mustafa kemal’in çanakkale’de bir ordu komutanı olmaması
başlık "sedat pekmez" tarafından 13.10.2025 15:42 tarihinde açılmıştır.
1.
ya da bir general değildi. paşa ünvanı yoktu. yüzlerce yarbaydan biriydi. başarılı bir yarbaydı tabii, diğerleri gibi.
ordu komutanı bir almandı. mareşal otto liman von sanders'tir.
onu geçelim türk olarak cevat paşa vardır. cevat paşa; itilaf güçlerinin donanmalarının püskürtülmesindeki üstün başarısı sebebiyle 18 mart kahramanı unvanını almıştır.
ondan sonra da esat paşa var sanırım.
ordu komutanı bir almandı. mareşal otto liman von sanders'tir.
onu geçelim türk olarak cevat paşa vardır. cevat paşa; itilaf güçlerinin donanmalarının püskürtülmesindeki üstün başarısı sebebiyle 18 mart kahramanı unvanını almıştır.
ondan sonra da esat paşa var sanırım.
devamını gör...
2.
olur mu hiç atatürk çanakkale de başkumandan mareşal presiden presint tı.
devamını gör...
3.
yanlış hatırlamıyorsam o sırada yüzbaşı rütbesindeydi. ehh hiçbir ülkede bir yüzbaşına ordu yönetimi verilmez.* bırak yüzbaşını albay bile yapamaz bunu. en azından general seviyesinde olmak gerekiyordu ancak halkı örgütlemiş ve çanakkale mevzilerini inceleyerek düşmanın nereden geldiğini bilmiş* ve anafartalar kahramanı olmuştur. sonrasında yine yanlış hatırlamıyorsam savaş bittikten sonra albay olmuştur. daha sonrasını biliyorsunuz zaten.
not: o dönem savaş zamanı olduğundan rütbeler birkaç tane atlanıyordu.
not: o dönem savaş zamanı olduğundan rütbeler birkaç tane atlanıyordu.
devamını gör...
4.
o da bir şey mi, bebekken kendi karnını bile doyuramıyormuş ama zamanı geldikçe her şeyi başarmış dedirten durum. dinciler genelde başlıktaki gibi ifadeleri küçümseme, çamur atma yada mustafa kemal atatürk'ün daha sonra yaptığı her şeyi geçersiz sayma gibi sebeplerle söylerler. halbuki gerçekleri bal gibi bilirler.
hiyerarşinin olduğu her yerde, elbette mustafa kemal de dahil, herkes işine direkt tepeden başlamıyor, adım adım başarıları sayesinde yükseliyor. zaten mustafa kemal çanakkale dahil pek çok cephe ve görevde başarılı bir asker olmasaydı yada tecrübe kazanmasaydı, gece gündüz çalışıp kendini geliştirmeseydi ve vatan sevgisini çevresindekilere gösteremeseydi, milli mücadelede ne akıllıca stratejiler güdebilirdi ne de onu takip edecek başka komutan bulabilirdi.
