nagyrev'in melek yapıcıları
başlık "ateist kaplumbağa" tarafından 04.01.2022 22:22 tarihinde açılmıştır.
1.
zsuzsanna fazekas adlı bir ebenin öncülüğünde macaristan’ın nagyrev kasabasındaki bir grup kadın 1914-1929 yılları arasında 40 kadar erkeği ve çocuğu zehirledi. hatta bazılarına göre bu rakam 300 bazılarına göre ise 400'ü buluyor. mevzu esasen toplu seri katillik örneği olması açısından tarihte önemli bir yere sahip. bu ablalar neden böyle bir yola meyletti amaçları neydi diye soracak olursanız yine farklı farklı cevaplarla karşılaşıyorsunuz. bazılarına göre bunları hepsi kafayı kırmış psikopatlardı ve fazekas bu bu psikopatları domino taşı misali harekete geçirmişti. bu konuyla ilgili the angel makers adlı kurgu kitabı yazan jessica gregson gibilerse olayın tamamen kadınların içinde bulunduğu toplumsal şartlar sebebi ile geliştiğini ve kadınların tabiri caizse üzerlerindeki toplumsal baskı sebebiyle bu eylemleri yapmak zorunda kaldıkları noktasında görüş belirtiyor. baktığınız zaman bu noktada kendilerine kısmen hakta verilebilir. zira o dönemin şartlarındaki macaristan ciddi anlamda katı bir katolik inanç içerisinde yaşıyor ve anadolu coğrafyasındaki çocuk gelin kavramı o dönem özelinde macarlarda da var. katı katolik tutumun boşanmayı yasaklandığı da bir vakıa. yani kadınların kocaları onlara ne yaparlarsa yapsınlar kadınların onlardan boşanma hakları yok. çocuk yaşta başlayan evlilik içi tecavüzler, şiddet ve baskının bir nevi açığa çıkması gibi bir durum söz konusu.
mevzu şöyle gelişiyor; fazekas yasadışı olarak kürtaj yapıyor. hatta bu yüzden tutuklanıyor falan. ancak kendisine kürtaj yaptırmaya gelenlerin ardı arkası kesilmiyor. bir nevi zor durumdaki kadınların kurtarıcısı en nihayetinde ülke savaşta olduğu için kadın hakkındaki suçlamalar düşürülüyor. mevzunun üzeri kapatılmak isteniyor bir nevi. ancak kocaları yokken her işlerini kendileri yapan ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanan kadınlar. kocalarının bu şiddet ve baskı dolu tutumlarıyla savaş sonrası tekrar karşılaşmak istemiyorlardı ve ne yazık ki boşanma seçenekleri de yoktu. hal böyle olunca bu sıkışmışlık durumu içerisinde kendilerine daha önce yardımcı olmuş olan fazekas'a gidiyorlar. ebe, kadınların çaresizliğini ve yaşadıklarını bildiği için bunu bir fırsat olarak görüyor ve belirli ücret karşılığında kadınları kocalarından kurtarabileceğini söylüyor. çözümü ise basit; kocaların arsenik marifetiyle zehirlenmesi. olaylar bu şekilde başlıyor ve sonra saçma bir noktaya doğru gidiyor. kocalarından kurtulan kadınların bir kısmı miras hakkı elde edebilmek adına ebeveylerini falan zehirlemeye başlıyor. daha da fenası rızaları hilafına doğurdukları çocukları da zehirlemeye başlıyorlar. olay tam bir delilik halini almaya başlıyor. kadınlar bir şekilde bu olayları fazekas'ın öncülüğünde gizli tutmayı başarmışlar. ölüm belgeleri vesaireler falan fazekas tarafından kadınlardan bazılarının yardımlarıyla dosyalanıp, sümen altı edilmiş. ama bir yerde kendilerini ele vermişler.. bu nasıl ve ne şekilde gelişmiş bununla ilgili de net bir bilgi yok. anlatıldığına göre olay ortaya çıkınca fazekas polis kendisini tutuklamaya gelmeden evvel pek çok insanın ölümüne sebep olduğu o çok kıymetli arseniğini kullanarak intihar ediyor ve layığını buluyor. diğer kadınlar içinse hukuki süreç başlıyor. mezarlar açıldığında ölen çoğu adamın ve çocuğun kanında arsenik bulunuyor ve zehirlenerek öldürüldükleri anlaşılıyor. konuyla ilgili psikopat ebenin müşterisi olan 34 kadın ve 1 erkek tutuklanmış. dosyadan 12 müebbet hapis 8 idam cezası çıkıyor. ancak mevzu sadece iki kişinin idamı ile sonuçlanıyor.
tabi kadınlara yaşatılanların tetiklediği bu toplu delilik hali sonrasında nagyrev'deki erkekler adam olmuşlar * cesetler mezardan çıkarıldıktan sonra kasabada resmen bir zihinsel devrim yaşanmış. derler ki; macaristan'ın eşlerine karşı en anlayışlı erkekleri nagyrev'den çıkarmış * olayı merak edip daha genişçe meseleyi öğrenmek isteyenler gregson'un yazdığı kitabı okuyabilirler. kurgusal yanları olsa da olaya dair en geniş bakış açısının yansıtıldığı çalışmadır diyebiliriz. neyse vallahi şiştim.
alın o ablalardan bazılarının cezaevine götürülürken ve mahkemedeyken çekilmiş fotoğraflarından bazıları;


değerli hemcinslerim akıllı olun! bizim coğrafya da sıkıntılı bir coğrafya kadınları delirtip başınıza iş açmayın derim. *
mevzu şöyle gelişiyor; fazekas yasadışı olarak kürtaj yapıyor. hatta bu yüzden tutuklanıyor falan. ancak kendisine kürtaj yaptırmaya gelenlerin ardı arkası kesilmiyor. bir nevi zor durumdaki kadınların kurtarıcısı en nihayetinde ülke savaşta olduğu için kadın hakkındaki suçlamalar düşürülüyor. mevzunun üzeri kapatılmak isteniyor bir nevi. ancak kocaları yokken her işlerini kendileri yapan ve ekonomik bağımsızlıklarını kazanan kadınlar. kocalarının bu şiddet ve baskı dolu tutumlarıyla savaş sonrası tekrar karşılaşmak istemiyorlardı ve ne yazık ki boşanma seçenekleri de yoktu. hal böyle olunca bu sıkışmışlık durumu içerisinde kendilerine daha önce yardımcı olmuş olan fazekas'a gidiyorlar. ebe, kadınların çaresizliğini ve yaşadıklarını bildiği için bunu bir fırsat olarak görüyor ve belirli ücret karşılığında kadınları kocalarından kurtarabileceğini söylüyor. çözümü ise basit; kocaların arsenik marifetiyle zehirlenmesi. olaylar bu şekilde başlıyor ve sonra saçma bir noktaya doğru gidiyor. kocalarından kurtulan kadınların bir kısmı miras hakkı elde edebilmek adına ebeveylerini falan zehirlemeye başlıyor. daha da fenası rızaları hilafına doğurdukları çocukları da zehirlemeye başlıyorlar. olay tam bir delilik halini almaya başlıyor. kadınlar bir şekilde bu olayları fazekas'ın öncülüğünde gizli tutmayı başarmışlar. ölüm belgeleri vesaireler falan fazekas tarafından kadınlardan bazılarının yardımlarıyla dosyalanıp, sümen altı edilmiş. ama bir yerde kendilerini ele vermişler.. bu nasıl ve ne şekilde gelişmiş bununla ilgili de net bir bilgi yok. anlatıldığına göre olay ortaya çıkınca fazekas polis kendisini tutuklamaya gelmeden evvel pek çok insanın ölümüne sebep olduğu o çok kıymetli arseniğini kullanarak intihar ediyor ve layığını buluyor. diğer kadınlar içinse hukuki süreç başlıyor. mezarlar açıldığında ölen çoğu adamın ve çocuğun kanında arsenik bulunuyor ve zehirlenerek öldürüldükleri anlaşılıyor. konuyla ilgili psikopat ebenin müşterisi olan 34 kadın ve 1 erkek tutuklanmış. dosyadan 12 müebbet hapis 8 idam cezası çıkıyor. ancak mevzu sadece iki kişinin idamı ile sonuçlanıyor.
tabi kadınlara yaşatılanların tetiklediği bu toplu delilik hali sonrasında nagyrev'deki erkekler adam olmuşlar * cesetler mezardan çıkarıldıktan sonra kasabada resmen bir zihinsel devrim yaşanmış. derler ki; macaristan'ın eşlerine karşı en anlayışlı erkekleri nagyrev'den çıkarmış * olayı merak edip daha genişçe meseleyi öğrenmek isteyenler gregson'un yazdığı kitabı okuyabilirler. kurgusal yanları olsa da olaya dair en geniş bakış açısının yansıtıldığı çalışmadır diyebiliriz. neyse vallahi şiştim.
alın o ablalardan bazılarının cezaevine götürülürken ve mahkemedeyken çekilmiş fotoğraflarından bazıları;


değerli hemcinslerim akıllı olun! bizim coğrafya da sıkıntılı bir coğrafya kadınları delirtip başınıza iş açmayın derim. *
devamını gör...
2.
her zaman şöyle düşünmüşümdür: erkeklerde inanılmaz bir cesaret var!
her gün yedikleri yemeği hazırlayan kadınları dövmek, eziyet etmek hakikaten cesaret işi.
pamuk ipliğine bağlı yaşamları, bir top kibritin (kükürt) ucunun toz edilip yemeğe atılmasına bağlı..
ve onlar bunu hiç düşünmeden, her gün yaptıkları yemeği yedikleri kadınlara eziyet ediyor.
kadınlar ise, ne kadar zulüm görürlerse görsünler, böyle bir şeye yeltenmiyorlar. öğrenilmiş çaresizliğin en acısı sanırım bu.
köyde ki ebenin, çaresizliği kırmanın yolunu öğretmesi muazzam.
ışığı gören, yolun içine girmiş. harika bir hikaye bu...
her gün yedikleri yemeği hazırlayan kadınları dövmek, eziyet etmek hakikaten cesaret işi.
pamuk ipliğine bağlı yaşamları, bir top kibritin (kükürt) ucunun toz edilip yemeğe atılmasına bağlı..
ve onlar bunu hiç düşünmeden, her gün yaptıkları yemeği yedikleri kadınlara eziyet ediyor.
kadınlar ise, ne kadar zulüm görürlerse görsünler, böyle bir şeye yeltenmiyorlar. öğrenilmiş çaresizliğin en acısı sanırım bu.
köyde ki ebenin, çaresizliği kırmanın yolunu öğretmesi muazzam.
ışığı gören, yolun içine girmiş. harika bir hikaye bu...
devamını gör...