1.
saartjie baartman 1789’da büyük kalçalara sahip anatomik yapıları ile bilinen afrika’daki khoisan - hottentot kabilesi’nde dünyaya gelir.
“steatopygia” yani vücut yağının kalçalarda toplanması ve devasa vajinalara sahip olmaları bu kabilenin kadınlarının genetik özelliğidir.
saartjie, köle olarak bir çiftlikte çalışırken ona sarah diyen ingiliz bir doktor tarafından satın alınır. doktor onu londra’ya götürüp kafes içinde boynuna tasma takarak çocuk yaştaki kızı çıplak olarak sergileyip para kazanır.
1.60 mt boyu, oldukça çıkıntılı büyük kalçası ve epey büyük vajinası olan saartjie onu görmeye gelenlerin tacizine uğrar.

daha sonra parisli bir vahşi hayvan terbiyecisine satılır. hayvanlarla birlikte sirklerde gösterilerde kullanılmaya başlanan kızcağız, terbiyecisinin emirlerine uyan bir sirk hayvanı gibi görülür.
onun vücudu üzerinden değerlendirme yapılarak beyaz ırkın üstünlüğünü öven sözde bilimsel makaleler yazılır.
onu aşağılayan fransız sosyetesinin, bilim adamlarının ve avrupalı zengin erkeklerin saartjie ile cinsel ilişki yaşamak için sıraya girdiğini de eklemek lazım.
köle, hayvan, canavar olarak nitelendirdikleri bu afrikalı kadınla cinsel ilişki yaşamak için saartjie’nin sahibine avuç dolusu para dökülmesi ikiyüzlülüğün net bir göstergesi olarak tarihe yazılmıştır.
batı dünyası ona hottentot venüsü diyerek alay eder. insan olduğu bile unutturulmuş bu gencecik kadın çektiği zulüme dayanamaz ve ölür.
ne var ki napolyon’un cerrahı ve zoolog yazar george cuvier, üzerinde çalışmak için canavar diye tanımladığı sarah’ın bedenini parçalara ayırır.
bu parçalar daha sonra birleştirilerek mumyalanır ve paris’teki musee de l’homme’da halka açık bir şekilde sergilenir.
güney afrika'nın en eski halkı olan khoisanlılar 200 yıl boyunca kızlarının müzede sergilenen parçalarını geri ister.
ama fransızlar bu isteği “fransız müzelerinde sergilenen tüm eserler fransa’ya aittir” diye geri çevirir.
diana ferrus bir şiir yazar
seni eve götürmeye geldim.
eve, hatırlar mısın bozkırı?
yemyeşil çimeni büyük meşe ağaçlarının altındaki hava serindir.
orada güneş yakmaz.
bir tepenin eteğine serdim yatağını
battaniyen çalı çırpıyla ve nane yapraklarıyla çevrili,
sarı beyaz çiçeklerle kaplı
akarsuyun şarkısı işitiliyor
çakıl taşlarının üstünden sekerek akarken.
fransız senatör nicolas about çok etkilendiği şiiri senatoda okurken “onu bir canavar, bir ucube olarak kayda geçmek istiyorlar ama bu işte gerçek canavarlık nerede" diye sorar.
ve nihayet saartjie'nin parçaları doğduğu topraklarda kadınlar günü’nde düzenlenen törenle toprağa verilir
kadın hakları kuruluşlarının önemli bir referansı haline gelen saartjie baartman’ın yaşamı, makalelere, kitaplara, filmlere konu olmuştur.
onun hayat hikâyesini anlatan “venus noire” adlı filmi
abdellatif kechiche tarafından yönetilmiş ve birçok ödüle layık görülmüştür.
saartjie'nin 23 yıllık hayatında bu kadar acı çekmesinin tek nedeni ise kadın olmasıdır.
saartjie’nin ait olduğu hottentot kabilesi erkeklerinin devasa boyutlarda penisleri olduğu tespit edilmiştir. hottentot erkeğini avrupa’ya götürüp çıplak olarak sergilemeyi hiçbir batılı erkek göze alamamıştır.
