polisin halkın tarafına geçme eğilimi göstermemesi
başlık "doomlord" tarafından 19.07.2025 19:37 tarihinde açılmıştır.
1.
otokrat rejimlerde en çok gözlemlenen durumdur. bu tarz iktidarlar halkın tamamen desteğini kaybettiğinde bile hala ayakta kalabilme riski taşır. peki bu nasıl olur? çok basit fiziksel güç yani polis ve ordu gücü ellerindedir.
peki polisler neden refleks olarak halk tarafına geçmezler? bu da emir-komuta-çıkar üçlüsü ile ilgidir. öncelikle askerler ve polisler insandır. insana ait tüm zaafları taşırlar. bu nedenle %100 başarı görmedikleri takdirde çıkarlarını korumak isteyebilirler.
bir de bazı görüşler empoze edilir. " sen halk için değil devlet için çalışmalısın. halk gelir geçer devlet kalır." bunu bilen iktidarlar da bu fiziksel gücü korumak için en başta " devlet = iktidar " algısını hemen vermeye çalışırlar.
normal sıradan iş yerlerini düşünün. bir haksızlık var. ama öne çıkmak istemiyorsun. neden? çünkü iş arkadaşların seni satabilir. işte bu nedenle polisler bireysel olarak hareket edemiyorlar. haliyle kurumsal kırılma gerekir. öbek öbek kopuşlar meydana gelmelidir.
halk her zaman güvenlik güçlerini ikna ederek amacına ulaşmış ve otokrat rejimleri devirmiştir. mesela romanya' da 1989 yılında polis ve asker halkı tercih edip cavusesku'yu devirmiştir. bu biraz düşmanın kılıcını elinden almak gibi bir şey.
bir de iktidar sayesinde polis olan bir grup var. her ülkede böyledir. bu durumda da polis iktidarı kendi varlığı olarak algılar. ikna edilemez. atmosfer bu şekildeyken polisler bireysel olarak " hangimiz iktidar karşıtı hangimiz değil acaba" diye merak eder ama emin olamadığından gruplaşamaz.
hitler almanyasına da baktığımızda durum böyleydi. hitler başa gelir gelmez polis gücünü kendine bağladı.
peki durum buyken nasıl oluyor da güvenlik güçleri bazı ülkelerde halkın tarafına geçip rejimleri sonlandırıyor? buradaki kritik nokta halkın " ölümden de korkmuyorum" diyerek hareket etmesi. klişe olsa da doğru olan bir şey var. kimse halkın önünde duramaz. sen silahın bile üstüne yürüdüğünde güvenlik güçleri ikna olmaya başlar. kopuşlar ve ayrı öbeklenmeler görülür.
sonuç olarak; öyle ya da böyle güvenlik güçleri ikna edilmek zorundadır.
peki polisler neden refleks olarak halk tarafına geçmezler? bu da emir-komuta-çıkar üçlüsü ile ilgidir. öncelikle askerler ve polisler insandır. insana ait tüm zaafları taşırlar. bu nedenle %100 başarı görmedikleri takdirde çıkarlarını korumak isteyebilirler.
bir de bazı görüşler empoze edilir. " sen halk için değil devlet için çalışmalısın. halk gelir geçer devlet kalır." bunu bilen iktidarlar da bu fiziksel gücü korumak için en başta " devlet = iktidar " algısını hemen vermeye çalışırlar.
normal sıradan iş yerlerini düşünün. bir haksızlık var. ama öne çıkmak istemiyorsun. neden? çünkü iş arkadaşların seni satabilir. işte bu nedenle polisler bireysel olarak hareket edemiyorlar. haliyle kurumsal kırılma gerekir. öbek öbek kopuşlar meydana gelmelidir.
halk her zaman güvenlik güçlerini ikna ederek amacına ulaşmış ve otokrat rejimleri devirmiştir. mesela romanya' da 1989 yılında polis ve asker halkı tercih edip cavusesku'yu devirmiştir. bu biraz düşmanın kılıcını elinden almak gibi bir şey.
bir de iktidar sayesinde polis olan bir grup var. her ülkede böyledir. bu durumda da polis iktidarı kendi varlığı olarak algılar. ikna edilemez. atmosfer bu şekildeyken polisler bireysel olarak " hangimiz iktidar karşıtı hangimiz değil acaba" diye merak eder ama emin olamadığından gruplaşamaz.
hitler almanyasına da baktığımızda durum böyleydi. hitler başa gelir gelmez polis gücünü kendine bağladı.
peki durum buyken nasıl oluyor da güvenlik güçleri bazı ülkelerde halkın tarafına geçip rejimleri sonlandırıyor? buradaki kritik nokta halkın " ölümden de korkmuyorum" diyerek hareket etmesi. klişe olsa da doğru olan bir şey var. kimse halkın önünde duramaz. sen silahın bile üstüne yürüdüğünde güvenlik güçleri ikna olmaya başlar. kopuşlar ve ayrı öbeklenmeler görülür.
sonuç olarak; öyle ya da böyle güvenlik güçleri ikna edilmek zorundadır.
devamını gör...