alen yazar profili

alen kapak fotoğrafı
alen profil fotoğrafı
rozet
karma: 8680 tanım: 393 başlık: 184 takipçi: 37

son tanımları | başucu eserleri


nick vererek bir yazara seslen

#3827525 al, oku, açıl.

söylemediğim şeyleri söylemişim gibi gösterip konuyu kendi konfor alanına çekmeye çalışman, aslında argümanlarımın ne kadar isabetli olduğunu ama senin bunu kabullenmek istemediğini gösteriyor. çeyrek asırlık tecrübeni; meseleyi ''iyi yazarlar her yerde var'' gibi zaten aksini iddia etmediğim sığ bir noktaya hapsetmek için kullanman, bunu bir vizyon eksikliğiyle tepside sunman fena.

ben sözlük formatının disiplininden ve zorluğundan bahsediyorum, kalkmış bana ''ama forumda da iyi yazarlar var'' diyorsun; ne alaka? ''çeyrek asırdır forumlardayım'' deyip konuyu benim argümanlarımdan koparıp kendi özgeçmişine getiriyorsun; ne alaka? ben ''kolektif bellek'' diyorum, sen ''chatbox'la karıştırdınız sanırım'' diyerek meseleyi sığ bir teknik kıyaslamaya indirgiyorsun; ne alaka? konuyu kişiler ve tecrübeler üzerinden sığ bir tartışmaya çekip kendi çeyrek asrını mı kahramanlaştırmaya çalışıyorsun? ne alaka!

ben kişilerin kalitesini değil, formatın o kişileri neye dönüştürdüğünü anlatıyorum. senin ''arama motoru'' diye basitleştirdiğin şey aslında bir kütüphane disiplini; benim ''zihinsel mesai'' dediğim şey ise bir konuyu car car car diyalog gürültüsünden kurtarıp kayda geçirme çabası.

forum ne kadar kaliteli olursa olsun bir etkileşim alanıdır, sözlük ise bir ''kayıt'' alanıdır. harika bir tartışma yürütmüş olman, ortaya  kült bir kaynakça bıraktığın anlamına gelmez. zaten bilmem kaç asırlık birikimi, anlık bir sohbetin uçuculuğuyla aynı kefeye koyabiliyorsan; aslında kendi emeğini ve bunca yılını benim yerime sen değersizleştiriyorsun demektir; paşa keyfin bilir.

kimin ne kadar iyi yazdığından ziyade, geriye neyin, ne şekilde kaldığına bakarsan farkı zaten görürsün; tabii 25 yıllık alışkanlıkların buna izin verirse.  kendini bir forumun sadık koruyucusu ilan edip, her farklı analizi ''saldırı'' sanarak savunma hattı kurman senin tercihin; ama bu durum senin 25 yıldır içinde olduğun yapının sınırlarını benim vizyonumla genişletmeyeceği gibi, sadece senin o yapının içinde ne kadar hapsolduğunu kanıtlar.

okuduğunu zerre anlamlandıramamışsın, daha fazla söyleyecek bir şeyim yok. manipülasyonunu ifşa ettim, tecrübe oscar'ını verdim, kapımı da kilitledim; hayırlı etkileşimler.

-silinecek, çok net!
devamını gör...

sözlük yazarlığı

öncelikle interaktif ortamda yazar olmanın kimseyi prens ya da prenses yapmadığını belirteyim.

sözlükler ve forumlar arasındaki benzerlik sadece "yazı tabanlı" olmalarından ibaret; aslında iki mecranın temel varoluş amaçları birbirine zıt. forumlar kullanıcıların birbirine cevap verdiği, daha diyalog odaklı yapılar. sözlükler ise bir konuyu merkeze alan, tanımlamayı amaçlayan ve zamanla biriken bir kolektif bellek, şak diye kapanmazsa, geleceğe kalıcı bilgi birikimi oluşturma amacı taşır. birinde amaç "sohbet", diğerinde ise "kayıt"tır.