adam* çocukluğundan beri dişiyle tırnağıyla kazıyarak askeri rütbeleri ve siyasi ünvanlarının yanı sıra en sonunda türk milletinin gönlünde (bkz: ulu önder) ünvanını tartışmasız şekilde hak etti. atatürk'ün tırnağı olamayacak tipleri batılı devletler öve öve bitiremeyip heykellerini dikiyorlar, müzelerini açıyorlar, filmlerini çekiyorlar, kitaplarını yazıyorlar vs. yani mustafa kemal atatürk'ün çanakkale'de ordu komutanı olmaması onun çanakkale'de başarılı bir asker olmadığı anlamına gelmez. adım adım ordu komutanı da olmuş, halkı örgütleyip vatanı da kurtarmış, memleket işgal altındayken bir çok kişi manda yönetimine yada düşmana taviz vermeye sıcak bakarken "umutsuz durumlar yoktur umutsuz insanlar vardır" demiş, yokluk içindeyken gelişen bir ekonomiye sahip yeni bir devlet de kurmuş ve böylece vatandaşlarının gönlünde taht kurmuş biri. varsın, yarbay rütbesiyle 19. tümen komutanı olarak göreve başlamış olsun. kaynak
zaten çanakkale'den sonra ocak 1916'da edirne kolordu komutanı olmuş ve hemen ardından doğu cephesine gönderilip buradaki başarılı savunması sayesinde tuğgeneral(paşa) olmuş. ardından 1917'de yıldırım ordularında 7. ordu komutanı olarak suriye-filistin hattında ingilizlere karşı savaşmış. 30 ekim 1918'de imzalanan mondros ateşkes anlaşması sırasında, belki de osmanlı ailesinin emri altındaki son rütbesi, yıldırım orduları 7. ordu komutanıymış. osmanlı ailesi teslim olup orduları dağıtılınca mustafa kemal 13 kasım'da, yani anlaşmadan sadece 2 hafta sonra, istanbul'a gelmiş. şehrin ingilizlerce işgalini gördüğünde bir kurtuluş savaşı verilmesi gerektiğine karar vermiş.
mustafa kemal, yaklaşık 11 ay süre boyunca çanakkale cephesi’nde bulunmuştur. 20 ocak 1915’te 19’uncu tümen komutanı olarak cephede göreve atanmış, 10 aralık 1915’te cepheden ayrılmıştır. çanakkale savaşları’na yarbay rütbesi ile katılmış, 1 haziran 1915’te albaylığa terfi etmiştir. cephede 19’uncu tümen komutanı, maydos mıntıka komutanı, arıburnu kuvvetleri komutanı ve anafartalar grup komutanı görevlerinde bulunmuştur. yararlı hizmetlerinden dolayı 30 nisan’da gümüş imtiyaz harp madalyası’na, 17 mayıs’ta ise altın liyakat madalyası’na layık görülmüştür. tekirdağ/yarçeşme’den sonra eceabat, bigalı, düztepe güneyi, 180 rakımlı tepe güneyi ve çamlıtekke’yi karargâh olarak kullanmıştır.
hiyerarşinin olduğu her yerde, elbette mustafa kemal de dahil, herkes işine direkt tepeden başlamıyor, adım adım başarıları sayesinde yükseliyor. zaten mustafa kemal çanakkale dahil pek çok cephe ve görevde başarılı bir asker olmasaydı yada tecrübe kazanmasaydı, gece gündüz çalışıp kendini geliştirmeseydi ve vatan sevgisini çevresindekilere gösteremeseydi, milli mücadelede ne akıllıca stratejiler güdebilirdi ne de onu takip edecek başka komutan bulabilirdi.
adam* çocukluğundan beri dişiyle tırnağıyla kazıyarak askeri rütbeleri ve siyasi ünvanlarının yanı sıra en sonunda türk milletinin gönlünde (bkz: ulu önder) ünvanını tartışmasız şekilde hak etti. atatürk'ün tırnağı olamayacak tipleri batılı devletler öve öve bitiremeyip heykellerini dikiyorlar, müzelerini açıyorlar, filmlerini çekiyorlar, kitaplarını yazıyorlar vs. yani mustafa kemal atatürk'ün çanakkale'de ordu komutanı olmaması onun çanakkale'de başarılı bir asker olmadığı anlamına gelmez. adım adım ordu komutanı da olmuş, halkı örgütleyip vatanı da kurtarmış, memleket işgal altındayken bir çok kişi manda yönetimine yada düşmana taviz vermeye sıcak bakarken "umutsuz durumlar yoktur umutsuz insanlar vardır" demiş, yokluk içindeyken gelişen bir ekonomiye sahip yeni bir devlet de kurmuş ve böylece vatandaşlarının gönlünde taht kurmuş biri. varsın, yarbay rütbesiyle 19. tümen komutanı olarak göreve başlamış olsun. kaynak
zaten çanakkale'den sonra ocak 1916'da edirne kolordu komutanı olmuş ve hemen ardından doğu cephesine gönderilip buradaki başarılı savunması sayesinde tuğgeneral(paşa) olmuş. ardından 1917'de yıldırım ordularında 7. ordu komutanı olarak suriye-filistin hattında ingilizlere karşı savaşmış. 30 ekim 1918'de imzalanan mondros ateşkes anlaşması sırasında, belki de osmanlı ailesinin emri altındaki son rütbesi, yıldırım orduları 7. ordu komutanıymış. osmanlı ailesi teslim olup orduları dağıtılınca mustafa kemal 13 kasım'da, yani anlaşmadan sadece 2 hafta sonra, istanbul'a gelmiş. şehrin ingilizlerce işgalini gördüğünde bir kurtuluş savaşı verilmesi gerektiğine karar vermiş.
mustafa kemal, yaklaşık 11 ay süre boyunca çanakkale cephesi’nde bulunmuştur. 20 ocak 1915’te 19’uncu tümen komutanı olarak cephede göreve atanmış, 10 aralık 1915’te cepheden ayrılmıştır. çanakkale savaşları’na yarbay rütbesi ile katılmış, 1 haziran 1915’te albaylığa terfi etmiştir. cephede 19’uncu tümen komutanı, maydos mıntıka komutanı, arıburnu kuvvetleri komutanı ve anafartalar grup komutanı görevlerinde bulunmuştur. yararlı hizmetlerinden dolayı 30 nisan’da gümüş imtiyaz harp madalyası’na, 17 mayıs’ta ise altın liyakat madalyası’na layık görülmüştür. tekirdağ/yarçeşme’den sonra eceabat, bigalı, düztepe güneyi, 180 rakımlı tepe güneyi ve çamlıtekke’yi karargâh olarak kullanmıştır.
devamını gör...
5.
şöyle ki; mustafa kemal’in paşa olup 1918’de 7. ordu komutanı olarak “filistin ve suriye’deki tüm cephenin komutanı” yani yıldırım orduları komutanı olduğundan pek bahsedilmez.
açıkçası ben bilmiyordum. hep çanakkale harbi komutanı olarak aklımda yer alıyordu.
çanakkale’de yarbay hatta yukarıda anlatılana göre yüzbaşı mustafa kemal’i bu cephenin komutanı olduğunu zannederiz ama işte yarbayın emrindeki asker sayısı 300-400 civarında olur sanırım. daha fazla olur mu bilmiyorum? hadi 1000 olsun.
not: çanakkale destanında savaşan tüm askerlerimiz gibi yarbay mustafa kemal de bu harpte çok başarılı bir performans göstermiştir. tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anarız.
açıkçası ben bilmiyordum. hep çanakkale harbi komutanı olarak aklımda yer alıyordu.
çanakkale’de yarbay hatta yukarıda anlatılana göre yüzbaşı mustafa kemal’i bu cephenin komutanı olduğunu zannederiz ama işte yarbayın emrindeki asker sayısı 300-400 civarında olur sanırım. daha fazla olur mu bilmiyorum? hadi 1000 olsun.
not: çanakkale destanında savaşan tüm askerlerimiz gibi yarbay mustafa kemal de bu harpte çok başarılı bir performans göstermiştir. tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle ve minnetle anarız.
devamını gör...
6.
devamını gör...
7.
çoğunlukla yüzbaşılar ordu yönetmez, tugay komutanı tuğgeneraldir, ordu komutanı orgeneraldir.
ama bu her zaman geçerli değil.
subaylar izne gittiği, uzman çavuş hastanelik olduğu, astsubayıda bi yere yolladıkları için kısa dönem çavuş olarak bir haftalığına bölük komutanlığı yapmışlığım var.
ha keza bizim tugay komutanlığını o dönem albay yapıyordu.
bugün savaş çıksa yeni birliklerden yeni tugaylar oluşturulacak.