“steatopygia” yani vücut yağının kalçalarda toplanması ve devasa vajinalara sahip olmaları bu kabilenin kadınlarının genetik özelliğidir.
saartjie, köle olarak bir çiftlikte çalışırken ona sarah diyen ingiliz bir doktor tarafından satın alınır. doktor onu londra’ya götürüp kafes içinde boynuna tasma takarak çocuk yaştaki kızı çıplak olarak sergileyip para kazanır.
1.60 mt boyu, oldukça çıkıntılı büyük kalçası ve epey büyük vajinası olan saartjie onu görmeye gelenlerin tacizine uğrar.

daha sonra parisli bir vahşi hayvan terbiyecisine satılır. hayvanlarla birlikte sirklerde gösterilerde kullanılmaya başlanan kızcağız, terbiyecisinin emirlerine uyan bir sirk hayvanı gibi görülür.
onun vücudu üzerinden değerlendirme yapılarak beyaz ırkın üstünlüğünü öven sözde bilimsel makaleler yazılır.
onu aşağılayan fransız sosyetesinin, bilim adamlarının ve avrupalı zengin erkeklerin saartjie ile cinsel ilişki yaşamak için sıraya girdiğini de eklemek lazım.
köle, hayvan, canavar olarak nitelendirdikleri bu afrikalı kadınla cinsel ilişki yaşamak için saartjie’nin sahibine avuç dolusu para dökülmesi ikiyüzlülüğün net bir göstergesi olarak tarihe yazılmıştır.
batı dünyası ona hottentot venüsü diyerek alay eder. insan olduğu bile unutturulmuş bu gencecik kadın çektiği zulüme dayanamaz ve ölür.
ne var ki napolyon’un cerrahı ve zoolog yazar george cuvier, üzerinde çalışmak için canavar diye tanımladığı sarah’ın bedenini parçalara ayırır.
bu parçalar daha sonra birleştirilerek mumyalanır ve paris’teki musee de l’homme’da halka açık bir şekilde sergilenir.
güney afrika'nın en eski halkı olan khoisanlılar 200 yıl boyunca kızlarının müzede sergilenen parçalarını geri ister.
ama fransızlar bu isteği “fransız müzelerinde sergilenen tüm eserler fransa’ya aittir” diye geri çevirir.
diana ferrus bir şiir yazar
seni eve götürmeye geldim.
eve, hatırlar mısın bozkırı?
yemyeşil çimeni büyük meşe ağaçlarının altındaki hava serindir.
orada güneş yakmaz.
bir tepenin eteğine serdim yatağını
battaniyen çalı çırpıyla ve nane yapraklarıyla çevrili,
sarı beyaz çiçeklerle kaplı
akarsuyun şarkısı işitiliyor
çakıl taşlarının üstünden sekerek akarken.
fransız senatör nicolas about çok etkilendiği şiiri senatoda okurken “onu bir canavar, bir ucube olarak kayda geçmek istiyorlar ama bu işte gerçek canavarlık nerede" diye sorar.
ve nihayet saartjie'nin parçaları doğduğu topraklarda kadınlar günü’nde düzenlenen törenle toprağa verilir
kadın hakları kuruluşlarının önemli bir referansı haline gelen saartjie baartman’ın yaşamı, makalelere, kitaplara, filmlere konu olmuştur.
onun hayat hikâyesini anlatan “venus noire” adlı filmi
abdellatif kechiche tarafından yönetilmiş ve birçok ödüle layık görülmüştür.
saartjie'nin 23 yıllık hayatında bu kadar acı çekmesinin tek nedeni ise kadın olmasıdır.
saartjie’nin ait olduğu hottentot kabilesi erkeklerinin devasa boyutlarda penisleri olduğu tespit edilmiştir. hottentot erkeğini avrupa’ya götürüp çıplak olarak sergilemeyi hiçbir batılı erkek göze alamamıştır.
devamını gör...