üyelik şartlarının kolaylığını işin niteliğiyle karıştırmak, eline her kalem alanın kendini kitap yazarı sanması kadar büyük bir yanılgı. yazarlık bir kayıt formunu doldurmak değil; klavyenin başında verilen ve kişiden kişiye değişen zihinsel-fikirsel mesai, mecranın seni zorladığı kafa emeği.

dünyanın en iyi yazarı bile forumda sadece havadan sudan konuşmuş olur ama sözlükte o konunun ne olduğunu herkese anlatmak, yani bir ''imza'' bırakmak zorundadır. bu farkı boş verip işi sadece ''kapıdan giren herkes üye oluyor'' basitliğine indirgemek, yazarlığı sadece klavye kullanmak sanmak gibi. asıl olay, gerçekten kayda değer bir şeyler bırakabilmek.

zaten artık o anonimlik ve bir şeyler yazma derdi, yerini hızlı tüketime ve kişisel şovlara bıraktı. sözlük sahiplerinin çoğunun temada kullanımı serbest bırakmasıyla birlikte, eski tanım düzeni de kalmadı ve her yer bildiğin foruma döndü. şimdi herkesin konuştuğu ama kimsenin birbirini gerçekten okumadığı bu sessiz gürültüde, sözlükçülük de o kendine has ruhunu kaybedip sıradanlaşıyor. önceleri matah bir şey olarak görülürken, şimdilerde zerre önemi olmayan, gayet vasat bir şey olarak tanımlanıyor.

kişiden kişiye değişebilir tabii.
devamını gör...

the carpenter's son

konu daha önce hiç işlenmemiş bir mevzu ama resmen harcamışlar, olduramamışlar. biraz ürkütücü köy havası vermeye çalışmışlar, kutsal metinlerden yürüdükleri için de dini korku olmuş ama aslında olay tamamen babanın kafasındaki o psikolojik gerilim. thomas'ın çocukluk incili'ni okumadım ama filme aktardıkları kısımları da pek tutmadım.

yüzeysel baksan; tuhaf, sürekli sağını solunu kurcalayan, kendini keşfetmeye çalışan bir çocuk var. babası ise inançtan içi boşalmış, çocuğu sanki evlat değil de sırtında bir yük gibi, ölmesin diye mi uğraşıyor gücünü keşfetmesin diye mi belli değil; sürekli bir korku, bir panik...

anası desen zaten pasiflikten ölmüş, ne babaya dur diyebiliyor, ne çocuğa nefes aldırabiliyor. araya bir de şeytan diye bir tip atmışlar ama o köyde ne işi var, neden orada belli değil. eziyet çeken köylüler de sadece ortam gerilsin diye figüran yapılmış. yani o güzelim potansiyeli almışlar, yusuf'un karanlık korkularında boğup gitmişler.

zaten başta aktarım sıkıntısı var gibi, önce bi' konuya üç müneccimden gir, olmadı onları kötü göster bilmeyene bir anlat bu işin başı nedir diye. zart diye çocuk doğdu, beytüllahim yıldızı göründü ailecek topukladınız. ben anlamlandıramadım bu filmi, aynı kahve taştı ocak battı gibi.

tanım:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

normal sözlük

mevcut başlıklara girdiği tanımları mantıksız olmadığı halde bir yazara neden ceza verildiğini anlamadığım sözlük. tanım girdiği şekilde ve benzeri başlıklar açan yazarlara da aynı muamele yapılsın o zaman? ceza ve sözlükten sallanma köprüsünü iyi kurmak lazım. sözlük içten kopuyor aslında da, yaşasın kankacılık mıdır nedir? adalet kantarını iyice bozarsanız, yarın tartacak yazar bulamazsınız.
devamını gör...

wc aynalarının 1.96'lık insanlara göre yapılmıyor oluşu

yazarların engellediği yazar adedi

engellediğim kimse yok, zihnen elediklerim yetiyor; kara liste şampiyonlar ligi gibi. tanım okumadan önce direkt nick'e bakıyorum ki vaktim boşa gitmesin.
devamını gör...

online dilencilik

kendi çapsızlığını kurgusal mağduriyetler veya duygu istismarıyla pazara çıkaran; bazen anlamsızca sağa sola saldırarak insanları öfke tuzağına düşüren ve algoritma köleliği üzerinden etkileşim dilenen yozlaşmış sistemin adı; reaksiyon tüccarlığı.
devamını gör...

