orijinal adı: syngué sabour
yazar: atiq rahimi
yayım yılı: 2008
kadınlara değer verilmeyen bir ülke olan afganistan'da savaşın ortasında bilinçsiz bir şekilde yatan kocasına bakan kadının öyküsüdür. kadın onu kendi sabır taşı olarak görür ve çatlaması için tüm sırlarını kocasına açar.
yazar: atiq rahimi
yayım yılı: 2008
kadınlara değer verilmeyen bir ülke olan afganistan'da savaşın ortasında bilinçsiz bir şekilde yatan kocasına bakan kadının öyküsüdür. kadın onu kendi sabır taşı olarak görür ve çatlaması için tüm sırlarını kocasına açar.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "emine pir zola" tarafından 17.01.2024 13:20 tarihinde açılmıştır.
1.
can yayınları tarafından basılan 104 sayfalık incecik ama çok çarpıcı bir kitap. konu afganistan. lanet olsun bu ülkeye. bu ülke kadar midemi bulandıran az ülke vardır. afganistanlılar da ülkelerini anlatan kitaplar için hep yalan söylüyor kitaplar der. boynunuz altınızda kalsın.
kitap afganistan'da 2 küçük kızı ile çatışmaların ortasında yaşamaya çalışan bir kadını anlatıyor. onun hayatını çekilmez kılan ise ne evlerinin yanında çatışmalar olması ne de sokaklarından tanklar geçmesi. afganistan'da savaşa gidip de ensesine bir kurşun yiyen ve felç olan kocasına bakmak zorunda kalması onu delirme noktasına getiriyor. bu ülkede kadınlar kocasını tanımadan onlarla evlendiriliyor. kadın da 3 yıl evli şekilde kocasının savaştan dönmesini beklemiş. aralarında ne bir duygusal paylaşım var, ne düzgün bir cinsel paylaşım. bir gün olsun dertleşmemişler, kadın hayatı boyunca her şeyi içine atmış. adam yazır yatalakken kadın tüm içindekileri, yaşadığı tüm zorlukları ve sırlarını adama anlatıyor. onu sabır taşı olarak görüyor ve çatlaması için tüm sırlarını ona açıyor. ne kadar zor bir hayat, kadın olmak zor ama böyle ülkelerde daha zor.
bence kesinlikle okunması gereken bir kitap. çaresizlik bir kadına neler yaptırıyor. sırf toplumda saygı duyulmadığı için istemedikleri şeyler yapmak zorunda kalıyorlar. bu kitap için 5 10 saat konuşulur ama ne söylesek faydasız.
bizi kadın olarak değerli gören, tüm haklarımızı teslim eden, tüm ülkelerden önce kadını baş tacı eden büyük önder mustafa kemal atatürk'e şükran borcumuzu asla ödeyemeyiz. sen ne büyük adamsın.
kitap afganistan'da 2 küçük kızı ile çatışmaların ortasında yaşamaya çalışan bir kadını anlatıyor. onun hayatını çekilmez kılan ise ne evlerinin yanında çatışmalar olması ne de sokaklarından tanklar geçmesi. afganistan'da savaşa gidip de ensesine bir kurşun yiyen ve felç olan kocasına bakmak zorunda kalması onu delirme noktasına getiriyor. bu ülkede kadınlar kocasını tanımadan onlarla evlendiriliyor. kadın da 3 yıl evli şekilde kocasının savaştan dönmesini beklemiş. aralarında ne bir duygusal paylaşım var, ne düzgün bir cinsel paylaşım. bir gün olsun dertleşmemişler, kadın hayatı boyunca her şeyi içine atmış. adam yazır yatalakken kadın tüm içindekileri, yaşadığı tüm zorlukları ve sırlarını adama anlatıyor. onu sabır taşı olarak görüyor ve çatlaması için tüm sırlarını ona açıyor. ne kadar zor bir hayat, kadın olmak zor ama böyle ülkelerde daha zor.
bence kesinlikle okunması gereken bir kitap. çaresizlik bir kadına neler yaptırıyor. sırf toplumda saygı duyulmadığı için istemedikleri şeyler yapmak zorunda kalıyorlar. bu kitap için 5 10 saat konuşulur ama ne söylesek faydasız.
bizi kadın olarak değerli gören, tüm haklarımızı teslim eden, tüm ülkelerden önce kadını baş tacı eden büyük önder mustafa kemal atatürk'e şükran borcumuzu asla ödeyemeyiz. sen ne büyük adamsın.
devamını gör...
