kısmı hakkında hiçbir şey yazmadım çünkü gerek yok. gerçekten seven seviyor, bunun kanıtlanacak bir yanı yok. dedim ya; kendimden biliyorum.
devamını gör...
3.
even flow
bir pearl jam şarkısı. başlığının açılmamış olması ilginç geldi.
şarkı, grubun vokalisti eddie vedder tarafından, kendisinin seattle'da tanışıp arkadaş olduğu, evsiz bir vietnam gazisinden ilham alınarak yazıldı. bu kişi eddie'nin adaşıdır aynı zamanda. grubun provalarını yaptığı stüdyonun yakınlarında tanışır iki eddie ve iyi arkadaş olurlar. bir gün eddie turneden döner ve evsiz arkadaşının öldüğünü öğrenir. çok etkilendiği bu kayıp nedeniyle de bu şarkı çıkar ortaya. sebebi kötü olsa da sonucu iyi olmuş diyebiliriz.
başlığını açma bahanesiyle bir kez daha dinledim bu güzel şarkıyı:
şarkı, grubun vokalisti eddie vedder tarafından, kendisinin seattle'da tanışıp arkadaş olduğu, evsiz bir vietnam gazisinden ilham alınarak yazıldı. bu kişi eddie'nin adaşıdır aynı zamanda. grubun provalarını yaptığı stüdyonun yakınlarında tanışır iki eddie ve iyi arkadaş olurlar. bir gün eddie turneden döner ve evsiz arkadaşının öldüğünü öğrenir. çok etkilendiği bu kayıp nedeniyle de bu şarkı çıkar ortaya. sebebi kötü olsa da sonucu iyi olmuş diyebiliriz.
başlığını açma bahanesiyle bir kez daha dinledim bu güzel şarkıyı:
devamını gör...
5.
the prodigy
tam bir "görüntüye bakıp yargılama" solisti içeren grup.
keith flint'in görünüşü malum:
ama bu görüntüye rağmen onu tanıyanların anlatımlarına bakılırsa son derece nazik, iyi kalpli ve kibar biriymiş. bir zamanlar işlettiği bir pub'ın daimi müşterileri olsun, yakın arkadaşları olsun hepsi benzer şeyler söylüyor hakkında.
aslında zamanında yine dinlerdim dinlemesine ama ben bu grubun esas kıymetini çok daha sonra anladım diyebilirim. o zamanlar pek öyle "club" müdavimi biri olmadığım için belki, sadece duyduğum zaman "severus" der geçerdim şarkılarına ama şimdi hem inanılmaz bir keyif alıyorum hem de gürültücü komşuları duymamak ve hatta kendilerinden intikam almak için de süper bir seçim olabiliyor bazen. gerçi o iş için daha uygun şarkılar da var da bu hem ziyaret hem ticaret gibi bir şey oluyor.
aklıma düşmüşken dinleyeyim. siz de dinleyin:
hele hareketlere, hele! deli yav, hastasıyım! hahah <3
keith flint'in görünüşü malum:
ama bu görüntüye rağmen onu tanıyanların anlatımlarına bakılırsa son derece nazik, iyi kalpli ve kibar biriymiş. bir zamanlar işlettiği bir pub'ın daimi müşterileri olsun, yakın arkadaşları olsun hepsi benzer şeyler söylüyor hakkında.
aslında zamanında yine dinlerdim dinlemesine ama ben bu grubun esas kıymetini çok daha sonra anladım diyebilirim. o zamanlar pek öyle "club" müdavimi biri olmadığım için belki, sadece duyduğum zaman "severus" der geçerdim şarkılarına ama şimdi hem inanılmaz bir keyif alıyorum hem de gürültücü komşuları duymamak ve hatta kendilerinden intikam almak için de süper bir seçim olabiliyor bazen. gerçi o iş için daha uygun şarkılar da var da bu hem ziyaret hem ticaret gibi bir şey oluyor.
aklıma düşmüşken dinleyeyim. siz de dinleyin:
hele hareketlere, hele! deli yav, hastasıyım! hahah <3
devamını gör...