keith haring

işe ilk olarak metro istasyonlarındaki reklam panolarına çizim yaparak başlayan sanatçı. mala-mülke kalıcı zarar verip başını belaya sokmamak için sprey boya yerine tebeşiri seçmiş; başı aynasızlarla belaya girdiğinde, her seferinde ''ben sadece kağıdı boyuyorum, tebeşiri kolayca silebilirsiniz'' diyerek kendini savunmuştur.

karakterlerini tamamlamak ve bir sonraki konseptini belirlemek için insanların tepkilerini ölçmüş, yani sanatını etki-tepki süreci üzerinden inşa etmiştir. bakınca ''bu ne lan'' diyebileceğiniz, en sık çalıştığı radiant baby ve barking dog keith'i tanıtan iki iştir. politik ve provokatif duruşuyla yaptığı, tam manasıyla sokak diliyle siyasettir.

tamamen taslaksız, kafasındaki görseli bir köşeden başlayıp elini hiç kaldırmadan bitiriyor. bazı figürleri birbirine bağlamadan öylece bırakıyor ki, anlamı tamamen bakanın kafasına göre şekillensin. sanat, sanat, san-at...

tanınması sonrasında sanat alemine bulaşan sanatçımız grace jones'a body paint yapmış, madonna'ya kendi stilinde üst baş bile giydirmiştir. ünlü olup parayı bulduktan sonra bile ruhunu satmamış; her zaman ''art is for everybody'' kafasında olduğu için fiyakasını bozmadan metroya inip çizmeye devam etmiş, 31 yaşında aids'ten gidene kadar tebeşiriyle dünyaya kafa tutan gerçek bir ikon olarak tarihe geçmiştir.
devamını gör...

olmaz lafını kabul etmiyorum bunu yasakladım diyen hanım

hıı... açıyı biraz genişleteyim; hayal üzerine, absürt bir karikatür çizmeye çalışayım:

''olmaz'' kelimesi yasak ve diyelim ki hanım, eli maşalı bir hanım. o zaman bu erkek için hanımından yediği tekme ruhuna hassas bir dokunuş, yüzünde patlayan tokat bir aşk öpücüğü, yediği terlik ise bir evlilik yıldönümü hediyesidir. dayak yemeyi bile ayrıcalık, bir ilgi görme biçimi olarak kabul eden; ''beni dövüyor ama bak sadece beni dövüyor, başkasını değil, demek ki beni seçti'' diyerek hayallenen, hanımın öfkesini bile lütuf sayan erkektir.
devamını gör...

disclosure day

14 milyon görüntülenme, falaaaan...

sen git, close encounters of the third kind ile sinemada huşuyu, e.t. ile saf çocuksu masumiyeti, jurassic park ile teknolojik ruh devrimi yarat; sonra gel, kariyerinin son demlerinde karşımıza bu ruhsuz, plastik ve görsel olarak iflas etmiş nekşflikşsel fragmanlı disclosure day ile çık. bu konular tane tane işlendi, daha ne katabilirsin ki? bu ne şimdi?

emily blunt'ın * o filtre koması suratından çıkan sesler uzaylıların mesajı değil, spielberg’in sinema alemindeki can çekişme sesleri herhalde. özellikle son sahnedeki cgi olayının berbatlığı nedir? bazı yönetmenler teknolojiye öyle bir aşık oluyorlar ki, spielberg de teknoloji sarhoşluğuna yenik düşmede adeta bir atom bombası kıvamına gelmiş. belli ki yeşil perde aşkı gerçek sinemanın fersah fersah ötesine geçmiş; gerçekle dijitallik arasındaki o hayati bağlantıyı tamamen kaybetmiş ya da göz doktoru kontrolüne gitme zamanı çoktan geçmiş.