yeni kurulacak birlikler için subay bulmak zor olduğundan;
yüzbaşı rütbesi olan biri ordu komutanlığı yapmasa bile, tugay komutanlığı görevine getirilmesi hiç uzak bir ihtimal değil. yarbay, albay gibi adamların ordu komutanlığı yaptığının örnekleri çok var.
ama bu her zaman geçerli değil.
subaylar izne gittiği, uzman çavuş hastanelik olduğu, astsubayıda bi yere yolladıkları için kısa dönem çavuş olarak bir haftalığına bölük komutanlığı yapmışlığım var.
ha keza bizim tugay komutanlığını o dönem albay yapıyordu.
bugün savaş çıksa yeni birliklerden yeni tugaylar oluşturulacak.
yeni kurulacak birlikler için subay bulmak zor olduğundan;
yüzbaşı rütbesi olan biri ordu komutanlığı yapmasa bile, tugay komutanlığı görevine getirilmesi hiç uzak bir ihtimal değil. yarbay, albay gibi adamların ordu komutanlığı yaptığının örnekleri çok var.
devamını gör...
8.
hak ettiği bütün rütbeleri hayatını ortaya koyarak elde eden türk tarihinin en büyük liderinden ne yapsa hırsını alamayan iki kesim var.
bir de bu iki kesimin kırmaları var.
ingilterelilerin organize ettiği anzakları geri göndermesi ve yine ingilterelilerin devasa yardımlarla savaşa gönderdiği yunanistanlıları denize dökmesi neden bu vatansızların bu denli zoruna gidiyor?
bir de bu iki kesimin kırmaları var.
ingilterelilerin organize ettiği anzakları geri göndermesi ve yine ingilterelilerin devasa yardımlarla savaşa gönderdiği yunanistanlıları denize dökmesi neden bu vatansızların bu denli zoruna gidiyor?
devamını gör...
9.
bütün orduların onun emrine verilmesi?
10 düşmana 1 dost oranıyla ve ülkenin 40 yerindeki oe evladı isyancılara rağmen 7 düvele posta koyulması?
bu isyancıların türevlerinin bugün 100 yıl sonra hala havlaması?
10 düşmana 1 dost oranıyla ve ülkenin 40 yerindeki oe evladı isyancılara rağmen 7 düvele posta koyulması?
bu isyancıların türevlerinin bugün 100 yıl sonra hala havlaması?
devamını gör...
10.
ülke de emir-komuta zinciri bile tanımlanamıyor. üstelik bir tümen komutanının genel harp dahilinde insiyatif alabileceğine dair bilgi birikimleri yok. teknik olarak atatürk’ün o gün yaptığı disiplin suçuydu. ancak haklı çıktığı için onurlandırıldı. zira 5. ordu komutanının cesaret edemediği eylemleri 19. tümen komutanı tereddüt etmeden uygulayabilmişti.
disiplin size bir muharebe kazandırır, öngörü ve cesaret ise savaşın kendisini.
disiplin size bir muharebe kazandırır, öngörü ve cesaret ise savaşın kendisini.
devamını gör...
11.
ülkesi işgal edilen padişah ordunun komutanı olmamış, herifler atatürk'ün unvanıyla ilgileniyor. sahi padişah hangi cephedeydi ya, atatürk düşmanı siyasal islamcılar anlatsın da bilelim. atatürk hakkında tutuklama ve idam fermanları vererek mi kurtarmışlardı vatanı. sonrasında ingiliz gemisiyle kaçan arkadaşın rütbesi neydi?
evladının kundağına mermi sarıp cepheye taşıyan kadınların, işgalciye ilk kurşunu atan gazetecilerin de bir rütbesi yoktu. ama rütbesi, makamı, yetkisi olanlar da cephede yoktu. rütbenin önemi yok, kahramanlıklar apolete bakmıyor. apoleti olup adamlığı olmayanlardan olmaktansa, isterse atatürk o cephede onbaşı olmuş olsun, gönlümüzde daima paşadır.
evladının kundağına mermi sarıp cepheye taşıyan kadınların, işgalciye ilk kurşunu atan gazetecilerin de bir rütbesi yoktu. ama rütbesi, makamı, yetkisi olanlar da cephede yoktu. rütbenin önemi yok, kahramanlıklar apolete bakmıyor. apoleti olup adamlığı olmayanlardan olmaktansa, isterse atatürk o cephede onbaşı olmuş olsun, gönlümüzde daima paşadır.
devamını gör...
12.
tarihi sadece okuduğu üç buçuk sayfa sosyal medya paylaşımı zannetmenin ve art niyetin sergilendiği bu söylemleri cevaplayalım. zira bu zihniyetin en sevdiği taktik, birkaç doğru bilginin arasına ya yalan serpiştirerek veya diğer gerçekleri kasıtlı olarak belirtmeden kafa bulandırmaktır. pensilvanyalı p*ç*n takipçileri çok sever bu taktiği. biraz uzun sürecek, ama konu 3 satırda geçiştirilecek bir başlık değil.
evet, mustafa kemal, çanakkale savaşları'nın başında bir ordu komutanı değildi. ama burada mesele rütbesi veya makamı değil, o rütbeyle neleri başardığı ve savaşın kaderini nasıl değiştirdiğidir. o yüzden şu sığ argümanları teker teker ele alalım;
"general değildi, paşa unvanı yoktu, yarbaydı."
doğru, savaşın başında 19. tümen komutanı olarak bir yarbaydı. bu, onun başarısını küçültmek yerine, tam tersine daha da önemli kılan bir gerçektir. kendisinden çok daha üst rütbeli komutanların emir komuta zincirinde donup kaldığı, ne yapacağını bilemediği, hatta alman komutan liman von sanders'in karargahından durumu tam olarak kavrayamadığı o ilk kritik saatlerde, bir "yarbay" olan mustafa kemal'in kendi inisiyatifiyle hareket etmesi, emrindeki 57. alay'ı ölüme sürerek düşmanı conkbayırı ve kocaçimentepe'de durdurması, savaşın ve belki de bir milletin kaderini değiştirmiştir.
düşmanın planı, o tepeleri hızla ele geçirip boğaza hakim olmaktı. eğer o "yarbay" olmasaydı, çok büyük ihtimalle çanakkale düşerdi. olay bu kadar basit ve net. mustafa kemal, yaptığı hamlenin etkisi sonrası, savaşın gidişatını değiştirmesinden ötürü 1 haziran 1915'te albaylığa (miralay) terfi ettirilmiştir. yani evet, bir yarbay olarak başladığı savaşta rütbesini bileğinin hakkıyla, kanıyla, dehasıyla söke söke almıştır. onu "sıradan bir yarbay" olarak göstermeye çalışmak, tam da bu destansı gerçeğin üzerini örtmeye çalışan acizliğin saçmalamasıdır.
"ordu komutanı bir almandı, liman von sanders'ti."
teknik olarak doğru, 5. ordu komutanı liman von sanders'ti. sanders'in savunma planı, düşmanı saros körfezinde beklemek üzerine kuruluydu ve bir fiyasko olacağı diğer subaylar arasında da konuşulan bir gerçeklikti. düşman arıburnu'na çıktığında, durumu ilk kavrayan ve kendi bölgesindeki birliği inisiyatif alarak o noktaya sevk eden mustafa kemal oldu. sanders'in aklı başına gelip emir verdiğinde, mustafa kemal çoktan düşmanı durdurmuştu bile.
ağustos ayındaki anafartalar çıkarmalarında ise ingilizler neredeyse zaferi kazanmak üzereyken, komuta kademesindeki kriz ve panik üzerine liman von sanders, bizzat gidip anafartalar grup komutanlığı görevini mustafa kemal'e vermiştir. ve mustafa kemal, dağılmış birlikleri bir gecede toparlayarak kazandığı zaferlerle hem arıburnu'nu hem anafartalar'ı kurtarmıştır. yani evet, bir alman ordu komutanı vardı; ama o alman komutanın sefilliğini toparlayan da "o yarbay" mustafa kemal'di.
"cevat paşa ve esat paşa da vardı."
elbette vardı! onlar da bu vatanın kahramanları ve haklarını ödeyemeyiz. ama bu, tarihin en ucuz saptırma yöntemlerinden birinde kullanılmalarına gerekçe olunca cevap yazmak şart oluyor. önce cevat ve esat paşa olarak ortaya sürülen isimlerin kim olduklarını kısaca yazalım.
cevat (çobanlı) paşa 18 mart kahramanıdır. müstahkem mevki komutanı olarak deniz savaşlarının zaferindeki en büyük pay sahiplerindendir. onun kahramanlığı, boğazın demir kapılarını düşman donanmasına kapatmasıdır. bu, savaşın birinci perdesidir. esat (bülkat) paşa, mustafa kemal'in de bağlı olduğu 3. kolordu'nun komutanıdır. çok değerli bir komutandır ve büyük hizmetleri olmuştur.
ancak kimse kusura bakmasın, kara savaşlarının seyrini değiştiren, düşmanın beklemediği o hamlesi ve cüretkarlığıyla imkansız görüneni başaran, ve bugün destan olarak tarihte yer edinmiş anıları türk tarihine yazdıran kişi mustafa kemal'dir. yabancı tarihçilerin bile "bir tümen komutanı bir savaşın kaderini ancak bu kadar değiştirebilirdi" diye yazdığı kişidir.
kısacası, bu söylemler, tarihi rütbe ve makamlardan ibaret zanneden, bir olayın ruhunu, kritik anlarını ve o anlarda sahneye çıkan dehaları kavrayamayan ya zavallı, ya da fitne peşinde koşan bir zihniyetin ürünüdür. onlara göre çanakkale'de liman von sanders isimli bir alman müdür, cevat ve esat paşalar isimli iki bölüm şefi ve mustafa kemal isimli de başarılı bir ekip lideri vardı.
bu kadar basit, bu kadar yüzeysel, bu kadar ruhsuz bir bakış açısıyla tarihi anlamak yerine, işlerine gelecek şekilde çarpıtmaya çalışanların atatürk'ü "sadece bir yarbay" olarak görmesi doğaldır. çünkü çanakkale'de bir "yarbayın" inisiyatif alıp bir vatanın kaderini değiştirmesi, onların sığ beyinlerinin alamayacağı kadar büyük bir hadisedir.
evet, mustafa kemal, çanakkale savaşları'nın başında bir ordu komutanı değildi. ama burada mesele rütbesi veya makamı değil, o rütbeyle neleri başardığı ve savaşın kaderini nasıl değiştirdiğidir. o yüzden şu sığ argümanları teker teker ele alalım;
"general değildi, paşa unvanı yoktu, yarbaydı."
doğru, savaşın başında 19. tümen komutanı olarak bir yarbaydı. bu, onun başarısını küçültmek yerine, tam tersine daha da önemli kılan bir gerçektir. kendisinden çok daha üst rütbeli komutanların emir komuta zincirinde donup kaldığı, ne yapacağını bilemediği, hatta alman komutan liman von sanders'in karargahından durumu tam olarak kavrayamadığı o ilk kritik saatlerde, bir "yarbay" olan mustafa kemal'in kendi inisiyatifiyle hareket etmesi, emrindeki 57. alay'ı ölüme sürerek düşmanı conkbayırı ve kocaçimentepe'de durdurması, savaşın ve belki de bir milletin kaderini değiştirmiştir.
düşmanın planı, o tepeleri hızla ele geçirip boğaza hakim olmaktı. eğer o "yarbay" olmasaydı, çok büyük ihtimalle çanakkale düşerdi. olay bu kadar basit ve net. mustafa kemal, yaptığı hamlenin etkisi sonrası, savaşın gidişatını değiştirmesinden ötürü 1 haziran 1915'te albaylığa (miralay) terfi ettirilmiştir. yani evet, bir yarbay olarak başladığı savaşta rütbesini bileğinin hakkıyla, kanıyla, dehasıyla söke söke almıştır. onu "sıradan bir yarbay" olarak göstermeye çalışmak, tam da bu destansı gerçeğin üzerini örtmeye çalışan acizliğin saçmalamasıdır.
"ordu komutanı bir almandı, liman von sanders'ti."
teknik olarak doğru, 5. ordu komutanı liman von sanders'ti. sanders'in savunma planı, düşmanı saros körfezinde beklemek üzerine kuruluydu ve bir fiyasko olacağı diğer subaylar arasında da konuşulan bir gerçeklikti. düşman arıburnu'na çıktığında, durumu ilk kavrayan ve kendi bölgesindeki birliği inisiyatif alarak o noktaya sevk eden mustafa kemal oldu. sanders'in aklı başına gelip emir verdiğinde, mustafa kemal çoktan düşmanı durdurmuştu bile.
ağustos ayındaki anafartalar çıkarmalarında ise ingilizler neredeyse zaferi kazanmak üzereyken, komuta kademesindeki kriz ve panik üzerine liman von sanders, bizzat gidip anafartalar grup komutanlığı görevini mustafa kemal'e vermiştir. ve mustafa kemal, dağılmış birlikleri bir gecede toparlayarak kazandığı zaferlerle hem arıburnu'nu hem anafartalar'ı kurtarmıştır. yani evet, bir alman ordu komutanı vardı; ama o alman komutanın sefilliğini toparlayan da "o yarbay" mustafa kemal'di.
"cevat paşa ve esat paşa da vardı."
elbette vardı! onlar da bu vatanın kahramanları ve haklarını ödeyemeyiz. ama bu, tarihin en ucuz saptırma yöntemlerinden birinde kullanılmalarına gerekçe olunca cevap yazmak şart oluyor. önce cevat ve esat paşa olarak ortaya sürülen isimlerin kim olduklarını kısaca yazalım.
cevat (çobanlı) paşa 18 mart kahramanıdır. müstahkem mevki komutanı olarak deniz savaşlarının zaferindeki en büyük pay sahiplerindendir. onun kahramanlığı, boğazın demir kapılarını düşman donanmasına kapatmasıdır. bu, savaşın birinci perdesidir. esat (bülkat) paşa, mustafa kemal'in de bağlı olduğu 3. kolordu'nun komutanıdır. çok değerli bir komutandır ve büyük hizmetleri olmuştur.
ancak kimse kusura bakmasın, kara savaşlarının seyrini değiştiren, düşmanın beklemediği o hamlesi ve cüretkarlığıyla imkansız görüneni başaran, ve bugün destan olarak tarihte yer edinmiş anıları türk tarihine yazdıran kişi mustafa kemal'dir. yabancı tarihçilerin bile "bir tümen komutanı bir savaşın kaderini ancak bu kadar değiştirebilirdi" diye yazdığı kişidir.
kısacası, bu söylemler, tarihi rütbe ve makamlardan ibaret zanneden, bir olayın ruhunu, kritik anlarını ve o anlarda sahneye çıkan dehaları kavrayamayan ya zavallı, ya da fitne peşinde koşan bir zihniyetin ürünüdür. onlara göre çanakkale'de liman von sanders isimli bir alman müdür, cevat ve esat paşalar isimli iki bölüm şefi ve mustafa kemal isimli de başarılı bir ekip lideri vardı.
bu kadar basit, bu kadar yüzeysel, bu kadar ruhsuz bir bakış açısıyla tarihi anlamak yerine, işlerine gelecek şekilde çarpıtmaya çalışanların atatürk'ü "sadece bir yarbay" olarak görmesi doğaldır. çünkü çanakkale'de bir "yarbayın" inisiyatif alıp bir vatanın kaderini değiştirmesi, onların sığ beyinlerinin alamayacağı kadar büyük bir hadisedir.
devamını gör...