7.
sözlükte kendin hakkında olabildiğince şeffaf olmak
çok fazla işe yaramayacak olay. birileri mutlaka sizin hakkınızda gerçekte var olmayan bir şeyler uyduracaktır. yeter ki size birazcık gıcık olsunlar.
devamını gör...
8.
normal sözlük yazarlarının en yaşlı özelliği
yaşımın kendisinden başka yaşlı bir yanım yok henüz, çok şükür.
devamını gör...
10.
ölüme çare arama çılgınlığı
insanoğlunun büyük ihtimalle vazgeçmeyeceği çılgınlık.
yalnız sorun şu ki ölümsüzlük, entropiye aykırı. entropiyi uzun uzun yeniden anlatmayayım, şurada var: #3021483
o tanımda da yazdım: kapalı sistemlerde entropi artma ya da sabit kalma eğilimindedir. biyolojik sistemler kapalı sistemler değil. dışarıdan enerji aldıklarında entropiyi geçici olarak düşürseler de moleküler seviyedeki entropi artışı devam eder ve bu yerel düşüşü de telafi eder. dışarıdan aldığımız enerjiyi hiçbir zaman tam verimle kullanamayız. hücrelerimiz yaşlandıkça içlerinde atıklar birikir, tersine çevrilemeyen hasarlar oluşur. hücrenin onarım mekanizması bu yükün altında yetersiz kalır. düzeni sürdürmek için gereken enerji giderek artar ve bir noktada bu maliyet, sistemin karşılayabileceği sınırı aşar. dolayısıyla ölümsüzlük fizik kurallarına aykırıdır.
yalnız sorun şu ki ölümsüzlük, entropiye aykırı. entropiyi uzun uzun yeniden anlatmayayım, şurada var: #3021483
o tanımda da yazdım: kapalı sistemlerde entropi artma ya da sabit kalma eğilimindedir. biyolojik sistemler kapalı sistemler değil. dışarıdan enerji aldıklarında entropiyi geçici olarak düşürseler de moleküler seviyedeki entropi artışı devam eder ve bu yerel düşüşü de telafi eder. dışarıdan aldığımız enerjiyi hiçbir zaman tam verimle kullanamayız. hücrelerimiz yaşlandıkça içlerinde atıklar birikir, tersine çevrilemeyen hasarlar oluşur. hücrenin onarım mekanizması bu yükün altında yetersiz kalır. düzeni sürdürmek için gereken enerji giderek artar ve bir noktada bu maliyet, sistemin karşılayabileceği sınırı aşar. dolayısıyla ölümsüzlük fizik kurallarına aykırıdır.
devamını gör...
11.
yazarların mesleklerinin zor kısmı
sürekli olarak "böyle bir şey yok" diyen akılsızlara maruz kalmak.
devamını gör...
12.
kara deliğin içindeki bilgiye ne olur sorusu
kısaca bilgi paradoksu olarak bilinen olay. yani bu: #3391989
devamını gör...
13.
ay'ın hep aynı yüzünü görüyor olmamız
ay'ın kendi ekseni etrafındaki dönme hızıyla dünya etrafındaki dolanma hızının birbirine eşit olması nedeniyle ortaya çıkan durum. kısaca bunun sebebi kütle çekim kilidi denilen olay.
şu video aslında güzel bir şekilde gösteriyor olayın nasıl gerçekleştiğini. sağ taraftaki sistemde ay'ın üzerindeki gülen yüzü takip edin. herhangi bir dönme hareketinin var olmadığını göreceksiniz. solda olan ise gerçekte olanın aynısı. yine gülen yüzü takip edin ve sürekli yön değiştirdiğine dikkat edin. değiştiriyor, çünkü burada bir kendi etrafında dönme durumu var.
burada "hep aynı yüz olduğuna göre ay'ın %50'sini görüyoruz." yanılgısına düşmeyin.
gerçekte ay'ın yaklaşık %59'unu görebiliyoruz. onun nedeni de librasyon başlığında yazıyor.
şu video aslında güzel bir şekilde gösteriyor olayın nasıl gerçekleştiğini. sağ taraftaki sistemde ay'ın üzerindeki gülen yüzü takip edin. herhangi bir dönme hareketinin var olmadığını göreceksiniz. solda olan ise gerçekte olanın aynısı. yine gülen yüzü takip edin ve sürekli yön değiştirdiğine dikkat edin. değiştiriyor, çünkü burada bir kendi etrafında dönme durumu var.
burada "hep aynı yüz olduğuna göre ay'ın %50'sini görüyoruz." yanılgısına düşmeyin.
gerçekte ay'ın yaklaşık %59'unu görebiliyoruz. onun nedeni de librasyon başlığında yazıyor.
devamını gör...
14.
yazar nicklerinden cümle kurmak
ben bu başlığa bayılıyordum yahu! dur deneyeyim yine bir şeyler. online listesinden ve tanıdıklarımdan rastgele seçiyorum.
play station'ın başına oturup düğmeye basınca karşısında ilk beliren "acclaim entertainment" yazısına boş gözlerle baktı bir süre. sonra kendine geldi ve oyuna daldı. "allahsızlar! ne güzel oyun yapmışlar" diye geçirdi aklından, fakat çok geçmeden sıkıldı ve kapattı oyunu. içi içine sığmıyordu aslında. "bir derdim var çünkü" diye geçirdi bu kez de aklından; "bir derdim var. cokacayipsey bu ama yine de düşünmeden edemiyorum." tam bu noktada aklından "düşünüyorum öyleyse davarım" cümlesi geçince, ne zamandır ilk kez gülümsedi ama uzun sürmedi bu durum. tekrar gömüldü karamsarlığına.
kararsızlıkla ne yapacağını şaşırmıştı. orada duran oyun kâğıdı destesini alıp farkında olmadan karıştırmaya başladı. otomatiğe bağlamış şekilde sinek as en üste gelene dek karıştırdı ve durdu. uğuruydu bu kâğıt onun. "durbidusunelim, ne yapabiliriz" dedi ve geçmişe doğru kaydı düşünceleri. "echoes of the past" diye mırıldandı. geçmişin yankıları... düşündükçe hâlâ ilk günkü gibi sızladığını fark etti içinin ama bu sorunu çözmenin mutlaka bir yolu olmalıydı. en iyi arkadaşını böyle bir nedenden ötürü kaybedemezdi. tam düşüncelerine yoğunlaştığı sırada üst komşunun anlık bir gürültüsüyle irkildi ve elinde olmadan yukarıya doğru var gücüyle bağırdı: "insan olun biraz!"
"neyse" dedi aynı moda geri dönemeyince. o sırada merakla bakınarak yanına gelen kedisine gözü ilişti. gülmeye başladı. gözleri hafif şaşıydı kedisinin ve bu ona çok daha sevimli bir hava veriyordu. kedinin de etkisiyle kafasındaki dumanlar biraz daha dağıldı. "bırakayım şimdilik böyle kalsın bu durum. gerektiğinde muhalif olabilmek de dostluğun bir parçası. elbet bir gün anlayacak beni. o zaman nasılsa çözeriz bu sorunu birlikte." diyerek içini rahatlattı. tam o anda neşeli bir müzik duyuldu pencereden. kendini o neşeli ritme kaptırıp kıpırdanırken "kanto olmalı. çok iyi geldi bana. dikensiz kaktüs kadar ferah hissediyorum." dedi. kediyi tutup havaya kaldırdı. "çözemediğiniz bir sorununuz varsa kara kara düşünmeyin, kediyesorun. kedi her zaman sizi rahatlatacak bir şey bulur." diye gülerek kendisini müziği daha iyi duyabilmek için balkona attı.
play station'ın başına oturup düğmeye basınca karşısında ilk beliren "acclaim entertainment" yazısına boş gözlerle baktı bir süre. sonra kendine geldi ve oyuna daldı. "allahsızlar! ne güzel oyun yapmışlar" diye geçirdi aklından, fakat çok geçmeden sıkıldı ve kapattı oyunu. içi içine sığmıyordu aslında. "bir derdim var çünkü" diye geçirdi bu kez de aklından; "bir derdim var. cokacayipsey bu ama yine de düşünmeden edemiyorum." tam bu noktada aklından "düşünüyorum öyleyse davarım" cümlesi geçince, ne zamandır ilk kez gülümsedi ama uzun sürmedi bu durum. tekrar gömüldü karamsarlığına.
kararsızlıkla ne yapacağını şaşırmıştı. orada duran oyun kâğıdı destesini alıp farkında olmadan karıştırmaya başladı. otomatiğe bağlamış şekilde sinek as en üste gelene dek karıştırdı ve durdu. uğuruydu bu kâğıt onun. "durbidusunelim, ne yapabiliriz" dedi ve geçmişe doğru kaydı düşünceleri. "echoes of the past" diye mırıldandı. geçmişin yankıları... düşündükçe hâlâ ilk günkü gibi sızladığını fark etti içinin ama bu sorunu çözmenin mutlaka bir yolu olmalıydı. en iyi arkadaşını böyle bir nedenden ötürü kaybedemezdi. tam düşüncelerine yoğunlaştığı sırada üst komşunun anlık bir gürültüsüyle irkildi ve elinde olmadan yukarıya doğru var gücüyle bağırdı: "insan olun biraz!"
"neyse" dedi aynı moda geri dönemeyince. o sırada merakla bakınarak yanına gelen kedisine gözü ilişti. gülmeye başladı. gözleri hafif şaşıydı kedisinin ve bu ona çok daha sevimli bir hava veriyordu. kedinin de etkisiyle kafasındaki dumanlar biraz daha dağıldı. "bırakayım şimdilik böyle kalsın bu durum. gerektiğinde muhalif olabilmek de dostluğun bir parçası. elbet bir gün anlayacak beni. o zaman nasılsa çözeriz bu sorunu birlikte." diyerek içini rahatlattı. tam o anda neşeli bir müzik duyuldu pencereden. kendini o neşeli ritme kaptırıp kıpırdanırken "kanto olmalı. çok iyi geldi bana. dikensiz kaktüs kadar ferah hissediyorum." dedi. kediyi tutup havaya kaldırdı. "çözemediğiniz bir sorununuz varsa kara kara düşünmeyin, kediyesorun. kedi her zaman sizi rahatlatacak bir şey bulur." diye gülerek kendisini müziği daha iyi duyabilmek için balkona attı.
devamını gör...
15.
evrenin yaşı
yaklaşık 13.8 milyar yıl olan.
hesaplama mantığı basit ama sonlara doğru süreç biraz karmaşıklaşıyor.
başlangıç noktası zaman = yol / hız formülü. neden? çünkü galaksilerin birbirinden uzaklaştığını 1920'lerden bu yana biliyoruz. uzaklaştıklarına göre birer hıza sahip olduklarını da biliyoruz. o zaman bu hızı ve uzaklıkları bilirsek, bu formülle zamanı hesaplayabiliriz demektir.
uzaklığı nasıl hesaplarız?
bu iş için kullandığımız bazı gök cisimleri var. bunlardan biri süpernovalar, diğeri astronomide adına standart mumlar dediğimiz, sefeid değişen yıldızları. diyelim ki sefeidleri kullanacağız. uzaklaşan bir galaksi içerisinde bunlardan varsa şöyle yapıyoruz; bunlara değişen yıldızlar denmesinin nedeni, parlaklıklarının sabit olmaması. bu yıldızların parlaklıklarının artış ve azalış dönemlerini gözlemliyoruz. bu artıp azalmalar, oldukça düzenli şekilde gerçekleşiyor. bu gözlemler sonucunda parlaklığın ne kadar zamanda bir pik ve dip yaptığını çıkarabiliyoruz. bu değere periyot (p) diyoruz.
p'yi bulduktan sonra bunların mutlak parlaklık, yani gerçek parlaklık değerlerini buluyoruz. bunu da bulduktan sonra bu kez görünür parlaklık değerini buluyoruz. tüm bunların basit formülleri var ama o detaylara girmeyeceğim. bu değerlerin tek yerde toplandığı, uzaklığı da içeren bir formül var. hepsini burada yerlerine koyarak uzaklığı bulmuş oluyoruz.
hız hesabına bakalım şimdi de.
hızı hesaplama yönteminin arkasında kırmızıya kayma olayı var. ışık bir elektromanyetik dalgadır. renklerine bağlı olarak belirli dalga boyu değerlerine sahiptir. şuna bakalım:

görsel buradan alıntı
en üstteki eğriye bakın. sol tarafta epey sıkışık hâlde ama sağa doğru gittikçe açılıp genişliyor. bu çizgi, dalga boyunun bir temsili. soldaki mavi taraftan sağdaki kırmızı tarafa doğru dalga boyunun büyüdüğünü ve enerjinin aynı yöne doğru gidildikçe azaldığını gösteriyor. yani mesela mavi ışık bir nedenden ötürü enerji kaybına uğrayacak olsaydı, enerji kaybettikçe kırmızıya doğru bir renk değişikliği görecektik bunda. bu durumda bu mavi ışığın kırmızıya kaydığını söyleyecektik. bu duruma rastladığımız bir başka yer de uzaklaşan veya yaklaşan cisimlerin var olduğu yerler. mesela bir galaksi bize doğru yaklaşınca, aradaki ışığın elektromanyetik dalgaları gittikçe sıkışıyor gibi düşünebilirsiniz. bu durumda frekansı ve enerjisi artar. bu da maviye kayma olarak adlandırılır. tersi durumda, galaksi uzaklaşırken dalgalar iyice açılıp yayılır. enerjisi ve frekansı azalır. bu da kırmızıya kaymadır. galaksilerin uzaklaştığını ve evrenin genişlediğini buradan biliyoruz.
hızı hesaplamak için ihtiyaç duyduğumuz bilgi, "bu galaksi duruyor olsaydı bundan hangi dalga boyunda ışık alırdık" sorusunun cevabıyla "uzaklaşırken hangi dalga boyunda ışık alıyoruz" sorusunun cevabı arasındaki ilişkide gizli. dursaydı hangi dalga boyunda ışık alırdık? nereden bilebiliriz böyle bir şeyin cevabını? şuradan; mesela hidrojen. bu element yıldızların hammaddelerinin en başında geliyor. yani her galakside var. dünya üzerinde bir laboratuvarda, hidrojen gazının içerisinden elektrik akımı geçirirsiniz ve hidrojen atomlarını uyarırsınız. başka yöntemler de var ama bu en basiti. bu sayede ortaya çıkan ışınların dalga boyunu ölçersiniz (nasıl ölçtüğünüze burada girmeyeyim) ve bunu bir galaksiden gelen ışınım içerisindeki hidrojenin dalga boyu ile kıyasladığınız bir formüle yazarsınız. voila! kırmızıya kayma değerini buldunuz. bu değer, yine bir formülde yerine yazılarak doğrudan hız değerine ulaşılabiliyor. görece düşük veya ışık hızına yakın yüksek hızlar için farklı 2 formülü var bu işin.
evet, uzaklığı da hızı da hesapladığımıza göre sıra geldi esas konuya; yaş hesabı.
en başta yazdığım zaman = yol / hız formülünde bunları yerine koyduğunuz zaman ulaşacağınız sayı yaklaşık olarak 14.4 milyar yıl. peki o zaman neden evrenin yaşı yaklaşık 13.8 milyar yıl oluyor?
oluyor, çünkü bu iş bu kadar basit değil. en başta sorun şu; evren sabit bir hızla genişlemiyor. karanlık madde, normal yani baryonik madde, karanlık enerji gibi faktörler giriyor işin içine, çünkü mesela karanlık enerji genişlemeyi hızlandırıcı etki yaparken madde yavaşlatıcı etki yapıyor. genişlemenin hızlı ya da yavaş ilerlemesinde bakılan şey, hangisinin hangi dönemde baskın çıktığı. mesela evren ilk oluştuğu zaman inanılmaz büyük bir hızla genişlerken madde oluşumu başladıkça bu hız gittikçe azaldı. ardından bugünkü formunu alınca bu kez karanlık enerjinin hızlandırma etkisi baskın çıktığı için yeniden bir artış söz konusu oldu ama bu, oluşum anındaki genişleme hızına kıyasla yine de düşük kalıyor. özetle, sabit değil dalgalı bir genişleme hızı söz konusu. bu nedenle göreliliğin ürünü olan friedmann denklemlerini kullanmak zorunda kalıyoruz evrenin yaşını hesaplamak için, çünkü madde ve enerjinin miktarına bağlı olarak hızlanmanın ne oranda olabileceğini ancak bu formül eliyle hesaplayabiliyoruz. bunun sonucunda da karşımıza yaklaşık 13.8 milyar yıl çıkıyor işte.
özellikle son zamanlarda alevlenen "karanlık enerji gerçekten var mı" tartışmalarına belki denk gelmişsinizdir. bunun var olmadığını, hatta karanlık maddenin de var olmadığını iddia eden bilim insanları var. bunların yaptığı hesaplamalara bakarsanız evren yaklaşık 26.7 milyar yaşında. neredeyse 2 katı bir sayıdan bahsediyoruz ama bu sayılar, gözlemlerle pek uyuşmuyor. o nedenle pek de yaygın şekilde kabul gördüğünü söyleyemiyoruz.
hesaplama mantığı basit ama sonlara doğru süreç biraz karmaşıklaşıyor.
başlangıç noktası zaman = yol / hız formülü. neden? çünkü galaksilerin birbirinden uzaklaştığını 1920'lerden bu yana biliyoruz. uzaklaştıklarına göre birer hıza sahip olduklarını da biliyoruz. o zaman bu hızı ve uzaklıkları bilirsek, bu formülle zamanı hesaplayabiliriz demektir.
uzaklığı nasıl hesaplarız?
bu iş için kullandığımız bazı gök cisimleri var. bunlardan biri süpernovalar, diğeri astronomide adına standart mumlar dediğimiz, sefeid değişen yıldızları. diyelim ki sefeidleri kullanacağız. uzaklaşan bir galaksi içerisinde bunlardan varsa şöyle yapıyoruz; bunlara değişen yıldızlar denmesinin nedeni, parlaklıklarının sabit olmaması. bu yıldızların parlaklıklarının artış ve azalış dönemlerini gözlemliyoruz. bu artıp azalmalar, oldukça düzenli şekilde gerçekleşiyor. bu gözlemler sonucunda parlaklığın ne kadar zamanda bir pik ve dip yaptığını çıkarabiliyoruz. bu değere periyot (p) diyoruz.
p'yi bulduktan sonra bunların mutlak parlaklık, yani gerçek parlaklık değerlerini buluyoruz. bunu da bulduktan sonra bu kez görünür parlaklık değerini buluyoruz. tüm bunların basit formülleri var ama o detaylara girmeyeceğim. bu değerlerin tek yerde toplandığı, uzaklığı da içeren bir formül var. hepsini burada yerlerine koyarak uzaklığı bulmuş oluyoruz.
hız hesabına bakalım şimdi de.
hızı hesaplama yönteminin arkasında kırmızıya kayma olayı var. ışık bir elektromanyetik dalgadır. renklerine bağlı olarak belirli dalga boyu değerlerine sahiptir. şuna bakalım:

görsel buradan alıntı
en üstteki eğriye bakın. sol tarafta epey sıkışık hâlde ama sağa doğru gittikçe açılıp genişliyor. bu çizgi, dalga boyunun bir temsili. soldaki mavi taraftan sağdaki kırmızı tarafa doğru dalga boyunun büyüdüğünü ve enerjinin aynı yöne doğru gidildikçe azaldığını gösteriyor. yani mesela mavi ışık bir nedenden ötürü enerji kaybına uğrayacak olsaydı, enerji kaybettikçe kırmızıya doğru bir renk değişikliği görecektik bunda. bu durumda bu mavi ışığın kırmızıya kaydığını söyleyecektik. bu duruma rastladığımız bir başka yer de uzaklaşan veya yaklaşan cisimlerin var olduğu yerler. mesela bir galaksi bize doğru yaklaşınca, aradaki ışığın elektromanyetik dalgaları gittikçe sıkışıyor gibi düşünebilirsiniz. bu durumda frekansı ve enerjisi artar. bu da maviye kayma olarak adlandırılır. tersi durumda, galaksi uzaklaşırken dalgalar iyice açılıp yayılır. enerjisi ve frekansı azalır. bu da kırmızıya kaymadır. galaksilerin uzaklaştığını ve evrenin genişlediğini buradan biliyoruz.
hızı hesaplamak için ihtiyaç duyduğumuz bilgi, "bu galaksi duruyor olsaydı bundan hangi dalga boyunda ışık alırdık" sorusunun cevabıyla "uzaklaşırken hangi dalga boyunda ışık alıyoruz" sorusunun cevabı arasındaki ilişkide gizli. dursaydı hangi dalga boyunda ışık alırdık? nereden bilebiliriz böyle bir şeyin cevabını? şuradan; mesela hidrojen. bu element yıldızların hammaddelerinin en başında geliyor. yani her galakside var. dünya üzerinde bir laboratuvarda, hidrojen gazının içerisinden elektrik akımı geçirirsiniz ve hidrojen atomlarını uyarırsınız. başka yöntemler de var ama bu en basiti. bu sayede ortaya çıkan ışınların dalga boyunu ölçersiniz (nasıl ölçtüğünüze burada girmeyeyim) ve bunu bir galaksiden gelen ışınım içerisindeki hidrojenin dalga boyu ile kıyasladığınız bir formüle yazarsınız. voila! kırmızıya kayma değerini buldunuz. bu değer, yine bir formülde yerine yazılarak doğrudan hız değerine ulaşılabiliyor. görece düşük veya ışık hızına yakın yüksek hızlar için farklı 2 formülü var bu işin.
evet, uzaklığı da hızı da hesapladığımıza göre sıra geldi esas konuya; yaş hesabı.
en başta yazdığım zaman = yol / hız formülünde bunları yerine koyduğunuz zaman ulaşacağınız sayı yaklaşık olarak 14.4 milyar yıl. peki o zaman neden evrenin yaşı yaklaşık 13.8 milyar yıl oluyor?
oluyor, çünkü bu iş bu kadar basit değil. en başta sorun şu; evren sabit bir hızla genişlemiyor. karanlık madde, normal yani baryonik madde, karanlık enerji gibi faktörler giriyor işin içine, çünkü mesela karanlık enerji genişlemeyi hızlandırıcı etki yaparken madde yavaşlatıcı etki yapıyor. genişlemenin hızlı ya da yavaş ilerlemesinde bakılan şey, hangisinin hangi dönemde baskın çıktığı. mesela evren ilk oluştuğu zaman inanılmaz büyük bir hızla genişlerken madde oluşumu başladıkça bu hız gittikçe azaldı. ardından bugünkü formunu alınca bu kez karanlık enerjinin hızlandırma etkisi baskın çıktığı için yeniden bir artış söz konusu oldu ama bu, oluşum anındaki genişleme hızına kıyasla yine de düşük kalıyor. özetle, sabit değil dalgalı bir genişleme hızı söz konusu. bu nedenle göreliliğin ürünü olan friedmann denklemlerini kullanmak zorunda kalıyoruz evrenin yaşını hesaplamak için, çünkü madde ve enerjinin miktarına bağlı olarak hızlanmanın ne oranda olabileceğini ancak bu formül eliyle hesaplayabiliyoruz. bunun sonucunda da karşımıza yaklaşık 13.8 milyar yıl çıkıyor işte.
özellikle son zamanlarda alevlenen "karanlık enerji gerçekten var mı" tartışmalarına belki denk gelmişsinizdir. bunun var olmadığını, hatta karanlık maddenin de var olmadığını iddia eden bilim insanları var. bunların yaptığı hesaplamalara bakarsanız evren yaklaşık 26.7 milyar yaşında. neredeyse 2 katı bir sayıdan bahsediyoruz ama bu sayılar, gözlemlerle pek uyuşmuyor. o nedenle pek de yaygın şekilde kabul gördüğünü söyleyemiyoruz.
devamını gör...
16.
sözlük yazarlarının favori metal şarkıları
"en" dememiş, heavy, industrial falan da ayırmamış. o yüzden 1'den fazla paylaşayım. şarkı listemde en sevdiklerim;
holy diver - dio:
killing in the name - rage against the machine:
bunsuz olmaz. klibi resmen şaheser. deutschland - rammstein
turn the page - metallica:
bu da bizden olsun. lions in a cage - pentagram:
bir de the number of the beast var iron maiden'ın ama onun metal versiyonunu değil de şu versiyonunu seviyorum:
holy diver - dio:
killing in the name - rage against the machine:
bunsuz olmaz. klibi resmen şaheser. deutschland - rammstein
turn the page - metallica:
bu da bizden olsun. lions in a cage - pentagram:
bir de the number of the beast var iron maiden'ın ama onun metal versiyonunu değil de şu versiyonunu seviyorum:
devamını gör...
17.
editörlerin özel mesajları okuyabilmesi
hangi editörün okumasını istediğimizi seçebiliyor muyuz?
devamını gör...
18.
çamaşır makinesinin bitime 1 dakika göstermesi
zamanın göreceli olduğuna kanıt. onun referans çerçevesinde o 1 dakika gerçekten 1 dakikadır, siz 3 dakika gibi algılarsınız.
şakası bir yana da illa ki başınıza gelmiştir; bilgisayara bir şey indirirken "10 dakika kaldı" yazar. hızlı iniyorsa, mesela 1 dakika sonra "5 dakika kaldı" yazar. yani tahmini bir süre verir bilgisayar size "bu hızla giderse şu kadar zaman alır" diye ve o hızla gitmezse yeniden hesaplar kalan zamanı, yeni hıza göre. işte bu makinelerde de olan, gerçekte bu. tahmini bir süre veriyorlar bilgisayar mantığı gibi. zira o sırada makine çamaşırın ağırlığı, su sıcaklığı gibi değişkenler üzerinden hesap yapar aslında. hesabın sonucuna göre de süreyi ayarlar. siz de 1 dakikayı 5 dakika beklersiniz.
şakası bir yana da illa ki başınıza gelmiştir; bilgisayara bir şey indirirken "10 dakika kaldı" yazar. hızlı iniyorsa, mesela 1 dakika sonra "5 dakika kaldı" yazar. yani tahmini bir süre verir bilgisayar size "bu hızla giderse şu kadar zaman alır" diye ve o hızla gitmezse yeniden hesaplar kalan zamanı, yeni hıza göre. işte bu makinelerde de olan, gerçekte bu. tahmini bir süre veriyorlar bilgisayar mantığı gibi. zira o sırada makine çamaşırın ağırlığı, su sıcaklığı gibi değişkenler üzerinden hesap yapar aslında. hesabın sonucuna göre de süreyi ayarlar. siz de 1 dakikayı 5 dakika beklersiniz.
devamını gör...
20.
kilo vermek
2 ayda 6 kilo verdim. yazın bikiniye girince o ufak göbeği ne yapacağım sorusu da ortadan kalkmış oldu.
hiçbir şey yapamıyorsanız sabahları sadece yulaf ezmesi, 1 avuç kuruyemiş falan yiyin bir süre. işe yarıyor.
hiçbir şey yapamıyorsanız sabahları sadece yulaf ezmesi, 1 avuç kuruyemiş falan yiyin bir süre. işe yarıyor.
devamını gör...