ııyy: muhtemelen eski konuların geveleneceği, geviş getirileceği film.
devamını gör...

sözlük radyosu kaçak yayınları

kim bilir neler olacak bu yayında yine
kim bilir, kim bilebilir
kim bilir kaç şarkı ruhları besleyecek
kaç şarkı ''pooof'' denilerek yarıda kesilecek
kim bilir, kim bilebilir

kim bilir kaç güzel metin okunacak bu yayında
kah gülünecek, kah hüzünlenilecek
belki yayıncı ''çat'' diye okumayı kesecek
ya da tamamen okumaktan vazgeçecek
kim bilir, kim bilebilir

kim bilir yine alttan kimlere sövülecek
bazıları sağlam gömülecek
bazıları ise temiiiz temiiiz övülecek
kim bilir, kim bilebilir

ya yayın mest edecek
ya da dinleyiciye pes dedirtecek ama
ne olursa olsun yine iyi geçecek
ve alen kardeşin
seni yayın sonuna kadar dinleyecek, destek verecek
kah güldürecek, kah hüzünlendirecek, kah sinirlendirecek
kim bilir, kim bilebilir

buradan sonrasını uyduramadımdır
beynim çalışmadıdır
zugra, sence şiirle aram var mıdır?
güzel salladım mıdır?
kim bilir, kim bilebilir

-alen dale don dalen.
devamını gör...

pornocu olmak

"pornocu" kelimesinin küçümseyici veya gayriresmi tınısı nedeniyle, resmi ve kurumsal iletişimde kullanılması uygun değildir. iş başvuruları, cv'ler veya linkedın gibi profesyonel platformlarda mesleği yansıtmak adına daha kurumsal bir dil kullanmak için en uygun ve nötr ifadeler şunlar olabilir:

(bkz: pornografik film oyuncusu)
(bkz: yetişkin içerik performans sanatçısı)
(bkz: çıplak gerçeklik içerik geliştirme uzmanı)
(bkz: bağımsız stüdyo performans sanatçısı)
(bkz: sürdürülebilir ergonomi ve pozisyon uygulayıcısı)
(bkz: konusuz projeler için proaktif performans lideri)
devamını gör...

normal sözlük 40 yaş üstü yazarlar veritabanı

(bkz: aksakallı dedeler bastonlu neneler)
devamını gör...

fotoğrafın hikayesi

3-4 tane daha sembolikleşmiş yer var ama fotoğraftaki muazzam mekan, ispanya'nın asturias bölgesindeki llanera kasabasında bulunan 100 yıllık santa barbara kilisesi'nin sadece bir bölümü. kilise, iç savaştan sonra onarılmadan kaderine terk edilmiş ve onlarca yıl harabe olarak kalmış.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
2014 yılında bir grup kaykay tutkunu kardeş, parlak bir fikirle burayı bir skatepark'a dönüştürmek için kitle fonlaması başlattı ve dünyanın dört bir yanındaki sanatseverler, bu girişime küçük miktarlarda bağışlar yaptı; daha sonra halk eşlik etti, projeyi fark eden red bull sponsorluk sağlayınca sürecin çehresi tamamen değişti ve hızlandı. devreye dünyaca ünlü madridli sokak sanatçısı okuda san miguel girdi ve kiliseyi dev bir tuval gibi kullandı.

sanatçı, yapıya kaos temple adını verdi ancak açıldıktan sonra halk ve ziyaretçiler tarafından skate church olarak adlandırıldı. 2015 yılında açılan mekan, geçen sene aralık ayında elektrik sisteminde çıkan bir arıza sonucu, içerisinin tamamen ahşap olması nedeniyle alevlerin hızla yayılmasıyla küle döndü. yeniden restorasyon konusu ise son halinden de anlaşılabileceği üzere tamamen kilit.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

sözlük erkeklerinin çok ponçik olması

sözlük deneyimi uzun ama burada henüz yeni bir yazar olarak; şimdiye kadar kurduğum iletişimlerde gerek nezaketleri, gerek fikir ayrılıklarındaki vakur duruşlarıyla, grileşmiş sözlük havasını benim açımdan dağıtan ponçiklerdir. yerim sizi; honki ponkiler, conkiler. *
devamını gör...

