genç bir kadının ölümü hakkında yaptıkları otopsi esnasında tuhaf ve gizemli bilgiler edinen adli tıp uzmanı bir baba ve oğlunun heyecan ve gerilim dolu hikayesini izlediğimiz film 2016 yapımı bir korku filmidir. norveçli yönetmen andré øvredal imzası taşıyan filmin başrollerinde emile hirsch, brian cox ve ophelia lovibond'u izliyoruz. imdb: 6.8
yönetmen:
andré øvredal
oyuncular:
brian cox
emile hirsch
ophelia lovibond
michael mcelhatton
olwen catherine kelly
andré øvredal
oyuncular:
brian cox
emile hirsch
ophelia lovibond
michael mcelhatton
olwen catherine kelly
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "tekrar twin peaks’e başlayacağım galiba" tarafından 26.12.2021 14:25 tarihinde açılmıştır.
1.
2016 yılında vizyona girmiş, andré øvredal isimli norveçli klişe babasının yönetmen koltuğunda bulunduğu, başka sözlük platformlarında öve öve bitiremedikleri ve bundan dolayı "insanlar bunu nasıl beğenir laaaaaaan?!" nidalarıyla duvara kafa atmamı sağlamış, harika başlayıp rezalet biten, kısa süresi olmasına rağmen o kısa süreye bile yazık olmuş hissiyatı yaratan leş film...
spoiler vermeden kısaca filmin iyi ve kötü! taraflarını biraz anlatalım o halde, değil mi?
film öncelikle harika başlıyor! adli tıp memuru baba ve oğul, eğlenceli bir biçimde otopsi yapıyorlar, sahi nesi eğlenceli olabilir ki bunun diye düşünebilirsiniz lakin radyoda açılmış tatlı bir şarkı ve bir babanın, oğluna öğretmek istediği birçok kısım ile çok samimi ve içten bi hava veriyor film başlarken.
devam ediyor, kimliği belirlenememiş bir ceset getiriyor polisler bu baba ve oğula, diyorlar ki, "bir gün içerisinde en azından ölüm nedenini bulalım şunun, kimdir, nedir, neyin nesidir bilmiyoruz..."
bu baba ve oğul biraz tuhaf açıkçası, baba rolündeki abimiz, kadının midesindeki yiyecekler, içecekler, soluduğu havanın ciğerlerindeki tahribatına kadar nereden gelmiş olacağını bulabileceğini ve bu kadının arama haritasını biraz olsun küçültebileceğini düşünüyor...
filmin gizem kısmı da burada daha yüksek bir yere çıkıyor, çooook güzel bir kadın var otopsi masasında ve çok sağlıklı gözüküyor ama bizim baba-oğul kadın vücuduna neşteri batırdıktan sonra işler bambaşka yerlere gidiyor çünkü bu kadının çektiği acılardan tutun, ciğerlerinin nüfus ettiği hava bambaşka bir şey!
filmin kırılma noktası da ilk neşterin batırılmasından sonra başlıyor, film harika bir yere gidecek iken her dakika geriye gitmeye başlıyor ve klişe kısmından dolayı leş bir hale bürünüyor, nasıl mı?
kendi kendine değişen radyolar, açılıp kapanan ampuller, havalandırmadan gelen tuhaf sesler, kırılan kapının ortasındaki delikten bakarken biriyle göz göze gelmek falan...
tamam bir korku filmi izliyoruz ama en azından bunu farklı bir mantık çerçevesine oturtur insan, paranormal olayı bir mantık çerçevesine oturtamazsın tabi ama böylesine gizemli bir olayı birkaç tık mantığa yaklaştırır insan, mantıktan çok uzağa götürmüş senaryosunu da yazan sevgili yönetmen. bu arada bazı insanlar keith ablow'un harika romanının film uyarlaması sanmış, keşke baştan belirtseydim alakası yok.
sonu bir yere bağlanmaya çalışılmış ama oldukça havada kalmış, sırf ikinci filmin çekilmesi için de soru işaretleri kısmından dolayı zevk alınmış gibi...
izlemeyin, izlettirmeyin, bu filmi seven insanlarla aranızı da bozun.
spoiler vermeden kısaca filmin iyi ve kötü! taraflarını biraz anlatalım o halde, değil mi?
film öncelikle harika başlıyor! adli tıp memuru baba ve oğul, eğlenceli bir biçimde otopsi yapıyorlar, sahi nesi eğlenceli olabilir ki bunun diye düşünebilirsiniz lakin radyoda açılmış tatlı bir şarkı ve bir babanın, oğluna öğretmek istediği birçok kısım ile çok samimi ve içten bi hava veriyor film başlarken.
devam ediyor, kimliği belirlenememiş bir ceset getiriyor polisler bu baba ve oğula, diyorlar ki, "bir gün içerisinde en azından ölüm nedenini bulalım şunun, kimdir, nedir, neyin nesidir bilmiyoruz..."
bu baba ve oğul biraz tuhaf açıkçası, baba rolündeki abimiz, kadının midesindeki yiyecekler, içecekler, soluduğu havanın ciğerlerindeki tahribatına kadar nereden gelmiş olacağını bulabileceğini ve bu kadının arama haritasını biraz olsun küçültebileceğini düşünüyor...
filmin gizem kısmı da burada daha yüksek bir yere çıkıyor, çooook güzel bir kadın var otopsi masasında ve çok sağlıklı gözüküyor ama bizim baba-oğul kadın vücuduna neşteri batırdıktan sonra işler bambaşka yerlere gidiyor çünkü bu kadının çektiği acılardan tutun, ciğerlerinin nüfus ettiği hava bambaşka bir şey!
filmin kırılma noktası da ilk neşterin batırılmasından sonra başlıyor, film harika bir yere gidecek iken her dakika geriye gitmeye başlıyor ve klişe kısmından dolayı leş bir hale bürünüyor, nasıl mı?
kendi kendine değişen radyolar, açılıp kapanan ampuller, havalandırmadan gelen tuhaf sesler, kırılan kapının ortasındaki delikten bakarken biriyle göz göze gelmek falan...
tamam bir korku filmi izliyoruz ama en azından bunu farklı bir mantık çerçevesine oturtur insan, paranormal olayı bir mantık çerçevesine oturtamazsın tabi ama böylesine gizemli bir olayı birkaç tık mantığa yaklaştırır insan, mantıktan çok uzağa götürmüş senaryosunu da yazan sevgili yönetmen. bu arada bazı insanlar keith ablow'un harika romanının film uyarlaması sanmış, keşke baştan belirtseydim alakası yok.
sonu bir yere bağlanmaya çalışılmış ama oldukça havada kalmış, sırf ikinci filmin çekilmesi için de soru işaretleri kısmından dolayı zevk alınmış gibi...
izlemeyin, izlettirmeyin, bu filmi seven insanlarla aranızı da bozun.
devamını gör...
2.
aslında fikir olarak diğer geleneksel cadı filmlerinden oldukça farklı ve özgündür. jane doe'ya yapılan otopsi, her kademede baba ve oğulun keşifleri şaşırtıp merak uyandırıyor. film, korku-gerilim filmlerinde klişe kabul edilen çoğu şeyle bezenmiş olsa da, genel izleyicinin beğendiği baba ve oğulun uyumu/dinamiği de dahil olmak üzere, bence en büyük problem baba-oğul uyumsuzluğu ve yönetmenin oyuncu yönetiminde sınıfta kalmış olması. kızın bedeninden çıkan manyaklığı izleyenlere geçiremiyorlar, izlerken doğaüstü güçlere verilebilecek tepkilerin neredeyse hepsi yetersiz. yoksa konu, final de dahil olmak üzere acayip başarılı olabilirdi.
ben bittikten sonra devamı gelir, kadro yenilenir, hataların üstü kapatılıp, kızın vücudundaki hasarlarla salem cadı mahkemelerine, hatta cadılık ritüellerine kadar inilir diye bekliyordum ama yönetmen filmin devamı için açık kapı bırakmasına rağmen, üstüne çok iş yaptı ve projeyi rafa kaldırdı. ne yazık ki, bu parlak fikir, yetersiz icra nedeniyle hak ettiği kült statüsünü kazanamamış bir ''ya olsaydı'' hikayesi olarak kaldı.
filmin ilginç bir detayı olarak, yönetmen jane doe'yu ''mükemmel ölü'' şeklinde canlandıracak olan oyuncuyu, özellikle yoga bilgisi ve nefes kontrolü yeteneği olanlar arasından seçmiş; madem bu kadar detaycısın, filmin içine neden ettin dedirtmiştir.
böh: tüh film.
ben bittikten sonra devamı gelir, kadro yenilenir, hataların üstü kapatılıp, kızın vücudundaki hasarlarla salem cadı mahkemelerine, hatta cadılık ritüellerine kadar inilir diye bekliyordum ama yönetmen filmin devamı için açık kapı bırakmasına rağmen, üstüne çok iş yaptı ve projeyi rafa kaldırdı. ne yazık ki, bu parlak fikir, yetersiz icra nedeniyle hak ettiği kült statüsünü kazanamamış bir ''ya olsaydı'' hikayesi olarak kaldı.
filmin ilginç bir detayı olarak, yönetmen jane doe'yu ''mükemmel ölü'' şeklinde canlandıracak olan oyuncuyu, özellikle yoga bilgisi ve nefes kontrolü yeteneği olanlar arasından seçmiş; madem bu kadar detaycısın, filmin içine neden ettin dedirtmiştir.
böh: tüh film.
devamını gör...
"otopsi (film)" ile benzer başlıklar
otopsi
18