kılıç aslan

the sword and the claw diyeceksiniz...
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
tur-kiiiş star wars'umuz dünyayı kurtaran adam efsanesiyle ilgili şeylere hakimim ama bu filmin gerçekten çok acayip bir hikayesi varmış, hiç bilmiyordum. az önce okuduklarımdan sentezlediğim bilgiler şu şekilde: bizim buralarda ''eski bir cüneyt arkın filmi ve ehuheueh'' deyip geçtiğimiz kılıç aslan, meğer elin amerikalısı için tam bir hazine değerindeymiş. gavurlar bu filme resmen aşık olmuşlar.

unutulmuş ve kıyıda köşede kalmış filmleri kurtarmaya kendini adamış, bir nevi sinema dedektifliği yapan amerikalı agfa adlı şirket filmin kopyasını bulup, her zerresini 4k tarayıcıdan geçirip pırıl pırıl hale getirmiş. ismini de the sword and the claw olarak değiştirip, tam bir b-movie havasında tasarladıkları afişle birlikte blu-ray olarak piyasaya sürmüşler. içine de özel çizim posterler, filmin hikayesini anlatan broşürler eklemişler. yani adamlar bizim eski film deyip geçtiğimiz eseri, adeta paha biçilemez bir antikaymış gibi koruma altına almışlar.

2017 yılında film bulunmuş, 2018'de iyi formatta satışa sunulmuş. o kadar çok beğenilmiş ki avrupa'da ekstra baskılar falan yapılmış. filmi izleyenler, cüneyt arkın'ın dublörsüz performansını yere göğe sığdıramamış ve filmi ''gerçeküstü bir eğlence'' olarak tanımlamışlar. herhalde gerçeküstü eğlence dersin; en basitinden adama 10 kılıç giriyor sırttan, kılıçlarda zerre kan yok. cüneyt'in lakabı da the turkish lion olarak belirlenmiş; yakışır. *

devamını gör...

nickaltına övgüler dizilen yazarın fos çıkması

(bkz: balonu patlayan imaj tüccarı)
devamını gör...

başka bir yazar gibi entry gir

kedilerin en yoğun olduğu muhit olan bostancı'da çekilmiş, beni depresyona sokan, hanımcı kezo olan bir christopher nolan filmidir. lakin izledikten sonra ekşi tat verdiği için ''heyoooo, silkeyim böyle filmiii'' dedirtmiş; konusunu tam olarak söyleyemesek de başroldeki kaslı erkek alkışı hak etmiştir. :>

- 13 adet yazardan esinlenilmiştir; sataşma içermez. *
devamını gör...

cannibal holocaust

sadece tartışmalı bir film değil, aynı zamanda sinema tarihinde radikal ve dönüştürücü konumdadır. ilk olarak cinayet ve parçalanma sahnelerinde kullanılan özel efektler, 1980 yılında çekilmiş ve bu sahneler yüzünden mahkemelere kadar taşınmış bir film için hiper-gerçekçiliğin mükemmel derecede uygulandığının bir kanıtıdır.

found footage tekniği daha önce * kullanılmış olsa da, hem filmin konusu hem de yarattığı aşırı gerçekçilik hissi sayesinde türün öncüsü kabul edilir. zaten daha sonrasında bu konseptte en bilinen film the blair witch project'tir. cannibal holocaust'u bu kadar kalıcı ve rahatsız edici yapan şey, sadece kamera hareketleri ya da gerçekçi efektler değildir. film aynı zamanda şiddeti uzun süreli, grafik ve acımasız bir şekilde gösterdiği için, işkence pornosu denilen, rezalet alt türün görsel dilini ve felsefesini ilk kez belirleyen yapım olarak kabul edilir.

aslında filmdeki kabile yamyam olsa da, asıl iğrençleşen ''güya'' uygar batılı ekip filmin temel eleştirisidir. filmin kült kabul edilmesi ve sonraki ticari başarısının en büyük sebepleri yediği yasaklar, medya ve davalar sebebiyle milletin filmin peşine hunharca düşmesi yüzündendir.

eğer sinema tarihi, tür analizi ve eleştirisi sizin için önemliyse ve ''gerçek hayvan katliamları'' dahil olmak üzere aşırı derecede grafik şiddeti tolere edebileceğinize inanıyorsanız, izleyebilirsiniz.
devamını gör...

sevişmek için evin her noktasını değerlendiren çift

(bkz: interval antrenman)
devamını gör...
devamı...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim